İçeriğe geç

İdrar S-Fenilmerkapturik Asit

S-Fenilmerkaptürik asit (SPMA), bilinen bir insan kanserojeni olan benzene maruziyeti değerlendirmek için kullanılan spesifik ve yaygın olarak tanınan bir biyobelirteçtir.[1] Benzen, tütün dumanı, araç egzozu ve endüstriyel emisyonlar dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan kaynaklanan her yerde bulunan bir çevresel kirleticidir. Lösemi ile olan yerleşik bağlantısı ve akciğer kanseri etiyolojisine potansiyel katılımı nedeniyle, benzene maruziyetin izlenmesi kritik öneme sahiptir.[1] İdrar SPMA seviyeleri, vücut tarafından emilen benzenin iç dozunu yansıtır ve bu da onu bu zararlı kimyasala maruziyeti değerlendirmek için çevre sağlığı ve toksikoloji çalışmalarında değerli bir araç haline getirir.

Benzen maruziyeti üzerine, vücutta metabolik dönüşüme uğrar. Önemli bir adım, reaktif bir ara madde olan benzen okside oksidasyonunu içerir.[1] Bu epoksit daha sonra, öncelikle glutatyon S-transferaz enzimleri, özellikle de GSTT1 (Glutatyon S-transferaz teta 1) tarafından katalize edilen bir işlem olan glutatyon ile konjugasyon yoluyla detoksifiye edilir.[1] Ortaya çıkan konjugat daha sonra işlenir ve nihayetinde idrarda S-fenilmerkapturik asit olarak atılır. GSTT1 ve GSTM1 (Glutatyon S-transferaz mü 1) genlerindeki delesyonlar gibi genetik varyasyonlar, bu detoksifikasyon yolunun etkinliğini ve dolayısıyla idrar SPMA seviyelerini önemli ölçüde etkileyebilir.[1] Örneğin, GSTT1 null genotipine sahip bireyler, daha yüksek benzen maruziyetine rağmen daha düşük idrar SPMA seviyeleri gösterebilirler, çünkü daha az benzen oksit konjuge edilir ve bu yolla atılır, bu da benzenin toksik etkilerine karşı duyarlılıklarını potansiyel olarak artırır.[1] CYP2E1 gibi diğer enzimler de benzen metabolizmasında rol oynar, ancak bu bölgedeki yaygın genetik varyantlar her zaman SPMA seviyeleri ile güçlü ilişkiler göstermeyebilir.[1]

İdrarda SPMA tayininin, bireysel ve popülasyon düzeyinde benzen maruziyetini değerlendirmede önemli bir klinik önemi vardır. Özellikle mesleki ortamlarda, sigara içenler arasında ve çevresel benzene maruz kalan popülasyonlarda biyolojik izleme için non-invaziv bir yöntem olarak hizmet eder.[1] Yüksek SPMA seviyeleri, daha yüksek benzen alımını gösterir ve bu da bazı kanserler de dahil olmak üzere benzenle ilişkili hastalıklar için risk değerlendirmelerine bilgi sağlayabilir.[1] Ayrıca, GSTT1 ve GSTM1 polimorfizmleri gibi genetik faktörlerin SPMA seviyeleri üzerindeki etkisini anlamak, maruziyet verilerinin daha nüanslı bir şekilde yorumlanmasını sağlayarak, benzer ölçülen SPMA seviyelerine rağmen benzenin kanserojenliğine karşı daha duyarlı olabilecek bireylerin belirlenmesine yardımcı olur.[1] Çalışmalar, SPMA ile toplam nikotin eşdeğerleri (TNE), toplam NNAL, 3-hidroksipropilmerkapturik asit (3-HPMA) ve 3-hidroksi-1-metilpropilmerkapturik asit (HMPMA) gibi uçucu kanserojenlerin diğer biyobelirteçleri arasında korelasyonlar göstermiştir ve bu da sigara dumanı gibi bağlamlarda zararlı maddelere maruz kalmanın daha geniş bir göstergesi olarak potansiyelini düşündürmektedir.[1]

Halk sağlığı açısından, idrar SPMA’sını doğru bir şekilde ölçme yeteneği önemli bir sosyal öneme sahiptir. Araştırmacılara ve politika yapıcılara benzen maruziyetini izleme, risk altındaki toplulukları belirleme ve maruziyeti azaltmayı amaçlayan halk sağlığı müdahalelerinin etkinliğini değerlendirme olanağı sağlar.[1] SPMA seviyelerindeki gözlemlenen etnik farklılıklar ve bunların akciğer kanseri riski eşitsizlikleriyle olan korelasyonu, sağlık eşitsizliklerini anlamada genetik ve çevresel faktörleri dikkate almanın önemini vurgulamaktadır.[1]Örneğin, çalışmalar farklı etnik gruplarda, sigara alışkanlıkları ve genetik varyasyonlar hesaba katıldıktan sonra bile değişen SPMA seviyeleri göstermiştir; bu da farklı hastalık duyarlılığına katkıda bulunan karmaşık etkileşimleri düşündürmektedir.[1] Bu anlayış, hedeflenmiş önleme stratejilerine rehberlik edebilir ve çevresel adalet kaygılarını ve kişiselleştirilmiş risk değerlendirmesini ele alarak daha adil sağlık sonuçlarına katkıda bulunabilir.

Metodolojik ve İstatistiksel Güç Kısıtlamaları

Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Güç Kısıtlamaları”

Çalışma, o zamanki türünün en büyüğü olmasına rağmen, örneklem büyüklüğü nedeniyle istatistiksel güçte, özellikle de bir genom çapında ilişkilendirme çalışması (GWAS) için kısıtlamalarla karşılaştı.[1] Toplam 2.239 sigara içicisiyle, araştırma, genom çapında anlamlılık eşiğinde idrar S-fenilmerkaptürik asit (SPMA) seviyelerindeki varyasyonun yalnızca %1,8’ini açıklayan genetik faktörleri tespit etmek için %80 güce sahipti.[1] Bu mütevazı güç, SPMA seviyeleri üzerinde daha küçük etkilere sahip yaygın genetik varyantların kaçırılmış olabileceği ve genetik keşfin kapsamlılığını sınırladığı anlamına gelir.

Ayrıca, 311 ila 674 katılımcı arasında değişen etnik kökene özgü örneklem büyüklükleri, herhangi bir tek etnik grupta SPMA’daki değişkenliğin %6’sından %11’ine kadar daha azını açıklayan genetik varyantları tespit etme yeteneğini kısıtladı.[1] Sonuç olarak, çalışma, SPMA seviyelerindeki popülasyon farklılıklarına katkıda bulunan daha az yaygın allelleri (frekansları %5’in altında olan) veya etnik kökene özgü varyantları belirlememiş olabilir. Bu boşlukları gidermek, SPMA’yı etkileyen tam genetik yapıyı ortaya çıkarmak için belirli ırksal ve etnik popülasyonlara göre uyarlanmış önemli ölçüde daha büyük çalışmaları gerektirecektir.

İdrar SPMA seviyelerinin yorumlanması, benzen maruziyetinin ve özellikle GSTT1 genini içeren genetik detoksifikasyon kapasitesinin ikili etkisiyle karmaşıklaşır.[1] Daha yüksek benzen maruziyeti genellikle artan SPMA’ya yol açarken, GSTT1 null statüsüne sahip bireyler, benzen kaynaklı toksisite için daha yüksek risk altında olmalarına rağmen, azalmış SPMA seviyeleri sergiler.[1] Bu “bilmece”, GSTT1 genotipleme bilgisinden yoksun çalışmalar için önemli bir zorluk teşkil etmektedir, çünkü SPMA seviyeleri tek başına iç benzen dozunu veya ilişkili biyolojik riski doğru bir şekilde yansıtmayabilir.

Ek olarak, idrar seyreltilmesindeki değişkenlik gibi fenotipik hususlar, SPMA sonuçlarını etkileyebilir. Kreatinin seviyelerine göre ayarlama bu farklılıkların bazılarını azaltabilse de, popülasyonlar arasındaki SPMA’da gözlemlenen tüm değişkenliği tam olarak çözmez.[1] SPMA, benzen için spesifik bir biyobelirteç olmasına rağmen, iç benzen dozunun ve sonraki sağlık etkilerinin kesin bir göstergesi olarak kullanışlılığı, bu genetik ve fizyolojik faktörlerden etkilenir ve ilgili genetik ve klinik verilerle birlikte dikkatli yorumlama ihtiyacının altını çizer.

Hesaplanamayan Değişkenlik ve Kalan Bilgi Boşlukları

Section titled “Hesaplanamayan Değişkenlik ve Kalan Bilgi Boşlukları”

SPMA seviyelerindeki değişkenliğin önemli bir kısmı, yaş, cinsiyet, BMI, toplam nikotin eşdeğerleri, günde içilen sigara sayısı, etnik köken ve genetik soyun temel bileşenleri dahil olmak üzere çeşitli temel kovaryatlar hesaba katıldıktan sonra bile açıklanamamaktadır; bu kovaryatlar toplam varyansın yalnızca %37’sini açıklamaktadır.[1] Bu önemli ölçüde hesaba katılmayan değişkenlik, diğer ölçülmemiş genetik faktörlerin, karmaşık gen-çevre etkileşimlerinin veya ek çevresel maruziyetlerin SPMA seviyelerini belirlemede kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Daha önce bildirilen CYP2E1 polimorfizmleri için anlamlı bir ilişki bulunmaması, benzen metabolizmasının genetik yapısını tam olarak anlamadaki boşlukları da vurgulamaktadır.[1] Dahası, çalışma GSTT1 ve GSTM1 delesyonlarının güçlü etkileri için ayarlama yapıldıktan sonra bile SPMA seviyelerinde kalıcı ve güçlü etnik farklılıklar gözlemlemiştir.[1] Bu, henüz tanımlanmamış diğer genetik veya çevresel faktörlerin, benzen alımı ve metabolizmasındaki bu popülasyona özgü farklılıklara katkıda bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca, SPMA, löseminin bilinen bir nedeni olan benzen için bir biyobelirteç olmasına rağmen, akciğer kanseri etiyolojisi ile doğrudan bağlantısı insanlarda daha az belirlenmiştir.[1]SPMA’nın sigara dumanındaki diğer uçucu akciğer kanserojenleri için bir biyobelirteç olarak hizmet edebileceği olasılığı, kanser risk değerlendirmesinde daha geniş, ancak henüz doğrulanmamış bir rol olduğunu ve bunun daha fazla araştırılması gerektiğini düşündürmektedir.[1]

rs6003958 genetik varyantı, MIF-AS1 (Makrofaj Göç İnhibitör Faktör Antisens RNA 1) ve KLHL5P1 (Kelch Like Family Member 5 Pseudogene 1) genleri arasındaki bir intergenik bölgede yer almaktadır. Bu konum, rs6003958 ’in bu yakındaki genlerin düzenleyici aktivitesini etkileyebileceğini ve potansiyel olarak bunların ekspresyon seviyelerini veya transkriptlerinin stabilitesini etkileyebileceğini düşündürmektedir. Bu tür genetik etkileri anlamak, benzen alımının spesifik bir göstergesi olan idrar S-fenilmerkaptürik asit (SPMA) gibi biyobelirteçleri yorumlamak için çok önemlidir.[1] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), çeşitli popülasyonlarda SPMA seviyelerindeki varyasyonlara katkıda bulunan yaygın genetik varyantları belirlemede etkili olmaktadır.[1] MIF-AS1, tipik olarak protein kodlamayan, ancak transkripsiyonel interferans, kromatin yeniden modellenmesi veya haberci RNA’nın post-transkripsiyonel kontrolü gibi çeşitli mekanizmalar yoluyla gen ekspresyonunu düzenlemede önemli roller oynayan uzun kodlayıcı olmayan bir RNA (lncRNA) olarak sınıflandırılır. Bir antisens RNA olarak MIF-AS1, bağışıklık yanıtlarında, inflamasyonda ve hücresel proliferasyonda yer alan önemli bir sitokin olanMIF (Makrofaj Göç İnhibitör Faktörü) geninin ekspresyonunu özellikle düzenleyebilir. rs6003958 tarafından potansiyel olarak etkilenen MIF-AS1 ekspresyonundaki değişiklikler, inflamatuar yolları veya hücresel stres yanıtlarını değiştirebilir; bu da vücudun benzen gibi çevresel toksikantları işlemesiyle geniş ölçüde alakalıdır ve metaboliti SPMA seviyelerini dolaylı olarak etkileyebilir. Daha yüksek benzen maruziyetinin, idrar SPMA seviyelerinin yükselmesine yol açtığı bilinmektedir.[1] MIF-AS1’in bitişiğinde, mutasyonlar nedeniyle tipik olarak protein kodlama kapasitesinden yoksun, fonksiyonel bir gene benzeyen bir DNA dizisi olan bir psödogen olan KLHL5P1 bulunur. Genellikle işlevsiz olarak kabul edilmesine rağmen, bazı psödogenler, örneğin mikroRNA süngerleri olarak hareket ederek veya fonksiyonel benzerlerinin veya diğer genlerin ekspresyonunu modüle eden kendi kodlayıcı olmayan RNA’larını üreterek düzenleyici etki gösterebilir. Fonksiyonel KLHL5 geni, protein yıkımı ve hücresel kalite kontrolü için kritik bir süreç olan ve detoksifikasyon yollarında önemli olabilen ubikitinasyonda yer alır. Bu nedenle, rs6003958 , KLHL5P1’in ekspresyonunu veya fonksiyonunu etkileyebilir, potansiyel olarak ksenobiyotiklere hücresel yanıtları etkileyebilir veya sıvı kromatografisi-tandem kütle spektrometrisi kullanılarak rutin olarak analiz edilen SPMA seviyelerinin değişkenliğine katkıda bulunabilir.[1]

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs6003958 MIF-AS1 - KLHL5P1urinary S-phenylmercapturic acid

S-Fenilmerkaptürik Asidin Tanımı ve Metabolik Önemi

Section titled “S-Fenilmerkaptürik Asidin Tanımı ve Metabolik Önemi”

S-Fenilmerkaptürik asit (SPMA), benzen alımının göstergesi olan spesifik bir idrar biyobelirteci olarak kesin bir şekilde tanımlanır ve vücutta benzenin detoksifikasyonu sırasında oluşan kritik bir metabolit olarak işlev görür.[1] Her yerde bulunan bir çevresel toksik madde ve kanserojen olan benzen, metabolik dönüşüme uğrar ve glutatyon ile konjugasyonu, SPMA’nın bu yolun son ürünü olduğu merkaptürik asitlerin oluşmasına yol açar.[1] İdrarda SPMA’nın varlığı ve konsantrasyonu, bireyin benzene maruziyetini doğrudan yansıtır; daha yüksek benzen maruziyeti, idrar SPMA seviyelerinin yükselmesiyle ilişkilidir.[1] Bu kavramsal çerçeve, SPMA’yı çevresel veya mesleki benzen maruziyetini değerlendirmek için değerli bir araç olarak konumlandırır ve onu spesifik ve güvenilir bir gösterge olarak ayırır.

SPMA’nın önemi, yalnızca benzen maruziyetini göstermenin ötesine geçer; aynı zamanda sigara dumanında bulunan diğer uçucu kanserojenler için potansiyel bir biyobelirteç görevi görür.[1] Çalışmalar, SPMA’nın toplam nikotin eşdeğerleri (TNE), toplam 4-(metilnitrosamino)-1-(3-piridil)-1-bütanol (NNAL), 3-hidroksipropilmerkaptürik asit (3-HPMA) ve 3-hidroksi-1-metilpropilmerkaptürik asit (HMPMA) dahil olmak üzere tütün toksik maddelerine maruz kalmanın diğer idrar biyobelirteçleriyle önemli ölçüde ilişkili olduğunu göstermiştir.[1] Bu korelasyonlar, SPMA seviyelerinin daha geniş bir uçucu toksik madde alımı spektrumuna ilişkin bilgiler sunabileceğini ve sigarayla ilişkili hastalıklar için risk değerlendirmesinde çok yönlü bir araç haline geldiğini göstermektedir.

Analitik Metodolojiler ve Operasyonel Kriterler

Section titled “Analitik Metodolojiler ve Operasyonel Kriterler”

İdrar S-fenilmerkaptürik asidin kesin kantifikasyonu tipik olarak gelişmiş analitik teknikler, öncelikle sıvı kromatografisi-tandem kütle spektrometrisi (LC-MS/MS) yoluyla elde edilir.[1] Bu yöntem, doğruluk ve tekrarlanabilirliği sağlamak için idrar örneklerine [D5]SPMA gibi bir iç standardın eklenmesini içeren titiz bir süreç içerir.[1] Analiz, bileşiği doğru bir şekilde tanımlamak ve ölçmek için belirli kütle spektrometrisi geçişlerini (örneğin, SPMA için m/z 238,05 → m/z 109,05 ve [D5]SPMA için m/z 243,05 → m/z 114,05) izler.[1] SPMA konsantrasyonu için operasyonel tanımlar tipik olarak mililitre başına pikomol (pmol/ml) idrar olarak veya bazen idrar seyreltmesindeki varyasyonları hesaba katmak için idrar kreatinin seviyelerine (pmol/mg kreatinin) göre ayarlanır.[1] Bu ölçümler, çalışma popülasyonları arasında sağlam karşılaştırmalar sağlamak için genellikle yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi (BMI) ve toplam nikotin eşdeğerleri (TNE) gibi karıştırıcı faktörler için daha da ayarlanır.[1] 0,1 pmol/ml gibi tanımlanmış bir kantitasyon limiti (LOQ) belirlenir ve bu eşiğin altında kalan örnekler, veri kalitesini korumak için tipik olarak analizlerden çıkarılır.[1]

SPMA Düzeylerinin Genetik ve Etnik Belirleyicileri

Section titled “SPMA Düzeylerinin Genetik ve Etnik Belirleyicileri”

S-Fenilmerkaptürik asit düzeyleri, hem genetik yatkınlıklar hem de etnik kökenlerden etkilenen önemli değişkenlik gösterir ve metabolizma ile maruz kalmanın karmaşık etkileşimini vurgular.[1] Genetik polimorfizmler, özellikle Glutathione S-transferase T1 (GSTT1) ve Glutathione S-transferase M1 (GSTM1) genlerindeki delesyonlar, SPMA konsantrasyonlarının önemli belirleyicileridir.[1] Spesifik olarak, GSTT1 null genotipine sahip bireyler, benzen maruziyetinde GSTT1 pozitif olanlara kıyasla sürekli olarak daha düşük idrar SPMA düzeyleri gösterirler, çünkü enzimin yokluğu merkaptürik asit konjugatının oluşumunu azaltır.[1] Bu genetik sınıflandırma sistemi, SPMA düzeylerinin yorumlanmasını önemli ölçüde etkiler, çünkü GSTT1 delesyonu farklı popülasyonlar arasındaki SPMA düzeylerindeki değişkenliğin önemli bir bölümünü (örneğin, %14,2 ila %31,6) açıklayabilir.[1] Genetik faktörlerin ötesinde, ortalama SPMA düzeylerinde, sigara içme yoğunluğu ve genetik varyasyonlar için ayarlama yapıldıktan sonra bile, dikkate değer etnik farklılıklar gözlemlenmiştir.[1] Örneğin, Afrikalı Amerikalılar, Beyazlara kıyasla anlamlı derecede daha yüksek SPMA düzeyleri gösterirken, Japon Amerikalılar tipik olarak daha düşük düzeyler sergiler.[1] SPMA’nın hem mililitre idrar başına ifade edildiği hem de kreatinin için ayarlandığı durumlarda gözlemlenen bu popülasyona özgü varyasyonlar, araştırma ve klinik bağlamlarda etnik kökeni dikkate almanın önemini vurgulamaktadır.[1] Bu tür sınıflandırmalar, farklı popülasyonlarda benzen toksisitesine ve akciğer kanseri riski de dahil olmak üzere ilgili sağlık sonuçlarına karşı farklı duyarlılığı anlamak için kritik öneme sahiptir.[1]

Benzen Metabolizması ve S-Fenilmerkapturik Asit (SPMA) Oluşumu

Section titled “Benzen Metabolizması ve S-Fenilmerkapturik Asit (SPMA) Oluşumu”

İdrarda S-fenilmerkapturik asit (SPMA), benzen maruziyetinin spesifik bir biyobelirteci olarak işlev görür. İnsanlarda kanserojen olduğu bilinen ve akut miyeloid lösemiye neden olan benzen, toksik etkilerini göstermek için metabolik aktivasyona ihtiyaç duyar.[1] Bu aktivasyon süreci, benzen karsinojenezinde kritik bir ara madde olan benzen oksidin oluşumunu içerir. Zararlı etkilerini azaltmak için benzen oksit, öncelikle glutatyon ile konjugasyon yoluyla detoksifiye edilir; bu süreç, özellikle GSTT1 ve GSTM1 olmak üzere Glutatyon S-transferazlar (GST’ler) olarak bilinen bir enzim ailesi tarafından katalize edilir.[1] Bu glutatyon konjugatı daha sonra vücut içinde bir dizi enzimatik reaksiyonla işlenir ve sonuçta idrarla atılan SPMA’nın oluşumuna yol açar.[1] Benzene maruziyetinin birincil mesleki olmayan kaynağı sigara içimidir; tek bir sigara 15–59 mikrogram benzen içerir ve bu da bir sigara içicisinin benzen maruziyetinin yaklaşık %90’ını oluşturur.[1] İdrar SPMA’sı, vücudun benzen alımının güvenilir bir göstergesini sağlar. Çalışmalar, sigara içenler sigarayı bıraktıklarında idrar SPMA düzeylerinin genellikle yaklaşık %80 oranında hızla azaldığını ve aktif sigara içimi ile benzen maruziyeti arasındaki doğrudan bağlantıyı vurguladığını göstermiştir.[1] CYP2E1’in benzen metabolizmasındaki rolü kabul edilmekle birlikte, araştırmalar bu gendeki yaygın genetik varyasyonların SPMA düzeylerini önemli ölçüde etkilemeyebileceğini göstermektedir.[1]

Benzen Detoksifikasyonunun Genetik Belirleyicileri

Section titled “Benzen Detoksifikasyonunun Genetik Belirleyicileri”

Detoksifikasyon enzimlerindeki genetik varyasyonlar, benzen metabolizması ve SPMA seviyelerindeki bireysel farklılıklarda önemli bir rol oynar. Özellikle GSTT1 ve GSTM1 genlerinin delesyonları olmak üzere, Glutatyon S-transferaz genlerindeki polimorfizmler önemli faktörlerdir.[1] İşlevsiz bir enzimle sonuçlanan GSTT1 gen delesyonu, farklı etnik gruplar arasında varyansın %14,2 ile %31,6’sını açıklayarak, sigara içenler arasındaki SPMA seviyelerindeki değişkenliğin önemli bir bölümünü oluşturabilir.[1] Tersine, GSTM1 delesyonu daha mütevazı bir etkiye sahiptir ve SPMA değişkenliğine %0,2 ile %2,4 arasında katkıda bulunur.[1] GSTT1 null durumu olarak bilinen fonksiyonel bir GSTT1 enziminin yokluğu, benzen oksidin detoksifikasyon yolunu doğrudan etkiler. GSTT1 null genotipine sahip bireyler, potansiyel olarak daha yüksek benzen oksit maruziyetine rağmen, daha düşük idrar SPMA seviyeleri sergilerler, çünkü glutatyon konjugatını oluşturmak için birincil yol bozulmuştur.[1] SPMA oluşumundaki bu azalma, benzen kaynaklı toksisite ve kanserojenlik riskini artırabilecek reaktif benzen oksidin artan bir şekilde kullanılabilirliğini düşündürmektedir.[1] GSTT1 null durumu ile SPMA seviyeleri arasındaki bu ters ilişki, SPMA’nın benzen maruziyetinin bir biyobelirteci olarak yorumlanmasında genetik altyapının dikkate alınmasının önemini vurgulamaktadır. GST genlerine ek olarak, bir genom çapında ilişkilendirme çalışması, 1p13’te SPMA seviyeleriyle ilişkili bir imputed varyant (rs110223001 ) tanımlamıştır.[1]

İdrar SPMA, akut miyeloid lösemi ve akut non-lenfositik lösemi ile bağlantılı olduğu bilinen insan kanserojeni benzena bireysel maruziyeti değerlendirmek için çok önemli bir biyobelirteç olarak işlev görür.[1] Benzene ile doğrudan bağlantısının ötesinde, SPMA seviyelerinin sigara dumanında bulunan uçucu toksikantlara ve kanserojenlere maruz kalmanın diğer idrar biyobelirteçleri ile önemli ölçüde ilişkili olduğu bulunmuştur.[1] Bu korelasyonlar, toplam nikotin eşdeğerleri (TNE), toplam NNAL (tütüne özgü kanserojen NNK için bir biyobelirteç), akrolein için 3-hidroksipropilmerkapturik asit (3-HPMA) ve krotonaldehit için 3-hidroksi-1-metilpropilmerkapturik asit (HMPMA) olup, en güçlü ilişkiler TNE ve toplam NNAL için gözlenmiştir.[1] Benzene tipik olarak insanlarda akciğer kanserinin birincil nedeni olarak kabul edilmese de, SPMA’nın akciğer kanseri etiyolojisinde rol oynayan sigara dumanında bulunan diğer uçucu kanserojenlerin alımının bir göstergesi olarak hizmet etme potansiyeli vardır.[1] SPMA’nın bir biyobelirteç olarak kullanışlılığı karmaşıktır, çünkü daha yüksek benzene maruziyeti doğrudan yükselmiş SPMA seviyelerine yol açar, ancak GSTT1 null durumu gibi genetik faktörler, artan kanserojenik riske rağmen paradoksal olarak daha düşük SPMA ile sonuçlanabilir.[1] Bu nedenle, SPMA seviyelerinin kapsamlı bir şekilde yorumlanması, hem maruz kalma düzeylerinin hem de bireyin genetik detoksifikasyon kapasitesinin dikkate alınmasını gerektirir.

Benzen Metabolizmasında Etnik Değişkenlik ve SPMA Seviyeleri

Section titled “Benzen Metabolizmasında Etnik Değişkenlik ve SPMA Seviyeleri”

İdrar SPMA seviyelerinde, sigara içme yoğunluğu ve diğer kovaryatlar hesaba katıldıktan sonra bile çeşitli etnik popülasyonlar arasında önemli farklılıklar gözlemlenmiştir.[1] Örneğin, Afrikalı Amerikalılar Beyazlara kıyasla yaklaşık %38 daha yüksek ortalama SPMA seviyeleri sergilerken, Japon Amerikalılar yaklaşık %38 daha düşük seviyeler göstermektedir.[1] Bu farklılıklar, GSTT1 ve GSTM1 gen delesyonlarının güçlü etkileri düzeltildikten sonra bile devam etmekte ve gözlemlenen etnik farklılıklara başka genetik veya çevresel faktörlerin katkıda bulunduğunu düşündürmektedir.[1] SPMA oluşumunu önemli ölçüde etkileyen GSTT1 null genotipinin prevalansı, etnik gruplar arasında önemli ölçüde farklılık göstermektedir; Japon Amerikalılar ve Yerli Hawaiililer, Afrikalı Amerikalılar (%21,8) ve Kafkasyalılara (%20,4) kıyasla daha yüksek null frekanslarına (sırasıyla %66 ve %51) sahiptir.[1] İdrar SPMA ile yansıtılan benzen alımındaki bu etnik farklılıklar, Çok Etnikli Kohort içindeki akciğer kanseri riskindeki gözlemlenen farklılıklarla uyumludur. Spesifik olarak, Afrikalı Amerikalılar ve Yerli Hawaiililer, aynı miktarda sigara içimi için Beyazlara göre daha yüksek bir akciğer kanseri riski sergilerken, Latinler ve Japon Amerikalılar daha düşük duyarlılık göstermektedir.[1] Bu, genetik yatkınlık, çevresel maruziyetler ve popülasyona özgü sağlık sonuçları arasındaki karmaşık etkileşimi vurgulamaktadır.

Benzenin S-Fenilmerkapturik Asite Metabolik Biyotransformasyonu

Section titled “Benzenin S-Fenilmerkapturik Asite Metabolik Biyotransformasyonu”

İdrarda S-fenilmerkapturik asit (SPMA) oluşumu, sigara dumanında sıkça karşılaşılan uçucu bir kanserojen olan benzenin detoksifikasyonu ve atılımı için spesifik bir metabolik yoldur.[1] Benzenin kendisi, öncelikle kritik ara ürün olan benzen oksidin oluşumu yoluyla, kanserojenik etkilerini başlatmak için metabolik aktivasyona ihtiyaç duyar.[1] Bu epoksit ara ürünü daha sonra, öncelikle glutatyon S-transferazlar (GST’ler) tarafından katalize edilen bir işlem olan glutatyon ile reaksiyona girdiği sonraki detoksifikasyon adımları için bir substrattır.[1] Benzen oksidin ortaya çıkan glutatyon konjugatı, gama-glutamil transpeptidaz ve dipeptidazlar tarafından parçalanma ve ardından N-asetilasyon dahil olmak üzere daha fazla enzimatik işlemden geçer ve sonuçta SPMA’nın oluşumuna ve idrarla atılmasına yol açar.[1]

Glutatyon S-transferazlar Tarafından Genetik Düzenleme

Section titled “Glutatyon S-transferazlar Tarafından Genetik Düzenleme”

Benzen detoksifikasyonunun etkinliği ve dolayısıyla SPMA oluşumu, özellikle GSTT1 ve GSTM1 olmak üzere glutatyon S-transferaz gen ailesindeki genetik varyasyonlardan önemli ölçüde etkilenir.[1] GSTT1 geninin silinmesi gibi polimorfizmler, sıfır genotipe neden olarak enzimin katalitik aktivitesini önemli ölçüde azaltır veya ortadan kaldırır, böylece benzen oksidin glutatyon ile konjugasyonunu bozar.[1] Bu genetik durum, idrardaki SPMA seviyelerindeki değişkenliğin önemli bir bölümünü oluşturur; GSTT1 sıfır genotipini taşıyan bireyler, benzer benzen maruziyetine rağmen daha düşük SPMA seviyeleri sergiler.[1] Benzer, ancak daha küçük bir etki, GSTM1 delesyonu ile gözlemlenir ve bu gen düzenlemelerinin merkaptoürik asit yolu boyunca metabolik akışı doğrudan nasıl etkilediğini vurgular.[1]

Yolak Çapraz Konuşması ve Entegre Toksikant Yanıtı

Section titled “Yolak Çapraz Konuşması ve Entegre Toksikant Yanıtı”

SPMA üretimine yol açan metabolik yollar izole bir şekilde çalışmaz, ancak diğer idrarla atılan maruziyet biyobelirteçleriyle olan korelasyonlarla kanıtlandığı gibi, daha geniş bir toksikant yanıtları ağı içinde entegre olmuştur.[1] SPMA seviyeleri, toplam nikotin eşdeğerleri (TNE), toplam NNAL (tütüne özgü bir kanserojen için bir biyobelirteç), 3-hidroksipropilmerkapturik asit (3-HPMA, akrolein için bir biyobelirteç) ve HMPMA (krotonaldehit için bir biyobelirteç) ile anlamlı korelasyonlar göstermektedir.[1] Bu korelasyonlar, sigara dumanı gibi karmaşık bir toksikant karışımına maruz kalmanın, aynı anda birden fazla detoksifikasyon sistemini aktive ettiği veya etkilediği bir yolak çapraz konuşması veya birlikte düzenleme derecesi olduğunu göstermektedir.[1] Bu sistem düzeyinde entegrasyon, SPMA’nın sadece benzene özgü bir biyobelirteç olarak değil, aynı zamanda sigara dumanında bulunan diğer uçucu kanserojenlere ve toksikantlara genel maruziyetin bir göstergesi olarak da hizmet edebileceğini göstermektedir.[1]

Popülasyon Düzeyindeki Belirleyiciler ve Klinik Önemi

Section titled “Popülasyon Düzeyindeki Belirleyiciler ve Klinik Önemi”

SPMA seviyelerini yöneten yolaklar ve mekanizmalar, farklı popülasyonlar arasında hem çevresel maruziyet farklılıklarını hem de altta yatan genetik yatkınlıkları yansıtan önemli varyasyonlar sergilemektedir.[1] Örneğin, Afro-Amerikalılar Beyazlara kıyasla daha yüksek SPMA seviyeleri gösterirken, Japon Amerikalılar, toplam nikotin eşdeğerleri gibi faktörler hesaba katıldıktan sonra bile önemli ölçüde daha düşük seviyeler göstermektedir.[1] Bu etnik farklılıklar kısmen, benzen detoksifikasyonunun etkinliğini doğrudan modüle eden GSTT1 ve GSTM1 null genotiplerinin yaygınlığındaki farklılıklarla açıklanmaktadır.[1] Bu popülasyona özgü düzenleyici mekanizmaları anlamak, SPMA’yı benzen alımının bir biyobelirteci olarak ve hastalığa yönelik mekanizmalardaki potansiyel rolünü doğru bir şekilde yorumlamak için çok önemlidir; özellikle GSTT1 null durumunun, SPMA’yı azaltırken, reaktif benzen oksidin daha yüksek oranda bulunabilirliği nedeniyle benzenin toksik ve kanserojen etkilerine duyarlılığı artırabileceği “muamma” göz önüne alındığında.[1]

İdrar S-fenilmerkapturik asit (SPMA) seviyesi, bilinen bir insan kanserojeni olan benzen alımının spesifik bir biyobelirteci olarak önemli klinik öneme sahiptir. Kullanım alanı, maruziyetin değerlendirilmesi ve riskin sınıflandırılmasından, özellikle tütün dumanına maruz kalan popülasyonlarda kişiselleştirilmiş önleme stratejilerine bilgi sağlamaya kadar, hasta bakımının çeşitli yönlerine uzanır.

Karsinojen Maruziyetinin ve Risk Değerlendirmesi

Section titled “Karsinojen Maruziyetinin ve Risk Değerlendirmesi”

İdrar SPMA, benzen maruziyetinin güçlü ve spesifik bir göstergesi olarak hizmet etmektedir; benzenin akut miyeloid lösemi ve akut non-lenfositik lösemiden sorumlu bir insan kanserojeni olarak sınıflandırılması göz önüne alındığında bu kritik bir faktördür.[1] Araştırmalar, benzine en yüksek tutarlı mesleki olmayan maruziyetin sigara içenlerde meydana geldiğini ve bir sigara içicisinin benzen maruziyetinin yaklaşık %90’ının sigara dumanından kaynaklandığını göstermektedir.[1] Sonuç olarak, SPMA seviyeleri sigarayı bırakma üzerine yaklaşık %80 oranında hızla azalır ve bu da sigarayı bırakma müdahalelerinin etkinliğini izlemede ve devam eden maruziyeti değerlendirmede kullanışlılığını vurgular.[1] Ayrıca, SPMA, toplam nikotin eşdeğerleri (TNE), toplam NNAL (tütüne özgü bir kanserojen biyobelirteci), 3-HPMA (akrolein biyobelirteci) ve HMPMA (krotonaldehit biyobelirteci) gibi uçucu toksikant ve kanserojen alımının diğer idrar biyobelirteçleri ile önemli ölçüde ilişkilidir ve bu da akciğer kanseri etiyolojisine katkıda bulunabilecek yalnızca benzenin ötesinde bir dizi uçucu kanserojene maruz kalma için daha geniş bir gösterge olarak potansiyelini düşündürmektedir.[1]

Genetik Belirleyiciler ve Farklı Duyarlılık

Section titled “Genetik Belirleyiciler ve Farklı Duyarlılık”

İdrar SPMA’nın klinik yorumlanması, benzen metabolizmasında ve bireysel duyarlılıkta önemli bir rol oynayan genetik faktörler ve etnik değişkenlik dikkate alınarak önemli ölçüde geliştirilir. Çalışmalar, SPMA seviyelerinde önemli etnik farklılıklar ortaya koymuştur; Afrikalı Amerikalılar önemli ölçüde daha yüksek seviyelerde ve Japon Amerikalılar, sigara içme yoğunluğu ve diğer kovariatlar hesaba katıldıktan sonra bile, Beyazlara kıyasla önemli ölçüde daha düşük seviyelerde bulunmuştur.[1] SPMA tarafından yansıtılan benzen alımındaki bu etnik farklılıklar, Çok Etnikli Kohort içindeki akciğer kanseri riskindeki gözlemlenen farklılıklarla uyumludur.[1] Genetik varyasyonlar, özellikle glutatyon S-transferaz T1 (GSTT1) ve GSTM1 genlerindeki delesyonlar, SPMA seviyelerini derinden etkiler ve GSTT1 delesyonu varyansın önemli bir bölümünü oluşturur.[1] Daha yüksek benzen maruziyeti genellikle daha yüksek SPMA’ya yol açarken, benzen detoksifikasyonunu bozan ve teorik olarak kanserojenite riskini artıran GSTT1 null statüsüne sahip bireyler paradoksal olarak daha düşük SPMA seviyeleri sergiler.[1] Bu “bilmece”, benzen kaynaklı toksisitenin doğru risk sınıflandırması ve kişiselleştirilmiş değerlendirilmesi için genetik bilgilerin biyobelirteç ölçümleriyle entegre edilmesinin gerekliliğinin altını çizmektedir.[1]

Prognozu ve Kişiselleştirilmiş Müdahaleleri Bilgilendirme

Section titled “Prognozu ve Kişiselleştirilmiş Müdahaleleri Bilgilendirme”

İdrar SPMA ölçümlerini genetik bilgilerle entegre etmek, benzenle ilişkili sağlık komplikasyonları riski taşıyan bireyler için sonuçları tahmin etmede ve müdahaleleri uyarlamada güçlü bir yaklaşım sunar. GSTT1 delesyonu gibi genetik polimorfizmler nedeniyle daha yüksek benzen alımı veya değişmiş metabolik kapasiteye sahip bireyleri tanımlayarak, klinisyenler lösemi ve potansiyel olarak akciğer kanseri gibi durumlar için riski daha iyi sınıflandırabilirler.[1] Örneğin, bir hastanın GSTT1 durumunu SPMA seviyeleriyle birlikte anlamak, sigarayı bırakma konusunda daha yoğun danışmanlık veya yüksek riskli popülasyonlar için gelişmiş gözetim gibi kişiselleştirilmiş önleme stratejilerine rehberlik edebilir. Bu kapsamlı yaklaşım, basit maruz kalma değerlendirmesinin ötesine geçerek bireysel biyolojik yanıtları içerir, böylece daha kesin prognostik değerlendirmeleri destekler ve uzun vadeli sağlık etkilerini azaltmak için hedefe yönelik, kişiselleştirilmiş tıp stratejilerinin geliştirilmesini kolaylaştırır.[1]

İdrarda S Fenilmerkaptürik Asit Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Section titled “İdrarda S Fenilmerkaptürik Asit Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”

Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak idrarda s fenilmerkaptürik asidin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.


1. İdrar testim bu kimyasalın düşük seviyelerini gösterirse, kirlilikten güvende miyim?

Section titled “1. İdrar testim bu kimyasalın düşük seviyelerini gösterirse, kirlilikten güvende miyim?”

Kesinlikle değil. Düşük seviyeler genellikle daha az maruz kalma anlamına gelse de, bazı insanların GSTT1 geninde bir delesyon gibi, vücutlarını bu kimyasalı işlemede ve atmada daha az verimli hale getiren genetik varyasyonları vardır. Bu, vücudunuz onu o kadar etkili bir şekilde temizlemediği için, ölçülen seviyeler daha düşük olsa bile, aslında daha yüksek maruz kalma ve risk altında olabileceğiniz anlamına gelir.

2. Ailemin geçmişi soluduğum şeylere karşı beni daha duyarlı hale getirebilir mi?

Section titled “2. Ailemin geçmişi soluduğum şeylere karşı beni daha duyarlı hale getirebilir mi?”

Evet, ailenizin geçmişi rol oynayabilir. Genetik varyasyonlar, özellikle GSTT1 ve GSTM1 gibi genlerde, vücudunuzun çevreden gelen zararlı kimyasalları ne kadar iyi detoksifiye ettiğini etkiler. Farklı etnik gruplar, bu genetik varyasyonların değişen sıklıklarına sahip olabilir ve bu da bireysel duyarlılığınızı etkileyebilir.

3. Sigara içmiyorum, ancak işlek bir yolun yakınında yaşıyorum. Hala risk altında mıyım?

Section titled “3. Sigara içmiyorum, ancak işlek bir yolun yakınında yaşıyorum. Hala risk altında mıyım?”

Evet, hala risk altında olabilirsiniz. Bu testin ölçtüğü zararlı kimyasal olan benzen, araç egzozunda bulunur ve yaygın bir çevre kirleticidir. Sigara içmeseniz bile, işlek yolların veya sanayi bölgelerinin yakınında yaşamak, genel vücut yükünüze ve potansiyel sağlık risklerinize katkıda bulunabilir.

4. Arkadaşım, benzer şekilde maruz kalsak bile, hava kirliliğini neden benden daha iyi kaldırıyor olabilir?

Section titled “4. Arkadaşım, benzer şekilde maruz kalsak bile, hava kirliliğini neden benden daha iyi kaldırıyor olabilir?”

Bunun nedeni muhtemelen genetik yapınızdaki farklılıklardır. Glutatyon S-transferaz (GST’ler) gibi enzimler, özellikle GSTT1 ve GSTM1 genlerinden olanlar, zararlı kimyasalların detoksifiye edilmesi için çok önemlidir. Bu genlerdeki varyasyonlar, bazı bireyleri kirleticileri işlemede daha verimli hale getirebilir ve benzer dış maruziyete rağmen farklı iç dozlara ve sağlık sonuçlarına yol açabilir.

5. Sigara içenlerin yanında bulunmak vücudumdaki kimyasal seviyelerini etkiler mi?

Section titled “5. Sigara içenlerin yanında bulunmak vücudumdaki kimyasal seviyelerini etkiler mi?”

Kesinlikle. Tütün dumanı önemli bir benzen kaynağıdır. Pasif içiciliğe maruz kalmak, vücudunuzun işlediği bu kimyasalı emdiğiniz anlamına gelir. Bu maruziyet, idrarınızdaki S-fenilmerkapturik asit seviyelerinde büyük olasılıkla yansıyacak ve içsel bir dozu gösterecektir.

6. Çok fazla dumana maruz kaldığım bir işte çalışıyorsam ne olur?

Section titled “6. Çok fazla dumana maruz kaldığım bir işte çalışıyorsam ne olur?”

Eğer işiniz sık sık dumana, özellikle endüstriyel kaynaklardan veya araç egzozundan kaynaklanan dumanlara maruz kalmayı içeriyorsa, daha fazla benzen alıyor olabilirsiniz. İdrarda s-fenilmerkaptürik asit seviyelerinin ölçülmesi (Trait: urinary s phenylmercapturic acid) genellikle benzen maruziyetini değerlendirmek için kullanılırCITATION_0. Bu genellikle mesleki ortamlarda maruziyeti izlemek ve riski değerlendirmek için kullanılır, çünkü daha yüksek seviyeler bu zararlı kimyasalın daha fazla alındığını gösterir.

7. Doktorum bu testi önerdi; bu test gerçekten sağlığım hakkında onlara ne anlatıyor?

Section titled “7. Doktorum bu testi önerdi; bu test gerçekten sağlığım hakkında onlara ne anlatıyor?”

Bu idrar testi, benzen maruziyetinin spesifik bir belirteci olan S-fenilmerkapturik asidi ölçer. Doktorunuzun vücudunuzun ne kadar benzen emdiğini anlamasına yardımcı olur. Benzenin lösemi gibi ciddi sağlık sorunlarıyla bağlantılı olması nedeniyle bu önemlidir ve belirli kanserler için risk değerlendirmelerine bilgi sağlayabilir.

8. Sigarayı bırakırsam, bu kimyasallardan kaynaklanan riskim hızla azalır mı?

Section titled “8. Sigarayı bırakırsam, bu kimyasallardan kaynaklanan riskim hızla azalır mı?”

Evet, sigarayı bırakmak benzen maruziyetinizi önemli ölçüde azaltacaktır ve sonuç olarak, idrarınızdaki bu kimyasalın seviyeleri düşmelidir. Maruziyetteki bu azalma, belirli kanserler de dahil olmak üzere benzenle ilişkili sağlık sorunları riskinizi azaltmada çok önemli bir adımdır.

9. Etnik kökenim vücudumun kirlilikle nasıl başa çıktığını etkileyebilir mi?

Section titled “9. Etnik kökenim vücudumun kirlilikle nasıl başa çıktığını etkileyebilir mi?”

Evet, çalışmalar insanların benzen gibi çevresel kirleticileri işleme ve atma biçimlerinde etnik farklılıklar olabileceğini göstermiştir. Bu farklılıklar, detoksifikasyon yollarını etkileyen belirli genetik varyasyonların farklı sıklıklarından kısmen kaynaklanabilir ve bu da geçmişinize dayalı kişiselleştirilmiş risk değerlendirmesinin önemini vurgulamaktadır.

10. Testimden önce çok su içmek sonuçları değiştirir mi?

Section titled “10. Testimden önce çok su içmek sonuçları değiştirir mi?”

Evet, ne kadar su içtiğiniz idrarınızdaki kimyasalın konsantrasyonunu etkileyebilir. İdrar seyreltilmesi için (kreatinin seviyelerini kullanmak gibi) ayarlamalar sıklıkla yapılsa da, aşırı hidrasyon veya dehidratasyon yine de kesin sonucu etkileyebilir. Doğru sonuçlar elde etmek için testinizle ilgili verilen özel talimatlara uymanız en iyisidir.


Bu SSS, güncel genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler geldikçe güncellenebilir.

Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.

[1] Haiman, Christopher A., et al. “Benzene Uptake and Glutathione S-transferase T1 Status as Determinants of S-Phenylmercapturic Acid in Cigarette Smokers in the Multiethnic Cohort.” PLoS One, vol. 11, no. 3, 2016, e0150641.