İçeriğe geç

Küçük HDL'deki Toplam Lipitler

Kolesterol ve trigliseritler gibi lipitler, hücresel işlev için gerekli olmakla birlikte suda çözünmezler. Bunlar, lipit ve protein kompleksleri olan lipoprotein parçacıkları içinde kan dolaşımı boyunca taşınırlar. Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein (HDL), ters kolesterol taşınımındaki rolü nedeniyle sıklıkla “iyi kolesterol” olarak adlandırılan böyle bir lipoprotein sınıfıdır; burada fazla kolesterolü periferik dokulardan uzaklaştırmaya ve atılım veya geri dönüşüm için karaciğere geri taşımaya yardımcı olur. HDL, çeşitli boyutlarda ve yoğunluklarda bulunur; küçük HDL parçacıkları belirgin bir alt fraksiyonu temsil eder. “Küçük HDL’deki toplam lipitler”, bu daha küçük, daha yoğun HDL parçacıklarının içinde bulunan kolesterol, trigliserit ve fosfolipitlerin toplam miktarını ifade eder. Bu spesifik ölçüm, toplam HDL kolesterolüne kıyasla HDL işlevi ve metabolizmasına daha ayrıntılı bir bakış açısı sunar.

Küçük HDL partikülleri, lipid metabolizmasında, özellikle de ters kolesterol taşınımının ilk evrelerinde kritik bir rol oynar. Bu partiküller genellikle APOA-I açısından zengindir; APOA-I, serbest kolesterolü esterleyerek HDL çekirdeği içinde hapsedilmesini sağlayan ve HDL olgunlaşmasını destekleyen bir enzim olan lesitin-kolesterol açiltransferazı (LCAT) aktive etmek için gereklidir. Küçük HDL, ayrıca hepatik lipaz ve kolesteril ester transfer proteini (CETP) gibi enzimler tarafından daha büyük HDL partiküllerinin yeniden modellenmesiyle de ortaya çıkabilir. Çeşitli apolipoproteinlerin (APOA-I, APOB, APOC-III ve APOE gibi) yanı sıra spesifik genlerin dinamik etkileşimi, bu partiküllerin sentezini, yeniden modellenmesini ve katabolizmasını etkiler.[1] Örneğin, GCKR gibi genlerdeki varyantlar (örneğin, P446L alleli, rs1260326 ), trigliserit katabolizmasının bir inhibitörü olan APOC-III’ün değişmiş konsantrasyonları ile ilişkilendirilmiştir; bu durum, lipoproteinler içindeki lipid dağılımını dolaylı olarak etkileyebilir.[1]

Küçük HDL partiküllerindeki toplam lipid konsantrasyonu, özellikle kardiyovasküler hastalık riski bağlamında, klinik olarak ilgili bir belirteç olarak kabul edilmektedir. Toplam HDL kolesterol düzeyleri yaygın bir ölçüt olmakla birlikte, küçük HDL de dahil olmak üzere spesifik alt fraksiyonlar, bir bireyin risk profiline ilişkin daha hassas bilgiler sunabilir. Küçük, yoğun HDL partiküllerinin düşük düzeyleri, toplam HDL kolesterol düzeyleri normal aralıkta görünse bile, genellikle artmış ateroskleroz ve kardiyovasküler olay riski ile ilişkilidir. Bunun nedeni, küçük HDL partiküllerinin kolesterol eflüksü gibi anti-aterojenik fonksiyonlarında genel olarak daha etkili kabul edilmesidir. Çalışmalar, poligenik dislipidemideki rollerini daha iyi anlamak amacıyla, kimyasal çöktürme yoluyla elde edilenHDL2 ve HDL3kolesterol alt fraksiyonları dahil olmak üzere çeşitli lipid fenotiplerini ve nükleer manyetik rezonans ile ölçülen lipoprotein partikül konsantrasyonlarını incelemiştir.[1] Genetik faktörlerin, anormal lipid düzeyleri ile karakterize bir durum olan dislipidemiye katkıda bulunduğu bilinmektedir.[1] Örneğin, LPA kodlayıcı SNP’si rs3798220 , LDLkolesterol ve lipoprotein(a) düzeyleri ile ilişkilendirilmiştir.[1]

Kardiyovasküler hastalıklar, genellikle dislipidemi ile ilişkilendirilen, büyük bir küresel sağlık yükünü temsil etmektedir. Küçük HDL’deki toplam lipidler gibi spesifik lipid belirteçlerini anlamak, risk tabakalandırmasını iyileştirmek ve hedefe yönelik müdahaleler geliştirmek için hayati öneme sahiptir. Lipid metabolizmasının genetik temeline yönelik devam eden araştırmalar, lipoprotein profillerini etkileyen yaygın varyantların rolü de dahil olmak üzere[1]kişiselleştirilmiş tıbba önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Olumsuz küçük HDL profillerine genetik yatkınlığı olan bireylerin belirlenmesiyle, halk sağlığı girişimleri ve sağlık hizmeti sağlayıcıları daha erken önleyici stratejiler, yaşam tarzı değişiklikleri veya farmakolojik tedaviler uygulayabilir. Bu bilgi, bireyleri kardiyovasküler sağlıklarını yönetme konusunda proaktif adımlar atmaya teşvik eder; nihayetinde hastalık prevalansını azaltır ve genel nüfus refahını iyileştirir.

Çalışma Tasarımı ve Fenotip Karakterizasyonu

Section titled “Çalışma Tasarımı ve Fenotip Karakterizasyonu”

Araştırmalar, esas olarak, binlerce bireyden elde edilen verileri birden fazla kohorttan bir araya getiren büyük ölçekli genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) ve meta-analizleri içermiştir.[1] Bu önemli örneklem büyüklüklerine rağmen, tanımlanan yaygın genetik varyantlar, popülasyondaki lipid konsantrasyonlarında gözlemlenen varyasyonun yalnızca mütevazı bir kısmını topluca açıklamaktadır.[2] Bu durum, mevcut çalışmaların, özellikle daha küçük etkilere sahip veya nadir olan tüm katkıda bulunan varyantları tespit etmek için hala yeterli güce sahip olmayabileceğini, bu nedenle kalıtsallığın önemli bir kısmının açıklanamadığını düşündürmektedir.

Ayrıca, katkıda bulunan çalışmalar arasındaki fenotip ölçümündeki ve katılımcı tespitindeki tutarsızlıklar potansiyel sınırlamalar ortaya çıkarmaktadır. Çoğu kohort, lipid ölçümleri için açlık kan örnekleri talep etse de, açlık süresi değişmekteydi,[1] bu da lipid profillerini etkileyebilirdi. Lipid düşürücü tedavi gören bireylerin ele alınışı da tutarsızdı; bazı çalışmalar bu katılımcıları dışlarken, diğerlerinde bu tür bilgiler eksikti veya bu tedaviler yaygınlaşmadan önce yürütülmüştü, dolayısıyla bunların etkileri hesaba katılmamıştı.[1] Kritik olarak, bu çalışmalar “küçük HDL’deki toplam lipidler” gibi daha spesifik bir özellik yerine, “HDL kolesterol” gibi geniş lipid özelliklerine odaklanmıştır.[1] Farklı HDL alt sınıflarını etkileyen genetik mimari değişebilir, bu da bu daha geniş HDL kolesterol bulgularından “küçük HDL’deki toplam lipidlerin” genetik temeli hakkında doğrudan çıkarım yapmanın sınırlı olduğu ve daha fazla özel araştırma gerektirdiği anlamına gelmektedir.

Popülasyonlar Arasında Genellenebilirlik

Section titled “Popülasyonlar Arasında Genellenebilirlik”

Önemli bir kısıtlama, bu çalışmaların ağırlıklı olarak Avrupa kökenli popülasyonlara odaklanmasıdır.[1] Birçok kohort, Avrupa kökenli bireyleri açıkça seçmiş, Avrupalı olmayan bireyler ise sıklıkla analizden dışlanmıştır.[2] Çinli, Malay ve Asya Hintlilerini kapsayan çok etnisiteli bir kohorta bulguları genişletmek için bazı çabalar gösterilmiş olsa da,[1]bu, farklı popülasyonlarda ilk keşif aşamasının ayrılmaz bir parçası olmaktan ziyade, bir doğrulama girişimiydi. Lipid metabolizmasının “total lipids in small hdl” dahil genetik temelleri, allel frekanslarındaki varyasyonlar, bağlantı dengesizliği paternleri ve çevresel maruziyetler nedeniyle çeşitli soy grupları arasında önemli ölçüde farklılık gösterebilir. Sonuç olarak, bu bulguların Avrupalı olmayan popülasyonlara doğrudan uygulanabilirliği ve aktarılabilirliği kısıtlanabilir; bu da daha kapsayıcı genetik çalışmalara duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.

Açıklanamayan Kalıtım ve Kalan Bilgi Eksiklikleri

Section titled “Açıklanamayan Kalıtım ve Kalan Bilgi Eksiklikleri”

Çok sayıda genetik loküsün tanımlanmasına rağmen, lipid özelliklerine ait kalıtımın önemli bir kısmı yaygın varyantlar tarafından açıklanamamaktadır.[2]Bu “kayıp kalıtım”, nadir varyantlar, yapısal varyasyonlar veya karmaşık gen-gen ve gen-çevre etkileşimleri gibi diğer genetik faktörlerin, bu analizlerde tam olarak yakalanamayan veya modellenemeyen önemli roller oynayabileceğini düşündürmektedir. Yaş ve cinsiyet gibi temel demografik faktörler için düzeltmeler yapılmış olsa da, “küçük hdl’deki toplam lipidler” üzerindeki genetik yatkınlıklar ile daha geniş çevresel veya yaşam tarzı faktörleri (örn. diyet, fiziksel aktivite, sigara) arasındaki karmaşık etkileşim henüz kapsamlı bir şekilde aydınlatılamamıştır. Örneğin, bazı loküsler erkekler ve kadınlar arasında önemli ölçüde farklı etkiler sergilemektedir,[2] bu da daha derinlemesine araştırma gerektiren karmaşık cinsiyete özgü etkileşimleri işaret etmektedir. Ayrıca, birkaç gen için ilişkilendirmeler kurulmuş olsa da, bu varyantların birçoğunun lipid metabolizmasını ve özellikle “küçük hdl’deki toplam lipidler”in bileşimini etkilediği kesin biyolojik mekanizmalar, genellikle daha fazla fonksiyonel karakterizasyon gerektirmektedir.

Genetik varyasyonlar, küçük yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) partikülleri içindeki toplam lipid seviyeleri de dahil olmak üzere, bir bireyin lipid profilini belirlemede hayati bir rol oynamaktadır. Çeşitli tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) ve bunlarla ilişkili genler, dislipidemi ve ilgili kardiyovasküler risklere önemli katkıda bulunanlar olarak tanımlanmıştır. Bu varyantlar genellikle çeşitli lipid bileşenlerinin sentezini, metabolizmasını veya taşınmasını etkiler.

Birbirine yakın konumlanmış olan FADS1 ve FADS2genleri, diyet öncüllerinden çoklu doymamış yağ asitlerinin (PUFA’lar) sentezi için gerekli olan yağ asidi desatüraz enzimlerini kodlar. Bu bölgedekirs174564 varyantı, değişmiş lipid profilleriyle ilişkilidir. Özellikle, FADS1-FADS2’deki varyasyonlar, serum fosfolipidlerinde bulunan çeşitli yağ asitleriyle güçlü ilişkiler göstermiştir.[3] Bu desatürazlar, hücre zarlarının bileşimini ve lipid sinyal moleküllerinin kullanılabilirliğini etkiler, bu da lipidlerin HDL partiküllerine paketlenmesini ve transferini dolaylı olarak etkileyebilir. Benzer şekilde, genellikle PSRC1 ve SORT1 ile birlikte tartışılan CELSR2geni, lipid metabolizmasıyla, özellikle düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) kolesterol seviyeleriyle bağlantılıdır.CELSR2 varyantı rs12740374 , azalmış LDL kolesterol konsantrasyonları ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğu gösterilmiştir.[4] Birincil olarak LDL ilişkisiyle bilinse de, LDL metabolizmasındaki değişiklikler, HDL partikülleri ve lipid içerikleri üzerinde telafi edici etkilere sahip olabilir.

Diğer önemli genler arasında HDL metabolizmasının merkezi olan CETP ve LIPC bulunmaktadır. CETP(Kolesteril Ester Transfer Proteini) geni, kolesteril esterlerini HDL’den diğer lipoproteinlere, özellikle LDL ve çok düşük yoğunluklu lipoprotein (VLDL)‘e, trigliseritler karşılığında transfer etmede kritik bir rol oynar.[4] HERPUD1 - CETP varyantı rs12446515 , muhtemelen CETP aktivitesini etkileyerek HDL kolesterolünü ve lipid bileşimini etkiler; daha düşük CETP aktivitesi tipik olarak daha yüksek HDL kolesterol seviyelerine ve potansiyel olarak farklı küçük HDL lipid profillerine yol açar. LIPC, HDL ve şilomikronlardaki fosfolipidleri ve trigliseritleri hidrolize eden bir enzim olan hepatik lipazı kodlar. LIPC varyantı rs11632618 , HDL kolesterol konsantrasyonlarındaki değişikliklerle ilişkilidir, çünkü azalmış hepatik lipaz aktivitesi genellikle artan HDL kolesterolüne ve daha büyük, daha az yoğun HDL partiküllerine yol açar.[1] APOB - TDRD15 varyantı rs562338 , APOB’un LDL ve VLDL’un birincil yapısal proteini olarak merkezi rolü, bunların birleşimini ve metabolizmasını dikte etmesi nedeniyle önemlidir. APOB’daki varyasyonlar, LDL kolesterol ve trigliserit seviyeleri ile güçlü bir şekilde ilişkilidir.[1] bu da ikincil olarak lipid değişimini ve küçük HDL’yi etkileyen genel lipid dengesini etkileyebilir.

İleri genetik varyasyonlar, lipid metabolizmasını dolaylı olarak etkileyen çeşitli hücresel fonksiyonlara sahip genleri içerir. ALDH1A2 (Aldehit Dehidrogenaz 1 Aile Üyesi A2), lipid metabolizmasıyla ilişkili gen ekspresyonunu etkileyebilen bir yolak olan retinoik asit sentezinde rol oynar. Özel varyantlar, örneğin rs1601933 , rs4775033 ve rs1318175 gibi, hafif etkilere sahip olabilse de, metabolik yollar üzerindeki etkileri küçük HDL partiküllerindeki toplam lipid içeriğini modüle edebilir.[5] BCAM (Bazal Hücre Adezyon Molekülü) varyantı rs118147862 ve TOMM40 (rs111784051 ) ile PCIF1 (rs6065908 ) genlerindeki varyantlar da lipid metabolizmasında rol oynamaktadır, ancak küçük HDL lipidleri üzerindeki kesin mekanizmaları hala araştırılmaktadır. TOMM40, hücresel enerji ve lipid homeostazı için temel bir süreç olan mitokondriyal protein importunda rol oynar.[5] PCIF1 (PCNA ile Etkileşen Faktör 1), lipid metabolizmasında daha az doğrudan çalışılmış bir gen olsa da, gen regülasyonundaki veya hücresel süreçlerdeki rolü, küçük HDL’deki toplam lipidlerde gözlenen değişkenliğe katkıda bulunabilir.

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs139953093
rs6073958
PLTP - PCIF1free cholesterol:totallipids ratio, intermediate density lipoprotein measurement
cholesteryl esters:totallipids ratio, high density lipoprotein cholesterol measurement
phospholipids:total lipids ratio
phospholipids in small HDL measurement
free cholesterol in small HDL measurement
rs1260326 GCKRurate measurement
total blood protein measurement
serum albumin amount
coronary artery calcification
lipid measurement
rs525028 APOC3 - APOA1high density lipoprotein cholesterol measurement
low density lipoprotein cholesterol measurement, lipid measurement
total cholesterol measurement, low density lipoprotein cholesterol measurement
cholesteryl ester measurement, low density lipoprotein cholesterol measurement
low density lipoprotein cholesterol measurement, phospholipid amount
rs10889335
rs1007205
DOCK7level of phosphatidylinositol
serum metabolite level
total lipids in small hdl measurement
cholesterol in small HDL measurement
phospholipids in small HDL measurement
rs4939883 LIPG - SMUG1P1lipid measurement
high density lipoprotein cholesterol measurement
total cholesterol measurement
depressive symptom measurement, non-high density lipoprotein cholesterol measurement
level of apolipoprotein A-I in blood serum
rs77960347 LIPGapolipoprotein A 1 measurement
level of phosphatidylinositol
total cholesterol measurement
high density lipoprotein cholesterol measurement
low density lipoprotein cholesterol measurement
rs112875651
rs28601761
TRIB1ALlow density lipoprotein cholesterol measurement
total cholesterol measurement
reticulocyte count
diastolic blood pressure
systolic blood pressure
rs80189144 BAZ1B - BCL7Bappendicular lean mass
cholesteryl esters:total lipids ratio, blood VLDL cholesterol amount
leucine measurement
saturated fatty acids measurement
cholesterol:totallipids ratio, high density lipoprotein cholesterol measurement
rs34060476 MLXIPLtestosterone measurement
alcohol consumption quality
coffee consumption measurement
free cholesterol measurement, high density lipoprotein cholesterol measurement
triglycerides:totallipids ratio, high density lipoprotein cholesterol measurement
rs4240624
rs983309
PPP1R3B-DTC-reactive protein measurement
alkaline phosphatase measurement
calcium measurement
depressive symptom measurement, non-high density lipoprotein cholesterol measurement
schizophrenia

HDL kolesterol gibi lipid fenotiplerinin, poligenik dislipidemiyi inceleyenler gibi genetik ilişkilendirme çalışmaları bağlamındaki kesin tanımı, genellikle operasyonel bir çerçeveye dayanır.[1]Bu çalışmaların amacı doğrultusunda, fenotip “cinsiyete özgü rezidüel lipoprotein konsantrasyonları” olarak tanımlanmıştır.[1] Bu kavramsal yaklaşım, yaşın, yaşın karesinin ve soyağacı bilgilendirici ana bileşenlerin etkilerini dışlayarak ham lipid ölçümlerini dönüştürür ve ortalaması 0, standart sapması 1 olan standartlaştırılmış bir rezidüel oluşturur.[1] Bu operasyonel tanım, araştırmacıların başlıca çevresel ve demografik karıştırıcı faktörleri hesaba katarak lipid düzeylerine genetik katkıları izole etmelerini sağlar.[1]

Standartlaştırılmış Ölçüm ve Ayarlama Kriterleri

Section titled “Standartlaştırılmış Ölçüm ve Ayarlama Kriterleri”

Lipit konsantrasyonlarının, HDL kolesterol dahil olmak üzere, ölçümü; tutarlılığı sağlamak ve değişkenliği en aza indirmek amacıyla belirli araştırma kriterlerine göre yapılmıştır. Evre 2 çalışmalarındaki katılımcılarda, doğru lipit değerlendirmesi için kritik bir kriter olan “açlık lipit konsantrasyonları” bulunmaktaydı.[1] Ayrıca, “lipit düşürücü tedavi” almakta olduğu bilinen bireyler, inceleme döneminde bu tür tedavilerin yaygın olmadığı ISIS çalışması dışında, analizden sistematik olarak dışlanmıştır.[1]Bu katılımcı seçimi kriterlerinin yanı sıra, lipoprotein konsantrasyonları karıştırıcı değişkenler için daha fazla ayarlamaya tabi tutulmuştur; özellikle, ölçümler birden fazla çalışmada cinsiyet, yaş ve yaşın karesinin etkileri için ve FHS çalışmasında on adet atadan-bilgilendirici temel bileşen için ayarlanmıştır.[1] Bu titiz ayarlamalar, genotip-fenotip ilişkilendirme analizi sırasında HDL kolesterol de dahil olmak üzere lipit fenotiplerine uygulanan özel araştırma kriterlerinin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.[1]

Dislipidemi Araştırmalarında Temel Terminoloji

Section titled “Dislipidemi Araştırmalarında Temel Terminoloji”

Poligenik dislipidemi araştırması bağlamında, lipid profillerini ve genetik temellerini anlamak için birkaç temel terim merkezi öneme sahiptir. “Lipoprotein konsantrasyonları”, kanda ölçülen, aralarında “HDL kolesterol”, “LDL kolesterol” ve “trigliseritlerin” de bulunduğu çeşitli lipid taşıyan partiküllerin seviyelerini ifade eder.[1] HDL kolesterolözellikle yüksek yoğunluklu lipoprotein partikülleri içindeki kolesterol içeriğini gösterir ve kardiyovasküler sağlık değerlendirmelerinde kritik bir ölçümdür. “Lipid düşürücü tedavi”, dolaşımdaki lipid seviyelerini azaltmak için tasarlanmış farmakolojik müdahaleleri ifade eder ve doğru araştırma ölçümleri için dikkate alınması hayati önem taşır.[1] Ek olarak, “soy bilgisi veren temel bileşenler”, popülasyon alt yapısını hesaba katmak için kullanılan istatistiksel yapılardır ve genom çapında ilişkilendirme çalışmalarında yanlış ilişkilendirmeleri önlemek için kritik bir faktördür.[1] Bu terimler, dislipidemiye katkıda bulunan varyantları tanımlamayı amaçlayan genetik çalışmalarda lipid özelliklerini tanımlamak ve analiz etmek için standartlaştırılmış kelime dağarcığını oluşturmaktadır.[1]

Küçük yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) partiküllerindeki toplam lipit içeriği, başta poligenik bir mimari aracılığıyla olmak üzere, genetik faktörlerin karmaşık bir etkileşimi tarafından etkilenir. Bu, her biri küçük bir etkiyle katkıda bulunan sayısız yaygın genetik varyantın, bir bireyin genel lipit profilini ve dislipidemiye yatkınlığını toplu olarak belirlediği anlamına gelir. Araştırmalar, birçok lokustaki yaygın varyantların dislipidemiye katkıda bulunduğunu ve bunun tek bir nedensel genden ziyade geniş bir genetik temeli işaret ettiğini göstermektedir.[1]Bu kalıtsal varyasyonlar, lipit sentezi, taşınması ve katabolizmasını yöneten temel biyolojik süreçlere katkıda bulunur ve nihayetinde küçük HDL dahil olmak üzere çeşitli lipoprotein alt fraksiyonları içindeki lipitlerin miktarını ve bileşimini şekillendirir.

Apolipoprotein Metabolizmasını Etkileyen Genetik Varyantlar

Section titled “Apolipoprotein Metabolizmasını Etkileyen Genetik Varyantlar”

Temel apolipoproteinleri kodlayan genlerdeki varyasyonlar, küçük HDL’da bulunan toplam lipidleri önemli ölçüde etkiler. APOA-I, APOB, APOC-III ve APOEgibi apolipoproteinler, lipoprotein parçacıklarının ayrılmaz bileşenleri olup, yapılarını, metabolizmalarını ve lipid yollarındaki enzim ve reseptörlerle etkileşimlerini belirlerler.[1]Bu apolipoprotein genlerindeki genetik farklılıklar, lipid transferi, kolesterol efüksu ve trigliserid metabolizmasının verimliliğini değiştirebilir ve böylece HDL parçacıklarının yeniden modellenmesini etkileyebilir. Sonuç olarak, apolipoprotein seviyeleri ve fonksiyonu üzerindeki bu genetik etkiler, HDL’nin lipid yükünü ve genel boyutunu doğrudan etkileyerek, daha küçük HDL alt fraksiyonlarındaki toplam lipidlerdeki varyasyonlara katkıda bulunur.

Hayati metabolik yolları düzenleyen belirli genetik lokuslar, küçük HDL’deki toplam lipidleri de derinden etkileyebilir. Örneğin, GCKR P446L alleli (rs1260326 ), APOC-III konsantrasyonlarının artmasıyla anlamlı ölçüde ilişkilidir.[1] APOC-III, trigliserit katabolizmasının bir inhibitörü olarak görev yapar; yani, GCKR varyantından kaynaklanan artan seviyeleri, daha yüksek dolaşımdaki trigliserit konsantrasyonlarına yol açabilir. Bu artan trigliserit yükü, trigliseritten zengin lipoproteinler ile HDL partikülleri arasındaki lipid değişimini etkiler; bu da HDL’nin trigliserit ile zenginleşmesine ve bunun sonucunda değişmiş toplam lipid içeriğine sahip daha küçük, daha yoğun partiküllere yeniden modellenmesine yol açar.

Yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) partikülleri, çevresel hücrelerden fazla kolesterolü uzaklaştıran ve atılım için karaciğere geri döndüren kritik bir süreç olan ters kolesterol taşınımı için esastır. Bu partiküllerin, toplam lipid içerikleri de dahil olmak üzere, spesifik bileşimi, özellikle daha küçük HDL alt sınıfları içinde, işlevsel kapasiteleri için hayati öneme sahiptir. Apolipoprotein AI (APOA1), HDL’ün temel yapısal proteini olarak görev yapar ve fosfolipitlerin yanı sıra varlığı, hücresel kolesterolün anahtar başlangıç alıcıları olan prebeta-HDL gibi öncü formları da dahil olmak üzere, HDL partiküllerinin oluşumu ve olgunlaşması için temeldir. Çalışmalar, insan fosfolipit transfer proteini (PLTP) ve insan APOA1 transgenlerini ifade eden modellerde, prebeta-HDL, APOA1 ve fosfolipit düzeylerinin arttığının gözlemlenebileceğini belirtmiş, bu bileşenlerin genel HDL dinamiklerindeki karşılıklı bağlantısını vurgulamıştır.[6]

Lipid Metabolizmasının Genetik Düzenlenmesi

Section titled “Lipid Metabolizmasının Genetik Düzenlenmesi”

Genetik faktörler, lipid metabolizmasını ve ortaya çıkan plazma lipoprotein profillerini önemli ölçüde etkiler. Hepatocyte Nuclear Factor 4 Alfa (HNF4A), glikoz ve lipid homeostazında rol oynayan genlerin ekspresyonunu düzenlemekten sorumlu kritik bir transkripsiyon faktörüdür.HNF4A içindeki varyantlar, değişmiş beta-hücre fonksiyonu ve dislipidemi ile sıklıkla bağlantılı durumlar olan tip 2 diyabet ile ilişkilendirilmiştir. Benzer şekilde, Hepatocyte Nuclear Factor 1 Alfa (HNF1A), özellikle karaciğer içinde gen ekspresyonunu düzenlemede rol oynar ve HNF1A G319S gibi spesifik varyantlar, plazma lipoproteinlerindeki varyasyonlarla ilişkilendirilmiştir. Bu transkripsiyon faktörleri, dolaşımdaki lipidlerin sentezini, katabolizmasını ve genel konsantrasyonlarını, küçük HDL partikülleri içinde bulunan belirli toplam lipidler de dahil olmak üzere yöneten karmaşık düzenleyici ağlar kurar.[7]

HDL Dinamiklerinde Temel Enzimler ve Düzenleyici Moleküller

Section titled “HDL Dinamiklerinde Temel Enzimler ve Düzenleyici Moleküller”

HDL parçacıklarının dinamik yeniden şekillenmesi ve spesifik lipid içeriği, bir dizi temel enzim ve düzenleyici molekül tarafından hassas bir şekilde kontrol edilir. Fosfolipid transfer proteini (PLTP), çeşitli lipoproteinler arasında fosfolipidlerin transferini kolaylaştıran ve daha büyük HDL parçacıklarının daha küçük olanlara dönüşümüne katkıda bulunan bir enzimdir. Bu enzimatik aktivite, küçük HDL havuzunu ve toplam lipid bileşimini doğrudan etkiler. Ayrıca, güçlü bir vazokonstriktör olan Endotelin-1’in yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol seviyeleriyle ilişkili olduğu gösterilmiştir; bu durum, vasküler düzenleme ile sistemik lipid metabolizması arasında potansiyel bir etkileşimi düşündürmektedir. Bu tür etkileşimler, koroner arter hastalığı gibi durumların gelişimi için önemli çıkarımlar taşıyabilir.[8]

Sistemik Çıkarımlar ve Patofizyolojik Bağlantılar

Section titled “Sistemik Çıkarımlar ve Patofizyolojik Bağlantılar”

Küçük HDL partiküllerindeki toplam lipidlerin karmaşık dengesi, daha geniş sistemik lipid homeostazının ayrılmaz bir parçasıdır ve bu dengedeki bozulmalar çeşitli patofizyolojik süreçlere katkıda bulunur. Kandaki anormal lipid seviyeleri ile karakterize dislipidemi, genellikle birden fazla yaygın genetik varyantın plazma yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol seviyelerini ve diğer lipid özelliklerini etkilemek üzere birlikte hareket ettiği poligenik bir durumdur. Transkripsiyon faktörleri ve lipid-modifiye edici enzimler gibi elementleri etkileyen bu genetik yatkınlıklar, vücut içinde kronik homeostatik bozulmalara yol açabilir. Lipoprotein metabolizmasındaki bu tür dengesizlikler, küçük HDL’deki değişiklikler dahil olmak üzere, tip 2 diyabet gibi metabolik bozuklukların ve koroner arter hastalığı dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalıkların gelişimi için önemli risk faktörleri olarak kabul edilmektedir.[1]

Temel Lipid Sentezi, Katabolizması ve Yeniden Modellemesi

Section titled “Temel Lipid Sentezi, Katabolizması ve Yeniden Modellemesi”

Küçük HDL gibi lipoproteinlerin içinde bulunan toplam lipidleri yöneten temel süreçler, lipidlerin sentezi, parçalanması ve yeniden dağıtımı için karmaşık metabolik yolları içerir. Kolesterol biyosentezi, HMGCR tarafından kodlanan HMG-CoA redüktaz gibi anahtar enzimlerin erken adımları katalize ettiği, sıkıca düzenlenmiş bir süreçtir.[9] Benzer şekilde, MVK tarafından kodlanan mevalonat kinaz kolesterol sentezinde rol alırken, MMAB kolesterol yıkımında görev alır; bu da lipid üretimi ve temizlenmesinin dengeli bir sistemini gösterir.[4] Lipid katabolizması, özellikle de trigliseritlerin katabolizması, HDL partiküllerinin lipid içeriğini modüle etmek için kritik öneme sahiptir. LIPC ve LIPGtarafından kodlanan Lipoprotein lipaz (LPL) ve hepatik lipaz, lipoproteinler içindeki trigliseritlerin hidrolizinde merkezi rol oynar.[10] ANGPTL3 ve ANGPTL4gibi faktörler, lipoprotein lipazı inhibe ederek başlıca düzenleyiciler olarak işlev görür ve böylece dolaşımdaki trigliserit ve HDL seviyelerini etkiler.[4] Ayrıca, apolipoprotein C3 (APOC3), LPL aktivitesini inhibe ettiği ve çok düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (VLDL) fraksiyonel katabolik hızını azalttığı bilinmektedir; bu da hipertrigliseridemiye katkıda bulunur.[1]Lipidlerin lipoprotein sınıfları arasındaki transferi de kritik öneme sahiptir; fosfolipid transfer proteini (PLTP) HDL kolesterol seviyelerini etkilerken, kolesteril ester transfer proteini (CETP) lipidleri lipoproteinler arasında yeniden dağıtan değişimlere aracılık eder.[1]

Lipid Yollarının Transkripsiyonel ve Post-Translasyonel Düzenlenmesi

Section titled “Lipid Yollarının Transkripsiyonel ve Post-Translasyonel Düzenlenmesi”

Lipid metabolizmasında yer alan proteinlerin ekspresyonu ve aktivitesi, gen transkripsiyonu ve post-translasyonel modifikasyonlar dahil olmak üzere çeşitli düzenleyici mekanizmalar aracılığıyla titizlikle kontrol edilir. SREBP2 gibi transkripsiyon faktörleri, MVK ve MMAB gibi genlerin ekspresyonunu düzenleyerek kolesterol sentezi ve yıkım yollarını kontrol eder.[4] Trigliserit sentezinde yer alan genlerin spesifik promotör motiflerine bağlanıp aktive eden MLXIPL, diğer önemli bir düzenleyici olup lipid üretimini doğrudan etkiler.[4] Gen düzenlenmesi, transkript seviyelerini etkileyen varyantlar aracılığıyla da kendini gösterir; örneğin, PLTP lokusundaki rs7679 alleli, daha yüksek PLTP transkript seviyeleri ve dolayısıyla daha yüksek HDL kolesterol ile ilişkilidir.[1] Benzer şekilde, LIPC promotöründeki varyantlar, değişmiş hepatik lipaz aktivitesine ve HDL kolesterol konsantrasyonlarına yol açabilir.[1] Post-translasyonel modifikasyonlar, lipid yollarındaki protein fonksiyonunu modüle etmede hayati bir rol oynar. Örneğin, yaygın olarak eksprese edilen bir glikoziltransferazı kodlayan GALNT2, lipoproteinleri veya reseptörlerini modifiye ederek potansiyel olarak onların stabilitesini, tanınmasını veya aktivitesini değiştirebilir.[4] Ayrıca, HMGCR’deki ekson 13’ün eklenmesini etkileyen yaygın tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) ile gözlemlendiği gibi genlerin alternatif eklenmesi, nihai protein ürününü ve işlevini etkileyerek kolesterol metabolizmasını etkileyebilir.[9] Proprotein konvertaz subtilisin/kexin tip 9 (PCSK9), LDLR’nin yıkımını teşvik ederek başka bir düzenleme katmanı sağlar, böylece LDL kolesterol klirensini etkiler ve dolaylı olarak genel lipid akışını etkiler.

Lipid homeostazı, karmaşık sinyal yolları ve farklı metabolik ağlar arasındaki kapsamlı çapraz konuşma aracılığıyla sürdürülür. Reseptör aktivasyonu önemli bir husustur; bunun örneğini, hücrelerden kolesterol çıkışını kolaylaştıran, HDL oluşumunda kritik bir başlangıç adımı olan ABCA1 taşıyıcısı oluşturur.[10] LDL partiküllerinin hücreler tarafından alımına aracılık eden LDLR yolu, kolesterol yönetiminde başka bir merkezi sinyal eksenidir.[10] Bu reseptörlerin koordineli işlevi, uygun lipid taşınmasını ve hücresel kolesterol dengesini sağlar, bu da sırasıyla HDL’nin bileşimini etkiler.

Sistem düzeyinde entegrasyon, çeşitli apolipoproteinler ve bunlarla ilişkili genleri, özellikle APOA5, APOA4, APOC3 ve APOA1 genlerini içeren küme arasındaki etkileşimde belirgindir. APOA1, HDL’nin bütünlüğü ve işlevi için esas olan birincil yapısal proteinidir; oysa APOC3trigliserit katabolizmasını derinden etkileyerek lipoprotein metabolizması içinde doğrudan yol çapraz konuşmasını sergiler.[1] HNF4A ve HNF1A gibi transkripsiyon faktörleri de bu ağa entegredir, zira mutasyonları plazma kolesterol düzeylerinde değişikliklere yol açarak lipit yolları üzerindeki hiyerarşik düzenleyici etkilerini göstermektedir.[1] Bu karmaşık etkileşim ağı, kan dolaşımında dolaşan toplam lipitler üzerinde, küçük HDL partiküllerindekiler de dahil olmak üzere, güçlü bir kontrol sağlar.

Genetik Belirleyiciler ve Dislipidemi Mekanizmaları

Section titled “Genetik Belirleyiciler ve Dislipidemi Mekanizmaları”

Genetik varyasyonlar, dolaşımdaki lipid düzeylerinin önemli belirleyicileridir ve bunların düzensizliği, birçok dislipidemi formunun temelini oluşturur. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), HDL, LDL ve trigliserit konsantrasyonlarını etkileyen ABCA1, APOB, CETP, GALNT2, GCKR, HMGCR, LDLR, LIPC, LPL, MLXIPL, PCSK9 gibi genleri ve APOA5-APOA4-APOC3-APOA1 kümesini içeren çok sayıda lokusu tanımlamıştır.[10] Bu genetik bulgular, lipid yollarının bozulabileceği ve olumsuz lipid profillerine katkıda bulunabileceği belirli mekanizmaları ortaya koymaktadır.

Metabolik yol düzensizliği, kardiyovasküler sağlık üzerinde derin etkilere sahip olabilir. Örneğin, insanAPOC3 genindeki bir null mutasyonun, daha düşük trigliseritler ile karakterize edilen ve potansiyel olarak kardiyoproteksiyon sağlayan olumlu bir plazma lipid profiliyle sonuçlandığı gösterilmiştir.[11] Bu durum, APOC3’ü dislipidemi yönetimi için kritik bir terapötik hedef olarak vurgulamaktadır. Lipid metabolizmasının karmaşık poligenik mimarisi içinde, birden fazla genetik varyantın etkileşerek lipid düzeylerini değiştirdiği telafi edici mekanizmalar da bulunabilir.[1]Bu genetik belirleyicileri anlamak, sadece lipid profillerindeki bireysel farklılıkları açıklamakla kalmaz, aynı zamanda kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak amacıyla küçük HDL’deki toplam lipidleri ve diğer lipoprotein fraksiyonlarını değiştirmeyi amaçlayan müdahaleler için potansiyel terapötik hedefleri de tanımlar.

[1] Kathiresan S, et al. “Common variants at 30 loci contribute to polygenic dyslipidemia.” Nat Genet, vol. 40, no. 12, 2008, pp. 1434–1439.

[2] Aulchenko YS, et al. “Loci influencing lipid levels and coronary heart disease risk in 16 European population cohorts.” Nat Genet, vol. 40, no. 2, 2008, pp. 198–206.

[3] Sabatti C, et al. “Genome-wide association analysis of metabolic traits in a birth cohort from a founder population.” Nat Genet, vol. 40, no. 2, 2009, pp. 198–206.

[4] Willer CJ, et al. “Newly identified loci that influence lipid concentrations and risk of coronary artery disease.”Nat Genet, vol. 40, no. 2, 2008, pp. 161-69.

[5] Gieger C, et al. “Genetics meets metabolomics: a genome-wide association study of metabolite profiles in human serum.” PLoS Genet, vol. 4, no. 11, 2008, e1000282.

[6] Jiang X, et al. “Increased prebeta-high density lipoprotein, apolipoprotein AI, and phospholipid in mice expressing the human phospholipid transfer protein and human apolipoprotein AI transgenes.”

[7] Hansen T, et al. “Hepatocyte nuclear factor-4alpha (HNF4A): gene associations with type 2 diabetes or altered beta-cell function among Danes.” J. Clin. Endocrinol. Metab., vol. 90, no. 5, 2005, pp. 3054–3059.

[8] Pare G, et al. “Genetic analysis of 103 candidate genes for coronary artery disease and associated phenotypes in a founder population reveals a new association between endothelin-1 and high-density lipoprotein cholesterol.”Am. J. Hum. Genet., vol. 80, no. 4, 2007, pp. 673–682.

[9] Burkhardt R, et al. “Common SNPs in HMGCR in micronesians and whites associated with LDL-cholesterol levels affect alternative splicing of exon13.” Arterioscler Thromb Vasc Biol, vol. 28, no. 10, 2008, pp. 1821-27.

[10] Aulchenko YS, et al. “Loci influencing lipid levels and coronary heart disease risk in 16 European population cohorts.”Nat Genet, vol. 41, no. 1, 2009, pp. 111-15.

[11] Pollin TI, et al. “A null mutation in human APOC3 confers a favorable plasma lipid profile and apparent cardioprotection.” Science, vol. 326, no. 5951, 2009, pp. 440-42.