Supraventriküler Ektopi
Supraventriküler ektopi (SVE), kalpte sinüs dışı atriyal veya atriyoventriküler odaklardan kaynaklanan ekstra, anormal elektriksel depolarizasyonları ifade eder.[1] Bu erken kalp atışları yaygın bir fenomendir, genellikle aralıklı olarak ve fark edilebilir semptomlar olmadan ortaya çıkar.[1] Sıklıkları yaşla birlikte artma eğilimindedir.[1] Standart bir elektrokardiyogramda (ECG), SVE, olmayan veya morfolojik olarak farklı P dalgaları veya farklı sürelerdeki PR aralıkları ile karakterizedir.[1] Kısa dinlenme EKG kayıtlarında izole SVE prevalansı nispeten düşük olsa da, belirli altta yatan sağlık koşullarına sahip bireylerde daha yüksektir.[1]
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Kalbin elektriksel sistemi normalde sinoatriyal düğümden impulslar üreterek düzenli bir ritim dikte eder. SVE içinde, bu normal yolun dışındaki tahriş olmuş bir odak kendiliğinden bir elektriksel impuls ateşler ve erken bir kasılmaya yol açar. SVE’nin kesin genetik temeli tarihsel olarak büyük ölçüde karakterize edilmemiş olmasına rağmen,[1] son genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) genetik yatkınlıklar hakkında bilgi vermeye başlamıştır. Örneğin, kromozom 1 üzerinde FAF1, CDKN2C ve EPS15 gibi genleri içeren bir lokus, Avrupa kökenli bireylerde tanımlanmıştır.[1] Desmokolin gen kümesine yakın, özellikle DSC3 olan bir diğer önemli lokus, Afrika kökenli bireylerde bulunmuştur ve komşu gen DSC2daha önce aritmogenik kardiyomiyopati (ACM) ile ilişkilendirilmiştir.[1] Bu genetik varyasyonların, miyokardiyosit apoptozu, desmozomla ilişkili gap junction anormallikleri ve normal atriyoventriküler fizyolojideki bozuklukları içeren mekanizmalar yoluyla ektopiyi etkilediği hipotezi öne sürülmektedir.[1]Stres, tütün, alkol, kafein, hava kirliliği ve egzersiz gibi çevresel ve davranışsal faktörler de bilinen tetikleyicilerdir.[1]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”SVE, kısa, on saniyelik kayıtlarla bile elektrokardiyografi yoluyla tespit edilebilir.[1] Genellikle iyi huylu olmasına rağmen, SVE’nin varlığı çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkileri nedeniyle klinik olarak önemlidir. Görülme sıklığı, kalp, akciğerler, beyin veya böbrekleri etkileyen hastalıkları olan bireylerde ve ayrıca belirli ilaçları kullananlarda belirgin şekilde daha yüksektir.[1]Daha da önemlisi, SVE, daha önce bu tür bir teşhisi olmayan bireylerde bile iskemik kalp hastalığından artan mortalite ile ilişkilendirilmiştir.[1] Ayrıca, SVE, atriyal fibrilasyon gibi daha ciddi aritmiler için bir tetikleyici görevi görebilir.[1] Genetik bileşenler de dahil olmak üzere, bireyleri SVE’ye yatkın hale getiren faktörleri anlamak, risk sınıflandırması ve önleyici stratejiler için çok önemlidir.
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”Sık görülmesi, daha ciddi kardiyak aritmileri tetikleme potansiyeli ve diğer sağlık sorunları ve mortalite ile ilişkisi göz önüne alındığında, SVE önemli bir halk sağlığı ilgi alanını temsil etmektedir.[1] Genetik ve çevresel tetikleyicilerine yönelik araştırmalar, geliştirilmiş tanı araçları, hedefe yönelik müdahaleler ve kişiselleştirilmiş risk değerlendirmeleri geliştirmek için hayati öneme sahiptir. SVE ile ilişkili genetik lokusların, özellikle farklı atalara sahip popülasyonlarda tanımlanması, bu yaygın kardiyak olguyu daha iyi anlamak ve yönetmek için devam eden araştırmaların önemini vurgulamaktadır.[1]
Metodolojik ve İstatistiksel Güç Kısıtlamaları
Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Güç Kısıtlamaları”Çalışmanın supraventriküler ektopi (SVE) ile genetik ilişkileri tespit etme gücü, çeşitli faktörlerden etkilenmiştir. Kısa elektrokardiyogramlar (EKG’ler) ile ölçülen ektopinin düşük prevalansı, özellikle trans-etnik ve soy-özgü sinyalleri tanımlamak için genel istatistiksel gücü doğal olarak sınırlamıştır.[1]Ayrıca, özellikle Avrupa kökenli olmayan popülasyonlarda, HapMap 2 tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) ile sınırlı olan genomik kapsam, SVE ile ilişkili genetik varyantları kapsamlı bir şekilde belirleme yeteneğini kısıtlamıştır.[1] Bu mütevazı güç, seyrek sonuçları, kesitsel tasarımları ve kısa fenotipleme yöntemlerini içeren genom çapında ilişkilendirme çalışmalarında (GWAS) bilinen bir zorluktur ve daha büyük çalışmaların bile tüm ilgili trans-etnik açıdan önemli varyantları ortaya çıkarmak için gerekebileceğini düşündürmektedir.[1] Çok ırklı kohortlardan ve gelişmiş analitik yöntemlerden yararlanılmasına rağmen, SVE için trans-etnik meta-analizlerde hiçbir lokus genom çapında anlamlılığa ulaşmamıştır.[1] Bu sonuç kısmen, platformlar arası karşılaştırmalara olanak tanırken gerçek sinyalleri gizlemiş olabilecek HapMap 2 referans panelinin sınırlı genomik kapsamından kaynaklanıyor olabilir.[1] Özellikle nadir varyantlar için gözlemlenen etki büyüklükleri, daha küçük keşif kohortlarında da şişirilmiş olabilir ve bu da bu ilişkileri doğrulamak için bağımsız, yeterince güçlü çalışmalarda replikasyonu çok önemli hale getirmektedir.[1]
Fenotipik Değerlendirme ve Genellenebilirlik
Section titled “Fenotipik Değerlendirme ve Genellenebilirlik”Supraventriküler ektopinin tanımı ve ölçümü önemli sınırlamalar sunmaktadır. Ektopi tespiti için kısa, on saniyelik EKG kayıtlarına güvenilmesi, tekrarlandığında bile, paroksismal aritmiler için doğal olarak düşük hassasiyet sunar.[1] Kısa, yüksek oranda spesifik kayıtlarla yakalanan sık görülen ektopik atımlar daha fazla prognostik öneme sahip olsa da, daha az sıklıkta görülen olaylar kaçırılabilir, bu da SVE’nin gerçek yükünü potansiyel olarak hafife alabilir ve genetik ilişkileri tespit etme gücünü etkileyebilir.[1] Ayrıca, SVE, belirli bir ziyarette birden fazla ektopik atım sergileyen katılımcı sayısının azlığı nedeniyle ikili bir değişken (en az bir ektopik atımın varlığı veya yokluğu) olarak analiz edildi; bu da potansiyel olarak daha karmaşık, kantitatif bir fenotipi basitleştirmektedir.[1] Bulguların genellenebilirliği, özellikle de kalıtılabilirlik tahminleri dikkatli bir şekilde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Ventriküler ektopi (VE) için tahmin edilen kalıtılabilirlik (ki bu muhtemelen SVE kalıtılabilirliğini etkiler), kohortlar arasında önemli ölçüde farklılık göstermiştir (örneğin, ARIC’te %9,4’e karşılık WHI-MOPMAP’da %32), bu da kısmen ektopi prevalansındaki ve çalışma tasarımındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır.[1], [2], [3] Bu tahminlerin belirli çalışma popülasyonları (ARIC ve WHI-MOPMAP) dışındaki uygulanabilirliği bilinmemektedir ve soy ağacı verilerinden elde edilen tahminlerle doğrudan karşılaştırılamaz.[1]
Köken-Özgü Analiz ve Kalan Bilgi Boşlukları
Section titled “Köken-Özgü Analiz ve Kalan Bilgi Boşlukları”Kapsamlı köken-özgü analizler yürütmedeki ve kökensel heterojenliği tam olarak anlamadaki zorluklar, önemli bir sınırlamayı temsil etmektedir. Çalışmanın köken-özgü genetik sinyalleri tespit etme yeteneği, özellikle Avrupa kökenli olmayan popülasyonlarda, HapMap 2’nin genomik kapsamıyla sınırlandırılmıştır.[1] Irklar ve etnik kökenler arasındaki imputasyon kalitesindeki veya minör allel frekansındaki farklılıklar, trans-etnik meta-analizleri karmaşıklaştırarak ve potansiyel olarak genom çapında anlamlı trans-etnik sinyallerin eksikliğini açıklayarak, ilişkilendirmenin heterojenliğine yol açabilir.[1] Çalışma, ırklar/etnik kökenler arasındaki risk faktörlerindeki veya allelik etkilerdeki farklılıkların bazı kökensel heterojenliği açıklayabileceğini öne sürse de, bu olasılıklar daha fazla özel araştırmayı gerektirmektedir.[1] Ayrıca, yeterli sayıda azınlık referans popülasyonu elde etmedeki zorluk, Avrupa kökenli olmayan kökenler için kalıtılabilirliğin tahminini etkilemiştir.[1] Avrupa ve Afrika kökenli bireylerde yeni lokuslar tanımlanmış olsa da, Hispanik/Latin kökenli gruplarda genom çapında anlamlı bulguların olmaması, çeşitli popülasyonlarda SVE’nin genetik mimarisiyle ilgili devam eden bilgi boşluklarını vurgulamaktadır.[1] Farklı kökenlerde ektopi prevalansını ve genetik yatkınlığı etkileyebilecek çevresel veya gen-çevre karıştırıcılarının daha derinlemesine anlaşılması da gereklidir, çünkü bu tür faktörler gözlemlenen heterojenliğe ve açıklanamayan kalıtılabilirliğe katkıda bulunabilir.
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Genetik varyasyonlar, bir bireyin supraventriküler ektopiye (SVE), yani kalbin doğal kalp pilinin dışından kaynaklanan anormal elektriksel impulslara yatkınlığında önemli bir rol oynar. Bu varyantlar genellikle kardiyak elektriksel sinyalleşme, hücresel yapı ve apoptozda rol oynayan genleri etkileyerek kalp ritminin değişmesine neden olur. Bu genetik lokusların kolektif etkisi, iyon kanal disfonksiyonundan hücreler arası iletişim bozukluğuna kadar ektopik atımlara yol açabilen çeşitli mekanizmaları vurgulamaktadır.[1] Bu genetik temelleri anlamak, SVE’nin karmaşık etiyolojisini aydınlatmak ve hedefe yönelik müdahaleler geliştirmek için hayati öneme sahiptir.[1] SCN5A ve SCN10A gibi kardiyak iyon kanallarını kodlayan genlerdeki varyantlar, kardiyak uyarılabilirlik ve ritim bozukluklarına önemli katkıda bulunur. SCN5Ageni, kalpte elektriksel sinyallerin üretilmesi ve yayılmasından sorumlu bir sodyum kanalının ana alt birimini yapmak için talimatlar sağlar vers3922844 gibi varyasyonlar kanal fonksiyonunu değiştirerek kardiyak iletimde değişikliklere yol açabilir.[1] Benzer şekilde, genellikle SCN5A’ya yakın genomik bölgede bulunan SCN10A, kardiyak elektriksel aktiviteyi modüle eden başka bir voltaj kapılı sodyum kanalı alt birimini kodlar vers9827945 potansiyel olarak ifadesini veya işlevini etkileyebilir. Her iki gen de QT, PR ve QRS süreleri gibi elektrokardiyografik parametreleri etkileyen ortak bir genetik yapının parçasıdır ve sodyum akımı dinamikleri ve miyokardiyal repolarizasyon üzerindeki etkileri yoluyla atriyal fibrilasyon ve ektopi dahil olmak üzere çeşitli aritmilerle ilişkilendirilmiştir.[1] Diğer varyantlar, sağlıklı kardiyak dokunun korunması için kritik olan hücre bütünlüğünü ve programlanmış hücre ölümünü etkileyen yollarda rol oynar. Örneğin, FAF1(Fas-Associated Factor 1) geni, bilinen bir apoptoz arttırıcı gendir ve intronik tek nükleotid polimorfizmirs7545860 , Avrupa kökenli katılımcılar arasında SVE ve ventriküler ektopi (VE) için çoklu özellik analizinde genom çapında anlamlılık göstermiştir.[1] FAF1/CDKN2C/EPS15 lokusundaki bu varyant, aynı zamanda QRS aralığı süresi ile de ilişkilendirilmiştir ve potansiyel olarak değişmiş kardiyomiyosit apoptozu yoluyla kardiyak elektrofizyolojide daha geniş bir rolü olduğunu düşündürmektedir.[1] rs8086068 varyantı, desmokolin 3 (DSC3) geninin yakınında bulunur ve Afrika kökenli bireylerde SVE ile ilişkilidir. Desmokolinler, kardiyak dokuda hücreler arası yapışma için çok önemli olan kalsiyuma bağımlı glikoproteinlerdir ve (aritmogenik kardiyomiyopati ile ilişkili olan)DSC2’yi içeren bu kümedeki işlev bozukluğu, gap junction anormalliklerine ve aritmilere yol açabilir.[1] Gen ekspresyonunu ve hücre farklılaşmasını düzenlemede rol oynayan bir mikroRNA olan MIR302F geni de rs8086068 ile ilişkilidir ve bu da ektopik aktiviteye katkıda bulunabilecek kardiyak gelişim veya fonksiyon üzerinde potansiyel düzenleyici etkileri olduğunu ima eder.[1] Diğer genetik varyasyonlar, ektopiyi altta yatan çeşitli mekanizmalara katkıda bulunur. Örneğin, hücre polaritesi ve düzlemsel hücre polaritesi yollarında rol oynayan bir G protein-bağlı reseptörü kodlayan CELSR1 genindeki rs370632674 , kardiyak gelişimi veya yapıyı etkileyerek ritmi dolaylı olarak etkileyebilir.[1] Benzer şekilde, AAR2’deki (AAR2 Saccharomyces cerevisiae pre-mRNA işleme faktörü homologu) rs118075054 ve UBE2D3P1 (Ubiquitin Conjugating Enzyme E2 D3 Pseudogene 1) yakınındaki rs77228759 , sırasıyla RNA işlemesini veya protein ubikitinasyonunu etkileyebilir; bu yollar kardiyomiyositlerde uygun hücresel fonksiyon ve stres yanıtı için gereklidir.[1] Bağışıklık yanıtı ve mikroglial fonksiyon ile ilgili olan TREM2 (Triggering Receptor Expressed on Myeloid Cells 2) genindeki rs2234247 varyantı, kardiyak aritmogenezde inflamatuar süreçler için bir rol olduğunu düşündürebilir.[1] Ek olarak, hücre içi taşımada rol oynayan KIF6’daki (Kinesin Family Member 6) rs9471077 ve çeşitli sinyal yollarının bir düzenleyicisi olan TRIB2 (Tribbles Pseudokinase 2) yakınındaki rs12692501 , kalp hücreleri içindeki hücresel bakımı veya stres yanıtlarını etkileyebilir.[1] Toplu olarak, bu varyantlar, elektriksel iletimden hücresel homeostaza kadar geniş bir biyolojik süreç yelpazesini içeren supraventriküler ektopiye yatkınlığın altında yatan çok yönlü genetik mimariyi vurgulamaktadır.[1]
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs370632674 | CELSR1 | supraventricular ectopy |
| rs118075054 | AAR2 | supraventricular ectopy |
| rs77228759 | CDS2 - UBE2D3P1 | supraventricular ectopy |
| rs8086068 | MIR302F - RNU6-857P | supraventricular ectopy |
| rs2234247 | TREM2 - TREML2 | supraventricular ectopy |
| rs3922844 | SCN5A | PR interval QT interval QRS duration P wave duration electrocardiography |
| rs9827945 | SCN10A | supraventricular ectopy |
| rs9471077 | KIF6 | supraventricular ectopy |
| rs12692501 | TRIB2 - LINC00276 | supraventricular ectopy |
| rs7545860 | FAF1 | supraventricular ectopy ventricular ectopy |
Supraventriküler Ektopinin Tanımı ve Adlandırılması
Section titled “Supraventriküler Ektopinin Tanımı ve Adlandırılması”Supraventriküler ektopi (SVE), kalpteki ventriküllerden kaynaklananlardan farklı olarak, sinüs dışı atriyal veya atriyoventriküler odaklardan kaynaklanan ekstra, anormal depolarizasyonları ifade eder.[1] “Ektopi” terimi, hem supraventriküler hem de ventriküler ektopik atımları kapsayan daha geniş bir tanımlayıcıdır ve kalbin normal kalp pili sisteminin dışından kaynaklanan herhangi bir depolarizasyonu ifade eder.[1] SVE kesin tıbbi terminoloji olmasına rağmen, bu anormal kalp atışları, özellikle sıklıkları ve ilişkili risk faktörleri tartışılırken, klinik uygulamada sıklıkla prematüre atriyal kontraksiyonlar (PAC’ler) olarak adlandırılır.[4] Bu terimleri anlamak, kardiyolojide doğru tanı ve iletişim için çok önemlidir, çünkü elektriksel bozukluğun anatomik kökenini ve doğasını belirtirler.
Elektrokardiyografik Tanımlama ve Ölçüm Kriterleri
Section titled “Elektrokardiyografik Tanımlama ve Ölçüm Kriterleri”Supraventriküler ektopinin kesin olarak tanımlanması ve ölçülmesi, kalbin elektriksel aktivitesini yakalayan elektrokardiyografiye (ECG) büyük ölçüde dayanır. SVE, operasyonel olarak standart on saniyelik bir EKG kaydı sırasında en az bir supraventriküler ektopik atımın varlığı olarak tanımlanır.[1] Bir EKG’de SVE için tanı kriterleri, olmayan veya morfolojik olarak farklı P dalgalarının veya değişen sürelerdeki PR aralıklarının gözlemlenmesini içerir.[1] Bu özellikler, SVE’yi normal sinüs atımlarından ve ventriküler ektopiden ayırır. Tespit süreci genellikle Minnesota Kodu (özellikle MC8.1.1, 8.1.3–8.1.5) gibi standartlaştırılmış sistemlere dayanan ve daha sonra doğruluğu sağlamak için hekimler tarafından görsel olarak okunan bilgisayar algoritmalarını içerir.[1] Kısa EKG kayıtları aralıklı ektopiyi tespit etme konusunda daha düşük hassasiyete sahip olsa da, daha büyük prognostik öneme sahip olabilecek sık, paroksismal aritmileri yakalamada oldukça spesifiktir.[5]
Sınıflandırma, Yaygınlık ve Klinik Önemi
Section titled “Sınıflandırma, Yaygınlık ve Klinik Önemi”Supraventriküler ektopi, yaygın bir kardiyak fenomendir, genellikle aralıklı ve izole olarak meydana gelir ve sıklığı yaşla birlikte artma eğilimindedir.[1]İstirahat halindeyken on saniyelik EKG’lerde SVE’nin başlangıç yaygınlığı nispeten düşük, tipik olarak %1’den az olsa da, altta yatan kalp hastalığı olan, akciğer, beyin veya böbrek rahatsızlıkları olan veya belirli ilaçlara maruz kalan kişilerde belirgin şekilde daha yüksektir.[6] Minnesota Kodu ve Novacode kriterleri gibi sınıflandırma sistemleri, SVE dahil olmak üzere EKG anormalliklerini kategorize etmek ve değerlendirmek için yapılandırılmış çerçeveler sağlayarak, standartlaştırılmış raporlama ve araştırmaya yardımcı olur.[7]Klinik olarak, SVE her zaman iyi huylu değildir; iskemik kalp hastalığı mortalitesi riskinin artmasıyla bağlantılıdır ve atriyal fibrilasyon gibi daha ciddi aritmiler için bir tetikleyici görevi görebilir.[1]Genetik araştırmalar, SVE’nin tam temelini hala karakterize etmesine rağmen, miyokardiyosit apoptozu, gap junction anormallikleri ve sodyum kanalopatisi içeren mekanizmalar yoluyla aritmogenezin genetik riskine katkıda bulunanFAF1/CDKN2C/EPS15 ve DSC3/DSC2 gibi lokusları tanımlamıştır.[1]
Klinik Sunum ve Subjektif Deneyim
Section titled “Klinik Sunum ve Subjektif Deneyim”Supraventriküler ektopi (SVE), sinüs dışı atriyal veya atriyoventriküler odaklardan kaynaklanan ekstra, anormal depolarizasyonlar olarak kendini gösterir.[1] SVE yaygın bir kardiyak fenomen olmasına rağmen, sıklıkla aralıklı ve asemptomatik bir olay olarak ortaya çıkar ve genellikle izole olarak görülür.[4] Bununla birlikte, varlığı kalp, akciğer, beyin ve böbrek hastalıkları dahil olmak üzere altta yatan sağlık sorunları veya belirli ilaçlara maruz kalan bireylerle ilişkili olabilir.[6] SVE’nin şiddeti ve belirti örüntüleri değişebilir; bazı paroksismal aritmiler, kısa süreli kayıtlarla yakalanabilecek kadar sık görülür ve bu da daha büyük prognostik öneme işaret edebilir.[5]
Objektif Saptama ve Elektrokardiyografik Özellikler
Section titled “Objektif Saptama ve Elektrokardiyografik Özellikler”Supraventriküler ektopinin belirlenmesindeki temel yöntem, kalbin elektriksel aktivitesini objektif olarak yakalayan elektrokardiyografidir (ECG).[1] Objektif saptama, spesifik elektrokardiyografik özelliklere dayanır; bunlar, olmayan veya morfolojik olarak farklı P dalgaları veya değişken sürelerdeki PR aralıkları ile karakterizedir.[7] Bu ektopik vuruşlar tipik olarak Minnesota Kodu (MC) tabanlı olanlar gibi bilgisayar algoritmaları tarafından saptanır ve daha sonra tanısal doğruluğu sağlamak için hekimler tarafından görsel olarak okunur.[7] On saniyelik EKG kayıtları başlangıç taraması için yaygın olarak kullanılırken, daha uzun kayıt sürelerinin, özellikle aralıklı olaylar için, ektopiyi daha yüksek duyarlılıkla saptamak için gerekli olduğu kabul edilmektedir.[1]
Prevalans, Değişkenlik ve Klinik Etkileri
Section titled “Prevalans, Değişkenlik ve Klinik Etkileri”Kısa süreli, istirahat EKG’lerinde izole supraventriküler ektopinin prevalansı nispeten düşüktür, tipik olarak %1’den azdır, ancak SVE’nin genel oluşumu yaygındır ve yaşla birlikte sıklığı artar.[6] SVE sunumunda önemli bireyler arası değişkenlik mevcuttur, olaylar genellikle aralıklı olarak ve izole şekilde meydana gelir.[1]Tanısal olarak SVE, daha önce kalp hastalığı olmayan bireylerde iskemik kalp hastalığı mortalitesi ile ilişkili olduğu ve atriyal fibrilasyon gibi durumlar için bir tetikleyici görevi görebileceği için önem taşır.[8] Ayrıca, FAF1/CDKN2C/EPS15 ve DSC3 gibi lokuslar dahil olmak üzere genetik varyasyonlar, ektopinin yatkınlığına ve kalıtılabilirliğine katkıda bulunur ve çalışmalar bu genetik ilişkilerde ancestral heterojeniteyi vurgulamaktadır.[1]
Supraventriküler Ekstrasistolün Genetik Temeli
Section titled “Supraventriküler Ekstrasistolün Genetik Temeli”Supraventriküler ekstrasistolün (SVE) önemli bir genetik bileşeni vardır ve çalışmalar kalıtsal faktörlerin bir bireyin duyarlılığına katkıda bulunduğunu göstermektedir. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), karmaşık bir poligenik mimariyi ortaya çıkararak SVE ile ilişkili spesifik genetik varyantları ortaya çıkarmaya başlamıştır. Örneğin, kromozom 1 üzerindeki FAF1/CDKN2C/EPS15 lokusu, SVE ve ventriküler ekstrasistolün (VE) çok özellikli analizleri yoluyla Avrupa kökenli bireylerde tanımlanmıştır ve bu kardiyak elektriksel bozukluklar için ortak genetik temeller olduğunu düşündürmektedir.[1] Daha fazla araştırma, atalara özgü genetik yatkınlıkları vurgulamıştır. Afrika kökenli bireyler arasında, kromozom 18’de DSC3 ve DSC2’yi içeren desmokolin gen kümesine yakın bir lokus, SVE ile önemli ölçüde ilişkilendirilmiştir. Bu bulgular, çeşitli genetik çalışmaların önemini vurgulamaktadır, çünkü allelik etkiler ve bağlantı dengesizliği popülasyonlar arasında farklılık gösterebilir ve genetik riskin tezahürünü etkileyebilir. Ek olarak, kromozom 3 üzerindeki SCN5Agibi genlerdeki varyantlar, sodyum kanalopatisi gibi mekanizmalar yoluyla aritmogenezde rol oynamakta ve ektopik atımların daha geniş genetik riskine katkıda bulunmaktadır.[1]
Hücresel ve Yapısal Mekanizmalar
Section titled “Hücresel ve Yapısal Mekanizmalar”Genetik varyasyonlar, temel kardiyak hücresel ve yapısal süreçleri bozarak SVE’ye katkıda bulunur. Örneğin, Avrupa kökenli popülasyonlarda öncü SNP rs7545860 aracılığıyla ilişkilendirilen FAF1 geni, apoptozu artıran bir gendir. Bu gendeki varyantlar, kardiyomiyosit apoptozunu etkileyerek, miyokardiyal dokunun değişmesine ve elektriksel instabiliteye yol açarak bireyleri ektopiye yatkın hale getirebilir. Afrika kökenli popülasyonlarda öncü SNP rs8086068 aracılığıyla SVE ile ilişkili olan desmokolin gen kümesi, kardiyak hücreler arası bağlantılar için çok önemli olan kalsiyuma bağımlı glikoproteinleri kodlar. DSC3 ve DSC2’deki varyantlardan potansiyel olarak etkilenen bu desmozomla ilişkili gap junction’lardaki anormallikler, normal elektriksel yayılımı bozabilir ve ektopik aktiviteye yol açabilir.[1] Bu genetik varyasyonların fonksiyonel sonuçları, kalbin yapısal bütünlüğüne ve elektrofizyolojik özelliklerine kadar uzanır. Örneğin, DSC2’nin, sıklıkla supraventriküler ve ventriküler aritmilerle kendini gösteren, sağ ventrikül fibrofatty infiltrasyonu ve miyokardiyosit apoptozu ile karakterize edilen bir durum olan aritmik kardiyomiyopati (ACM) ile ilişkili olduğu bilinmektedir.SCN5Agibi genlerle bağlantılı sodyum kanalopatileri de dahil olmak üzere bu tür moleküler ve yapısal bozukluklar, genetik risk faktörlerinin SVE oluşumuna dönüşmesine yol açan olası hücresel ve hücreler arası mekanizmalar sağlar.[1]
Çevresel ve Yaşam Tarzı Etkileri
Section titled “Çevresel ve Yaşam Tarzı Etkileri”Genetik yatkınlıkların ötesinde, çeşitli çevresel ve yaşam tarzı faktörleri supraventriküler ektopinin tetikleyicileri olarak kabul edilmektedir. Stres, tütün kullanımı, alkol tüketimi ve kafein alımı gibi davranışsal faktörler, ektopik atımları tetiklemedeki rolleri açısından incelenmiştir. Çevresel kirleticilere, özellikle ortamdaki partikül madde hava kirliliğine maruz kalma da aritmogenezle ilişkilendirilmiştir. Bu dış uyaranlar, anormal depolarizasyon olasılığını artırarak kardiyak uyarılabilirliği ve otonom tonusu akut olarak değiştirebilir.[1]Ayrıca, bazı ilaçlar SVE dahil olmak üzere kardiyak aritmileri tetikleyebilir veya şiddetlendirebilir. Örneğin, teofilin toksisitesi çeşitli kardiyak aritmilerin bilinen bir nedenidir. Araştırmalar öncelikle genetik faktörlere odaklanmış olsa da, çalışmalar bu çevresel ve davranışsal tetikleyicilerin yerleşik rolünü kabul etmekte ve dış tetikleyicilerin altta yatan yatkınlıkları ortaya çıkarabileceği veya güçlendirebileceği çok faktörlü bir etiyolojiye işaret etmektedir.[1]
Gelişimsel Bağlam ve Komorbiditeler
Section titled “Gelişimsel Bağlam ve Komorbiditeler”Supraventriküler ektopinin gelişimi, erken yaşam faktörlerinden ve birlikte var olan tıbbi durumların varlığından da etkilenebilir. Fetal kalp dokusundaki DNase I aşırı duyarlılık bölgelerinde bulunan genetik varyantlar, örneğin rs2097047 , rs17711533 ve rs17711559 (rs8086068 ile bağlantı dengesizliğinde olan), kardiyak gelişim sırasında dokuya özgü düzenlemenin potansiyel bir katılımını düşündürmektedir. Bu, erken gelişimsel programlamanın, daha sonra ektopiye yatkınlık için zemin hazırlayabileceğini göstermektedir.[1] Komorbiditeler, özellikle diğer kardiyak durumlar, SVE riskine önemli ölçüde katkıda bulunur. Örneğin, DSC2gibi genlerdeki varyantlarla bağlantılı olan aritmogenik kardiyomiyopati (ACM), yapısal kalp hastalığı ve hem supraventriküler hem de ventriküler aritmilerin yüksek prevalansı ile karakterizedir. Genetik yatkınlık, kardiyak mimari üzerindeki gelişimsel etkiler ve diğer kalp hastalıklarının varlığı arasındaki etkileşim, supraventriküler ektopi için karmaşık bir risk faktörleri ortamı yaratır ve bu da genellikle ektopik aktivitenin daha büyük bir yüküne yol açar.[1]
Biyolojik Arka Plan
Section titled “Biyolojik Arka Plan”Supraventriküler ektopi (SVE), kalpte sinüs dışı atriyal veya atriyoventriküler odaklardan kaynaklanan ekstra, anormal elektriksel depolarizasyonları ifade eder.[1] Bu ektopik atımlar, tipik olarak sinoatriyal düğüm tarafından başlatılan kalbin normal ritmik kasılmalarını bozar. Sıklıkla aralıklı ve asemptomatik olmasına rağmen, SVE’nin varlığı ve sıklığı yaşla birlikte artabilir ve atriyal fibrilasyon gibi daha ciddi aritmilerin daha yüksek riskiyle ilişkilidir.[1] Altta yatan biyolojik mekanizmaları, moleküler düzeyden organ düzeyine kadar anlamak, bu yaygın kardiyak olgunun yatkınlığını ve patofizyolojisini anlamak için çok önemlidir.
Kardiyak Elektrofizyoloji ve İyon Kanalı Fonksiyonu
Section titled “Kardiyak Elektrofizyoloji ve İyon Kanalı Fonksiyonu”Kardiyak elektriksel aktivitenin hassas bir şekilde düzenlenmesi, sağlıklı bir kalp ritmini sürdürmek için temeldir. Normal kalp atışları, kardiyomiyosit zarlarında iyonların özel iyon kanalları aracılığıyla hareketiyle yönlendirilen, ince ayarlı bir depolarizasyon ve repolarizasyon dizisiyle başlatılır. Supraventriküler ektopi, anormal elektriksel uyarılar sinoatriyal düğümün dışında üretildiğinde ortaya çıkar; bu durum genellikle değişmiş iyon kanalı fonksiyonu veya uyarılabilir odakları oluşturan yapısal değişikliklerden kaynaklanır. Depolarizasyon sırasında sodyum iyonlarının hızlı akışı için kritik öneme sahip olanSCN5A gibi iyon kanallarını kodlayan genler, bu süreçte merkezi bir rol oynar.[1] Bu tür genlerdeki varyasyonlar, iyon kanallarına yol açarak iyon akışının hassas dengesini bozabilir ve bireyleri düzensiz elektriksel aktiviteye ve ektopik atımlara yatkın hale getirerek normal atriyoventriküler fizyolojiyi bozabilir.[1]
Hücresel Yapışma, İletişim ve Yapısal Bütünlük
Section titled “Hücresel Yapışma, İletişim ve Yapısal Bütünlük”Kalbin koordineli kasılması, hem mekanik stabiliteyi hem de hızlı elektriksel sinyal iletimini sağlayan sağlam hücreler arası bağlantılara büyük ölçüde dayanır. Desmozomlar, bitişik kardiyomiyositleri mekanik olarak bağlayan, kardiyak dokuya güç ve esneklik sağlayan temel yapısal bileşenlerdir. Desmozom fonksiyonunun ayrılmaz parçası, DSC3 ve DSC2’yi içeren desmokolinler gibi kalsiyuma bağımlı glikoproteinlerdir.[1] Özellikle DSC2, sağ ventriküler fibrofatty infiltrasyon ve önemli aritmogenez ile karakterize bir durum olan aritmogenik kardiyomiyopati (ACM) ile ilişkilendirilmiştir.[1] Bu desmozomla ilişkili proteinlerdeki anormallikler, hücreler arasındaki elektriksel bağlantı için gerekli olan ve düzensiz elektriksel iletime ve ektopik atımlara karşı artan duyarlılığa neden olan bozulmuş gap junction’lara yol açabilir.[1]
Programlanmış Hücre Ölümü ve Miyokardiyal Homeostaz
Section titled “Programlanmış Hücre Ölümü ve Miyokardiyal Homeostaz”Hücresel sağlık ve döngü, özellikle programlanmış hücre ölümü veya apoptoz, miyokardiyal homeostazın korunması için hayati öneme sahip sıkı bir şekilde düzenlenmiş süreçlerdir. Apoptoz düzenlemesinin bozulması, fonksiyonel kardiyomiyositlerin kaybına ve ardından miyokardiyal yeniden şekillenmeye yol açarak, aritmogenez için uygun bir ortam yaratabilir. Örneğin, FAF1 (Fas İlişkili Faktör 1), kardiyak sağlıkla ilişkili olduğu düşünülen bir apoptoz artırıcı gendir ve içindeki veya yakınındaki genetik varyantlar, QRS aralığı süresi gibi elektrokardiyografik parametrelerle ilişkilendirilmiştir.[1] Miyokardiyosit apoptozunda bir artış, kalbin yapısal ve elektriksel bütünlüğünü bozabilir ve potansiyel olarak supraventriküler ektopinin gelişimine katkıda bulunan aritmik substratlar oluşturabilir.[1]
Genetik Yatkınlık ve Düzenleyici Mekanizmalar
Section titled “Genetik Yatkınlık ve Düzenleyici Mekanizmalar”Genetik faktörler, bir bireyin supraventriküler ektopiye yatkınlığında önemli bir rol oynar ve kalp içindeki çeşitli moleküler ve hücresel yolları etkiler. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları, FAF1, CDKN2C ve EPS15’i içeren bir bölge de dahil olmak üzere, ektopi ile ilişkili belirli genetik lokusları tanımlamıştır.[1] CDKN2C (Siklin Bağımlı Kinaz İnhibitörü 2C), hücre döngüsü düzenlemesinde yer alırken, EPS15(Epidermal Büyüme Faktörü Reseptör Yolu Substratı 15) endositoz ve reseptör sinyalinde rol oynar ve karmaşık düzenleyici ağları vurgular. Ayrıca,DSC3 gibi genlerin yakınındaki genetik varyasyonlar ilgi çekicidir; bazı SNP’ler fetal kalp dokusundaki DNase I aşırı duyarlılık bölgelerinde bulunur ve bu da bunların dokuya özgü gen düzenlemesi ve ekspresyon modellerindeki rolünü düşündürür.[1] Bu genetik mekanizmalar, hücresel fonksiyonlar ve protein ekspresyonu üzerindeki etkileri yoluyla, anormal kardiyak depolarizasyonlara yatkınlığa toplu olarak katkıda bulunur.
Miyokardiyosit Apoptozu ve Hücre Sağkalım Yolları
Section titled “Miyokardiyosit Apoptozu ve Hücre Sağkalım Yolları”Miyokardiyosit sağkalım yollarını etkileyen genetik varyasyonlar, supraventriküler ektopide rol oynar. CDKN2C ve EPS15’i içeren bir lokusta tanımlanan FAF1 (Fas-Associated Factor 1) geni, apoptozu artıran bir gendir.[1] FAF1’in disregülasyonu, kardiyomiyosit apoptozunun artmasına yol açabilir ve bu da ektopik atımlara yatkınlığı artıran hücresel hasara ve kalp içindeki yapısal değişikliklere doğrudan katkıda bulunur.[1]Bu mekanizma, programlanmış hücre ölüm yollarındaki değişikliklerin kardiyak dokuyu nasıl istikrarsız hale getirebileceğini ve normal elektriksel ritmi bozarak supraventriküler ektopi olarak kendini gösterebileceğini vurgulamaktadır.
Hücrelerarası İletişim ve Yapısal Bütünlük
Section titled “Hücrelerarası İletişim ve Yapısal Bütünlük”Kardiyak hücrelerarası bağlantıların bütünlüğü, senkronize elektriksel aktivite için çok önemlidir ve bozulmalar ektopiye yol açabilir. Desmokolin gen kümesindeki, özellikle DSC3 ve DSC2yakınındaki varyantlar, supraventriküler ektopi ile ilişkilidir.[1] Desmokolinler, kardiyak hücrelerarası bağlantıların temel bileşenleri olan dezmozomların oluşumu için gerekli olan kalsiyum bağımlı glikoproteinlerdir.[1] Bu dezmozomlarla ilgili boşluk bağlantılarındaki anormallikler, hücreden hücreye kenetlenmeyi bozarak, aritmogenik kardiyomiyopatide (ACM) gözlemlenen mekanizmalara benzer şekilde, disfonksiyonel elektriksel iletime ve aritmogeneze yol açabilir; burada DSC2 varyantları miyokardiyosit apoptozu ve boşluk bağlantısı patofizyolojisinde rol oynamaktadır.[1]
İyon Kanalı Fonksiyonu ve Elektriksel İletim
Section titled “İyon Kanalı Fonksiyonu ve Elektriksel İletim”Kardiyak uyarılabilirlik ve iletim, iyon kanalları tarafından sıkı bir şekilde düzenlenir ve bunların işlev bozukluğu doğrudan ektopik aktiviteye neden olabilir. SCN5A geni, olası katyonik mekanizmalar yoluyla supraventriküler ektopinin genetik riskinde rol oynamaktadır.[1] SCN5A, birincil kardiyak sodyum kanalını kodlar ve bu gende meydana gelen genetik varyasyonlar, miyokardiyal hücre zarından sodyum iyonlarının akışını değiştirerek sodyum kanalopatisine neden olabilir.[1] Bu tür kanalopatiler, anormal depolarizasyon ve repolarizasyon süreçlerine yol açarak, normal atriyoventriküler fizyolojinin elektrofizyolojik olarak belirgin bir şekilde bozulmasına ve erken atımları tetikleyebilmesine neden olur.[1]
Transkripsiyonel Düzenleme ve Ağ Etkileşimi
Section titled “Transkripsiyonel Düzenleme ve Ağ Etkileşimi”Supraventriküler ektopi, çoklu genetik ve moleküler düzenleyici mekanizmaların karmaşık etkileşiminden kaynaklanır. Ektopi ile ilişkili genetik varyantlar, örneğinDSC3 yakınındakiler, fetal kalp dokusundaki DNase I aşırı duyarlılık bölgelerinde bulunur ve bu da bunların dokuya özgü gen düzenlemesindeki rolünü düşündürür.[1] Ayrıca, FAF1/CDKN2C/EPS15 gibi lokusların hem ektopi hem de QRS aralığı süresi ile ilişkili olduğu pleyotropik etkilerin belirlenmesi, kardiyak yapı ve elektriksel fonksiyonu yöneten yollar arasındaki sistem düzeyinde entegrasyonu ve etkileşimi vurgulamaktadır.[1] Bu bulgular, hiyerarşik genetik düzenleme ve ağ etkileşimlerinin kardiyak aritmogenezin ortaya çıkan özelliklerine nasıl katkıda bulunduğunu göstermektedir.
Prognostik Etkiler ve Risk Değerlendirmesi
Section titled “Prognostik Etkiler ve Risk Değerlendirmesi”Supraventriküler ektopi (SVE), sinüs dışı atriyal veya atriyoventriküler odaklardan kaynaklanan anormal depolarizasyonlarla karakterize olup, hasta bakımında önemli prognostik değere sahiptir. Genellikle aralıklı ve asemptomatik olmasına rağmen, bir elektrokardiyogramda (ECG) SVE varlığı, olumsuz kardiyovasküler sonuçların artmış riski ile ilişkilidir. Spesifik olarak, SVE, daha önce bu tür durumların tanısı olmayan bireylerde bile, iskemik kalp hastalığı mortalitesinin artmış riski ile ilişkilendirilmiştir.[9] ve atriyal fibrilasyon için bilinen bir tetikleyicidir.[10] Bu paroksismal aritmilerin ortaya çıkma sıklığı, daha az hassas kısa EKG kayıtları ile yakalandığında bile, saptanması için uzun süreli izleme gerektiren çok nadir ektopiye kıyasla daha büyük prognostik öneme işaret edebilir.[5]Bu nedenle SVE’yi tanımlamak, bir hastanın genel kardiyovasküler risk değerlendirmesine katkıda bulunur ve klinisyenlere daha fazla değerlendirme veya önleyici stratejilere duyulan ihtiyacı belirlemede rehberlik eder.
Tanısal Yarar ve İzleme Stratejileri
Section titled “Tanısal Yarar ve İzleme Stratejileri”Supraventriküler ektopinin saptanması, elektrokardiyografik yöntemlere dayanır ve SVE, yok veya morfolojik olarak farklı P dalgaları veya PR aralıklarındaki varyasyonlarla tanımlanır.[1] Kısa, on saniyelik EKG kayıtları başlangıç tespiti için yaygın olarak kullanılsa da, ektopi için duyarlılıklarının düşük olduğu kabul edilmektedir.[1] Bununla birlikte, bu kısa kayıtlar oldukça spesifiktir ve bunlar tarafından yakalanacak kadar sık olan ektopi, daha fazla prognostik ağırlık taşıyabilir.[5] SVE tipik olarak Minnesota Kodu’na dayalı bilgisayar algoritmaları kullanılarak tanımlanır ve daha sonra doktorlar tarafından tekrar okunarak tanıda doğruluk sağlanır.[1] SVE’nin aralıklı doğası göz önüne alındığında, ektopi yükünün kapsamlı bir şekilde anlaşılması ve özellikle bilinen kardiyak rahatsızlıkları olan veya daha yüksek risk taşıyan kişilerde izleme stratejilerine bilgi sağlamak için tekrarlayan EKG’ler veya daha uzun izleme süreleri gereklidir.
Genetik İlişkiler ve Komorbid Durumlar
Section titled “Genetik İlişkiler ve Komorbid Durumlar”Supraventriküler ektopi izole bir fenomen değildir, ancak sıklıkla bir dizi komorbidite ile ilişkilidir ve altta yatan patofizyolojik mekanizmalara ve kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarına dair içgörüler sunan genetik bir yatkınlık sergiler. SVE prevalansı, kalp, akciğer, beyin veya böbreği etkileyen hastalıkları olan bireylerde ve bu durumları tedavi etmek için kullanılan ilaçlara maruz kalanlarda belirgin şekilde daha yüksektir.[4]Genetik çalışmalar, ektopinin kalıtsal bileşenlerini çözmeye başlamış ve belirli soy gruplarında genom çapında anlamlı tek nükleotid polimorfizmlerini (SNP’ler) tanımlamıştır. Örneğin, Avrupa kökenli bireylerde, daha önce QRS aralığı süresiyle ilişkilendirilmiş olanFAF1’e ait bir lokus (öncü SNP rs7545860 ), çoklu özellik analizinde tanımlanmıştır.[1] Bu lokus ayrıca CDKN2C ve EPS15 gibi genleri de işaret etmektedir.[1] Afrika kökenli popülasyonlarda, kalsiyuma bağımlı glikoproteinleri kodlayan DSC3 geni (öncü SNP rs8086068 ) yakınında anlamlı bir lokus bulunmuştur.[1] Komşu gen DSC2, aritmik kardiyomiyopati ile ilişkilidir.[1]Bu genetik bulgular, kardiyomiyosit apoptozu, dezmozomla ilişkili gap junction anormalliği ve sodyum kanalopatisi dahil olmak üzere çeşitli mekanizmaların ektopi ve aritmogenez riskine katkıda bulunduğunu göstermektedir.[1] Bir genin birden fazla özelliği etkilediği pleiotropik etkilerden yararlanmak, ektopi ile ilişkili fenotiplerin anlaşılmasını daha da artırabilir ve daha hedefli önleme ve tedavi stratejilerinin önünü açabilir.
Supraventriküler Ektopi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Supraventriküler Ektopi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, güncel genetik araştırmalara dayanarak supraventriküler ektopinin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Neden bende ekstra kalp atışları oluyor da kardeşlerimde olmuyor?
Section titled “1. Neden bende ekstra kalp atışları oluyor da kardeşlerimde olmuyor?”Evet, genetik, sizde supraventriküler ektopi (SVE) görülmesinin, kardeşlerinizde görülmemesinin nedeninde rol oynayabilir. Aynı aile içinde bile, 1. kromozomdaki (FAF1, CDKN2C, EPS15) veya desmokolin gen kümesindeki (DSC3) genlerdeki varyasyonlar, bireyleri farklı şekilde yatkın hale getirebilir. Bu genetik farklılıklar, benzer yaşam tarzı faktörleriyle etkileşime girerken bile, kalbinizin elektriksel sisteminin nasıl davrandığını etkileyebilir.
2. Günlük kahvem ekstra kalp atışlarıma neden oluyor mu?
Section titled “2. Günlük kahvem ekstra kalp atışlarıma neden oluyor mu?”Duruma göre değişir. Kahve (kafein) bazı bireylerde SVE için bilinen bir tetikleyici olsa da, genetik altyapınız buna ne kadar duyarlı olduğunuzu etkileyebilir. Örneğin, bazı genetik varyasyonlar kalbinizin elektriksel sistemini daha hassas hale getirebilir ve kafein gibi uyarıcılara daha güçlü tepki vermesine neden olabilir. Bunu belirleyen, genlerinizin ve günlük alışkanlıklarınızın birleşimidir.
3. Aşırı stresli olmak kalbimin bir atımı atlamasına neden olabilir mi?
Section titled “3. Aşırı stresli olmak kalbimin bir atımı atlamasına neden olabilir mi?”Evet, stres, fazladan kalp atışlarını tetikleyebilen iyi bilinen bir çevresel ve davranışsal faktördür. Vücudunuzun strese karşı fizyolojik yanıtı, kalpte elektriksel dengesizliğe yol açabilir. Kalbinizi bu erken kasılmalara daha yatkın hale getiren genetik yatkınlıklarınız da varsa, bu etki daha da artabilir.
4. Yaşlandıkça ekstra kalp atışlarım kötüleşecek mi?
Section titled “4. Yaşlandıkça ekstra kalp atışlarım kötüleşecek mi?”Supraventriküler ektopinin sıklığı birçok kişi için yaşla birlikte artma eğilimindedir. Bu, genel popülasyonda gözlemlenen yaygın bir örüntüdür ve kalbin elektriksel sistemindeki yaşa bağlı değişikliklerin, potansiyel olarak genetik faktörlerden etkilenerek, bu ilerlemeye katkıda bulunduğunu düşündürmektedir.
5. Afrikalı kökenliyim – geçmişim SVE riskimi etkiler mi?
Section titled “5. Afrikalı kökenliyim – geçmişim SVE riskimi etkiler mi?”Evet, kökeniniz rol oynayabilir. Araştırmalar, Afrika kökenli bireylerde SVE ile ilişkili belirli genetik lokusları tanımlamıştır; örneğin, özellikle DSC3 genini içeren desmokolin gen kümesinin yakınındaki önemli bir lokus. Bu, SVE için belirli genetik yatkınlıkların atalara ait popülasyonlar arasında farklılık gösterebileceğini düşündürmektedir.
6. Doktorum Avrupalı olduğumu söyledi – bu SVE riskimi değiştirir mi?
Section titled “6. Doktorum Avrupalı olduğumu söyledi – bu SVE riskimi değiştirir mi?”Evet, atalara ait köken genetik riski etkileyebilir. Avrupa kökenli bireyler için yapılan çalışmalar, kromozom 1 üzerinde FAF1, CDKN2C ve EPS15 gibi genleri içeren ve SVE ile ilişkili belirli bir lokus tanımlamıştır. Bu genetik varyasyonlar, ekstra kalp atışları geliştirme risk profilinize katkıda bulunabilir.
7. Ekstra kalp atışları ciddi bir şey ifade eder mi?
Section titled “7. Ekstra kalp atışları ciddi bir şey ifade eder mi?”Mutlaka değil, çünkü supraventriküler ektopi genellikle iyi huyludur ve fark edilebilir semptomları yoktur. Ancak, varlığı klinik olarak önemlidir, çünkü teşhis konulmamış olsa bile, iskemik kalp hastalığından mortalite riskinin artmasıyla bağlantılıdır. SVE ayrıca atriyal fibrilasyon gibi daha ciddi aritmiler için bir tetikleyici görevi görebilir.
8. Egzersiz rutinim kalbimin düzensiz atmasına neden olur mu?
Section titled “8. Egzersiz rutinim kalbimin düzensiz atmasına neden olur mu?”Egzersiz, bazı bireylerde SVE için bilinen bir tetikleyici olarak listelenmektedir. Düzenli fiziksel aktivite genellikle kalp sağlığı için faydalı olsa da, yoğun egzersiz veya belirli efor türleri ekstra kalp atışlarını tetikleyebilir. Bu, özellikle altta yatan genetik bir yatkınlığınız veya diğer çevresel faktörleriniz varsa geçerlidir.
9. Ekstra kalp atışlarımı anlamak için genetik bir test faydalı mı?
Section titled “9. Ekstra kalp atışlarımı anlamak için genetik bir test faydalı mı?”SVE için genetik test henüz rutin bir klinik uygulama değildir, ancak genom çapında ilişkilendirme çalışmaları kullanan araştırmalar genetik yatkınlıkları belirlemektedir. FAF1 veya DSC3 gibi genlerdeki varyasyonlar gibi bu genetik faktörleri anlamak, nihayetinde kişiselleştirilmiş risk değerlendirmesi ve önleyici stratejilerde yardımcı olabilir. Gelecekteki klinik uygulamalar için potansiyel içeren, gelişen bir alandır.
10. SVE ailemde olsa bile bunu önleyebilir miyim?
Section titled “10. SVE ailemde olsa bile bunu önleyebilir miyim?”Genetik yatkınlıklar riskinizi artırabilse de, SVE sıklığınızı kesinlikle etkileyebilirsiniz. Stresi yönetmek, tütün ve alkol alımını azaltmak, kafeini ölçülü tüketmek ve hava kirliliğinden kaçınmak gibi yaşam tarzı faktörleri bilinen tetikleyicilerdir. Bu çevresel ve davranışsal faktörleri ele almak, aile öyküsü olsa bile, ekstra kalp atışlarının oluşumunu azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler geldikçe güncellenebilir.
Sorumluluk reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık hizmeti sağlayıcısına danışın.
References
Section titled “References”[1] Napier, M. D., et al. “Genome-wide association study and meta-analysis identify loci associated with ventricular and supraventricular ectopy.”Sci Rep, vol. 7, 2017, p. 29618737.
[2] Lee, S. H., et al. “Estimating missing heritability for disease from genome-wide association studies.”American Journal of Human Genetics, vol. 88, 2011, pp. 294–305.
[3] Zaitlen, N., and P. Kraft. “Heritability in the genome-wide association era.” Human Genetics, vol. 131, 2012, pp. 1655–1664.
[4] Conen, D., et al. “Premature atrial contractions in the general population: frequency and risk factors.”Circulation, vol. 126, 2012, pp. 2302–2308.
[5] Liao, D., et al. “Ambient particulate air pollution and ectopy–the environmental epidemiology of arrhythmogenesis in Women’s Health Initiative Study, 1999-2004.” J Toxicol Environ Health A, vol. 72, 2009, pp. 30–38.
[6] Kusumoto, F. ECG interpretation from pathophysiology to clinical application. Springer, 2009.
[7] Prineas, R. J., Crow, R. S. & Zhang, Z. -M. The Minnesota Code Manual of Electrocardiographic Findings: Standards and Procedures for Measurement and Classification. Springer Verlag, New York, 2010.
[8] Krahn, A. D., et al. “The prognostic significance of premature atrial contractions.”Journal of the American College of Cardiology, vol. 46, no. 7, 2005, pp. 1297–1300.
[9] Qureshi, W., et al. “Long-Term Mortality Risk in Individuals With Atrial or Ventricular Premature Complexes (Results from the Third National Health and Nutrition Examination Survey).”Am J Cardiol, vol. 114, 2014, pp. 59–64.
[10] Binici, Z., et al. “Excessive supraventricular ectopic activity and increased risk of atrial fibrillation and stroke.”Circulation, vol. 121, 2010, pp. 1904–1911.