Omurga Kemiği Boyutu
Omurga kemiği boyutu, insan iskelet yapısının temel bir yönü olan, bireysel omurların boyutlarını ve omurga kolonunun toplam uzunluğunu ifade eder. Bireyler arasında ve farklı popülasyonlarda doğal varyasyonlar gösteren karmaşık bir özelliktir. Omurga kemiği boyutunu belirleyen faktörleri anlamak çok önemlidir, çünkü bu, genel iskelet sağlığı ve fonksiyonu ile karmaşık bir şekilde bağlantılıdır. Araştırmalar genellikle omurga kemiği boyutunun özelliklerini, omurga kemiği boyutu, lomber omurga kemik mineral yoğunluğu (BMD), omurga uzunluğu veya omurga yüksekliklerinin toplamı gibi ölçümlerle nicelendirir.[1], [2], [3]
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Omurga kemiklerinin boyutu ve yoğunluğu, genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonundan etkilenir. Çalışmalar, omurga ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere, çeşitli kemik fenotipleri için kalıtılabilirlik tahminlerinin %30 ila %66 arasında değiştiği önemli bir genetik bileşeni göstermiştir.[2]Genom Çapında İlişkilendirme Çalışmaları (GWAS), omurga özelliklerine özgü olanlar da dahil olmak üzere, kemik kütlesi ve geometrisi ile ilişkili çok sayıda genetik lokus ve aday gen tanımlamıştır. Örneğin,LRP5gibi genlerdeki polimorfizmler, omurga kemik kütlesindeki ve omurga kemik boyutundaki varyasyonlarla ilişkilendirilmiştir.[1] CYP19A1(aromataz) gibi diğer genler de lomber omurga BMD ile ilişkilidir ve kemik boyutu ve yoğunluğundaki rollerini düşündürmektedir.[4], [5] Daha ileri araştırmalar, ADAMTS18 ve TGFBR3gibi genleri, omurga BMD’si üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere, farklı etnik gruplarda kemik kütlesi için aday olarak göstermiştir.[6]Bu genetik içgörüler, kemik gelişimi ve bakımını yöneten karmaşık moleküler yolları vurgulamaktadır.
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Omurga kemik boyutu ve yoğunluğundaki varyasyonlar, özellikle kemik sağlığı bozuklukları ile ilgili olarak önemli klinik öneme sahiptir. Lomber omurga KMY (Kemik Mineral Yoğunluğu), kemik gücünün azalması ve kırık riskinin artması ile karakterize bir hastalık olan osteoporoz gibi durumlar için önemli bir tanı ölçüsüdür.[2], [6]Daha küçük veya daha az yoğunluklu omurlara sahip bireyler, ağrıya, sakatlığa ve yaşam kalitesinin düşmesine yol açabilen vertebral kompresyon kırıkları da dahil olmak üzere osteoporotik kırıklar için daha yüksek risk altında olabilir. Omurga kemik mineral yoğunluğu ile genetik ilişkiler, vertebral kırıkları olan osteoporoz bağlamında da değerlendirilir.[7]Omurga kemik boyutunun genetik temellerini anlamak, bu durumlar için daha yüksek risk altındaki bireyleri belirlemeye yardımcı olabilir ve potansiyel olarak daha erken müdahale ve kişiselleştirilmiş tedavi stratejileri sağlayabilir.
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”Omurga kemik boyutunu incelemenin sosyal önemi, iskelet sağlığı sorunlarının halk sağlığı üzerindeki yaygın etkisinden kaynaklanmaktadır. Osteoporoz ve ilgili kırıklar, dünya çapında milyonları etkileyerek sağlık sistemleri ve toplum üzerinde önemli bir yük oluşturmaktadır. Genellikle omurga kemik boyutu ve yoğunluğunun azalmasının bir sonucu olan vertebral kırıklar, kronik ağrıya, boy kısalmasına, spinal deformiteye ve artan mortaliteye neden olabilir. Araştırmacılar, omurga kemik boyutunu yöneten genetik ve biyolojik mekanizmaları aydınlatarak, daha etkili önleme stratejileri, tanı araçları ve terapötik müdahaleler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu bilgi, yaşam boyu kemik sağlığının iyileştirilmesine, kırıkların insidansının azaltılmasına ve yaşlanan bir popülasyonun yaşam kalitesinin artırılmasına katkıda bulunabilir.
Metodolojik ve İstatistiksel Değerlendirmeler
Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Değerlendirmeler”Omurga kemik boyutu için yapılan ilk genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), aday genetik lokusların belirlenmesinde etkili olmakla birlikte, genellikle tüm ilgili ilişkilerin kesin olarak doğrulanmasını veya dışlanmasını sınırlayabilecek örneklem büyüklükleri ile sınırlıdır. Bu varyantları anlamak, kemik sağlığını ve büyümesini yöneten karmaşık mekanizmaları aydınlatmaya yardımcı olur.
İskelet gelişimi ve sinyalizasyon yollarında yer alan çeşitli genler, omurga kemik boyutu ile ilişkilidir. Büyüme Farklılaşma Faktörü 5’i kodlayanGDF5 geni, eklem ve iskelet gelişimi için çok önemlidir ve varyantı rs143384 , kemik yapısındaki varyasyonlar ve osteoartrit duyarlılığı ile ilişkilendirilmiştir.HOX gen ailesinin bir üyesi olan HOXC6 geni, embriyonik örüntüleme ve iskelet segmenti kimliği için hayati öneme sahiptir ve MIR196A2 gibi mikroRNA’lar tarafından düzenlenmesi, gelişimsel kontrolün önemli bir yönüdür. MIR196A2 ve HOXC6 bölgesindeki rs11614913 gibi bir varyant, bu hassas düzenleyici dengeyi potansiyel olarak değiştirebilir, omur oluşumunu ve omurga boyutlarını etkileyebilir.[8] Benzer şekilde, WNT4geni, osteoblast farklılaşması ve kemik oluşumu için temel olan kanonik Wnt sinyal yolunun bir bileşenidir veWNT4 - MIR4418 bölgesindeki rs10917168 gibi varyantlar tarafından modülasyonu, kemik mineral yoğunluğunu ve omurga kemik boyutu dahil olmak üzere genel iskelet mimarisini etkileyebilir.
Hücre dışı matrisi ve bağ dokusu bütünlüğünü koruyan genler de kemik boyutu için kritiktir.COL11A1 geni, kıkırdak ve diğer bağ dokularında bulunan, yapısal bütünlüklerini korumak için gerekli olan, küçük fakat önemli bir fibriler kollajen olan tip XI kollajenin bir bileşenini kodlar. COL11A1 içindeki rs3753841 gibi varyantlar, kollajen fibrillerinin düzgün bir şekilde birleşmesini ve işlevini etkileyebilir, potansiyel olarak omur gövdelerinin mekanik özelliklerini ve boyutunu etkileyebilir.[3] Ek olarak, ADAMTSL3 (ADAMTS benzeri 3), doku mimarisini düzenlemek için fibrillin-1 ve diğer matris bileşenleri ile etkileşime girerek hücre dışı matrisin organizasyonuna katkıda bulunur. ADAMTSL3 içindeki rs8036748 gibi bir varyant, bu etkileşimleri değiştirebilir, potansiyel olarak kemik dokusunun büyümesini ve yeniden şekillenmesini etkileyebilir ve böylece omurga kemik boyutunu etkileyebilir.[6]Hücresel metabolizma ve DNA süreçleri de kemik gelişimi için ayrılmaz bir parçadır.BCKDHB geni, dallı zincirli alfa-keto asit dehidrojenaz kompleksinin bir alt birimini kodlar; bu enzim, dallı zincirli amino asitlerin metabolizması için kritiktir. Bu yoldaki bozulmalar, potansiyel olarak rs9341808 gibi varyantlardan etkilenerek, büyüyen ve yeniden şekillenen kemik hücrelerinin yüksek metabolik talepleri için hayati önem taşıyan genel hücresel metabolizmayı ve enerji üretimini etkileyebilir, böylece kemik gelişimini etkileyebilir.[9] UQCC1geni, mitokondriyal elektron taşıma zincirinin önemli bir bileşeninin montajında yer alır ve osteoblast aktivitesi ve kemik matrisi sentezi için verimli mitokondriyal fonksiyon esastır.UQCC1 içindeki rs6060373 gibi varyantlar hücresel enerji durumunu etkileyebilir ve böylece omurgadaki kemik büyümesini ve yoğunluğunu etkileyebilir. Benzer şekilde,POLD3 geni, DNA replikasyonu, onarımı ve rekombinasyonu için çok önemli olan DNA polimeraz deltanın bir alt birimini kodlar ve rs72979233 gibi bir varyant, kemik hücre döngülerinin kesin düzenlenmesini etkileyebilir ve böylece omurga kemik boyutunu etkileyebilir.[10] Son olarak, hücre yapısını ve taşınmasını etkileyen genler iskelet sağlığına katkıda bulunur. Dymeclin’i kodlayan DYM geni, hücre morfolojisi, göçü ve osteoblastlar tarafından hücre dışı matris bileşenlerinin salgılanması için gerekli olan hücre iskeletinin organizasyonunda ve hücre içi taşınmasında rol oynar. DYM içindeki rs143793852 gibi bir varyant, bu hücresel fonksiyonları değiştirebilir, potansiyel olarak omurlar dahil kemik dokusunun yapısal bütünlüğünü ve büyümesini etkileyebilir.[8] SH3GL3geni (Endofilin A3), kemik hücrelerinde reseptör geri dönüşümü, besin alımı ve sinyal moleküllerinin ve matris proteinlerinin salgılanması için kritik olan endositoz ve membran taşınmasında rol oynar.SH3GL3 içindeki rs2585073 gibi genetik varyasyonlar, bu hayati hücresel taşıma mekanizmalarını etkileyebilir, böylece osteoblast fonksiyonunu, kemik yeniden şekillenmesini ve sonuç olarak omurga kemik boyutunu etkileyebilir.[2]
Omurga Kemiği Boyutunun Genetik Mimarisi
Section titled “Omurga Kemiği Boyutunun Genetik Mimarisi”Omurga kemiklerinin boyutları, omurga büyüklüğü ve toplam omurga uzunluğu dahil olmak üzere, bireyin genetik yapısından önemli ölçüde etkilenir. Araştırmalar, omurga kemiği boyutu da dahil olmak üzere, kemik kütlesi ve geometrisindeki toplam fenotipik varyansın önemli bir bölümünün genlerin eklemeli etkilerine atfedilebileceğini göstermektedir.[2] Bu karmaşık özellik genellikle poligeniktir ve belirli genomik lokuslarda ve biyolojik yollarda kümelenmiş çok sayıda kalıtsal varyant, iskelet çerçeve boyutuna toplu olarak katkıda bulunur.[3] Örneğin, LRP5genindeki gibi belirli gen polimorfizmleri, omurga kemik kütlesindeki, omurga kemik boyutundaki ve genel vücut yapısındaki farklılıklarla doğrudan ilişkilendirilmiştir.[1]Genel poligenik etkilerin ötesinde, bazı genler omurga kemik özelliklerini düzenlemede rol oynar. Aromataz genindeki (CYP19A1) polimorfizmlerinin, kortikal kemik boyutu üzerindeki etkileri yoluyla alansal kemik mineral yoğunluğunu (BMD) tahmin ettiği bilinmektedir.[5] CYP19A1’in negatif düzenleyici bölgesindeki spesifik bir tek nükleotid polimorfizmi (SNP), postmenopozal kadınlarda lomber omurga KMY’si ile bağlantılıdır.[4] ESR1(östrojen reseptörü alfa) gibi diğer aday genler de kemik fenotiplerine katkıda bulunarak kemik yapısıyla ilgili olabilecek osteoporoz gibi sonuçları etkiler.[2]Ayrıca, araştırmalar, boyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere kemik fenotiplerinin genetik belirleniminin, çeşitli etnik popülasyonlar arasında önde gelen kemik aday genlerindeki SNP’lerin sıklıklarında ve dağılımında gözlemlenen farklılıklarla etnik kökene özgü örüntüler sergileyebileceğini öne sürmektedir.[8]
Çevresel ve Yaşam Tarzı Belirleyicileri
Section titled “Çevresel ve Yaşam Tarzı Belirleyicileri”Çevresel faktörler ve yaşam tarzı seçimleri, bir bireyin yaşamı boyunca omurga kemiği boyutunun gelişimi ve sürdürülmesi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Temel yaşam tarzı belirleyicileri arasında beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyleri, sigara içme durumu ve vücut kitle indeksi (VKİ) bulunmaktadır.[2]Bu faktörler kemik yoğunluğunu ve geometrisini modüle ederek omurga kemiklerinin genel boyutunu ve sağlamlığını etkileyebilir. Örneğin, özellikle menopoz sonrası kadınlarda östrojen tedavisi, kemik mineral yoğunluğunu ve geometrisini etkileyen çevresel bir düzenleyici olarak da kabul edilmekte ve hormonal dengenin rolünü vurgulamaktadır.[2]Yaş ve cinsiyet, omurga kemiği boyutunu önemli ölçüde belirleyen temel biyolojik faktörlerdir. Kemik yoğunluğu ve geometrisi üzerindeki genetik etkilerin genellikle yaş grubu ve cinsiyete özgü olduğu gözlemlenmektedir.[2]Lomber omurga KMY gibi fenotipler, kemik gelişimi ve kaybının farklı örüntüleri nedeniyle cinsiyete özgü alt gruplarda analiz edilmektedir. BirCYP19A1SNP’sinin lomber omurga KMY ile özellikle menopoz sonrası kadınlarda ilişkisi, yaşa bağlı hormonal değişikliklerin ve genetik yatkınlığın kemik boyutu üzerindeki birleşik etkisinin altını çizmektedir.[4]Dahası, genellikle ortak çevresel maruziyetleri ve yaşam tarzı örüntülerini kapsayan daha geniş coğrafi ve etnik bağlamlar da kemikle ilişkili fenotiplerdeki varyasyonlara katkıda bulunabilir.[8]
Gen-Çevre Etkileşimleri
Section titled “Gen-Çevre Etkileşimleri”Omurga kemik boyutunun nihai belirlenmesi yalnızca genetik yatkınlık veya çevresel faktörlerden kaynaklanmaz, ancak bunlar arasındaki karmaşık etkileşimlerden kaynaklanır. Kanıtlar, hem kadınlarda hem de erkeklerde farklı iskelet bölgelerinde kemik mineral yoğunluğunu etkileyen önemli genetik ve çevresel korelasyonlara işaret etmektedir.[11] Bu, bir bireyin genetik yatkınlığının çevresi tarafından modüle edilebileceğini ve tersine, çevresel uyaranların kişinin genetik altyapısına bağlı olarak değişen etkilere sahip olabileceğini göstermektedir. Araştırmalar, kemikle ilişkili özelliklerle olan ilişkilere genetik ve çevresel katkıları açıkça tanımlamış ve iskelet özelliklerini şekillendiren karmaşık etkileşimi göstermiştir.[12]Bu etkileşimler, belirli bir omurga kemik boyutu için genetik bir yatkınlığın, belirli yaşam tarzı seçimleri, diyet alımı veya diğer çevresel maruziyetler tarafından artırılabileceği veya hafifletilebileceği anlamına gelir ve bu da popülasyonda gözlemlenen fenotipik çeşitliliğe yol açar.
Biyolojik Arka Plan
Section titled “Biyolojik Arka Plan”Omurga kemik boyutu, genel iskelet yapısının önemli bir bileşeni olarak, bir dizi birbirine bağlı biyolojik süreçten etkilenen karmaşık bir özelliktir. Omurga yüksekliği ve omurganın uzunluğu dahil olmak üzere omurga kolonunun çeşitli boyutlarını kapsar ve yetişkin boyu ve kemik mineral yoğunluğu ile yakından ilişkilidir.[3]Omurga kemik boyutunun karmaşık düzenlenmesi, genetik yatkınlıkları, moleküler sinyallemeyi, hücresel aktiviteleri ve gelişimini, bakımını ve çeşitli durumlara duyarlılığını toplu olarak belirleyen daha geniş fizyolojik ve çevresel faktörleri içerir.
Omurga Kemiği Mimarîsinin Genetik ve Epigenetik Belirleyicileri
Section titled “Omurga Kemiği Mimarîsinin Genetik ve Epigenetik Belirleyicileri”Genetik plan, omurganın boyut ve yapısının belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Belirli genlerdeki polimorfizmler, vertebral kemik kütlesi, vertebral kemik boyutu ve genel boydaki varyasyonlarla tutarlı bir şekilde ilişkilendirilmiştir.[1]Örneğin, düşük yoğunluklu lipoprotein reseptörü ile ilişkili protein 5 geni olanLRP5, bu vertebral özelliklerle ilişkili polimorfizmler içerir ve kemik gelişimindeki önemini vurgular.[1]Benzer şekilde, östrojen sentezinde rol oynayan aromataz geni olanCYP19A1, kortikal kemik boyutu üzerindeki etkileri yoluyla alan kemik mineral yoğunluğunu (BMD) tahmin eden polimorfizmlere sahiptir ve negatif düzenleyici bölgesindeki belirli bir SNP, menopoz sonrası kadınlarda lomber omurga KMY’si ile ilişkilidir.[5] Bunların ötesinde, PTCH1gibi diğer genlerde omurga kemik mineral yoğunluğu ve osteoporotik kırıklarla ilişkili sekans varyantları bulunurken,ADAMTS18 ve TGFBR3, çeşitli etnik gruplarda kemik kütlesi düzenlemesi için aday genler olarak tanımlanmıştır.[13]Osteoporoz sonuçlarıyla ilgiliESR1 geni ve erkeklerde hem obeziteyi hem de osteoporozu etkileyen SOX6, kemik sağlığını etkileyen geniş genetik yapının altını çizmektedir.[2]Bu genetik faktörler, epigenetik modifikasyonlar ve gen ekspresyon örüntüleri ile birleştiğinde, kemik fenotiplerinin kalıtılabilirliğine katkıda bulunur ve toplam fenotipik varyansın bir kısmını oluşturur.[2]
Kemik Yenilenmesinde Moleküler Yollar ve Hücresel Dinamikler
Section titled “Kemik Yenilenmesinde Moleküler Yollar ve Hücresel Dinamikler”Omurga kemiğinin kesin boyutu ve yoğunluğu, karmaşık moleküler ve hücresel yollarla sürekli olarak şekillendirilir. Kemik, sürekli olarak yenilenen dinamik bir dokudur; bu süreç, kemik oluşturan osteoblastlar ve kemik rezorbe eden osteoklastların dengeli aktivitesini içerir ve karmaşık sinyal ağları tarafından düzenlenir. Kritik proteinler, enzimler ve reseptörler bu etkileşimlere aracılık eder; östrojenler gibi hormonlar (senteziCYP19A1geni tarafından etkilenir) kemik kütlesinin korunmasında önemli bir rol oynar.[5] Örneğin, LRP5proteini, kemik oluşumunu destekleyen bir sinyal yolunun önemli bir bileşenidir ve işlevindeki varyasyonlar vertebral boyutu doğrudan etkileyebilir.[1]Diğer moleküler oyuncular arasında, sırasıyla kemik mineral yoğunluğu ve kemik geometrisi fenotipleri ile ilişkili olanPPARG ve ANKH gibi proteinler bulunur.[2]Transkripsiyon faktörleri ve yapısal bileşenler de dahil olmak üzere bu biyomoleküllerin koordineli eylemi, omurga kolonunun bütünlüğünü ve gücünü sağlar. Genetik varyantlar veya çevresel faktörlerden kaynaklansın, bu metabolik süreçlerdeki veya hücresel işlevlerdeki bozulmalar, kemik yenilenmesinde dengesizliklere yol açabilir ve sonuç olarak omurga kemiği boyutunu ve yoğunluğunu etkileyebilir.[14]
İskelet Sağlığında ve Sistemik Etkileşimde Omurga Kemiği Boyutu
Section titled “İskelet Sağlığında ve Sistemik Etkileşimde Omurga Kemiği Boyutu”Omurga kemiği boyutu, genel iskelet sağlığı ile içsel olarak bağlantılıdır ve yetişkin boyunun önemli bir belirleyicisi olarak hizmet eder ve toplam vücut uzunluğu ile güçlü korelasyonlar gösterir.[3] Omurga yüksekliklerinin ve intervertebral disk yüksekliklerinin toplamını içeren omurga kolon uzunluğu, doğrudan gövde boyutuna ve dolayısıyla bir bireyin boyuna katkıda bulunur.[3]Bu anatomik bileşen, kemik mineral yoğunluğunun (BMD) kritik bir göstergesidir; düşük KMY sıklıkla özellikle omurgada osteoporotik kırık riskinin artmasıyla ilişkilidir.[13]Yapısal rolünün ötesinde, omurga kemiği sağlığı sistemik fizyolojik süreçlerden etkilenir ve onları etkiler. Yaş ve cinsiyet, boy ve kemik özelliklerini etkileyen önemli kovaryatlardır ve kemik mineral yoğunluğu varyasyonunun genetik belirlenmesinde etnik farklılıklar gözlemlenmiştir.[8]Kemik kütlesinin azalması ve yapısal bozulma ile karakterize edilen osteoporoz gibi durumlar, omurga kemiği boyutunu ve bütünlüğünü doğrudan tehlikeye atar.[10]Dahası, diyabet, hiperparatiroidizm ve romatoid artrit gibi çeşitli hastalıklar, belirli ilaçların kronik kullanımıyla birlikte kemik metabolizmasını derinden etkileyebilir ve sonuç olarak omurga kemiği boyutunu ve yoğunluğunu değiştirebilir.[10]
Patofizyolojik Süreçler ve Çevresel Etkiler
Section titled “Patofizyolojik Süreçler ve Çevresel Etkiler”Omurga kemik boyutunun gelişimi ve korunması, normal homeostatik mekanizmaları bozabilen çeşitli patofizyolojik süreçlere karşı hassastır. Paget hastalığı veya osteogenezis imperfekta gibi kemik kütlesini, yapısını veya metabolizmasını etkileyen hastalıklar, omurga kolonunun bütünlüğünü doğrudan bozar.[10]Ayrıca, siyatik neden olabilen lomber disk hernisi gibi durumlar, omurganın kemik mineral yoğunluğu da dahil olmak üzere genel sağlığı ve yapısıyla ilişkilidir.[7]Bu bozulmalar, sağlıklı kemik dokusu için gereken hassas dengeyi vurgulamaktadır.
Çevresel faktörler de omurga kemik boyutunu etkilemek için genetik yatkınlıklarla etkileşime girerek kritik bir rol oynar. Örneğin, yetersiz beslenme kemik gelişimini ve korunmasını bozabilir.[10]Ek olarak, hormon replasman tedavisi, kortikosteroidler ve anti-konvülsanlar dahil olmak üzere bazı ilaçların kemik metabolizmasını etkilediği ve kemik yoğunluğu ve boyutunda değişikliklere yol açabileceği bilinmektedir.[10]Spesifik gen varyantlarının kanıtladığı gibi genetik yatkınlık ile bu çevresel ve yaşam tarzı faktörleri arasındaki etkileşim, toplu olarak bir bireyin omurga kemik boyutunu ve iskelet hastalıklarına karşı savunmasızlığını belirler.
Hormonal ve Reseptör Aracılı Sinyalizasyon Yolları
Section titled “Hormonal ve Reseptör Aracılı Sinyalizasyon Yolları”Omurga kemik boyutu, kemik gelişimini ve yeniden şekillenmesini düzenleyen hormonal ve reseptör aracılı sinyalizasyon yollarının karmaşık bir ağı tarafından düzenlenir. Kemik gelişiminin klasik bir düzenleyicisi olan Wnt sinyalizasyon yolu, önemli bir rol oynar ve düşük yoğunluklu lipoprotein reseptörü ile ilişkili protein 5 (LRP5) genindeki polimorfizmler, vertebral kemik kütlesi, boyutu ve duruşundaki varyasyonlarla ilişkilidir.[1] Bu, LRP5’in osteoblast aktivitesini ve kemik oluşumunu etkileyen hücre içi sinyalizasyon kaskadlarını başlatmada ayrılmaz bir ko-reseptör işlevi olduğunu vurgulamaktadır. Ek olarak,DYNC2H1geni Wnt sinyalizasyonunu dolaylı olarak etkileyebilir ve hücresel taşıma mekanizmalarını bu temel kemik yoluna bağlayabilir.[9]Wnt’nin ötesinde, osteoblastlar içindeki insülin reseptör sinyalizasyonu, doğum sonrası kemik kazanımı ve genel vücut kompozisyonu için kritiktir.[15]Bu yol, kemik yeniden şekillenmesini enerji metabolizmasıyla bütünleştirerek, metabolik ve iskelet sistemleri arasında önemli bir çapraz konuşma olduğunu gösterir.[16] Aromataz geni (CYP19A1) ve östrojen reseptörü 1 (ESR1) geninden etkilenen östrojen sinyalizasyonu da kemik boyutunu derinden etkiler ve bu genlerdeki polimorfizmler alansal kemik mineral yoğunluğunu ve kortikal kemik boyutunu öngörür.[5] Ayrıca, Hedgehog sinyalizasyonu için bir reseptör olan PTCH1geninde, omurga kemik mineral yoğunluğu ve osteoporotik kırıklarla ilişkili varyantlar bulunur ve bu gelişimsel yolun yetişkin kemik sağlığındaki rolünü gösterir.[13]Son olarak, öncelikle enerji dengesi ile bilinen bir hormon olan leptin, hipotalamik bir röle ve sempatik sinir sistemi yoluyla kemik oluşumunu inhibe ederek kemik kütlesi üzerinde merkezi kontrol uygular ve karmaşık nöroendokrin düzenlemeyi sergiler.[17]
Metabolik Düzenleme ve Kemik Matriks Bütünlüğü
Section titled “Metabolik Düzenleme ve Kemik Matriks Bütünlüğü”Omurga kemik boyutunun korunması, temel olarak enerji dengesini, biyosentezi ve kemik matriksinin yapısal bütünlüğünü yöneten metabolik yollara bağlıdır. Osteoblastlardaki insülin sinyali, bu entegrasyonu örneklendirerek, kemik yeniden şekillenme süreçlerini sistemik enerji metabolizmasıyla doğrudan ilişkilendirir.[16]Bu yol, kemik oluşumu ve rezorpsiyonunun enerjik taleplerinin, vücudun genel metabolik durumuyla dengelenmesini sağlar. Temel mikro besinler de doğrudan rol oynar; örneğin, Vitamin K durumu, osteokalsinin translasyon sonrası karboksilasyonuna katılımı yoluyla kemik sağlığı için çok önemlidir.[18]Vitamin K eksikliğinin bir göstergesi olan karboksilatlanmamış osteokalsin, bu kemik matriks proteininin düzgün işlevini tehlikeye atarak kemik kalitesini ve potansiyel olarak omurga kemik boyutunu etkileyebilir.
Dahası, öncelikle iskelet gelişiminde rol oynayan DYNC2H1 gibi genler, vasopressin ile düzenlenen suyun geri emilimi ve fagozom fonksiyonu gibi yollarla ilişkilidir.[9]Bu yollar, sağlıklı kemik büyümesi ve bakımı için gerekli olan metabolik ortamı dolaylı olarak destekleyen hücre içi süreçlerin, taşınmanın ve katabolizmanın önemini vurgulamaktadır. Bu temel hücresel metabolik aktivitelerdeki düzensizlik, bu nedenle kemik gelişimi ve genel iskelet sağlığı için geniş kapsamlı etkilere sahip olabilir.
Genetik ve Post-Translasyonel Düzenleyici Mekanizmalar
Section titled “Genetik ve Post-Translasyonel Düzenleyici Mekanizmalar”Omurga kemik boyutunun hassas kontrolü, gen ekspresyonunu ve protein fonksiyonunu belirleyen karmaşık genetik ve post-translasyonel düzenleyici mekanizmaları içerir. Temel genlerdeki genetik polimorfizmler önemli belirleyicilerdir; örneğin,LRP5’teki varyantlar, vertebral kemik kütlesi ve boyutu ile ilişkilidir ve bu da kemik anabolik süreçlerinin transkripsiyonel düzenlemesini gösterir.[1] Benzer şekilde, aromataz genindeki (CYP19A1) ve östrojen reseptör genindeki (ESR1) polimorfizmler kemik mineral yoğunluğunu ve kortikal kemik boyutunu etkiler; bu da genetik varyasyonların hormonal sentezi ve reseptör duyarlılığını nasıl değiştirebileceğini ve böylece kemik hücrelerindeki gen ekspresyon profillerini nasıl etkileyebileceğini yansıtır.[5] FOXA2 gibi transkripsiyon faktörleri de, kemiği dolaylı olarak etkileyebilecek metabolik olanlar da dahil olmak üzere, çoklu karmaşık özellikleri destekleyen genetik ağları düzenlemede rol oynar.[19]Gen düzenlemesinin ötesinde, post-translasyonel modifikasyonlar kemik proteinlerinin fonksiyonel aktivitesi için kritiktir. Başlıca bir örnek, yeterli K Vitamini’ne bağlı olan kemiğe özgü bir protein olan osteokalsinin karboksilasyonudur.[18]Bu modifikasyon, osteokalsinin kalsiyumu bağlaması ve kemik matrisine düzgün bir şekilde entegre olması için gereklidir, böylece kemik mineralizasyonunu ve yapısal bütünlüğünü etkiler. Bu tür post-translasyonel süreçlerdeki bozulmalar, kemik kalitesinin bozulmasına ve omurga kemik boyutunun değişmesine yol açabilir ve bu da genden fonksiyonel proteine kadar düzenlemenin karmaşık katmanlarını vurgular.
Sistem Düzeyinde Entegrasyon ve Pleiotropik Etkiler
Section titled “Sistem Düzeyinde Entegrasyon ve Pleiotropik Etkiler”Omurga kemik boyutu, izole yollarla değil, sistem düzeyindeki etkileşimlerin ve yolaklar arası iletişimin karmaşık bir ağı tarafından belirlenir. Osteoblastlarda insülin sinyalinin hem kemik yeniden modellenmesi hem de enerji metabolizması ile entegrasyonu, metabolik ipuçlarının iskelet dinamiklerini doğrudan etkilediği yolaklar arası iletişimin kritik bir örneğini göstermektedir.[16]Bu, fizyolojik ihtiyaçlara koordineli bir sistemik yanıtı vurgulamaktadır. Nöroendokrin düzenleme bu entegrasyonu daha da örneklendirir; adiposit kaynaklı bir hormon olan leptin, hipotalamik bir röle ve sempatik sinir sistemi yoluyla kemik oluşumunu merkezi olarak kontrol ederek, iskelet boyutunu modüle eden bir beyin-kemik ekseni göstermektedir.[17] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), genetik varyantların görünüşte farklı birden fazla özelliği etkilediği kapsamlı ağ etkileşimlerini ve pleiotropik etkileri ortaya çıkarmıştır. Örneğin, SOX6gibi ortak genomik bölgeler ve genlerin hem obezite hem de osteoporoz fenotiplerini etkilediği belirlenmiştir ve bu da ortak altta yatan biyolojik mekanizmalara ve düzenleyici ağlara işaret etmektedir.[20] Benzer şekilde, DYNC2H1, hem omurga kemik mineral yoğunluğunu hem de alkol tüketimini etkileyen aday bir gen olarak önerilmiştir ve bu da daha geniş sistemik bağlantılara işaret etmektedir.[9]Bu bulgular, genetik, metabolik, hormonal ve nörolojik yollar arasındaki karmaşık etkileşimden kaynaklanan hiyerarşik düzenlemeyi ve ortaya çıkan özellikleri vurgulamaktadır ve bu yollar toplu olarak omurga kemik boyutunu ve genel iskelet sağlığını belirlemektedir.
Hastalık İlişkisi ve Terapötik Etkileri
Section titled “Hastalık İlişkisi ve Terapötik Etkileri”Omurga kemik boyutunu yöneten yollardaki düzensizlik, önemli iskelet patolojilerine yol açabilir ve hastalığa özgü mekanizmalar ve potansiyel terapötik hedefler hakkında kritik bilgiler sağlar.DYNC2H1 genindeki mutasyonlar çarpıcı bir örnek sunmaktadır, çünkü bunlar kondrodisplazi, kısa kaburga-polidaktili sendromu tip III ve asfiksiye neden olan torasik distrofi gibi şiddetli iskelet displazileri ile ilişkilidir.[9] Bu durumlar, belirgin şekilde kısalmış uzun kemikler ve dar bir göğüs kafesi ile karakterizedir ve bu genin fonksiyonundaki kusurların (Wnt sinyali ve hücre içi taşınmadaki dolaylı rolü dahil) iskelet oluşumunu ve büyümeyi nasıl ciddi şekilde bozabileceğini doğrudan göstermektedir.[9] Ayrıca, PTCH1’deki genetik varyantlar osteoporotik kırıklarla ilişkilidir ve bu yolun etkilenmesi durumunda iskelet kırılganlığına yatkınlığı vurgulamaktadır.[13] Benzer şekilde, ESR1genindeki polimorfizmler osteoporoz sonuçlarıyla bağlantılıdır ve östrojen sinyalinin yetişkin kemik kütlesini korumadaki ve patolojik kemik kaybını önlemedeki önemini vurgulamaktadır.[2]Bu spesifik yol düzensizliklerini anlamak, normal kemik boyutunu, yoğunluğunu ve yapısal bütünlüğünü geri kazanmayı amaçlayan ve sonuç olarak kırık riskini ve diğer iskelet bozukluklarını azaltan hedefe yönelik terapötik müdahalelerin geliştirilmesi için mekanistik bir temel sağlar.
Spinal İskelet Boyutlarının Genetik Etkileri ve Kalıtılabilirliği
Section titled “Spinal İskelet Boyutlarının Genetik Etkileri ve Kalıtılabilirliği”Omurga kemik boyutu, vertebral boyutları ve genel omurga uzunluğunu kapsayacak şekilde, genetik faktörlerden önemli ölçüde etkilenir ve kemik fenotipleri için kalıtılabilirlik tahminleri %30 ila %66 arasında değişmektedir.[2] Bu önemli genetik katkı, belirli iskelet özelliklerine yatkın bireyleri belirlemede genetik tarama potansiyelini vurgulamaktadır. Örneğin, LRP5geni içindeki polimorfizmler, vertebral kemik kütlesi, vertebral kemik boyutu ve boydaki varyasyonlarla doğrudan ilişkilendirilmiştir.[1]Bu genetik ilişkileri anlamak, değişmiş kemik boyutlarıyla ilgili durumlar için potansiyel risk altındaki bireylerin daha erken tanımlanmasını sağlayarak tanısal fayda sağlar. Bu tür genetik içgörüler, kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarına ve risk sınıflandırmasına katkıda bulunarak, omurga kemik boyutunu etkileyen belirli genetik yatkınlıkları olan bireylerde hedeflenmiş önleyici stratejilere veya izlemeye olanak tanır.[1]
Omurga Kemiği Boyutu, Genel İskelet Mimarisi Belirteci Olarak
Section titled “Omurga Kemiği Boyutu, Genel İskelet Mimarisi Belirteci Olarak”Omurga kemiği boyutu, genel iskelet mimarisinin önemli bir bileşenidir ve bir bireyin yetişkin boyu ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. Çalışmalar, omurga uzunluğu ile vücut yüksekliği arasında anlamlı bir korelasyon olduğunu ve bildirilen değerlerin r=0,78 ve r=0,68 kadar yüksek olduğunu göstermektedir.[3] Omurga kemiği boyutunu değerlendirmek için klinik uygulamalar arasında, torakolomber omurga uzunluklarının (T7-L4) radyografik ölçümleri ve bu iskelet boyutunun kesin bir şekilde ölçülmesini sağlayan bireysel vertebra yüksekliklerinin toplamı yer almaktadır.[3]Bu ölçümler, kemik mineral yoğunluğu (BMD) ölçümlerinden farklı olarak, bir bireyin iskelet çerçevesinin ve gelişimsel yörüngesinin kapsamlı bir değerlendirmesini sağlayarak tanısal yarar sunar.[2] Omurga kemiği boyutunu temel bir iskelet alt bileşeni olarak tanımak, klinisyenlerin genel iskelet gelişimindeki rolünü daha iyi anlamalarını ve değiştirilmiş omurga boyutlarının önemli bir özellik olabileceği potansiyel örtüşen fenotipleri veya sendromik sunumları belirlemelerini sağlar.[3]
Kemik Sağlığı ile İlişkiler ve Prognostik Etkileri
Section titled “Kemik Sağlığı ile İlişkiler ve Prognostik Etkileri”Kemik mineral yoğunluğu (BMD) osteoporoz ve kırık riski gibi durumlar için iyi bilinen bir prognostik gösterge olmasına rağmen, vertebral kemik boyutundaki varyasyonlar da genetik ilişkilerle kanıtlandığı gibi vertebral kemik kütlesiyle temelden bağlantılıdır.[1]Örneğin, vertebral kemik boyutunu etkileyenLRP5genindeki spesifik polimorfizmler aynı zamanda vertebral kemik kütlesiyle de korelasyon gösterir ve bu özellikler arasında içsel bir bağlantı olduğunu düşündürür.[1]Bu genetik ve fenotipik ilişkileri anlamak, uzun vadeli kemik sağlığını ve dayanıklılığını etkileyebilecek belirli kemik fenotiplerine yatkın bireyleri belirlemeye yardımcı olarak prognostik değer sunabilir. Kırık progresyonunun bağımsız bir öngörücüsü olarak özellikle omurga kemik boyutu üzerine doğrudan çalışmalar araştırmada açıkça detaylandırılmamış olsa da, kemik kütlesiyle genetik ve fizyolojik bağlantısı, genel iskelet sağlığının ve ilgili kemik komplikasyonları potansiyelinin değerlendirilmesinde dolaylı ancak önemli bir alaka düzeyini ima eder.[1]
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs11614913 | MIR196A2, HOXC6 | BMI-adjusted waist circumference BMI-adjusted waist-hip ratio spine bone size hip geometry |
| rs10917168 | WNT4 - MIR4418 | spine bone size |
| rs143384 | GDF5 | body height osteoarthritis, knee infant body height hip circumference BMI-adjusted hip circumference |
| rs9341808 | BCKDHB | sitting height ratio BMI-adjusted waist circumference spine bone size |
| rs8036748 | ADAMTSL3 | spine bone size |
| rs143793852 | DYM | spine bone size |
| rs72979233 | POLD3 | grip strength osteoarthritis, knee, total joint arthroplasty spine bone size prostate-associated microseminoprotein osteoarthritis, knee |
| rs2585073 | SH3GL3 | BMI-adjusted hip circumference appendicular lean mass spine bone size sexual dimorphism |
| rs6060373 | UQCC1 | spine bone size developmental dysplasia of the hip body height |
| rs3753841 | COL11A1 | glaucoma primary angle closure glaucoma adolescent idiopathic scoliosis trochanter size intertrochanteric region size |
Omurga Kemiği Boyutu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Omurga Kemiği Boyutu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak omurga kemiği boyutunun en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Ebeveynlerimde osteoporoz varsa, bende de olacak mı?
Section titled “1. Ebeveynlerimde osteoporoz varsa, bende de olacak mı?”Evet, kemik sağlığının, osteoporoz gibi durumlar da dahil olmak üzere, önemli bir genetik bileşeni vardır. Araştırmalar, kalıtsal faktörlerin kemik özelliklerinizin %30 ila %66’sını oluşturabileceğini göstermektedir.LRP5 ve CYP19A1gibi genlerin, osteoporoz riski için önemli olan kemik kütlesini ve yoğunluğunu etkilediği bilinmektedir. Genetik büyük bir rol oynasa da, çevresel faktörler de katkıda bulunur, bu nedenle garanti bir sonuç değildir.
2. Bazı insanların neden benden daha doğal olarak güçlü sırtları var?
Section titled “2. Bazı insanların neden benden daha doğal olarak güçlü sırtları var?”Omurga kemiği boyutunuz ve gücünüzün güçlü bir genetik temeli vardır ve bu da bireyler arasında doğal varyasyona yol açar. Bazı insanlar, onları daha büyük veya daha yoğun omurlara yatkın hale getiren ve doğal olarak daha güçlü bir omurgaya katkıda bulunan bir genetik yapı miras alırlar. Bu kalıtsal özellikler, kemik gelişimi ve bakımını yöneten karmaşık moleküler yolları etkiler ve günlük hayatta gördüğünüz farklılıklara yol açar.
3. Yediğim şeyler omurgamı zayıflatabilir mi?
Section titled “3. Yediğim şeyler omurgamı zayıflatabilir mi?”Evet, beslenme düzeniniz, omurganızın kemik yoğunluğunu ve gücünü önemli ölçüde etkileyebilecek temel bir çevresel faktördür. Genetik, temel kemik boyutunuzu etkilerken, uygun beslenme kemiklerin korunması ve kemikleri zayıflatan osteoporoz gibi durumların önlenmesi için çok önemlidir. Gerekli besinlerden yoksun bir diyet, kemik gücünün azalmasına katkıda bulunarak kırıklar gibi sorunlar riskinizi artırabilir.
4. Yaşlandıkça neden boyum kısalıyor?
Section titled “4. Yaşlandıkça neden boyum kısalıyor?”Yaşlandıkça boyunuzun kısalması, genellikle vertebral kompresyon kırıklarından kaynaklanan omurganızdaki değişikliklerin bir işareti olabilir. Kemik yoğunluğu ve gücündeki azalmadan kaynaklanabilen bu kırıklar, omurlarınızın çökmesine neden olarak genel boy kaybına yol açar. Bu riski en aza indirmek için yaşamınız boyunca iyi kemik sağlığını korumak önemlidir.
5. Aile geçmişim sırt sorunları yaşayacağım anlamına mı geliyor?
Section titled “5. Aile geçmişim sırt sorunları yaşayacağım anlamına mı geliyor?”Aile geçmişiniz, özellikle kemik sağlığı ile ilgili olanlar, belirli sırt sorunları için daha yüksek bir genetik risk olduğunu gösterir. Çalışmalar, omurga ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere, kemik özelliklerinin önemli bir bölümünün kalıtsal olduğunu göstermektedir. Genetik olarak yatkın olabilirsiniz, ancak çevresel faktörler de rol oynar, bu nedenle proaktif adımlar kişisel riskinizi yönetmenize yardımcı olabilir.
6. Etnik kökenim omurgamın sağlık riskini değiştirir mi?
Section titled “6. Etnik kökenim omurgamın sağlık riskini değiştirir mi?”Evet, etnik kökeniniz genetik yatkınlıklardaki farklılıklar nedeniyle omurganızın sağlık riskini etkileyebilir. Araştırmalar, farklı etnik gruplarda kemik kütlesi ve yoğunluğu ile ilişkili olanADAMTS18 ve TGFBR3gibi belirli genleri tanımlamıştır. Bu, osteoporoz gibi durumlar için belirli genetik risk faktörlerinin atalarınıza bağlı olarak değişebileceği anlamına gelir.
7. Egzersiz gerçekten omurga kemiklerimi daha güçlü yapabilir mi?
Section titled “7. Egzersiz gerçekten omurga kemiklerimi daha güçlü yapabilir mi?”Kesinlikle, egzersiz omurga kemiklerini güçlendiren önemli bir çevresel faktördür. Temel kemik boyutunuz genetikten etkilenirken, düzenli fiziksel aktivite kemik mineral yoğunluğunu korumaya ve iyileştirmeye yardımcı olarak genel kemik gücünü artırır. Bu, kırık riskinizi azaltabilir ve zamanla daha iyi bir omurga sağlığını destekleyebilir.
8. Omurga Kemiği Sağlığımı Hangi Test Kontrol Eder?
Section titled “8. Omurga Kemiği Sağlığımı Hangi Test Kontrol Eder?”Omurga kemiği sağlığınızı kontrol etmek için doktorlar genellikle lomber omurga kemik mineral yoğunluğunu (BMD) ölçen bir test kullanır. Bu, osteoporoz gibi durumlar için önemli bir tanısal ölçüdür. Diğer değerlendirmeler, genellikle görüntüleme teknikleri yoluyla, vertebral kemik boyutunu veya vertebral yüksekliklerinin toplamını ölçmeyi içerebilir.
9. Neden arkadaşımın sırtı ağrımazken benim sırtım ağrıyor?
Section titled “9. Neden arkadaşımın sırtı ağrımazken benim sırtım ağrıyor?”Omurga kemiği boyut ve yoğunluğundaki farklılıklar, sırt ağrısı riskindeki değişikliklere katkıda bulunabilir. Eğer daha küçük veya daha az yoğunluklu omur kemikleriniz varsa, omurga kompresyon kırıkları gibi osteoporotik kırıklar için daha yüksek risk altında olabilirsiniz; bu da önemli ağrı ve sakatlığa neden olabilir. Arkadaşınızın ise daha güçlü veya daha yoğun kemikleri olabilir, bu da daha fazla dayanıklılık sağlar.
10. Kemiklerim küçük olsa bile omurgamın sağlığını iyileştirebilir miyim?
Section titled “10. Kemiklerim küçük olsa bile omurgamın sağlığını iyileştirebilir miyim?”Evet, kesinlikle! Kalıtsal olarak gelen omurga kemiği boyutunuz doğal olarak daha küçük olsa bile, genel omurga sağlığınızı önemli ölçüde iyileştirebilirsiniz. Sağlıklı bir diyet, düzenli ağırlık taşıma egzersizleri ve zararlı alışkanlıklardan kaçınma gibi çevresel faktörlere odaklanmak, kemik mineral yoğunluğunu korumaya ve iyileştirmeye yardımcı olur. Bu eylemler mevcut kemiklerinizi güçlendirir ve kırık riskini ve ilgili sorunları azaltır.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.
Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Ferrari, S. L. et al. “Polymorphisms in the low-density lipoprotein receptor-related protein 5 (LRP5) gene are associated with variation in vertebral bone mass, vertebral bone size, and stature in whites.”Am J Hum Genet, vol. 74, no. 5, 2004, pp. 866-875.
[2] Kiel DP, et al. Genome-wide association with bone mass and geometry in the Framingham Heart Study. BMC Med Genet. 2007;8(Suppl 1):S14.
[3] Soranzo N, et al. Meta-analysis of genome-wide scans for human adult stature identifies novel Loci and associations with measures of skeletal frame size. PLoS Genet. 2009;5(4):e1000445.
[4] Enjuanes, A. et al. “A new SNP in a negative regulatory region of the CYP19A1 gene is associated with lumbar spine BMD in postmenopausal women.” Bone, vol. 38, no. 5, 2006, pp. 738-743.
[5] Lorentzon, M. et al. “Polymorphisms in the aromatase gene predict areal BMD as a result of affected cortical bone size: the GOOD study.”J Bone Miner Res, vol. 21, no. 2, 2006, pp. 332-339.
[6] Xiong DH, et al. Genome-wide association and follow-up replication studies identified ADAMTS18 and TGFBR3 as bone mass candidate genes in different ethnic groups. Am J Hum Genet. 2009;84(3):388-398.
[7] Bjornsdottir, G. et al. “Sequence variant at 8q24.21 associates with sciatica caused by lumbar disc herniation.” Nat Commun, vol. 9, 2018, p. 28223688.
[8] Lei SF, et al. Genome-wide association scan for stature in Chinese: evidence for ethnic specific loci. Hum Genet. 2009;125(1):1-10.
[9] Lu S, et al. Bivariate genome-wide association analyses identified genetic pleiotropic effects for bone mineral density and alcohol drinking in Caucasians. J Bone Miner Metab. 2018;36(2):220-229.
[10] Liu YZ, et al. Powerful bivariate genome-wide association analyses suggest the SOX6 gene influencing both obesity and osteoporosis phenotypes in males. PLoS One. 2009;4(8):e6827.
[11] Yang, T. L., et al. “Genetic and environmental correlations of bone mineral density at different skeletal sites in females and males.”Calcif Tissue Int, vol. 78, no. 4, 2006, pp. 212-217.
[12] Howard, G. M., et al. “Genetic and environmental contributions to the association between.” J Bone Miner Res, vol. 22, no. 2, 2007, pp. 173-183.
[13] Styrkarsdottir, U. et al. “Sequence variants in the PTCH1 gene associate with spine bone mineral density and osteoporotic fractures.”Nat. Commun., vol. 7, 2016, p. 10129.
[14] Ralston, S. H., and B. de Crombrugghe. “Genetic regulation of bone mass and susceptibility to osteoporosis.” Genes Dev, vol. 20, no. 19, 2006, pp. 2492-2506.
[15] Fulzele, K. et al. “Insulin receptor signaling in osteoblasts regulates postnatal bone acquisition and body composition.”Cell, vol. 142, no. 2, 2010, pp. 309–319.
[16] Ferron, M. et al. “Insulin signaling in osteoblasts integrates bone remodeling and energy metabolism.”Cell, vol. 142, no. 2, 2010, pp. 296–308.
[17] Ducy, P. et al. “Leptin inhibits bone formation through a hypothalamic relay: a central control of bone mass.”Cell, vol. 100, 2000, pp. 197–207.
[18] Gundberg, C. M. et al. “Vitamin K status and bone health: an analysis of methods for determination of undercarboxylated osteocalcin.”J Clin Endocrinol Metab, vol. 83, 1998, pp. 3258-3266.
[19] Tabassum, R. et al. “Genetic variants of FOXA2: risk of type 2 diabetes and effect on metabolic traits in North Indians.” J Hum Genet, vol. 53, no. 11–12, 2008, pp. 957–965.
[20] Tang, Z. H. et al. “A bivariate whole-genome linkage scan suggests several shared genomic regions for obesity and osteoporosis.”J Clin Endocrinol Metab, vol. 92, no. 7, 2007, pp. 2751–2757.