Düz yüzey diş çürükleri
Diş çürüğü, yaygın olarak bilinen adıyla diş çürüğü, özellikle çocuklarda yaygın olan kronik bir hastalıktır.[1]Ağızdaki bakteriler tarafından üretilen asitler nedeniyle diş minesinin parçalanmasıyla karakterizedir. Düz yüzey diş çürükleri, oluklar ve çukurların (çukurluk-fissür yüzeyleri) aksine, dişlerin düz, nispeten pürüzsüz kenarlarında meydana gelen çürükleri ifade eder.[2] Çukurluk-fissür yüzeyleri genellikle çürük lezyonları geliştirme açısından çok daha büyük bir risk gösterirken, düz yüzeyler de çürümeye karşı oldukça hassastır.[3] Düz yüzeyler, bukkal, lingual, mezial ve distal yüzeyler gibi çukurluk-fissür olmayan tüm diş yüzeylerini içerir.[2]
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Karyogenez, yani diş çürüğü gelişim süreci, çevresel, davranışsal ve genetik faktörlerin karmaşık etkileşimiyle etkilenen çok faktörlü bir süreçtir.[2] Bu faktörler arasında beslenme alışkanlıkları, oral bakteri florasının bileşimi, florür maruziyeti, ağız hijyeni uygulamaları, tükürük özellikleri, diş morfolojisi ve gen-çevre etkileşimleri yer almaktadır.[2] Genetik faktörler, bir bireyin diş çürüğüne yatkınlığında önemli bir rol oynar ve kalıtılabilirliğin %30 ile %50 arasında olduğu tahmin edilmektedir.[2] Bununla birlikte, düz yüzey çürüklerinin genetik temelleri, pit ve fissür çürükleriyle tamamen aynı değildir; bu da her yüzey tipi için farklı genetik bileşenlerin rol oynayabileceğini düşündürmektedir.[1] Çalışmalar, bu iki yüzey tipindeki çürük skorlarının kalıtılabilirliğinin yaklaşık %42’sinin yüzeye özgü genetik faktörlere atfedilebileceğini, geri kalan %58’inin ise ortak genetik faktörlerle açıklanabileceğini göstermektedir.[1] Bu genetik ayrım, etiyolojisini daha derinlemesine anlamak için düz yüzey çürüklerini ayrı ayrı inceleme yaklaşımını desteklemektedir.[1] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) dahil olmak üzere araştırmalar, düz yüzey çürükleri ile ilişkili belirli genetik lokusları tanımlamaya başlamıştır. Örneğin, birincil dişlenme düz yüzey çürükleri için RPS6KA2 geni yakınında rs3798305 için sugestif bir ilişki gözlemlenmiştir.[1] RPS6KA2’nin ürünü, dental çürükler dahil olmak üzere oral sağlık koşullarıyla ilgili olan p38’e bağımlı MAPK sinyallemesinde yer alan bir kinazdır.[1] Ek olarak, RPS6KA2’nin bir intronu içindeki tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) de kalıcı dişlenmede düz yüzey çürükleri ile sugestif ilişkiler göstermiştir.[1] Hem düz hem de pit ve fissür çürükleri için tanımlanan diğer sugestif lokuslar arasında 3q26.1’de rs17236529 , 18q12.2’de rs11082098 ve Xq21.2’de rs5967638 bulunmaktadır.[1]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Tedavi edilmemiş düz yüzey çürükleri, ağrı, diş kaybı ve oral enfeksiyonlar dahil olmak üzere önemli klinik sonuçlara yol açabilir.[2] Çürüğün ilerlemesi, farklı diş yüzeyi tipleri arasında değişiklik gösterebilir.[1] Düz yüzey çürüklerinin belirgin özelliklerini anlamak, hedefe yönelik önleme ve tedavi stratejileri için çok önemlidir. Örneğin, florüre maruz kalma gibi çevresel faktörlerin, pit ve fissür yüzeylerine kıyasla düz yüzeyler için daha iyi koruma sağladığı bilinmektedir.[1]
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”Diş çürükleri, tedavisi yıllık olarak önemli sağlık kaynaklarını tükettiği için önemli bir halk sağlığı sorununu temsil etmektedir.[2] Özellikle çocukları etkileyen en yaygın kronik hastalıklardan biri olarak, düz yüzey diş çürüklerinin yaygınlığı ve etkisi, bireyler ve sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltmak için etkili önleme, erken teşhis ve müdahale stratejilerine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.[1]
Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar
Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar”Düz yüzey diş çürükleri üzerine yapılan çalışmalar, gen haritalamada değerli öncü çabalar olmakla birlikte, genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) için genellikle 1.000 civarında katılımcıyla mütevazı örneklem büyüklükleriyle yürütülmüştür.[1] Bu örneklem büyüklüğü, diğer erken dönem ağız sağlığı GWAS’larıyla karşılaştırılabilir olmasına rağmen, küçük etki büyüklüklerine sahip genetik varyantları tespit etme gücünü sınırlayabilir ve potansiyel olarak genetik etkilerin eksik bir resmine yol açabilir. Ayrıca, ılımlı derecede genomik enflasyon gözlenmiştir (düz yüzey taramaları için λ = 1,031), bu da popülasyon tabakalaşması, katılımcılar arasında gizli akrabalık veya normal olmayan fenotip dağılımları gibi faktörlerden kaynaklanabilir.[1] Araştırmacılar, katı p-değeri eşiklerinden ziyade SNP sıralamasına odaklanarak yeni gen hipotezlerini belirlemeye öncelik vermiş olsalar da, bu enflasyon, bulguların nominal istatistiksel anlamlılığını yorumlarken dikkatli olmayı gerektirmektedir.[1] Önemli bir sınırlama, tanımlanan ilişkiler için genel olarak bağımsız replikasyonun olmamasıdır.[1] Aday gösterilen bazı genler farklı yüzey tiplerinde veya diğer çalışmalarla karşılaştırıldığında düşündürücü ilişkiler gösterse de, bu genetik bağlantıları doğrulamak ve geçerliliklerine olan güveni artırmak için farklı kohortlarda resmi replikasyon çok önemlidir. Birincil dişlenme çalışmasına ilgili katılımcıların dahil edilmesi, en iyi sonuçlar için benzer ayarlanmamış ve aile tarafından ayarlanmış p-değerleri gösteren kontrollerle hafifletilmiş olsa da, tüm genomda yeterince hesaba katılmaması durumunda enflasyona katkıda bulunabilecek bir tasarım tercihini temsil etmektedir.[1]
Popülasyon Özgüllüğü ve Fenotip Karakterizasyonu
Section titled “Popülasyon Özgüllüğü ve Fenotip Karakterizasyonu”Bu bulguların genellenebilirliği sınırlıdır, çünkü çalışmalar öncelikle Avrupa kökenli katılımcıları, özellikle de Appalachia (COHRA) ve Iowa’daki (IFS) kohortlardan kendi beyanlarıyla beyaz ırktan olan bireyleri içermiştir.[1] Bu belirli popülasyonlarda tanımlanan genetik ilişkiler, farklı genetik altyapıların ve çevresel maruziyetlerin çürük duyarlılığını değiştirebileceği diğer atalara sahip gruplara veya çeşitli coğrafi bölgelere doğrudan aktarılamayabilir. COHRA ve IFS kohortları arasındaki düz yüzey çürük oranlarındaki gözlemlenen farklılıklar (örneğin, COHRA çocuklarında ortalama 3,0 çürük düz yüzey bulunurken, IFS çocuklarında 0,8 bulunması), genetik etkileri etkileyebilecek ve kohort özgü yanlılıkları ortaya çıkarabilecek altta yatan demografik ve çevresel farklılıkları vurgulamaktadır.[1] Fenotip değerlendirmesi, birincil dişlenme için görsel inceleme kullanılarak kalibre edilmiş diş uzmanları tarafından yapılmış olsa da, düz yüzey çürüklerini etkilenen yüzeylerin toplam sayısını temsil eden kümülatif bir skor (dfsSM veya SM D1MFS) olarak tanımlar.[1] Bu geniş ölçü, lezyon ilerlemesinin çeşitli aşamaları veya düz yüzeyler içindeki belirli anatomik konumlar arasında ayrım yapmaz ve potansiyel olarak daha ince taneli fenotipleme ile ayırt edilebilecek daha nüanslı genetik etkileri maskeleyebilir. Bu tür toplu skorlar, pratik olmakla birlikte, düz yüzeylerdeki çürük başlangıcını veya ilerlemesini etkileyen genler için sinyali zayıflatabilir.
Hesaplanmamış Çevresel Faktörler ve Genetik Karmaşıklık
Section titled “Hesaplanmamış Çevresel Faktörler ve Genetik Karmaşıklık”Düz yüzey diş çürüğü, beslenme alışkanlıkları, oral mikrobiyom kompozisyonu, flor maruziyeti, oral hijyen uygulamaları ve tükürük özellikleri dahil olmak üzere çok çeşitli çevresel ve davranışsal faktörlerden etkilenen karmaşık, multifaktöriyel bir durumdur.[2] Çalışmalar yaş ve bazen yaşın karesi için ayarlama yapmış olsa da, diğer önemli çevresel karıştırıcıların ne ölçüde kontrol edildiği bir sınırlama olarak kalmaktadır.[1] Ölçülmemiş veya yetersiz hesaba katılmış çevresel değişkenler ve bunların genetik faktörlerle potansiyel etkileşimleri, gerçek genetik ilişkileri gizleyebilir veya yanlış bulgulara yol açabilir.
Diş çürüğü için önemli bir kalıtılabilirliğe (yüzde 30 ila 50) işaret eden tahminlere rağmen, şu ana kadar tanımlanan genler toplu olarak bu genetik varyansın yalnızca bir kısmını açıklamaktadır ve bu da düz yüzey çürüğü için önemli bir “kayıp kalıtılabilirliğe” işaret etmektedir.[2]Bu, muhtemelen nadir varyantlar, yapısal varyasyonlar veya karmaşık epistatik etkileşimler dahil olmak üzere birçok genetik faktörün hala keşfedilmemiş olduğunu göstermektedir. Ayrıca, aday gösterilen bazı lokuslar için, kariogenezdeki kesin biyolojik işlevleri ve mekanizmaları henüz tam olarak anlaşılamamıştır ve hastalık sürecindeki rollerini çözmek için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.[1]
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Genetik varyasyonlar, bireyin düz yüzey diş çürüklerine yatkınlığında önemli bir rol oynar ve doğuştan gelen bağışıklıktan hücresel gelişime ve inflamatuvar yanıtlara kadar bir dizi biyolojik süreci etkiler. Birkaç spesifik genetik varyant veya tek nükleotid polimorfizmi (SNP), bu karmaşık ağız sağlığı durumuyla ilişkili olarak tanımlanmıştır. Bu ilişkiler, genetik faktörlerin diş çürümesi riskini modüle edebileceği potansiyel yolları vurgulamaktadır.
Ağız savunma mekanizmaları ve inflamatuvar yanıtlarla ilgili genlerdeki varyasyonlar özellikle önemlidir. Örneğin, rs17124372 varyantı, düz yüzey çürükleri (dfsSM) ile ilişkili olarak bulunmuştur ve BPIFA4P ve BPIFA3 dahil olmak üzere PLUNC ailesi genlerini barındıran bir bölgede yer almaktadır.[1] PLUNC ailesi genleri, mukoza yüzeylerindeki doğuştan gelen bağışıklık sisteminin önemli bileşenleri olan ve oral patojenlere karşı savunma sağlayan proteinleri kodlar. rs17124372 tarafından potansiyel olarak etkilenen bu genlerdeki değişiklikler, vücudun çürüğe neden olan bakterilerle savaşma yeteneğini bozabilir ve böylece çürük riskini artırabilir. Başka bir dikkat çekici varyant olan rs1079204 , AAMP (Anjiyogenez İlişkili Makrofaj Proteini) geninin bir intronu içinde yer alır ve aynı zamanda düz yüzey çürükleri (SM D1MFS) ile ilişkili olduğunu göstermektedir.[2] Bu gen, inflamatuvar yanıtı aracılık etmek için hayati öneme sahip kemokin reseptör genleri olan CXCR1 ve CXCR2’nin yakınında bulunur ve rs1079204 ’ün çürük ilerlemesine katkıda bulunan lokal immün ve inflamatuvar süreçleri etkileyebileceğini düşündürmektedir.
Doğrudan immün rollerinin ötesinde, hücresel düzenleme ve gelişimde yer alan genlerdeki varyantlar da çürük duyarlılığını etkileyebilir. RLIG1P3 ve RPSAP74 ile ilişkili rs2046315 varyantı, türler arasında korunmamış ve belirli popülasyonlarda gen ekspresyonunu doğrudan tahmin etmeyen bir varyant olarak karakterize edilmiştir.[2] Buna rağmen, kodlamayan varyantlar, gen regülasyonunu veya kromatin yapısını ince bir şekilde etkileyebilir ve potansiyel olarak oral doku bütünlüğünü veya hücresel yanıtları etkileyebilir. rs6818964 ile bağlantılı ANKRD17 (Ankyrin Tekrar Alanı 17) geni, protein etkileşimleri, kromatin yeniden modellenmesi ve transkripsiyonel kontrol için gerekli olan ankirin tekrar alanlarına sahip bir proteini kodlar. ANKRD17’deki varyasyonlar, diş yapılarının gelişimini veya çevresel stres faktörlerine hücresel yanıtı değiştirebilir ve böylece düz yüzey çürükleri riskine katkıda bulunabilir.[1] rs16954776 (IPO5 ve FARP1 ile ilişkili), rs16867579 (LINC02844 ve DUXAP2 kodlamayan RNA’ları ile bağlantılı), rs9471075 (KIF6’da), rs11134654 (GABRP’de), rs2677780 (PROM1’de) ve rs2010809 (psödogenler PPIAP21 ve RNU6-743P ile ilişkili) gibi diğer varyantlar, hücresel taşıma, sinirsel sinyalleşme, kök hücre fonksiyonu ve karmaşık gen düzenleyici ağları dahil olmak üzere çeşitli mekanizmalar yoluyla düz yüzey diş çürüklerini etkileyen daha geniş bir genetik ortam olduğunu göstermektedir.
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs2046315 | RLIG1P3 - RPSAP74 | dental caries pit and fissure surface dental caries smooth surface dental caries |
| rs6818964 | ANKRD17 | smooth surface dental caries |
| rs16954776 | IPO5 - FARP1 | smooth surface dental caries |
| rs16867579 | LINC02844 - DUXAP2 | smooth surface dental caries |
| rs9471075 | KIF6 | smooth surface dental caries |
| rs11134654 | GABRP | smooth surface dental caries |
| rs17124372 | BPIFA4P - BPIFA3 | smooth surface dental caries |
| rs1079204 | AAMP | smooth surface dental caries |
| rs2677780 | PROM1 | smooth surface dental caries |
| rs2010809 | PPIAP21 - RNU6-743P | smooth surface dental caries |
Tanım ve Temel Kavramlar
Section titled “Tanım ve Temel Kavramlar”Düz yüzey diş çürüğü, dişlerin düz, nispeten düz anatomik yüzeylerinde oluşan, molarların oklüzal, bukkal ve lingual yüzeylerinde bulunan çukur ve fissürlerden farklı çürük lezyonlarını ifade eder. Bu sınıflandırma öncelikle diş yüzeyinin morfolojik özelliklerine ve çürümeye karşı doğal duyarlılığına dayanmaktadır.[2] Bu “SM yüzeyleri”, interproksimal yüzeyler ve insizörlerin ve kaninlerin fasiyal ve lingual yüzeyleri ile posterior dişlerin fasiyal ve lingual yüzeylerinin servikal üçte biri dahil olmak üzere çukur ve fissür olmayan tüm diş yüzeylerini kapsar.[2]Düz yüzey çürüklerinin gelişimi, tüm diş çürükleri gibi, çevresel faktörlerin, bakteri florasının, beslenme davranışlarının, florür maruziyetinin, ağız hijyeninin, tükürük bileşiminin, diş morfolojisinin ve genetik yatkınlığın karmaşık bir etkileşimi ile etkilenen kariogenez olarak bilinen çok faktörlü bir süreçtir.[4], [5]
Sınıflandırma ve Şiddet Değerlendirmesi
Section titled “Sınıflandırma ve Şiddet Değerlendirmesi”Diş yüzeyleri genel olarak iki ana kategoriye ayrılır: çukur ve fissür (PF) yüzeyleri ve düz (SM) yüzeyler. Bu ayrım, kendine özgü morfolojilerine ve çürük lezyonları geliştirme risklerindeki farklılıklara dayanmaktadır.[2] Düz yüzeyler genellikle çukur ve fissür yüzeylerine kıyasla çürük lezyonları geliştirme açısından çok daha düşük risk taşır ve çürüğün ilerlemesi de bu iki tip arasında farklılıklar gösterir.[1], [3] Düz yüzey çürüklerinin şiddeti, birincil dişlenmede düz yüzeyler için çürük ve dolgulu yüzeyler skoru (dfsSM) veya kalıcı dişlenmede D1MFS gibi indeksler kullanılarak boyutsal olarak değerlendirilebilir. Bu indeksler, etkilenen yüzeylerin kümülatif sayısını ölçer.[1], [2]Bu boyutsal yaklaşım, çürük varlığı için basit bir ikili (evet/hayır) sınıflandırmaya kıyasla hastalık yükünün daha ayrıntılı bir şekilde anlaşılmasını sağlar.[6]
Tanı ve Ölçüm Kriterleri
Section titled “Tanı ve Ölçüm Kriterleri”Düz yüzey diş çürüklerinin tanısı ve ölçümü öncelikle kalibre edilmiş diş uzmanları tarafından yapılan görsel incelemeye dayanır. Bu klinik kriter, süt veya daimi dişlerin tüm düz yüzeylerinin kapsamlı bir şekilde incelenmesini içerir.[1] Araştırma amaçları için, düz yüzey çürüğünün operasyonel bir tanımı tipik olarak, belirli lezyon evrelerinin varlığına göre bireysel diş yüzeylerinin puanlanmasını içerir. Örneğin, dfsSM skoru, beyaz nokta lezyonuna sahip, çürümüş veya restorasyonu (dolgu) olan düz yüzeylerin toplamı olarak hesaplanır.[1] Bu kapsamlı puanlama sistemi, hem erken demineralizasyonun (beyaz nokta lezyonları) hem de düz yüzeylerdeki çürüğe atfedilebilen daha ileri kavitasyon evrelerinin veya önceki restoratif müdahalelerin ölçülmesine olanak tanır.[2]
Klinik Bulgular ve Progresyon
Section titled “Klinik Bulgular ve Progresyon”Düz yüzey diş çürükleri tipik olarak, molar dişlerin oklüzal yüzeyleri tarafından örtülmeyen dişlerin bukkal, lingual, mezial ve distal yönleri gibi alanları kapsayan, çukur ve fissürler dışındaki diş yüzeylerinde görülür. Bu çeşitli nedenleri anlamak, etkili önleme ve tedavi stratejileri için çok önemlidir.
Genetik Yatkınlık ve Kalıtılabilirlik
Section titled “Genetik Yatkınlık ve Kalıtılabilirlik”Genetik faktörler, düz yüzey diş çürüklerine yatkınlıkta önemli bir rol oynamaktadır ve kalıtılabilirlik oranının %30 ile %50 arasında olduğu tahmin edilmektedir.[7], [8] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), 3q26.1 (rs17236529 ), 18q12.2 (rs11082098 ) ve Xq21.2 (rs5967638 ) bölgeleri dahil olmak üzere, hem pit ve fissür hem de düz yüzey çürükleri ile ilişkili çeşitli lokusları belirlemiştir.[9] Bu bulgular, farklı diş yüzeylerinde çürükleri etkileyen ortak genetik faktörler olmasına rağmen, kalıtılabilirliğin önemli bir kısmının, yaklaşık %42’sinin, düz yüzeylere özgü olduğunu göstermektedir.[8], [9] Xq26.1 üzerindeki BCORL1 gibi spesifik gen ilişkileri de ortaya çıkmıştır ve bu genin kalıcı dişlerdeki düz yüzey çürükleri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.[9] Ayrıca, RPS6KA2 (rs3798305 ) yakınındaki bir tek nükleotid polimorfizmi (SNP), süt dişlerinde düz yüzey çürükleri ile bir ilişki göstermiştir.[9] RPS6KA2’nin ürünü, diş çürükleri de dahil olmak üzere çeşitli oral hastalıklarla ilgili bir yol olan p38’e bağımlı MAPK sinyallemesinde yer alan bir kinazdır.[9] Bu genetik yatkınlıklar, diş morfolojisinden bağışıklık tepkisine kadar ağız sağlığının çeşitli yönlerini etkileyerek çürük riskine katkıda bulunabilir.
Çevresel ve Yaşam Tarzı Etkileri
Section titled “Çevresel ve Yaşam Tarzı Etkileri”Çevresel ve davranışsal faktörler, düz yüzey çürüklerinin kritik belirleyicileridir. Bunlar arasında en önemlileri, özellikle şekerli içeceklerin tüketimi olmak üzere beslenme davranışları ve ağız hijyeni uygulamalarının sıklığı ve etkinliğidir.[9], [10] Ağız bakteri florasının bileşimi, özellikle kariojenik türler ve tükürük bileşimi ve akış hızının koruyucu unsurları da çürük riskini önemli ölçüde etkiler.[4], [9] Su, diş macunu veya topikal uygulamalar yoluyla florür maruziyeti, düz yüzeyleri demineralizasyona karşı korumada oldukça etkilidir.[11] Bireysel davranışların ötesinde, daha geniş sosyoekonomik faktörler ve coğrafi etkiler, çürük prevalansındaki eşitsizliklere katkıda bulunur. Kırsal Appalachia gibi yüksek riskli popülasyonlardaki çocuklar, Iowa gibi düşük riskli bölgelerdeki çocuklara kıyasla farklı çevresel maruziyetler ve bakım erişimi yaşayabilir.[9] Bu eşitsizlikler, yaşam koşullarının, diş sağlığı kaynaklarına erişimin ve toplum düzeyinde florür maruziyetinin, bir bireyin düz yüzey çürükleri için çevresel risk profilini nasıl şekillendirdiğini vurgulamaktadır.[9]
Gen-Çevre Etkileşimleri ve Gelişimsel Biyoloji
Section titled “Gen-Çevre Etkileşimleri ve Gelişimsel Biyoloji”Düz yüzey diş çürüklerinin etiyolojisi, genetik yatkınlıkların bireyin çevresel tetikleyicilere tepkisini değiştirebildiği karmaşık gen-çevre etkileşimleri ile daha da karmaşık hale gelmektedir.[4], [9]Örneğin, tat tercihlerini etkileyen genler diyet seçimlerini etkileyebilirken, florür duyarlılığı genleri florür maruziyetinin koruyucu etkilerini değiştirebilir.[9] Bu, belirli genetik varyantlara sahip bireylerin orta düzeyde çevresel zorluklar altında bile çürüğe daha yatkın olabileceği veya tam tersi daha dirençli olabileceği anlamına gelir.
Gelişimsel faktörler, özellikle erken yaşamda diş morfolojisini etkileyenler de kritiktir. Dişlerin şekillenmesi ve oluşumunda rol oynayan genetik faktörler, düz yüzeylerin çürümeye karşı doğal duyarlılığını etkileyebilir.[9] Örneğin, AJAP1 geni (bağlantı protein 1 ile ilişkili adherens bağlantısı), ürünü, diş gelişimi için çok önemli olan matris metalloproteinaz aktivitesini indükleyen gelişmekte olan diş germlerinde ifade edilen bir plazma zarı proteini olan basigin ile etkileşime girdiği için önemlidir.[8], [12] Hem genetik hem de erken çevresel ipuçları tarafından şekillendirilen bu gelişimsel süreçler, diş yüzeylerinin yaşam boyunca çürüğe karşı temel direncini veya duyarlılığını oluşturur.
Sistemik ve Demografik Modülatörler
Section titled “Sistemik ve Demografik Modülatörler”Doğrudan ağız sağlığı faktörlerinin ötesinde, sistemik durumlar ve demografik özellikler düz yüzey çürüklerinin riskini ve ilerlemesini modüle edebilir. Tedavi edilmemiş diş çürükleri, kronik ağrı, diş kaybı, oral enfeksiyonlar ve yemek yeme ve uyuma zorluğu, çocuklarda gelişme geriliği ve hatta yetersiz okul performansı ve sosyal ilişkiler gibi yaşam kalitesi üzerindeki daha geniş etkiler dahil olmak üzere bir dizi komorbiditeye yol açabilir.[9], [13] Bu sistemik sonuçlar, sırayla, ağız sağlığı sorunlarını şiddetlendirebilir ve bir kısır döngüye katkıda bulunabilir.
Yaş ve cinsiyet gibi demografik faktörler de rol oynar. Çürük riski ve ilerlemesi, süt ve daimi dişler arasında önemli ölçüde farklılık gösterebilir ve bu yaş gruplarında çürük nedenlerinin ayrı ayrı incelenmesini gerektirir.[8], [9] Ayrıca, popülasyonlar arasında kadın bireylerde erkek bireylere kıyasla daha yüksek çürük insidansı olduğuna dair tutarlı kanıtlar bulunmaktadır.[9], [14] Bu geniş kapsamlı etkiler, çürük etiyolojisinin bütüncül doğasının altını çizerek, lokalize oral faktörlerin ötesine geçerek bireyin genel sağlığını ve demografik profilini kapsar.
Düz Yüzey Diş Çürüklerinin Biyolojik Arka Planı
Section titled “Düz Yüzey Diş Çürüklerinin Biyolojik Arka Planı”Diş çürüğü, yaygın olarak bilinen adıyla diş çürümesi, çocukları etkileyen en yaygın kronik hastalıklardan biridir ve genel sağlık ve yaşam kalitesi üzerinde önemli etkilere sahiptir. Bu çok faktörlü durum, çevresel, davranışsal ve genetik faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklanmaktadır. Düz yüzey diş çürükleri, özellikle, dişlerin nispeten düz yüzeylerinde gelişen lezyonları ifade eder ve bunları daha sık etkilenen pit ve fissür yüzeylerinden ayırır. Düz yüzey çürüklerinin belirgin biyolojik temellerini anlamak çok önemlidir, çünkü çürüme riski ve ilerlemesi, ayrıca florür maruziyeti gibi önleyici tedbirlerin etkinliği, farklı diş yüzeyi türleri arasında önemli ölçüde değişebilir.
Düz Yüzey Çürüklerinde Patofizyoloji ve Çevresel Etkileşimler
Section titled “Düz Yüzey Çürüklerinde Patofizyoloji ve Çevresel Etkileşimler”Düz yüzey diş çürüklerinin gelişimi, ağız boşluğu içindeki homeostatik dengenin bozulmasıyla başlayan patofizyolojik bir süreçtir. Genel olarak diş çürükleri, bakteri florası, beslenme alışkanlıkları, florür alımı, ağız hijyeni ve tükürük bileşimi ve akış hızı gibi faktörlerden etkilenirken, düz yüzeyler çukur ve fissür yüzeylerine kıyasla daha düşük lezyon gelişme riski gösterir.[3] Bu farklı duyarlılık, benzersiz doku düzeyindeki etkileşimleri ve çevresel etkileri vurgular. Örneğin, düz yüzeyler, çukur ve fissür yüzeylerine kıyasla florür maruziyetinden önemli ölçüde daha iyi korunur ve bu da önleyici müdahalelere farklı bir yanıt olduğunu gösterir.[11]Tedavi edilmeyen düz yüzey lezyonları, kronik ağrı, diş kaybı, yeme ve uyuma zorlukları ve genel fiziksel ve sosyal gelişim üzerinde olumsuz bir etki dahil olmak üzere ciddi sistemik sonuçlara yol açabilir.[13]
Çürük Duyarlılığının Genetik Mimarisi
Section titled “Çürük Duyarlılığının Genetik Mimarisi”Genetik faktörler, bir bireyin diş çürüğüne yatkınlığında önemli bir rol oynar ve kalıtılabilirlik tahminleri %30 ila %50 arasında değişmektedir.[7] Bununla birlikte, düz yüzey çürüklerinin genetik mimarisi, diğer çürük türleriyle tamamen aynı değildir. Araştırmalar, düz yüzey çürükleri ve pit-and-fissure çürükleri için kalıtılabilirliğin yaklaşık %58’inin ortak genetik faktörlerle açıklandığını, önemli bir %42’sinin ise yüzeye özgü genetik faktörlere atfedildiğini göstermektedir.[8] Bu, belirli genlerin veya düzenleyici ağların, diş morfolojisi ve çevresel etkileşimlere bağlı olarak farklı etkiler gösterebileceğini düşündürmektedir. Örneğin, florür duyarlılığını, tat tercihlerini veya gelişim sırasında diş morfolojisinin örüntülenmesini etkileyen genlerin, düz yüzeyleri belirgin şekilde etkilediği hipotezi öne sürülmektedir.[9] Bu fenotipin karmaşıklığı ve risk faktörlerinin heterojenliği, belirli genlerin belirlenmesinde zorluklar yaratmakta ve kariogenezin anlaşılmasını ilerletmek için düz yüzey çürüklerini ayrı olarak araştırmanın faydasının altını çizmektedir.[9]
Çürük Gelişiminde Moleküler Yollar ve Temel Biyomoleküller
Section titled “Çürük Gelişiminde Moleküler Yollar ve Temel Biyomoleküller”Diş çürüklerinin gelişiminde çeşitli moleküler ve hücresel yollar rol oynamaktadır ve belirli genler ve ürünleri, konakçı duyarlılığına katkıda bulunmaktadır. Düz yüzey çürükleri için, RPS6KA2geni yakınındaki bir tek nükleotid polimorfizmi (SNP)rs3798305 olasılıkla ilişkilendirilmiştir.[9] RPS6KA2’nin protein ürünü, p38’e bağımlı mitogenle aktive olan protein kinaz (MAPK) sinyal yolunda yer alan bir kinazdır ve bu yol, diş çürükleri de dahil olmak üzere çeşitli ağızla ilgili hastalıklar için önemli olan kritik bir düzenleyici ağdır.[9] Ek olarak, AJAP1 gibi genler genel çürük paternlerinde rol oynamıştır; ürünü, diş gelişimi sırasında matriks metalloproteinaz aktivitesini indükleyen ve dişin yapısal bileşenlerini etkileyen diş tomurcuklarında eksprese edilen bir plazma zarı proteini olan basigin ile etkileşime girer.[12] BCOR, BCORL1, INHBA, CXCR1 ve CXCR2 dahil olmak üzere diğer aday genler, diş morfolojisi, diş gelişimi ve bağışıklık savunması gibi çeşitli kariyoenik süreçlerdeki rolleri nedeniyle aday gösterilmiştir.[2] Özellikle, CXCR1 ve CXCR2, hastalığın ilerlemesini hafifletmede bağışıklık tepkisinin rolünü vurgulayarak, konakçının oral bakterilere duyarlılığını etkileyen kritik reseptörlerdir.[2] Bu bulgular toplu olarak, düz yüzey çürüklerinin genetik etiyolojisinin, hem gelişimsel süreçleri hem de kariyoenik zorluklara karşı savunmayı etkileyen çeşitli moleküler ve hücresel mekanizmalar yoluyla hareket eden çoklu genleri içerdiğini vurgulamaktadır.
Sinyal İletimi ve Hücresel Yanıtlar
Section titled “Sinyal İletimi ve Hücresel Yanıtlar”Düz yüzey diş çürüklerinin gelişimi, konak yanıtlarını ve doku bütünlüğünü düzenleyen karmaşık hücresel sinyal yollarını içerir. Temel bir bileşen, diş çürükleri de dahil olmak üzere ağızla ilgili hastalıklarda önemli bir rol oynayan p38’e bağımlı mitojenle aktive olan protein kinaz (MAPK) sinyal yoludur. Bu yol içindeki bir kinazı kodlayanRPS6KA2geninin, bir tek nükleotid polimorfizmi olanrs3798305 , süt dişlenmesinde düz yüzey çürükleri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.[9] Diğer RPS6KA2 SNP’leri de daimi dişlenmede düz yüzey çürükleri ile bağlantılıdır.[15] Bu, kinaz aracılı protein modifikasyonunun ve ardından gelen hücre içi sinyal kaskadlarının, konağın savunmasında veya duyarlılığında önemini vurgulamaktadır. Ek olarak, AJAP1 yakınındaki bölge çürüklerle ilişkilendirilmiştir; bu bölgenin ürünü, diş gelişimi sırasında matriks metalloproteinaz (MMP) aktivitesini indükleyen diş tomurcuklarında bulunan bir plazma zarı proteini olan basigin ile etkileşime girer.[12] Bu durum, mine ve dentin yapısının korunmasında hücre yüzeyi reseptör aktivasyonu ve enzimatik düzenleme için bir rol olduğunu düşündürmektedir.
Diş Gelişimi ve Morfolojisinin Genetik Modülatörleri
Section titled “Diş Gelişimi ve Morfolojisinin Genetik Modülatörleri”Genetik faktörler, sıklıkla diş gelişimi ve yapısal özellikleri etkileyerek, düz yüzeylerin çürüklere yatkınlığını önemli ölçüde etkiler. BCOR’un bir homologu olan BCORL1 geni, kalıcı dişlerdeki düz yüzey çürükleri ile ilişkili olduğu öne sürülmüştür.[2] BCOR’daki mutasyonların, çok sayıda dental anomali ile karakterize Mendelian bir bozukluk olan okülofasiyokardiyodental sendroma neden olduğu bilinmektedir.[2] Bu bağlantı, diş morfolojisini ve mine kalitesini şekillendiren gen regülasyonu ve gelişimsel yollardaki değişikliklerin, düz yüzeyleri çürümeye yatkın hale getirebileceğini düşündürmektedir. Bu genetik yatkınlıklar aynı zamanda, florüre duyarlılık gibi çevresel maruziyetlerin farklı etkilerini modüle ederek, bu yüzeylerdeki çürüklerin etiyolojisini daha da karmaşık hale getirebilir.[9]
İmmün ve Enflamatuvar Sinyalleşme
Section titled “İmmün ve Enflamatuvar Sinyalleşme”Konakçının immün ve enflamatuvar yanıtları, düz yüzey çürükleri bağlamında önemli, hastalıkla ilgili mekanizmalardır. Kemokin reseptörleri CXCR1 ve CXCR2’nin sürekli dişlenmede düz yüzey çürükleri ile ilişkili olduğu öne sürülmüştür.[2] Bu reseptörler, hücresel alımı ve immün hücre aktivasyonunu düzenleyen sinyal yollarının ayrılmaz bir parçasıdır ve vücudun mikrobiyal zorluklara yanıtında rol oynar. Bu yollardaki düzensizlik, potansiyel olarak değişmiş reseptör aktivasyonu veya aşağı yönlü hücre içi sinyal kaskadları yoluyla, konakçının kariyojenik bakterilerle savaşma yeteneğini bozabilir veya doku yıkımına katkıda bulunan aşırı enflamatuvar yanıtlara yol açabilir. Bu mekanizmaları anlamak, müdahale için potansiyel terapötik hedefler sunmaktadır.
Entegre Metabolik ve Çevresel Etkiler
Section titled “Entegre Metabolik ve Çevresel Etkiler”Düz yüzeylerde kariogenez, çevresel faktörler, bakteri metabolizması ve konak genetik yatkınlıkları arasındaki karmaşık etkileşimden kaynaklanan çok faktörlü bir süreçtir. Beslenme alışkanlıkları, oral bakteri florasının bileşimi ve florür maruziyeti, diş yüzeyinin metabolik ortamını önemli ölçüde etkiler.[4] Düz yüzeyler genellikle daha düşük çürük riski gösterirken ve pit ve fissür yüzeylerine kıyasla florür tarafından daha iyi korunurken,[3] gen-çevre etkileşimleri bireysel duyarlılığı belirlemede kritik bir rol oynar.[9] Bu sistem düzeyindeki entegrasyon, metabolik yolların, özellikle kariojenik bakteriler tarafından üretilen asidin ve konakçının tükürük akışı ve remineralizasyon gibi telafi edici mekanizmalarının, hiyerarşik olarak nasıl düzenlendiğini ve yol etkileşimine tabi olduğunu ve nihayetinde çürük veya direnç gibi ortaya çıkan özelliklere yol açtığını vurgulamaktadır.
Düz Yüzey Çürüklerinin Gelişimi ve İlerlemesini Anlamak
Section titled “Düz Yüzey Çürüklerinin Gelişimi ve İlerlemesini Anlamak”Düz yüzey diş çürükleri, öncelikle diş morfolojisindeki ve duyarlılığındaki farklılıklar nedeniyle, pit ve fissür çürüklerine kıyasla farklı bir klinik zorluk sunmaktadır. Pit ve fissür yüzeyleri genellikle çürük lezyonları geliştirme açısından daha yüksek risk gösterirken, düz yüzeylerin kendine özgü çürüme ilerleme örüntüleri vardır.[3]Bu farklı özelliklerin anlaşılması, doğru prognostik değerlendirme için çok önemlidir ve klinisyenlerin hastalık sonuçlarını ve ilerlemesini daha etkili bir şekilde tahmin etmelerini sağlar. Örneğin, florür maruziyeti gibi çevresel faktörlerin düz yüzeyler için daha iyi koruma sağladığı gösterilmiştir, oysa diş fırçalama sıklığı ve şekerli içecek tüketimi gibi faktörlerin etkisi pit ve fissür yüzeylerinde daha belirgindir.[11] Çevresel etkilere verilen bu farklı yanıt, uzun vadeli hasta bakımını optimize etmek için hedefe yönelik önleyici stratejilere ve uyarlanmış izleme yaklaşımlarına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.
Risk Sınıflandırması ve Kişiselleştirilmiş Bakıma Genetik Katkılar
Section titled “Risk Sınıflandırması ve Kişiselleştirilmiş Bakıma Genetik Katkılar”Diş çürüğünün kalıtılabilirliği önemli düzeydedir, ancak düz yüzey çürüklerini etkileyen genetik faktörler, pit ve fissür yüzeylerini etkileyenlerle yalnızca kısmen ortaktır ve genetik etkinin yaklaşık %42’si yüzeye özgüdür.[8] Bu genetik heterojenite, belirli genlerin bir yüzey tipinde diğerine göre daha güçlü etkiler gösterebileceği anlamına gelir ve bu da bu farklı genetik yatkınlıkları ortaya çıkarmak için genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) gibi ayrı araştırmalar gerektirir.[2] Xq26.1’deki BCORL1’in kalıcı dişlerdeki düz yüzey çürükleri ile olan sugestif ilişkisi gibi belirli genetik lokusları tanımlamak, önemli prognostik değere sahiptir.[2] Bu tür genetik belirteçler, gelişmiş risk sınıflandırmasını sağlayarak klinisyenlerin düz yüzey çürükleri için yüksek riskli bireyleri tanımlamasına ve genetik profillerine göre uyarlanmış erken müdahaleler ve daha yoğun önleyici rejimler dahil olmak üzere kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarını uygulamasına olanak tanıyabilir.
Klinik Yönetim ve İlişkili Durumlar
Section titled “Klinik Yönetim ve İlişkili Durumlar”Düz yüzey çürüklerinin belirgin etiyolojik ve ilerleyici yapısı, tanı, tedavi seçimi ve izlemede özel klinik uygulamalar gerektirmektedir. Geleneksel görsel inceleme temel olmaya devam etmektedir, ancak genetik yatkınlıkların daha derinlemesine anlaşılması, özellikle farklı çevresel maruziyetlere veya demografik özelliklere sahip popülasyonlarda tanısal faydayı artırabilir.[9] Ayrıca, düz yüzey çürükleri için BCORL1 ve pit-and-fissure çürükleri için homolog geni BCOR gibi genlerin tanımlanması, BCOR’un çoklu dental anomalileri içeren bir Mendel hastalığı olan okülofasiyokardiyodental sendrom ile bilinen ilişkisi nedeniyle klinik olarak önemlidir.[2] Bu bağlantı, potansiyel komorbiditeleri veya örtüşen fenotipleri düşündürmektedir ve bu da klinisyenlerin, düz yüzey çürüklerine karşı güçlü bir genetik yatkınlığı olan hastaları yönetirken daha geniş sendromik sunumları dikkate almalarını sağlamaktadır. Genetik bilgileri entegre etmek, karmaşık dental ve sistemik sağlık profillerine sahip bireyler için özel izleme stratejileri ve uygun tedavi seçimleri de dahil olmak üzere kapsamlı bakım planlarına rehberlik edebilir.
Düz Yüzey Diş Çürükleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Düz Yüzey Diş Çürükleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, güncel genetik araştırmalara dayanarak düz yüzey diş çürüklerinin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Ebeveynlerimin çok sayıda çürüğü vardı. Benim de kolayca çürüklerim olacak mı?
Section titled “1. Ebeveynlerimin çok sayıda çürüğü vardı. Benim de kolayca çürüklerim olacak mı?”Evet, olma ihtimali yüksek. Genetik faktörler, diş çürüklerine yatkınlığınızda önemli bir rol oynar ve kalıtılabilirliğin %30 ila %50 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Ebeveynlerinizin alışkanlıkları da sizi etkilerken, dişlerinizin düz yüzeylerinde bile çürümeye daha yatkın olmanızı sağlayan genleri miras alabilirsiniz.
2. Kardeşimin dişleri mükemmel, ama bende çürükler var. Neden bu fark?
Section titled “2. Kardeşimin dişleri mükemmel, ama bende çürükler var. Neden bu fark?”Bu yaygın bir gözlem ve genetik bunun bir kısmını açıklayabilir. Kardeşinizle ortak genetik faktörleri paylaşsanız da, çürüklerin kalıtılabilirliğinin yaklaşık %42’si, düz yüzeyler gibi belirli diş yüzeylerine özgü olabilir. Bu, her biriniz için farklı genetik bileşenlerin rol oynayabileceği anlamına gelir ve bu da bir kardeşin diğerinden daha duyarlı olmasına neden olur.
3. Ailemde “kötü diş” genleri varsa çürükleri gerçekten durdurabilir miyim?
Section titled “3. Ailemde “kötü diş” genleri varsa çürükleri gerçekten durdurabilir miyim?”Kesinlikle! Genetik faktörler kesinlikle bir rol oynasa da, duyarlılığınızı %30-50 oranında etkileyerek, çevresel ve davranışsal faktörler de çok önemlidir. İyi ağız hijyeni, dengeli bir beslenme ve düzenli florür maruziyeti (özellikle pürüzsüz yüzeyler için faydalıdır) genetik bir yatkınlığınız olsa bile riskinizi önemli ölçüde azaltabilir.
4. Diş yüzeylerimden bazıları genetik olarak diğerlerinden daha mı çürüğe yatkın?
Section titled “4. Diş yüzeylerimden bazıları genetik olarak diğerlerinden daha mı çürüğe yatkın?”Evet, olabilirler. Araştırmalar, düz yüzey çürüklerinin genetik temellerinin, pit ve fissürlerdeki çürüklerle tamamen aynı olmadığını göstermektedir. Bu, belirli genetik faktörlerin, dişlerinizin yanları gibi düz diş yüzeylerinizi, diğer bölgelere kıyasla çürüğe karşı benzersiz bir şekilde duyarlı hale getirebileceği anlamına gelir.
5. Florürlü diş macunu, benim düz diş yüzeylerime diğer alanlardan daha fazla yardımcı olur mu?
Section titled “5. Florürlü diş macunu, benim düz diş yüzeylerime diğer alanlardan daha fazla yardımcı olur mu?”Evet, olur! Florür maruziyeti gibi çevresel faktörlerin, dişlerinizin oluklarına ve çukurlarına kıyasla düz yüzeyler için daha iyi koruma sağladığı bilinmektedir. Bu nedenle, florürlü diş macununun düzenli kullanımı, dişlerinizin düz kısımlarını çürümeye karşı korumada özellikle etkilidir.
6. Çocuğumun erken yaşta çürükleri var. Bu sadece ‘kötü şans’ mı yoksa başka bir şey mi?
Section titled “6. Çocuğumun erken yaşta çürükleri var. Bu sadece ‘kötü şans’ mı yoksa başka bir şey mi?”Büyük olasılıkla genetik de dahil olmak üzere çeşitli faktörlerin birleşimidir. Süt dişleri için, RPS6KA2 geni yakınındaki genetik varyasyonlar gibi spesifik genetik varyasyonların düz yüzey çürükleri ile ilişkili olduğu öne sürülmüştür. Bu, çocuğunuzun genetik yapısının, beslenme ve hijyenin yanı sıra, erken çürük riskini etkileyebileceği anlamına gelir.
7. İyi fırçalama ve diş ipi kullanmama rağmen neden kolayca çürük oluşuyor?
Section titled “7. İyi fırçalama ve diş ipi kullanmama rağmen neden kolayca çürük oluşuyor?”Mükemmel ağız hijyenine sahip olsanız bile, genetik yapınız hassasiyetinizde önemli bir rol oynayabilir. Çürük riskine %30-50 oranında katkıda bulunan bireysel genetik faktörleriniz, mine gücünüz, tükürük bileşiminiz ve hatta bağışıklık sisteminizin ağız bakterilerine nasıl yanıt verdiği gibi şeyleri etkileyerek sizi çürümeye daha yatkın hale getirebilir.
8. Atalarım diş çürüğü olasılığımı etkiler mi?
Section titled “8. Atalarım diş çürüğü olasılığımı etkiler mi?”Evet, atalarınızın kökeni önemli olabilir. Çalışmalar öncelikle Avrupa kökenli popülasyonlara odaklanmıştır ve bu gruplarda tanımlanan genetik ilişkiler diğerlerine doğrudan aktarılamayabilir. Farklı atalara sahip olmak, çürük duyarlılığını etkileyen benzersiz genetik yatkınlıklara ve çevresel maruziyetlere sahip olabilir.
9. Özellikle düz yüzeyler için, çürük riskimi erken öğrenmem önemli mi?
Section titled “9. Özellikle düz yüzeyler için, çürük riskimi erken öğrenmem önemli mi?”Evet, riskinizi erken anlamak, hedefe yönelik önleme için çok önemlidir. Düz yüzey çürükleri ilerleyip ağrıya veya diş kaybına yol açabileceğinden, daha yüksek bir genetik yatkınlığınız olup olmadığını bilmek, çürüme şiddetlenmeden önce belirli florür tedavileri gibi daha erken ve daha odaklı önleyici tedbirlere olanak tanır.
10. Çok fazla şeker yemek ‘iyi genlerimin’ üstesinden gelip dişlerimde çürüklere neden olabilir mi?
Section titled “10. Çok fazla şeker yemek ‘iyi genlerimin’ üstesinden gelip dişlerimde çürüklere neden olabilir mi?”Genetik yatkınlığınızda rol oynarken, yüksek şekerli bir diyet gibi çevresel faktörler son derece güçlüdür. “İyi genlere” sahip olsanız bile, şekere sürekli maruz kalmak, asit üreten bakterileri besler, bu da özellikle düz diş yüzeylerinizde mineyi parçalayabilir ve çürüklere yol açabilir. Bu, gen-çevre etkileşimidir.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.
Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Zeng, Z. et al. “Genome-wide association study of primary dentition pit-and-fissure and smooth surface caries.” Caries Res., vol. 48, no. 3, 2014, pp. 248-57.
[2] Zeng, Z, et al. “Genome-wide association studies of pit-and-fissure- and smooth-surface caries in permanent dentition.” J Dent Res, vol. 92, no. 5, 2013, pp. 407-413.
[3] Batchelor, P. A., and A. Sheiham. “Grouping of tooth surfaces by susceptibility to caries: A study in 5-16 year-old children.” BMC Oral Health, vol. 4, 2004, p. 2.
[4] Anderson, M. “Risk assessment and epidemiology of dental caries: Review of the literature.”Pediatric Dentistry, vol. 24, 2002, pp. 377–385.
[5] Hunter, P. “The aetiology of dental caries.”British Dental Journal, vol. 164, 1988, pp. 287–290.
[6] Shaffer, JR, et al. “Gwas of dental caries patterns in the permanent dentition.”Journal of Dental Research, vol. 92, no. 1, 2013, pp. 38–44.
[7] Bretz, W.A., et al. “Longitudinal analysis of heritability for dental caries traits.”Journal of Dental Research, vol. 84, 2005, pp. 1047–1051.
[8] Shaffer, J. R., et al. “Genetic susceptibility to dental caries on pit and fissure and smooth surfaces.”Caries Res, vol. 46, 2012, pp. 38–46.
[9] Zeng, Z, et al. “Genome-wide association study of primary dentition pit-and-fissure and smooth surface caries.” Caries Res, vol. 49, no. 1, 2015, pp. 1-10.
[10] Warren, J. J., et al. “Longitudinal study of non-cavitated carious lesion progression in the primary dentition.” J Public Health Dent, vol. 66, 2006, pp. 83–87.
[11] Jiang, H, et al. “Effect of professional application of apf foam on caries reduction in permanent first molars in 6-7-year-old children: 24-month clinical trial.” J Dent, vol. 33, 2005, pp. 469–473.
[12] Kumamoto, H, and Ooya K. “Immunohistochemical detection of mt1-mmp, reck, and emmprin in ameloblastic tumors.” J Oral Pathol Med, vol. 35, 2006, pp. 345–351.
[13] Acs, G, et al. “Effect of nursing caries on body weight in a pediatric population.”Pediatr Dent, vol. 14, 1992, pp. 302–305.
[14] Ferraro, M, and Vieira AR. “Explaining gender differences in caries: A multifactorial approach to a multifactorial disease.”Int J Dent, vol. 2010, 2010, p. 649643.
[15] Wang, X, et al. “Genome-wide association study of dental caries in the permanent dentition.”J Dent Res, vol. 91, no. 8, 2012, pp. 748-752.