Şigelloz
Shigellacinsine ait bakterilerin neden olduğu akut bir bağırsak enfeksiyonu olan shigellosis, orta ila şiddetli diyare ve basilli dizanterinin önde gelen nedenlerinden biri olarak kabul edilen önemli bir küresel sağlık sorunudur. Yılda dünya çapında tahmini 80 ila 165 milyon diyare vakası ile ilişkilidir.[1]
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Shigella, kolonun epitel hücrelerini istila eden, yoğun inflamasyona ve doku hasarına yol açan Gram-negatif, çubuk şeklinde bakterilerdir. Shigella’nın virülansının temel mekanizmalarından biri, bakteriyel efektör proteinlerini doğrudan konak hücrelerine enjekte eden iğne benzeri bir aparat olan Tip 3 Salgı Sistemi (T3SS) içerir. Bu efektörler, bakteriyel invazyonu, hücre içi çoğalmayı ve bitişik hücrelere yayılmayı sağlayan, sitoskeletal dinamikler ve bağışıklık tepkileri dahil olmak üzere çeşitli konak hücresel süreçlerini manipüle eder.[1] Konak genetik faktörleri, özellikle bakteriyel T3SS aktivitesini ve konak bağışıklık yanıtını etkileyenler, Shigella ile ilişkili ishale yatkınlığı belirlemedeki rolleri giderek daha fazla kabul görmektedir.[1]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Klinik olarak, shigellosis sulu veya kanlı ishal, ateş ve karın krampları gibi semptomlarla kendini gösterir. Akut hastalığın ötesinde,Shigella enfeksiyonları, özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda ciddi uzun vadeli sonuçlara sahip olabilir. Bunlar arasında bodurluk oranlarının yükselmesi (büyüme geriliği), artmış inflamatuar belirteçler ve gastrointestinal dokuların hücresel yapısı ve bilişsel gelişim üzerinde potansiyel olumsuz etkiler bulunur.[1] Araştırmalar, konak genetik varyasyonlarının bir bireyin Shigella enfeksiyonuna duyarlılığını ve hastalığın şiddetini önemli ölçüde etkileyebileceğini göstermektedir.[1]
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”Şigellozun küresel yükü, özellikle yetersiz sanitasyon ve hijyenin olduğu bölgelerde önemlidir. Hızlı oral rehidrasyon ve antibiyotik tedavisi tedavi için çok önemli olmakla birlikte, yüksek yük taşıyan bölgelerde ilaca dirençli Shigella suşlarının artan prevalansı, halk sağlığı için önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Bu artan antibiyotik direnci, aşı geliştirme ve iyileştirilmiş hijyen uygulamaları da dahil olmak üzere etkili önleyici tedbirler için acil ihtiyacın altını çizmektedir. Konakçı genetik faktörleri ve Shigella patogenezi arasındaki karmaşık etkileşimi anlamak, bu yaygın bulaşıcı hastalıkla mücadele etmek için yeni tanı araçları, tedavi stratejileri ve aşılar geliştirmek için hayati öneme sahiptir.[1]
Metodolojik ve İstatistiksel Değerlendirmeler
Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Değerlendirmeler”Şigelloz duyarlılığı ile ilişkili genetik lokusların keşfi, çeşitli metodolojik ve istatistiksel sınırlamalara tabidir. Çalışma, genom çapında ilişkilendirme çalışması (GWAS) için sınırlı bir örneklem büyüklüğünü temsil eden toplam 143 vaka ve 443 kontrolden oluşan iki bağımsız kohortu birleştiren bir meta-analize dayanmıştır.[1] Meta-analiz istatistiksel gücü artırmayı amaçlasa da, küçük örneklem büyüklükleri doğası gereği gerçek ilişkileri tespit etme gücünün azalması riskini taşır ve tanımlanan varyantlar için şişirilmiş etki büyüklüklerine yol açabilir. Ayrıca, muhafazakar bir Bonferroni düzeltmesi tabanlı P değeri eşiğinin uygulanması, Tip I hataları riskini azaltırken, potansiyel olarak Tip II hataları olasılığını artırır, yani bazı gerçek genetik ilişkiler gözden kaçırılmış olabilir.[1] Analiz ayrıca, duyarlılığa katkıda bulunabilecek daha nadir genetik varyasyonları dışlayarak, en az %0,5’lik bir minör allel frekansına sahip varyantlarla sınırlandırılmıştır.
Bir diğer önemli sınırlama, tanımlanan genetik varyantların fonksiyonel yorumlanması ile ilgilidir. Birkaç genom çapında anlamlı lokus tanımlanmasına rağmen, bu birincil lokuslarda doğrudan bilinen fonksiyona sahip hiçbir varyant gözlenmemiştir.[1] Sonraki ekspresyon kantitatif özellik lokusu (eQTL) analizi, özellikle GTEx veri tabanından alınan gastrointestinal dokular içindeki en iyi varyantları ve yakındaki bağlantılı varyantları sorgulayarak, yakındaki genlerin mRNA ekspresyonu ile herhangi bir ilişki ortaya koymamıştır.[1]En iyi sonuçlar için doğrudan fonksiyonel kanıtların olmaması, bu varyantların şigelloz duyarlılığını hangi kesin biyolojik mekanizmalarla etkilediğinin büyük ölçüde doğrulanmamış kaldığı anlamına gelir ve gen düzenlemesi üzerindeki aşağı yönlü etkileri hakkındaki anlayışımızdaki bir boşluğu vurgular.
Genellenebilirlik ve Fenotip Tanımı
Section titled “Genellenebilirlik ve Fenotip Tanımı”Bu bulguların genellenebilirliği, öncelikle sadece Dakka’daki Bangladeşli bebeklerin iki doğum kohortuna odaklanan çalışmanın tasarımıyla sınırlıdır.[1] Bu popülasyon içsel genetik tabakalaşma kanıtı göstermemesine rağmen, sonuçlar genetik altyapıların, çevresel maruziyetlerin ve konak-patojen etkileşimlerinin önemli ölçüde değişebileceği farklı soylara veya coğrafi bölgelere sahip popülasyonlara doğrudan aktarılamayabilir. Çalışma özellikle yaşamın ilk 13 ayındaki bebek duyarlılığını araştırmıştır, bu da tanımlanan genetik faktörlerin aynı etkiyi göstermeyebileceği veya farklı bağışıklık yanıtlarına veya maruz kalma modellerine sahip olabilecek daha büyük çocuklarda veya yetişkin popülasyonlarda alakalı olmayabileceği anlamına gelir.
“Shigella ile ilişkili ishal” tanımı, ipaH geninin kantitatif PCR (qPCR) ile tespitine dayanıyordu.[1] Patojen tanımlaması için sağlam bir moleküler yöntem olmasına rağmen, bu fenotipik karakterizasyon, shigellozun klinik spektrumunu veya değişen şiddetini tam olarak yakalamayabilir. Ruuska skoru ile ölçülen ishal şiddeti bir kovaryat olarak dahil edilmiş olmasına rağmen, çalışmanın daha geniş klinik sonuçlardan ziyade patojen varlığına odaklanması, konak genetiğinin hastalığın seyrini veya başlangıç duyarlılığının ötesindeki şiddetini nasıl etkilediğine dair kapsamlı anlayışı sınırlayabilir.
Keşfedilmemiş Faktörler ve Kalan Bilgi Boşlukları
Section titled “Keşfedilmemiş Faktörler ve Kalan Bilgi Boşlukları”Shigelloz duyarlılığında konak genetiği ve çevresel faktörler arasındaki karmaşık etkileşim, kalan bilgi boşluklarının önemli bir alanını temsil etmektedir. Araştırma, Shigella maruziyetinin yaygın olduğunu, ancak enfeksiyonun heterojen olduğunu kabul etmektedir.[1]Bu durum, konak genetik faktörlerinin önemli bir rol oynamasına rağmen, ölçülmemiş veya ele alınmamış diğer çevresel değişkenlerin de hastalık sonuçlarındaki gözlemlenen değişkenliğe katkıda bulunduğunu düşündürmektedir. Belirli diyet bileşenleri, diğer enteropatojenlerle birlikte enfeksiyonlar, hijyen uygulamaları veShigella maruziyetinin kesin düzeyi veya süresi gibi faktörler, genetik ilişkiler üzerindeki etkileri açısından sınırlamalar olarak açıkça belirtilmemiştir.
Ayrıca, çeşitli genetik lokusların tanımlanmasına rağmen, bu varyantların doğrudan fonksiyonel sonuçları tam olarak aydınlatılamamıştır. Tanımlanan lokuslar, bakteriyel Tip III Salgı Sistemi (T3SS) aktivitesi ile dolaylı olarak ilişkili olmasına rağmen, [1]ilişkili tek nükleotid polimorfizmlerinin (SNP’ler) aracılık ettiği spesifik moleküler yollar veya protein fonksiyonundaki değişiklikler kesin olarak belirlenmeyi beklemektedir. En iyi sonuçlar için eQTL ilişkilerinin olmaması, etkilerinin test edilen dokularda gen ekspresyonundaki basit değişiklikler yoluyla olmayabileceğini, daha karmaşık düzenleyici mekanizmalar veya analiz edilmeyen dokulardaki etkileri düşündürmektedir; bu da shigelloz patogenezindeki “kayıp kalıtılabilirliğe” ve genel bilgi boşluğuna katkıda bulunmaktadır.
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Çeşitli genetik varyantlar, bebeklerde Shigella kaynaklı ishale yatkınlık ile ilişkilidir ve bakteriyel patogenez ile etkileşen konak savunma mekanizmalarını etkiler. İskelet bütünlüğü, gen regülasyonu ve hücresel trafiğe dahil olan genlerdeki temel varyantlar tanımlanmıştır ve bunların tümü konağın Shigella enfeksiyonuna yanıtında rol oynar.
rs582240 varyantı, KRT18 (keratin 18) ile önemli sekans benzerliği paylaşan transkribe edilmiş bir psödogen olan KRT18P59 içinde yer alır. Keratinler, epitel hücrelerine yapısal destek sağlayan, onları hasar ve stresten koruyan ve genel iskelet bütünlüğüne katkıda bulunan temel proteinlerdir.[1] rs582240 ’in T alleli, Shigella kaynaklı ishal riskinin azalmasıyla ilişkilidir ve koruyucu bir etkiye işaret eder. Bu varyant, çeşitli dokularda KRT18P59’un artan ekspresyonu ile bağlantılı bir cis-eQTL görevi görür ve bu da normal KRT18 fonksiyonunu veya epitel hücre yüzeyinde Shigellakaynaklı IpaC gibi proteinlerle etkileşimini potansiyel olarak engelleyerek şigelloz riskini azaltabilir; her ikisi de bakteriyel invazyon için kritik öneme sahiptir.[1] Başka bir koruyucu varyant olan rs12550437 , uzun intergenik kodlamayan bir RNA (lincRNA) olan RP11-115J16.1 içinde bulunur. LincRNA’ların transkripsiyonel düzenleme ve kromatin yeniden şekillendirme dahil olmak üzere çeşitli mekanizmalar yoluyla gen ekspresyonunu modüle ettiği bilinmektedir.[1] rs12550437 , tiroid dokusunda PRAG1 (PEAK1 related, kinase-activating pseudokinase 1) ekspresyonunun azalmasıyla ilişkili bir cis-eQTL olarak işlev görür. PRAG1, Src ailesi kinaz (SFK) aktivitesini düzenlemede rol oynar ve bu da Shigella tarafından verimli bakteriyel invazyon için çok önemlidir.[1] Koruyucu etkisinin potansiyel bir mekanizması, SFK inhibitörü Csk’nın azaltılmış sekestrasyonunu içerebilir, böylece Shigella’nın konakçı hücrelere verimli girişi için ihtiyaç duyduğu membrana bağlı SFK aktivitesini sınırlar.
CYTH3 geninin 3’ çevrilmemiş bölgesinde (UTR) yer alan rs10266841 varyantı, Shigella kaynaklı ishale karşı başka bir koruyucu genetik faktörü temsil eder.[1] CYTH3 (cytohesin-3), hücreler içinde protein sıralaması ve membran trafiğini düzenlemede kritik bir rol oynayan ve ayrıca ADP-ribosillenme faktörü proteinlerini düzenlemede rol oynayabilen yaygın olarak ifade edilen bir proteindir.[1] Bu varyantın, CYTH3 fonksiyonu için “muhtemelen zararlı” olduğu tahmin edilmektedir, bu da değişen CYTH3 aktivitesinin Shigella patogenezini engelleyebileceğini düşündürmektedir. rs10266841 ile gözlemlenen koruyucu etki, potansiyel olarak bakteriyel Tip 3 Salgı Sistemi (T3SS) aktivitesi üzerindeki etkisiyle bağlantılıdır; bu, Shigella için önemli bir virülans mekanizmasıdır.[1] rs10266841 ’nın koruyucu etkisi, koşullu meta-analizlerde daha da belirginleşti ve bunun bebeklerde şigelloza yatkınlıktaki önemli rolünün altını çizdi.[1]
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”Şigellozun Tanımı: Etiyoloji ve Klinik Sunum
Section titled “Şigellozun Tanımı: Etiyoloji ve Klinik Sunum”Şigelloz, Gram-negatif, çubuk şeklinde mikroorganizmalar olanShigella cinsine ait bakterilerin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır.[1] Orta ila şiddetli diyarenin önde gelen küresel nedenlerinden biri olarak kabul edilir ve özellikle kanlı dışkı ile karakterize daha şiddetli bir form olan basilli dizanterinin etkenidir.[1]Bu enterik enfeksiyon, dünya genelindeki diyare hastalığı yüküne önemli ölçüde katkıda bulunmakta ve yılda tahmini 80 ila 165 milyon vakadan sorumlu olmaktadır.[1], [2]Akut hastalığın ötesinde, şigelloz özellikle bebekler gibi savunmasız popülasyonlarda önemli uzun vadeli sağlık etkileri taşır. Enfeksiyonlar, bodurluk oranlarının artması ve gastrointestinal dokuların hücresel yapısı ve bilişsel gelişim üzerinde olumsuz etkileri olabilecek artmış inflamatuar belirteçlerle ilişkilidir.[1], [3]Şigelloz için etkili tedavi tipik olarak hızlı oral rehidrasyon ve antibiyotikleri içerir.[1] Bununla birlikte, yüksek yük alanlarında ilaç direncinin artan prevalansı, önleyici tedbirlerin kritik önemini vurgulamaktadır ve aşılama, küresel olarak Shigella ile ilişkili morbidite ve mortaliteyi azaltmak için en etkili yöntem olarak kabul edilmektedir.[1] Birçok bölgede Shigella’ya maruz kalma yaygın olsa da, semptomatik hastalık yalnızca bir grup bireyde gelişir ve bu da hijyen gibi çevresel faktörler ile potansiyel immünojenetik roller dahil olmak üzere konakçı duyarlılığının bir etkileşimini düşündürmektedir.[1], [4]
Shigella’nın Sınıflandırılması ve Hastalık Şiddeti
Section titled “Shigella’nın Sınıflandırılması ve Hastalık Şiddeti”Shigella cinsi, şigellozun bilinen dört ana etken türünü içerir: S. dysenteriae, S. flexneri, S. boydii ve S. sonnei.[1] Bu türler, coğrafi dağılımları ve epidemiyolojik örüntüleri açısından farklılık göstererek şigellozun çeşitli klinik belirtilerine katkıda bulunur. Özellikle antibiyotik direncinin evrimleşen örüntüleri göz önüne alındığında, spesifik Shigella türlerinin tanımlanması, epidemiyolojik izleme ve tedavi stratejilerine rehberlik etmek için çok önemlidir.
Şigellozda hastalık şiddeti, çeşitli klinik ve antropometrik ölçümler yoluyla değerlendirilebilir. Ruuska skoru, diyare vakalarının şiddetini ölçmek için kullanılan bir yöntemdir.[1] Ani semptomların ötesinde, büyüme üzerindeki uzun vadeli etki, kritik bir şiddet göstergesidir; Shigella vakaları genellikle kontrollere kıyasla daha düşük yaşa göre boy z-skorları (HAZ) ve yaşa göre kilo z-skorları (WAZ) sergiler.[1] Dünya Sağlık Örgütü referans popülasyonlarına göre standartlaştırılmış bu antropometrik z-skorları, hastalıkla ilişkili büyüme geriliğinin kapsamlı bir görünümünü sunar.[1]
Şigelloz için Tanı ve Araştırma Kriterleri
Section titled “Şigelloz için Tanı ve Araştırma Kriterleri”Klinik ve araştırma ortamlarında şigellozun kesin tanısı, öncelikle moleküler yöntemlerle Shigella’nın tespitine dayanır. Kantitatif Polimeraz Zincir Reaksiyonu (qPCR), özellikle orta ila şiddetli ishalı çocuklarda Shigella yükünün belirlenmesini artıran önemli bir ölçüm yaklaşımıdır.[5] Araştırma amaçları için, Shigella ile ilişkili bir ishal vakası, en az bir ishal olayının Shigella pozitif olması ve qPCR Döngü Eşik (CT) değerinin belirli bir zaman dilimi içinde, örneğin yaşamın ilk 13 ayında 30’dan az olması ile operasyonel olarak tanımlanır.[1] Bu <30 CT eşiği, genellikle Shigella ile ilişkili dışkı örnekleri için kullanılan ve tipik olarak <33,1 olan daha geniş küresel eşiğe kıyasla daha yüksek bir bakteri yükünü gösteren ihtiyatlı bir ölçü olarak kabul edilir.[1] Aksine, kontroller bu kriterleri karşılamayan, tipik olarak 30’dan büyük CT değerleri sergileyen bireyler olarak tanımlanır.[1] Shigella invazyonunda rol oynayan bir proteini kodlayan ipaH geni, qPCR testleri için spesifik bir moleküler hedef görevi görür ve tespiti, S. flexneri veya S. sonnei gibi patojenik Shigella türlerinin varlığını doğrulamaya yardımcı olur.[1]
Temel Klinik Bulgular
Section titled “Temel Klinik Bulgular”Şigelloz, öncelikleShigella bakterisinin neden olduğu, orta ila şiddetli diyarenin önde gelen küresel nedenlerinden biridir ve basilli dizanterinin etkenidir.[1]En belirgin semptom, diyare ataklarının sıklığının artmasıyla karakterize edilen diaredir. Şigelloz tanısı konan bireyler, etkilenmemiş bireylere kıyasla ortalama olarak daha fazla sayıda diyare atağı yaşarlar; vakalarda bildirilen ortalamalar 4,4 ila 5,4 atak iken, kontrollerde 3,3 ila 3,6 atak olarak bildirilmiştir.[1] Bebeklerde, Shigella ile ilişkili ilk diyare atağı tipik olarak ilk diyare atağından 115 ila 154 gün sonra ortaya çıkar.[1] Shigella ile ilişkili diyare ataklarının ko-enfeksiyonlar şeklinde ortaya çıkması da yaygındır; enteroagregatif Escherichia coli (EAEC), tanımlanan vakaların en az yarısında Shigella ile birlikte sıklıkla tespit edilir.[1]
Hastalık Şiddeti ve Değerlendirmesi
Section titled “Hastalık Şiddeti ve Değerlendirmesi”Şigellozda diyare olaylarının şiddeti, Ruuska skoru gibi spesifik değerlendirme yöntemleri kullanılarak kantitatif olarak değerlendirilebilir.[1]Bu objektif ölçüm aracı, hastalık sunumunun spektrumunu karakterize etmeye yardımcı olur.Shigella enfeksiyonları genellikle orta ila şiddetli diyare ile ilişkili olsa da, diyare olayları için ortalama Ruuska skoru farklı popülasyonlarda değişkenlik gösterebilir. Örneğin, bir kohortta, Shigella vakalarının diyare olayları için ortalama Ruuska skoru (6,9), kontrollere (7,4) kıyasla biraz daha düşüktü, bu da genel diyare epizotlarının ortalama olarak daha az şiddetli olduğunu gösteriyordu.[1] Aksine, başka bir kohortta, vakalar (10,5) ve kontroller (10,2) arasındaki ortalama Ruuska skorları önemli ölçüde farklı değildi.[1] Şiddeti değerlendirmenin tanısal önemi, özellikle ilaç direncinin artan prevalansı göz önüne alındığında, hızlı oral rehidrasyon ve antibiyotik tedavisi dahil olmak üzere uygun klinik yönetime rehberlik etmesinde yatmaktadır.[1]
Uzun Dönemli Komplikasyonlar ve Bireysel Heterojenite
Section titled “Uzun Dönemli Komplikasyonlar ve Bireysel Heterojenite”Akut semptomların ötesinde, Shigella enfeksiyonları, dikkate değer uzun dönemli olumsuz sağlık sonuçlarıyla bağlantılıdır. Bunlar arasında popülasyon düzeyinde bodurluk oranlarının yükselmesi ve artan inflamatuar belirteçler yer alır; bu da gastrointestinal dokuların hücresel yapısında kalıcı hasara ve bilişsel gelişimin bozulmasına yol açabilir.[1] Her zaman istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, Shigella vakalarının, kontrollere kıyasla hem bir hafta hem de bir yıllık yaşamda daha düşük boya göre yaş z-skoru (HAZ) değerlerine sahip olduğu gözlemlenmiştir ve bu da doğrusal büyüme geriliği potansiyeline işaret etmektedir.[1] Semptomatik Shigellaenfeksiyonuna duyarlılıkta önemli heterojenite mevcuttur, çünkü maruz kalma yaygındır, ancak yalnızca bir alt grup bireyde belirgin hastalık gelişir.[1] Konakçı genetik faktörleri bu değişkenliğe katkıda bulunur ve kromozom 11’de (rs582240 , KRT18P59 içinde) ve kromozom 8’de (rs12550437 , RP11-115J16.1 içinde) koruyucu genetik lokuslar tanımlanmıştır.[1] Ek olarak, koşullu genetik analizler, kromozom 7’de koruyucu bir lokus (rs10266841 , CYTH3’ün 3’ UTR’si içinde) ve kromozom 10’da riskle ilişkili bir lokus (rs2801847 , MPP7 içinde bir intronik varyant) ortaya çıkarmıştır; bunların tümü bakteriyel tip 3 salgı sistemi (T3SS) aktivitesiyle dolaylı olarak ilişkilidir.[1]Küçük bir çalışma, ABO kan grubu B olan bireylerde şigelloz riskinin arttığını öne sürse de, bu ilişki daha büyük kohortlarda tutarlı bir şekilde gözlemlenmemiştir.[1]
Nedenler
Section titled “Nedenler”Şigelloz,Shigella bakterilerinin neden olduğu akut bir bağırsak enfeksiyonu, konakçı genetik yatkınlığı ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklanır. Patojene maruz kalma birçok bölgede yaygın olmasına rağmen, semptomatik hastalığın gelişimi önemli heterojenlik gösterir ve bireysel yatkınlıkların önemini vurgular.[1] Bu nedensel faktörleri anlamak, etkili önleme ve tedavi stratejileri geliştirmek için çok önemlidir.
Genetik Yatkınlık
Section titled “Genetik Yatkınlık”Konak genetik faktörleri, bir bireyin Shigella ile ilişkili ishale duyarlılığını belirlemede önemli bir rol oynar. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), bebeklerin duyarlılığı ile bağlantılı çeşitli genetik lokusları tanımlamıştır. Örneğin, koruyucu lokuslar arasında kromozom 8’deki lincRNA RP11-115J16.1 içinde rs12550437 , kromozom 11’deki psödogen KRT18P59 içinde rs582240 ve kromozom 7’deki CYTH3’ün 3’ çevrilmemiş bölgesinde (UTR) rs10266841 bulunmaktadır.[1]Bu koruyucu allellerden daha fazla sayıda taşıyan bireyler, şigelloz geliştirme olasılığında önemli ölçüde azalma göstermektedir.[1] Aksine, kromozom 10’daki MPP7 içinde bir intronik varyant olan riskle ilişkili bir lokus rs2801847 tanımlanmıştır.[1] Hem CYTH3 hem de MPP7 varyantlarının, ilgili genleri için “muhtemelen zararlı” olduğu tahmin edilmektedir.[1] Tanımlanan bu genetik varyantlar, Shigella invazyonu ve patogenezi için kritik öneme sahip olan bakteriyel tip 3 salgı sisteminin (T3SS) aktivitesiyle dolaylı olarak ilişkilidir.[1] Ayrıca, belirli ABO kan grubu antijenleri riski etkileyebilir; çalışmalar, B kan grubuna sahip bireylerin şigelloza karşı artan bir duyarlılığa sahip olduğunu göstermektedir.[4] Ekspresyon kantitatif özellik lokuslarının (eQTL’ler) incelenmesi, KRT18P59, RP11-115J16.1 ve CYTH3 gibi bazı ilişkili varyantların, büyük olasılıkla örtüşen veya yakındaki genlerin RNA ekspresyonunu değiştirdiğini ortaya koymaktadır.[1] Özellikle, kromozom 10’daki varyantlar, konak hücrelerin sitoskeletal bütünlüğü ile ilgili genler olan MASTL ve artmış LINC00202-1 mRNA ekspresyonu ile ilişkilidir; bu yol, Shigella’nın konak hücreleri nasıl manipüle ettiğini anlamak için kritik öneme sahiptir.[1]
Çevresel ve Yaşam Tarzı Etkileri
Section titled “Çevresel ve Yaşam Tarzı Etkileri”Çevresel faktörler ve yaşam tarzı uygulamaları,Shigella bulaşmasının ve enfeksiyonunun temel etkenleridir. Shigella’ya maruz kalma, özellikle bebek duyarlılığı üzerine çalışmaların yapıldığı Bangladeş gibi gelişmekte olan ülkelerde, yüksek riskli bölgelerde sıklıkla yaygındır.[1] Ev içindeki kötü hijyen uygulamaları, bakterilerin fekal-oral yolla yayılmasını kolaylaştıran, iyi bilinen bir risk faktörüdür.[6] Yetersiz sanitasyon ve kontamine su kaynakları bu tür ortamlarda örtüktür ve yaygın maruz kalmaya daha da katkıda bulunur.
Beslenme uygulamaları, özellikle sadece anne sütü ile beslenmeme, bebeklerde şigelloz riskini de artırır.[7]Anne sütü koruyucu antikorlar ve faydalı mikrobiyota sağlar ve yokluğu veya azalması bebekleri enterik patojenlere karşı daha savunmasız bırakabilir. Bu çevresel ve yaşam tarzı faktörleri toplu olarak, özellikle savunmasız popülasyonlardaShigella bulaşması ve enfeksiyonu için uygun koşullar yaratır.
Gen-Çevre Etkileşimleri
Section titled “Gen-Çevre Etkileşimleri”Şigelloz gelişimi yalnızca maruz kalma veya genetik tarafından belirlenmez, ancak genellikle karmaşık gen-çevre etkileşimlerinden kaynaklanır.Shigellabakterilerine yaygın maruziyete rağmen, yalnızca bireylerin bir alt kümesi semptomatik hastalık geliştirir; bu da konak genetik faktörlerinin çevresel tetikleyicilere yanıtı değiştirdiğini gösterir.[1] Örneğin, bakteriyel T3SS aktivitesini veya konakçı hücre iskeletinin bütünlüğünü etkileyen konakçı genetik varyasyonları, invazyonu ve patogenezi etkilemek için Shigella’nın varlığı ile etkileşime girebilir.[1] Genetik yatkınlıklar, konakçının patojene karşı bağışıklık tepkisini veya hücresel savunmasını modüle edebilir ve bazı bireyleri zorlu ortamlarda bakterilere maruz kaldıklarında bile daha dirençli hale getirebilir. Epitel sıkı bağlantı oluşumunu, tirozin kinaz aktivitesini veya sitoskeletal yapıyı etkileyen genetik varyantlar ile Shigella T3SS aracılı bu bağlantı noktalarına kenetlenme arasındaki etkileşim, gen-çevre etkileşiminin önemli bir alanını temsil eder.[1]Bu etkileşimler, maruz kalan popülasyonlar arasında gözlemlenen hastalık sonuçlarındaki heterojenliğin çoğunu açıklar.
Gelişimsel, Epigenetik ve Diğer Katkıda Bulunan Faktörler
Section titled “Gelişimsel, Epigenetik ve Diğer Katkıda Bulunan Faktörler”Yaş, önemli bir katkıda bulunan faktördür ve özellikle bebekler, yaşamın ilk 13 ayında Shigella ile ilişkili ishale karşı özellikle hassasiyet göstermektedir.[1]Erken yaşamdaki bu artan savunmasızlık, hastalık belirtisinde gelişimsel aşamanın önemini vurgulamaktadır. DNA metilasyonu veya histon değişiklikleri gibi epigenetik modifikasyonlar olarak açıkça detaylandırılmamış olsa da, RP11-115J16.1 ve LINC00202-1 gibi tanımlanan lincRNA’lar, gen ekspresyonunu etkiler ve bu da epigenetik süreçleri içeren daha geniş gen düzenleme mekanizmalarının bir parçası olabilir.[1] Bu düzenleyici değişiklikler, enfeksiyona karşı hücresel yanıtları etkileyebilir ve böylece duyarlılığı etkileyebilir.
Ayrıca, bir bireyin genel sağlığı ve gelişimsel durumu, shigellozun şiddetini ve etkisini değiştirebilir. Shigella enfeksiyonlarının bodurluk oranlarının yükselmesine, inflamatuvar belirteçlerin artmasına ve gastrointestinal dokular ve bilişsel gelişim üzerinde uzun vadeli olumsuz etkilere katkıda bulunduğu bilinmektedir.[3] Bunlar genellikle shigellozun sonuçları olsa da, zayıflamış bir gelişimsel durum veya önceden var olan koşullar (örneğin, gelişmekte olan ülkelerde çevresel enteropati), bireyleri daha şiddetli enfeksiyonlara yatkın hale getirebilir veya iyileşmeyi zorlaştırabilir ve bu da savunmasız popülasyonlardaki sağlık sorunlarının döngüsel doğasını vurgulamaktadır.
ShigellaPatojenez ve Hastalık Manifestasyonu
Section titled “ShigellaPatojenez ve Hastalık Manifestasyonu”Şigelloz, Gram-negatif, çubuk şeklinde bir bakteri cinsi olanShigella tarafından kaynaklanan bir ishal hastalığıdır ve dünya çapında basilli dizanteri ve orta ila şiddetli ishalin önde gelen nedenlerinden biridir.[1]Bu enfeksiyon, özellikle sınırlı kaynaklara sahip bölgelerde, dünya çapındaki morbidite ve mortaliteye önemli bir katkıda bulunmaktadır. Akut semptomların ötesinde,Shigella enfeksiyonları, bodurluk oranlarının artması, artan inflamatuvar belirteçler ve gastrointestinal dokuların hücresel yapısına potansiyel hasar dahil olmak üzere uzun vadeli olumsuz sağlık sonuçlarıyla bağlantılıdır.[3] Bu kronik etkiler ayrıca bilişsel gelişimi etkileyebilir ve mukozal aşıların etkinliğini potansiyel olarak azaltabilir, bu da hastalığın sistemik ve kalıcı sonuçlarını vurgulamaktadır.[3]
Konak-Patojen Etkileşimleri: Tip III Salgı Sistemi
Section titled “Konak-Patojen Etkileşimleri: Tip III Salgı Sistemi”Shigella tarafından kullanılan kritik bir virülans mekanizması, bakteriyel efektör proteinlerini ve virülans faktörlerini doğrudan konak epitel hücrelerine enjekte etmek için moleküler bir şırınga gibi davranan Tip III Salgı Sistemidir (T3SS).[1] Bu sistem, bakteriyel invazyon ve shigellozis’in genel patogenezi için vazgeçilmezdir ve Shigella’nın transkripsiyonel düzenleme ve kromatin yeniden şekillendirme dahil olmak üzere konak hücre süreçlerini manipüle etmesini sağlar.[1] T3SS efektör proteini IpaC, bu süreçte özellikle önemlidir ve bu patojen salgı sisteminin bileşenlerini hedeflemek, Shigella ile ilişkili hastalıklara karşı yeni müdahaleler geliştirmek için umut verici bir stratejiyi temsil etmektedir.[1] T3SS, bakteri girişini ve konak içinde yayılmasını kolaylaştırmak için çeşitli konak biyomolekülleri ile karmaşık bir etkileşimi yönetir. Shigella, konak tirozin kinaz reseptörlerinin alımını indükler ve daha sonra vakuollere ayrılan ve ardından komşu hücreler tarafından yutulan hücresel çıkıntılar içinde tirozin fosforilasyonunu tetikler.[8] Abl, Arg ve Bruton’s tirozin kinazı (Btk) gibi önemli konak tirozin kinazları, Shigella enfeksiyonu üzerine aktive olur ve invazyonu teşvik etmek için bakteriyel giriş bölgelerinde birikir.[9] Spesifik olarak, Btk, konak Wiskott-Aldrich sendromu proteinini (N-WASP) fosforile ederek, aktin kuyruk oluşumu, bakteriyel hareketlilik ve etkin invazyon için çok önemli olan Shigella proteini IcsA ile bir kompleks oluşturur.[10]
Konak Hücresel Yanıtları ve Hücre İskeleti Dinamikleri
Section titled “Konak Hücresel Yanıtları ve Hücre İskeleti Dinamikleri”Shigella’nın patogenezi, büyük ölçüde konak hücresinin hücre iskeletini ve bakteriyel giriş ve T3SS aracılı virülans için birincil hedefler olarak hizmet eden epitel sıkı bağlantılarını manipüle etme yeteneğine dayanır.[1] Keratinler, uzun intergenik kodlamayan RNA’lar (lincRNA’lar) ve MASTL ile ilişkili genlerdeki varyantlar dahil olmak üzere hücre iskeletinin bütünlüğünü etkileyen konak genetik faktörleri, Shigella ile ilişkili ishale yatkınlıkla bağlantılıdır.[1] KRT18 ve onun yalancı geni KRT18P59 ile örneklendirilen keratinler, hücreleri stresten ve hasardan korumak için hayati öneme sahip yapısal proteinlerdir ve aynı zamanda epitel hücrelerinin hücre iskeleti bütünlüğünü korurlar.[11]Mikrotübül ile ilişkili serin/treonin kinaz benzeri protein (MASTL), mitozun ve genomik stabilitenin önemli bir düzenleyicisi ve lincRNA LINC00202-1 de hücre iskeleti bütünlüğünün ayrılmaz parçalarıdır ve bunların ekspresyon seviyeleri Shigella ile ilişkili genetik varyantlardan etkilenir.[1] Bu konak bileşenlerindeki varyasyonlar, epitel sıkı bağlantı oluşumunun değişen kontrolüne, modifiye edilmiş tirozin kinaz aktivitesine ve genel hücre iskeleti yapısındaki değişikliklere yol açabilir, böylece Shigella’nın T3SS aracılı kenetlenmesini ve invazyonunu etkileyebilir.[1] Ayrıca, Shigella, ARF6 gibi proteinleri içeren konak hücre içi taşıma yollarını bozarak bağırsak epitel fizyolojisinde ve doku invazyonunda önemli değişikliklere neden olabilir.[12]
Duyarlılığın Genetik Modülatörleri
Section titled “Duyarlılığın Genetik Modülatörleri”Konak genetik faktörleri, bir bireyin şigelloza duyarlılığını belirlemede önemli bir rol oynar ve yaygın maruziyetin olduğu bölgelerde bile hastalık sonuçlarında gözlemlenen heterojenliğin bir kısmını açıklar.[1]Örneğin, ABO kan grubu antijenleri potansiyel bir risk faktörü olarak tanımlanmıştır; çalışmalar, B kan grubuna sahip bireylerde şigelloz riskinin arttığını ve bunun da konak duyarlılığında immünojenetik bir bileşenin olduğunu düşündürmektedir.[4] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), bebeklerde Shigella kaynaklı ishale duyarlılıkla ilişkili spesifik genetik lokusları belirlemiştir. Bunlar arasında, kromozom 7 üzerinde koruyucu bir lokus olan rs10266841 , CYTH3’ün 3’ çevrilmemiş bölgesinde (UTR) yer alır ve kromozom 10 üzerinde riskle ilişkili bir intronik varyant olan rs2801847 , MPP7 içinde bulunur.[1] Diğer önemli lokuslar arasında, lincRNA RP11-115J16.1’in yakınında bulunan rs12550437 ve psödogen KRT18P59 içinde bulunan rs582240 yer alır.[1] Bu varyantların her biri, dolaylı olarak bakteriyel T3SS’in aktivitesi veya bileşenleri ile bağlantılıdır ve bu da konak genetik varyasyonlarının, Shigella invazyonu ve patogenezi için gerekli olan bağışıklık yanıtını ve hücresel yolları kritik bir şekilde etkileyebileceğini ima eder.[1]
Konak-Patojen Sinyalleşmesi ve Kinaz Kaskadları
Section titled “Konak-Patojen Sinyalleşmesi ve Kinaz Kaskadları”Shigella patogenezi, öncelikle konak kinaz kaskadlarını manipüle etmek için efektör proteinleri enjekte eden Tip III Salgı Sistemi (T3SS) aracılığıyla konak hücrelerle karmaşık sinyalleşme etkileşimleri tarafından yönlendirilir. Abl ve Arg gibi konak tirozin kinazları, Shigella enfeksiyonu ile aktive edilir ve bakteriyel giriş bölgelerine yönlendirilir; burada etkili bakteriyel invazyon için gereklidirler. Akut hastalığın ötesinde, Shigella enfeksiyonları, popülasyon düzeyinde bodurluk oranlarının yükselmesi ve gastrointestinal dokular ve bilişsel gelişim üzerinde uzun vadeli olumsuz etkilere yol açabilen artmış inflamatuar belirteçlerle bağlantılıdır.[3]Popülasyon düzeyinde yapılan çalışmalar, münhasır olmayan bebek emzirmesi ve yetersiz ev hijyeni uygulamaları dahil olmak üzere şigelloz için çeşitli önemli risk faktörleri belirlemiştir.[7] Bangladeş’teki PROVIDE ve CBC kohortları gibi uzunlamasına kohort çalışmaları, bebeklerde şigellozun yüküne dair ayrıntılı bilgiler sağlamıştır. Yaşamlarının ilk 13 ayı içinde, PROVIDE kohortundaki bebeklerin %20’si ve CBC kohortundaki bebeklerin %31’i en az bir Shigella ile ilişkili ishal vakası yaşamıştır.[1]Her iki kohorttaki şigelloz vakalarının, kontrollere kıyasla daha yüksek ortalama ishal vakası sayısına sahip olduğu gözlemlenmiştir (örneğin, PROVIDE vakalarında ve kontrollerde sırasıyla 4,4’e karşı 3,6).[1] İlk Shigella ile ilişkili ishal vakasındaki ortalama yaş, PROVIDE’de yaklaşık 257 gün ve CBC’de 282 gün olup, bebeklik döneminde önemli bir yük olduğunu göstermektedir.[1]
Konak Genetik Duyarlılığı ve Boylamsal Bulgular
Section titled “Konak Genetik Duyarlılığı ve Boylamsal Bulgular”Geniş ölçekli kohort çalışmaları, gelişmiş genetik analizlerle birleştirildiğinde, şigelloza duyarlılığı etkileyen konak faktörlerini çözmeye başlamıştır. Bangladeşli bebeklerden oluşan PROVIDE ve CBC kohortları, Shigella ile ilişkili diyare ile ilişkili genetik lokusları tanımlamak için genom çapında ilişkilendirme çalışmasında (GWAS) kullanılmıştır.[1] Milyonlarca genetik varyant arasında 143 vaka ve 443 kontrol verilerini birleştiren bu meta-analiz, genom çapında anlamlı iki ilişki belirlemiştir.[1] Spesifik olarak, kromozom 11 üzerindeki transkribe edilmiş işlenmiş psödogen KRT18P59 içinde bulunan rs582240 bölgesinde koruyucu bir allel (T alleli), 0,43 meta-analiz odds oranı (ORMETA) ve 6,40 × 10^-8 P-değeri ile tanımlanmıştır.[1] Kromozom 8 üzerindeki uzun intergenik kodlamayan RNA RP11-115J16.1 içinde bulunan rs12550437 bölgesinde başka bir koruyucu allel (A alleli) bulunmuş olup, 0,48 ORMETA ve 1,49 × 10^-7 P-değeri göstermiştir.[1] Daha ileri koşullu analizler ayrıca kromozom 7 (CYTH3 içinde rs10266841 ) ve 10’da (MPP7 içinde rs2801847 ) olası lokusları ortaya çıkarmıştır.[1]Daha küçük bir çalışma, ABO kan grubu B’ye sahip bireyler için şigelloz riskinin arttığını öne sürmüş olsa da, bu ilişki daha büyük PROVIDE kohortunda gözlemlenmemiştir.[4]
Popülasyonlar Arası Karşılaştırmalar ve Metodolojik Değerlendirmeler
Section titled “Popülasyonlar Arası Karşılaştırmalar ve Metodolojik Değerlendirmeler”Şigelloz üzerine yapılan popülasyon çalışmaları, hastalık örüntülerini ve konak etkileşimlerini anlamak için çeşitli metodolojiler kullanmaktadır. Yukarıda bahsedilen GWAS, bebekleri yaşamlarının ilk 13 ayı boyunca takip eden uzunlamasına bir doğum kohortu tasarımı kullanmış ve kesinShigella tespiti için kantitatif PCR (qPCR) kullanmış, vakalar 30’dan küçük bir qPCR CT değeri ile tanımlanmıştır.[5] Ağırlık-yaş Z-skorları (WAZ) ve boy-yaş Z-skorları (HAZ) gibi antropometrik ölçümler, beslenme durumunu değerlendirmek için DSÖ referans popülasyonları kullanılarak türetilmiştir, ancak vakalar ve kontroller arasındaki HAZ farklılıkları istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.[1] Çalışma, potansiyel karıştırıcı faktörleri hesaba katmak için WAZ, HAZ, ishal şiddeti (Ruuska skoru ile değerlendirildi) ve cinsiyet dahil olmak üzere çeşitli kovaryatları düzeltmiştir.[1] İstatistiksel gücü artırmak ve bağımsız kohortların nispeten sınırlı örneklem büyüklüklerini ele almak için, sabit etkili bir toplamsal model altında ters varyans yöntemi kullanılarak bir meta-analiz yapılmıştır.[1] Bu sağlam yaklaşım genetik ilişkileri belirlemeye yardımcı olurken, bulgular öncelikle incelenen Bangladeşli bebek popülasyonlarına özgüdür ve bulaşıcı hastalıklara duyarlılıkta coğrafi ve etnik farklılıkları dikkate almanın önemini vurgulamaktadır.[1]
Şigelloz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Şigelloz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, güncel genetik araştırmalara dayanarak şigellozun en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Arkadaşım aynı yemeği yediğimiz halde neden shigelladan hastalandı da ben hastalanmadım?
Section titled “1. Arkadaşım aynı yemeği yediğimiz halde neden shigelladan hastalandı da ben hastalanmadım?”Aynı maruziyete insanların farklı tepki vermesi yaygın bir durumdur. Sizin benzersiz genetik yapınız, Shigella enfeksiyonuna ne kadar yatkın olduğunuzu etkileyebilir. Genlerinizdeki varyasyonlar, bağışıklık tepkinizi veya vücudunuzun bakterinin saldırısıyla nasıl başa çıktığını etkileyebilir ve bu da arkadaşınız hastalanırken sizin neden sağlıklı kaldığınızı açıklayabilir.
2. Genlerim şigelloz enfeksiyonumu daha da kötüleştirebilir veya uzatabilir mi?
Section titled “2. Genlerim şigelloz enfeksiyonumu daha da kötüleştirebilir veya uzatabilir mi?”Evet, yapabilir. Konak genetik faktörlerinin, hem Shigella enfeksiyonuna yatkınlığınızı hem de hastalığın şiddetini önemli ölçüde etkilediği bilinmektedir. Genlerinizdeki varyasyonlar, bağışıklık sisteminizin bakterilere ne kadar yoğun tepki verdiğini etkileyebilir ve bu da diğerlerine kıyasla daha şiddetli semptomlara veya daha uzun bir iyileşme süresine yol açabilir.
3. Ailemin geçmişi şigelloz olma olasılığımı etkiler mi?
Section titled “3. Ailemin geçmişi şigelloz olma olasılığımı etkiler mi?”Ailenizle paylaştığınız genetik geçmişiniz kesinlikle rol oynayabilir. Araştırmalar, konak genetik faktörlerinin bir bireyin Shigellaenfeksiyonuna duyarlılığını etkilediğini göstermektedir. Bu, belirli popülasyonlarda veya ailelerde yaygın olan bazı genetik varyasyonların, bazı bireyleri şigelloz geliştirmeye daha yatkın veya daha az yatkın hale getirebileceği anlamına gelir.
4. Ailemdeki bebeklerin genleri nedeniyle şigelloz riski daha mı yüksek?
Section titled “4. Ailemdeki bebeklerin genleri nedeniyle şigelloz riski daha mı yüksek?”Evet, olabilir. Çalışmalar özellikle, bebeklerin Shigellaile ilişkili ishale yatkınlığını etkileyen konakçı genetik faktörlerini, özellikle yaşamın ilk yılında vurgulamaktadır. Ailenizde belirli genetik varyasyonlar varsa, bu durum bebeklerinizi diğer bebeklere kıyasla daha yüksek enfeksiyon riskine yatkın hale getirebilir.
5. Şigelloz yaygınsa, nedenherkes bu hastalıktan çok kötü etkilenmiyor?
Section titled “5. Şigelloz yaygınsa, nedenherkes bu hastalıktan çok kötü etkilenmiyor?”Shigella’ya yaygın maruz kalmaya rağmen, enfeksiyon sonuçları oldukça değişkendir. Bu heterojenlik kısmen bireysel konak genetik faktörlerinden kaynaklanmaktadır. Genleriniz, bağışıklık sisteminizin bakterilere nasıl yanıt verdiğini ve vücudunuzun enfeksiyonla ne kadar iyi savaştığını etkiler ve bu da insanlar arasında farklı hastalık seviyelerine yol açar.
6. Şigelloz ailemde varsa iyi hijyen beni gerçekten koruyabilir mi?
Section titled “6. Şigelloz ailemde varsa iyi hijyen beni gerçekten koruyabilir mi?”Kesinlikle, iyi hijyen çok önemlidir ve genetik bir yatkınlığınız olsa bile riskinizi önemli ölçüde azaltabilir. Konakçı genetik faktörleri duyarlılıkta rol oynasa da, sanitasyon ve hijyen gibi çevresel faktörler hayati öneme sahiptir. Mükemmel hijyen uygulamalarını sürdürmek, bakterilere maruz kalmayı önlemeye yardımcı olabilir ve böylece sahip olabileceğiniz herhangi bir artmış genetik riski azaltır.
7. Çocuğumun genleri şigellozdan kaynaklanan kalıcı sorunları olabileceği anlamına mı geliyor?
Section titled “7. Çocuğumun genleri şigellozdan kaynaklanan kalıcı sorunları olabileceği anlamına mı geliyor?”Olabilir. Şigelloz bodurluk ve bilişsel sorunlar gibi ciddi uzun vadeli sonuçlara sahip olabilse de, konak genetik faktörleri ilk hastalığın şiddetini etkileyebilir. Çocuğunuzun daha şiddetli bir enfeksiyona yol açan genetik varyasyonları varsa, bu olumsuz uzun vadeli etkiler için daha büyük bir risk altında olabilirler.
8. Shigellaya karşı bağışıklık sistemimin tepkisi genlerime bağlı mı?
Section titled “8. Shigellaya karşı bağışıklık sistemimin tepkisi genlerime bağlı mı?”Evet, bağışıklık sisteminizin Shigella’ya karşı tepkisi gerçekten de genlerinizden etkilenir. Özellikle konakçı bağışıklık yanıtını etkileyen konakçı genetik faktörler, enfeksiyona yatkınlığı belirlemedeki rolleriyle bilinir. Genlerinizdeki varyasyonlar, vücudunuzun bağışıklık hücrelerinin istilacı bakterilere ne kadar güçlü veya etkili bir şekilde tepki vereceğini belirleyebilir.
9. Bir genetik test şigelloza daha yatkın olup olmadığımı söyleyebilir mi?
Section titled “9. Bir genetik test şigelloza daha yatkın olup olmadığımı söyleyebilir mi?”Teorik olarak evet, bir genetik test duyarlılıkla ilişkili spesifik konak genetik faktörlerini belirleyebilir. Araştırmalar, şigelloz riskiyle bağlantılı çeşitli genetik varyantlar tanımlamış olsa da, bu bulgular hala gelişmektedir ve genellikle belirli popülasyonlara özgüdür. Şu anda, bu tür testler yaygın olarak bulunan klinik teşhis araçlarından ziyade öncelikle araştırma araçlarıdır.
10. Bazı insanlar şigellozdan neden diğerlerinden daha hızlı iyileşiyor gibi görünüyor?
Section titled “10. Bazı insanlar şigellozdan neden diğerlerinden daha hızlı iyileşiyor gibi görünüyor?”İyileşme süresindeki bireysel farklılıklar, genetik yapınızdan etkilenebilir. Konakçı genetik varyasyonları, hastalığın şiddetini ve vücudunuzun enfeksiyona nasıl yanıt verdiğini belirlemede rol oynar. Bu genetik faktörler, bağışıklık sisteminizin bakterileri temizleme ve doku hasarını onarma etkinliğini etkileyebilir ve bu da farklı iyileşme oranlarına yol açar.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.
Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Duchen, D, et al. “Host genome wide association study of infant susceptibility to Shigella-associated diarrhea.” Infect Immun, 2021.
[2] Khalil, I. A., et al. “Morbidity and Mortality Due to Shigella and Enterotoxigenic Escherichia coli Diarrhoea: The Global Burden of Disease Study 1990–2016.”Lancet Infect Dis, vol. 18, 2018, pp. 1229–1240.
[3] Schnee, A. E., et al. “Identification of Etiology-Specific Diarrhea Associated with Linear Growth Faltering in Bangladeshi Infants.”Am J Epidemiol, vol. 187, 2018, pp. 2210–2218.
[4] Sinha, A. K., et al. “Blood Group and Shigellosis.”J Assoc Physicians India, vol. 39, 1991, pp. 452–453.
[5] Lindsay, B., et al. “Quantitative PCR for Detection of Shigella Improves Ascertainment of Shigella Burden in Children with Moderate-to-Severe Diarrhea in Low-Income Countries.”J Clin Microbiol, vol. 51, 2013, pp. 1740–1746.
[6] Chompook, P, et al. “Risk factors for shigellosis in Thailand.”Int J Infect Dis, vol. 10, 2006, pp. 425–433.
[7] Lamberti, Laura M., et al. “Breastfeeding and the risk for diarrhea morbidity and mortality.”BMC Public Health, vol. 11, no. S3, 2011, p. S15.
[8] Dragoi, A-M., and H. Agaisse. “The Serine/Threonine Kinase STK11 Promotes Shigella flexneri Dissemination through Establishment of Cell-Cell Contacts Competent for Tyrosine Kinase Signaling.”Infection and Immunity, vol. 82, 2014, pp. 4447–4457.
[9] Burton, E. A., et al. “Abl Tyrosine Kinases Are Required for Infection by Shigella flexneri.”EMBO Journal, vol. 22, 2003, pp. 5471–5479.
[10] Dragoi, A-M., et al. “Bruton’s Tyrosine Kinase Regulates Shigella flexneri Dissemination in HT-29 Intestinal Cells.” Infection and Immunity, vol. 81, 2013, pp. 598–607.
[11] Haines, R. L., & Lane, E. B. “Keratins and disease at a glance.”J Cell Sci, vol. 125, no. 17, 2012, pp. 3923–3928.
[12] Garza-Mayers, A. C., et al. “Shigella flexneri Regulation of ARF6 Activation during Bacterial Entry via an IpgD-Mediated Positive Feedback Loop.” mBio, vol. 6, 2015, p. e02584-14.