İçeriğe geç

Solunum Katsayısı

Solunum katsayısı (RQ), metabolizma sırasında hücresel düzeyde üretilen karbondioksit (CO2) ile tüketilen oksijen (O2) oranını ölçen temel bir fizyolojik ölçüdür. Vücut tarafından enerji üretmek için oksitlenen birincil yakıt türünün (karbonhidratlar, yağlar veya proteinler) gerçek zamanlı bir göstergesi olarak işlev görür. Bu oran, uyku sırasında veya tam 24 saatlik bir döngü gibi belirli dönemlerde gaz değişimini ölçmeyi içeren dolaylı kalorimetri yoluyla kesin olarak belirlenebilir.[1]

RQ değeri, vücudun substrat kullanımına dair doğrudan bir fikir sunar. 1,0’a yaklaşan bir RQ, tipik olarak karbonhidratların baskın yakıt kaynağı olduğunu gösterir ve bu, oksidasyon sırasında dengeli CO2 üretimi ve O2 tüketimini yansıtır. Aksine, 0,7’ye daha yakın bir RQ, yağların birincil metabolik yakıt olduğunu gösterir, çünkü daha düşük oksijen içerikleri tam oksidasyon için daha fazla O2 gerektirir. Protein metabolizması genellikle yaklaşık 0,8’lik bir RQ verir. Bu nedenle, RQ’daki dalgalanmalar, metabolik yollarda ve enerji substratı tercihlerinde önemli değişikliklere işaret edebilir. Genetik faktörlerin, bir bireyin solunum katsayısını etkilediği bilinmektedir. Örneğin, bir genom çapında ilişkilendirme çalışması, Hispanik çocuklardan oluşan bir kohortta uyku sırasında solunum katsayısı ile önemli bir ilişki gösterenC21orf34geninin intronik bölgesinde bir tek nükleotid polimorfizmi (SNP) tanımlamıştır.[1]

Önemli bir biyobelirteç olarak solunum katsayısı, genel metabolik sağlığı ve enerji harcamasını değerlendirmek için klinik olarak önemlidir. Anormal SK değerleri, obezite, tip 2 diyabet ve metabolik sendrom gibi durumlarda sıklıkla gözlemlenen bozulmuş insülin duyarlılığı veya değişmiş yağ oksidasyonu gibi metabolik düzensizliği gösterebilir. SK’yı izlemek, sağlık uzmanlarına bir bireyin metabolik esnekliğini (vücudun farklı yakıt kaynakları arasında verimli bir şekilde geçiş yapma kapasitesi) değerlendirmede ve uygun diyet ve egzersiz müdahalelerini uyarlamada yardımcı olabilir.C21orf34 ile tanımlanan ilişki gibi SK üzerindeki genetik etkiler üzerine yapılan araştırmalar, metabolik özelliklerin altında yatan genetik yapıyı ve bunların çocukluk obezitesi gibi karmaşık durumların patofizyolojisine katkısını anlamamızı geliştirmektedir.[1]

Solunum katsayısının anlaşılması, özellikle küresel obezite salgını gibi yaygın halk sağlığı sorunlarının ele alınmasında önemli bir sosyal öneme sahiptir. SK’yı etkileyen hem genetik hem de çevresel faktörleri belirleyerek, araştırmacılar ve sağlık hizmeti sağlayıcıları, kilo yönetimi ve metabolik hastalıkların önlenmesi için daha kişiselleştirilmiş ve etkili stratejiler geliştirebilirler. Bu bilgi, daha sağlıklı yaşam tarzlarını teşvik etmeyi ve metabolik durumların farklı yaygınlık örüntüleri veya genetik temeller sergileyebileceği belirli etnik gruplar da dahil olmak üzere çeşitli popülasyonlarda sağlık eşitsizliklerini azaltmayı amaçlayan halk sağlığı girişimlerini bilgilendirmek için çok önemlidir. Hispanik çocuklar gibi çeşitli demografik gruplarda SK’nın incelenmesi, popülasyon sağlığı sonuçlarını iyileştirme çabalarında daha geniş toplumsal alaka düzeyini vurgulamaktadır.[1]

Genellenebilirlik ve Kohort Özgüllüğü

Section titled “Genellenebilirlik ve Kohort Özgüllüğü”

Solunum katsayısı (RQ) ile genetik ilişki hakkındaki bulgular, öncelikle 263 aileden 815 Hispanik çocuktan oluşan belirli bir kohorttan elde edilmiştir. Bu popülasyon özgüllüğü, tanımlanan genetik varyantın RQ üzerindeki etkisinin, genetik altyapıların ve çevresel maruziyetlerin önemli ölçüde farklılık gösterebileceği diğer etnik gruplara veya yetişkin popülasyonlara doğrudan genellenebilirliğini sınırlar. Ayrıca, çalışma tasarımı, ailelerin obez bir probanda göre belirlenmesini içeriyordu, yani kohort genel popülasyonu temsil etmek yerine obezite ile ilgili özellikler açısından zenginleştirilmiştir. Bu seçim stratejisi, obezite ile ilgili genetik faktörleri belirlemek için değerli olmakla birlikte, temel bir metabolik gösterge olan RQ ile gözlemlenen genetik ilişkinin daha geniş uygulanabilirliğini etkileyebilecek potansiyel bir yanlılık ortaya koymaktadır.[1] Sonuç olarak, C21orf34’teki bir tek nükleotid polimorfizmi (SNP) ile uyku sırasındaki RQ arasındaki tanımlanan ilişki, Hispanik olmayan bireylere veya obeziteye ailesel yatkınlığı olmayanlara doğrudan aktarılamayabilir. Bu ilk bulguların kapsamını doğrulamak ve genişletmek için, farklı popülasyonlarda ve çeşitli sağlık durumlarına sahip kohortlarda replikasyon çalışmaları çok önemlidir. Bu tür bir doğrulama olmadan, bu spesifik genetik lokusun daha geniş insan popülasyonunda substrat kullanımını ne ölçüde etkilediği, gelecekteki araştırmalar için önemli bir alan olmaya devam etmektedir.[1]

Fenotipik Ölçüm ve Mekanistik Anlayış

Section titled “Fenotipik Ölçüm ve Mekanistik Anlayış”

Solunum katsayısı için genetik ilişkilendirme özellikle “uyku sırasında” ölçülen SK için tanımlanmıştır; bu, minimal fiziksel aktivite ve enerji harcaması ile karakterize edilen kontrollü bir fizyolojik durumdur. Oda solunum kalorimetrisi, substrat oksidasyonunun oldukça hassas ölçümlerini sağlarken, yalnızca uyku zamanı SK’sına odaklanmak, günlük aktivitelere, diyet değişikliklerine veya strese verilen dinamik metabolik yanıtları tam olarak yakalayamayabilir ve bunların tümü substrat kullanımını önemli ölçüde etkiler. Bu nedenle, gözlemlenen genetik varyantın etkisi, bu uyku ile ilgili metabolik duruma özgü olabilir ve farklı fizyolojik koşullar altındaki etkisini anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.[1] Dahası, C21orf34 içindeki tanımlanan SNP, bir intronik bölgede yer almaktadır, yani gen ekspresyonu, protein yapısı veya substrat kullanımında yer alan belirli biyolojik yollar üzerindeki doğrudan fonksiyonel sonucu bu çalışmadan hemen anlaşılamamaktadır. İntronik varyantlar önemli düzenleyici roller oynayabilse de, bu özel SNP’nin uyku sırasında SK’yı nasıl etkilediğine dair kesin mekanizma henüz aydınlatılmamıştır. Bu, bu genetik lokusu gözlemlenen metabolik fenotipe bağlayan moleküler temellerle ilgili önemli bir bilgi boşluğunu ortaya koymaktadır.[1]

Çalışma Tasarımı ve Hesaplanamayan Çevresel Faktörler

Section titled “Çalışma Tasarımı ve Hesaplanamayan Çevresel Faktörler”

Yaş, cinsiyet, bunların etkileşimi ve akrabalık için düzeltilmiş varyans-bileşenleri karışık modelleri de dahil olmak üzere titiz istatistiksel yöntemler kullanılmasına rağmen, çalışmanın 815 çocukluk örneklem büyüklüğü, aile temelli bir genom çapında ilişkilendirme çalışması (GWAS) için önemli olsa da, sınırlamaları olabilir. Bu örneklem büyüklüğü, daha küçük etki büyüklüklerine sahip veya RQ değişkenliğine katkıda bulunan karmaşık gen-çevre etkileşimlerinde yer alan genetik varyantları saptama gücünü kısıtlayabilir. RQ için tek anlamlı ilişki, genom çapında anlamlılık (p = 5.3E-08) kriterini karşılarken, muhtemelen bu karmaşık metabolik özelliği etkileyen toplam genetik yapının yalnızca bir kısmını temsil etmektedir.[1]Çalışma, popülasyon katmanlaşmasının ilişkileri karıştırmadığını doğrulamasına rağmen, genetik faktörlere odaklanılması, RQ’yu etkileyen diğer potansiyel çevresel veya yaşam tarzı karıştırıcılarının bu spesifik genetik ilişki bağlamında ayrıntılı olarak açıklanmadığı veya açıkça düzeltilmediği anlamına gelir. Genel enerji alımının ötesindeki nüanslı beslenme düzenleri veya diğer ölçülen özelliklerle tam olarak yakalanamayan fiziksel aktivite düzeylerindeki değişiklikler gibi faktörler, RQ’nun ifadesini modüle edebilir ve potansiyel olarak genetik yatkınlıklarla etkileşime girebilir. Gelecekteki çalışmalarda bu faktörlerin ele alınması, RQ etiyolojisinin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılması için gerekli olacaktır.[1]

Genetik varyasyonlar, bir bireyin metabolizmasını şekillendirmede kritik bir rol oynar ve vücudun farklı substratlardan elde ettiği enerjiyi nasıl işlediğini ve kullandığını etkiler; bu da doğrudan solunum katsayısına (RQ) yansır. Karbondioksit üretiminin tüketilen oksijene oranı olan RQ, vücudun enerji için öncelikle karbonhidratları (RQ 1,0’a yakın) mı yoksa yağları (RQ 0,7’ye yakın) mı yaktığını gösterir. Çeşitli genlerdeki varyantlar, enerji homeostazisinin ve substrat kullanımının karmaşık düzenlenmesine katkıda bulunur ve uyku enerjisi harcaması ve genel metabolik verimlilik gibi özellikleri etkiler.[1] Bu genetik farklılıklar, gen fonksiyonunu veya ekspresyonunu değiştirebilir ve metabolik yollarda ince ancak önemli değişikliklere yol açabilir.

Enerji üretimi için merkezi öneme sahip olan mitokondriyal fonksiyon, TOMM20 ve NDUFB4 gibi genlerdeki varyantlardan önemli ölçüde etkilenir. TOMM20 tarafından kodlanan dış mitokondriyal membran 20 translokazı, proteinlerin mitokondriye taşınması için çok önemlidir, böylece bunların biyogenezini ve genel verimliliğini etkiler. LINC01348 ve TOMM20 bölgesindeki rs11577354 gibi bir varyant, bu taşıma sürecini potansiyel olarak değiştirebilir, mitokondri sayısını veya fonksiyonunu ve dolayısıyla hücrenin oksidatif fosforilasyon kapasitesini etkileyebilir.[1] Benzer şekilde, NDUFB4, elektron taşıma zincirindeki mitokondriyal kompleks I’in bir parçası olan NADH:ubiquinone oksidoredüktazın bir alt birimini kodlar. RPL34P9 - NDUFB4 bölgesindeki rs9289146 gibi bir varyant, bu kompleksin verimliliğini etkileyebilir, ATP üretim hızını ve tercih edilen enerji substratını değiştirerek doğrudan RQ’yu etkileyebilir.

Doğrudan mitokondriyal bileşenlerin ötesinde, hücresel sinyalizasyon ve nöronal düzenlemede yer alan genler de yaygın metabolik etkilere sahiptir. CAMK1D(Kalsiyum/kalmodulin bağımlı protein kinaz ID), insülin salgılanması ve glikoz alımı dahil olmak üzere çeşitli metabolik süreçler için kritik olan kalsiyum sinyalizasyon yollarında rol oynar.CAMK1D’deki rs4750211 gibi bir varyant, bu sinyalizasyon basamaklarını modüle edebilir, potansiyel olarak glikoz ve lipid metabolizmasını ve dolayısıyla substrat kullanımını etkileyebilir.[1] Ayrıca, DCC (Kolorektal Karsinomda Silinmiş), sinir sistemi gelişimi ve fonksiyonu için temel olan akson rehberliği ve hücre göçünde yer alan bir reseptördür. Doğrudan metabolik olmamasına rağmen, DCC’deki rs4940203 gibi bir varyant, beslenme davranışını, enerji harcamasını ve metabolizmanın otonom kontrolünü düzenleyen ve tümü bir bireyin RQ’suna katkıda bulunan nöral devreleri dolaylı olarak etkileyebilir.

MIR99AHG ve LINC02652 ile ilişkili olanlar gibi kodlayıcı olmayan RNA’lar, metabolik düzenlemenin başka bir katmanını temsil eder. MIR99AHG (varyant rs2823615 ile) ve LINC02652 (varyant rs2153299 ile) gibi uzun kodlayıcı olmayan RNA’lar (lncRNA’lar), metabolik yollarda yer alan haberci RNA’ların transkripsiyonunu veya stabilitesini etkileyerek gen ekspresyonunun düzenleyicileri olarak işlev görebilir. Bu lncRNA’lardaki varyasyonlar bu nedenle yağ ve karbonhidrat metabolizması için kritik olan genlerin ekspresyonunu ince ayar yapabilir, vücudun substrat tercihini ve RQ’sunu etkileyebilir.[1] Benzer şekilde, ilişkili geni INTU ve varyantı rs724950 olan Y_RNA, ribozomal RNA işlemede ve stres yanıtlarında yer alabilen küçük kodlayıcı olmayan RNA’lardır ve dolaylı olarak hücresel enerji taleplerini ve metabolik adaptasyonları etkiler.

Son olarak, UNC13A ve AATK gibi nöronal fonksiyonu ve gelişimi etkileyen genler, dolaylı olarak ancak güçlü bir şekilde metabolik sonuçları şekillendirebilir. UNC13A (Unc-13 Homolog A), varyant rs10416963 ile, beyin içindeki ve beyin ile periferik metabolik dokular arasındaki iletişim için gerekli olan nörotransmiterlerin salınımında yer alır. Buradaki varyasyonlar, iştahın, enerji harcamasının ve besin algılamasının nöroendokrin kontrolünü değiştirebilir, böylece genel enerji dengesini ve RQ’yu etkileyebilir.[1] Varyant rs7220048 ile ilişkili olan AATK (Apoptosis Associated Tyrosine Kinase), nöronal farklılaşma ve hayatta kalmada rol oynar. AATK’yi etkileyen genetik değişiklikler, metabolizmayı düzenleyen nöral devrelerin gelişimini veya fonksiyonunu etkileyebilir ve potansiyel olarak değişen substrat kullanımına ve RQ’ya yol açabilir. Varyant rs4492324 ile DDX43P2 - VWC2 bölgesi, bir psödogeni ve bir von Willebrand faktörü C alanı içeren bir proteini kodlayan bir geni içerir. DDX43P2 bir psödogen olmasına rağmen, VWC2 hücre dışı matriks etkileşimlerinde veya hücre sinyalizasyonunda rol oynayabilir ve bu da doku fonksiyonunu ve metabolik sağlığı geniş ölçüde etkileyebilir.

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs2823615 MIR99AHGrespiratory quotient
rs4940203 DCCrespiratory quotient
rs4750211 CAMK1Drespiratory quotient
rs2153299 LINC02652respiratory quotient
rs11577354 LINC01348 - TOMM20respiratory quotient
rs9289146 RPL34P9 - NDUFB4respiratory quotient
rs4492324 DDX43P2 - VWC2respiratory quotient
rs10416963 UNC13Arespiratory quotient
rs724950 Y_RNA - INTUrespiratory quotient
serum creatinine amount
cystatin C measurement
glomerular filtration rate
rs7220048 AATKrespiratory quotient

Solunum katsayısı (SK), bir bireyin metabolik substrat kullanımını karakterize etmek için kullanılan temel bir fizyolojik ölçüdür. Hücresel düzeyde veya tüm organizmada üretilen karbondioksit (VCO2) ile tüketilen oksijenin (VO2) oranı olarak kesin bir şekilde tanımlanır. Bu oran, enerji üretimi için oksitlenen birincil yakıt kaynağı hakkında bilgi sağlar; farklı makro besinler farklı SK değerleri verir; örneğin, karbonhidrat oksidasyonu 1,0 SK ile sonuçlanırken, yağ oksidasyonu yaklaşık 0,7 SK ile sonuçlanır. Bu nedenle, SK, genel enerji metabolizmasının ve besin bölümlemesinin kritik bir bileşeni olan enerji substratlarının metabolik bölümlemesi için operasyonel bir tanım görevi görür.[1]

Solunum katsayısının belirlenmesi, tipik olarak gaz değişimini ölçen hassas bir ölçüm yaklaşımı olan indirekt kalorimetri yoluyla gerçekleştirilir. Çocukluk çağı obezitesini araştıranlar gibi araştırma ortamlarında, enerji harcaması ve substrat oksidasyonunun 24 saatlik ölçümlerini yapmak için oda solunum kalorimetrisi kullanılır. Bu metodoloji, solunum gazlarının toplanmasına olanak tanır ve buradan tüketilen oksijen ve üretilen karbondioksit hacimleri, RQ’yu hesaplamak için doğru bir şekilde ölçülebilir. Spesifik olarak, çalışmalarda RQ’nun operasyonel tanımı genellikle bazal metabolik örüntüleri yakalamak ve fiziksel aktivite veya son besin alımının etkisini en aza indirmek için uyku sırasında olduğu gibi kontrollü koşullar altında değerlendirilmesini içerir.[1]

“Solunum Katsayısı” (SK) terimi, fizyoloji ve beslenme biliminde evrensel olarak kabul gören bu metabolik gösterge için standartlaştırılmış bir nomenklatürdür. Enerji metabolizması ve substrat kullanımının daha geniş kavramsal çerçevesinde, enerji harcaması ve besin bölümlemesi gibi kavramlarla yakından ilişkili önemli bir ölçüttür. SK’nın klinik ve bilimsel önemi, bir bireyin metabolik esnekliğini ve verimliliğini yansıtma yeteneğinde yatar ve obezite ve metabolik sendrom gibi durumlar hakkında fikir verir. Örneğin, çalışmalar, çocukluk obezitesinin patofizyolojisini anlamada genetik temellerini ve değerli bir fenotip olarak rolünü vurgulayan,C21orf34’ün intronik bölgesindeki bir SNP gibi, uyku sırasında solunum katsayısı ile ilişkili genom çapında anlamlı varyantlar tanımlamıştır.[1]

Genetik Yatkınlık ve Substrat Metabolizması

Section titled “Genetik Yatkınlık ve Substrat Metabolizması”

Genetik faktörler, bir bireyin solunum katsayısını (RQ) belirlemede önemli bir rol oynar ve karbonhidratları yağlara karşı oksitlemek için doğal metabolik tercihi yansıtır. Genom çapında ilişkilendirme çalışması, uykudaki solunum katsayısı ile anlamlı derecede ilişkili olanC21orf34geninin intronik bölgesinde bir tek nükleotid polimorfizmi (SNP) tanımlamıştır. Bu bulgu, dinlenme durumlarında bile substrat kullanımının verimliliğini ve modelini etkileyen doğrudan kalıtsal bir bileşeni düşündürmektedir ve bireysel genetik varyasyonların vücudun enerji substratlarını nasıl işlediğini modüle edebileceğini göstermektedir.[1] RQ ile doğrudan ilişkilerin ötesinde, genel enerji dengesini ve substrat metabolizmasını etkileyen diğer genetik varyantlar dolaylı olarak bir bireyin RQ’suna katkıda bulunur. Örneğin, MATK genini içerenler gibi toplam enerji harcamasıyla ilişkili genetik lokuslar ve CHRNA3’teki varyantlar gibi uyku enerji harcaması, vücudun enerji taleplerini ve tüketilen yakıt türlerini modüle edebilir. Metabolik yollardaki bu kalıtsal farklılıklar, bireyleri toplu olarak farklı substrat oksidasyon modellerine yatkın hale getirebilir ve böylece çeşitli fizyolojik koşullar altında ölçülen solunum katsayılarını etkileyebilir.[1]

Çevresel faktörler, özellikle beslenme kompozisyonu ve fiziksel aktivite düzeyleri, solunum katsayısının önemli belirleyicileridir. Karbonhidrat açısından zengin bir diyet tipik olarak daha yüksek bir RQ’ya yol açar, çünkü karbonhidrat oksidasyonu, yağ oksidasyonuna kıyasla karbondioksit üretimine göre daha az oksijen gerektirir. Tersine, yağ oranı yüksek bir diyet RQ’yu düşürme eğilimindedir. Ad libitum enerji alımının ve 24 saatlik beslenme hatırlamasının değerlendirilmesi, makro besin dengesinin bir bireyin metabolik yakıt seçimi üzerindeki doğrudan etkisini vurgulamaktadır.[1]Benzer şekilde, bir bireyin fiziksel aktivite örüntüleri, enerji harcamalarını ve kullanılan baskın yakıt kaynaklarını önemli ölçüde etkiler. Daha yüksek yoğunluklu fiziksel aktivite genellikle karbonhidrat depolarına olan bağımlılığı artırarak daha yüksek bir RQ’ya yol açarken, uzun süreli, daha düşük yoğunluklu aktiviteler metabolizmayı yağ oksidasyonuna kaydırarak daha düşük bir RQ ile sonuçlanabilir. Bir bireyin ne yediği ile fiziksel efor düzeyi arasındaki dinamik etkileşim, farklı enerji substratlarının kullanılabilirliğini ve kullanımını belirleyerek solunum katsayısını doğrudan şekillendiren bir metabolik ortam yaratır.[1]

Metabolik Düzenleme ve Sistemik Faktörler

Section titled “Metabolik Düzenleme ve Sistemik Faktörler”

Çeşitli metabolik ve fizyolojik durumlar, solunum katsayısındaki (respiratory quotient - RQ) değişikliklere katkıda bulunur ve genellikle substrat kullanımının altında yatan düzenleyiciler olarak işlev görür. Açlık glikoz seviyelerini etkileyen (örn.,MTNR1B’deki genetik varyantlar) veya trigliserit konsantrasyonlarını etkileyen (örn., APOA5-ZNF259bölgesindeki varyantlar) gibi glikoz ve lipid metabolizmasını etkileyen durumlar, belirli yakıt kaynaklarının mevcudiyetini ve tercihini değiştirebilir. Sıklıkla obezite gibi komorbiditelerde gözlemlenen bu metabolik düzensizlikler, karbonhidrat ve yağ oksidasyonu arasındaki dengeyi doğrudan etkileyerek RQ’yu etkiler.[1] Yaş, cinsiyet, uyku süresi ve inflamatuvar durum gibi diğer sistemik faktörler de RQ’yu şekillendirmede rol oynar. Örneğin, ARHGAP11A genindeki varyantlarla ilişkili olan uyku süresi, hormonal düzenlemeyi ve genel metabolizma hızını etkileyerek substrat tercihlerini potansiyel olarak değiştirebilir. Benzer şekilde, MCP-1 ve IL-6 gibi inflamasyon belirteçleri (DARC ve ABO gibi genlerle ilişkili), metabolik yolları ve enerji harcamasını etkileyebilir. Bu faktörleri RQ’ya bağlayan doğrudan mekanizmalar karmaşık olmakla birlikte, bu fizyolojik durumlar toplu olarak bir bireyin metabolik esnekliğine ve verimliliğine katkıda bulunarak solunum katsayısını düzenler.[1]

Solunum katsayısı sadece bireysel genetik veya çevresel faktörler tarafından belirlenmez, ancak karmaşık gen-çevre etkileşimlerinden ortaya çıkar. RQ’yu etkileyenC21orf34’teki varyant gibi genetik yatkınlıklar, belirli diyet örüntüleri veya fiziksel aktivite düzeyleri gibi çevresel tetikleyicilerle etkileşime girerek belirli bir metabolik fenotip üretebilir. Bir bireyin genetik yapısı, diyet veya egzersizdeki değişikliklere ne kadar etkili yanıt verdiklerini etkileyebilir ve bu da karbonhidrat veya yağ oksidasyonuna yönelik doğuştan gelen metabolik eğilimleri şiddetlendirebilir veya hafifletebilir.[1]Ayrıca, gelişimsel ve epigenetik faktörler, özellikle çocukluk popülasyonlarına odaklanan çalışmalarda, RQ dahil olmak üzere metabolik profillerin oluşmasına katkıda bulunur. Prenatal ve postnatal beslenme ortamları dahil olmak üzere erken yaşam etkileri, uzun vadeli metabolik yanıtları programlayan DNA metilasyonu veya histon modifikasyonları gibi epigenetik modifikasyonları indükleyebilir. RQ ile doğrudan bağlantılı spesifik epigenetik mekanizmalar araştırmalarda detaylandırılmamış olsa da, çocukluk çağı obezitesinin gelişimsel bağlamı, hem genetik hem de çevre tarafından şekillendirilen erken yaşam metabolik programlamasının, bireyler büyüdükçe ve olgunlaştıkça gözlemlenen solunum katsayısına önemli ölçüde katkıda bulunduğunu düşündürmektedir.[1]

Metabolik Düzenleme ve Substrat Kullanımı

Section titled “Metabolik Düzenleme ve Substrat Kullanımı”

Solunum katsayısı (SK), hücresel düzeyde üretilen karbondioksit (CO2) ile tüketilen oksijen (O2) oranını yansıtan temel bir fizyolojik ölçüdür ve enerji için metabolize edilen makro besinlerin türü hakkında fikir verir. 1,0’a yakın bir SK değeri tipik olarak yakıt için karbonhidratlara baskın bir şekilde güvenildiğini gösterirken, 0,7’ye daha yakın bir değer yağların daha fazla kullanıldığını gösterir. Bu ayrım, metabolik süreçleri anlamak için çok önemlidir, çünkü farklı substratlar farklı miktarlarda CO2 üretir ve oksidasyon sırasında farklı miktarlarda O2 tüketir.[1]Vücut, enerji homeostazını korumak için beslenme, açlık ve fiziksel aktivite gibi fizyolojik durumlara bağlı olarak substrat kullanımını sürekli olarak ayarlar. Araştırmalar bağlamında, SK uyku sırasında değerlendirilmiştir ve dinlenme dönemlerindeki metabolik değişimleri karakterize etmedeki rolünü vurgulamaktadır; bu, enerji dengesini ve çocukluk obezitesi gibi bozukluklarını anlamak için özellikle önemlidir.[1] Oda solunum kalorimetrisi, bu gaz değişimlerini 24 saat boyunca hassas bir şekilde ölçmek ve böylece enerji harcamasını ve substrat oksidasyonunu ölçmek için kullanılan bir tekniktir.[2]

Moleküler ve hücresel düzeyde, solunum katsayısı (respiratory quotient), enerji üretimini yöneten karmaşık metabolik süreçlerin doğrudan bir okumasıdır. Karbonhidratların, yağların ve daha az ölçüde proteinlerin oksidasyonu, sonuçta ATP üretmek için elektron taşıma zincirine giren karmaşık enzimatik yolları içerir. Çeşitli enzimler ve sinyal proteinleri dahil olmak üzere temel biyomoleküller, bu yollardaki akışı düzenleyerek hangi substratların öncelikli olarak kullanıldığını belirler. Örneğin, protein-tirozin kinazlar gibi kritik proteinler tarafından yönetilen sinyal iletim yolları, genel enerji metabolizmasını kontrol etmede ayrılmaz bir rol oynar.[1] Benzer şekilde, kolinerjik reseptör, nöronal nikotinik, alfa polipeptit 3 (CHRNA3) gibi ligand kapılı iyon kanalları, sinapslarda hızlı sinyal iletiminde rol oynar ve asetilkolin gibi nörotransmitterler tarafından aktivasyonları, proopiomelanokortin (POMC) nöronlarını aktive ederek enerji metabolizmasını etkileyebilir; bu da hem enerji alımını hem de harcamasını düzenleyen melanokortin-4 reseptörlerini aktive eder.[1] Bu birbirine bağlı hücresel fonksiyonlar ve düzenleyici ağlar topluca RQ ile yansıtılan metabolik durumu belirler.

Solunum Katsayısı Üzerindeki Genetik Etkiler

Section titled “Solunum Katsayısı Üzerindeki Genetik Etkiler”

Genetik mekanizmalar, metabolik yolların etkinliğini ve substrat kullanımının düzenlenmesini etkileyerek bir bireyin solunum katsayısını önemli ölçüde etkileyebilir. Gen fonksiyonları, düzenleyici elementler ve gen ekspresyon paternleri, metabolik özelliklerde gözlemlenen bireysel değişkenliğe katkıda bulunur. Örneğin, C21orf34geninin intronik bölgesinde bulunan bir tek nükleotid polimorfizmi (SNP), uyku sırasında solunum katsayısıyla ilişkili olarak tanımlanmıştır.[1] İntronik varyantlar, doğrudan proteinleri kodlamamasına rağmen, mRNA splaysing’ini, stabilitesini veya transkripsiyon faktörlerinin bağlanmasını etkileyerek çeşitli düzenleyici mekanizmalar yoluyla gen ekspresyonunu etkileyebilir. Bu tür genetik varyasyonlar, metabolik enzim aktivitesinde, taşıyıcı fonksiyonunda veya sinyal yolu bileşenlerinde ince ancak önemli değişikliklere yol açabilir ve böylece vücudun karbonhidratları yağlara karşı oksitleme tercihini, özellikle uyku gibi belirli fizyolojik durumlarda değiştirebilir.

Solunum katsayısı, özellikle enerji depolama ve harcamayla ilgili olanlar olmak üzere, çok sayıda doku ve organın işlevlerini bütünleştirerek metabolik sağlığa sistemik bir bakış açısı sunar. Uyku sırasında, beyin aktivitesindeki değişiklikler, hormon seviyeleri ve fiziksel hareketsizlik, vücudun metabolik hızını ve substrat tercihini etkiler ve bu da RQ’ya yansır. Bu homeostatik süreçlerdeki bozulmalar, obezite gibi patofizyolojik durumlara katkıda bulunabilir. Örneğin, uyku sırasında değişmiş bir RQ, daha az verimli yağ oksidasyonuna veya karbonhidrat depolarına artan bir bağımlılığa işaret edebilir ve bu da zamanla pozitif enerji dengesine ve kilo alımına katkıda bulunabilir. Çalışmanın Hispanik popülasyonunda çocukluk obezitesine odaklanması, RQ’nun metabolik disregülasyonu ve bunun belirli demografik gruplar içindeki genetik temellerini anlamak için bir biyobelirteç olarak önemini vurgulamaktadır; burada çevresel ve genetik faktörler sağlık sonuçlarını etkilemek için etkileşime girer.[1]

Substrat Kullanımının Genetik Düzenlenmesi

Section titled “Substrat Kullanımının Genetik Düzenlenmesi”

Solunum katsayısı (RQ), karbonhidrat ve yağ oksidasyonunun dengesini yansıtan önemli bir fizyolojik göstergedir ve değerleri yaklaşık 0,7 (saf yağ oksidasyonu) ile 1,0 (saf karbonhidrat oksidasyonu) arasında değişir. Genetik faktörler, özellikle uyku gibi belirli fizyolojik durumlarda, bu metabolik oranın modülasyonuna önemli ölçüde katkıda bulunur.C21orf34 geninin bir intronik bölgesinde bulunan genom çapında anlamlı bir varyant olan rs17104363 , uyku sırasında solunum katsayısıyla ilişkili olarak tanımlanmıştır.[1] C21orf34’ün substrat kullanımındaki kesin moleküler rolü tam olarak detaylandırılmamış olsa da, intronik varyantlar transkripsiyon, mRNA splaysingi veya stabilitesi üzerindeki etkileri yoluyla gen ekspresyonunu etkileyebilir ve böylece enerji metabolizması ve yakıt seçimiyle ilgili hücresel mekanizmayı etkileyebilir.

Enerji Homeostazisinde Nöral Sinyalleşme

Section titled “Enerji Homeostazisinde Nöral Sinyalleşme”

Merkezi sinir sistemi, enerji dengesi ve substrat bölümlenmesi üzerinde derin bir kontrol uygular ve bu da doğrudan solunum katsayısına yansır. Kolinerjik reseptörü, nikotinik, alfa polipeptit 3’ü kodlayan CHRNA3 geninde rs8040868 olarak tanımlanan bir intronik tek nükleotid polimorfizmi (SNP), uyku sırasındaki enerji harcamasıyla önemli ölçüde ilişkilendirilmiştir.[1] Bir ligand kapılı iyon kanalı bileşeni olarak CHRNA3, asetilkoline bağlandıktan sonra iyon ileten kanallar oluşturarak hızlı sinaptik sinyal iletimini kolaylaştırır.[1]Bu reseptör aktivasyonu çok önemlidir, çünkü asetilkolin reseptörleri, proopiomelanokortin (POMC) nöronlarını uyarır ve bu da daha sonra enerji alımı ve harcamasının temel düzenleyicileri olan melanokortin-4 reseptörlerini aktive eder.[3] Bu karmaşık nöral yolak, merkezi sinyalleşmenin metabolik yanıtları dikte ettiği ve vücudun yakıt tercihini etkilediği hiyerarşik bir düzenleme sisteminin altını çizmektedir.

Uyku-Metabolizma Ekseni ve Yolak Çapraz Konuşması

Section titled “Uyku-Metabolizma Ekseni ve Yolak Çapraz Konuşması”

Uyku düzenleri ve süresi, metabolik sağlık ve substrat kullanımının düzenlenmesi üzerindeki derin etkileri nedeniyle giderek daha fazla kabul görmektedir. Rho GTPaz aktive edici protein 11A’yı kodlayan ARHGAP11A genindeki bir intronik varyant, uyku süresi ile ilişkilendirilmiştir.[1] ARHGAP11A proteini, bir rhoGAP alanı ve bir tirozin fosforilasyon bölgesi içerir; bu da metabolik yollarla etkileşime girebilecek hücre içi sinyalizasyon kaskadlarındaki rolünü düşündürmektedir.[1] ARHGAP11Ave solunum katsayısı arasında doğrudan bir bağlantı açıkça kurulmamış olsa da, uyku bozukluklarının ağırlığı ve metabolizmayı etkileyebileceğine dair daha geniş bilimsel anlayış.[4] ve ARHGAP11A’nın ilişkili olduğu Prader-Willi Sendromu gibi durumlarda karakteristik varlıkları.[5] uyku düzenlemesi ve sistemik metabolik kontrol arasında kritik bir çapraz konuşmanın olduğunu vurgulamaktadır.

Enerji Regülasyonunda Moleküler ve Sistem Düzeyinde Entegrasyon

Section titled “Enerji Regülasyonunda Moleküler ve Sistem Düzeyinde Entegrasyon”

Belirli nöral devrelerin ötesinde, moleküler sinyalleşme ve düzenleyici mekanizmaların karmaşık bir etkileşimi, genel enerji homeostazını ve metabolik substratların bölümlenmesini yönetir. Metabolik akının temel bir bileşeni olan toplam enerji harcaması, bir protein-tirozin kinazı kodlayanMATK genindeki rs12104221 ile önemli ölçüde ilişkilendirilmiştir.[1] Protein-tirozin kinazlar, metabolizma dahil olmak üzere çeşitli hücresel süreçleri düzenleyen sinyal iletiminde çok önemlidir; bu da MATK’nın karmaşık post-translasyonel modifikasyonlar ve metabolik enzimlerin allosterik kontrolü yoluyla enerji harcamasını etkileyebileceğini düşündürmektedir.[1] Ayrıca, TMEM229B’deki gibi genetik varyantlar, ad libitum enerji alımı ile ilişkilidir.[1]Bu durum, çoklu genetik lokusun enerji alımı, harcaması ve substrat kullanımının sistem düzeyinde entegrasyonuna nasıl katkıda bulunduğunu ve kapsamlı yolak etkileşimi ve ağ etkileşimleri yoluyla solunum katsayısını toplu olarak nasıl şekillendirdiğini örneklendirmektedir.

Hastalıkla İlişkili Mekanizmalar ve Terapötik Etkileri

Section titled “Hastalıkla İlişkili Mekanizmalar ve Terapötik Etkileri”

Bu karmaşık metabolik ve sinyal yollarındaki düzensizlikler, bireyleri, genellikle değişmiş substrat kullanımı ve enerji harcaması ile ortaya çıkan obezite dahil olmak üzere metabolik bozukluklara yatkın hale getirebilir.[6] Uyku sırasında solunum katsayısını etkileyen C21orf34 veya uyku enerji harcamasını etkileyen CHRNA3 gibi belirli genetik varyantların tanımlanması, hastalığın altında yatan mekanizmalara dair değerli bilgiler sunar.[1]Bu genetik lokusların, reseptör aktivasyonu ve hücre içi sinyalleşmeden daha geniş enerji metabolizmasına kadar metabolik yolların karmaşık ağını nasıl etkilediğine dair kapsamlı bir anlayış çok önemlidir. Bu bilgi, metabolik düzensizlikte aktif olan telafi edici mekanizmaları ortaya çıkarmaya ve potansiyel olarak obezite ve ilgili durumlarla mücadele etmek için substrat kullanımını optimize etmeyi ve enerji dengesini yeniden sağlamayı amaçlayan yeni terapötik stratejilerin geliştirilmesine yardımcı olabilir.

Uyku sırasında solunum katsayısı (RQ), vücudun enerji için öncelikle karbonhidratları (daha yüksek RQ) mı yoksa yağları (daha düşük RQ) mı oksitlediğini gösteren, substrat kullanımının önemli bir ölçüsünü sağlar. Çocukluk çağı obezitesi bağlamında, uyku sırasında RQ içinC21orf34’te tanımlanan varyant gibi genetik olarak etkilenen bir RQ, bireyin metabolik fenotipine dair önemli içgörüler sunar.[1]Bu anlayış, klinik risk değerlendirmesi için hayati öneme sahiptir, çünkü substrat kullanımındaki değişiklikler, obezite ve insülin direnci ve dislipidemi dahil olmak üzere ilgili komorbiditelerinin gelişimi ve ilerlemesiyle yakından ilişkilidir ve bunlar daha geniş metabolik sendromun ayrılmaz bileşenleridir. Obezite prevalansı daha yüksek olabilecek Hispanik çocuklar gibi popülasyonlarda bu genetik yatkınlıkların belirlenmesi, metabolik yolları düzenlemeyi amaçlayan hedefe yönelik erken müdahale stratejileri geliştirme potansiyelinin altını çizmektedir.[1]

Uyku sırasında solunum katsayısıyla ilişkili C21orf34’teki SNP gibi belirli bir genetik varyantın tespiti, uzun vadeli metabolik sonuçları tahmin etmek için prognostik değere sahiptir.[1]Bir bireyin doğuştan gelen substrat kullanım profili, bu tür genetik faktörlerden etkilenerek, kilo alımına yatkınlığı, kilo yönetimindeki zorlukları ve zamanla metabolik disfonksiyonun ilerlemesini öngörebilir. Özellikle incelenen Hispanik çocuk popülasyonu içindeki yüksek riskli bireyler için, bu genetik belirteç, şiddetli obezite ve ilgili komplikasyonların gelişimi için gelişmiş risk katmanlamasına katkıda bulunabilir.[1]Bu bilgi, kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarının önünü açabilir ve önemli hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce gelecekteki sağlık sorunlarını hafifletmek için özel diyet değişiklikleri veya bireyselleştirilmiş yaşam tarzı müdahaleleri gibi uyarlanmış önleme stratejilerini mümkün kılabilir.

Klinik Uygulamalar ve İzleme Stratejileri

Section titled “Klinik Uygulamalar ve İzleme Stratejileri”

Solunum katsayısının genetik belirleyicilerini anlamak, tanısal yarar ve uygun tedavilerin seçimi dahil olmak üzere çeşitli klinik uygulamaları bilgilendirebilir. Bu spesifik SNP’ye dayalı doğrudan tanı kriterleri henüz oluşturulmamış olsa da, RQ ile olan ilişkisi, diğer klinik verilerle birlikte, belirli terapötik yaklaşımlardan fayda sağlayabilecek farklı metabolik profillere sahip bireylerin tanımlanmasına yardımcı olabilecek bir biyobelirteç sağlar.[1]Ayrıca, izleme stratejileri, bir bireyin substrat kullanımına genetik yatkınlığı dikkate alınarak potansiyel olarak iyileştirilebilir. Bu, özellikle çocukluk çağı obezitesini yönetme bağlamında, yağ oksidasyonunu optimize etmek ve genel metabolik sağlığı iyileştirmek için beslenme müdahalelerini veya egzersiz rejimlerini uyarlamayı içerebilir.

Solunum Katsayısı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Section titled “Solunum Katsayısı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”

Bu sorular, güncel genetik araştırmalara dayalı olarak solunum katsayısının en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.


1. Yatmadan Önce Ne Yediğim Vücudumun Yakıtı Nasıl Yaktığını Değiştirir mi?

Section titled “1. Yatmadan Önce Ne Yediğim Vücudumun Yakıtı Nasıl Yaktığını Değiştirir mi?”

Evet, kesinlikle. Vücudunuzun yakıt tercihi, solunum katsayınız (RQ) ile gösterilir ve son öğününüze göre değişir. Uyumadan önce çok fazla karbonhidrat yerseniz, vücudunuz muhtemelen bunları yakmaya öncelik verecektir. Buna karşılık, yağ bakımından zengin bir öğün, uyurken vücudunuzun daha fazla yağ yakmasına neden olabilir.

2. Bazı insanlar neden benden çok daha kolay yağ yakıyor gibi görünüyor?

Section titled “2. Bazı insanlar neden benden çok daha kolay yağ yakıyor gibi görünüyor?”

Bu genellikle metabolik esneklikteki farklılıklardan kaynaklanır; bu, vücudunuzun yağ ve karbonhidrat yakma arasında verimli bir şekilde geçiş yapabilme yeteneğidir. Bu esneklik genetik faktörlerden etkilenebilir, yani bazı bireyler doğal olarak yağ oksidasyonunda daha iyidir. Bu yetenekteki anormallikler obezite gibi durumlarda görülebilir.

3. Vücudum günlük enerji için karbonhidratları mı yoksa yağları mı yakmayı tercih ediyor?

Section titled “3. Vücudum günlük enerji için karbonhidratları mı yoksa yağları mı yakmayı tercih ediyor?”

Vücudunuzun karbonhidratları veya yağları yakma tercihi değişebilir, ancak bu metabolizmanızın önemli bir göstergesidir. 1,0’a yakın bir RQ, öncelikle karbonhidratları yaktığınızı gösterirken, 0,7 civarında bir RQ, ağırlıklı olarak yağları yaktığınızı gösterir. Bu tercih, diyet, aktivite ve hatta genetiğinize bağlı olarak değişebilir.

4. “Yavaş metabolizmam” kilo vermekte zorlanmamın bir nedeni olabilir mi?

Section titled “4. “Yavaş metabolizmam” kilo vermekte zorlanmamın bir nedeni olabilir mi?”

Evet, vücudunuzun metabolik verimliliği veya farklı yakıtları nasıl kullandığı, kilo yönetiminde önemli bir rol oynar. Değişen yağ oksidasyonunu veya bozulmuş insülin duyarlılığını gösteren dengesiz bir solunum katsayısı, metabolik disregülasyona işaret edebilir. Bu faktörler sıklıkla obezite gibi durumlarda gözlemlenir ve kilo vermeyi daha da zorlaştırabilir.

5. Ailemde kilo sorunları varsa, ben de mücadele etmek zorunda mıyım?

Section titled “5. Ailemde kilo sorunları varsa, ben de mücadele etmek zorunda mıyım?”

Genetik faktörler metabolik özelliklerinizi kesinlikle etkileyip sizi kilo sorunlarına yatkın hale getirebilse de, bu önceden belirlenmiş bir kader değildir. Örneğin, C21orf34geni yakınında tanımlanan bir tanesi gibi belirli genetik varyasyonlar, vücudunuzun yakıtı nasıl kullandığını etkileyebilir. Ancak, diyet ve egzersiz dahil olmak üzere yaşam tarzı seçimleri, bu genetik etkileri önemli ölçüde değiştirebilecek güçlü araçlardır.

6. Etnik kökenim metabolizmamı benzersiz kılar mı?

Section titled “6. Etnik kökenim metabolizmamı benzersiz kılar mı?”

Araştırmalar, metabolizma üzerindeki genetik etkilerin farklı etnik gruplar arasında farklılık gösterebileceğini öne sürmektedir. Örneğin, uyku sırasında yakıt kullanımını etkileyen belirli bir genetik belirteç, Hispanik çocuklardan oluşan bir kohortta tanımlanmıştır. Bu, atalara özgü genetik faktörlerin metabolik farklılıklara ve sağlık eşitsizliklerine nasıl katkıda bulunabileceğini anlamanın önemini vurgulamaktadır.

7. Uyanıkken ve uykudayken metabolizmam farklı mı çalışıyor?

Section titled “7. Uyanıkken ve uykudayken metabolizmam farklı mı çalışıyor?”

Evet, metabolizmanız uyanık ve uyku halleri arasında kesinlikle değişir. Uyku sırasında ölçülen bir solunum katsayısı, vücudunuzun temel yakıt kullanımına dair değerli bilgiler sağlarken, günlük aktivitelere, strese veya diyet değişikliklerine verilen dinamik metabolik yanıtları tam olarak yakalamaz. Vücudunuz gün boyunca sürekli olarak yakıt tercihini ayarlar.

8. Günlük Beslenme Seçimlerim Vücudumun Yakıt Tercihini Gerçekten Değiştirebilir mi?

Section titled “8. Günlük Beslenme Seçimlerim Vücudumun Yakıt Tercihini Gerçekten Değiştirebilir mi?”

Kesinlikle. Beslenme seçimleriniz, vücudunuzun yakıt tercihinin temel belirleyicisidir. Düzenli olarak daha fazla karbonhidrat tüketmek, vücudunuzu öncelikli olarak bunları yakmaya teşvik edecek ve RQ’nun 1,0’a daha yakın olmasına yol açacaktır. Aksine, daha fazla yağ içeren bir diyet, metabolizmanızı yağ oksidasyonuna kaydıracak ve solunum katsayınızı etkileyecektir.

9. Vücudumun hangi yakıtı en iyi kullandığını söyleyen bir test var mı?

Section titled “9. Vücudumun hangi yakıtı en iyi kullandığını söyleyen bir test var mı?”

Evet, var! İndirekt kalorimetri adı verilen bir teknik, solunum katsayınızı (RQ) kesin olarak ölçebilir ve bu da vücudunuzun enerji için öncelikle karbonhidratları, yağları veya proteinleri yakıp yakmadığını doğrudan söyler. Bu ölçüm genellikle uyku sırasında olduğu gibi belirli dönemlerde metabolik sağlığınızı ve yakıt kullanım düzenlerinizi değerlendirmek için alınır.

10. Neden bazı kilo verme planları arkadaşlarıma yararken benim vücuduma yaramıyor?

Section titled “10. Neden bazı kilo verme planları arkadaşlarıma yararken benim vücuduma yaramıyor?”

Kilo verme planlarına bireysel yanıtlar, metabolik esneklik ve genetik yatkınlıklardaki farklılıklar nedeniyle önemli ölçüde değişebilir. Benzersiz genetik yapınız ve yaşam tarzınızdan etkilenen solunum katsayınız, vücudunuzun yakıt kaynakları arasında ne kadar verimli geçiş yaptığını belirler. Bu, bir kişinin metabolizması için optimize edilmiş bir diyetin, bir başkası için ideal olmayabileceği anlamına gelir ve kişiselleştirilmiş yaklaşımların gerekliliğini vurgular.


Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.

Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.

[1] Comuzzie AG et al. “Novel genetic loci identified for the pathophysiology of childhood obesity in the Hispanic population.”PLoS One, vol. 7, no. 12, 2012, e51954.

[2] Cai, G., Cole, S. A., Butte, N. F., Voruganti, V. S., & Comuzzie, A. G. (2008). Genome-wide scan revealed genetic loci for energy metabolism in Hispanic children and adolescents. International Journal of Obesity (London), 32(3), 579–585.

[3] Mineur, Y. S., A. Abizaid, Y. Rao, R. Salas, R. J. DiLeone, et al. “Nicotine decreases food intake through activation of POMC neurons.” Science, vol. 332, 2011, p. 1330–.

[4] Kelly-Pieper, K., C. Lamm, and I. Fennoy. “Sleep and obesity in children: a clinical perspective.”Minerva Pediatr, vol. 63, 2011, pp. 473–481.

[5] Torrado, M., V. Araoz, E. Baialardo, K. Abraldes, C. Mazza, et al. “Clinical-etiologic correlation in children with Prader-Willi syndrome (PWS): an interdisciplinary study.” Am J Med Genet A, vol. 143, 2007, pp. 460–468.

[6] O’Rahilly, S., and I. S. Farooqi. “Human obesity as a heritable disorder of the central control of energy balance.”Int J Obes (Lond), vol. 32, suppl. 7, 2008, pp. S55-S61.