İçeriğe geç

Oral Liken Planus

Oral liken planus (OLP), öncelikle ağız mukozasını etkileyen kronik, immün aracılıklı inflamatuvar bir hastalıktır. Spesifik T hücrelerinin birikip epitelyuma nüfuz ederek inflamasyona yol açtığı, T-hücre aracılıklı bir durum olarak kabul edilir.[1] OLP, cilt, saç derisi, tırnaklar ve diğer mukoza zarları dahil olmak üzere çeşitli vücut bölgelerinde kendini gösterebilen daha geniş bir durum olan liken planusun (LP) bir alt grubudur.[1] Kutanöz LP genellikle geçici olmasına rağmen, OLP tipik olarak kroniktir, sıklıkla yanma hissine ve bazen erozyona neden olur ve tedaviye karşı daha dirençli olabilir.[1] Yetişkin nüfusun yaklaşık %0,1-3,2’sini etkiler ve orta yaşlı yetişkinlerde daha yaygındır; OLP’li bireylerin %60-75’ini kadınlar oluşturmaktadır.[1]

OLP’nın altında yatan biyolojik temel, immün yanıtlar ve genetik faktörlerin karmaşık bir etkileşimini içerir. CD4+ ve CD8+ T hücrelerinin birikimi ile karakterizedir ve CD8+ T hücreleri epidermise sızar.[1]Oral liken planus (OLP) ve oral olmayan liken planus (LP) birçok genetik özelliği paylaşmasına rağmen, son araştırmalar bazı genetik lokusların daha güçlü bir etkiye sahip olduğunu veya yalnızca bir alt grupla ilişkili olduğunu göstermektedir. OLP içinIFIH1, CASP8, CEP43, GRAF2, C12orf42 ve ZFP36L1 gibi genler tanımlanmıştır.[1] Majör Histokompatibilite Kompleksi (MHC), HLA-DRB1*0101, DQB1*0201, DRB1*11 ve DQB1*03 gibi spesifik HLA allellerinin ilişkilendirilmesiyle önemli bir rol oynar.[1]OLP ayrıca otoimmün hipotiroidizm, tip 1 diyabet, psöriyazis, sistemik lupus eritematozus (SLE), Sjögren sendromu, dermatomiyozit, vitiligo, alopesi areata, inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD), ankilozan spondilit, iridosiklit ve çölyak hastalığı dahil olmak üzere çeşitli otoimmün hastalıklarla genetik risk varyantlarını ve ortak bir etiyolojiyi paylaşır.[1] Kronik sinüzit, halluks valgus ve temporomandibular eklem bozuklukları (TMD) gibi durumlarla da genetik korelasyonlar gözlemlenmiştir.[1]

Klinik olarak, OLP önemli ağrı ve rahatsızlığa neden olabilir ve genellikle yönetilmesi zor kronik bir durum olarak ortaya çıkar.[1] Çeşitli otoimmün bozukluklarla, özellikle hipotiroidizm ile güçlü ilişkisi, OLP’li bireylerin bu komorbiditeler için artmış bir riske sahip olabileceği anlamına gelir.[1]OLP’nin klinik öneminin kritik bir yönü, özellikle dil kanseri olmak üzere oral kanser riskinin artmasıyla olan ilişkisidir.[1] Bu malign transformasyon riski, dikkatli izleme ve düzenli muayeneler gerektirir. Yaygınlığına ve kronik yapısına rağmen, OLP için mevcut tedaviler öncelikle semptomatiktir ve bir tedavi sağlamaktan ziyade rahatsızlığı gidermeye odaklanır.[1]

OLP’ın kronik yapısı, neden olduğu rahatsızlık ve iyileştirici tedavinin olmamasıyla birleştiğinde, etkilenen bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Özellikle dildeki lezyonlar için erken teşhis ve sürekli gözetimin sosyal önemi, oral kanser gelişme riskinin artmasıyla daha da vurgulanmaktadır.[1] Ayrıca, OLP ile çeşitli otoimmün hastalıklar arasındaki güçlü genetik ve epidemiyolojik bağlantılar, hasta bakımına bütünsel bir yaklaşım gerekliliğini vurgulamakta ve ağız boşluğunun ötesindeki daha geniş sağlık etkilerini de göz önünde bulundurmayı zorunlu kılmaktadır.[1] OLP’nin genetik temelini ve ilişkilerini anlamak, hedefe yönelik tedaviler geliştirmek ve tanısal ve prognostik stratejileri iyileştirmek için çok önemlidir ve nihayetinde bu durumun bireyler ve sağlık sistemleri üzerindeki yükünü azaltmayı amaçlar.

Genellenebilirlik ve Fenotipik Tanım Zorlukları

Section titled “Genellenebilirlik ve Fenotipik Tanım Zorlukları”

Çalışma popülasyonu, öncelikle FinnGen ve UK Biobank kohortlarından alınmış olup, ağırlıklı olarak Avrupa kökenlidir ve özellikle FinnGen’de Fin kökenlidir. Bu demografik özellik, genetik yapılar ve hastalık prevalansı farklı kökenlerde önemli ölçüde değişebileceğinden, bulguların diğer etnik kökenli popülasyonlara doğrudan genellenebilirliğini sınırlar. Sonuç olarak, tanımlanan genetik ilişkiler ve risk faktörleri evrensel olarak uygulanamayabilir. Ayrıca, kohort, liken planustan etkilenen bireyler arasında, özellikle oral liken planus (OLP) alt grubunda kadınların önemli ölçüde fazla temsil edilmesiyle dikkat çekici bir cinsiyet eğilimi göstermektedir; bu da gözlemlenen ilişkileri ve bunların yorumlanmasını etkileyebilir.[2]Bu demografik çarpıklık, oral liken planus için küresel prevalansı veya risk faktörlerini tam olarak yansıtmayabilir.

Önemli bir zorluk, oral liken planusu tanımlamak için kullanılan metodolojiden kaynaklanmaktadır; bu metodoloji, tüm vakalar için oral tutulumun açık klinik onayı yerine, oral ile ilgili kliniklerle, biyopsilerle veya eşlik eden oral ile ilgili kodlarla ilişkili Uluslararası Hastalık Sınıflandırması (ICD) kodlarından anatomik konumun çıkarılmasına dayanıyordu.[1] Bu dolaylı fenotipleme, yanlış sınıflandırma potansiyeli yaratır ve alt grup analizlerinin kesinliğini ve güvenilirliğini etkiler. Dahası, replikasyon için kullanılan UK Biobank verileri, mevcut klinik verilerindeki sınırlamalar nedeniyle oral ve oral olmayan formlara alt sınıflandırılamadı, bu da alt gruba özgü genetik bulguları bağımsız kohortlarda doğrulama yeteneğini kısıtladı.[1] FinnGen’de UK Biobank’a kıyasla liken planus prevalansının daha yüksek olması, büyük ölçüde Finlandiya’da mevcut olan ve UK Biobank’ta bulunmayan kapsamlı diş kliniği bilgilerine atfedilen bu sorunların altını çizmektedir ve kohortlar arasındaki tanısal veri yakalamadaki tutarsızlıkları vurgulamaktadır.[1]

Eksik Etiyolojik Anlayış ve Çevresel Karıştırıcı Faktörler

Section titled “Eksik Etiyolojik Anlayış ve Çevresel Karıştırıcı Faktörler”

Çalışma, oral liken planus ve alt gruplarıyla ilişkili çok sayıda genetik lokusu başarıyla tanımlarken, hastalığın karmaşık etiyolojisine dair yalnızca kısmi bir anlayış sunmaktadır. Araştırma öncelikle genetik ilişkilere odaklanmakta, çevresel tetikleyicilerin, yaşam tarzı faktörlerinin ve bunların genetik yatkınlıklarla etkileşimlerinin kapsamlı bir şekilde araştırılmasını büyük ölçüde ele almamaktadır. Bu tür gen-çevre karıştırıcı faktörleri, hastalığın tezahüründe ve ilerlemesinde önemli bir rol oynayabilir, ancak bunların spesifik katkıları daha fazla araştırma için bir alan olmaya devam etmektedir ve oral liken planusun tam etiyolojik resminde önemli bir bilgi boşluğunu temsil etmektedir.

Çalışma, büyük kohortlardan yararlanmasına rağmen, bulgular ağırlıklı olarak yaygın risk varyantlarını tanımlamaktadır, yani genetik mimarinin tam spektrumu, nadir varyantlardan veya daha karmaşık poligenik etkileşimlerden gelebilecek potansiyel katkılar da dahil olmak üzere, tam olarak yakalanamayabilir. Hem oral hem de oral olmayan liken planus arasında paylaşılan genetik özelliklerin ve farklı lokusların varlığı, hala daha derin mekanistik aydınlatma gerektiren karmaşık bir genetik heterojenitenin altını çizmektedir. Karmaşık özellikler için genetik varyansın açıklanamayan kısmını oluşturan “kayıp kalıtılabilirlik” kavramı, oral liken planus üzerindeki genetik veya çevresel etkilerin önemli bir kısmının bilinmediği ve altta yatan nedenlerini tam olarak çözmek için daha da yüksek çözünürlüklü ve çeşitli metodolojilere sahip gelecekteki araştırmaları gerektirdiği anlamına gelmektedir.

Genetik varyasyonlar, ağız mukozasını etkileyen kronik bir inflamatuar hastalık olan oral liken planus (OLP) yatkınlığında ve patogenezinde önemli bir rol oynar. Tanımlanan varyantlar genellikle bağışıklık düzenlemesi, hücresel bütünlük ve inflamatuar yanıtlar için çok önemli olan genlerde bulunur ve OLP’ün karmaşık, immün aracılı doğasını yansıtır. Bu genetik farklılıklar, bağışıklık sisteminin çevresel tetikleyicilere veya otoantijenlere nasıl yanıt verdiğini etkileyebilir ve durumun gelişmesine ve ilerlemesine katkıda bulunabilir.

Majör Histokompatibilite Kompleksi (MHC) bölgesi, bağışıklık fonksiyonunun temel taşıdır ve bu alandaki varyantlar OLP ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. Özellikle, HLA-DQA1 ve HLA-DQB1 genlerini kapsayan bölgede bulunan rs28592859 varyantı, liken planus için önemli bir genetik faktör olarak tanımlanmıştır.[1] HLA-DQA1 ve HLA-DQB1, antijenleri T-lenfositlerine sunmak için hayati öneme sahip olan ve böylece adaptif bağışıklık yanıtlarını başlatan MHC Sınıf II proteinlerinin alt birimlerini kodlar. DQB1*05:01 gibi bazı HLA-DQB1allelleri, hem oral olmayan hem de oral liken planus formları için önemli bir risk oluşturduğu bilinmektedir ve bu da bağışıklık tanıma ve yanıtını etkileyen ortak bir altta yatan genetik kırılganlığa işaret etmektedir.[1] OLP ile bağlantılı diğer varyantlar, bağışıklık düzenlemesi ve programlanmış hücre ölümü ile ilgilidir. rs7571586 varyantı, kontrollü hücre ölümünü aracılık eden ve inflamatuar sinyali düzenleyen kritik bir enzim olan CASP8 (Caspaz-8) ile ilişkilidir. CASP8’deki varyantların neden olduğu değişiklikler, hücre ölümü ve hayatta kalma arasındaki normal dengeyi bozarak OLP’nin karakteristik özelliği olan sürekli inflamasyona ve doku hasarına katkıda bulunabilir.[1] Benzer şekilde, *rs2111485 ’nin bulunduğu IFIH1 (Helikaz C Alanı 1 ile İndüklenen İnterferon) lokusu, özellikle OLP ile ilişkilendirilmiştir. IFIH1, viral RNA’yı tespit eden ve antiviral yanıtları tetikleyen doğuştan gelen bir bağışıklık reseptörü olan MDA5’yi kodlar ve bu da düzensiz antiviral bağışıklığın veya belirli viral enfeksiyonlara verilen yanıtların OLP patogenezine katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir.[1] Hücre yapısını, adezyonunu ve RNA işlemesini etkileyen varyantlar da OLP duyarlılığına katkıda bulunur. Hücre adezyonu, migrasyonu ve sinyal iletiminde rol oynayan LPP (LIM Alanı ve Aktin Bağlayıcı 1) geni, liken planus için önemli bir genetik faktör olan rs6780858 varyantını içerir.[1]Bu lokus ayrıca vitiligo ve çölyak hastalığı gibi diğer otoimmün durumlarla da ilişkiler göstererek, immün aracılı bozukluklardaki daha geniş rolünün altını çizmektedir.rs3825568 varyantı, mRNA stabilitesini ve yıkımını düzenleyen, hücre döngüsünü ve inflamatuar yanıtları etkileyen bir RNA bağlayıcı protein olan ZFP36L1 (ZFP36 Ring Finger Protein Like 1) yakınında bulunur. OLP ile olan spesifik ilişkisi, değişen gen ekspresyonunun veya RNA metabolizmasının hastalığın kronik doğasına katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir.[1] Ek olarak, TNRC18 (Trinükleotid Tekrar İçeren 18)‘deki rs748670681 varyantı liken planus ile ilişkilidir ve bu genin inflamatuar bağırsak hastalığı, sedef hastalığı ve otoimmün hipotiroidizm ile daha geniş bağlantıları vardır ve bu da LP için otoimmün bir temeli daha da desteklemektedir.[1] OLP genetiğine ilişkin daha fazla bilgi, çeşitli hücresel süreçlerde yer alan genlerdeki varyantlardan gelmektedir. Sentrozom organizasyonunda ve hücre bölünmesinde rol oynayan CEP43 (Sentrozomal Protein 43) geni, OLP’ye özgü bir lokus olarak tanımlanan rs9459853 varyantını içerir.[1] Bu, hücre bölünmesindeki veya yapısal bütünlükteki anormalliklerin OLP ile ilgili olabileceğini düşündürmektedir. C12orf42 ve LINC02401 arasında yer alan intergenik varyant rs10861030 de özellikle OLP ile ilişkilidir ve bu bölgedeki düzenleyici elementlerin veya yakındaki genlerin hastalık duyarlılığını etkilediğini ima etmektedir.[1] Benzer şekilde, LINC03093 ve GFRA2 (GDNF Aile Reseptör Alfa 2) yakınında bulunan intergenik varyant rs11988402 , muhtemelen hücre sinyalleşmesinde veya gelişiminde yer alan bitişik genlerin ekspresyonunu veya fonksiyonunu etkileyen, LP ile ilişkili başka bir genetik faktörü temsil etmektedir.[1]

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs28592859 HLA-DQA1 - HLA-DQB1oral lichen planus
lichen planus
rs9459853 CEP43oral lichen planus
lichen planus
rs10861030 C12orf42 - LINC02401oral lichen planus
lichen planus
rs748670681 TNRC18ulcerative colitis
uveitis
iritis
psoriasis
inflammatory bowel disease
rs7571586 CASP8oral lichen planus
rs11988402 LINC03093 - GFRA2oral lichen planus
rs6780858 LPPGraves disease
allergic disease, age at onset
allergic disease
oral lichen planus
lichen planus
rs2111485 FAP - IFIH1ankylosing spondylitis, psoriasis, ulcerative colitis, Crohn’s disease, sclerosing cholangitis
systemic lupus erythematosus
Vitiligo
inflammatory bowel disease
psoriasis
rs2093816 LINC02341autoimmune disease
oral lichen planus
lichen planus
rs3825568 ZFP36L1rheumatoid arthritis
systemic juvenile idiopathic arthritis, polyarticular juvenile idiopathic arthritis, rheumatoid factor negative, oligoarticular juvenile idiopathic arthritis
oral lichen planus
lichen planus

Oral Liken Planus (OLP), özellikle ağız boşluğundaki skuamöz epitelleri etkileyen kronik inflamatuvar ve immün aracılı bir hastalık olarak kesin bir şekilde tanımlanır.[1] Altta yatan bağ dokusunda CD4+ ve CD8+ T hücrelerinin birikimi ile karakterize edilen, T hücre aracılı bir durum olarak anlaşılır; CD8+ T hücreleri epitel tabakasına nüfuz ederek karakteristik bir arayüz dermatitine yol açar.[3] Klinik olarak, keratinize olmayan bölgelerdeki OLP lezyonları tipik olarak kaşıntıya neden olmaz, ancak sıklıkla yanma hissi ile kendini gösterir ve kutanöz formların aksine, erozyon mukozal liken planusta önemli bir özellik olabilir.[4] Ayrıca, OLP kronik olma eğilimindedir ve genellikle kutanöz karşılığına kıyasla tedaviye karşı daha fazla direnç gösterir.[4]FinnGen çalışması gibi büyük ölçekli epidemiyolojik ve genetik çalışmalar için, OLP’nin operasyonel tanımı, etkilenen bireyleri elektronik sağlık kayıtlarından belirlemek için titiz bir yaklaşım içerir. Bu süreç, OLP tanısını öncelikle Uluslararası Hastalık Sınıflandırması (ICD) kodlarından, özellikle ICD10’da L43 (0,1,3,8,9 uzantılarıyla) ve ICD8 ve ICD9’de 6970 (Finlandiya uzantıları A,B,C ile) kodlarından çıkarır; bu kodlar doğası gereği konuma özgü değildir.[1] Bunu iyileştirmek için, bireylerin LP tanısı ağızla ilgili bir klinik (örneğin, diş, ortodonti, ağız cerrahisi) tarafından kaydedilmişse, LP kodundan sonraki 56 hafta içinde belgelenmiş bir oral biyopsileri (örneğin EKA10, EJA10, EHA10, ECA20, TEA00 veya SXA10 gibi NOMESCO prosedür kodları kullanılarak) varsa veya LP tanısı ile aynı ziyarette ağızla ilgili kodlar (ağız muayenesi, ağız fotoğrafı, çürük veya periodontit gibi) mevcutsa, oral alt gruba sınıflandırılır.[1] Ek bir Finlandiya’ya özgü oral ICD-10 kodu olan K13.74 de oral tutulumu daha da belirtmek için kullanılır.[1]

Liken Planusun Sınıflandırılması ve Alt Tipleri

Section titled “Liken Planusun Sınıflandırılması ve Alt Tipleri”

Liken planus (LP), etkilenen anatomik bölgeye göre çeşitli klinik alt tipleri kapsayan geniş bir nozolojik varlıktır. Bunlar arasında kutanöz LP (cildi etkileyen), liken planopilaris (saçlı deriyi etkileyen), liken unguis (tırnakları etkileyen) ve penil, vulvar, oral veya özofageal bölgelerde görülebilen çeşitli mukozal LP formları bulunur.[3]Oral ve non-oral liken planus formları arasındaki ayrım, önemli bir sınıflandırma sorununu temsil etmektedir ve devam eden araştırmalar, bunların çeşitli belirtileri olan tek bir hastalığı mı yoksa farklı patolojileri mi temsil ettiğini araştırmaktadır.[1] Oral ve non-oral LP birçok genetik özelliği paylaşsa da, çalışmalar, daha güçlü bir ilişki gösteren veya diğerine göre yalnızca bir alt grupta bulunan belirli genetik lokusları tanımlamıştır ve bu da altta yatan bazı heterojenliklerin olduğu fikrini desteklemektedir.[1] Bu genetik farklılaşmanın önemli bir örneği, her ikisi için de önemli bir risk faktörü olmasına rağmen, OLP’ye kıyasla non-oral LP için önemli ölçüde daha yüksek bir risk oluşturan HLA-DQB1*05:01 allelidir.[1] Tersine, IFIH1, CASP8, CEP43, GRAF2, C12orf42 ve ZFP36L1 gibi lokusların OLP ile daha güçlü veya özel bir ilişkisi olduğu gözlemlenmiştir.[1]Hem klinik sunuma hem de genetik temellere dayanan oral ve non-oral formlara ayrılan bu kategorik sınıflandırma, LP’nin tek bir homojen hastalık olmaktan ziyade potansiyel olarak ilişkili durumların bir spektrumu olarak gelişen bir anlayışını ifade eder ve bu da tanısal ve terapötik yaklaşımları etkiler.

OLP için tanı kriterleri, klinik sunumun ve genellikle histopatolojik doğrulamanın bir kombinasyonuna dayanır, ancak belirli araştırma kriterleri daha geniş veri entegrasyonunu içerebilir. Klinik olarak OLP, ağızda görülebilen lezyonlarla karakterizedir; bu lezyonlar yanma hissi ve bazı durumlarda erozyonlarla ortaya çıkabilir.[4] FinnGen çalışması gibi araştırma ortamlarında, tanı ve ölçüm kriterleri, klinisyen tarafından atanan ICD kodları da dahil olmak üzere kapsamlı elektronik sağlık verilerinden, oral biyopsiler ve birlikte görülen oral ile ilgili tıbbi kodlar gibi ayrıntılı kayıt bilgilerinden yararlanır.[1] Bu çok yönlü yaklaşım, özellikle birincil LP ICD kodları vücut-lokasyonuna özgü olmadığından, alt grup sınıflandırması için çıkarımsal yöntemler gerektirdiğinden, geniş kohortlar içinde OLP’yi doğru bir şekilde tanımlamak için kritik öneme sahiptir.[1] OLP’nin klinik önemi, doğrudan semptomlarının ötesine uzanır, çünkü özellikle dudak, dil ve diğer ağız boşluğu bölgelerinde oral kansere dönüşme potansiyeli ile tanınır.[5] Bu nedenle, herhangi bir malign değişikliğin erken teşhisini kolaylaştırmak için OLP teşhisi konan bireyler için düzenli muayeneler çok önemlidir.[1]Ayrıca, OLP sıklıkla otoimmün hipotiroidizm, çölyak hastalığı ve Sjögren sendromu dahil olmak üzere diğer otoimmün ve inflamatuar hastalıkların artmış riski ile ilişkilidir ve sistemik immün aracılı doğasını ve diğer durumlarla ortak etiyolojilerini vurgulamaktadır.[1]

Oral liken planus (OLP), oral mukozayı etkileyen kronik bir inflamatuvar hastalıktır ve genellikle kutanöz (cilt) karşılığından daha tedaviye dirençlidir.[6] OLP’li bireyler tipik olarak etkilenen keratinize olmayan epitel alanlarında yanma hissi yaşarlar, ancak bu lezyonlar genellikle kaşıntılı değildir.[1] Klinik muayene, mukoza yüzeylerinde erozyonlar ortaya çıkarabilir ve bu da onu kaşıntılı, mor, poligonal, düz tepeli papüller ve ince beyaz çizgiler olarak ortaya çıkan klasik cilt formundan ayırır.[3] Liken planusun histopatolojik görünümü farklı vücut bölgelerinde benzer olsa da, spesifik klinik formlar ve subjektif semptomlar etkilenen bölgeye bağlı olarak değişir.[1]

Tanı Yaklaşımları ve Fenotipik Çeşitlilik

Section titled “Tanı Yaklaşımları ve Fenotipik Çeşitlilik”

OLP tanısı genellikle klinisyenler tarafından atanan Uluslararası Hastalık Sınıflandırması (ICD) kodlarına dayanır ve oral lokalizasyon, oral ile ilgili kliniklerde yapılan teşhislerden çıkarılır.[1] Objektif doğrulama, varsayılan bir OLP tanısını doğrulamak için sıklıkla kullanılan oral biyopsileri detaylandıran kayıt verileri aracılığıyla da elde edilebilir.[1] OLP, yetişkin popülasyonunun yaklaşık %0,1-3,2’sini etkileyen ve ağırlıklı olarak orta yaşlı yetişkinlerde görülen önemli fenotipik çeşitlilik ve değişkenlik sergiler.[7] Belirgin bir cinsiyet farkı vardır; OLP tanısı konan kişilerin %60-75’i kadındır.[8] Ayrıca, diğer liken planus formlarıyla önemli bir örtüşme vardır; tüm liken planus hastalarının yaklaşık yarısı oral lezyonlarla başvurur ve bazı kişiler hem oral hem de kutanöz belirtiler yaşar.[4]

Sistemik İlişkiler ve Prognostik Göstergeler

Section titled “Sistemik İlişkiler ve Prognostik Göstergeler”

OLP, özellikle dil kanseri olmak üzere oral kanser riskinde artış gibi önemli tanısal ve prognostik çıkarımlar taşır.[1] Bu nedenle, OLP’li bireylerde herhangi bir malign lezyonun erken teşhisi için düzenli muayeneler çok önemlidir.[1]Durum ayrıca, otoimmün hipotiroidizm, çölyak hastalığı ve Sjögren sendromu için biraz daha yüksek risk de dahil olmak üzere, daha geniş bir otoimmün ve inflamatuar hastalık riski ile de güçlü bir şekilde ilişkilidir.[1] Genetik çalışmalar, kronik sinüzit, halluks valgus, deviasyonlu nazal septum, yumuşak doku bozuklukları, artropatiler ve temporomandibular eklem bozuklukları gibi çeşitli durumlarla korelasyonlar ortaya koymaktadır.[1] LPP ve CPVLgibi önemli genetik lokuslar, OLP ve vitiligo ve çölyak hastalığı gibi diğer otoimmün durumlarla ilişkilendirilmiştir;TNRC18ise inflamatuar bağırsak hastalığı, ankilozan spondilit ve sedef hastalığı ile ilişkiler göstermekte ve ortak altta yatan etiyolojileri vurgulamaktadır.[1]

Oral liken planus (OLP), oral mukozayı etkileyen kronik bir inflamatuvar hastalıktır ve genetik yatkınlıklar, bağışıklık sistemi düzensizliği, çevresel tetikleyiciler ve çeşitli sistemik durumlarla ilişkileri içeren karmaşık bir etiyolojiye sahiptir. Esas olarak T hücresi aracılı bir hastalık olarak kabul edilir; burada T hücreleri birikir ve epitel dokularına sızarak karakteristik lezyonlara yol açar.[1]

Genetik Yatkınlık ve Bağışıklık Sistemi Düzensizliği

Section titled “Genetik Yatkınlık ve Bağışıklık Sistemi Düzensizliği”

Genetik faktörler, bireyin oral liken planusa yatkınlığında önemli bir rol oynar; araştırmalar, gelişimine katkıda bulunan çok sayıda kalıtsal varyantı tanımlamıştır. Geniş ölçekli bir genetik çalışma, liken planus ile ilişkili 27 genom çapında anlamlı lokus tanımladı ve bunların çoğu oral ve oral olmayan formlar arasında paylaşılırken, bazıları IFIH1, CASP8, CEP43, GRAF2, C12orf42 ve ZFP36L1 gibi OLP ile daha güçlü veya özel ilişkiler gösterdi.[1] İnsan lökosit antijeni (HLA) kompleksi, özellikle HLA-A9, HLA-B8, HLA-Bw57, HLA-DR1, HLA-DR6, HLA-DR9, HLA-DRB1*0101, HLA-DRB1*11, HLA-DQB1*0201 ve HLA-DQB1*03 gibi alleller, bağışıklık yanıtlarını etkileyen ve riski artıran önemli bir genetik etkendir.[9] MHC’in ötesinde, IFNG, IL18 ve IL10gibi sitokin genlerindeki polimorfizmler de ilişkilendirilmiştir ve OLP’ye özgü immün aracılı inflamatuar süreçleri düzenlemedeki rollerini düşündürmektedir.[10]Oral liken planusun immün temeli, çeşitli otoimmün hastalıklarla paylaşılan genetik etiyolojisi ile güçlü bir şekilde desteklenmektedir ve bu da daha geniş bir bağışıklık sistemi düzensizliğine işaret etmektedir. LP için poligenik risk skorları, hipotiroidizm, multipl skleroz ve sedef hastalığı gibi durumlarla pozitif korelasyonlar göstererek, örtüşen genetik kırılganlıkları vurgulamaktadır.[1] LPP ve CPVL’deki gibi spesifik genetik varyantlar, OLP ile ilişkilidir ve ayrıca otoimmün vitiligo ile bağlantılıdır, bu da ortak bir altta yatan immün patolojinin altını çizmektedir. İnflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) ve ankilozan spondilit ile ilişkiliTNRC18’in dahil olması, bağışıklık düzenlemesini etkileyen ortak genetik yollara da işaret etmektedir.[1]

Oral liken planus, diğer sistemik hastalıklarla sıkça birlikte görülür ve ortak patojenik mekanizmalar veya yatkınlaştırıcı faktörler olduğunu düşündürür. OLP ile otoimmün hipotiroidizm, çölyak hastalığı, Sjögren sendromu, sistemik lupus eritematozus (SLE), dermatomiyozit, vitiligo, alopesi areata ve inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) dahil olmak üzere çeşitli otoimmün durumlar arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır.[11]Bu örtüşme, OLP’nin sistemik bağışıklık düzensizliğinin birden fazla dokuyu etkilediği daha geniş bir otoimmün yatkınlığın bir tezahürü olabileceğini göstermektedir. Ayrıca, OLP, diabetes mellitus ve dislipidemi gibi metabolik bozukluklarla ilişkilendirilmiştir ve metabolik dengesizliklerin de patogenezine veya şiddetine katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir.[12] Otoimmün ve metabolik durumların ötesinde, OLP, kronik sinüzit, halluks valgus, deviasyonlu nazal septum, yumuşak doku bozuklukları, artropatiler ve temporomandibular eklem bozuklukları dahil olmak üzere diğer sağlık sorunlarıyla genetik korelasyonlar göstermektedir.[1]OLP’li bireyler için kritik bir endişe, özellikle dil kanseri olmak üzere oral kansere, yani malign transformasyona yönelik artmış bir risktir.[1] Bu artan risk, potansiyel olarak kanserli lezyonların erken tespiti için düzenli muayeneyi gerektirmekte ve OLP’yi sadece inflamatuar bir durum olarak değil, aynı zamanda premalign bir durum olarak da vurgulamaktadır.

Çevresel Tetikleyiciler ve Gen-Çevre Etkileşimleri

Section titled “Çevresel Tetikleyiciler ve Gen-Çevre Etkileşimleri”

Çevresel faktörler, özellikle genetik olarak yatkın bireylerde oral liken planus için tetikleyici veya hastalığı şiddetlendirici etkenler olarak işlev görebilir. Enfeksiyonlar, özellikle hepatit C virüsü (HCV), OLP ile epidemiyolojik olarak ilişkilendirilmiştir.[13] Bu bağlantı, gen-çevre etkileşimleri ile daha da aydınlatılmaktadır; burada HLA-DR6 alleli gibi belirli genetik yatkınlıklar, HCV enfeksiyonu olan hastalarda OLP için daha yüksek bir risk oluşturur.[13] Bu etkileşim, bir bireyin genetik yapısının çevresel maruziyetlere verdiği yanıtı nasıl modüle edebileceğini, hastalığın başlangıcını ve ilerlemesini nasıl etkileyebileceğini vurgulamaktadır.

Hepatit B aşısı gibi diğer eksojen faktörlerin de oral belirtilerle ilişkili olduğu bildirilmiştir ve bu da belirli immün uyarıcı olayların duyarlı bireylerde OLP’yi potansiyel olarak tetikleyebileceğini düşündürmektedir.[14]Bazı çalışmalarda spesifik diyet veya sosyoekonomik faktörler ayrıntılı olarak açıklanmamış olsa da, kardiyovasküler risk faktörleri ve dislipidemi ile ilişki, bu durumlara katkıda bulunan daha geniş yaşam tarzı seçimlerinin veya çevresel maruziyetlerin de OLP gelişimini veya klinik seyrini dolaylı olarak etkileyebileceğini ima etmektedir.[12]

Oral liken planus her yaşta ortaya çıkabilse de, en sık orta yaşlı yetişkinlerde teşhis edilir.[1] Bu yaş demografisi, patogenezinde yaşa bağlı bağışıklık değişiklikleri, kümülatif çevresel maruziyetler veya hormonal etkiler için potansiyel rollere işaret etmektedir. Ayrıca, OLP, etkilenen bireylerin %60-75’inin kadın olmasıyla dikkat çekici bir cinsiyet eğilimi sergiler.[1] Bu durum, tipik olarak önemli bir cinsiyet eğilimi göstermeyen kutanöz liken planus ile tezat oluşturmaktadır ve cinsiyete özgü biyolojik veya hormonal faktörlerin, hastalığın oral formunun gelişimine ve sunumuna belirgin şekilde katkıda bulunabileceğini göstermektedir.[1]

Oral liken planus (OLP), öncelikle ağız mukozasının skuamöz epitelini etkileyen kronik inflamatuar ve immün aracılı bir hastalıktır.[1] Yanma hissine ve bazı durumlarda erozyona neden olabilen kalıcı lezyonlarla karakterizedir.[1] Kutanöz benzerinden farklı olarak, OLP genellikle kroniktir ve tedaviye daha dirençlidir.[6]Hastalık, T-hücresi aracılı bir durum olarak kabul edilir ve burada spesifik bağışıklık hücreleri gelişiminde ve ilerlemesinde merkezi bir rol oynar.[1]

İmmün Düzensizlik ve Hücresel İnfiltrasyon

Section titled “İmmün Düzensizlik ve Hücresel İnfiltrasyon”

Oral liken planusun patogenezi temel olarak immün düzensizlik tarafından yönlendirilir ve özellikle T-lenfositleri içerir. Histopatolojik incelemeler, dermiste CD4+ ve CD8+ T hücrelerinin birikimini ve CD8+ T hücrelerinin epidermise infiltrasyonunu ortaya çıkararak karakteristik bir arayüz dermatitine yol açar.[1] Bu hücresel infiltrasyon, oral mukozada devam eden kronik bir inflamatuar yanıtı gösterir. Bu süreçte yer alan temel biyomoleküller arasında, polimorfizmleri ve ekspresyon paternleri OLP ile ilişkili olan çeşitli sitokinler bulunur; örneğin IFNG (interferon-gamma), IL18 (interlökin-18), IL10 (interlökin-10), TGFb1 (transforme edici büyüme faktörü beta 1), IL-1b (interlökin-1 beta), IL-2 (interlökin-2) ve IL-4 (interlökin-4).[10] Bu sitokinler, bağışıklık hücrelerinin alımını ve aktivasyonunu düzenleyen sinyal molekülleri olarak işlev görür ve OLP’de gözlemlenen sürekli inflamasyona ve doku hasarına katkıda bulunur.

Genetik faktörler, bireyleri oral liken planusa yatkın hale getirmede önemli bir rol oynar ve çalışmalar, Majör Histokompatibilite Kompleksi (MHC) bölgesinden önemli bir katkı olduğunu belirlemiştir.[1] HLA-DRB1*0101, HLA-DR6, HLA-DR9 ve DQB1*0201 gibi spesifik HLA (İnsan Lökosit Antijeni) allelleri, OLP dahil olmak üzere çeşitli liken planus formlarına ve spesifik klinik sunumlarına karşı artan duyarlılık ile ilişkilendirilmiştir.[9] Oral ve oral olmayan liken planus arasında geniş ölçüde paylaşılan bir genetik etiyoloji bulunmakla birlikte, bazı lokuslar daha güçlü etkiler gösterir veya IFIH1, CASP8, CEP43, GRAF2, C12orf42 ve ZFP36L1 gibi yalnızca OLP ile ilişkilidir.[1] Bu genetik farklılıklar, hastalığın farklı formları arasındaki altta yatan moleküler patolojideki bir dereceye kadar heterojenliğin altını çizmektedir.

Moleküler Yollar ve Hücresel İşlev Bozukluğu

Section titled “Moleküler Yollar ve Hücresel İşlev Bozukluğu”

MHC ötesinde, belirli moleküler yollar oral liken planusta görülen hücresel işlev bozukluğuna katkıda bulunur. Özellikle OLP ile ilişkili olan IFIH1 geni (Helikaz C Domain 1 ile İndüklenen İnterferon), doğuştan gelen bağışıklıkta, viral RNA’yı tanımada ve antiviral yanıtları başlatmada çok önemlidir.[1] Bu, viral tetikleyiciler veya OLP patogenezinde doğuştan gelen bağışıklık yollarının bir düzensizliği için potansiyel bir rol olduğunu düşündürmektedir. Başka bir OLP’ye özgü gen olan CASP8 (Kaspaz 8), apoptotik yolların kritik bir bileşenidir ve bu da keratinositlerde veya bağışıklık hücrelerinde değişen programlanmış hücre ölüm mekanizmalarının karakteristik epitel hasarına ve kronik inflamasyona katkıda bulunabileceğini ima eder.[1]Bu genlerin, daha önce bahsedilen sitokin sinyal yolları da dahil olmak üzere bağışıklık düzenleyici ağlarla etkileşimi, hastalığın şiddetini ve kalıcılığını belirler.

Dokuya Özgü Belirtiler ve Sistemik İlişkiler

Section titled “Dokuya Özgü Belirtiler ve Sistemik İlişkiler”

Oral liken planus, liken planusun belirgin bir tezahürüdür ve oral mukozada yanma hissi ve erozyon potansiyeli gibi benzersiz klinik özelliklere sahiptir ve tipik olarak kaşıntılı cilt lezyonlarından farklılaşır.[1] Bununla birlikte, bu lokalize inflamasyon izole olarak ortaya çıkmaz, çünkü OLP, ortak bir etiyolojik temeli vurgulayarak, bir dizi sistemik otoimmün hastalıkla güçlü bir şekilde ilişkilidir.[14]Otoimmün hipotiroidizm, Sjögren sendromu, çölyak hastalığı, sistemik lupus eritematozus (SLE), vitiligo ve alopesi areata gibi durumlar, OLP’li bireylerde artmış prevalans gösterir.[1]Ayrıca, OLP, özellikle dil kanseri olmak üzere oral kanser için önemli ölçüde artmış bir risk taşır ve malign transformasyonu erken tespit etmek için düzenli muayene gerektirir.[7] Maligniteye bu yatkınlık, oral mukozadaki kronik inflamatuar durumun kritik bir uzun vadeli sonucunu temsil eder.

Bağışıklık Hücresi Aracılı Enflamatuvar Sinyalizasyon

Section titled “Bağışıklık Hücresi Aracılı Enflamatuvar Sinyalizasyon”

Oral liken planus (OLP), öncelikle T hücresi aracılı bir inflamatuvar hastalık olarak karakterize edilir ve etkilenen skuamöz epitelin dermisinde CD4+ ve CD8+ T hücrelerinin birikimini ve epidermisine CD8+ T hücresi infiltrasyonunu içerir.[1]Bu immün yanıt, genetik varyantların T hücresi aktivasyonunu, farklılaşmasını ve sitokin üretimini etkilediği karmaşık sinyalizasyon basamakları aracılığıyla düzenlenir. OLP’de zenginleştirilmiş temel yollar, lenfosit aktivasyonunu, T hücresi aktivasyonunu ve sitokinlere yanıtlar dahil olmak üzere bağışıklık sistemi süreçlerinin düzenlenmesini içerir.[1] IL2RA, ZNF365, RPS3, PLXNC1, TNFSF11, ZFP36L1, IQGAP1, IFIH1, CASP8, FOXP1 ve RGS14 gibi genler, reseptör aktivasyonunu ve inflamatuvar fenotipi yönlendiren aşağı yönlü hücre içi sinyalizasyonunu modüle ederek bu süreçlerde rol oynar.[1] Ayrıca, IFNG, IL18 ve IL10gibi sitokin genlerindeki polimorfizmler OLP ile ilişkilendirilmiştir ve immün mikro çevreyi şekillendirmede ve kronik inflamasyonu sürdürmede rollerini düşündürmektedir.[10]

Genetik Yatkınlık ve Düzenleyici Mekanizmalar

Section titled “Genetik Yatkınlık ve Düzenleyici Mekanizmalar”

Genetik faktörler, oral liken planusun patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır; insan lökosit antijeni (HLA) sisteminin büyük bir katkısı vardır ve diğer otoimmün hastalıkların genetiği ile örtüşmektedir.[1] Spesifik olarak, HLA-DQB1, önemli bir risk faktörüdür; HLA-DQB1*05:01, OLP’e kıyasla oral olmayan LP ile daha güçlü bir ilişki göstermektedir, ancak her ikisine de katkıda bulunur.[1] HLA’nın ötesinde, IFIH1, CASP8, CEP43, GRAF2, C12orf42 ve ZFP36L1 dahil olmak üzere OLP için risk varyantları olarak tanımlanan çeşitli spesifik genetik lokus bulunmaktadır; bunlar, çeşitli post-translasyonel modifikasyonlar veya allosterik kontrol mekanizmaları yoluyla gen ekspresyonunu ve protein fonksiyonunu düzenleyebilir.[1]Bu genetik farklılıklar, gen regülasyonunu, protein modifikasyonunu ve genel hücresel yanıtları etkileyerek hastalık duyarlılığını ve ilerlemesini etkileyen oral ve oral olmayan liken planus formları arasındaki farklı düzenleyici yolların altını çizmektedir.[1]

Sistemik Çapraz Etkileşim ve Metabolik İlişkiler

Section titled “Sistemik Çapraz Etkileşim ve Metabolik İlişkiler”

Oral liken planus, özellikle otoimmün hastalıklar olmak üzere diğer sistemik durumlarla sıklıkla önemli yolak çapraz etkileşimi sergiler ve bu da ortak etiyolojileri ve ağ etkileşimlerini gösterir.[1]OLP ile otoimmün hipotiroidizm, tip 1 diyabet, sedef hastalığı, vitiligo, çölyak hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalığı, sistemik lupus eritematozus, Sjögren sendromu, dermatomiyozit ve alopesi areata gibi durumlar arasında belgelenmiş bir ilişki bulunmaktadır.[15] LP ile ilişkili olan LPP ve CPVLgibi genler aynı zamanda vitiligo ve çölyak hastalığı ile de ilişkilidir,TNRC18 varyantları ise IBD, ankilozan spondilit ve sedef hastalığı ile bağlantılar göstermektedir.[1]Ayrıca, OLP, dislipidemi ve diabetes mellitus ile ilişkiler dahil olmak üzere metabolik disregülasyon, hepatit C virüsü ve hepatit B aşısı gibi enfeksiyonlarla da ilişkilendirilmiştir; bu da metabolik ve enfeksiyöz yolakların OLP’deki immün aracılı süreçleri etkileyebileceği veya şiddetlendirebileceği karmaşık sistem düzeyinde bir entegrasyon olduğunu düşündürmektedir.[14]

Oral liken planusun kronik inflamatuvar yapısı, önemli bir hastalığa özgü mekanizmayı temsil eder; burada sürekli bağışıklık aktivasyonu ve doku hasarı, hücresel disregülasyona ve malign transformasyon riskinin artmasına yol açabilir.[1]OLP’in, özellikle dil kanseri olmak üzere ağız kanseri için yüksek bir riske sahip olduğu kabul edilmektedir ve bu durum, anormal hücresel büyüme ve kontrolsüz proliferasyonu içeren patolojisinin kritik bir yönünü vurgulamaktadır.[1] Bu malign potansiyel, hücre döngüsünü, apoptozu ve doku onarımını kontrol eden yollardaki disregülasyonu düşündürmektedir; burada kronik inflamasyon normal kompansatuvar mekanizmaları baskılayarak hücresel ortamı onkogeneze doğru kaydırabilir.[1] Malign lezyonlar için düzenli muayene, özellikle dil tutulumu olan OLP’li bireyler için çok önemlidir ve kronik inflamasyonun kansere yol açan ortaya çıkan özelliklerini yansıtmaktadır.[1]

Prevalans, İnsidans ve Demografik Özellikler

Section titled “Prevalans, İnsidans ve Demografik Özellikler”

Oral liken planus (OLP), oral mukozayı etkileyen kronik bir inflamatuar durumdur ve popülasyon düzeyindeki prevalansının yetişkinlerde %0,1 ila %3,2 arasında olduğu tahmin edilmektedir.[7] Karşılaştırma için, kutanöz liken planus (LP) popülasyonun yaklaşık %0,2 ila %1’inde görülmektedir.[16] Geniş ölçekli biyobanka çalışmaları daha spesifik prevalans verileri sağlamaktadır; örneğin FinnGen çalışması LP için %1,6’lık bir kohort prevalansı bildirirken, Birleşik Krallık Biyobankası (UKBB) LP için daha düşük bir prevalans olan %0,48’i bildirmiştir.[1] FinnGen ve UKBB kohortları arasındaki bu prevalans farklılığı, büyük olasılıkla Fin sağlık kayıtlarında diş kliniği bilgilerinin kapsamlı bir şekilde yer almasından kaynaklanmaktadır ve bu da oral durumların daha kapsamlı bir şekilde belirlenmesini sağlamaktadır.[1] Demografik faktörlerin analizi, diğer LP formlarına kıyasla OLP için belirgin örüntüler ortaya koymaktadır. LP’nin tüm formları herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de, en sık orta yaşlı yetişkinlerde teşhis edilir.[8] OLP’de belirgin bir cinsiyet eğilimi vardır ve etkilenen bireylerin %60 ila %75’ini kadınlar oluşturmaktadır.[8] FinnGen kohortunda, kadınlar LP’li bireyler arasında önemli ölçüde fazla temsil edilmekteydi (LP’den etkilenen bireylerin %67,4’ü, genel katılımcıların %56,1’ine karşılık), oral alt grup ise daha da büyük bir kadın ağırlığı göstermekteydi (OLP’den etkilenen bireylerin %74,0’ı, OLP’den etkilenmeyen bireylerin %62,4’üne kıyasla).[1] Buna karşılık, kutanöz LP, önceki çalışmalarda önemli bir cinsiyet veya soy yatkınlığı göstermemiştir.[17]

Geniş Ölçekli Kohort Araştırmaları ve İlişkili Durumlar

Section titled “Geniş Ölçekli Kohort Araştırmaları ve İlişkili Durumlar”

FinnGen çalışması gibi büyük popülasyon kohortları, oral liken planusun epidemiyolojik yapısını anlamada etkili olmuştur. Bu çalışma, Finlandiya’daki 473.580 bireyden elde edilen teşhisler, prosedürler ve klinik kimlikleri dahil olmak üzere yaşam boyu elektronik sağlık kayıtlarından yararlanarak kapsamlı genetik ve epidemiyolojik analizler yapmıştır.[1] FinnGen içinde, araştırmacılar oral LP (n = 3.323) ve oral olmayan LP (n = 4.356) alt gruplarını, oral ile ilgili klinikler ve biyopsilerden elde edilen bilgiler de dahil olmak üzere ayrıntılı kayıt verilerini kullanarak dikkatlice oluşturmuşlardır.[1] Çalışma ayrıca, ilk liken planus teşhisi etrafındaki olayların zamansal sırasını incelemek için Gözlemsel Sağlık Veri Bilimleri ve Bilişim (OHDSI) ortak veritabanı modelini kullanan, zamana dayalı bir analiz kullanmış, her vaka için 50 doğum yılı ve cinsiyet eşleşmeli kontrol seçmiş ve çeşitli zaman noktalarında kategorik fazlalıkları analiz etmiştir.[1]Bu büyük kohortlardan elde edilen epidemiyolojik ilişkiler, önemli komorbiditeleri vurgulamaktadır. Oral liken planus, özellikle dil kanseri olmak üzere oral kanser riskinin artmasıyla bilinir ve tüm FinnGen kohortunda bildirilen malign transformasyon oranı %0,2 ile %2 arasında değişmektedir.[5] Hem oral hem de oral olmayan LP formları, otoimmün ve inflamatuar hastalıklar için geniş çapta artmış bir risk göstermektedir.[1]Spesifik olarak, OLP otoimmün hipotiroidizm, çölyak hastalığı ve Sjögren sendromu için biraz daha yüksek bir riskle ilişkilendirilirken, oral olmayan LP diskoid lupus eritematozus, sedef hastalığı ve atopik dermatit için daha yüksek bir risk göstermektedir.[11]Bununla birlikte, her iki alt grup da inflamatuar bağırsak hastalığı, alopesi areata ve vitiligo için benzer şekilde artmış riskler sergilemektedir ve genel LP grubu için poligenik skorlar hipotiroidizm, multipl skleroz ve sedef hastalığı ile güçlü pozitif ilişkiler göstermektedir.[1]

Metodolojik Yaklaşımlar ve Popülasyona Özgü Hususlar

Section titled “Metodolojik Yaklaşımlar ve Popülasyona Özgü Hususlar”

Oral liken planus üzerine yapılan popülasyon çalışmaları genellikle büyük ölçekli sağlık verilerini içeren güçlü metodolojilere dayanır. FinnGen gibi çalışmalarda, LP tanısı, Uluslararası Hastalık Sınıflandırması (ICD) kodları (8, 9 ve 10. versiyonlar) kullanılarak belirlenir; örneğin LP için L43 ve 6970 gibi kodlar, daha sonra oral ve oral olmayan formları ayırt etmek için detaylandırılır.[1] Bu ayrım, oral ile ilgili kliniklerde (örn. diş, ağız cerrahisi) yapılan teşhisler, oral biyopsilerin varlığı veya aynı ziyarette oral ile ilgili kodların birlikte görülmesiyle çıkarılır.[1] Bu sınıflandırma stratejisinin geçerliliği, ayrıntılı tıbbi özelliklerin karşılaştırılmasıyla desteklenir ve OLP alt grubunda oral belirtilerin ve oral olmayan grupta topikal ilaçların/cilt biyopsilerinin önemli ölçüde fazla olduğunu gösterir.[1] Bu titiz yaklaşımlara rağmen, metodolojik sınırlamalar ve popülasyona özgü faktörler dikkate alınmalıdır. Liken planus için kullanılan birincil ICD kodları, vücut konumuna özgü değildir, bu da kesin alt grup sınıflandırmasını zorlaştırır ve bireyler yaşamları boyunca birden fazla LP türü ile başvurabilirler.[1] FinnGen çalışmasının oral LP için katı tanımı ve oral olmayan LP’nin dışlayıcı olarak atanması, pratisyen hekimler tarafından teşhis edilen veya kutanöz LP’den sonra OLP geliştiren bazı kişilerin yanlışlıkla oral olmayan olarak gruplandırılabileceği anlamına gelir.[1] Ayrıca, bu kadar ayrıntılı oral ve oral olmayan LP alt grupları oluşturma yeteneği, tüm biyobankalarda her zaman mümkün olmayabilir; örneğin, UK Biobank, mevcut klinik verileri nedeniyle bu alt grupları sınıflandıramamıştır.[1] Genetik risk faktörlerinin çoğu oral ve oral olmayan LP arasında paylaşılırken, belirli genetik lokuslardaki önemli farklılıklar, farklı altta yatan moleküler patolojilere işaret etmektedir ve bu da Fin popülasyonuna özgü HLA referans panelleri gibi uygun referans panelleri kullanılarak yapılan popülasyon düzeyinde genetik çalışmaların önemini vurgulamaktadır.[1]

Oral Liken Planus Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Section titled “Oral Liken Planus Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”

Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak oral liken planusun en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.


1. Arkadaşlarım ağız yarası çekmezken ben neden çekiyorum?

Section titled “1. Arkadaşlarım ağız yarası çekmezken ben neden çekiyorum?”

Bu genellikle sizin benzersiz genetik yapınızdan ve bağışıklık sisteminizin nasıl işlediğinden kaynaklanır. Oral liken planus, T hücresi aracılı bir durumdur, yani bazı bağışıklık hücreleri yanlışlıkla ağız iç yüzeyinize saldırır.IFIH1 ve CASP8 gibi genler ve belirli HLA allelleri, sizi daha duyarlı hale getirebilir ve bu da bazı insanların neden bu hastalığa yakalandığını, diğerlerinin ise neden yakalanmadığını açıklar.

2. Eğer annemde OLP varsa, bende de olma olasılığı daha yüksek mi?

Section titled “2. Eğer annemde OLP varsa, bende de olma olasılığı daha yüksek mi?”

Evet, oral liken planusun genetik bir bileşeni vardır, bu nedenle anneniz gibi yakın bir akrabanızda bu durumun olması riskinizi artırabilir. Bunun nedeni, belirli HLA allelleri de dahil olmak üzere bazı genetik risk faktörlerinin aileler yoluyla aktarılabilmesidir. Ancak, çevresel faktörler ve diğer genler de rol oynadığından, bu bir garanti değildir.

3. Doktorumda OLP olduğunu söyledi. Bu, başka sağlık sorunlarım olabileceği anlamına mı geliyor?

Section titled “3. Doktorumda OLP olduğunu söyledi. Bu, başka sağlık sorunlarım olabileceği anlamına mı geliyor?”

Evet, oral liken planus’a sahip olmak, diğer bazı otoimmün hastalıklar için artmış bir riskle bağlantılıdır. OLP ile otoimmün hipotiroidizm, tip 1 diyabet, sedef hastalığı ve sistemik lupus eritematozus gibi durumlar arasında ortak genetik risk varyantları bulunmaktadır. Genel sağlık bakımınızın bir parçası olarak bu ko-morbiditeler açısından izlenmeniz önemlidir.

4. Neden OLP erkeklerden çok kadınları etkiliyor gibi görünmektedir?

Section titled “4. Neden OLP erkeklerden çok kadınları etkiliyor gibi görünmektedir?”

Oral liken planus, etkilenen bireylerin %60-75’ini kadınların oluşturduğu belirgin bir cinsiyet eğilimi göstermektedir. Kesin nedenleri hala tam olarak anlaşılmaya çalışılırken, bu demografik eğilim, hormonal etkiler veya kadınlarda daha yaygın olan spesifik genetik faktörler de dahil olmak üzere biyolojik farklılıkların bu yüksek riske katkıda bulunduğunu düşündürmektedir.

5. OLP’nin kansere dönüşebileceğini duydum. Bu benim için gerçek bir risk mi?

Section titled “5. OLP’nin kansere dönüşebileceğini duydum. Bu benim için gerçek bir risk mi?”

Maalesef, evet, oral liken planus, özellikle dil kanseri olmak üzere ağız kanseri riskinin artmasıyla ilişkilidir. Bu malign transformasyon riski, OLP’nin klinik öneminin kritik bir yönüdür. Özellikle dilinizdeki lezyonlar için, herhangi bir değişikliği erken tespit etmek amacıyla düzenli takip ve muayeneler şarttır.

6. Diş hekimim sürekli dilimi kontrol ediyor. OLP için bu neden bu kadar önemli?

Section titled “6. Diş hekimim sürekli dilimi kontrol ediyor. OLP için bu neden bu kadar önemli?”

Diş hekiminiz dilinize odaklanıyor çünkü bu bölgedeki OLP lezyonları, oral kansere dönüşme açısından daha yüksek bir malign transformasyon riski taşır. Şüpheli değişikliklerin erken tespiti için sürekli gözetim çok önemlidir. Bu proaktif izleme, OLP ile ilişkili artmış kanser riskini yönetmeye yardımcı olur.

7. OLP olma riskimi soyum etkileyebilir mi?

Section titled “7. OLP olma riskimi soyum etkileyebilir mi?”

Evet, soyunuz riskinizi etkileyebilir. OLP genetiği üzerine yapılan mevcut araştırmaların çoğu, Avrupa kökenli popülasyonlara odaklanmış ve burada belirli genetik ilişkileri ve risk faktörlerini tanımlamıştır. Genetik yapılar ve hastalık prevalansı farklı etnik kökenlerde önemli ölçüde değişiklik gösterebilir, bu nedenle sizin özel kökeniniz farklı risk profillerine sahip olabilir.

8. Tedaviler neden OLP’ı sadece yönetmeye yardımcı oluyor, iyileştirmiyor?

Section titled “8. Tedaviler neden OLP’ı sadece yönetmeye yardımcı oluyor, iyileştirmiyor?”

OLP, önemli bir genetik bileşeni olan karmaşık, kronik, immün aracılı bir durumdur ve mevcut tedaviler öncelikle semptomatiktir. Rahatsızlığı giderebilirken, IFIH1 ve CASP8 gibi genleri içeren hastalığa neden olan altta yatan genetik ve immün disregülasyon, mevcut tedavilerle tam olarak ele alınmamaktadır ve bu da kesin bir tedaviye yol açmamaktadır.

9. Kardeşimde OLP var ama bende yok; bunun nedeni ne?

Section titled “9. Kardeşimde OLP var ama bende yok; bunun nedeni ne?”

Aynı aile genetiğine sahip olsanız bile, hastalık belirtilerinde bireysel farklılıklar olabilir. Bazı genetik yatkınlıkları paylaşsanız da, genetik varyantların belirli kombinasyonları (IFIH1 veya HLAallelleri gibi bazı genler farklı olabilir), çevresel tetikleyiciler ve yaşam tarzı seçimleri, OLP’nin bir kardeşte gelişip diğerinde gelişmemesini etkileyebilir.

10. Kronik sinüs sorunlarımın OLP ile bir ilgisi var mı?

Section titled “10. Kronik sinüs sorunlarımın OLP ile bir ilgisi var mı?”

İlginç bir şekilde, evet, oral liken planus ve kronik sinüzit arasında genetik korelasyonlar gözlemlenmiştir. Bu, bazı ortak altta yatan genetik faktörlerin veya immün yolların her iki duruma da duyarlılığı artırabileceğini düşündürmektedir. Görünüşte ilişkisiz sağlık sorunlarının bazen ortak biyolojik kökleri olabileceğini vurgulamaktadır.


Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler geldikçe güncellenebilir.

Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık hizmeti sağlayıcısına danışın.

[1] Reeve, M. P., et al. “Oral and non-oral lichen planus show genetic heterogeneity and differential risk for autoimmune disease and oral cancer.”Am J Hum Genet, vol. 111, no. 6, 2024, pp. 1047-1060.

[2] Laffont, S., and Gue´ry, J.-C. “Deconstructing the sex bias in allergy and autoimmunity: From sex hormones and beyond.”Adv. Immunol., vol. 142, 2019, pp. 35–64.

[3] Boch, K., et al. “Lichen planus.” Front. Med, vol. 8, 2021, p. 737813.

[4] Cassol-Spanemberg, J., Blanco-Carrion, A., Rodriguez-de Rivera-Campillo, M.E., Estrugo-Devesa, A., Jane-Salas, E., and Lopez-Lopez, J. (2018). Cutaneous, genital and oral lichen planus: A descriptive study of 274 patients. Med. Oral Patol. Oral Cir. Bucal 0–0.

[5] Giuliani, M., et al. “Rate of malignant transformation of oral lichen planus: A systematic review.”Oral Dis., vol. 25, 2019, pp. 693–709.

[6] Eisen, D., Carrozzo, M., Bagan Sebastian, J.-V., and Thongprasom, K. (2005). Number V Oral lichen planus: clinical features and management. Oral Dis. 11, 338–349.

[7] Gonza´lez-Moles, M.A´ ., et al. “Malignant transformation risk of oral lichen planus: A systematic review and comprehensive meta-analysis.”Oral Oncol., vol. 96, 2019, pp. 121–130.

[8] Ioannides, D., et al. “European S1 guidelines on the manage- ment of lichen planus: a cooperation of the European Derma- tology Forum with the European Academy of Dermatology and Venereology.” J. Eur. Acad. Dermatol. Venereol., vol. 34, 2020, pp. 1403–1414.

[9] Carcassi, C., et al. “The HLA-DRB1*0101 allele is responsible for HLA susceptibility to lichen ruber planus.” European Journal of Immunogenetics, vol. 21, 1994, pp. 425–429.

[10] Liu, W., et al. “Association of polymorphisms in Th1/Th2-related cytokines (IFN-g, TGFb1, IL-1b, IL-2, IL-4, IL-18) with oral lichen planus: A pooled analysis of case-control studies.”J. Dent. Sci., vol. 18, 2023, pp. 560–566.

[11] De Porras-Carrique, T., et al. “Autoimmune disorders in oral lichen planus: A systematic re- view and meta-analysis.”Oral Dis., vol. 29, 2023, pp. 1382–1394.

[12] Arias-Santiago, S., et al. “Cardiovascular risk factors in patients with lichen planus.”Am. J. Med., vol. 124, 2011, pp. 543–548.

[13] Nagao, Y., et al. “Genome-wide association study identifies risk variants for lichen planus in patients with hepatitis C virus infection.”Clin. Gastroenterol. Hepatol., vol. 15, 2017, pp. 937–944.e5.

[14] Alaizari, N.A., et al. “Hepatitis B vaccination and associated oral manifestations: a non-systematic review of literature and case reports.”Annals of Medical and Health Sciences Research, vol. 4, 2014, pp. 829–836.

[15] Atanaskova Mesinkovska, N., et al. “Association of lichen planopilaris with thyroid disease: a retrospective case-control study.”J. Am. Acad. Dermatol., vol. 70, 2014, pp. 889–892.

[16] Boyd, A.S., and Neldner, K.H. “Lichen planus.” J. Am. Acad. Dermatol., vol. 25, 1991, pp. 593–619.

[17] Alrashdan, M.S., Cirillo, N., and McCullough, M. “Oral lichen planus: a literature review and update.”Arch. Dermatol. Res., vol. 308, 2016, pp. 539–551.