Metabolik Sağlıklı Obezite
Obezite, aşırı vücut yağı birikimi ile karakterize edilir ve dünya çapında önemli bir halk sağlığı sorunudur ve tip 2 diabetes mellitus, hipertansiyon ve dislipidemi dahil olmak üzere çok sayıda kardiyometabolik hastalık için önemli bir risk faktörüdür.[1]Bununla birlikte, obez popülasyon içinde metabolik olarak sağlıklı obezite (MHO) olarak bilinen farklı bir fenotip bulunmaktadır. MHO’lu bireyler yüksek bir vücut kitle indeksini (VKİ ≥ 30 kg/m² veya daha yüksek, bazı çalışmalar Sınıf 2 veya 3 obeziteye, VKİ ≥ 35 kg/m²’ye odaklanmaktadır) korurlar, ancak obezite ile ilişkili tipik metabolik komplikasyonları göstermezler.[1] Bu alt grup, tüm obezitenin doğası gereği zararlı olduğu geleneksel görüşüne meydan okuyarak, metabolik sağlığı belirleyen faktörlerin daha karmaşık bir etkileşimini düşündürmektedir.
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Metabolik olarak sağlıklı obezitenin varlığı, onu metabolik olarak sağlıksız obeziteden ayıran altta yatan biyolojik mekanizmalara işaret etmektedir. Araştırmalar, genel vücut ağırlığının ötesindeki faktörlerin bu fenotipe katkıda bulunduğunu göstermektedir. Temel biyolojik ayrımlar arasında, MHO bireylerinin genellikle azalmış abdominal yağ kütlesine ve artmış gluteofemoral (kalça ve uyluk) yağ kütlesine sahip olmasıyla birlikte yağ dağılımındaki farklılıklar yer alır; bu da metabolik olarak koruyucu bir yağ deposu olarak kabul edilir.[2] MHO fenotipine katkıda bulunan diğer faktörler arasında lipodistrofi, adipogenez (yağ hücrelerinin oluşumu), inflamasyon ve mitokondriyal fonksiyon yer almaktadır.[2] Ayrıca, MHO’nun kritik bir bileşeninin koruyucu bir genetik yatkınlık olduğu düşünülmektedir.[1]Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), MHO fenotipiyle ilişkili tek nükleotid polimorfizmlerini (SNP’ler) ve genetik varyantları belirlemede etkili olmuştur.[2]Bu genetik içgörüler, obeziteye rağmen metabolik disfonksiyona karşı direnç sağlayan, potansiyel olarak diyet davranışı, lipid metabolizması, insülin duyarlılığı ve bağışıklık yanıtlarını içeren spesifik biyolojik yolları ortaya çıkarabilir.[1], [2]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Metabolik olarak sağlıklı obezitenin klinik önemi, obezitesi olan bireyler için risk sınıflandırmasını iyileştirme ve tedavi yaklaşımlarını kişiselleştirme potansiyelinde yatmaktadır. MHO’nun genetik ve biyolojik belirteçlerinin tanımlanması, kardiyometabolik komplikasyonlar için daha düşük acil risk taşıyan bireyleri, daha agresif müdahale gerektirenlerden ayırmaya yardımcı olabilir.[2]Bu anlayış, sağlık hizmeti sağlayıcılarına obezite ile ilişkili hastalıkları önleme ve yönetme konusunda hedefe yönelik stratejiler geliştirmede rehberlik edebilir ve “herkese uyan tek beden” yaklaşımının ötesine geçebilir. Ayrıca, vücut ağırlığından bağımsız olarak metabolik sağlığı iyileştirmeyi amaçlayan terapötik geliştirme için yeni hedefler sunar.[2]
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”Toplumsal bir bakış açısıyla, metabolik olarak sağlıklı obeziteyi anlamak, halk sağlığı mesajları ve obeziteyle ilişkili damgalanmayı azaltmak için önemli etkilere sahiptir. Obezitenin heterojenliğini vurgulayarak, metabolik sağlığın yalnızca BMI ile belirlenmediğini belirtir. Bu, kilo, sağlık ve yaşam tarzı hakkında daha nüanslı bir konuşmayı teşvik edebilir ve sadece vücut büyüklüğü yerine metabolik sağlık belirteçlerine odaklanmayı teşvik edebilir. Koruyucu bir genetik yapıya sahip bireyleri belirleyerek, MHO ile ilgili araştırmalar, insan metabolizması ve hastalık yatkınlığının daha geniş bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunur ve potansiyel olarak gelecekteki halk sağlığı kampanyalarını ve kişiselleştirilmiş tıp girişimlerini bilgilendirebilir.
Metodolojik ve İstatistiksel Sınırlamalar
Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Sınırlamalar”Metabolik olarak sağlıklı obezite (MHO) üzerine yapılan araştırmalar, bulguların güvenilirliğini ve genellenebilirliğini etkileyebilecek çeşitli metodolojik ve istatistiksel kısıtlamalarla karşı karşıyadır. Birçok çalışma, obezite riskinde küçük ila orta derecede artışlarla ilişkili genetik faktörleri tespit etme veya çeşitli metabolik fenotipleri karşılaştırırken anlamlı farklılıkları belirleme gücünü kısıtlayan sınırlı örneklem büyüklüklerinden muzdariptir.rs9028 bazı çalışmalarda doğrudan obezite veya metabolik hastalıkla ilişkilendirilmemiş olsa da, acı tat reseptör genlerindeki varyasyonların obezite riski, glikoz ve insülin homeostazı ve dolaşımdaki tiroid hormonu seviyeleri gibi faktörleri etkilediği bilinmektedir ve bu da değişen besin algısı veya diyet tercihleri yoluyla metabolik sağlık üzerinde dolaylı bir etkiye işaret etmektedir.[1] Benzer şekilde, TOX2 genindeki varyantlar, özellikle rs6093921 , metabolik olarak sağlıklı obezite için önem taşımaktadır.TOX2, hipotalamo-hipofiz-gonadal sistemde yer alan bir transkripsiyonel aktivatör görevi görür ve ifadesi, transkripsiyon faktörü TBX21’in düzenlenmesiyle ilişkilidir.[1] Araştırmalar, TBX21 eksikliği olan farelerin artmış yağ kütlesi geliştirdiğini ancak insülin duyarlılığının arttığını göstermektedir; bu da TOX2’deki azalmış ifadeye yol açan polimorfizmlerin, TBX21 seviyelerini etkileyerek dolaylı olarak metabolik olarak sağlıklı bir obez fenotipe katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir.[1] Ayrıca, rs2283208 ’nin bulunduğu KCNQ1geni, pankreas beta hücresi fonksiyonu ve insülin salgılanması için hayati öneme sahip bir potasyum kanalını kodlar; bu nedenle,KCNQ1’deki varyasyonlar, obezitesi olan bireylerde metabolik sağlığın temel belirleyicileri olan glikoz regülasyonunu ve insülin duyarlılığını etkileyebilir.
Diğer varyantlar, temel hücresel süreçlerde ve bağışıklık yanıtlarında yer alan genleri etkiler. Örneğin, rs6928576 , rs6902153 ve rs10945918 dahil olmak üzere QKI genindeki varyantlar, RN7SL366P psödogeninin yakınında bulunur. QKI, metabolik süreçler de dahil olmak üzere uygun hücresel fonksiyon ve gelişim için temel olan splaysing ve stabilite gibi çeşitli RNA işleme olayları için gerekli olan bir RNA bağlayıcı proteindir. Bu varyantlara bağlı olarak QKI aktivitesindeki değişiklikler, bu nedenle, obeziteye rağmen bir bireyin metabolik sağlık durumunu etkileyen, yağ dokusu fonksiyonu, enerji dengesi veya insülin sinyallemesinde yer alan gen ekspresyon yollarını etkileyebilir. Başka bir intergenik varyant olan rs9736016 , Y_RNA bölgesi ve CXCR5 geni arasında yer almaktadır.[1] CXCR5, öncelikle bağışıklık hücresi trafiğinde ve lenfoid organların gelişiminde yer alan bir kemokin reseptörüdür.[1] Kronik düşük dereceli inflamasyonun, metabolik olarak sağlıklı obeziteyi sağlıksız obeziteden ayıran önemli bir faktör olduğu göz önüne alındığında, CXCR5’e yakın varyasyonlar inflamatuar yanıtları modüle edebilir ve potansiyel olarak obez bireylerde daha sağlıklı bir metabolik profile katkıda bulunabilir.
Çeşitli ek varyantlar, intergenik bölgelerde veya psödogenler içinde yer almaktadır; bu da yakındaki fonksiyonel genler üzerinde düzenleyici etkiler oluşturabilir. Örneğin, rs7149926 , MAGOH3P ve BLZF2P psödogenleri arasındaki bölgede bulunur. Benzer şekilde, rs17573102 , UBL5P1 ve ZCCHC10P2 psödogenleri arasında yer alırken, rs2470315 CCDC179 - LINC02718 bölgesinde bulunur. LINC02718, kromatin yeniden şekillendirme ve transkripsiyonel kontrol dahil olmak üzere çeşitli mekanizmalar yoluyla gen ekspresyonunu düzenlediği bilinen bir molekül sınıfı olan uzun intergenik kodlayıcı olmayan bir RNA’dır. Ek olarak, rs11753543 ve rs9384860 varyantları SOCS5P5 - LINC02518 bölgesinde bulunurken, rs7635777 P2RY1 ve HMGN2P13arasında yer almaktadır. Bu tür genomik bölgeler, doğrudan proteinleri kodlamayanlar bile, gen ekspresyonunu modüle etmedeki ve obezite ve metabolik sağlık gibi karmaşık özellikleri etkilemedeki rolleri nedeniyle giderek daha fazla tanınmaktadır ve potansiyel olarak lipid metabolizmasını, glikoz homeostazını veya inflamatuar yolları etkilemektedir.[3]Bu varyantlar, düzenleyici elementleri veya kodlayıcı olmayan RNA fonksiyonunu değiştirerek, antropometrik özellikler için yeni lokusları tanımlayan genom çapında ilişkilendirme çalışmalarında gözlemlendiği gibi, obezite varlığında bile metabolik sağlığın korunmasına katkıda bulunarak metabolik süreçleri ince bir şekilde değiştirebilir.[4]
Kavramsallaştırma ve Temel Tanım
Section titled “Kavramsallaştırma ve Temel Tanım”Metabolik olarak sağlıklı obezite (MHO), obezitenin daha geniş spektrumunda, tip 2 diyabet, dislipidemi veya hipertansiyon gibi tipik ilişkili kardiyometabolik komplikasyonlar olmaksızın obezitenin varlığı ile karakterize edilen farklı bir fenotipi tanımlar.[1]Bu kavramsallaştırma, adipozite ile metabolik hastalık arasındaki doğrudan bağlantıya meydan okuyarak, bazı bireylerin aşırı vücut yağına rağmen metabolik sağlığı korumalarını sağlayan koruyucu bir mekanizmaya veya genetik yatkınlığa sahip olduğunu öne sürmektedir.[1] Bu direncin altında yatan kesin biyolojik mekanizmalar tam olarak aydınlatılmamış olsa da, araştırmalar azalmış abdominal yağ kütlesi, artmış gluteofemoral yağ kütlesi ve lipodistrofi, adipogenez, inflamasyon ve mitokondriyal fonksiyondaki farklılıklar gibi faktörlerle ilişkileri göstermektedir.[2] MSO’nun varlığı, adipozite ile fiziksel bir özellik olarak metabolik sonuçları arasındaki kritik bir ayrımı vurgulayarak, obezitenin tek tip patojenik bir durum olarak yeniden değerlendirilmesini teşvik etmektedir. Bu fenotip, genellikle obeziteye bağlı hastalıklara karşı potansiyel olarak koruyucu bir genetik yapıya sahip genel popülasyonun bir alt grubunu temsil ettiği düşünülmektedir.[1]MSO’nun tanınması, obezitenin heterojenliğini anlamak ve sağlığın bir göstergesi olarak yalnızca Vücut Kitle İndeksi’ne (BMI) odaklanmanın ötesine geçerek, önleme ve tedaviye yönelik daha kişiselleştirilmiş yaklaşımlar geliştirmek için önemlidir.
Operasyonel Tanımlar ve Tanı Kriterleri
Section titled “Operasyonel Tanımlar ve Tanı Kriterleri”Metabolik olarak sağlıklı obezitenin operasyonel tanımları tipik olarak ikili bir değerlendirme içerir: Vücut Kitle İndeksi’ne (VKİ) dayalı bir obezite kriteri ve bir panel klinik biyobelirtece dayalı bir metabolik sağlık kriteri. Avrupa kökenli bireyler için obezite yaygın olarak VKİ ≥ 30 kg/m² olarak tanımlanır ve ayrıca Sınıf 1 (30 ila < 35 kg/m²), Sınıf 2 (35 ila < 40 kg/m²) ve Sınıf 3 (≥ 40 kg/m²) olarak sınıflandırılır.[1]Buna karşılık, Asya-Pasifik bölgesindeki popülasyonlar, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Obezite Görev Gücü’nün bölgesel kılavuzlarına uygun olarak, genellikle obeziteyi VKİ ≥ 25 kg/m² olarak tanımlayan daha düşük bir eşik kullanır.[2]Bu farklılıklar, obezite fenotiplerini tanımlamada popülasyona özgü antropometrik kriterlerin önemini vurgulamaktadır.
Metabolik sağlık bileşeni genellikle kardiyometabolik risk faktörlerinin yokluğu veya sınırlı sayıda olması ile belirlenir. Yaygın bir araştırma kriteri, metabolik olarak sağlıklı bir bireyi, aşağıdaki dört metabolik özellikten ikisinden daha azına sahip olarak tanımlar: yüksek kan basıncı (sistolik/diyastolik kan basıncı ≥ 130/85 mm Hg veya antihipertansif ilaç kullanıyor olmak), bozulmuş açlık plazma glukozu (≥ 100 mg/dL, diabetes mellitus tanısı ve/veya antidiyabetik ilaç kullanıyor olmak), yüksek plazma trigliseritleri (≥ 150 mg/dL) ve düşük yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol (HDL-C) (erkeklerde < 40 mg/dL veya kadınlarda < 50 mg/dL).[2] Bu tanı eşikleri tipik olarak, bireyleri farklı metabolik fenotiplere ayırmak için glukoz, trigliseritler ve HDL-C için gece boyunca açlık kan örnekleri ile birlikte kan basıncı ölçümleri yoluyla değerlendirilir.[2]
Sınıflandırma Sistemleri ve Adlandırma
Section titled “Sınıflandırma Sistemleri ve Adlandırma”Metabolik olarak sağlıklı obezite kavramı, bireyleri hem BMI’larına hem de metabolik durumlarına göre sınıflandıran daha geniş sınıflandırma sistemlerine entegre edilmiştir ve sağlık risklerinin daha nüanslı bir şekilde anlaşılmasını sağlar. Yaygın olarak kullanılan bir çerçeve, bireyleri dört farklı fenotipe ayırır: metabolik olarak sağlıklı normal kilolu (MHNW), metabolik olarak sağlıksız normal kilolu (MUHNW), metabolik olarak sağlıklı obez (MHO) ve metabolik olarak sağlıksız obez (MUHO).[2] Bu kategorik yaklaşım, vücut kompozisyonu ve metabolik sağlık arasındaki karmaşık etkileşimin incelenmesine olanak tanır ve metabolik sağlığın kilo durumundan bağımsız olarak değişebileceğini ortaya koyar.[2] Birincil terminoloji olan “Metabolik Olarak Sağlıklı Obez” (MHO), bu spesifik alt grubu tanımlamak için bilimsel literatürde yaygın olarak kabul edilmektedir.[1]İlgili tanımlayıcı ifadeler arasında “metabolik olarak sağlıklı ancak önemli ölçüde obez olan bireyler” ve “kardiyometabolik hastalıklar olmaksızın obezite” yer alır ve fenotipin temel özelliklerini vurgular.[1] Bu adlandırma, MHO’yu, aşırı adipozitenin metabolik disregülasyonla birlikte görüldüğü metabolik olarak sağlıksız obeziteden (MUHO) ve ayrıca metabolik işlev bozukluğunun sadece obeziteye özgü olmadığını vurgulayan metabolik olarak sağlıksız normal kilodan (MUHNW) ayırmaya yardımcı olur.[2] MHO’nun genel popülasyon içinde belirli bir alt grup olarak tanınması, potansiyel genetik ilişkilendirmeleri ve kardiyometabolik hastalıkla ilgili koruyucu genotipleri araştırmak için önemini vurgulamaktadır.[1]
Obezitede Metabolik Sağlığın Genetik Temelleri
Section titled “Obezitede Metabolik Sağlığın Genetik Temelleri”Metabolik olarak sağlıklı obezite (MHO), bireyin genetik yapısından önemli ölçüde etkilenir ve tipik olarak obezite ile ilişkili kardiyometabolik komplikasyonlara karşı koruyucu bir genetik yatkınlık olduğunu düşündürür. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), MHO fenotipi ile bağlantılı çok sayıda tek nükleotid polimorfizminin (SNP) tanımlanmasında etkili olmuştur. Örneğin, kardiyometabolik hastalığı olmayan önemli ölçüde obez kadınlara odaklanan bir çalışma, beslenme davranışı, obezite, kardiyometabolik hastalık ve nöroimmün fonksiyonu etkileyen genlerle ilişkili 89 SNP tanımlamıştır.[1] Bu bulgular, MHO bireylerini metabolik olarak sağlıksız obezitesi olanlardan ayıran karmaşık genetik yapının altını çizmektedir.
Spesifik genler, metabolik yollarda önemli roller oynar ve bazı varyantlar, metabolik fenotipler arasında farklı ilişkiler gösterir. Örneğin, GCKR, ABCB11, CDKAL1, CDKN2B, NT5C2 ve APOC1, normal kilolu bireylerde metabolik olarak sağlıksız fenotiplerle bağlantılıdır, ancak obezitesi olanlarda değildir.[2] GCKR ve CDKAL1 gibi genler, glukoz ve insülin metabolizması için özellikle önemlidir; GCKRglukokinaz aktivitesini ve insülin salgılanmasını modüle ederken,CDKAL1 normal mitokondriyal fonksiyon ve yağ dokusu morfolojisi için gereklidir.[2] Tersine, lipid metabolizmasında rol oynayan LPL, APOA5 ve CETP, obez bireylerde metabolik olarak sağlıksız fenotiplerle ilişkilidir.[2] Çok sayıda kalıtsal varyantın etkileşime girdiği bu karmaşık poligenik yapı, obeziteye rağmen bireyin benzersiz metabolik sağlık profiline katkıda bulunur.[2]
Yağ Dokusu Fizyolojisi ve Hücresel Mekanizmalar
Section titled “Yağ Dokusu Fizyolojisi ve Hücresel Mekanizmalar”Belirli genetik varyantların ötesinde, yağ dokusunun fizyolojik özellikleri ve hücresel fonksiyonları, obez bireylerde metabolik sağlığı belirlemede çok önemlidir. Metabolik olarak sağlıklı fenotip için önemli bir ayırt edici faktör, artmış gluteofemoral yağ kütlesi ile birlikte azalmış bir abdominal yağ kütlesidir.[2] Bu farklı yağ dağılımı, lipodistrofi, adipogenez, inflamasyon ve mitokondriyal fonksiyon gibi süreçlerle birlikte, MHO fenotipine önemli katkıda bulunan faktörler olarak rapor edilmektedir.[2] Örneğin, CDKAL1 geni, genetik yatkınlığı bu önemli hücresel mekanizmalara bağlayarak, normal mitokondriyal morfolojiyi ve yağ dokusu fonksiyonunu korumada doğrudan rol oynar.[2]Ayrıca, obezite serum hs-CRP konsantrasyonlarının kanıtladığı gibi inflamasyonla ilişkili olabilirken, MHO bireylerindeki spesifik inflamatuvar profiller büyük olasılıkla korunmuş metabolik sağlıklarına katkıda bulunur.[2]
Çevresel ve Yaşam Tarzı Etkileri
Section titled “Çevresel ve Yaşam Tarzı Etkileri”Çevresel faktörler ve yaşam tarzı seçimleri hem obezitenin gelişmesine hem de bir bireyin metabolik sağlık durumunun düzenlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunur. Hareketsiz yaşam tarzı, yetersiz uyku alışkanlıkları ve kötü beslenme alışkanlıkları gibi değiştirilebilir faktörler, genel obezite salgınının yaygın olarak kabul edilen nedenleridir.[1]Ek olarak, daha az değiştirilebilir sosyoekonomik faktörler ve uygun beslenmenin mevcudiyeti de obezite prevalansında rol oynar.[1]Günlük enerji alımı ve kızartılmış yiyeceklerin tüketimi de dahil olmak üzere belirli beslenme düzenleri, artan obezite riski ile pozitif olarak ilişkilendirilmiştir.[2]Ayrıca, yaş ve cinsiyet gibi değiştirilemeyen demografik faktörlerin obezite gelişimini etkilediği bilinmektedir ve bu da obez bireylerde gözlemlenen metabolik sağlık profiline karmaşıklık katmaktadır.[1]
Gen-Çevre Etkileşimleri ve Epigenetik Modülasyon
Section titled “Gen-Çevre Etkileşimleri ve Epigenetik Modülasyon”Bireyin genetik altyapısı ve çevresi arasındaki etkileşim, metabolik olarak sağlıklı obezitenin (MHO) ortaya çıkmasında kritik bir faktördür. Gen-çevre etkileşimleri, obezite gelişiminin çoğu örneğinde temel olarak kabul edilir; burada genetik yatkınlıklar, dış faktörler tarafından şiddetlendirilebilir veya hafifletilebilir.[1]Çalışmalar, genetik faktörlerin, hem obezite riskini hem de metabolik sendroma yatkınlığı etkilemek için diyet örüntüleri ve fiziksel aktivite gibi çevresel unsurlarla etkileşime girdiğini göstermektedir.[2]Bu dinamik etkileşim, yaşam tarzı seçimlerinin ve çevresel maruziyetlerin genetik yatkınlıkların ifadesini nasıl değiştirebileceğini ve potansiyel olarak obeziteye rağmen metabolik sağlığın korunmasını nasıl açıklayabileceğini vurgulamaktadır.[2]Gelişimsel ve epigenetik faktörler, altta yatan DNA dizisini değiştirmeden gen ekspresyonunu etkileyerek MHO fenotipine daha da katkıda bulunur. DNA metilasyonu ve histon modifikasyonları dahil olmak üzere epigenetik mekanizmalar, adipoz morfolojisini ve fonksiyonunu düzenleyebilir, böylece metabolik sağlığı etkileyebilir.[5] Genellikle erken yaşam deneyimlerinden ve çevresel maruziyetlerden etkilenen bu modifikasyonlar, metabolik yollarda ve hücresel fonksiyonlarda uzun vadeli değişikliklere yol açabilir ve obez bireyler arasında metabolik sağlıkta gözlemlenen değişkenliğe katkıda bulunabilir.
Metabolik Olarak Sağlıklı Obezite Fenotipi
Section titled “Metabolik Olarak Sağlıklı Obezite Fenotipi”Metabolik olarak sağlıklı obezite (MHO), tipik olarak Sınıf 2 veya 3 obezite olarak sınıflandırılan yüksek vücut kitle indeksine (VKİ) (VKİ ≥ 35 kg/m2) sahip olmalarına rağmen, tip 2 diyabet, dislipidemi veya hipertansiyon gibi yaygın kardiyometabolik hastalıkları sergilemeyen bireylerin farklı bir alt grubunu tanımlar.[1] Bu fenomen, bu bireylerin aşırı adipoziteye rağmen metabolik sağlıklarını korumalarını sağlayan koruyucu bir genetik yatkınlık olduğunu düşündürmektedir.[1]Metabolik olarak sağlıklı obezitenin (MSO) altında yatan biyolojik mekanizmaları anlamak, risk altındaki bireyleri belirlemek ve obezite ile ilişkili komplikasyonlar için hedeflenmiş önleme stratejileri geliştirmek açısından çok önemlidir.[2]MSO kavramı, bazı çalışmaların kardiyovasküler hastalık gibi olumsuz sonuçlar için artan bir risk olduğunu öne sürdüğü, diğerlerinin ise koruyucu bir faydayı desteklediği devam eden bilimsel bir tartışma konusu olmuştur.[1] Bu karmaşıklık, MSO’lu bireyleri metabolik olarak sağlıksız obezitesi olanlardan (MUHO) ayıran moleküler, genetik ve fizyolojik faktörlerin kapsamlı bir şekilde araştırılması ihtiyacını vurgulamaktadır.[1]Bu tür araştırmalar, obezite varlığında metabolik disfonksiyona karşı direnç sağlayan homeostatik mekanizmaları ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.[2]
Metabolik Sağlık Üzerindeki Genetik ve Epigenetik Etkiler
Section titled “Metabolik Sağlık Üzerindeki Genetik ve Epigenetik Etkiler”Genetik mekanizmalar, bir bireyin obeziteye ve onunla ilişkili metabolik komplikasyonlara yatkınlığının belirlenmesinde önemli bir rol oynar.[6]Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), metabolik olarak sağlıklı obez fenotipiyle bağlantılı tek nükleotid polimorfizmlerini (SNP’ler) belirlemede etkili olmuştur; bir çalışma, metabolik olarak sağlıklı obez kadınlardan oluşan bir kohortta istatistiksel olarak anlamlı 89 SNP tanımlamıştır.[1]Bu genetik varyantlar, genellikle beslenme davranışı, kardiyometabolik hastalık yatkınlığı ve hatta nöroimmün süreçler dahil olmak üzere çeşitli işlevleri etkileyen biyolojik yollarda yer alan genlerle ilişkilidir.[1] Belirli genler ve varyantları, MHO’da gözlemlenen metabolik profile katkıda bulunur. Örneğin, LPL, APOA5 ve CETP gibi lipid metabolizması ile ilgili genler, hem normal kilolu hem de obez bireylerde metabolik olarak sağlıksız fenotiplerle ilişkilendirilmiştir.[2] GCKR, CDKAL1 ve CDKN2Bdahil olmak üzere diğer genler, insülin ve glikoz metabolizması ile bağlantılıdır ve varyantları glikoz dengesini ve insülin salgılanmasını etkileyebilir.[2] Altta yatan DNA dizisini değiştirmeden gen ekspresyonundaki değişiklikleri içeren epigenetik modifikasyonlar da obeziteye katkıda bulunan faktörler olarak kabul edilmektedir ve bu da işleyen karmaşık düzenleyici ağları daha da vurgulamaktadır.[7]Ayrıca, gen-çevre etkileşimlerinin çoğu durumda obezitenin gelişimi için zorunlu olduğu düşünülmektedir; bu da genetik yatkınlıkların, bir bireyin metabolik gidişatını şekillendirmek için yaşam tarzı faktörleriyle etkileşime girdiğini göstermektedir.[1]
Yağ Dokusu Yeniden Şekillenmesi ve Yağ Dağılımı
Section titled “Yağ Dokusu Yeniden Şekillenmesi ve Yağ Dağılımı”Yağ dokusunun dağılımı ve fonksiyonu, obez bireylerde metabolik sağlığın kritik belirleyicileridir. Metabolik olarak sağlıklı fenotip ile ilişkili önemli bir özellik, artmış gluteofemoral yağ kütlesi ile birlikte azalmış bir abdominal yağ kütlesidir.[2] Aksine, yüksek abdominal yağ ve düşük gluteofemoral yağ, metabolik olarak sağlıksız fenotipe katkıda bulunur ve yağ depolamasının organa özgü etkilerini vurgular.[2] Bu farklı yağ dağılımı, yağ hücresi oluşumu süreci olan adipogenezin ve anormal yağ dağılımını içeren lipodistrofinin farklı örüntülerini yansıtır ve her ikisi de MHO fenotipine önemli katkıda bulunan faktörler olarak rapor edilmiştir.[2] Yağ dokusu içindeki hücresel fonksiyonlar, sağlıklı genişleme ve lipid depolama kapasitesi dahil olmak üzere, sistemik metabolik homeostaz için çok önemlidir. Örneğin, CDKAL1 geni sadece insülin yanıtını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda normal mitokondriyal morfoloji ve genel yağ dokusu fonksiyonu için de gereklidir.[2] Yağ dokusunun lipidleri verimli bir şekilde depolama, adipokin salgısını düzenleme ve düşük bir inflamatuar durumu sürdürme yeteneği, artmış genel vücut yağı bağlamında bile insülin direncine ve diğer metabolik düzensizliklere karşı koruma sağlayabilir.[2]
Metabolik Dayanıklılığın Moleküler ve Hücresel Mekanizmaları
Section titled “Metabolik Dayanıklılığın Moleküler ve Hücresel Mekanizmaları”MHO bireylerde gözlemlenen metabolik dayanıklılık, besin işlenmesini ve enerji homeostazını etkin bir şekilde yöneten iyi işleyen moleküler ve hücresel yollardan kaynaklanmaktadır. Bunun merkezinde, sağlam glukoz ve insülin metabolizma yolları bulunmaktadır. Glukokinaz aktivitesinin bir düzenleyicisini kodlayanGCKR proteini gibi temel biyomoleküller, glukoz dengesini ve glukoz uyarılı insülin salgılanmasını düzenler.[2] Benzer şekilde, CDKAL1, proinsülin dönüşümünde ve glukoz stimülasyonu üzerine insülin yanıtında rol oynarken,CDKN2B de glukoz metabolizmasında rol oynar.[2] Bu süreçlerin etkin bir şekilde düzenlenmesi, metabolik disfonksiyonun belirtileri olan hiperglisemi ve insülin direncini önler.
Glukozun ötesinde, lipid metabolizması MHO bireylerde sıkı bir şekilde kontrol edilir ve LPL, APOA5 ve CETP gibi kritik proteinleri ve enzimleri içerir.[2] LPL, lipolizin önemli bir düzenleyicisi olarak işlev görür ve düzgün işlevi, insülin direnci ve ateroskleroz arasındaki bağlantıyı hafifletebilir.[2] Ayrıca, hücresel enerji üretimi için gerekli olan mitokondriyal fonksiyon, MHO fenotipine önemli bir katkıda bulunur ve CDKAL1 gibi genler, yağ dokusu içindeki normal mitokondriyal morfolojinin korunması için hayati öneme sahiptir.[2] Düşük serum hs-CRP konsantrasyonları ile belirtilen kronik düşük dereceli inflamasyonun olmaması da metabolik olarak sağlıklı duruma katkıda bulunur, çünkü inflamasyon metabolik hastalığın önemli bir itici gücüdür.[2] Son olarak, MC4R ve BDNF’deki varyantlar gibi belirli genetik faktörler, iştahı ve beslenme davranışını düzenleyerek obezite riskini etkileyebilir ve genel metabolik dengeye katkıda bulunabilir.[2]
Yağ Dokusu Yeniden Şekillenmesi ve Enerji Homeostazı
Section titled “Yağ Dokusu Yeniden Şekillenmesi ve Enerji Homeostazı”Metabolik olarak sağlıklı obezite (MHO), abdominal yağ kütlesinin azalması ve gluteofemoral yağ kütlesinin artması ile karakterize benzersiz bir yağ dokusu profili ile tanımlanır ve bu özellikler metabolik sağlık için kritiktir.[2] Bu sağlıklı fenotip aynı zamanda güçlü adipogenez ve optimal mitokondriyal fonksiyon ile de bağlantılıdır ve adipositler içinde verimli enerji metabolizması ve depolama kapasitesine işaret etmektedir.[2] FTO ve MC4R gibi genlerdeki genetik varyasyonların adipozite ve vücut kütlesini etkilediği bilinmektedir; PFKFB3-aracılı glikoliz gibi spesifik yolaklar da yağ dokusu gelişimi ve fonksiyonunu etkileyebilen damar filizlenmesi gibi süreçlerde rol oynamaktadır.[8], [9], [10], [11] Ayrıca, miRNA-32 gibi spesifik mikroRNA’lar, kahverengi yağ termogenezini tetiklemekte ve subkutan beyaz yağ dokusunu trans-aktive ederek, metabolik esnekliğe ve MHO bireylerinde enerji harcamasına katkıda bulunmaktadır.[12] Obeziteye rağmen metabolik sağlığın korunması için spesifik metabolik yollar çok önemlidir. GCKRgibi genler, glukokinaz aktivitesinin düzenlenmesinde rol oynar ve bu da glukoz dengesi ve glukozla uyarılan insülin salgılanması için gereklidir.[2] GCKR’deki varyantlar, insülin ve açlık glikoz seviyelerini ve ayrıca trigliserit metabolizmasını etkileyebilir.[2] Benzer şekilde, CDKAL1proinsülin dönüşümü ve insülin yanıtı için kritiktir ve normal mitokondriyal morfolojinin ve yağ dokusu fonksiyonunun korunmasında hayati bir rol oynar; bu da obezite bağlamında verimli enerji işlenmesi ve metabolik disfonksiyonun önlenmesi için önemlidir.[2] Bu genlerin ve ürünlerinin etkileşimi, metabolik olarak sağlıklı obez bireyleri sağlıksız obez bireylerden ayıran metabolik düzenlemeye ve akış kontrolüne katkıda bulunarak, metabolik sağlığı sürdüren telafi edici mekanizmaları vurgulamaktadır.
Enflamatuvar ve İmmün Sinyalizasyon Yolları
Section titled “Enflamatuvar ve İmmün Sinyalizasyon Yolları”Enflamasyon, metabolik olarak sağlıklı ve sağlıksız fenotipler arasındaki ayrımda önemli bir katkıda bulunmaktadır.[2] Kemokin CCL2 (aynı zamanda MCP-1 olarak da bilinir), monositleri yağ dokusuna çekerek insülin direnci, inflamasyon ve obezitede merkezi bir rol oynar.[13] Kemokinler için Duffy antijen reseptörü (DARC), dolaşımdaki MCP-1 ve diğer inflamatuvar mediyatörlerin konsantrasyonlarını düzenlemede rol oynar ve obez bireylerde inflamatuvar yanıtı modüle etmedeki önemini gösterir.[14] Visseral ve subkutanöz yağ dokusu içindeki CC kemokin ve CC kemokin reseptör profillerindeki değişiklikler obezitede gözlemlenir ve çeşitli yağ depolarında farklı inflamatuvar sinyalizasyona işaret eder.[15] İmmün hücreler de obezitede metabolik sağlık durumuna katkıda bulunur. Örneğin, bir C-tipi lektin reseptörü olan KLRB1 (NKR-P1A), NK ve T lenfositlerinin alt kümeleri tarafından ifade edilir ve ifadesinin BMI ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.[1], [16] Mukozayla ilişkili değişmeyen T (MAIT) hücrelerinde CD161ekspresyonundaki değişiklikler, mukozal bağışıklık ve bağırsak mikrobiyota homeostazında değişikliklere yol açabilir ve bu da diyet metabolizmasını etkiler.[1] Ayrıca, bir APRO ailesi üyesi olan Tob’un, immünolojik sükuneti ve tümör baskılanmasını düzenlediği bilinmektedir ve metabolik stres altında hücresel ve doku sağlığını korumada bir rolü olduğunu düşündürmektedir.[17] Obezitede çözünür interlökin 1 reseptör aksesuar proteininin plazma seviyelerindeki azalma da inflamatuvar sinyalizasyon yollarında bir düzensizliğe işaret etmektedir.[18]
Metabolizmanın Genetik ve Epigenetik Modülatörleri
Section titled “Metabolizmanın Genetik ve Epigenetik Modülatörleri”Metabolik olarak sağlıklı obez fenotip, genellikle obezite ile ilişkili hastalıklara karşı koruyucu bir genetik yatkınlık içerir.[19]Tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) dahil olmak üzere genetik varyasyonlar, beslenme davranışını etkileyen ve metabolik hastalık gelişimine karşı koruma sağlayan biyolojik yollarda yer alan genlerle ilişkilidir.[19] Doğrudan gen dizilerinin ötesinde, psödogenler gibi düzenleyici mekanizmalar, ceRNA ağları yoluyla parental gen ekspresyonunu düzenleyerek rol oynar ve MHO’da gen düzenlemesine bir karmaşıklık katmanı ekler.[20]Post-translasyonel modifikasyonlar ve leptin ileHSP70 arasındaki korelasyon gibi protein modifikasyonları da, özellikle tip 2 diyabet gibi durumlarda karmaşık düzenleyici ortama katkıda bulunur.[21]Epigenetik modifikasyonların, obezite ve metabolik sağlık durumunun gelişiminde giderek daha önemli olduğu kabul edilmektedir.[22], [23] Bu mekanizmalar, altta yatan DNA dizisini değiştirmeden gen aktivitesini değiştirebilen gen ekspresyonunu, genetik damgalanmayı, histon modifikasyonunu ve kromatin dinamiğini kapsar.[7], [24]Obezojenler olarak bilinen kirleticiler de dahil olmak üzere çevresel faktörler, bu epigenetik değişiklikleri tetikleyebilir, böylece metabolik yolları etkileyebilir ve obezite fenotipine katkıda bulunabilir.[25]Ayrıca, insan obezite lokuslarında alternatif uçbirleştirmenin düzenlenmesi, protein çeşitliliği ve fonksiyonu üzerinde dinamik bir kontrol olduğunu ve çeşitli metabolik ve sinyal yollarını etkilediğini göstermektedir.[26] Yağ dokusunda koekspresyon ağı analizi, metabolik sendrom için düzenleyici genetik lokusları ortaya çıkarmış ve bu genetik ve epigenetik kontrollerin sistem düzeyinde entegrasyonunun altını çizmiştir.[27]
Organlar Arası İletişim ve Sistemik Düzenleme
Section titled “Organlar Arası İletişim ve Sistemik Düzenleme”Obez bireylerde metabolik sağlığın korunması, karmaşık organlar arası iletişim ve sistemik düzenleyici ağları içerir. Örneğin, tiroid hormonu yolu, genel metabolizmada önemli bir rol oynar ve bu yoldaki genlerdeki genetik varyantlar, serum TSH ve FT4 seviyeleri ile ilişkilendirilmiştir.[28]Bu yoldaki düzensizlik, sistemik metabolik sonuçlara yol açabilir. Bir diğer kritik sinyal molekülü ise vazoaktif intestinal peptid (VIP) olup, obezite için önemli olduğu tespit edilmiştir ve bu da daha geniş metabolik düzenleme ve yol etkileşimine katılımını düşündürmektedir.[29]Endokrin ve peptiderjik sinyalleşmenin ötesinde, bağırsak mikrobiyotası konak metabolizmasında rol oynar ve homeostazındaki değişiklikler, potansiyel olarak MAIT hücreleri gibi bağışıklık hücrelerinden etkilenerek, diyet metabolizmasındaki değişiklikler olarak kendini gösterebilir.[1] Genetik bileşenler ayrıca metabolizmayı etkileyen sinirsel sinyallemeyi de etkiler; örneğin, GRIN gen ailesinin bir üyesi olan GRIN2A, kimyasal mesajlar için reseptörler oluşturan proteinleri kodlar ve bu da merkezi sinir sisteminin metabolik kontroldeki rolünü vurgular.[1] Çeşitli organ sistemleri arasındaki karmaşık etkileşim, bu sinyalleşme ve metabolik yollar aracılığıyla, ortaya çıkan metabolik fenotipi belirleyen hiyerarşik bir düzenleme oluşturur ve metabolik olarak sağlıksız durumları yönetmek için potansiyel terapötik hedefler sunar.
Fenotipik Karakterizasyon ve Tanısal Yarar
Section titled “Fenotipik Karakterizasyon ve Tanısal Yarar”Metabolik olarak sağlıklı obezite (MHO), obezite ile sıklıkla ilişkili tipik kardiyometabolik komplikasyonlar olmaksızın aşırı adipozite ile karakterize edilen farklı bir fenotiptir.[2]Evrensel olarak kabul görmüş standart bir tanım olmamasına rağmen, MHO genellikle obez olan ancak tip 2 diyabet, hipertansiyon veya dislipidemi gibi metabolik anormallikleri olmayan bireyleri ifade eder.[2]Bu fenotipik ayrım, önemli bir tanısal yarar sağlar, çünkü MHO olarak sınıflandırılan bireyler, metabolik olarak sağlıksız obez (MUHO) benzerlerine kıyasla önemli ölçüde daha düşük hipertansiyon ve diyabet prevalansı ve daha elverişli kardiyometabolik değişkenler sergiler.[2] MHO’yu tanımak, klinisyenlerin vücut kitle indekslerine rağmen şu anda farklı bir metabolik risk profili sunan bireyleri ayırt etmelerini sağlar; bu da uygun başlangıç risk değerlendirmesi ve hasta danışmanlığı için çok önemlidir.
MHO prevalansı, kullanılan tanı kriterlerine bağlı olarak değişebilir ve çalışmalar ABD’deki obez bireylerin yaklaşık %31,7’sinde ve Kore’de %33-48’inde MHO olduğunu bildirmektedir.[2] Örneğin, bazı araştırmalar kardiyometabolik hastalığın herhangi bir belirtisinden arınmış (ilgili ilaçları kullananlar veya ilgili durum öyküsü olanlar dahil) şiddetli obez bireylere (VKİ ≥ 35 kg/m2) odaklanmıştır.[1] Bu dikkatli fenotipleme, hastaları doğru bir şekilde sınıflandırmak, mevcut sağlık durumları ve potansiyel gelecek riskleri hakkında daha nüanslı tartışmalar sağlamak için kapsamlı bir klinik değerlendirmenin önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, obeziteye rağmen metabolik sağlığa katkıda bulunan faktörleri anlamak (örneğin, azalmış abdominal yağ kütlesi ve artmış gluteofemoral yağ kütlesi veya farklı lipodistrofi, adipogenez, inflamasyon ve mitokondriyal fonksiyon örüntüleri), hedeflenmiş tanısal belirteçler geliştirmek için hayati önem taşır.[2]
Genetik İçgörüler ve Kişiselleştirilmiş Risk Sınıflandırması
Section titled “Genetik İçgörüler ve Kişiselleştirilmiş Risk Sınıflandırması”Metabolik olarak sağlıklı obezitenin tanımlanması, altta yatan genetik yapısının incelenmesini teşvik etmiş ve MHO bireylerin obezite ile ilişkili hastalıklara karşı koruyucu bir genetik yatkınlığa sahip olabileceğini düşündürmektedir.[1]Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS’lar), MHO fenotipiyle ilişkili tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) dahil olmak üzere genetik varyantları belirlemek için kullanılmıştır.[2]Örneğin, araştırmalar MHO ile bağlantılı çok sayıda SNP tanımlamıştır; bunların bazıları beslenme davranışını etkileyen genlerle, diğerleri ise obezite, kardiyometabolik hastalık veya nöroimmün hastalıkla ilişkilidir.[1] Bu genetik içgörüler, kişiselleştirilmiş risk sınıflandırması için çok önemlidir, çünkü obez ve normal kilolu popülasyonlarda, klinik belirtiler ortaya çıkmadan önce bile, daha yüksek metabolik riske sahip bireyleri belirleme potansiyeli sunarlar.[2] MHO ile ilişkili spesifik genetik belirteçlerin keşfi, kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarının geliştirilmesine rehberlik edebilir ve sonuçların daha kesin tahminlerine ve özel önleme stratejilerine olanak tanır. Bu bulgular daha büyük kohortlarda doğrulanmayı gerektirse de, bazı bireylerin neden aşırı kiloya rağmen metabolik olarak sağlıklı kaldığını anlamak için zemin hazırlamaktadır.[2]Bu tür genetik profilleme, risk modellerini iyileştirmek, erken müdahalelerden en çok fayda sağlayabilecek bireyleri veya tersine, BMI’lerine rağmen agresif tıbbi tedaviye ihtiyaç duymayanları belirlemek için geleneksel klinik değerlendirmeleri tamamlayabilir. Koruyucu bir genetik profili ayırt etme yeteneği, klinisyenlerin riski nasıl değerlendirdiğini ve bir bireyin benzersiz genetik yatkınlığına dayalı olarak yaşam tarzı değişiklikleri veya farmakolojik tedaviler hakkında nasıl rehberlik sunduğunu dönüştürebilir.[1]
Prognostik Değer ve Terapötik Etkiler
Section titled “Prognostik Değer ve Terapötik Etkiler”MHO fenotipi, uzun dönemli sonuçların ve hastalık ilerlemesinin tahminlerini etkileyen önemli bir prognostik değere sahiptir. MHO’lu bireyler şu anda metabolik komplikasyonlara sahip olmasa da, bu sağlıklı metabolik durumun uzun vadeli gidişatı ve istikrarı devam eden araştırma alanlarıdır.[1] Bununla birlikte, mevcut kanıtlar MHO’lu bireylerin, metabolik olarak sağlıksız obez bireylere kıyasla daha az insülin direnci gösterdiğini ve kısa ila orta vadede koruyucu bir fayda sağladığını göstermektedir.[1]Bu ayrım, tedavi seçimini ve izleme stratejilerini yönlendirmek için kritiktir, çünkü obezite yönetimine “herkese uyan tek beden” yaklaşımının uygun olmayabileceğini düşündürmektedir.
MHO’lu bireylerde metabolik sağlığı koruyan mekanizmaları anlamak; örneğin, uygun yağ dağılımı veya benzersiz inflamatuar profiller gibi, kardiyometabolik hastalıklar için yeni terapötik hedeflerin ve önleme stratejilerinin geliştirilmesine katkıda bulunabilir.[2] Örneğin, bu koruyucu faktörlere ilişkin içgörüler, diğer obez bireylerde metabolik olarak sağlıklı durumu taklit etmek için tasarlanmış müdahalelere yol açabilir. Bu nedenle, MHO’nun tanınması, obeziteye daha incelikli bir yaklaşımı gerektirerek hasta bakımını etkiler; burada metabolik sağlık durumu, BMI’ın yanı sıra, klinik karar verme, izleme sıklığı ve önleyici veya terapötik müdahalelerin yoğunluğunda önemli bir belirleyici haline gelir.
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs9028 | RTP4 | metabolically healthy obesity |
| rs7149926 | MAGOH3P - BLZF2P | metabolically healthy obesity |
| rs6928576 rs6902153 rs10945918 | QKI - RN7SL366P | metabolically healthy obesity |
| rs17573102 | UBL5P1 - ZCCHC10P2 | PHF-tau measurement metabolically healthy obesity |
| rs2283208 | KCNQ1 | metabolically healthy obesity |
| rs2470315 | CCDC179 - LINC02718 | metabolically healthy obesity |
| rs6093921 | TOX2 | metabolically healthy obesity |
| rs11753543 rs9384860 | SOCS5P5 - LINC02518 | metabolically healthy obesity |
| rs9736016 | Y_RNA - CXCR5 | multiple sclerosis metabolically healthy obesity |
| rs7635777 | P2RY1 - HMGN2P13 | metabolically healthy obesity |
Metabolik Olarak Sağlıklı Obezite Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Metabolik Olarak Sağlıklı Obezite Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak metabolik olarak sağlıklı obezitenin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Yüksek VKİ’ye Sahip Olmalarına Rağmen Bazı İnsanlar Neden Sağlıklı Kalır?
Section titled “1. Yüksek VKİ’ye Sahip Olmalarına Rağmen Bazı İnsanlar Neden Sağlıklı Kalır?”Bu, metabolik olarak sağlıklı obezitenin özüdür. Bu bireyler genellikle koruyucu bir genetik yapıya sahiptir ve yağı karın bölgeleri yerine kalça ve uylukları gibi metabolik olarak koruyucu bölgelerde depolama eğilimindedirler. Bu, daha yüksek bir vücut kitle indeksine sahip olmalarına rağmen iyi bir metabolik sağlıklarını korumalarını sağlar.
2. Aile geçmişim neden kilo almakta zorlandığımı açıklayabilir mi?
Section titled “2. Aile geçmişim neden kilo almakta zorlandığımı açıklayabilir mi?”Evet, genetik, kilonuz ve metabolik sağlığınızda önemli bir rol oynar. Aile geçmişiniz, vücudunuzun diyetle nasıl başa çıktığını, yağ metabolizmasını ve insülin duyarlılığını etkileyen ve kilo yönetimini herkes için farklı kılan belirli genetik varyantlar nedeniyle bir yatkınlığa işaret edebilir.
3. Yağımı nereye depoladığım toplam ağırlığımdan daha mı önemli?
Section titled “3. Yağımı nereye depoladığım toplam ağırlığımdan daha mı önemli?”Kesinlikle. Araştırmalar, yağ dağılımınızın metabolik sağlık için çok önemli olduğunu göstermektedir. Metabolik olarak sağlıklı obeziteye sahip bireyler genellikle daha az karın yağına ve daha koruyucu bir yağ deposu olarak kabul edilen gluteofemoral (kalça ve uyluk) bölgelerinde daha fazla yağa sahiptir.
4. Etnik kökenim obezite riskimi değiştirir mi?
Section titled “4. Etnik kökenim obezite riskimi değiştirir mi?”Evet, değiştirebilir. Birçok büyük genetik çalışma öncelikle Avrupa veya Kore kökenli popülasyonlara odaklanmıştır. Bu, obezite ve metabolik sağlık için genetik risk faktörlerinin, diğer etnik kökenlerden bireyler için önemli ölçüde değişebileceği veya farklı olabileceği anlamına gelir.
5. Kilo Almamı Anlamamda Bir DNA Testi Faydalı Olabilir mi?
Section titled “5. Kilo Almamı Anlamamda Bir DNA Testi Faydalı Olabilir mi?”Bir DNA testi, vücudunuzun yağları nasıl işlediği veya insüline nasıl yanıt verdiği gibi belirli metabolik yollara yönelik genetik yatkınlığınız hakkında fikir verebilir. Tam bir resim olmasa da, bu genetik belirteçleri tanımlamak, bireysel farklılıkları açıklamaya ve kişiselleştirilmiş sağlık yaklaşımlarını bilgilendirmeye yardımcı olabilir.
6. Yeni tedaviler, kiloma bakılmaksızın metabolizmama yardımcı olabilir mi?
Section titled “6. Yeni tedaviler, kiloma bakılmaksızın metabolizmama yardımcı olabilir mi?”Evet, metabolik olarak sağlıklı obeziteyi anlamak, yeni terapötik gelişmeler için kapılar açıyor. Amaç, bir bireyin vücut ağırlığından bağımsız olarak, insülin duyarlılığı veya inflamasyon gibi metabolik sağlığın temel yönlerini iyileştirebilecek hedefler bulmak ve sadece BMI’ye odaklanmanın ötesine geçmektir.
7. Bazı doktorlar neden “sağlıklı kilo”yu farklı tanımlar?
Section titled “7. Bazı doktorlar neden “sağlıklı kilo”yu farklı tanımlar?”Şu anda metabolik olarak sağlıklı obezite için evrensel olarak kabul görmüş, standart bir tanım bulunmamaktadır. Farklı araştırmacılar ve klinisyenler, bireyleri sınıflandırmak için çeşitli kriterler kullanabilirler; bu da çalışmalar ve uygulamalar arasında “sağlıklı” veya “sağlıksız” kilonun nasıl değerlendirildiğinde tutarsızlıklara yol açabilir.
8. Kardeşim zayıf, ama ben değilim. Neden bu fark var?
Section titled “8. Kardeşim zayıf, ama ben değilim. Neden bu fark var?”Genetik yatkınlıklar aile içinde bile farklılık gösterebilir. Birçok geni paylaşsanız da, yağ dağılımını, metabolizmayı ve hatta beslenme davranışını etkileyen belirli genetik varyantlardaki bireysel farklılıklar, kardeşler arasında farklı vücut kompozisyonlarına ve metabolik sağlık sonuçlarına yol açabilir.
9. Kilo Almaya Genetik Yatkınlığımın Üstesinden Gelebilir miyim?
Section titled “9. Kilo Almaya Genetik Yatkınlığımın Üstesinden Gelebilir miyim?”Genetik önemli bir rol oynasa da, tek kaderiniz değildir. Araştırmalar, genetik bilgilerin diyet davranışı ve insülin duyarlılığı ile ilgili yolları ortaya çıkarabileceğini ve hedeflenen yaşam tarzı seçimlerinin, genetik bir yatkınlık olsa bile, metabolik işlev bozukluğuna karşı potansiyel olarak direnç sağlayabileceğini göstermektedir.
10. Vücudum neden arkadaşlarımdan farklı şekilde yağ depoluyor?
Section titled “10. Vücudum neden arkadaşlarımdan farklı şekilde yağ depoluyor?”Vücudunuzun benzersiz genetik yapısı, yağı nasıl ve nerede dağıttığını etkiler. Bazı bireyler, kalça ve uyluk gibi koruyucu bölgelerde yağ depolanmasını destekleyen genetik faktörlere sahip olabilirken, diğerleri metabolik olarak daha az elverişli karın yağını biriktirmeye daha yatkın olabilir.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.
Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Schlauch, K. A., et al. “A Comprehensive Genome-Wide and Phenome-Wide Examination of BMI and Obesity in a Northern Nevadan Cohort.”G3 (Bethesda), vol. 10, pp. 433–444, 2020.
[2] Park, J. M., et al. “Understanding the genetic architecture of the metabolically unhealthy normal weight and metabolically healthy obese phenotypes in a Korean population.” Sci Rep, vol. 11, p. 2279, 2021.
[3] Comuzzie, Anthony G., et al. “Novel genetic loci identified for the pathophysiology of childhood obesity in the Hispanic population.”PLoS One, vol. 7, no. 12, 2012, p. e51954.
[4] Berndt, SI et al. “Genome-wide meta-analysis identifies 11 new loci for anthropometric traits and provides insights into genetic architecture.” Nat Genet, 2013.
[5] Kerr, A. G., et al. “Epigenetic regulation of diabetogenic adipose morphology.” Molecular Metabolism, vol. 25, 2019, pp. 159–167.
[6] Scuteri, A et al. “Genome-wide association scan shows genetic variants in the FTO gene are associated with obesity-related traits.”PLoS Genet, 2007.
[7] Chiang, K. M., et al. “Genome-wide association study of morbid obesity in Han Chinese.”BMC Genet, vol. 20, p. 95, 2019.
[8] Dina, C., et al. “in FTO contributes to childhood obesity and severe adult obesity.”Nat. Genet., vol. 39, pp. 724–726, 2007.
[9] Ehrlich, A. C., and F. K. Friedenberg. “Genetic Associations of Obesity: The Fat-Mass and Obesity-Associated (FTO) Gene.”Clin. Transl. Gastroenterol., vol. 7, p. e140, 2016.
[10] Evans, D. S., et al. “Genetic association study of adiposity and melanocortin-4 receptor (MC4R) common variants: replication and functional character-.” PLoS One, vol. 7, p. e41537, 2012.
[11] De Bock, K., et al. “Role of PFKFB3-Driven Glycolysis in Vessel Sprouting.” Cell, vol. 154, pp. 651–663, 2013.
[12] Ng, R., et al. “miRNA-32 Drives brown fat thermogenesis and trans-activates subcutaneous white.” Nat. Cell Biol., 2017.
[13] Rull, A., et al. “Insulin resistance, inflammation, and obesity: role of monocyte chemoattractant protein-1 (or CCL2) in the regulation of metabolism.”Mediators Inflamm, vol. 2010, p. 326580, 2010.
[14] Schnabel, R. B., et al. “Duffy antigen receptor for chemokines (Darc) polymorphism regulates circulating concentrations of monocyte chemoattractant protein-1 and other inflammatory mediators.”Blood, vol. 115, pp. 5289–5299, 2010.
[15] Huber, J., et al. “CC chemokine and CC chemokine receptor profiles in visceral and subcutaneous adipose tissue are altered in human obesity.”Obesity (Silver Spring), vol. 16, pp. 2391–2398, 2008.
[16] Lanier, L. L., C. Chang, and J. H. Phillips. “Human NKR-P1A. A disulfide-linked homodimer of the C-type lectin superfamily expressed by a subset of NK and T lymphocytes.” J. Immunol., vol. 153, pp. 2417–2428, 1994.
[17] Tzachanis, D., and V. A. Boussiotis. “Tob, a member of the APRO family, regulates immunological quiescence and tumor suppression.” Cell Cycle, vol. 8, pp. 287–293, 2009.
[18] Bozaoglu, K., et al. “Plasma levels of soluble interleukin 1 receptor accessory protein are reduced in obesity.”J. Clin. Endocrinol. Metab., 2009.
[19] Schlauch, K. A., et al. “Single-nucleotide polymorphisms in a cohort of significantly obese women without cardiometabolic diseases.”Int J Obes (Lond), vol. 43, pp. 1297–1306, 2019.
[20] An, Y., K. L. Furber, and S. Ji. “Pseudogenes regulate parental gene expression viaceRNA network.” J. Cell. Mol. Med., vol. 21, pp. 185–192, 2016.
[21] Nakhjavani, M., et al. “Appearance of leptin–HSP70 correlation, in type 2 diabetes.”Meta Gene, vol. 1, pp. 1–7, 2013.
[22] Lopomo, A., E. Burgio, and L. Migliore. “Epigenetics of obesity.”Prog Mol Biol Transl Sci, vol. 140, pp. 151–84, 2016.
[23] Thaker, V. V. “Genetic and epigenetic causes of obesity.”Adolesc Med State Art Rev, vol. 28, pp. 379–405, 2017.
[24] Xu, L. “LncRNA Structural Characteristics in Epigenetic Regulation.” Int J Mol Sci, vol. 18, p. 12, 2017.
[25] Heindel, J. J., and B. Blumberg. “Environmental Obesogens: mechanisms and controversies.” Annu Rev Pharmacol Toxicol, vol. 59, pp. 89–106, 2019.
[26] Kaminska, D., et al. “Regulation of alternative splicing in human obesity loci.”Obesity, vol. 24, pp. 2033–2037, 2016.
[27] Min, J. L., et al. “Coexpression Network Analysis in Abdominal and Gluteal Adipose Tissue Reveals Regulatory Genetic Loci for Metabolic Syndrome and Related Phenotypes.” PLoS Genet., vol. 8, p. e1002505, 2012.
[28] Medici, M., et al. “A large-scale association analysis of 68 thyroid hormone pathway genes with serum TSH and FT4 levels.”Eur J Endocrinol, vol. 164, pp. 781–788, 2011.
[29] Liu, Y. J., et al. “Biological pathway-based genome-wide association analysis identified the vasoactive intestinal peptide (VIP) pathway important for obesity.”Obesity, vol. 18, pp. 2339–2346, 2010.