Boylamsal Bki
Vücut Kitle İndeksi (VKİ), bir bireyin boyu ve kilosuna dayalı olarak vücut yağını değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan bir ölçüdür. Tek bir VKİ, bir bireyin belirli bir andaki kilo durumu hakkında bir anlık görüntü sunarken, boylamsal VKİ, aynı bireyden uzun bir süre boyunca birden fazla VKİ ölçümünün toplanmasını ve analiz edilmesini içerir. Bu yaklaşım, yaşam boyunca kilo değişiklikleri hakkında dinamik bir perspektif sunarak, tek başına kesitsel verilerden daha kapsamlı bir anlayış sağlar. Boylamsal VKİ’yi incelemek, araştırmacıların ve klinisyenlerin büyüme örüntülerini izlemesine, hızlı kilo değişim dönemlerini belirlemesine ve kilo durumunun zaman içinde nasıl geliştiğini anlamasına olanak tanır.
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Genetik faktörler, bir bireyin VKİ’sini önemli ölçüde etkiler. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), VKİ ile ilişkili özelliklerle bağlantılı çok sayıda genetik lokus tanımlamıştır.[1] Statik ölçümlerin ötesinde, boylamsal genetik çalışmalar, bu genetik etkilerin nasıl ortaya çıktığını ve farklı yaşam evrelerinde potansiyel olarak nasıl değiştiğini inceler. Araştırmalar, genetik etkilerin yaş ve diğer çevresel değişkenlerle etkileşime girebileceğini ve bir bireyin benzersiz VKİ gidişatını şekillendirebileceğini göstermiştir.[2]Örneğin, belirli tek nükleotid polimorfizmlerinin (SNP’ler) yaşla etkileşime girdiği ve farklı genotiplere sahip bireyler arasında değişen VKİ değişimi örüntülerine yol açtığı bulunmuştur.[2] Doğrusal karma modeller gibi gelişmiş istatistiksel yöntemler, bu çalışmalarda tekrarlanan ölçümleri analiz etmek ve yaşam boyunca büyüme ve kilo örüntülerini etkileyen genetik varyantları ortaya çıkarmak için sıklıkla kullanılır.[3]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Bir bireyin zaman içindeki BMI yörüngesi önemli klinik öneme sahiptir. BMI’daki tutarlı bir değişiklik, özellikle normal kilodan fazla kilolu veya obez kategorilerine geçiş, mortalite ve çeşitli sağlık morbiditeleri riskinin artmasıyla güçlü bir şekilde ilişkilidir.[1] Boylamsal BMI yörüngeleri, prostat, kolorektal, özofagus, gastrik kardiya adenokarsinomu ve akciğer kanseri gibi çeşitli kanserler de dahil olmak üzere birçok hastalığın gelişme riskiyle ilişkilendirilmiştir.[4]Bu dinamik örüntüleri ve genetik temellerini anlamak, olumsuz sağlık sonuçları için daha yüksek risk taşıyan bireylerin erken tanımlanmasına yardımcı olabilir. Bu, daha kişiselleştirilmiş önleyici stratejilerin ve zamanında klinik müdahalelerin geliştirilmesini sağlar. Örneğin, gastrointestinal kanser veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı olanlar gibi belirli hasta popülasyonlarında BMI değişikliklerinin analiz edilmesi, hastalığın ilerlemesi ve prognozu hakkında değerli bilgiler sunabilir.[5]
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”Ortalama BMI’deki küresel artış, özellikle düşük gelirli ülkelerde gözlemlenen artış, obezite ve ilgili durumların oluşturduğu derin halk sağlığı sorunlarının altını çizmektedir.[1]BMI’nin boylamsal (longitudinal) çalışmaları, genetik yatkınlıklar, çevresel faktörler ve farklı popülasyonlarda ağırlık yörüngelerini toplu olarak şekillendiren yaşam tarzı seçimleri arasındaki karmaşık etkileşimi çözmek için kritik öneme sahiptir. Potansiyel gen-çevre etkileşimleri de dahil olmak üzere bu karmaşık etkileşimleri aydınlatarak, araştırmacılar obeziteyi önlemeyi ve bununla ilişkili sağlık yüklerini hafifletmeyi amaçlayan hedefli halk sağlığı politikalarının geliştirilmesine katkıda bulunabilirler. Bu bilgi, hem genetik yatkınlığı hem de bireyin yaşam seyri boyunca çevresel maruziyetlerini dikkate alan daha etkili, popülasyona özgü müdahaleler oluşturulmasına katkıda bulunur ve sonuç olarak dünya çapında daha sağlıklı toplumları teşvik eder.
Metodolojik ve İstatistiksel Zorluklar
Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Zorluklar”Boylamsal BMI üzerine yapılan çalışmalar, bulguların yorumlanmasını etkileyebilecek önemli metodolojik ve istatistiksel engellerle sıklıkla karşılaşır. Boylamsal değerlendirme için tasarlanmış kohortlar, kişi başına yalnızca tek bir BMI veri noktası içerdiğinde (örneğin, 4-11 yaş veya 3-18 yaş gibi geniş yaş aralıklarını kapsayan), önemli bir sınırlama ortaya çıkar. Bu kısıtlama, zaman içindeki BMI’daki dinamik değişiklikleri doğru bir şekilde yakalama yeteneğini temelden zayıflatır, boylamsal gidişatlar hakkında sağlam sonuçlar çıkarmayı zorlaştırır ve bulguların genellenebilirliğini veya tekrarlanabilirliğini engeller. Ek olarak, bu çalışmalar içindeki kesitsel analizler, çok sayıda yaş katmanı boyunca kapsamlı çoklu testlerden etkilenebilir ve raporlanan ilişkilerin yorumlanmasında dikkatli bir yaklaşım gerektirir.[3] Ayrıca, boylamsal genotip-fenotip ilişkileri için doğrusal karışık modeller gibi gelişmiş istatistiksel modellerin hesaplama gereksinimleri, genellikle SNP’lerin bir alt kümesi üzerinde analizlerin yürütülmesini gerektirir ve bu da genetik yapının eksik bir şekilde araştırılmasına yol açabilir. Aynı bireylerden elde edilen ilişkili okumaların analizi, özellikle ölçümlerin yakın aralıklarla alındığı durumlarda, istatistiksel karmaşıklıklar ortaya çıkarır. Genomik Kontrol gibi yöntemler, test istatistiklerinin şişmesini yönetmek için kullanılırken, birey başına BMI okuma sayısındaki değişkenlik, ortalama BMI değerlerinde farklı varyasyonlara yol açabilir ve bu da analitik sonuçların tutarlılığını ve karşılaştırılabilirliğini potansiyel olarak etkileyebilir.[3]
Genellenebilirlik ve Fenotip Heterojenitesi
Section titled “Genellenebilirlik ve Fenotip Heterojenitesi”Longitudinal BMI çalışmalarından elde edilen bulguların genellenebilirliği, incelenen kohortların belirli atasal kompozisyonları ile sınırlı olabilir. Örneğin, çok düşük ortalama Yerli Amerikan atasına (%6) sahip, yüksek Afrika ve Avrupa atalarına sahip bir kohort, diğer popülasyonlara kolayca uygulanamayan genetik ilişkilendirmeler sağlayabilir. Daha yüksek, ancak yine de karışık Yerli Amerikan atası seviyelerine (örneğin, %36) sahip kohortlar bile, sonuçları genetik olarak farklı gruplara aktarmada zorluklar yaratır. Bu popülasyona özgü genetik arka planlar, BMI’yi etkileyen tanımlanmış genetik varyantların, farklı popülasyonlarda aynı etkilere veya yaygınlığa sahip olmayabileceği anlamına gelir ve bu da araştırmanın daha geniş uygulanabilirliğini kısıtlar.[3]Fenotipik verilerin toplanması ve bağlamındaki farklılıklar da heterojenliğe katkıda bulunur ve yorumlamayı sınırlar. Ağırlık ölçümlerinin alındığı günün saati veya mevsim gibi faktörler, bu tür gürültünün genetikle sistematik olarak ilişkili olmadığı iddia edilse bile, bireysel değişkenlik getirebilir. Daha kritik olarak, belirli sağlık durumlarını içeren çalışmalarda, BMI ölçümlerinin hastalık teşhisi, evresi, yaygınlığı ve tedavi protokollerine (örneğin, kemoterapi) göre zamanlaması, gözlemlenen BMI değişikliklerini önemli ölçüde etkileyebilir. Bu karıştırıcı faktörlerle ilgili ayrıntılı klinik bilgilerin eksikliği, BMI yörüngeleri üzerindeki gerçek genetik etkileri gizleyebilir ve hastalığa bağlı etkileri altta yatan genetik yatkınlıklardan ayırmayı zorlaştırır.[1]
Hesaplanmamış Çevresel Faktörler ve Kalıtılabilirlik Karmaşıklıkları
Section titled “Hesaplanmamış Çevresel Faktörler ve Kalıtılabilirlik Karmaşıklıkları”Boylamsal BMI, genetik ve çevresel faktörlerin dinamik etkileşimiyle etkilenen karmaşık bir özelliktir ve bunların çoğu mevcut çalışmalarda ölçülmemiş veya hesaba katılmamıştır. Sigara içme durumu gibi iyi bilinen çevresel karıştırıcılar, yaş, cinsiyet ve etnik köken gibi demografik faktörlerle birlikte BMI üzerinde güçlü etkiler uygular ve bunların genetik modellere kapsamlı entegrasyonu çok önemlidir, ancak zordur. Özellikle sistematik olarak yakalanmayan beslenme seçimleri olmak üzere, BMI üzerindeki genetik etkilerin gelişen çevresel maruziyetlerle nasıl etkileşime girdiğini anlamada önemli bir bilgi açığı bulunmaktadır. Gelecekteki araştırmaların, BMI gidişatları üzerindeki etkilerini tam olarak açıklığa kavuşturmak için bu gen-çevre etkileşimlerini araştırması gerekmektedir.[2] Ayrıca, boylamsal BMI’nin kalıtılabilirliğini tahmin etmek, kendi karmaşıklıklarını sunmaktadır; bazı yöntemler, paylaşılan çevresel faktörlerin, epistatik etkileşimlerin veya baskınlık etkilerinin önemli katkısını, tamamen aditif genetik varyanstan ziyade yansıtabilecek yüksek tahminler verebilir. Genetik ve çevresel katkıları kesin olarak bölümlendirmedeki bu zorluk, BMI ve diğer karmaşık özellikler için “kayıp kalıtılabilirlik” olgusuna katkıda bulunabilir. Özellikle BMI gidişatlarına odaklanan önceki genom çapında ilişkilendirme çalışmalarının (GWAS) sınırlı sayıda olması, bilgi açığını daha da vurgulayarak, bir bireyin yaşam süresi boyunca BMI değişikliklerini şekillendiren genetik risk faktörlerinin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını engellemektedir.[1]
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Genetik varyasyonlar, bir bireyin yaşamı boyunca vücut kitle indeksi (VKİ) gidişatını şekillendirmede önemli bir rol oynar ve çeşitli tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) VKİ’deki uzunlamasına değişikliklerle ilişkiler göstermektedir. En çok çalışılanlar arasında, “yağ kütlesi ve obezite ile ilişkili” gen olarak bilinenFTO geni bulunmaktadır. FTO’daki rs1558902 varyantı, farklı yaş gruplarında VKİ üzerinde dinamik bir etki göstermiştir; özellikle risk alleli, bebeklik döneminde (2 yaşına kadar) VKİ’de bir azalma ile ilişkiliyken, daha sonra 6 yaşından itibaren VKİ’de bir artışla bağlantılıydı ve büyüme ve kilo alımı üzerindeki karmaşık, yaşa bağlı etkisini vurgulamaktadır.[6] FTOlokusu içindeki genetik varyasyonlar, çeşitli popülasyonlarda VKİ düzenlemesinde sürekli olarak rol oynamaktadır ve iştah kontrolü ve enerji harcaması gibi metabolik süreçlerde temel bir rolü olduğunu düşündürmektedir.[1] Bu bulgular, genetik faktörlerin VKİ gelişimi üzerindeki erken yaşamdan yetişkinliğe kadar olan nüanslı etkisini yakalamada uzunlamasına çalışmaların önemini vurgulamaktadır.
FTO’nun ötesinde, diğer genler ve varyantları VKİ’nin karmaşık genetik yapısına katkıda bulunur. Örneğin, DMRT1 (rs445398 ) yakınındaki varyantlar metabolik yolları etkileyebilir, çünkü DMRT1 bir transkripsiyon faktörüdür ve bu tür düzenleyiciler, enerji dengesini etkileyenler de dahil olmak üzere hücresel süreçler üzerinde geniş etkilere sahip olabilir. Benzer şekilde, bir glipikan proteinini kodlayan GPC5 (rs2183606 ), büyüme faktörü sinyallemesini modüle etmede rol oynar ve bu da hücre çoğalmasını ve adipogenez dahil doku gelişimini etkileyebilir, böylece VKİ gidişatlarını dolaylı olarak etkileyebilir.[7] Başka bir örnek, bir çözücü taşıyıcı organik anyon taşıyıcısını kodlayan SLCO5A1 (rs12542317 ) ‘dir. Bu taşıyıcılar, hormonlar ve besin maddeleri de dahil olmak üzere çeşitli maddelerin hücresel alımı ve atılımı için hayati öneme sahiptir ve varyasyonlar besin metabolizmasını ve vücut ağırlığı düzenlemesini değiştirebilir.[2] Mitokondriyal fonksiyon ve lipid metabolizması da genetik varyasyonların VKİ’yi etkileyebileceği kilit alanlardır. LYRM4 (rs6926791 ), elektron taşıma zincirinin kritik bir bileşeni olan mitokondriyal kompleks I’in montajında rol oynar. rs6926791 gibi varyantlardan potansiyel olarak etkilenen mitokondriyal fonksiyonun düzensizliği, değişmiş enerji harcamasına ve obeziteye karşı artan duyarlılığa yol açabilir.[2] Ek olarak, MOB3B (rs10812580 , rs13283804 ), adiposit sayısını ve boyutunu etkileyebilen hücre büyümesini ve farklılaşmasını düzenleyen bir protein ailesine aittir. Potansiyel olarak lipid işlemede yer alan bir gen olan BLTP3A (rs3734266 ) ‘daki varyantlar, yağların parçalanmasını ve depolanmasını doğrudan etkileyebilir, böylece zaman içinde VKİ’deki varyasyonlara katkıda bulunabilir.
Ayrıca, genellikle yakındaki fonksiyonel genlerle birlikte kodlanmayan RNA’lar ve psödojenler, metabolik sağlıkta düzenleyici roller oynar. LINC02400 ve GXYLT1 yakınında bulunan intergenik varyant rs969092 , protein modifikasyonu için çok önemli olan bir glikosiltransferaz olan GXYLT1’in ekspresyonunu etkileyebilir ve bu da hücre sinyallemesini ve metabolik yolları etkiler. Benzer şekilde, psödojen GLULP5 ve LINC02459 yakınındaki rs11066997 veya GABPB1-AS1 ve AHCYP7 ile ilişkili rs11070771 ve rs4775878 gibi varyantlar, etkilerini düzenleyici mekanizmalar yoluyla gösterebilir. GABPB1-AS1, mitokondriyal biyogenez ve enerji metabolizması için hayati bir gen olan GABPB1’in ekspresyonunu modüle edebilen bir antisens RNA’dır ve böylece bir bireyin uzun vadeli VKİ profilini etkiler.[8]
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs1421085 rs1558902 | FTO | body mass index obesity energy intake pulse pressure lean body mass |
| rs445398 | DMRT1 | longitudinal bmi |
| rs969092 | LINC02400 - GXYLT1 | longitudinal bmi |
| rs11066997 | GLULP5 - LINC02459 | longitudinal bmi |
| rs2183606 | GPC5 | longitudinal bmi |
| rs11070771 rs4775878 | GABPB1-AS1 - AHCYP7 | longitudinal bmi |
| rs12542317 | SLCO5A1 | longitudinal bmi |
| rs6926791 | LYRM4 | longitudinal bmi |
| rs10812580 rs13283804 | MOB3B | longitudinal bmi |
| rs3734266 | BLTP3A | systemic lupus erythematosus longitudinal bmi memory performance |
Boylamsal Beden Kitle İndeksinin Tanımlanması
Section titled “Boylamsal Beden Kitle İndeksinin Tanımlanması”Boylamsal BMI, aynı bireyden belirli bir süre boyunca tekrarlanan Beden Kitle İndeksi (BMI) ölçümlerinin toplanmasını ifade eder ve tek bir statik anlık görüntü yerine, bireyin büyüme ve adipozite değişikliklerine ilişkin dinamik bir perspektif sunar. BMI’nin kendisi, bir bireyin kilogram cinsinden ağırlığının metre cinsinden boyunun karesine bölünmesiyle (kg/m^2) kesin olarak tanımlanır.[1] Boylamsal analizler için, operasyonel tanımlar değişebilir; araştırmacılar her bir bireysel BMI okumasını ayrı bir gözlem olarak kullanabilir (genellikle “BMI-boylamsal” olarak adlandırılır) veya bir birey için mevcut tüm BMI okumalarının ortalamasını hesaplayabilir (“BMI-ortalama”).[8]Boylamsal BMI’nin önemi, hastalık riski ve sağlık sonuçlarını anlamak için kritik olan gelişimsel yörüngeleri ve zaman içindeki değişiklikleri yakalama yeteneğinde yatmaktadır.[1] Boylamsal BMI’yi analiz etmeye yönelik kavramsal çerçeveler, özellikle ölçümlerin sık aralıklarla alındığı durumlarda, aynı kişiden tekrarlanan ölçümler arasındaki doğal korelasyonu hesaba katmak için genellikle istatistiksel modellemeyi içerir.[8] Doğrusal karma modeller gibi bu modeller, bireysel büyüme eğrilerinin tahmin edilmesine ve genetik ve çevresel kovaryatlar da dahil olmak üzere zaman içinde BMI değişimini etkileyen faktörlerin araştırılmasına olanak tanır.[2] Ham BMI değerleri, daha normal bir dağılım elde etmek için Box-Cox dönüşümleri gibi dönüşümlere tabi tutulabilir ve daha sonra farklı popülasyonlar veya yaş grupları arasında tutarlı analiz için zBMI skorlarına (ortalama = 0, standart sapma = 1) standardize edilebilir.[3]
BMI ve Büyüme Yörüngelerinin Sınıflandırılması
Section titled “BMI ve Büyüme Yörüngelerinin Sınıflandırılması”BMI için sınıflandırma sistemleri, tek noktalı ölçümlerin ötesine geçerek yaşam boyu değişim örüntülerini kapsar. Statik BMI değerleri, bireyleri zayıf (<18,5 kg/m^2) veya kilolu (tipik olarak >=25 kg/m^2, ancak bazı popülasyonlar, örneğin Asya kökenliler, daha düşük BMI’lerde artan adipozite ve sağlık riskleri nedeniyle >=23 kg/m^2’lik daha düşük bir eşik kullanır) olarak sınıflandırırken, [1] boylamsal çalışmalar “BMI yörüngelerine” odaklanır. Bu yörüngeler, bir bireyin BMI değişim yolunu tanımlar ve onları “Normal BMI”, “Normalden kiloluya”, “Normalden obeze” veya “Kiloludan obeze” gibi kategorilere ayırır.[4]Bu tür sınıflandırmalar çok önemlidir, çünkü zaman içindeki BMI değişiklikleri artan mortalite ve morbidite ile güçlü bir şekilde ilişkilidir.[1] Bu yörüngeler içindeki belirli noktalar, özellikle çocukluk çağı büyümesinde, sınıflandırma ve tanı kriterleri için de kullanılır. Temel kavramlar arasında, bir çocuğun BMI’sinin ilk düşüşten sonra bir minimuma ulaştığı ve daha sonra artmaya başladığı yaş olan Adipozite Geri Dönüş Yaşı (Age-AR) ve Adipozite Geri Dönüşündeki karşılık gelen BMI (BMI-AR) yer alır.[9] Bu büyüme parametreleri, bebeklik (2 hafta ila 18 ay) ve çocukluk (18 ay ila 13 yıl) gibi tanımlanmış yaş aralıklarında BMI değişikliklerinin modellenmesinden elde edilir.[9]Adipozite geri dönüşünün zamanlaması ve büyüklüğü önemli klinik kriterlerdir, çünkü erken bir Age-AR, yaşamın ilerleyen dönemlerinde daha yüksek obezite riski ile bağlantılıdır.
Terminoloji ve Analitik Yaklaşımlar
Section titled “Terminoloji ve Analitik Yaklaşımlar”Boylamsal BMI ile ilişkili terminoloji, bu konunun incelenmesi ve yorumlanması için ayrılmaz bir parçadır. “BMI-boylamsal” ve “BMI-ortalama” terimlerinin yanı sıra, diğer kritik terimler arasında, popülasyon karşılaştırmaları için normalleştirilmiş yaş ve cinsiyete göre ayarlanmış BMI değerlerini temsil eden “zBMI skorları” yer almaktadır.[3] “Adipozite Geri Dönüş Yaşı” (Age-AR) ve “Adipozite Geri Dönüşünde BMI” (BMI-AR), BMI’nın belirli gelişimsel aşamalarını tanımlamak için kullanılan özel terimlerdir.[9] Büyüme modellemesindeki ilgili kavramlar arasında, sırasıyla boy ve kilodaki maksimum büyüme hızlarını ölçen “En Yüksek Boy Uzama Hızı” (PHV) ve “En Yüksek Kilo Alma Hızı” (PWV) bulunmaktadır.[9] Boylamsal BMI için analitik yaklaşımlar genellikle bireysel değişkenliği ve eğilimleri doğru bir şekilde yakalamak için karmaşık istatistiksel modelleri içerir. Doğrusal karma modeller yaygın olarak kullanılmakta olup, hem sabit etkilerin (popülasyon düzeyindeki eğilimler) hem de rastgele etkilerin (bu eğilimlerden bireysel düzeydeki sapmalar) dahil edilmesine olanak tanır.[2]Bayesian analizi, tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) ve yaş arasındaki etkileşimler gibi gen-çevre etkileşimlerinin tespiti de dahil olmak üzere, boylamsal özelliklerle ilişkileri değerlendirmek için kullanılan başka bir yöntemdir.[2] Araştırmacılar ayrıca, yağ ve yağsız kütle ile olan ilişkisinin yaş ve cinsiyete göre değişebileceğini kabul ederek, BMI’nın farklı yaş gruplarında adipozite ölçüsü olarak geçerliliğini doğrulamanın önemini de kabul etmektedirler.[10]
Boylamsal BMI Anlayışı ve Metodolojisinin Evrimi
Section titled “Boylamsal BMI Anlayışı ve Metodolojisinin Evrimi”Tarihsel olarak, Vücut Kitle İndeksi (BMI) öncelikle tek bir zaman noktasında değerlendirildi ve bu da erken dönem genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) aracılığıyla yaklaşık 40 genetik lokusun tanımlanmasına yol açtı.[1]Bununla birlikte, bilimsel anlayış, zaman içindeki BMI’deki dinamik değişikliklerin (“boylamsal BMI” olarak adlandırılır) artan mortalite ve morbidite ile önemli ölçüde ilişkili olduğunu fark edecek şekilde gelişti ve bu da araştırma odağında kritik bir kaymaya neden oldu.[1] Framingham Kalp Çalışması (FHS) gibi dönüm noktası niteliğindeki boylamsal çalışmalar, bu ilerlemede etkili olmuş ve BMI değişikliklerini onlarca yıl boyunca analiz etmek için kapsamlı popülasyon tabanlı veriler sağlamıştır.[5] Boylamsal verilere yapılan bu vurgu, uygulanan boylamsal analiz de dahil olmak üzere özel analitik tekniklerin geliştirilmesini teşvik etti.[11] Kombine genetik etkileri ve yaş gibi çevresel kovaryatlarla etkileşimleri değerlendirmek için Bayes analizi.[2] ve farklı BMI yörüngelerini belirlemek için latent sınıf büyüme modellemesi.[12] Çocuklarda adipozite indeksleri üzerine yapılan erken çalışmalar.[13] ve Fels boylamsal büyüme çalışması gibi çalışmalardan elde edilen uzun vadeli seri veriler.[14] bebeklikten yetişkinliğe kadar adipozite gelişimini izlemek ve “adipozite geri tepmesi” gibi kritik dönemleri belirlemek için temel bir anlayış oluşturmuştur.[15] Bu evrim, BMI’yi anlamada dinamik, yaşam seyri yaklaşımlarına doğru kapsamlı bir geçişi vurgulamaktadır.
BMI’nin Küresel ve Zamansal Epidemiyolojisi
Section titled “BMI’nin Küresel ve Zamansal Epidemiyolojisi”Son otuz yılda, ortalama BMI’de küresel olarak, özellikle düşük gelirli ülkelerde belirgin bir artış gözlemlenmiştir.[1] Bu artış, sonuç olarak bu popülasyonların daha büyük bir bölümünü yüksek BMI ile ilişkili sağlık risklerine maruz bırakmıştır.[1]Bu genel artışa rağmen, Bangladeş ve Güney Asya gibi bölgelerdeki popülasyonların önemli bir bölümü hala zayıflık yaşamaktadır ve bir çalışma örneği bu kategorideki bireylerin %40’ını göstermektedir; bu durum aynı zamanda çeşitli nedenlerden kaynaklanan artmış mortalite ile de bağlantılıdır.[1] Boylamsal çalışmalar, zaman içinde değişen BMI örüntülerini tutarlı bir şekilde ortaya koymaktadır ve bir bireyin BMI’sinin statik olmadığını, çeşitli faktörlerden etkilenen farklı yörüngeleri izlediğini göstermektedir.[4] Örneğin, FHS verilerinin analizleri, katılımcıların çoğunluğunun hafif bir BMI artışı yaşadığını gösterirken, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (COPD) olan bireyler daha belirgin bir artış gösterirken, gastrointestinal kanseri olanlar genellikle BMI’de genel bir azalma yaşamıştır.[5]Yaşam seyri boyunca bu dinamik BMI yörüngelerini anlamak kritik öneme sahiptir, çünkü bunlar birden fazla kanser ve diğer olumsuz sağlık sonuçları riskine bağlanmıştır.[4]
BMI Trajektörileri Üzerindeki Demografik Etkiler
Section titled “BMI Trajektörileri Üzerindeki Demografik Etkiler”Demografik faktörlerin BMI üzerindeki etkisi, yaşam boyu önemli ve dinamiktir. Araştırmalar, LIN28B varyantını içerenler gibi genetik ilişkilerin, bireyin yaşına bağlı olarak BMI üzerindeki etkilerinin değişebileceğini göstermektedir.[6] Ayrıca, bebeklik, çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde BMI’yi etkileyen farklı genetik faktörler gözlemlenmektedir ve bu da büyüme ve adipozitenin yaşa özgü doğasının altını çizmektedir.[9] Genetiğin ötesinde, yaş ve cinsiyet de BMI’nin vücut yağlılığının bir ölçüsü olarak geçerliliğini etkilemekte ve yaşa ve cinsiyete özgü tahmin formüllerini gerektirmektedir.[16] BMI ile ilişkili özelliklerin genetik etiyolojisi de cinsiyete göre farklılık gösterebilir ve bu da cinsiyete göre ayrılmış analizlerin önemini vurgulamaktadır.[1] Soy, BMI örüntülerinde ve genetik yatkınlıklarda kritik bir rol oynamaktadır. Çalışmalar, BMI ile ilişkili özelliklerin genetik etiyolojisinin farklı soylara sahip gruplar arasında önemli ölçüde değişebileceğini göstermektedir.[1] Örneğin, Asya kökenli bireylerin, Avrupa kökenli bireylere kıyasla daha düşük BMI eşiklerinde daha yüksek adipoziteye ve ilişkili sağlık risklerine sahip olduğu kabul edilmektedir ve bu da bazı popülasyonlarda fazla kilolu sınıflandırması için farklı BMI kesim noktalarının benimsenmesine yol açmaktadır.[1] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları, bu popülasyona özgü genetik yapıları daha iyi anlamak ve boylamsal BMI analizlerinde aile ve etnik varyasyonu hesaba katmak için Avustralya Aborjin popülasyonları[8] ve Yerli Amerikalı ve Avrupa kökenli karışık çocukları[3] gibi çeşitli popülasyonları içerecek şekilde genişletilmiştir.[7]
Boylamsal BMI’nin Biyolojik Arka Planı
Section titled “Boylamsal BMI’nin Biyolojik Arka Planı”Vücut Kitle İndeksi (VKİ), bir bireyin ağırlığı ve boyuna dayalı olarak vücut yağını değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan bir ölçüdür. Tek bir VKİ anlık bir görüntü sağlarken, zaman içindeki değişiklikleri izleyen boylamsal VKİ analizi, bir bireyin sağlık gidişatı ve ilişkili biyolojik mekanizmaları hakkında kritik bilgiler sunar. Bu dinamik perspektif, genetik yatkınlıkların, moleküler süreçlerin ve çevresel faktörlerin yaşam boyunca kilo durumunu etkilemek için nasıl etkileşime girdiğini ortaya koymaktadır.
BMI Trajektörileri Üzerindeki Genetik Etkiler
Section titled “BMI Trajektörileri Üzerindeki Genetik Etkiler”Genetik, bir bireyin Vücut Kitle İndeksi’ni (BMI) ve zaman içindeki değişimlerini önemli ölçüde etkiler. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), BMI ile ilişkili fenotiplerle ilişkili çok sayıda genetik lokus tanımlamıştır.[1] Bu çalışmalar, belirli genetik varyantların BMI’nin kalıtılabilirliğine katkıda bulunduğunu ve akciğer kanseri gibi karmaşık özellikler (BMI’den etkilenebilir) için tahminlerin %12-21 arasında değiştiğini göstermektedir.[4]Boylamsal obezite ile ilişkili özelliklerle ilişkili yeni tek nükleotid polimorfizmlerinin (SNP) tanımlanması, genetiğin yaşam boyunca BMI trajektörilerini şekillendirmedeki dinamik etkileşimini daha da vurgulamaktadır.[2]Genetik mekanizmalar, beslenme gibi çevresel faktörlerle etkileşimleri içerecek şekilde basit ilişkilerin ötesine uzanır; burada farklı genetik varyantlar, diyet seçimlerine bağlı olarak BMI’yi farklı şekilde etkileyebilir.[1] Tanımlanan lokusların fonksiyonel açıklaması genellikle, genetik varyantların ilgili dokulardaki gen ekspresyon modellerini nasıl düzenleyebileceğini ortaya koyan cis-ekspresyon kantitatif özellik lokuslarının (cis-eQTL’ler) analizi yoluyla aday genleri belirlemeyi içerir.[4] Örneğin, LIN28B genindeki bir varyant, puberte zamanlamasıyla ilişkilendirilmiştir ve farklı yaşam evrelerinde BMI ile değişen ilişkiler göstererek, BMI’yi etkileyen gelişimsel süreçlerdeki belirli genlerin rolünü vurgulamaktadır.[6]
BMI Regülasyonunun Moleküler ve Hücresel Temeli
Section titled “BMI Regülasyonunun Moleküler ve Hücresel Temeli”BMI’ın moleküler ve hücresel düzeyde düzenlenmesi, enerji dengesini ve adipoziteyi yöneten karmaşık metabolik süreçleri ve sinyalizasyon yollarını içerir. Spesifik yollar tüm bağlamlarda ayrıntılı olarak açıklanmamış olsa da, araştırmalar genetik olarak tanımlanmış lokusların potansiyel moleküler rollerini keşfetmeyi amaçlamaktadır.[4] Bu, genetik varyantlar tarafından ekspresyonu veya fonksiyonu değiştirilebilen kritik proteinlerin, enzimlerin ve diğer biyomoleküllerin, kilo düzenlemesinin altında yatan hücresel fonksiyonlara nasıl katkıda bulunduğunu anlamayı içerir.
DOCK1(Dedicator of Cytokinesis 1) gibi genler, gastrointestinal kanser ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi hastalıklar bağlamında BMI’daki değişikliklerle ilişkilendirilmiştir.[5] Bu, DOCK1’in metabolik sağlığı veya doku bütünlüğünü etkileyen hücresel süreçlere katılımını düşündürmektedir ve bu da BMI dinamiklerini etkileyebilir. Benzer şekilde, pubertal zamanlamada rol oynayan LIN28B geni, büyüme ve metabolizmayı modüle eden gelişimsel sinyalizasyon yollarında rol oynar ve böylece bir bireyin yaşamın erken dönemlerinden yetişkinliğe kadar olan BMI yörüngesini etkiler.[6] Genetik çalışmalardan elde edilen bu moleküler içgörüler, BMI varyasyonuna katkıda bulunan karmaşık hücresel fonksiyonları anlamak için bir temel sağlar.
BMI’nin Gelişimsel ve Patofizyolojik Dinamikleri
Section titled “BMI’nin Gelişimsel ve Patofizyolojik Dinamikleri”Vücut Kitle İndeksi (VKİ) statik bir ölçü değil, gelişimsel süreçlerden etkilenen ve yaşam boyunca patofizyolojik bozulmalara maruz kalan dinamik bir özelliktir. Çalışmalar genellikle VKİ’yi erken yaşam ve çocukluk döneminde analiz eder ve erken yaşamdaki gidişatların daha sonraki sağlık sonuçları için zemin hazırlayabileceğini kabul eder.[6]VKİ’deki zaman içindeki değişiklikler, artan mortalite ve morbidite ile önemli ölçüde ilişkilidir ve sağlık değerlendirmesinde uzunlamasına bakış açılarının önemini vurgulamaktadır.[1] VKİ ile bağlantılı patofizyolojik süreçler, çeşitli hastalıkların artmış riski ile ilişkisini içerir. Örneğin, normal kilodan obeziteye giden bir gidişat, prostat, kolorektal, özofagus, gastrik kardiya adenokarsinomu ve akciğer kanseri dahil olmak üzere çeşitli kanserlerin artmış riski ile bağlantılıdır.[4]Aksine, düşük VKİ de kardiyovasküler hastalık, kanser ve solunum yolu hastalığı gibi çok çeşitli nedenlerden kaynaklanan artmış mortalite ile ilişkilidir.[1]Bu sistemik sonuçlar, enerji dengesiyle ilgili homeostatik süreçlerdeki bozulmaların, ister zayıflığa ister aşırı kiloya yol açsın, farklı organ sistemlerinde önemli sağlık yükleri olarak nasıl ortaya çıktığını ve genel hastalık mekanizmalarına nasıl katkıda bulunduğunu vurgulamaktadır.
Prognostik İçgörüler ve Risk Sınıflandırması
Section titled “Prognostik İçgörüler ve Risk Sınıflandırması”Boylamsal vücut kitle indeksi (BMI), tek noktalı değerlendirmelerin ötesinde kritik prognostik bilgiler sağlayarak, bir bireyin sağlık yörüngesinin dinamik bir görünümünü sunar. Hem yüksek hem de düşük BMI, artan mortalite ve kötü sağlık sonuçlarıyla ilişkilidir ve önemlisi, zaman içindeki BMI’deki bir değişiklik morbidite ve mortalite riskini daha da artırır.[1] Örneğin, normal kilodan fazla kilolu veya obeze geçiş gibi belirli BMI yörüngeleri, küçük hücreli olmayan akciğer kanseri (NSCLC), prostat, kolorektal, özofagus ve gastrik kardiya adenokarsinomu dahil olmak üzere çeşitli kanserler için artmış bir riskle bağlantılıdır.[4] BMI modellerini izleme yeteneği, klinisyenlerin yüksek riskli bireyleri daha erken tanımlamasına olanak tanıyarak, kişiselleştirilmiş önleme stratejilerini ve zamanında müdahaleleri kolaylaştırır.
Bu yörüngeleri anlamak, bireylerin gelişen BMI modellerine ve ilgili sağlık risklerine göre kategorize edilebildiği risk sınıflandırması için çok önemlidir. Örneğin, yaşlı popülasyonları içeren çalışmalarda, statik değerlerden ziyade BMI’deki değişikliklerin, genetik varyantlar ve gastrointestinal kanser ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (COPD) gibi belirli hastalık durumlarıyla ilişkili olduğu bulunmuştur.[5] Bu dinamik değişiklikleri tanımak, daha nüanslı bir risk değerlendirmesini mümkün kılar ve müdahalelerin bir bireyin benzersiz BMI ilerlemesine ve atalarına, cinsiyetine ve çevresel faktörlere göre değişebilen altta yatan genetik yatkınlıklarına göre uyarlanmış olduğu hassas tıbba doğru ilerler.[1]
Tanısal Yarar ve Klinik Yönetime Rehberlik
Section titled “Tanısal Yarar ve Klinik Yönetime Rehberlik”Boylamsal BMI analizi, önemli tanısal yarar sunar ve klinik yönetim stratejilerine doğrudan bilgi sağlar. Sağlık hizmeti sağlayıcıları, BMI’yı zaman içinde izleyerek, özellikle kilo dalgalanmalarının sağlık durumunun göstergesi olduğu durumlarda, hastalık ilerlemesi ve tedavi yanıtı hakkında daha derin bilgiler edinebilirler. Örneğin, kanserli veya COPD olan bireylerde, BMI’daki değişimin (ΔBMI) izlenmesi, farklı örüntüler gözlemlenerek önemli klinik sinyalleri ortaya çıkarabilir; örneğin, gastrointestinal kanser hastaları medyan BMI kaybı gösterebilirken, KOAH hastaları hafif bir artış gösterebilir.[5] Bu ayrıntılı anlayış, durumun ciddiyetini ve terapötik müdahalelerin etkinliğini değerlendirmede yardımcı olur.
Ayrıca, doğrusal karışık modeller veya latent sınıf büyüme modelleri gibi gelişmiş istatistiksel yöntemler kullanılarak sıklıkla analiz edilen boylamsal BMI verileri, büyüme özellikleri ve hastalık riski ile ilgili belirli genetik ilişkilendirmelerin belirlenmesine yardımcı olabilir.[3] Bu tür analizler, yaş dahil olmak üzere çevresel kovariatlarla etkileşime giren ve BMI yörüngelerini etkileyen genetik varyantların saptanmasına olanak tanır.[2]Genetik bilgilerin BMI yörüngeleriyle bu entegrasyonu, özellikle genetik risk faktörlerinin BMI örüntülerinin hastalık duyarlılığı üzerindeki etkisini modüle edebileceği NSCLC gibi karmaşık hastalıklarda tedavi seçimini yönlendirebilir.[4] Sonuç olarak, bu yaklaşım, bireyin benzersiz fizyolojik ve genetik profiline dayalı olarak daha etkili izleme protokollerinin ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesini destekler.
Komorbidite Bağlantılarının ve Fenotipik Örtüşmelerin Açıklanması
Section titled “Komorbidite Bağlantılarının ve Fenotipik Örtüşmelerin Açıklanması”Boylamsal BMI analizi, komorbiditelerle karmaşık ilişkileri ortaya çıkarmada ve çeşitli hasta popülasyonlarında örtüşen fenotipleri anlamada çok önemlidir. Yaşam seyri boyunca BMI değişikliklerini izlemek, bunun çeşitli sağlık durumlarıyla olan karmaşık ilişkisini ortaya koymakta ve BMI’yi etkileyen genetik faktörlerin, ilgili hastalıkların riskini de etkileyebileceğini vurgulamaktadır. Örneğin, Avustralyalı Aborjin bireyleri gibi belirli popülasyonlarda yapılan genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), tip 2 diyabetle de bağlantılı olan BMI için genetik risk faktörlerini tanımlamıştır; bu da boylamsal BMI’nin metabolik sağlık için nasıl bir belirteç olarak hizmet edebileceğini göstermektedir.[8] Bu yaklaşım, genetik ve çevresel faktörlerin hastalığa yatkınlığa nasıl katkıda bulunduğuna dair daha net bir resim sunar.
Ayrıca, BMI ile ilişkili özelliklerin genetik etiyolojisi, soylar, cinsiyetler ve ortamlar arasında önemli ölçüde farklılık gösterebilir ve hastalık riskini tam olarak anlamak için popülasyona özgü çalışmaların gerekliliğini vurgular.[1]Hem zayıflığın hem de fazla kilonun yaygın olduğu Bangladeşli yetişkinler gibi popülasyonlarda, boylamsal BMI analizi, farklı BMI kategorileri ve bunların zaman içindeki değişiklikleriyle ilişkili farklı riskleri (kardiyovasküler hastalık, kanser ve solunum yolu hastalığından artan ölüm dahil) netleştirmeye yardımcı olur.[1] Boylamsal verilerden yararlanarak, klinisyenler sendromik sunumları ve durumların birbirleriyle olan bağlantısını daha iyi anlayabilir, bu da bireyin sağlık risklerinin ve komorbiditelerinin tüm spektrumunu ele alan daha kapsamlı yönetim stratejilerine yol açar.
Boylamsal Kohort Çalışmaları ve Zamansal BMI Kalıpları
Section titled “Boylamsal Kohort Çalışmaları ve Zamansal BMI Kalıpları”Boylamsal çalışmalar, popülasyonlar içinde zaman içindeki Beden Kitle İndeksi’nin (BMI) dinamiklerini anlamak için çok önemlidir. Uzun süredir devam eden popülasyon tabanlı bir kohort olan Framingham Kalp Çalışması (FHS), bireylerdeki 40 yılı aşkın süredir devam eden BMI değişikliklerine dair bilgiler sağlamış ve çoğu katılımcının 7-9 yıl içinde hafif bir BMI artışı yaşadığını, ancak belirli sağlık durumlarının farklı zamansal kalıplar sunduğunu ortaya koymuştur. Örneğin, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (COPD) popülasyonu en yüksek medyan BMI artışını gösterirken, gastrointestinal kanser popülasyonu benzersiz bir şekilde genel bir medyan BMI kaybı yaşamıştır.[5]Benzer şekilde, Prostat, Akciğer, Kolorektal ve Over (PLCO) Kanseri Tarama Denemesi, farklı yaş noktalarında (örn. 20, 50 ve başlangıç) farklı BMI yörüngelerini belirlemek için latent sınıf büyüme modellemesini kullanmış ve BMI kalıplarının yetişkinlik boyunca nasıl geliştiğini ve bunların hastalık riskleriyle potansiyel ilişkilerini göstermiştir.[4] Kore Birliği Kaynak (KARE) kohortu ayrıca, genetik faktörlerin ve bunların zaman içindeki yaşla etkileşimlerinin tespitini geliştirmek için boylamsal obeziteyle ilişkili özellikleri analiz etmek üzere gelişmiş Bayesci karışık modelleri kullanmıştır.[2] Bu büyük ölçekli kohort araştırmaları genellikle boylamsal verileri yakalamak ve analiz etmek için karmaşık metodolojiler içerir. Ergenlikten Yetişkinliğe Ulusal Boylamsal Sağlık Çalışması (Add Health), aile ve etnik varyasyon gibi karmaşık faktörleri hesaba katarak, boylamsal BMI’nin ağırlıklı genom çapında ilişkilendirme çalışmalarını (GWAS) yürütmek için kardeş çiftlerinden elde edilen kapsamlı genom çapında bilgileri kullanmıştır.[17] Bir Avustralya Aborjin popülasyonu bağlamında, boylamsal BMI verileri, yaş boyunca cinse özgü polinom eğrileri uydurularak analiz edilmiş ve bu da tek bir eğriye kıyasla uyumu önemli ölçüde iyileştirerek, farklı popülasyonlar için nüanslı modellemenin önemini vurgulamıştır.[8] Bu tür çalışmalar tipik olarak tekrarlanan BMI gözlemlerini (bazen birkaç yıl arayla) içerir ve değişiklikleri ve ilişkileri doğru bir şekilde değerlendirmek için uyarlanmış eğrilerden elde edilen standartlaştırılmış artıklar veya tekrarlanan okumalar arasındaki korelasyonları modelleme gibi istatistiksel yaklaşımlar kullanır.[8]
Popülasyonlar Arası ve Soy Bazlı Spesifik Bulgular
Section titled “Popülasyonlar Arası ve Soy Bazlı Spesifik Bulgular”Boylamsal BMI dinamiklerini anlamak, popülasyonlar arası karşılaştırmaları ve soy bazlı spesifik varyasyonların takdir edilmesini gerektirir. Örneğin, Add Health çalışması, boylamsal BMI GWAS’ını hem aile hem de etnik varyasyonu hesaba katmak için özel olarak tasarlamış ve Avrupa, Batı Afrika ve Asya ve Amerika’nın çeşitli bölgeleri dahil olmak üzere farklı coğrafi kökenlerden genetik soy tahminlerini içermiştir.[17] Bu yaklaşım, farklı soy geçmişlerine sahip BMI’nin genetik yapısının daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlar. Yerli Amerikan ve Avrupa kökenli karışık çocuklarla ilgili araştırmalar, hem yerel hem de küresel soyun GWAS analizlerinde boylamsal BMI ile ilgili büyüme özelliklerini nasıl etkilediğini değerlendirerek bu hususların önemini daha da vurgulamaktadır.[3] Bu tür çalışmalar, BMI’nin genetik temellerinin farklı popülasyonlarda önemli ölçüde değişebileceğini ve genetik risk faktörlerinin nasıl tanımlandığını ve yorumlandığını etkileyebileceğini ortaya koymaktadır.
Popülasyona özgü epidemiyolojik bulgular, BMI yorumlaması ve sağlık riskindeki kritik farklılıkları da vurgulamaktadır. Bir Avustralya Aborjin popülasyonunda, 22 kg/m2’den büyük bir BMI, Tip 2 Diyabet için önemli bir risk faktörü olarak tanımlanmıştır; bu eşik, tipik olarak Avrupa kökenli popülasyonlarda uygulanandan daha düşüktür.[8] Bu bulgu, Asya kökenli kişilerin daha düşük BMI değerlerinde daha yüksek adipozite ve ilişkili komorbiditeler gösterebileceğini kabul ederek, aşırı kilolu durumu sınıflandırmak için 23 kg/m2’lik bir BMI kesim değerinin kullanıldığı Bangladeşli yetişkinlerdeki gözlemlerle uyumludur.[1] Bu ayrımlar, BMI ile ilgili sağlık riskleri hakkındaki genellemelerin dikkatli yapılması gerektiğini vurgulamaktadır, çünkü BMI ile ilgili özelliklerin genetik etiyolojisi, prevalans örüntüleri ve sağlık etkileri soy, cinsiyet ve çevresel bağlama bağlı olarak önemli ölçüde farklılık gösterebilir.[1]
BMI Trajektörilerinin Epidemiyolojik İlişkileri ve Genetik Korelasyonları
Section titled “BMI Trajektörilerinin Epidemiyolojik İlişkileri ve Genetik Korelasyonları”Boylamsal BMI çalışmaları, BMI trajektörileri ile çeşitli sağlık sonuçları arasındaki önemli epidemiyolojik ilişkileri, demografik ve sosyoekonomik korelasyonlarla birlikte aydınlatmıştır. Örneğin, PLCO çalışmasında, belirli BMI trajektörilerinin, yaş, cinsiyet, ırk, eğitim ve sigara içme ve kişisel diyabet öyküsü gibi yaşam tarzı faktörleri gibi kritik demografik faktörler için ayarlama yapıldıktan sonra bile, küçük hücreli olmayan akciğer kanseri (NSCLC) riski ile ilişkili olduğu bulunmuştur.[4]Kanser ötesinde, daha geniş epidemiyolojik manzara, hem fazla kilolu hem de düşük kilolu bireylerin normal BMI’ye sahip olanlara kıyasla mortalite ve olumsuz sağlık sonuçları riskinin arttığını ortaya koymaktadır.[1]Bangladeşli yetişkinlerde ve diğer Asya kohortlarında yapılan araştırmalar, BMI’deki zaman içindeki bir değişikliğin artan mortalite ve morbidite ile bağlantılı olduğunu ve düşük BMI’nin özellikle kardiyovasküler hastalık, kanser ve solunum yolu hastalığından kaynaklanan daha yüksek mortalite ile ilişkili olduğunu vurgulamaktadır.[1] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), boylamsal BMI ve değişikliklerinin genetik korelasyonlarını ortaya çıkarmak için giderek daha fazla kullanılmaktadır. FHS kohortunda, BMI’deki değişiklikler ile özellikle gastrointestinal kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan bireylerde Dedicator of Cytokinesis 1 (DOCK1) geni arasında bir ilişki tespit edilmiştir.[5]KARE kohortu, gelişmiş Bayesian yöntemlerini kullanarak, boylamsal obezite ile ilişkili özelliklerle ilişkili yeni tek nükleotid polimorfizmlerini (SNP’ler) başarıyla tanımlamış ve önemli SNP-zaman etkileşimleri tespit ederek, bu modellerin karmaşık boylamsal veriler için gelişmiş gücünü göstermiştir.[2] LIN28B’deki pubertal zamanlama ile ilişkili bir varyant ile BMI arasındaki ilişkilerin de yaşam seyri boyunca değiştiği belirtilmektedir.[6] Metodolojik olarak, bu çalışmalar genellikle Add Health kardeş çiftleri alt örneğindeki 1.888 kişi veya Avustralya Aborjin çalışmasındaki 361 genotiplenmiş birey gibi geniş örneklem boyutlarını içerir ve bulguların temsil edilebilirliğini ve genellenebilirliğini sağlamak için akrabalık ve popülasyon yapısı gibi faktörler için titiz kalite kontrol önlemleri ve istatistiksel ayarlamalar kullanır.[17]
Boylamsal VKİ Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Boylamsal VKİ Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak boylamsal VKİ’nin en önemli ve özel yönlerini ele almaktadır.
1. Bazı insanlar ne yerlerse yesinler neden hiç kilo almazlar?
Section titled “1. Bazı insanlar ne yerlerse yesinler neden hiç kilo almazlar?”Genetiğiniz, vücudunuzun yiyecekleri nasıl işlediği ve enerjiyi nasıl depoladığı konusunda önemli bir rol oynar. Bazı bireyler, başkalarıyla benzer miktarda yiyecek tüketseler bile, doğal olarak kilo almaya daha az eğilimli olmalarını sağlayan genetik yatkınlıklarla doğarlar. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları, bu değişkenliği etkileyen BMI ile ilgili özelliklerle bağlantılı birçok genetik bölge tanımlamıştır.
2. Stres gerçekten kilo alımına neden olur mu, yoksa bu bir efsane mi?
Section titled “2. Stres gerçekten kilo alımına neden olur mu, yoksa bu bir efsane mi?”Evet, stres gibi çevresel faktörler, zaman içinde kilo alımınızı etkilemek için genetik yapınızla etkileşime girebilir. Benzersiz genetik yatkınlıklarınız, yüksek stres dönemlerinde kilo almaya karşı sizi daha duyarlı hale getirebilir, çünkü bu etkileşimler vücudunuzun çeşitli yaşam koşullarına nasıl tepki verdiğini şekillendirir.
3. Kardeşim zayıf ama ben değilim – neden bu fark var?
Section titled “3. Kardeşim zayıf ama ben değilim – neden bu fark var?”Aynı aile genetiğini paylaşsanız bile, siz ve kardeşiniz BMI’yi etkileyen farklı genetik varyant kombinasyonları miras aldınız. Bu farklı genetik profiller, bireysel yaşam tarzı seçimleri ve çevresel maruziyetlerle birleştiğinde, yaşamlarınız boyunca çok farklı kilo düzenlerine ve sağlık sonuçlarına yol açabilir.
4. Yaşlandıkça metabolizmanın yavaşladığı doğru mu?
Section titled “4. Yaşlandıkça metabolizmanın yavaşladığı doğru mu?”Evet, genetiğiniz yaşla etkileşime girerek metabolizma hızı da dahil olmak üzere vücudunuzun zamanla nasıl değiştiğini etkileyebilir. Spesifik genetik varyasyonların, bireyler yaşlandıkça değişen BMI kalıplarına yol açtığı ve metabolizmanın yaşla birlikte değişebileceği şeklindeki yaygın gözleme katkıda bulunduğu bulunmuştur.
5. Kilo verme diyetleri neden başkaları için işe yararken benim için yaramıyor?
Section titled “5. Kilo verme diyetleri neden başkaları için işe yararken benim için yaramıyor?”Sizin benzersiz genetik yapınız, vücudunuzun farklı diyetlere ve egzersiz programlarına nasıl yanıt verdiğini önemli ölçüde etkiler. Bir kişi için etkili olan şey, sizin özel genetik yatkınlıklarınız nedeniyle sizin için aynı sonuçları vermeyebilir ve bu da kilo yönetimine kişiselleştirilmiş yaklaşımların önemini vurgular.
6. Ben [etnik köken] - geçmişim kilo riskimi etkiler mi?
Section titled “6. Ben [etnik köken] - geçmişim kilo riskimi etkiler mi?”Evet, atalardan gelen kökeniniz, belirli kilo seyirleri için genetik riskinizi etkileyebilir. Araştırmalar, BMI’yi etkileyen genetik varyantların farklı popülasyonlarda farklı etkilere ve yaygınlığa sahip olabileceğini göstermektedir; bu da etnik kökeninizin kilo değişikliklerine karşı bireysel yatkınlığınızda rol oynayabileceği anlamına gelir.
7. Egzersiz gerçekten kötü aile öyküsünün üstesinden gelebilir mi?
Section titled “7. Egzersiz gerçekten kötü aile öyküsünün üstesinden gelebilir mi?”Genetik yatkınlık sağlarken, düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı seçimleri, genlerinizle etkileşime giren güçlü çevresel faktörlerdir. Düzenli fiziksel aktivite, BMI eğrinizi önemli ölçüde etkileyebilir ve potansiyel olarak ailenizden miras almış olabileceğiniz bazı genetik riskleri azaltabilir.
8. Arkadaşım benden daha az yediği halde neden kilo veremiyorum?
Section titled “8. Arkadaşım benden daha az yediği halde neden kilo veremiyorum?”Vücudunuzun gıda alımına ve enerji harcamasına verdiği yanıt oldukça kişiseldir ve genetiğinizden etkilenir. Benzer yeme alışkanlıklarına sahip olsanız bile, arkadaşınıza kıyasla metabolizmanızı veya vücudunuzun yağı nasıl depoladığını etkileyen genetik varyasyonlara sahip olabilirsiniz.
9. Geç yatmak kilo almama neden olur mu?
Section titled “9. Geç yatmak kilo almama neden olur mu?”Uyku düzeniniz gibi çevresel faktörler, zaman içinde kilonuzu etkilemek için genetik yatkınlıklarınızla etkileşime girebilir. Doğrudan genetik bağlantı her zaman basit olmasa da, uykudaki bozulmalar hormonları ve davranışları etkileyebilir ve bunlar, benzersiz genetiğinizle birlikte kilo alımına katkıda bulunabilir.
10. Kilo sorunlarım için bir DNA testi gerçekten işe yarar mı?
Section titled “10. Kilo sorunlarım için bir DNA testi gerçekten işe yarar mı?”Bir DNA testi, belirli BMI (Vücut Kitle İndeksi) eğilimleri ve kilo ile ilişkili riskler için genetik yatkınlıklarınız hakkında bilgi sağlayabilir. Bu bilgi, daha kişiselleştirilmiş önleyici stratejiler ve zamanında müdahaleler geliştirilmesine katkıda bulunabilir, bireysel risk faktörlerinizi anlamanıza yardımcı olabilir ve potansiyel olarak sağlığa daha etkili yaklaşımlar konusunda size yol gösterebilir.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.
Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Scannell Bryan M et al. “Genome-wide association studies and heritability estimates of body mass index related phenotypes in Bangladeshi adults.”PLoS One, vol. 9, no. 8, 2014, p. e105025.
[2] Chung, W et al. “Bayesian analysis of longitudinal traits in the Korea Association Resource (KARE) cohort.” Genomics Inform, 2022.
[3] Vicuna, L et al. “New insights from GWAS on BMI-related growth traits in a longitudinal cohort of admixed children with Native American and European ancestry.” iScience, 2023.
[4] You, D et al. “Associations of genetic risk, BMI trajectories, and the risk of non-small cell lung cancer: a population-based cohort study.”BMC Med, 2022.
[5] McDonald, M. N., et al. “Body mass index change in gastrointestinal cancer and chronic obstructive pulmonary disease is associated with Dedicator of Cytokinesis 1.”J Cachexia Sarcopenia Muscle, 2017.
[6] Warrington, N. M., et al. “A genome-wide association study of body mass index across early life and childhood.”Int J Epidemiol, 2015.
[7] McQueen, MB et al. “The National Longitudinal Study of Adolescent to Adult Health (Add Health) sibling pairs genome-wide data.” Behav Genet, 2015.
[8] Anderson, D et al. “First genome-wide association study in an Australian aboriginal population provides insights into genetic risk factors for body mass index and type 2 diabetes.”PLoS One, 2015.
[9] Couto Alves, A. et al. “GWAS on longitudinal growth traits reveals different genetic factors influencing infant, child, and adult BMI.” Sci Adv, 2019.
[10] Bell, K. A. et al. “Validity of body mass index as a measure of adiposity in infancy.”J Pediatr, 2018.
[11] Fitzmaurice, G. M., N. M. Laird, and J. H. Ware. Applied Longitudinal Analysis. Wiley, 2011.
[12] Koning, M., et al. “Identifying developmental trajectories of body mass index in childhood using latent class growth (mixture) modelling: associations with dietary, sedentary and physical activity behaviors: a longitudinal study.”BMC Public Health, vol. 16, no. 1, 2016, p. 1128.
[13] Rolland-Cachera, M. F., et al. “Adiposity indices in children.” Am J Clin Nutr, vol. 36, 1982, pp. 178–84.
[14] Siervogel, R. M., et al. “Patterns of change in weight/stature2 from 2 to 18 years: Findings from long-term serial data for children in the Fels longitudinal growth study.” Int J Obes, vol. 15, 1991, pp. 479–485.
[15] Williams, S. M., and A. Goulding. “Patterns of growth associated with the timing of adiposity rebound.” Obesity, vol. 17, 2009, pp. 335–341.
[16] Deurenberg, P., J. A. Weststrate, and J. C. Seidell. “Body mass index as a measure of body fatness: Age- and sex-specific prediction formulas.”Br J Nutr, 1991.
[17] McQueen, M. B. “The National Longitudinal Study of Adolescent to Adult Health (Add Health) sibling pairs genome-wide data.” Behav Genet, 2014.