İnsülin Yanıtı
Arka Plan
Section titled “Arka Plan”İnsülin yanıtı, vücudun glikoza karşı fizyolojik reaksiyonunu ifade eder ve temel olarak pankreas beta hücrelerinden insülin salgılanmasını ve ardından çeşitli dokular tarafından glikozun alınmasını ve kullanılmasını içerir. Bu karmaşık süreç, glikoz homeostazı olarak bilinen kararlı kan şekeri seviyelerini korumak için temeldir. İnsülin yanıtındaki sapmalar, yetersiz salgılanma veya bozulmuş hücresel duyarlılık olsun, önemli sağlık etkilerine sahip olabilir.
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”İnsülin yanıtının düzenlenmesi, pankreas tarafından yönetilen karmaşık bir biyolojik süreçtir. Glikoz tipik olarak bir yemekten sonra kan dolaşımına girdiğinde, pankreas adacıklarındaki beta hücreleri insülin salgılamak üzere uyarılır. İnsülin daha sonra kas, yağ ve karaciğer gibi dokulardaki hedef hücreler üzerinde etki göstererek glikozun kandan alınmasını ve enerjiye dönüştürülmesini veya depolanmasını destekler. Bu sürecin etkinliği genellikle çeşitli ölçümlerle, özellikle bir Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) sonrasında değerlendirilir. Temel indeksler şunları içerir:
- Düzeltilmiş İnsülin Yanıtı (CIR): Erken insülin salgısının bir tahmini olup, (100 _ 30. dakikadaki insülin) / (30. dakikadaki glikoz _ (30. dakikadaki glikoz – 3,89)) şeklinde hesaplanır.[1]
- Glikoz için EAA’ya (AUCGluc) göre insülin için Eğri Altında Kalan Alan (AUC) (AUCIns/AUCGluc): Bir OGTT sırasında glikoz seviyelerine göre genel insülin yanıtını yansıtır.[1]
- İnsülin Duyarlılık İndeksi (ISI): Vücut hücrelerinin insüline ne kadar etkili yanıt verdiğinin bir ölçüsü olup, 10.000 / (açlık plazma glikozu _ açlık insülini _ OGTT sırasında ortalama glikoz * OGTT sırasında ortalama insülin) şeklinde hesaplanır.[1]
- Dispozisyon İndeksi (DI): İnsülin salgısı ve duyarlılığını birleştirerek CIR * ISI şeklinde hesaplanır ve beta hücrelerinin insülin direncini telafi etme kapasitesini gösterir.[1]
- 30. Dakikadaki İnsülin (Ins30): Glikoz alımından 30 dakika sonra ölçülen insülin seviyesidir.[1]
- 30. Dakikadaki Artımlı İnsülin (Increm30): Açlıktan glikoz sonrası 30. dakikaya kadar olan insülin seviyelerindeki değişim olup, 30. dakikadaki insülin – açlık insülini şeklinde hesaplanır.[1]
- BMI için düzeltilmiş 30. dakikadaki glikoza insülin yanıtı (Ins30adjBMI): 30. dakikadaki insülin / (30. dakikadaki glikoz * BMI).[1]
- İnsülin Eğrisi Altında Kalan Alan (AUCIns): Bir OGTT sırasında bir süre boyunca salgılanan toplam insülin miktarıdır.[1]
Genetik faktörler bu yanıtları düzenlemede önemli bir rol oynar. Örneğin, _GRB10_ geni insülin salgısını etkilediği belirlenmiştir ve önde gelen SNP *rs933360 * düzeltilmiş insülin yanıtı ile ilişkilidir.[1] _GRB10_proteini insan alfa, beta ve delta hücrelerinde bulunur ve ekspresyonu glukagon mRNA seviyeleri ile ters orantılı olabilir.[1] *rs933360 *gibi varyantlar, kas ve yağ dokusunda değişen_GRB10_ mRNA seviyeleriyle de ilişkilendirilmiştir ve bu da insülin yanıtının genetik temellerini daha da vurgulamaktadır.[1]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”İnsülin yanıtının doğruluğu, bir bireyin metabolik sağlığını ve Tip 2 Diyabet (T2D) gibi hastalıklar için riskini anlamak açısından klinik olarak çok önemlidir. T2D, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşime girdiği, sıklıkla bozulmuş beta hücresi fonksiyonuna ve/veya insülin direncine yol açan multifaktöriyel bir hastalıktır.[1] Optimal olmayan insülin yanıtına sahip bireylerin belirlenmesi, erken müdahale stratejilerine olanak sağlayabilir. Bu ölçümler aynı zamanda araştırmalarda, özellikle genom çapında ilişkilendirme çalışmalarında (GWAS), bireyleri metabolik bozukluklara yatkın hale getiren genetik varyantları ortaya çıkarmak için hayati öneme sahiptir.[1]
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”Tip 2 Diyabet ve ilgili metabolik durumların küresel olarak artışı, insülin yanıtını anlamanın sosyal önemini vurgulamaktadır. Genetik yatkınlıkların ve bozulmuş insülin fonksiyonunun erken belirteçlerinin tanımlanmasıyla, halk sağlığı girişimleri yaşam tarzı değişiklikleri, diyet önerileri ve hedeflenmiş müdahaleler yoluyla önlemeye yönelik olarak uyarlanabilir. Bu bilgi, bireyleri sağlıkları hakkında bilinçli seçimler yapmaları için güçlendirir ve metabolik hastalıkların halk sağlığı yüküyle mücadelede daha geniş çabalara katkıda bulunur.
Metodolojik ve İstatistiksel Değerlendirmeler
Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Değerlendirmeler”İnsülin cevabı için 26.037’ye kadar diyabetik olmayan bireyin geniş örneklem büyüklüğüne rağmen, glukozla uyarılan insülin salgılanmasını etkileyen yalnızca bir yeni genetik lokusun (GSIS) keşfi, ilgili tüm varyantları saptamak için istatistiksel güçte potansiyel sınırlamalar olduğunu düşündürmektedir.[1]İnsülin cevabı gibi karmaşık fizyolojik özellikler, genellikle her biri küçük bireysel etkilere sahip çok sayıda genetik faktörden etkilenir ve bunların önemli kohortlarda bile saptanması zor olabilir. Bu sınırlı güç, gerçek genetik yapının hafife alınmasına ve istatistiksel olarak anlamlılığa ulaşan birkaç lokusun algılanan etki büyüklüklerini potansiyel olarak şişirebilir.
Çoklu homeostatik mekanizmalar ve ebeveyn-orijin spesifik etkileri içeren insülin cevabının karmaşık doğası, bireysel genetik varyantların gözlemlenebilir etkisini daha da sulandırabilir ve nötralize edebilir.[1] Meta-analiz ve genomik kontrol gibi gelişmiş istatistiksel yöntemler kullanılmış olsa da, bu doğal biyolojik karmaşıklıklar, altta yatan genetik katkıları tam olarak yakalamayı zorlaştırmaktadır. Sonuç olarak, insülin cevabını etkileyen genetik varyasyonun önemli bir kısmı tanımlanmamış kalabilir ve bu da daha büyük ölçekli çalışmalara veya yeni analitik yaklaşımlara duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.
Fenotipik Karmaşıklık ve Genellenebilirlik
Section titled “Fenotipik Karmaşıklık ve Genellenebilirlik”İnsülin yanıtının değerlendirilmesi, oral glukoz tolerans testlerinden (OGTT) elde edilen çeşitli indekslere dayanmıştır; bunlar arasında Düzeltilmiş İnsülin Yanıtı (CIR) ve AUC insülin/AUC glukoz oranı yer almaktadır.[1] Bu standardize edilmiş ölçümler değerli bilgiler sağlarken, insülin salgılanması ve etki modellerinin tüm spektrumunu potansiyel olarak basitleştirerek, oldukça dinamik bir fizyolojik sürecin belirli hesaplamalarını veya toplu anlık görüntülerini temsil etmektedir. Fenotipik karakterizasyonun bu sınırlı kapsamı, beta hücresi fonksiyonunun veya insülin duyarlılığının tüm nüanslarını yakalayamayabilir.
Ayrıca, çalışma kohortları öncelikle Avrupa kökenliydi (örneğin, Finlandiya, İsveç, Amish, Sorblar, Almanya, Fransa, İngiltere, Estonya’dan), bu da bulguların diğer popülasyonlara genellenebilirliğini kısıtlamaktadır.[1]Genetik varyantlar ve bunların insülin yanıtı üzerindeki etkileri, farklı allel frekansları, bağlantı dengesizliği örüntüleri ve çevresel etkileşimler nedeniyle çeşitli atalara sahip popülasyonlar arasında önemli ölçüde farklılık gösterebilir. Triolarda glukagon verilerinin ve adacık donörleri için ebeveyn bilgilerinin olmaması, alfa ve beta hücre fonksiyonu arasındaki etkileşimin ve pankreas adacık fizyolojisini etkileyen kalıtım örüntülerinin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını da sınırlamıştır.[1]
Biyolojik Karıştırıcı Faktörler ve Açıklanamayan Varyasyon
Section titled “Biyolojik Karıştırıcı Faktörler ve Açıklanamayan Varyasyon”İnsülin yanıtı, genetik faktörlerin çok çeşitli çevresel ve epigenetik etkilerle etkileşime girdiği çok faktörlü bir özelliktir.[1]Çalışmalar belirli genetik lokusları tanımlarken, diyet, fiziksel aktivite ve yaşam tarzı gibi ölçülmemiş çevresel karıştırıcı faktörler, bu genetik etkileri önemli ölçüde modüle edebilir ve insülin yanıtının “kayıp kalıtılabilirliğine” katkıda bulunabilir. Bu gen-çevre etkileşimlerinin karmaşıklığı, varyasyonun tamamen tanımlanmış genetik belirteçlere atfedilmesini zorlaştırmaktadır.
Önemli bir sınırlama, özellikle GRB10’un belgelenmiş ebeveyn-kökenli spesifik etkileri göz önüne alındığında, doku mevcudiyeti nedeniyle üçlülerde metilasyon modellerini ve imprinting’i doğrudan araştırma yetersizliğiydi.[1]DNA metilasyonu gibi epigenetik mekanizmalar, gen ekspresyonunda çok önemli bir rol oynar ve metabolik özellikleri önemli ölçüde etkileyebilir, ancak kapsamlı araştırmaları kısıtlanmıştır. Bu incelenmemiş epigenetik faktörler, homeostatik düzenlemenin doğal biyolojik karmaşıklığının yanı sıra, insülin yanıtındaki varyasyonun önemli bir kısmının şu anda tanımlanan genetik lokuslar tarafından açıklanamadığını göstermektedir.
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Çeşitli genetik varyantlar, insülin yanıtının ve glukoz metabolizmasının düzenlenmesiyle bağlantılıdır ve tip 2 diyabet gibi metabolik durumların gelişiminde önemli roller oynar. Bu varyantlar genellikle pankreas adacık fonksiyonu, insülin sinyali veya glukoz homeostazı için hayati olan hücresel süreçlerde yer alan genleri etkiler. Bu genetik etkileri anlamak, insülin salgılanması ve duyarlılığındaki bireysel farklılıklara dair fikir vermektedir.
_GRB10_ geninin intron 2’sinde bulunan rs933360 varyantı, özellikle oral glukoz tolerans testi sırasında 30. dakikada düzeltilmiş insülin yanıtı (CIR) olarak ölçülen insülin salgılanmasıyla yeni bir genetik ilişkiyi temsil etmektedir (OGTT).[1] _GRB10_ geni, insülin sinyalini negatif olarak düzenlediği bilinen bir adaptör proteinini kodlar ve proteini insan alfa, beta ve delta pankreas hücrelerinde ifade edilir.[1] rs933360 ’ın insülini azaltan alleli, daha düşük açlık plazma glukoz seviyeleri ile ilişkilidir.[1] Ayrıca, _GRB10_gen ekspresyonu üzerinde ebeveyn-kökenine özgü etkiler sergiler ve insan pankreas adacıklarında baskılanması, glukagon salgılanmasını azaltabilir ve düşük glukoz konsantrasyonlarında insülin seviyelerini hafifçe artırabilir, aynı zamanda hücre canlılığını da etkileyebilir.[1] rs933360 ’ın A-allelini taşıyanların, özellikle allel maternal olarak kalıtıldığında, kas ve yağ dokusunda_GRB10_ mRNA seviyelerinde azalma olduğu ve bunun insülin duyarlılığını etkilediği gözlemlenmiştir.[1] Daha önce tanımlanmış diğer varyantlar da insülin yanıtındaki değişikliklere katkıda bulunur. _MTNR1B_ genindeki rs10830963 varyantı, birincil insülin salgılama özellikleri ile ilişkilidir.[1] _MTNR1B_, sirkadiyen ritimleri ve glukoz homeostazını düzenlemede yer alan melatonin reseptörü tip 1B’yi kodlar; buradaki varyantların pankreas beta hücresi fonksiyonunu ve insülin salgılanmasını etkilediği ve sıklıkla azalmış bir insülin yanıtına yol açtığı bilinmektedir. Benzer şekilde, _CDKAL1_ genindeki rs742642 varyantı, daha önce bildirilmiş bir T2D ve glisemik özellik varyantıdır ve aynı zamanda OGTT’nin 30. dakikasında CIR olarak ölçülen insülin salgılanmasıyla da ilişkilidir.[1] _CDKAL1_ (CDK5 düzenleyici alt birimi ile ilişkili protein 1 benzeri 1), pankreas beta hücreleri içinde uygun protein sentezi için gerekli olan tRNA modifikasyonunda rol oynar ve varyantları, öncelikle etkili insülin salgılanmasını bozarak tip 2 diyabet riski ile güçlü bir şekilde bağlantılıdır.
_HHEX_ ve _ANK1_ bölgelerindeki genetik varyasyonlar ayrıca insülin yanıtını etkiler. Pankreas gelişimi için çok önemli bir transkripsiyon faktörü olan _HHEX_ geni, beta hücresi fonksiyonunu ve insülin salgılanmasını etkileyerek tip 2 diyabet riskinin artmasıyla güçlü bir şekilde ilişkili olan rs11187144 gibi varyantlar içerir. _HHEX_ bölgesi, _IDE_ ve _KIF11_ ile birlikte, OGTT’nin 30. dakikasında CIR ile ölçülen insülin salgılanmasını etkileyen, tip 2 diyabet ve glisemik özelliklerle ilişkili, daha önce bildirilmiş bir varyant olarak tanımlanmıştır.[1] Aynı şekilde, _ANK1_ geni ile ilişkili rs12549902 varyantı, insülin salgılanmasıyla ilişki gösteren, daha önce bildirilmiş başka bir T2D ve glisemik özellik varyantıdır.[1] _ANK1_, öncelikle hücre zarı bütünlüğünü korumasıyla bilinen bir protein olan Ankyrin 1’i kodlarken, glukoz metabolizması ve insülin yanıtındaki rolü, pankreas adacıkları veya diğer insüline duyarlı dokular içindeki hücresel süreçler üzerindeki potansiyel etkileri yoluyla ima edilmektedir.
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs10830963 | MTNR1B | blood glucose amount HOMA-B metabolite type 2 diabetes mellitus insulin |
| rs742642 | CDKAL1 | insulin response insulin disposition index |
| rs933360 | GRB10 | insulin response insulin |
| rs12549902 | NKX6-3 - ANK1 | insulin response type 2 diabetes mellitus |
| rs11187144 | HHEX - Y_RNA | insulin response disposition index birth weight |
| rs11112613 | C12orf75 - CASC18 | insulin response |
| rs12719039 | IKZF1 | insulin response |
İnsülin Yanıtının ve İlişkili Özelliklerin Tanımlanması
Section titled “İnsülin Yanıtının ve İlişkili Özelliklerin Tanımlanması”İnsülin yanıtı, pankreas beta hücrelerinden insülin salgılanmasını ve ardından insülinin glukoz homeostazını düzenlemek için hedef dokular üzerindeki etkisini içeren dinamik fizyolojik süreçleri ifade eder. Bu karmaşık özellik, stabil kan glukoz seviyelerini korumak için kritik olan “insülin salgılama özellikleri” ve “insülin etki özellikleri”ni kapsar.[1] Glukozla uyarılmış insülin salgısı (GSIS), özellikle kan glukozundaki bir artışa yanıt olarak salınan insülin miktarını ölçer, tipik olarak bir glukoz yüklemesini takiben ve beta hücre fonksiyonunun önemli bir göstergesidir.[1] Bunu tamamlayan “insülin duyarlılığı”, hedef hücrelerin insüline ne kadar verimli yanıt verdiğini, glukoz alımını ve kullanımını kolaylaştırdığını tanımlar. Bu iki temel özellik arasındaki etkileşim, genellikle “dispozisyon indeksi” ile yakalanır; bu, beta hücre fonksiyonunu geçerli insülin duyarlılığına göre değerlendiren ve böylece bir bireyin glukoz kontrolünü sürdürme kapasitesinin daha kapsamlı bir görünümünü sağlayan kavramsal bir çerçevedir.[1]
Operasyonel Ölçümler ve Türetilmiş İndeksler
Section titled “Operasyonel Ölçümler ve Türetilmiş İndeksler”İnsülin yanıtının değerlendirilmesi, öncelikle Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) sırasında toplanan verilerden elde edilen kesin operasyonel tanımlara dayanır.[1]İnsülin dinamiklerinin farklı yönlerini ölçmek için çeşitli önemli indeksler hesaplanır. Düzeltilmiş İnsülin Yanıtı (CIR), erken insülin salgısının bir indeksidir ve (100 _ 30. dakikadaki insülin) / (30. dakikadaki glikoz _ (30. dakikadaki glikoz – 3,89)) olarak hesaplanır ve glikoza karşı ilk pankreas yanıtı hakkında bilgi sağlar.[1]Glikoza genel insülin yanıtı, genellikle insülin için Eğri Altındaki Alan (AUC) oranının, glikoz için EAA’ya (AUCIns/AUCGluc) oranı ile ölçülür; bu oran trapez kuralı kullanılarak belirlenir ve test süresi boyunca glikoz yüküne göre salgılanan toplam insülini yansıtır.[1]İnsülin duyarlılığı sıklıkla İnsülin Duyarlılık İndeksi (ISI) ile tahmin edilir ve 10.000 / (açlık plazma glikozu (mg/dl) _ açlık insülini _ OGTT sırasındaki ortalama glikoz (mg/dl) _ OGTT sırasındaki ortalama insülin) olarak hesaplanırken, Dispozisyon İndeksi (DI), CIR ve ISI’i (DI = CIR _ ISI) birleştirerek insülin direncine göre ayarlanmış beta hücresi fonksiyonunun daha bütünsel bir ölçüsünü sunar.[1]Ek spesifik ölçümler arasında 30. dakikadaki insülin (Ins30), 30. dakikadaki artımlı insülin (Increm30 = Ins30 – açlık insülini), BMI için düzeltilmiş 30. dakikadaki insülin (Ins30adjBMI = Ins30 / (30. dakikadaki glikoz * BMI)) ve OGTT sırasında insülin seviyelerinin toplam EAA’sı (AUCIns) yer alır ve her biri insülin salgılanması ve etkisine ilişkin benzersiz perspektifler sağlar.[1]
Glikoz Homeostazının Klinik Bağlamı ve Sınıflandırılması
Section titled “Glikoz Homeostazının Klinik Bağlamı ve Sınıflandırılması”İnsülin yanıtının ölçümleri, bireyleri glikoz toleransı ve metabolik sağlık spektrumunda sınıflandırmada önemlidir. Glikoz homeostazı durumları, açlık plazma glikozu, bir OGTT sırasında 2 saatlik plazma glikozu ve glikozile hemoglobin (HbA1c) için eşikler dahil olmak üzere belirli tanı kriterlerine göre kategorize edilir.[1]Bireyler, glikoz ve HbA1c seviyeleri sağlıklı aralıklarda (örneğin, HbA1c <%5,4) ise, normal insülin salgılanması ve etkisini göstererek tipik olarak “normoglisemik” olarak sınıflandırılır.[1]Tersine, “hiperglisemik” durumlar, glikoz seviyeleri tanımlanmış eşikleri aştığında teşhis edilir; örneğin, 5,5–6,9 mmol/l açlık plazma glikoz seviyeleri veya 7,8–11,1 mmol/l 2 saatlik plazma glikoz seviyeleri veya HbA1c >%6.[1]Bu kriterler, bozulmuş insülin dinamiği ile karakterize edilen pre-diyabetik durumları temsil eden Bozulmuş Açlık Glikozu (IFG) ve Bozulmuş Glikoz Toleransı (IGT) gibi durumları ve sonuç olarak insülin salgılanmasında veya etkisinde önemli bir başarısızlık olan Tip 2 Diyabeti (T2D) tanımlamaya yardımcı olur.[1]İnsülin yanıtının kesin ve sınıflandırılması bu nedenle erken teşhis, risk sınıflandırması ve metabolik bozukluklarda terapötik müdahalelere rehberlik etmek için kritiktir.
Pankreas Adacık Fonksiyonu ve Glikoz Homeostazı
Section titled “Pankreas Adacık Fonksiyonu ve Glikoz Homeostazı”Glikoz homeostazı olarak bilinen kan glikoz seviyelerinin hassas bir şekilde düzenlenmesi, öncelikle pankreas adacıklarındaki özelleşmiş hücrelerden salgılanan hormonlar tarafından düzenlenen temel bir biyolojik süreçtir. Bunlar arasında, pankreas beta hücreleri tarafından üretilen insülin, hücreler tarafından glikoz alımını kolaylaştırmada ve yemeklerden sonra kan glikozunu düşürmede kritik bir rol oynar.[1]Aksine, pankreas alfa hücreleri tarafından salgılanan glukagon, özellikle açlık sırasında karaciğerde glikoz üretimini uyararak kan glikoz seviyelerini yükseltmek için hareket eder.[1]İnsülin ve glukagon salgılanması arasındaki koordineli denge, metabolik stabilitenin korunması için esastır ve bu hassas etkileşimdeki bozulmalar hiperglisemi ve Tip 2 Diyabet (T2D) gibi durumlara yol açabilir.[1] Bu beta hücrelerinin canlılığı ve düzgün işlevi çok önemlidir; metabolik aktiviteyi değerlendiren testler (örneğin, NADPH veya NADH dönüşümü yoluyla) genellikle sağlıklarını ölçmek için kullanılır.[1]İnsülin cevabı, tipik olarak bir oral glikoz tolerans testi sırasında değerlendirilen, glikoz uyaranlarına tepki olarak insülinin dinamik salgılanmasını ifade eder (OGTT).[1]Düzeltilmiş İnsülin Cevabı (CIR) ve insülinin glikoza oranının eğri altında kalan alanı (AUCIns/AUCGluc) gibi önemli indeksler, bu cevabı ölçer ve pankreasın glikoz zorluklarını yönetme yeteneği hakkında bilgi sağlar.[1] Ayrıca, insülin salgılanmasını insülin duyarlılığı ile bütünleştiren dispozisyon indeksi (DI), vücudun değişen derecelerdeki insülin direncini ne kadar etkili bir şekilde telafi ettiğinin bir ölçüsünü sunar.[1]Bu kantitatif ölçüler, bir bireyin metabolik sağlığını ve glikoz disregülasyonuna yatkınlığını anlamak için hayati öneme sahiptir.
Moleküler Sinyalleşme ve Metabolik Düzenleme
Section titled “Moleküler Sinyalleşme ve Metabolik Düzenleme”Moleküler düzeyde, insülin sinyalleşmesi hedef hücreler içinde karmaşık bir olaylar zincirini başlatarak glikoz alımına ve kullanımına yol açar. İnsülin hormonu, hücre yüzeylerindeki spesifik reseptörlere bağlanarak, hücre zarlarından glikoz taşınmasını destekleyen ve metabolik süreçleri etkileyen hücre içi yolları tetikler.[1] Büyüme faktörü reseptörüne bağlı protein 10 (GRB10) gibi önemli düzenleyici proteinler, adacık fonksiyonunun ve insülin salgılanmasının önemli modülatörleri olarak ortaya çıkmıştır.[1] Çalışmalar, insan pankreas adacıklarında GRB10ekspresyonunun bozulmasının hem insülin hem de glukagon salgılanmasını doğrudan etkileyebileceğini ve bunun glikoz homeostazındaki merkezi rolünü vurguladığını göstermiştir.[1] GRB10’un ötesinde, çok sayıda başka kritik protein, enzim ve hormon, glikozun karmaşık metabolik düzenlemesine dahil olmaktadır. Örneğin, pankreas beta hücrelerinin düzgün işleyişi, enerji üretimi ve hücresel canlılık için ayrılmaz öneme sahip olan NADPH ve NADH gibi kofaktörleri içeren metabolik aktiviteye dayanır.[1] Pankreas kesitlerinin immünositokimyasal analizleri, GRB10’un insülin, glukagon ve somatostatin ile birlikte lokalize ekspresyonunu ortaya çıkararak, adacıkların karmaşık hücresel mimarisi içindeki potansiyel etkileşimini göstermektedir.[1] GRB10’un da eksprese edildiği kas, visseral yağ, subkutan yağ ve karaciğer dahil olmak üzere çeşitli dokulardaki bu biyomoleküllerin koordineli etkisi, glikoz metabolizmasının sistemik doğasının altını çizmektedir.[1]
İnsülin Yanıtı Üzerindeki Genetik ve Epigenetik Etkiler
Section titled “İnsülin Yanıtı Üzerindeki Genetik ve Epigenetik Etkiler”Genetik faktörler, insülin yanıtındaki bireysel farklılıklara ve metabolik hastalıklara yatkınlığa önemli ölçüde katkıda bulunur. Genom Çapında İlişkilendirme Çalışmaları (GWAS), OGTT sırasında düzeltilmiş insülin yanıtı ile önemli ölçüde ilişkili olan, GRB10 geni içindeki rs933360 tek nükleotid polimorfizmi (SNP) gibi belirli genetik varyantları tanımlamıştır.[1] GRB10’un intron 2’sinde bulunan bu özel SNP ve onun vekil SNP’si rs6943153 , insülin salgılama özelliklerinin genetik temellerini vurgulamaktadır.[1] Ayrıca, GRB10, çeşitli dokularda ekspresyonu üzerinde ebeveyne özgü etkiler sergiler ve allelin anneden mi yoksa babadan mı miras alındığına bağlı olarak insülin ve glikoz seviyelerini etkiler.[1] GRB10’un ötesinde, daha önce Tip 2 Diyabet ve glisemik özelliklerle bağlantılı olan MTNR1B, HHEX/IDE/KIF11, CDKAL1, GIPR/QPCTL, C2CD4A (NLF1), GCK ve ANK1 dahil olmak üzere çeşitli başka genler de insülin salgılanmasıyla ilişkiler göstermiştir.[1] Bu genetik lokuslar, insülin yanıtının poligenik doğasının altını çizmektedir; burada birden fazla gen, genel fizyolojik sonuca katkıda bulunur. İnsan pankreas adacıklarında GRB10geni içindeki DNA metilasyonu gibi epigenetik modifikasyonlar da gen ekspresyon modellerinin düzenlenmesinde rol oynar ve adacık fonksiyonunu etkileyebilir.[1] Bu genetik varyantlar, bunların ekspresyon modelleri ve epigenetik düzenleme arasındaki etkileşim, toplu olarak bir bireyin insülin yanıtı kapasitesini ve metabolik sağlığını şekillendirir.
Sistemik Etki ve Hastalık Patogenezi
Section titled “Sistemik Etki ve Hastalık Patogenezi”İnsülin yanıtının etkinliği, sistemik glikoz kontrolünün kritik bir belirleyicisi ve metabolik bozuklukların patogenezinde önemli bir faktördür. Bozulmuş insülin salgılanması veya etkisi, vücudun stabil kan glikoz seviyelerini korumakta zorlandığı homeostatik bozukluklara yol açar ve sonuç olarak Tip 2 Diyabetin gelişmesine katkıda bulunur.[1] Genellikle daha düşük düzeltilmiş insülin yanıtı (CIR) değerleri ile karakterize edilen, azalmış insülin yanıtına sahip bireyler, hiperglisemi ve T2D geliştirme riski altındadır.[1]İnsülin salgılanmasındaki birincil kusurları insülin direncine bağlı olanlardan ayırmaya yardımcı olmak için, dispozisyon indeksi gibi ölçümler de dahil olmak üzere insülin yanıtının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi önemlidir.[1] GRB10gibi genlerin etkisi pankreasın ötesine uzanır ve bu genin ifadesi kas, karaciğer ve yağ dokusu gibi diğer metabolik olarak aktif dokularda da tespit edilir.[1]Bu geniş ifade, glikoz metabolizması ve enerji dengesi üzerinde daha geniş bir sistemik etkiye işaret etmektedir. Bu karmaşık doku etkileşimlerini ve değişmiş insülin yanıtının sistemik sonuçlarını anlamak, T2D’nin önlenmesi ve yönetimi için hedeflenmiş müdahaleler geliştirmek için çok önemlidir.[1]Bu karmaşık biyolojik süreçlerin, pankreas adacıklarındaki moleküler düzeyden sistemik etkilerine kadar incelenmesi, metabolik sağlık ve hastalık hakkında temel bilgiler sağlamaktadır.
İnsülin Yanıtında Moleküler Sinyalleşme
Section titled “İnsülin Yanıtında Moleküler Sinyalleşme”İnsüline hücresel yanıt, reseptör aktivitesini ve aşağı akış efektörlerini düzenleyen proteinler tarafından kritik bir şekilde düzenlenen karmaşık moleküler sinyalleşme basamakları yoluyla düzenlenir. Bu tür önemli düzenleyicilerden biri, insülin sinyalleşmesinin negatif bir geri bildirim modülatörü olarak işlev gören Büyüme Faktörü Reseptörüne Bağlı protein 10 (GRB10) ‘dur. Araştırmalar, GRB10’un besin algılama ve hücre büyüme yollarında önemli bir bileşen olan bir mTORC1 substratı olarak işlev gördüğünü ve böylece metabolik sinyalleri insülin etkisiyle bütünleştirdiğini göstermektedir.[2] GRB10’un varlığı normalde insülin sinyalleşmesinin etkinliğini azaltır; sonuç olarak, bozulmasının yaşayan organizmalarda insülin sinyalleşmesini ve genel insülin duyarlılığını artırdığı gösterilmiştir.[3] Bu, GRB10’un insülin reseptör aktivasyonu tarafından başlatılan hücre içi sinyalleşme basamaklarını ince ayar yapmadaki rolünü vurgulayarak, hücresel yanıtın büyüklüğünü ve süresini etkiler.
Beta Hücresi Fonksiyonunun Genetik Belirleyicileri
Section titled “Beta Hücresi Fonksiyonunun Genetik Belirleyicileri”Genetik faktörler, özellikle pankreas beta hücresi fonksiyonu ve insülin salgılanması bağlamında, bir bireyin insülin yanıtını şekillendirmede önemli bir rol oynar. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları, insülin salgılama özellikleri ile ilişkili çok sayıda genomik lokus tanımlamıştır ve bu da karmaşık bir genetik mimariye işaret etmektedir.[1] GRB10, MTNR1B, HHEX/IDE/KIF11, CDKAL1, C2CD4A (NLF1), ANK1, GCK ve GIPR gibi genlerde önemli varyantlar bulunmuştur.[1]Bu genetik varyasyonlar, beta hücrelerinin glikoz meydan okumalarına yeterli şekilde yanıt verme ve vücudun insülin taleplerini karşılama kapasitesini etkileyebilir ve sonuç olarak metabolik homeostazı etkileyebilir. Bu genlerin düzenlenmesi, tek nükleotid polimorfizmleri nedeniyle farklı gen ekspresyonu veya değişmiş protein fonksiyonu gibi mekanizmalar yoluyla, insülin salgılanmasında gözlemlenen bireyler arası değişkenliğe katkıda bulunur.
İnsülin Salgılanmasının Metabolik Kontrolü
Section titled “İnsülin Salgılanmasının Metabolik Kontrolü”İnsülin salgılanması, pankreas beta hücrelerinin metabolik durumuyla yakından bağlantılıdır ve glukozla uyarılan insülin salgılanması (GSIS), birincil fizyolojik yoldur. Glukoz alımında, beta hücreleri glukozu metabolize eder, bu da hücre içi ATP artışına yol açar ve bu da insülin ekzositozuyla sonuçlanan bir dizi olayı tetikler.[1] Beta hücrelerinin genel metabolik aktivitesi, 3-(4,5-dimetiltiazol-2-il)-5-(3-karboksimetoksifenil)-2-(4-sülfofenil)-2H-tetrazolyum (MTS) gibi bileşiklerin NADPH veya NADH yoluyla renkli bir formazan ürününe dönüşümünü ölçen analizlerle kanıtlandığı gibi, canlılıkları ve fonksiyonları için çok önemlidir.[1] Bu süreç, hücrenin enerji metabolizmasını yansıtır ve uygun insülin salınımı için gerekli olan biyosentetik ve salgısal mekanizmayı sürdürmek için temeldir.
Entegre Düzenleyici Ağlar ve Hastalık Etkileri
Section titled “Entegre Düzenleyici Ağlar ve Hastalık Etkileri”İnsülin yanıtının düzenlenmesi, çapraz konuşma ve hiyerarşik kontrolün metabolik dengeyi sağladığı ve düzensizliğin hastalığa yol açabileceği, yüksek düzeyde entegre bir yolak ağını içerir. Örneğin, Tip 2 Diyabet (T2D), beta hücre fonksiyonunu ve insülin duyarlılığını tehlikeye atmak için genetik ve çevresel faktörlerin etkileşime girdiği çok faktörlü poligenik bir hastalıktır.[1]İnsülin salgılanmasını etkileyen tanımlanmış genetik varyantlar, genellikle beta hücresinin artan insülin talepleriyle başa çıkma yeteneğini etkiler ve genetik düzeydeki yolak düzensizliğinin T2D patogenezine nasıl katkıda bulunduğunu gösterir.[1] GRB10 ve GRB14gibi düzenleyicilerin insülin etkisindeki esrarengiz rolleri de dahil olmak üzere bu karmaşık ağ etkileşimlerini anlamak, hastalık mekanizmalarına, potansiyel telafi edici yanıtlara dair kritik bilgiler sağlar ve metabolik bozukluklar için terapötik hedefler belirler.[4]
Tanı ve Risk Sınıflandırma Kullanımı
Section titled “Tanı ve Risk Sınıflandırma Kullanımı”İnsülin yanıtı ölçümleri, özellikle Düzeltilmiş İnsülin Yanıtı (CIR) ve insülinin glikoza oranının eğri altında kalan alanı (AUCIns/AUCGluc) gibi Oral Glikoz Tolerans Testi’nden (OGTT) elde edilen dinamik değerlendirmeler, pankreas beta hücresi fonksiyonunu değerlendirmek için hayati öneme sahiptir. Bu indeksler, bir bireyin glikoz yüklemesine yanıt olarak insülin salgılama kapasitesi hakkında önemli bilgiler sunar ve bu da erken evre tip 2 diyabet ve prediyabet dahil olmak üzere çeşitli metabolik durumları teşhis etmek için temeldir. Bu yanıtları ölçerek, klinisyenler bozulmuş insülin salgısı olan bireyleri belirleyebilir, zamanında müdahale ve daha hassas yönetim stratejilerinin uygulanmasını kolaylaştırabilir.[1]Ayrıca, bu ölçümler metabolik hastalıklar için risk sınıflandırmasına önemli ölçüde katkıda bulunur.GRB10 geni içindeki rs933360 gibi, değişmiş insülin salgılama profilleriyle ilişkili genetik varyantların tanımlanması, bir bireyin tip 2 diyabet gibi durumlara yatkınlığının daha hassas bir şekilde değerlendirilmesini sağlar. İnsülin yanıtı üzerindeki bu genetik etkileri anlamak, popülasyon içindeki yüksek riskli bireyleri belirlemeye yardımcı olabilir, böylece hedeflenmiş önleme programları ve kişiselleştirilmiş gözetim protokolleri için zemin hazırlanabilir.[1]
Metabolik Hastalık Progresyonunda Prognostik Değer
Section titled “Metabolik Hastalık Progresyonunda Prognostik Değer”İnsülin yanıtının ölçümleri, özellikle metabolik sağlık sonuçlarının uzun vadeli seyrini öngörmede önemli prognostik değere sahiptir. CIR gibi metriklerle belirtildiği gibi, azalmış bir insülin yanıtı, uzun süreli dönemlerde tip 2 diyabet geliştirme riskinin artmasıyla tutarlı bir şekilde ilişkilendirilmiştir. Örneğin, insülin yanıtının azalmasıyla ilişkili olanGRB10 rs933360 varyantının, ortalama 24,1 yıllık bir takip süresi boyunca tip 2 diyabet gelişimi için artmış bir odds oranını öngördüğü gösterilmiştir.[1]Bu prognostik yetenek, metabolik hastalığın doğal progresyonunu anlamaya ve terapötik müdahalelere potansiyel yanıtları tahmin etmeye kadar uzanır. Bir bireyin başlangıçtaki insülin salgılama kapasitesini karakterize ederek, klinisyenler gelecekteki glisemik bozulma olasılığını daha iyi tahmin edebilir ve önleyici veya tedavi stratejilerini buna göre uyarlayabilirler. Spesifik insülin yanıtı kalıplarının uzun vadeli etkileri, ister öncelikle genetik faktörlerden etkilenmiş olsun, ister yaşam tarzı yoluyla edinilmiş olsun, sürekli hasta bakımını yönlendirmek ve kronik metabolik disfonksiyonla ilişkili ciddi komplikasyonları hafifletmek için çok önemlidir.[1]
Genetik İçgörüler ve Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar
Section titled “Genetik İçgörüler ve Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar”İnsülin yanıtının kapsamlı analizi, genetik verilerle entegre edildiğinde, metabolik bozuklukların altında yatan patofizyolojisine dair derin içgörüler sunar ve kişiselleştirilmiş tıbbı geliştirir. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), OGTT sırasında ölçülen insülin salgılama özelliklerini önemli ölçüde etkileyenGRB10 geni de dahil olmak üzere çok sayıda genetik lokusu başarıyla tanımlamıştır. Bu genetik ilişkiler, kalıtsal faktörler ve pankreas beta hücresi fonksiyonu arasındaki karmaşık etkileşimi vurgulayarak, gelecekteki araştırmalar ve yeni terapötik stratejilerin geliştirilmesi için potansiyel moleküler hedefler sunmaktadır.[1]Bir bireyin insülin ve glikoz seviyeleri üzerindekiGRB10için gözlemlenen ebeveyn-kökeni etkileri gibi, değişmiş insülin yanıtına karşı spesifik genetik yatkınlığını anlamak, son derece kişiselleştirilmiş önleyici ve terapötik yaklaşımlara bilgi sağlayabilir. Tedavi seçimi için doğrudan etkileri sürekli olarak gelişirken, insülin salgılanmasını etkileyen farklı genetik profillere sahip bireylerin tanımlanması, daha etkili ve kişiye özel farmakolojik veya yaşam tarzı müdahalelerine yol açabilir. Bu genetik tabakalaşma, genelleştirilmiş bir yaklaşımın ötesine geçerek, bir bireyin benzersiz metabolik imzası için optimize edilmiş müdahaleleri hedeflemektedir.[1]
Endokrin Fonksiyon ve Komorbiditeler ile Etkileşim
Section titled “Endokrin Fonksiyon ve Komorbiditeler ile Etkileşim”İnsülin yanıtı ölçümleri, daha geniş endokrin yapıyı ve çeşitli komorbiditelerle olan karmaşık ilişkilerini anlamak için temeldir. Bozulmuş insülin salgılanması, tip 2 diyabetin belirleyici bir özelliğidir ve sıklıkla diğer metabolik bozukluklarla birlikte bulunur, bu da karmaşık örtüşen fenotiplere ve sendromik sunumlara yol açar. Bu nedenle, insülin dinamiklerinin kesin olarak değerlendirilmesi, bu birbirine bağlı durumlarda gözlemlenen çok yönlü metabolik disregülasyonu anlamak için gereklidir.[1]Glikoz homeostazındaki doğrudan rolünün ötesinde, araştırmalar insülin yanıtını düzenleyen genler ile glukagon gibi diğer adacık hormonlarının fonksiyonu arasında önemli bir ilişki olduğunu göstermektedir. Örneğin, insülin yanıtını etkilediği bilinen bir gen olanGRB10’un daha yüksek ekspresyonu, insan pankreas adacıklarında glukagon (GCG) mRNA seviyeleri ile ters orantılı bulunmuştur. Bu, insülin salgılanmasını etkileyen genetik faktörlerin, diğer endokrin fonksiyonlarının hassas dengesini düzenlemede de önemli bir rol oynayabileceğini ve potansiyel olarak metabolik komorbiditelerin şiddetini ve belirtilerini etkileyebileceğini düşündürmektedir.[1]
İnsülin Yanıtı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “İnsülin Yanıtı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, güncel genetik araştırmalara dayanarak insülin yanıtının en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Aynı şeyleri yeseler bile, bazı insanlar şekeri neden diğerlerinden daha iyi işler?
Section titled “1. Aynı şeyleri yeseler bile, bazı insanlar şekeri neden diğerlerinden daha iyi işler?”Genetiğiniz, vücudunuzun şekeri nasıl işlediğinde önemli bir rol oynar. GRB10 gibi genler, pankreasınızın glikoza yanıt olarak ne kadar insülin salgıladığını etkiler. Bu genlerdeki küçük farklılıklar bile, vücudunuzun kan şekerini başka birinden daha verimli veya daha az verimli bir şekilde dengede tutabileceği anlamına gelebilir ve bu da yanıtların neden değiştiğini açıklar.
2. Ailemin şeker sorunları var; bu benim de onlara sahip olacağım anlamına mı geliyor?
Section titled “2. Ailemin şeker sorunları var; bu benim de onlara sahip olacağım anlamına mı geliyor?”Kesinlikle mahkum olduğunuz anlamına gelmez, ancak kalıtsal yatkınlıklar nedeniyle riskiniz kesinlikle daha yüksektir. İnsülin yanıtı, ailelerde görülebilen birçok genetik faktörden etkilenen karmaşık bir özelliktir. Bununla birlikte, diyetiniz ve fiziksel aktiviteniz gibi çevresel faktörler bu genlerle etkileşime girerek metabolik sağlığınız üzerinde önemli bir kontrol sağlar.
3. Egzersiz, vücudum doğal olarak şekeri işlemekte kötüyse, vücudumun şekerle başa çıkma şeklini gerçekten iyileştirebilir mi?
Section titled “3. Egzersiz, vücudum doğal olarak şekeri işlemekte kötüyse, vücudumun şekerle başa çıkma şeklini gerçekten iyileştirebilir mi?”Kesinlikle, düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri güçlü araçlardır. Genleriniz insülin duyarlılığınızın temel düzeyini etkileyebilecek olsa da, fiziksel aktivite hücrelerinizin insüline ne kadar etkili yanıt verdiğini önemli ölçüde iyileştirir. Bu, vücudunuzun glikozu kandan daha verimli bir şekilde temizlemesine yardımcı olarak bazı genetik yatkınlıkları azaltır.
4. İnsülin yanıtımı test etmenin amacı nedir? Bu bana aslında ne anlatır?
Section titled “4. İnsülin yanıtımı test etmenin amacı nedir? Bu bana aslında ne anlatır?”İnsülin yanıtınızı, genellikle Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) ile test etmek, metabolik sağlığınızın ayrıntılı bir resmini sunar. Pankreasınızın yeterli insülin salgılayıp salgılamadığını (Düzeltilmiş İnsülin Yanıtı indeksi gibi) veya hücrelerinizin insülini ne kadar iyi kullandığını (İnsülin Duyarlılık İndeksi) ortaya çıkarabilir ve Tip 2 Diyabet gibi durumlar için erken riskleri belirlemeye yardımcı olabilir.
5. Ailemin etnik kökeni şeker sorunları riskimi değiştirir mi?
Section titled “5. Ailemin etnik kökeni şeker sorunları riskimi değiştirir mi?”Evet, değiştirebilir. İnsülin yanıtını etkileyen genetik varyantlar, çeşitli atalara ait kökenlerde önemli ölçüde farklılık gösterebilir. Esas olarak Avrupa kökenli popülasyonlarda yapılan araştırmalar, diğer etnik gruplarda bulunan genetik riskleri tam olarak yakalayamayabilir; bu da kökeninizin belirli risk faktörlerinizi etkileyebileceği anlamına gelir.
6. Kilo verme stratejileri neden bazı arkadaşlarım için işe yararken, ben çok çabalasam bile bende işe yaramıyor?
Section titled “6. Kilo verme stratejileri neden bazı arkadaşlarım için işe yararken, ben çok çabalasam bile bende işe yaramıyor?”Vücudunuzun diyet ve egzersize nasıl yanıt verdiği konusunda benzersiz genetik yapınız büyük bir rol oynar. Genler, insülin yanıtınızın çeşitli yönlerini etkileyerek vücudunuzun yiyeceklerden elde edilen enerjiyi nasıl işlediğini ve depoladığını etkiler. Bu, başka birinin genetik profili için etkili olan bir stratejinin sizin için en uygun olmayabileceği anlamına gelir.
7. Stres veya Uyku Eksikliği Vücudumun Yiyeceklerden Gelen Şekeri Nasıl Kullandığını Etkiler mi?
Section titled “7. Stres veya Uyku Eksikliği Vücudumun Yiyeceklerden Gelen Şekeri Nasıl Kullandığını Etkiler mi?”Evet, kesinlikle. İnsülin yanıtı, sadece genetik ve diyetin ötesinde birçok faktörden etkilenen karmaşık bir süreçtir. Kronik stres ve yetersiz uyku dahil olmak üzere çevresel faktörler, vücudunuzun insülin üretme ve insüline yanıt verme yeteneğini önemli ölçüde etkileyebilir, bu da genel kan şekeri düzenlemenizi etkiler.
8. Neden vücudumun şekeri eskiden olduğundan farklı işlediğini hissediyorum?
Section titled “8. Neden vücudumun şekeri eskiden olduğundan farklı işlediğini hissediyorum?”Vücudunuzun şekeri yönetme yeteneği zamanla değişebilir. İnsülin yanıtı, statik olmayan genetik, çevresel ve epigenetik faktörlerin dinamik bir etkileşimi tarafından etkilenir. Bu faktörler sürekli olarak insülin fonksiyonunuzu düzenler ve bu da tüm yaşam evrelerinde tutarlı sağlıklı alışkanlıkları önemli kılar.
9. Yaşam tarzımla şeker sorunlarına yönelik “kötü” bir genetik yatkınlığın üstesinden gerçekten gelebilir miyim?
Section titled “9. Yaşam tarzımla şeker sorunlarına yönelik “kötü” bir genetik yatkınlığın üstesinden gerçekten gelebilir miyim?”Evet, önemli ölçüde! Genler size bir yatkınlık verebilirken, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı faktörleri güçlü düzenleyicilerdir. İnsülin yanıtı ölçümleri yoluyla herhangi bir genetik riskin erken belirlenmesi, bu genetik etkileri önemli ölçüde hafifletebilecek hedefe yönelik seçimler yapmanızı sağlar.
10. Doktorların şeker yanıtımın neden bozuk olabileceğini tam olarak belirlemesi neden bu kadar zor?
Section titled “10. Doktorların şeker yanıtımın neden bozuk olabileceğini tam olarak belirlemesi neden bu kadar zor?”İnsülin yanıtı, her biri küçük bireysel etkilere sahip çok sayıda etkileşimli genetik ve çevresel faktörü içeren inanılmaz derecede karmaşık bir süreçtir. Mevcut yöntemler genellikle anlık görüntülerdir ve bu özelliği etkileyen altta yatan genetik varyasyonun çoğu hala tanımlanmamıştır. Bu, tek bir nedeni belirlemeyi zorlaştırır ve genellikle kapsamlı, kişiselleştirilmiş bir değerlendirme gerektirir.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.
Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Prokopenko I, et al. “A central role for GRB10 in regulation of islet function in man.” PLoS Genet, vol. 10, no. 4, 2014, e1004235.
[2] Yu, Y., et al. “Phosphoproteomic analysis identifies Grb10 as an mTORC1 substrate that negatively regulates insulin signaling.”Science Signaling, vol. 332, 2011, pp. 1322–1326.
[3] Wang, L., et al. “Peripheral disruption of the grb10 gene enhances insulin signaling and sensitivity in vivo.”Molecular and Cellular Biology, vol. 27, no. 18, 2007, pp. 6497–6505.
[4] Holt, L., and K. Siddle. “Grb10 and Grb14: enigmatic regulators of insulin action.” 2005.