İmmünoglobulin G Fukosilasyonu
Arka Plan
Section titled “Arka Plan”İmmünoglobulin G (IgG), insan vücudundaki en bol bulunan antikor sınıfıdır ve adaptif bağışıklık sisteminin patojenlere karşı savunmasında merkezi bir rol oynar. IgG fonksiyonunu önemli ölçüde etkileyen kritik bir post-translasyonel modifikasyon, glikosilasyondur - karmaşık şeker yapılarının (glikanlar) proteindeki belirli amino asit kalıntılarına enzimatik olarak bağlanması. Bu glikanlar sadece dekoratif değildir; antikorun yapısını, stabilitesini ve çeşitli bağışıklık hücreleri ve molekülleri ile etkileşimlerini düzenlerler.
IgG glikosilasyonunun özellikle dikkat çeken bir türü, N-glikan yapısına bir fukoz şeker kalıntısının eklenmesini içeren fukosilasyondur. IgG fukosilasyon modellerindeki varyasyonlar, bağışıklık yanıtlarının temel düzenleyicileri olarak kabul edilmektedir ve sağlık ve hastalıktaki rolleri giderek daha fazla araştırılmaktadır. Glikan yapılarının doğal karmaşıklığına rağmen, “omik” teknolojilerindeki gelişmeler artık bu temel biyolojik sürecin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlamaktadır.[1] Fukosilasyon dahil olmak üzere IgG glikosilasyonu üzerine yapılan araştırmalar, biyolojik fonksiyonlarını ve çeşitli durumlar için bir biyobelirteç olarak potansiyelini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.[1]
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Bir IgG molekülü yapısal olarak iki ana fonksiyonel bölgeye ayrılır: spesifik antijenleri tanımaktan ve bunlara bağlanmaktan sorumlu antijen bağlayıcı fragman (Fab) ve uygun bir immün yanıtı başlatmak için immün efektör hücreleri ve moleküllerle etkileşimleri aracılık eden kristalleşebilir fragman (Fc).[1] Hem Fab hem de Fc bölgeleri glikan taşıyabilirken, immün aktivite üzerinde önemli etkisi olan glikanların çoğu, antikorun efektör fonksiyonlarını doğrudan etkileyen Fc bölgesinde bulunur.[1] Fukosillenme, fukosiltransferazlar olarak bilinen enzimler tarafından gerçekleştirilir. Örneğin, FUT8 geni, IgG’nin temel N-glikan yapısına fukoz eklemek için çok önemli olan bir alfa-1,6-fukosiltransferazı kodlar. FUT3 ve FUT6 gibi diğer fukosiltransferaz genleri de çeşitli glikosilasyon yollarına katkıda bulunur.[1] IgG glikosilasyonunun genetik kontrolü karmaşıktır ve sadece fukosiltransferazların ötesinde bir gen ağı içerir. Çalışmalar, immünoglobulin ağır zincirlerini kodlayan IGH, immünoglobulin salgılanmasında rol oynayan ELL2 geni, majör histokompatibilite kompleksinin bir bölgesi olan HLA-B-C ve daha önce bilinen glikosiltransferaz genleri olan ST6GAL1 ve B4GALT1’e ek olarak IgG N-glikosilasyonu ile ilişkili çeşitli genetik lokus tanımlamıştır.[1] Bu genetik faktörler toplu olarak IgG moleküllerinde bulunan kesin fukosillenmeyi ve diğer glikosilasyon modellerini düzenler. Bu lokuslar, özellikle antikor üreten B lenfositleri olmak üzere, bağışıklık sistemi hücrelerinde ifade edilen genler için önemli ölçüde zengindir.[1]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”IgG fukosilasyonu ve genel glikosilasyon örüntülerindeki varyasyonlar, çok çeşitli karmaşık insan hastalıklarında rol oynadıkları için önemli klinik öneme sahiptir. Bu glikosilasyon profilleri, hastalık yatkınlığını tahmin etmek, hastalık aktivitesini izlemek ve prognozu değerlendirmek için potansiyel olarak biyobelirteç olarak hizmet edebilir.[1] Örneğin, IgG oligosakkaritlerindeki spesifik değişiklikler, inflamatuar bağırsak hastalığının aktivitesi ve klinik seyri için tanısal belirteçler olarak tanımlanmıştır.[1] Benzer şekilde, serum IgG’sinin anormal galaktozilasyonu, sistemik lupus eritematozus ve diğer otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilmiştir.[1]Genetik araştırmalar, IgG N-glikosilasyonunu etkileyen genetik lokusların aynı zamanda otoimmün durumlar ve hematolojik kanserler de dahil olmak üzere, genellikle görünüşte ilişkisiz olan çok sayıda karmaşık özellik ile de ilişkili olduğu pliyotropi adı verilen bir fenomeni vurgulamıştır.[1]Araştırmalar, IgG fukosilasyonunu etkileyen genetik varyantlar ile koroner kalp hastalığı, vücut kitle indeksi (BMI), görsel refraktif kusur, genetik generalize epilepsi, akut akciğer hasarı ve mitral anüler kalsifikasyonu gibi çeşitli karmaşık hastalıklar ve hastalıkla ilişkili özellikler arasında ilişkiler kurmuştur.[1] Bu bağlantıları açıklığa kavuşturmak, erken tanı araçları, kişiselleştirilmiş risk değerlendirmeleri ve hedefe yönelik tedavi stratejileri geliştirmek için hayati öneme sahiptir.
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”IgG fukosilasyon paternlerini doğru bir şekilde ölçme ve yorumlama yeteneği, hem temel biyolojik anlayışa hem de pratik sağlık hizmetleri gelişmelerine katkıda bulunarak önemli bir sosyal öneme sahiptir. IgG glikosilasyonunu yöneten genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık etkileşimini deşifre ederek, araştırmacılar bağışıklık sisteminin karmaşık işleyişi ve sağlığı koruma ve hastalık süreçlerini yönlendirmedeki rolü hakkında daha derin bilgiler edinirler.[1]Halk sağlığı açısından, IgG fukosilasyonunun potansiyel bir biyobelirteç olarak tanımlanması, hastalık ilerlemesini izlemek, tedavilere yanıtları tahmin etmek ve hastaları klinik araştırmalar için sınıflandırmak için non-invaziv bir yol sunmaktadır. Bu bilgi, tıbbi müdahalelerin bireyin özel glikosilasyon paternleri de dahil olmak üzere benzersiz biyolojik profiline göre uyarlanmış olduğu kişiselleştirilmiş tıbbın devam eden gelişiminde etkilidir. Sonuç olarak, IgG fukosilasyonunu anlamadaki ilerlemeler, gelişmiş tanı yeteneklerine, daha etkili hastalık yönetimi stratejilerine ve yeni terapötik hedeflerin potansiyel keşfine katkıda bulunarak insan sağlığını ve genel refahı artırır.
Genellenebilirlik ve Popülasyona Özgü Etkiler
Section titled “Genellenebilirlik ve Popülasyona Özgü Etkiler”IgG fukosilasyonu ile ilgili bulgular, belirli genetik kökenlere sahip kohortları içeren çalışmalardan elde edilmiştir ve bu durum, bunların daha geniş küresel popülasyonlara doğrudan genellenebilirliğini sınırlayabilir. Örneğin, ORCADES keşif kohortu, azalmış genetik çeşitlilik ve tarihsel iç evlilik ile karakterize edilen izole bir İskoç takımadasından kaynaklanmaktadır.[1] Tekrarlama, Hırvat (KORCULA, VIS) ve İngiliz (TWINSUK) kohortlarında gerçekleştirilmiş olsa da, bu popülasyonlar arasında gözlemlenen çok değişkenli ilişki örüntülerindeki farklılıklar, farklı bağlantı dengesizliği yapıları veya belirli çevresel faktörlerin etkisi gibi altta yatan genetik açıklamaları düşündürmektedir.[1] Bu popülasyona özgü genetik yapılar ve çevresel maruziyetler, tanımlanan lokusların etkisini değiştirebilir ve sonuçları çeşitli küresel popülasyonlara uygularken dikkatli bir yorumlama gerektirmektedir.
Glikozilasyon Fenotiplerinin Özgüllüğü ve Mekanistik Aydınlatma
Section titled “Glikozilasyon Fenotiplerinin Özgüllüğü ve Mekanistik Aydınlatma”Bu araştırma, tüm plazma N-glikomundan ziyade, spesifik olarak İmmünoglobulin G (IgG) adı verilen tek bir proteinin N-glikozilasyon örüntülerini incelemektedir.[1] Bu hedeflenmiş yaklaşım, IgG’ye özgü düzenleme hakkında değerli bilgiler sunmaktadır, ancak bulguların genellikle farklı dokularda sentezlenen ve farklı biyolojik mekanizmalarla düzenlenen diğer plazma proteinlerinin glikozilasyonuna doğrudan uygulanamayacağı anlamına gelmektedir.[1] Ayrıca, çeşitli yeni lokuslar tanımlanmış olmasına rağmen, IGH veya ELL2 gibi bu genlerin bazılarının IgG glikozilasyonu ile bağlantısını sağlayan kesin biyolojik mekanizmaların tam olarak aydınlatılması gerekmektedir.[1] IgG glikozilasyonunun genetik kontrolü, birden fazla biyolojik yolak içeren karmaşık bir süreç olarak kabul edilmektedir ve bu karmaşık düzenleyici ağları kapsamlı bir şekilde anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Metodolojik Nüanslar ve Kalan Bilgi Boşlukları
Section titled “Metodolojik Nüanslar ve Kalan Bilgi Boşlukları”Çok değişkenli GWAS yaklaşımı yeni lokusları başarıyla tanımlayıp çoğaltırken, çalışma, tek bir genin birden fazla özelliği nasıl etkileyebileceğini açıklayan pleiotropik modellerin kohortlar arasında farklılık gösterebileceğini kabul etmektedir.[1] Bu durum, çeşitli popülasyonlarda çok değişkenli replikasyon girişiminde bulunurken, kısmi regresyon katsayıları arasındaki korelasyonları kullanmak gibi ekstra dikkat ve özel analitik stratejiler gerektirmektedir.[1] Bu gelişmelere rağmen, glikosilasyon üzerindeki genetik kontrolün tüm karmaşıklığı hala ortaya çıkmaktadır ve yazarlar, gelecekteki daha büyük çalışmaların bu karmaşık süreçleri daha da aydınlatmak için çok önemli olacağını öne sürmektedir.[1] Bu, IgG glikosilasyonunu yöneten kapsamlı genetik mimari ve düzenleyici mekanizmalarla ilgili önemli bilgi boşluklarının devam ettiğini göstermektedir.
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Genetik varyasyonlar, immün fonksiyon ve hastalık yatkınlığı için temel bir süreç olan İmmünoglobulin G’nin (IgG) N-glikosilasyon profilini şekillendirmede önemli bir rol oynar. IgG molekülleri üzerindeki kompleks şeker yapılarını oluşturmaktan sorumlu enzimler olan glikosiltransferazların aktivitesini etkileyen çeşitli tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) tanımlanmıştır. Örneğin,ST6GAL1’e yakın olan rs11710456 varyantı, IgG N-glikosilasyonu ile ilişkilidir. ST6GAL1, glikanlar üzerindeki galaktoz kalıntılarına siyalik asit eklemek için kritik bir enzim olan beta-galaktozid alfa-2,6-siyaliltransferaz 1’i kodlar; bu modifikasyon, immün hücre sinyallemesini ve IgG’nin inflamatuar potansiyelini etkileyebilir.[1] Benzer şekilde, MGAT3’teki rs909674 varyantı, N-glikanların çekirdeğine ikiye bölen bir N-asetilglukozamin ekleyen bir enzim olan N-asetilglukozaminiltransferaz III’ı etkiler. MGAT3 aktivitesinden etkilenen bu ikiye bölücü GlcNAc’nin varlığı veya yokluğu, fukozilasyon dahil olmak üzere diğer enzimlerin erişilebilirliğini önemli ölçüde değiştirebilir ve böylece IgG’nin efektör fonksiyonlarını modüle edebilir.[1] Bir diğer önemli oyuncu ise B4GALT1’dir ve burada rs12342831 varyantı bulunur. B4GALT1, galaktoz eklemekten sorumlu bir enzim olan beta-1,4-galaktoziltransferaz 1’i kodlar; bu modifikasyon, inflamasyon ve otoimmün durumlarla yakından bağlantılıdır ve fukoziltransferazlar için substrat mevcudiyetini değiştirerek fukozilasyon paternlerini dolaylı olarak etkileyebilir.[1] Doğrudan glikosiltransferazların ötesinde, daha geniş hücresel süreçlerde yer alan genlerdeki varyantlar da IgG glikosilasyonunun karmaşık düzenlenmesine katkıda bulunur. SMARCB1’deki rs2186369 varyantı, bu tür bir örnektir. SMARCB1, kromatin yapısını değiştirerek gen ekspresyonunu düzenlemede hayati bir rol oynayan SWI/SNF kromatin yeniden modelleme kompleksinin temel bir bileşenini kodlar.[1] rs2186369 ’dan kaynaklanan SMARCB1 fonksiyonundaki değişiklikler, bu nedenle, glikosiltransferazları ve glikosilasyon yolunda yer alan diğer proteinleri kodlayanlar da dahil olmak üzere çok sayıda genin ekspresyon seviyelerini etkileyebilir ve böylece IgG fukozilasyonunu ve genel glikan yapısını dolaylı olarak etkileyebilir.[1] Bu geniş düzenleyici etki, genetik varyasyonların glikosilasyon gibi karmaşık biyolojik süreçleri çeşitli moleküler mekanizmalar yoluyla nasıl etkileyebileceğini vurgulamaktadır.
IgG fukozilasyonunun karmaşıklığına daha fazla katkıda bulunanlar ise TEDC1 ve TMEM121 yakınında bulunan rs58087925 , NDUFAF8’deki rs2659009 ve PTBP1P ve MIR4708 ile ilişkili rs11847263 gibi varyantlardır. TEDC1 RNA işlemesinde ve TMEM121 bir transmembran proteini iken, rs58087925 , glikosilasyon için substratlar sağlayan veya enzimleri düzenleyen hücresel yolları ince bir şekilde etkileyerek bunların ekspresyonunu veya fonksiyonunu etkileyebilir.[1] Benzer şekilde, NDUFAF8, hücresel enerji üretimi için hayati öneme sahip mitokondriyal kompleks I montajında rol oynar ve varyantı rs2659009 , glikan sentezi için öncüller sağlayan metabolik yolları etkileyerek fukozilasyonu dolaylı olarak etkileyebilir.[1] PTBP1P psödogei ve MIR4708 mikroRNA’sının yakınında bulunan rs11847263 varyantı, mikroRNA’ların glikosilasyonla ilgili genlerin ekspresyonunu ince ayar yaptığı bilindiğinden, transkripsiyon sonrası düzeyde gen düzenlemesini etkileyebilir ve böylece son IgG fukozilasyon paternini ve immün yanıtlar üzerindeki etkisini etkileyebilir.
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs11710456 | ST6GAL1 | serum IgG glycosylation IgG sialylation IgG disialylation IgG monosialylation igg fucosylation |
| rs909674 | MGAT3 | forced expiratory volume, response to bronchodilator serum IgG glycosylation IgG sialylation IgG disialylation igg fucosylation |
| rs58087925 | TEDC1 - TMEM121 | igg fucosylation calcium |
| rs12342831 | B4GALT1 | serum IgG glycosylation igg fucosylation IgG galactosylation interleukin-5 receptor subunit alpha |
| rs2186369 | SMARCB1 | serum IgG glycosylation IgG sialylation IgG disialylation igg fucosylation IgG bisecting N-acetyl glucosamine |
| rs2659009 | NDUFAF8 | igg fucosylation |
| rs11847263 | PTBP1P - MIR4708 | serum IgG glycosylation IgG sialylation IgG monosialylation igg fucosylation IgG galactosylation |
İmmünoglobulin G Fukozylasyonunun Tanımlanması
Section titled “İmmünoglobulin G Fukozylasyonunun Tanımlanması”İmmünoglobulin G (IgG) fukozylasyonu, IgG moleküllerinde bulunan N-glikanlara fukoz şekerlerinin bağlanmasını içeren spesifik bir post-translasyonel modifikasyonu ifade eder.[2] Adaptif immün sistemin önemli bir bileşeni olan IgG, öncelikle B lenfositlerinde ve plazma hücrelerinde sentezlenen bir proteindir.[3] Özellikle IgG’nin Fc bölgesinde meydana gelen bu glikosilasyon süreci, antijen bağlanmasından sorumlu Fab bölgesinden farklı olarak, immün yanıtı yönlendirmek için hayati öneme sahiptir.[4] Bu N-glikanların kesin bileşimi, fukozylasyon durumu da dahil olmak üzere, IgG’nin efektör fonksiyonlarını ve genel biyolojik aktivitesini önemli ölçüde etkiler.
IgG Glikozilasyon Özelliklerinin Sınıflandırılması
Section titled “IgG Glikozilasyon Özelliklerinin Sınıflandırılması”IgG N-glikozilasyonu, kimyasal ve yapısal özelliklerine göre sistematik olarak fonksiyonel alt gruplara ayrılan çeşitli yapısal varyasyonları kapsar.[1] Temel alt gruplar arasında galaktozilasyon (monogalaktozilasyon ve digalaktozilasyon), siyalilasyon (monosiyalilasyon ve disiyalilasyon) ve fukozilasyonun yanı sıra bisekte eden N-asetilglukozamin (GlcNAc) bulunur.[1] Bu farklı glikan yapıları, spesifik enzimlerden etkilenir; örneğin, fukozilasyon, fukoziltransferazlar tarafından katalize edilir ve bu enzimler, fukozu guanozin-difosfat fukozdan alıcı moleküllere transfer eder.[1] FUT6-FUT3 gibi genetik lokuslar, bu fukoziltransferazları kodlamalarıyla tanınır ve bunların ürünleri aynı zamanda Lewis kan grubu yapılarını da belirler.[1]
Yaklaşımlar ve Tanı Kriterleri
Section titled “Yaklaşımlar ve Tanı Kriterleri”IgG fukosillenmesi ve diğer N-glikozilasyon özelliklerinin değerlendirilmesi genellikle çok adımlı bir analitik süreç içerir. Bu, IgG’nin diğer plazma proteinlerinden izolasyonu ile başlar, ardından enzimatik salınımı ve sonrasında N-glikanlarının ölçülmesi gelir.[5] Araştırma ortamlarında, çok değişkenli genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), pleiotropik etkileri olan genetik lokusların keşfini sağlayarak, çok sayıda IgG N-glikozilasyon fenotipini ortaklaşa analiz etmek için kullanılır.[1] Bu çalışmalar, popülasyon genetik yapısını ve akrabalığı kontrol etmek için genellikle doğrusal karışık model tabanlı dönüşümlerden (örn., GRAMMAR+) önce gelen MANOVA gibi gelişmiş istatistiksel yöntemler kullanır.[6] Önemli ilişkileri belirlemek için, dokuz özellik grubu için 5,6×10−9 gibi genom çapında anlamlı bir P-değeri eşiği uygulanır.[1]
Klinik Önemi ve İlişkili Terminoloji
Section titled “Klinik Önemi ve İlişkili Terminoloji”IgG fukosilasyonundaki ve genel N-glikosilasyon modellerindeki değişiklikler, çeşitli hastalıklar için potansiyel biyobelirteçler olarak hizmet ederek ve hastalık duyarlılığını etkileyerek önemli klinik öneme sahiptir.[7]Örneğin, serum IgG’nin anormal galaktozilasyonu sistemik lupus eritematozus ile ilişkilidir; belirli IgG oligosakkarit değişiklikleri ise inflamatuar bağırsak hastalığı aktivitesi için tanısal belirteçlerdir.[8] IGH, ELL2, HLA-B-C, AZI1 ve FUT6-FUT3gibi yeni bulgular da dahil olmak üzere IgG N-glikosilasyonunu etkileyen genetik lokuslar, otoimmün hastalıklar ve hematolojik kanserler ile pleiotropi göstermekte ve genetik faktörler ile immün aracılı durumlar arasındaki karmaşık etkileşimi vurgulamaktadır.[5] Ayrıca, bir RNA polimeraz II transkripsiyon uzama faktörünü kodlayan ELL2 gibi genler, immünoglobulin salgılanması ve işlenmesinde rol oynayarak genetik varyasyonu immün hücrelerinin fonksiyonel çıktısına bağlamaktadır.[9]
İmmünoglobulin G ve Glikozilasyon Ortamı
Section titled “İmmünoglobulin G ve Glikozilasyon Ortamı”İmmünoglobulin G (IgG), adaptif bağışıklık sisteminin kritik bir bileşenidir ve patojenleri tanıyıp nötralize ederek konak savunmasında merkezi bir rol oynar. Bu antikor, iki farklı bölgeden oluşur: antijenleri spesifik olarak tanıyıp bağlamaktan sorumlu antijen bağlama fragmanı (Fab) ve efektör molekülleri ve hücrelerle etkileşimleri aracılığıyla sonraki bağışıklık yanıtını yönlendiren kristalleşebilir fragman (Fc).[1]Glikanların çoğu, karmaşık karbonhidrat yapıları, IgG’nin Fc bölgesine bağlıdır ve burada antikorun efektör fonksiyonlarını önemli ölçüde etkilerler. Glikozilasyon, temel bir post-translasyonel protein modifikasyonudur, bu glikanların enzimatik olarak bağlanmasını içerir ve IgG için N-glikozilasyon, siyalilasyon, galaktozilasyon ve fukosilasyon gibi çeşitli modifikasyonları içerebilir.[1] IgG, özellikle bağışıklık sisteminin hücreleri, öncelikle B-lenfositleri ve plazma hücreleri içinde sentezlenir ve bunlar, IgG N-glikozilasyon lokuslarında ifade edilen genler için oldukça zengindir.[1] Fukoza varlığı veya yokluğu da dahil olmak üzere bu N-glikanların kesin bileşimi, IgG’nin biyolojik aktivitesini ve genel bağışıklık sistemi homeostazını belirlemek için çok önemlidir. Glikanların yapısal karmaşıklığı, tarihsel olarak biyolojik rollerini tam olarak anlamak için zorluklar oluştursa da, IgG glikozilasyonunu yöneten genetik ve moleküler ağları çözmek, bu temel süreci ve insan sağlığı üzerindeki daha geniş etkilerini anlamak için gereklidir.[1]
Fukosilasyonun Enzimatik Yolları
Section titled “Fukosilasyonun Enzimatik Yolları”Fukosilasyon, spesifik bir N-glikosilasyon türü olup, fukoz şekerlerinin IgG glikan yapısına enzimatik olarak eklenmesini içerir; bu modifikasyon antikor fonksiyonunu önemli ölçüde değiştirebilir. Bu süreç, guanozin-difosfat fukozdan glikandaki spesifik alıcı moleküllere fukoz transferini kolaylaştıran fukosiltransferazlar olarak bilinen bir enzim ailesi tarafından katalize edilir.[1] IgG N-glikosilasyonu ile ilişkili yeni bir lokus olarak tanımlanan FUT6-FUT3 gen kümesi, FUT3, FUT5 ve FUT6’nın ürünleri de dahil olmak üzere bu kritik fukosiltransferazların birkaçını kodlar.[1] Bu enzimler, aynı zamanda Lewis kan gruplarını belirlediği bilinen Lewis x ve Lewis a gibi yapıları oluşturmaktan sorumludur.[1] Bu fukosiltransferazların aktivitesi ve ekspresyonu sıkı bir şekilde düzenlenir ve IgG’nin genel fukosilasyon profilini etkiler. Örneğin, FUT8, glikan yapısını şekillendirmede spesifik fukosiltransferazların önemini vurgulayan, daha önce IgG glikosilasyonu ile doğrudan bağlantılı olduğu belirlenmiş bir lokustur.[1] Karaciğer ve pankreasta sentezlenen toplam plazma proteinleri ile bağışıklık hücrelerindeki immünoglobulinler gibi farklı dokularda glikosilasyonu kontrol eden farklı mekanizmalar bulunmasına rağmen, B-lenfositler ve plazma hücreleri içindeki fukosilasyon için spesifik enzimatik mekanizma, IgG’nin nihai fukosilasyon durumunu belirler.[1] Bu enzimatik yollar üzerindeki kesin kontrol, IgG’nin biyolojik aktivitesinin ve bağışıklık yanıtlarını modüle etmedeki rolünün temel belirleyicisidir.
Genetik Mimari ve Düzenleyici Ağlar
Section titled “Genetik Mimari ve Düzenleyici Ağlar”IgG glikosilasyonunun genetik kontrolü, doğrudan glikosiltransferaz aktivitesinin ötesinde, birden fazla biyolojik yol ve düzenleyici ağ içeren karmaşık bir süreçtir.[1] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), IgG N-glikosilasyonunu etkileyen, ST6GAL1, B4GALT1, FUT8 ve SMARCB1 gibi bilinen genler de dahil olmak üzere çeşitli lokusları tanımlamıştır ve bunların çoğu glikan sentezinde doğrudan rol oynayan glikosiltransferazları kodlamaktadır.[1] Daha yakın tarihli çalışmalar, karmaşık genetik mimariyi vurgulayan IGH, ELL2, HLA-B-C, AZI1 ve FUT6-FUT3 dahil olmak üzere ek yeni lokusları ortaya çıkarmıştır.[1] Örneğin IGH lokusu, IgG’nin temel yapısal bileşenleri olan IGHG genleri de dahil olmak üzere immünoglobulinlerin ağır zincirlerini kodlayan genleri içerir.[1] Bu bölgedeki genetik varyasyon, glikosilasyon modellerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, bir RNA polimeraz II transkripsiyon uzama faktörünü kodlayan ELL2 geni, immünoglobulin salgılanmasında önemli bir rol oynar ve IGH mRNA’sının işlenmesini doğrudan etkileyerek IGH’nin ekzon atlamasını düzenler.[1] Diğer düzenleyici elementler arasında, her ikisi de immünoglobulin sentezinden sorumlu temel hücreler olan B lenfositlerinin farklılaşması ve çoğalması için gerekli olan IKZF1 ile etkileşime giren IKZF3 gibi transkripsiyon faktörleri bulunur.[1] Bu genetik bulgular, IgG fukosilasyonunun yalnızca fukosiltransferazların mevcudiyeti ile belirlenmediğini, aynı zamanda immünoglobulin üretimi ve bağışıklık hücresi fonksiyonunu yöneten daha geniş düzenleyici ağlardan da etkilendiğini göstermektedir.
Patofizyolojik Etkileri ve Hastalık İlişkileri
Section titled “Patofizyolojik Etkileri ve Hastalık İlişkileri”IgG fukosilasyonundaki ve genel N-glikosilasyon kalıplarındaki varyasyonlar, çeşitli patofizyolojik süreçlerle yakından ilişkilidir ve bağışıklık sistemi fonksiyonunu ve karmaşık hastalıklara yatkınlığı etkiler. IgG’nin, glikanların çoğunun bulunduğu Fc bölgesi, efektör moleküller ve hücrelerle etkileşime girer ve özellikle fukosilasyon durumu olmak üzere spesifik glikan yapıları, bu etkileşimlerin afinitesini belirler.[1] Altere fukosilasyon dahil olmak üzere IgG glikosilasyonundaki modülasyonlar, hem doğuştan gelen hem de adaptif bağışıklık yanıtlarını etkileyerek bağışıklık sistemi içinde homeostatik bozukluklara yol açabilir.
IgG N-glikosilasyonu ile ilişkili genetik lokuslar, otoimmün hastalıklar ve hematolojik kanserlerle ilişkiler göstererek pleiotropik etkiler göstermiştir.[5] IgG oligosakkaritlerindeki anormal galaktozilasyon gibi spesifik değişiklikler, sistemik lupus eritematozus gibi durumlarda ve otoimmün hastalıkların yüksek insidansına sahip ailelerde gözlenmiştir.[10]Benzer şekilde, IgG oligosakkarit değişiklikleri, inflamatuar bağırsak hastalığında hastalık aktivitesi ve prognozu için tanısal belirteçler olarak işlev görür.[11]IgG fukosilasyonunu etkileyen genetik varyantlar ayrıca koroner kalp hastalığı, vücut kitle indeksi ve çeşitli nörolojik ve inflamatuar durumlar dahil olmak üzere bir dizi başka karmaşık hastalık ve hastalıkla ilişkili özelliklerle de ilişkilidir.[1]Bu bağlantılar, hastalık duyarlılığı ve ilerlemesi için bir biyobelirteç olarak IgG fukosilasyonunun potansiyelinin altını çizerek, hastalık mekanizmalarına ve potansiyel terapötik hedeflere ilişkin bilgiler sunmaktadır.[1]
Fukosilasyon Metabolizmasının Genetik ve Enzimatik Kontrolü
Section titled “Fukosilasyon Metabolizmasının Genetik ve Enzimatik Kontrolü”İmmünoglobulin G’nin (IgG) kesin fukosilasyonu, fukoz transferi ve metabolizmasında rol oynayan temel enzimleri kodlayan genetik lokuslar tarafından karmaşık bir şekilde kontrol edilir. Önemli bir örnek, fukoziltransferaz 3, 5 ve 6’yı içerenFUT6-FUT3 gen kümesidir. Bu enzimler, fukozu guanozin-difosfat fukozdan (GDP-fukoz) alıcı moleküllere transfer ederek, Lewis kan gruplarını tanımlayan Lewis x ve Lewis a antijenleri gibi yapıları oluşturur.[1] Bu enzimatik aktivite, IgG glikanları üzerindeki fukoz kalıntılarının varlığını ve spesifik bağlantılarını belirleyen kritik bir metabolik adımdır ve bu da antikorun efektör fonksiyonlarını ve bağışıklık sistemi içindeki etkileşimlerini etkileyebilir.[12] Daha geniş genetik yapı, plazma proteini fukosilasyonunun ana düzenleyicisi olarak tanımlanan HNF1α’yı da içerir ve bu da bu fukoziltransferazların mevcudiyeti ve aktivitesi üzerinde üst düzey bir transkripsiyonel kontrol olduğunu düşündürmektedir.[5]
Glikan Sentezinin Transkripsiyonel ve Hücresel Düzenlenmesi
Section titled “Glikan Sentezinin Transkripsiyonel ve Hücresel Düzenlenmesi”IgG sentezi ve sonraki glikosilasyonu, özellikle antikor üreten B lenfositleri ve plazma hücreleri içinde, transkripsiyonel ve hücresel düzeylerde sıkı bir şekilde düzenlenir. ELL2 gibi genler, immünoglobulin ağır zincirinin (IGH) değişmiş RNA işlemesini uyararak ve ekson atlamasını düzenleyerek immünoglobulin salgılanmasında çok önemli bir rol oynayan bir RNA polimeraz II transkripsiyon uzama faktörünü kodlar.[9] Bu, transkripsiyonel mekanizmanın glikosilasyon için IgG protein iskeletinin kullanılabilirliğini etkilediği doğrudan bir sinyal yolunu vurgulamaktadır. Ayrıca, IKZF1 ile etkileşime giren IKZF3 gibi transkripsiyon faktörleri, bu B lenfositlerinin farklılaşmasını ve çoğalmasını düzenlemek için gereklidir, böylece IgG’nin sentezlendiği ve translasyon sonrası modifiye edildiği hücresel ortamı yönetir.[1] Zenginleştirme analizleri, IgG N-glikosilasyonunu kontrol etmede Endoplazmik Retikulum-çekirdek sinyal yolu ve protein kinaz aktivitesinin düzenlenmesi gibi yolların önemini vurgulayarak, salgı yolunda protein katlanmasını, taşınmasını ve glikosilasyonunu koordine eden karmaşık hücre içi kaskadları gösterir.[1]
Sistem Düzeyinde Entegrasyon ve Fonksiyonel Glikan Çeşitliliği
Section titled “Sistem Düzeyinde Entegrasyon ve Fonksiyonel Glikan Çeşitliliği”IgG glikosilasyonunun genetik kontrolü, izole enzimatik adımlardan ziyade, birden fazla etkileşen biyolojik yolu içeren karmaşık bir süreçtir. Toplam plazma proteinleri ve IgG arasında gözlemlenen farklı glikosilasyon örüntüleri, farklı dokularda (karaciğer/pankreas - bağışıklık hücreleri) sentezlenmeleri nedeniyle, glikan düzenlemesinin dokuya özgü ve bütünleşik doğasının altını çizmektedir.[1] Örneğin, IGHG ve ELL2 veya IKZF1 ve IKZF3 gibi pozisyonel aday genler arasındaki güçlü biyolojik bağlantılar, transkripsiyon faktörleri ve uzama faktörlerinin uygun immünoglobulin üretimi ve sonraki modifikasyonu sağlamak için işbirliği yaptığı yol etkileşimini göstermektedir.[1] Glikanların çoğunluğunun bulunduğu IgG’nin Fc bölgesi, efektör molekülleri ve hücreleriyle bağlanma için kritik öneme sahiptir ve böylece bağışıklık tepkisini yönlendirir; buradaki fukosilasyondaki varyasyonlar, bu ortaya çıkan bağışıklık özelliklerini önemli ölçüde değiştirebilir.[4]
Hastalık Patogenezinde Düzensizlik
Section titled “Hastalık Patogenezinde Düzensizlik”Anormal IgG fukosilasyonu ve diğer N-glikosilasyon örüntüleri, çeşitli kompleks hastalıkların patogenezinde rol oynamaktadır ve yolak düzensizliğinin hastalığa ilişkin mekanizmalarını sergilemektedir. IgG N-glikosilasyonu ile ilişkili genetik lokuslar, otoimmün hastalıklar ve hematolojik kanserler ile pleiotropi göstermektedir ve ortak altta yatan genetik yatkınlıkları veya birbirine bağlı patolojik yolları işaret etmektedir.[5]Örneğin, agalaktosil IgG gibi ilişkili bir glikan modifikasyonu olan değişmiş galaktozilasyon, inflamatuar bağırsak hastalığı ve sistemik lupus eritematozusta gözlemlenmiştir ve bu da spesifik glikan profillerinin hastalık aktivitesinin veya duyarlılığının belirteçleri olarak hizmet edebileceğini düşündürmektedir.[7]Bu düzensizleşmiş yolları anlamak, hastalık ilerlemesi sırasında ortaya çıkabilecek telafi edici mekanizmalara dair içgörüler sağlar ve immün yanıtları modüle etmek veya tanısal biyobelirteçler geliştirmek için potansiyel terapötik hedefler belirler.[1]
Hastalık Tanı ve İzleminde Biyobelirteç Potansiyeli
Section titled “Hastalık Tanı ve İzleminde Biyobelirteç Potansiyeli”İmmünoglobulin G (IgG) fukosilasyon ölçümleri, çeşitli kompleks hastalıklar için biyobelirteç olarak önemli bir potansiyele sahiptir ve tanı, risk değerlendirmesi ve izleme stratejilerinde potansiyel fayda sunar. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), IgG N-glikosilasyonunu etkileyen genetik lokusları (fukosilasyon dahil) tanımlamıştır ve bunlar, çok çeşitli kompleks özellikler ve durumlarla pleiotropik ilişkiler gösterir.[1]Örneğin, IgG N-glikosilasyonu ile bağlantılı belirli genetik varyantlar, koroner kalp hastalığı, vücut kitle indeksi, görsel refraktif kusur, genetik jeneralize epilepsi, majör travma sonrası akut akciğer hasarı ve mitral anüler kalsifikasyonu dahil olmak üzere 17 kompleks hastalık ve hastalıkla ilişkili özelliklerle ilişkilendirilmiştir.[1]Bu ilişkiler, IgG fukosilasyon örüntülerinin hastalık duyarlılığı veya varlığı için gösterge görevi görebileceğini ve böylece erken teşhise veya hastalık fenotiplerini ayırt etmeye yardımcı olabileceğini düşündürmektedir.
Ayrıca, fukosilasyon örüntülerini kapsayan IgG oligosakkaritlerindeki değişiklikler, inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) aktivitesi ve klinik seyri için yeni tanı belirteçleri olarak kabul edilmiştir.[11]Bu, IgG fukosilasyonunun izlenmesinin, hastalığın ilerlemesi veya tedaviye yanıt hakkında bilgi sağlayabileceğini ve hasta bakımının daha hassas bir şekilde yönetilmesine olanak tanıdığını gösterir. Belirli IgG fukosilasyon profillerini belirli hastalık durumlarına veya bunların şiddetine bağlama yeteneği, çeşitli tıp alanlarında klinik karar almayı ve hasta sonuçlarını iyileştirmek için non-invaziv araçlar geliştirme potansiyelinin altını çizmektedir.
Genetik Belirleyiciler ve Kişiselleştirilmiş Risk Sınıflandırması
Section titled “Genetik Belirleyiciler ve Kişiselleştirilmiş Risk Sınıflandırması”IgG fukosilasyonunun genetik temellerini anlamak, kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımları ve etkili risk sınıflandırması için çok önemlidir. Araştırmalar, IgG N-glikosilasyonunu önemli ölçüde etkileyen IGH, ELL2, HLA-B-C, AZI1 ve FUT6-FUT3 gibi yeni genetik lokusları ortaya çıkarmıştır.[1] Özellikle FUT6-FUT3 lokusu, fukoz şekerlerini eklemekten doğrudan sorumlu olan fukosiltransferazları kodlar ve IgG fukosilasyonu üzerinde doğrudan genetik kontrolü vurgular.[1] Bu genetik bilgiler, belirli IgG fukosilasyon kalıplarına yatkın olabilecek bireylerin tanımlanmasına olanak tanır ve bu da çeşitli karmaşık hastalıklarla ilişkilidir.
Bu IgG N-glikosilasyon lokuslarının, özellikle antikor üreten hücreler ve B lenfositleri olmak üzere, bağışıklık sistemi hücrelerinde ifade edilen genlerdeki güçlü zenginleşmesi, bağışıklık fonksiyonu ve düzenlemesindeki ayrılmaz rollerini vurgulamaktadır.[1] IgG fukosilasyonunu düzenleyen genetik varyasyonlara sahip bireyleri tanımlayarak, klinisyenler potansiyel olarak bağışıklık aracılı veya inflamatuvar durumlar için hasta riskini sınıflandırabilir. Bu genetik bilgi, kişiselleştirilmiş önleme stratejilerine veya hedeflenmiş müdahalelere rehberlik ederek, hastaların benzersiz glikosilasyon profillerine dayalı olarak hasta bakımına daha bireyselleştirilmiş bir yaklaşıma doğru ilerleyebilir.
Prognostik İçgörüler ve Terapötik Rehberlik
Section titled “Prognostik İçgörüler ve Terapötik Rehberlik”IgG N-glikosilasyon paternleri (fukosilasyon dahil) ile çeşitli sağlık durumları arasındaki gözlemlenen ilişkiler, değerli prognostik içgörüler ve potansiyel terapötik rehberlik yolları sunmaktadır. IgG N-glikosilasyon lokuslarının otoimmün hastalıklar ve hematolojik kanserler üzerindeki pleiotropik etkileri ve bunların spesifik hastalık aktivite belirteçleriyle olan bağlantıları, hastalık sonuçlarını ve ilerlemesini tahmin etmede bir rol oynadığını düşündürmektedir.[5]IgG fukosilasyonundaki varyasyonlar bu nedenle hastalık şiddetinin veya advers olay olasılığının göstergeleri olarak hizmet edebilir ve klinisyenlerin bir hastanın klinik seyrini tahmin etmesini sağlayabilir.
Ayrıca, IgG glikosilasyonunun hastalık ve tedaviye yanıt olarak dinamik yapısı, fukosilasyondaki değişikliklerin terapötik seçimi ve izleme stratejilerini bilgilendirebileceği anlamına gelir. Mevcut araştırma ilişkileri vurgularken, tedavi yanıtını ölçmek veya hasta sağlığı için uzun vadeli etkileri tahmin etmek için IgG fukosilasyon paternlerini izleme potansiyeli önemlidir. Bu tür ölçümler, bireyin benzersiz biyolojik yanıtına dayalı olarak tedavi rejimlerinde ayarlamalar yapılmasına olanak tanıyan ve böylece etkinliği optimize eden ve yan etkileri en aza indiren hassas tıbbın ayrılmaz bir parçası haline gelebilir.
Igg Fukosilasyonu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Igg Fukosilasyonu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak igg fukosilasyonunun en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Neden bazı arkadaşlarım benden daha az hastalanıyor?
Section titled “1. Neden bazı arkadaşlarım benden daha az hastalanıyor?”Bağışıklık sisteminizin etkinliği kişiden kişiye önemli ölçüde değişebilir ve bunun bir nedeni de antikorlarınızın fukoz gibi şekerlerle nasıl süslendiğidir. IgG antikorlarınızdaki bu spesifik şeker örüntüleri, patojenlere karşı ne kadar güçlü savaşabileceklerini etkiler. Alfa-1,6-fukoziltransferaz (FUT8 tarafından kodlanan) gibi enzimleri içeren genetik faktörler, bu örüntülerin belirlenmesinde büyük rol oynar ve bu da bağışıklık tepkilerinde ve hastalıklara yatkınlıkta bireysel farklılıklara yol açar.
2. Ailemdeki kalp sorunları öyküsü, bağışıklık sağlığımı etkileyebilir mi?
Section titled “2. Ailemdeki kalp sorunları öyküsü, bağışıklık sağlığımı etkileyebilir mi?”Evet, bir bağlantı olabilir. Araştırmalar, fukosilasyon dahil olmak üzere antikorlarınızdaki şeker örüntülerini etkileyen genetik faktörlerin, koroner kalp hastalığı gibi durumlarla da bağlantılı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, ailenizde kalp sorunları varsa, bu durum bağışıklık sisteminizin işlevinin bazı yönlerini de ince bir şekilde etkileyen ortak genetik yatkınlıkları gösterebilir.
3. Etnik kökenim vücudumun hastalıklarla savaşma şeklini değiştirir mi?
Section titled “3. Etnik kökenim vücudumun hastalıklarla savaşma şeklini değiştirir mi?”Kesinlikle. Çalışmalar, genellikle etnik kökenlerle bağlantılı olarak, popülasyonlar arasındaki genetik farklılıkların IgG antikorlarınızdaki belirli şeker kalıplarını etkileyebileceğini göstermektedir. Bu popülasyona özgü genetik yapılar, atalarınızın bağışıklık sisteminizin patojenlere ve hastalıklara nasıl yanıt verdiğini etkileyebileceği anlamına gelir ve bu da bazı grupları belirli durumlara karşı daha duyarlı veya daha az duyarlı hale getirebilir.
4. Yediklerim vücudumun bağışıklık savunmasını gerçekten etkileyebilir mi?
Section titled “4. Yediklerim vücudumun bağışıklık savunmasını gerçekten etkileyebilir mi?”Makale doğrudan diyet hakkında detay vermese de, çevresel faktörlerin genel sağlığınızı, bağışıklık fonksiyonunuzu da içerecek şekilde şekillendirmek için genetiğinizle etkileşime girdiği bilinmektedir. Antikorlarınızdaki fukozilasyon gibi karmaşık şeker modifikasyonları, beslenme de dahil olmak üzere yaşam tarzı seçimlerinden dolaylı olarak etkilenebilen birçok biyolojik süreçten etkilenir. Sağlıklı bir diyet sürdürmek genellikle güçlü bir bağışıklık sistemini destekler.
5. Bazı insanlar neden otoimmün hastalıklarına yakalanırken diğerleri yakalanmaz?
Section titled “5. Bazı insanlar neden otoimmün hastalıklarına yakalanırken diğerleri yakalanmaz?”Antikorlarınız üzerindeki şeker örüntüleri, özellikle fukosillenmeleri ve galaktozillenmeleri, otoimmün hastalıklarla güçlü bir şekilde bağlantılıdır. Örneğin, anormal galaktozillenme, sistemik lupus eritematozus gibi durumlarda görülmüştür. Bu şeker eklemelerini kontrol eden genleri içeren bireysel genetik yapınız, bu tür durumları geliştirme yatkınlığınızı belirlemede önemli bir rol oynar.
6. Özel bir kan testi gelecekteki hastalıklar için riskimi gösterebilir mi?
Section titled “6. Özel bir kan testi gelecekteki hastalıklar için riskimi gösterebilir mi?”Evet, potansiyel olarak. Fuko silasyon dahil olmak üzere, IgG antikorlarınızdaki spesifik şeker örüntülerinin ölçülmesi, güçlü bir biyobelirteç olarak araştırılmaktadır. Bu örüntüler, çeşitli hastalıklara yatkınlığınız hakkında fikir verebilir, hastalığın ilerlemesini izlemeye yardımcı olabilir ve hatta tedavilere nasıl yanıt verebileceğinizi tahmin ederek kişiselleştirilmiş tıbbın önünü açabilir.
7. Vücudumun Şekli veya Kilo Bağışıklık Sistemimi Etkiler mi?
Section titled “7. Vücudumun Şekli veya Kilo Bağışıklık Sistemimi Etkiler mi?”Araştırmalar, antikorlarınızdaki şeker örüntülerini etkileyen genetik varyantlar ile beden kitle indeksi (BMI) gibi özellikler arasında ilişkiler bulmuştur. Bu, genel vücut kompozisyonunuzun ve kilonuzun, antikorlarınızın nasıl modifiye edildiğinin belirli yollarıyla dolaylı olarak bağlantılı olabileceğini ve bunun da onların işlevini ve bağışıklık tepkilerinizi etkileyebileceğini düşündürmektedir.
8. Genlerimin bağışıklık sistemimin ne kadar iyi çalıştığını etkilediği doğru mu?
Section titled “8. Genlerimin bağışıklık sistemimin ne kadar iyi çalıştığını etkilediği doğru mu?”Evet, kesinlikle. Genleriniz, antikorlarınız üzerindeki fukosillenme gibi hassas şeker modifikasyonlarını kontrol etmede çok önemli bir rol oynar. FUT8, IGH ve ELL2 gibi genler, bu örüntüleri etkileyen ve antikorlarınızın enfeksiyonlarla ne kadar etkili bir şekilde savaşabileceğini ve bağışıklık yanıtlarını düzenleyebileceğini doğrudan etkileyen genlere örnektir.
9. Kardeşlerim ve ben neden farklı sağlık sorunlarına sahibiz?
Section titled “9. Kardeşlerim ve ben neden farklı sağlık sorunlarına sahibiz?”Aileler içinde bile, bireysel genetik varyasyonlar farklı sağlık sonuçlarına yol açabilir. Pleiotropi adı verilen bir fenomen, antikor şeker örüntülerini etkileyen genlerin birçok kompleks özellik ve hastalıkla ilişkili olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, birçok geni paylaşıyor olsanız da, ince farklılıklar siz ve kardeşleriniz için farklı yatkınlıklara ve sağlık sorunlarına yol açabilir.
10. Görme sorunlarım bir şekilde bağışıklığımla bağlantılı olabilir mi?
Section titled “10. Görme sorunlarım bir şekilde bağışıklığımla bağlantılı olabilir mi?”Şaşırtıcı bir şekilde, evet, beklenmedik bağlantılar olabilir. Çalışmalar, antikorlarınızdaki şeker örüntülerini etkileyen genetik varyasyonlar ile görme kusurları dahil olmak üzere çeşitli özellikler arasında ilişkiler olduğunu belirlemiştir. Bu, genetiğin karmaşık etkileşimini ve belirli antikor modifikasyonlarının görünüşte ilgisiz sağlık durumlarıyla nasıl bağlantılı olabileceğini vurgulamaktadır.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler geldikçe güncellenebilir.
Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık hizmeti sağlayıcısına danışın.
References
Section titled “References”[1] Shen, X et al. “Multivariate discovery and replication of five novel loci associated with Immunoglobulin G N-glycosylation.”Nat Commun, vol. 8, 2017, p. 447.
[2] Craveur, P., Rebehmed, J. & de Brevern, A. G. “PTM-SD: a database of structurally resolved and annotated posttranslational modifications in proteins.” Database (Oxford), 2014:bau041, 2014.
[3] Rhoades, R. A. & Pflanzer, R. G. Human Physiology 4th. Thomson Learning, 2003.
[4] Janeway, C. A. et al. Immunobiology: The Immune System in Health and Disease. Garland Publishing, 2001.
[5] Lauc, G. et al. “Genomics meets glycomics-the first GWAS study of human N-Glycome identifies HNF1α as a master regulator of plasma protein fucosylation.” PLoS Genet., vol. 6, 2010, e1001256.
[6] Belonogova, N. M., Svishcheva, G. R., van Duijn, C. M., Aulchenko, Y. S. & Axenovich, T. I. “Region-based association analysis of human quantitative traits in related individuals.” PLoS ONE, vol. 8, 2013, e65395.
[7] Dube, R. et al. “Agalactosyl IgG in inflammatory bowel disease: correlation with C-reactive protein.”Gut, vol. 31, 1990, pp. 431–434.
[8] Tomana, M. et al. “Abnormal galactosylation of serum IgG in patients with systemic lupus erythematosus and members of families with high frequency of autoimmune diseases.” Rheumatol. Int., vol. 12, 1992, pp. 191–194.
[9] Martincic, K. et al. “Transcription elongation factor ELL2 directs immunoglobulin secretion in plasma cells by stimulating altered RNA processing.” Nat. Immunol., vol. 10, 2009, pp. 1102–1109.
[10] Parekh, R. B., et al. “Abnormal galactosylation of serum IgG in patients with systemic lupus erythematosus and members of families with high frequency of autoimmune diseases.” Rheumatol. Int., vol. 12, 1992, pp. 191-194.
[11] Shinzaki, S. et al. “IgG oligosaccharide alterations are a novel diagnostic marker for disease activity and the clinical course of inflammatory bowel disease.”Am. J. Gastroenterol., vol. 103, 2008, pp. 1173-1181.
[12] Ma, B., Simala-Grant, J. L., & Taylor, D. E. “Fucosylation in prokaryotes and eukaryotes.” Glycobiology, vol. 16, 2006, pp. 158R–184R.