İçeriğe geç

Kalça Kemiği Mineral Yoğunluğu

Kalça kemiği mineral yoğunluğu (BMD), iskelet sağlığının önemli bir göstergesi olup, kalça bölgesindeki mineralize kemik dokusunun miktarını temsil eder. İnsan vücudunun temel bir bileşeni olarak kemik, temel yapısal destek sağlar, hayati iç organları korur ve motor sistemi için bir çerçeve oluşturur.[1] Optimal kalça KMY’sini korumak, iskelet bütünlüğünü korumak ve bir bireyin yaşamı boyunca genel fiziksel sağlığı sağlamak için çok önemlidir.

Kalça kemiği dokusunun yoğunluğu, genetik yatkınlıklar ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonu tarafından etkilenen karmaşık bir özelliktir. Kalça KMY, tipik olarak kemik kütlesinin hassas ölçümlerini sağlayan invaziv olmayan bir görüntüleme tekniği olan dual X-ışını absorbsiyometrisi (DXA) kullanılarak ölçülür.[2] Kapsamlı genetik araştırmalar, özellikle genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) aracılığıyla, kalça KMY ile ilişkili çok sayıda genetik lokusu belirlemiştir. Örneğin, 17q21.31’de (SOST geninin yakınında) ve 2q14.2’de (EN1’in yakınında) bulunan varyantlar kalça KMY ile ilişkilendirilmiştir.[3]Ayrıca, 17q21.31’deki pleiotropik genomik varyantların hem kemik mineral yoğunluğunu hem de toplam vücut yağ kütlesini etkilediği bulunmuştur, bu da ortak genetik yolları düşündürmektedir.[2] 2q37.1 (rs7575512 öncü SNP’si ile) ve 6q26 (rs1040724 öncü SNP’si ile) gibi diğer önemli lokuslar, kalça KMY ve kalça kemiği boyutunu aynı anda analiz eden iki değişkenli GWAS aracılığıyla tanımlanmıştır ve bunların ortak genetik mimarisine dair içgörüler sunmaktadır.[1] WLS ve CCDC170/ESR1 gibi genler de toplam kalça KMY ile ilişkilidir.[4] Fonksiyonel annotasyonlar, özellikle PTCH1 ve RSPO3lokuslarındaki bazı varyantların kodlayıcı olmadığını ancak gen ekspresyonunu etkilediğini, böylece kemik gelişimi için merkezi öneme sahip olan Hedgehog ve Wnt gibi kritik sinyal yollarını düzenlediğini göstermektedir.[3]Bu genetik etkiler, bir bireyin kalça KMY’sini toplu olarak belirlemek için yaşam tarzı seçimleri, yaş ve cinsiyet ile etkileşime girer.[5]

Kalça KMY, öncelikle osteoporozu tanımlamak ve kırık riskini değerlendirmek için hayati bir tanı ve prognostik belirteç görevi görür. Düşük kalça KMY, kalça kırıklarının ve diğer osteoporotik kırıkların önemli bir göstergesidir.[6] Bu kırıklar, özellikle yaşlı popülasyonlar arasında önemli morbiditeye, yaşam kalitesinde düşüşe ve artan mortaliteye yol açabilir. Çalışmalar, klinik risk faktörlerini kalça KMY ölçümleriyle birleştirmenin kırık riskini tahmin etme doğruluğunu artırdığını göstermiştir.[7] Kalça KMY’nin altında yatan genetik faktörlerin daha iyi anlaşılması, osteoporozun mekanizmalarına dair kritik bilgiler sağlayabilir ve daha yüksek risk altındaki bireylerin tanımlanmasını kolaylaştırarak, potansiyel olarak daha hedefli önleme ve tedavi stratejilerine olanak tanır.[1]Ek olarak, yeni araştırmalar kalça KMY ile şizofreni gibi diğer karmaşık durumlar arasında genetik korelasyonlar olduğunu göstermektedir.[8]bu da kemik sağlığının daha geniş fizyolojik öneminin altını çizmektedir.

BMD kalça kemiğinin sosyal önemi, bireysel sağlığın ötesine geçerek halk sağlığı ve ekonomik hususları da kapsar. Osteoporotik kırıklar, özellikle kalçada meydana gelenler, yüksek prevalansları, ilişkili sağlık harcamaları ve uzun süreli bakım talebi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorununu temsil etmektedir. Yaşa bağlı kalça KMY’sindeki düşüşleri ve sonraki kırıkları önlemek, geriatrik bakım ve koruyucu tıpta temel bir hedeftir. Kalça KMY’sinin genetik ve çevresel belirleyicilerine yönelik Avrupa, Doğu Asya, Afrika ve Melez Amerikalı atalara sahip olanlar da dahil olmak üzere çeşitli popülasyonlarda yürütülen araştırmalar [2], daha etkili tarama araçları ve müdahaleler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Kırık insidansını azaltarak, kalça KMY yönetimindeki gelişmeler, yaşlanan küresel nüfus için yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirebilir ve sağlık sistemleri üzerindeki yükü hafifletebilir.

Metodolojik ve İstatistiksel Değerlendirmeler

Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Değerlendirmeler”

Kalça kemiği mineral yoğunluğu üzerine yapılan araştırmalar genellikle birden fazla çalışmadan elde edilen verileri birleştiren meta-analizleri içerir ve bu da istatistiksel karmaşıklıklara yol açabilir. Örneğin, bir meta-analiz 12.981 kişi gibi önemli sayıda katılımcıyı içerebilirken, yedi örnekten elde edilen verilerin katkısı ve bireysel kohortların spesifik etkileri değişebilir.[2] Örneğin, rs12150327 varyantının daha büyük bir meta-analiz içinde yalnızca bir örnekte (KCOS) anlamlı olduğu bulunmuştur; bu da pleiotropik etkilerinin tüm soylarda evrensel olarak uygulanabilir olmaktan ziyade belirli popülasyonlara özgü olabileceğini düşündürmektedir.[2]Ayrıca, istatistiksel düzeltmeler çok önemlidir; bazı çalışmalar yaş ve cinsiyet gibi kovariatları düzeltirken, vücut büyüklüğü veya yağ kütlesi aracılığıyla kemik yoğunluğu üzerindeki potansiyel pleiotropik etkileri korumak için kiloyu kasıtlı olarak ihmal eder; aksi takdirde bu etkiler collider bias ile gizlenebilir.[4] Popülasyon tabakalaşması ve akrabalık ile ilgili sorunların ele alınması da büyük genetik çalışmalarda önemli bir zorluktur. Genomik kontrol gibi teknikler, popülasyon yapısından veya kohortlar içindeki gizli akrabalıktan kaynaklanabilen test istatistiklerindeki enflasyon için p-değerlerini ayarlamak için kullanılır.[3]Kalça kemiği mineral yoğunluğu için, w2-istatistiği için 1,23’lük bir enflasyon faktörü bildirilmiştir ve bu da güvenilir ilişkilendirme bulgularını sağlamak için bu tür ayarlamaları gerekli kılmaktadır.[3] Bu istatistiksel modellerin ve kovaryat ayarlamalarının seçimi ve uygulanması, tanımlanan genetik ilişkileri ve bunların yorumlanmasını önemli ölçüde etkileyebilir.

Meta-analizlere çeşitli soylara ait popülasyonların dahil edilmesi, istatistiksel gücü artırırken, genetik bulguları yorumlama ve bunları farklı gruplara genelleme konusunda zorluklar yaratmaktadır. Çalışmalar, Avrupa, Doğu Asya, Afrika kökenli Amerikalı, Hispanik ve Karışık Amerikalı popülasyonlar dahil olmak üzere çeşitli soylardan örnekler içermiştir.[1] Farklı soyların farklı bağlantı dengesizliği (LD) yapılarına ve genetik etkilere sahip olduğu ve bu kadar çeşitli gruplar arasında veri birleştirilirken popülasyona özgü genetik yapıları tam olarak açıklamanın zor olduğu iyi bilinmektedir.[1] Trans-etnik meta-analizin temelindeki varsayım, fenotipik özelliklerin istatistiksel gücü en üst düzeye çıkarmak için farklı etnik gruplar arasında ortak bir genetik temeli paylaştığıdır.[2] Bununla birlikte, rs12150327 ’ın popülasyona özgü anlamlılığı gibi bulgular, genetik etkilerin tüm insan ırklarında veya daha geniş soy kategorilerinde bile her zaman aynı olmayabileceğini vurgulamaktadır.[2] Bu, sonuçların evrensel uygulanabilirliği ile ilgili olarak dikkatli bir şekilde yorumlanması gerektiğini ve insan popülasyonları arasında genetik risk faktörlerindeki varyasyon potansiyelini vurgulamaktadır.

Fenotipik Heterojenite ve Ölçüm Zorlukları

Section titled “Fenotipik Heterojenite ve Ölçüm Zorlukları”

Kemik mineral yoğunluğunu ölçmek için kullanılan yöntemlerdeki ve bölgelerdeki farklılıklar, heterojeniteye neden olabilir ve çalışmalar arasında sonuçların karşılaştırılabilirliğini etkileyebilir. Kalça kemiği mineral yoğunluğu tipik olarak dual X-ışını absorbsiyometri (DEXA) taramaları kullanılarak ölçülürken, bazen Hologic veya Lunar gibi farklı üreticilerin cihazları kullanılır.[1] Tekrarlama çalışmaları, tahmini topuk kemiği mineral yoğunluğuna (eBMD) dayanabilir.[1] Çalışmalar, eBMD ve DEXA kaynaklı BMD tarafından tanımlanan genomik lokuslar arasında önemli bir örtüşme (%84) olduğunu göstermiş olsa da, ölçüm bölgesi ve tekniğindeki bu farklılık, replikasyon oranlarını ve tanımlanan kesin genetik yapıyı etkileyebilecek bir fenotipik heterojenite biçimini temsil etmektedir.[1]Ayrıca, kalça kemiği mineral yoğunluğu ve kemik boyutu gibi birden fazla kemikle ilgili özellik analiz edilirken, bunların doğal ilişkisi dikkatle değerlendirilmelidir. Bu ölçümler ilişkili olsa da, ilişkileri her zaman doğrusal değildir ve orta düzeyde bir Pearson korelasyon katsayısına sahiptir (örneğin, KCOS örneğinde 0,33).[1] Bu orta düzeydeki korelasyon, iki değişkenli analizlerin kullanımını haklı çıkarır, ancak aynı zamanda iki özelliğin tamamen eşdoğrusal olmadığı anlamına gelir ve paylaşılan ve benzersiz genetik etkilerini tam olarak çözümlemek için gelişmiş istatistiksel yaklaşımlar gerektirir.

Genetik varyasyonlar, bir bireyin kalça kemiği mineral yoğunluğunu (BMD) ve genel kemik sağlığını etkilemede önemli bir rol oynar. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) aracılığıyla, kalça BMD ile ilişkili olduğu belirlenen ve genellikle kemik gelişimi, hücresel düzenleme veya metabolik yollarda yer alan genler aracılığıyla etkili olan çeşitli tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) tanımlanmıştır. Bu varyantları anlamak, osteoporozun ve ilgili özelliklerin altında yatan karmaşık genetik yapıyı aydınlatmaya yardımcı olur.

2q14.2 kromozomu üzerindeki _EN1_ lokusu, her ikisi de kalça BMD ile güçlü bir şekilde ilişkili olan *rs115242848 * ve *rs55983207 * gibi varyantlara ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle, *rs115242848 *, kemik yoğunluğu üzerinde önemli bir etki göstererek, kalça KMY ile anlamlı bir ilişki göstermektedir.[3] Benzer şekilde, _EN1_ lokusundaki *rs55983207 * de kalça KMY’sindeki artışla güçlü bir ilişki sergilemektedir.[3] _EN1_geni (Engrailed Homeobox 1), özellikle merkezi sinir sisteminin örüntülenmesinde embriyonik gelişim için gerekli olan bir transkripsiyon faktörüdür ve kemik oluşumu ve bakımı üzerindeki etkisi aktif bir araştırma alanıdır. Bu bölgedeki varyasyonlar,_EN1_ ekspresyonunu veya fonksiyonunu değiştirebilir, böylece iskelet sistemini etkileyebilir.

Diğer önemli varyantlar arasında, kalça KMY’sini ve diğer özellikleri araştıran iki değişkenli genom çapında ilişkilendirme analizlerinde tanımlanan *rs12150327 * ve *rs536316182 * bulunmaktadır. _KIF18B-DT_ ve _NMT1_ yakınında 17q21.31’de bulunan *rs12150327 *varyantı, kalça KMY’si ile anlamlı bir şekilde ilişkiliydi ve kilo, bel çevresi ve kalça çevresi gibi obezite ile ilişkili birden fazla özellik ile ilişkiler göstererek pleiotropik etkiler sergiledi.[2]Bu, hem kemik hem de yağ metabolizmasını etkileyen ortak bir biyolojik mekanizma olduğunu düşündürmektedir._SOX5P1_ ve _DCAF4L2_ yakınında 8q21.3’teki *rs536316182 *, kalça KMY’si ile güçlü ilişkisi nedeniyle iki değişkenli analiz yoluyla tanımlanan yeni bir lokusu temsil etmektedir.[2] _DCAF4L2_geni, protein yıkımını ve hücresel sinyallemeyi düzenlemek için kritik bir süreç olan protein ubikitinlenmesinde yer alır ve bu da kemik hücresi farklılaşmasını ve fonksiyonunu etkileyebilir. Ek olarak,_NEK11_ ile bağlantılı olarak 3q22.1’deki *rs1389271 * de kalça KMY’si için iki değişkenli analizlerde tanımlanmıştır.[2] _NEK11_(NIMA Related Kinase 11) hücre döngüsü düzenlemesinde rol oynar ve varyantları kemik hücrelerinin çoğalmasını ve farklılaşmasını etkileyebilir, böylece kemik yoğunluğunu etkileyebilir.

17q21.31 kromozomu üzerindeki _SOST_gen lokusu, kemik yoğunluğu düzenlemesi için özellikle önemlidir ve*rs71382995 * varyantı hem kalça hem de omurga KMY’sinde bir artışla ilişkilendirilmiştir.[3] _SOST_, öncelikle osteositler tarafından salgılanan ve Wnt sinyal yolunu antagonize ederek kemik oluşumunun güçlü bir inhibitörü olarak işlev gören sklerostini kodlar. KMY’de artışa yol açan*rs71382995 *gibi varyantlar, sklerostinin aktivitesini veya ekspresyonunu azaltarak, böylece kemik anabolizmasını teşvik ederek bunu yapabilirler._CFAP97D1_(Cilia And Flagella Associated Protein 97D1) yakında bulunmasına rağmen, bu lokustaki kemik mineral yoğunluğu için birincil fonksiyonel çıkarım genellikle_SOST_’ye atfedilir.

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs115242848 THORLNC - LINC01956spine bone mineral density
hip bone mineral density
heel bone mineral density
bone tissue density
wnt inhibitory factor 1 measurement
rs536316182 SOX5P1 - DCAF4L2hip bone mineral density
rs12150327 KIF18B-DT - NMT1hip bone mineral density
hip bone size
rs55983207 LINC01956hip bone mineral density
heel bone mineral density
bone tissue density
femoral neck bone mineral density
bone fracture
rs2289057 DDX56hip bone size
hip bone mineral density
rs6606582 ENTPD8hip bone mineral density
hip bone size
rs71382995 CFAP97D1spine bone mineral density
hip bone mineral density
rs12251962 KIAA1217hip bone size
hip bone mineral density
rs1389271 NEK11hip bone mineral density
hip bone size
rs4876868 SAMD12-AS1 - TNFRSF11Bhip bone mineral density
bone tissue density

Kalça Kemiği Mineral Yoğunluğunun Tanımı ve Ölçümü

Section titled “Kalça Kemiği Mineral Yoğunluğunun Tanımı ve Ölçümü”

Kalça kemiği mineral yoğunluğu (BMD), kemik sağlığının önemli bir göstergesi olup, birim alan başına düşen mineralize kemik dokusu miktarını yansıtır. Operasyonel olarak tanımlanır ve öncelikle Dual-energy X-ray Absorptiometry (DXA) taramaları kullanılarak ölçülür.[2]Bu non-invaziv görüntüleme tekniği, çeşitli iskelet bölgelerinde KMY’yi ölçmek için Lunar Corp. veya Hologic Inc. tarafından üretilenler gibi özel kemik dansitometreleri kullanır.[2] Yaygın olarak değerlendirilen spesifik kalça bölgeleri arasında total kalça ve femur boynu ile proksimal femur bulunur.[9]Bu bölgeler, klinik önemleri ve temsil ettikleri farklı kemik kompozisyonları nedeniyle seçilir; örneğin, total kalça daha büyük oranda kortikal kemik içerirken, femur boynu daha büyük oranda trabeküler kemik içerir.[9]

Düşük kalça kemik mineral yoğunluğu, yaygın bir metabolik kemik bozukluğu olan osteoporozun belirleyici bir özelliğidir.[2]Osteoporoz, kemik gücünün azalmasıyla ilişkilidir ve özellikle kalçada kırık riskini önemli ölçüde artırır; bu da morbidite ve mortalitenin artmasına yol açabilir.[2]Bir bireyin kemik sağlığı durumunun ve dolayısıyla osteoporotik kırık riskinin sınıflandırılması büyük ölçüde KMY ölçümlerine dayanır. KMY’nin kendisi güçlü bir belirleyici olsa da, kalça ve diğer osteoporotik kırıklar için öngörü değeri, çeşitli klinik risk faktörleriyle birleştirildiğinde daha da artırılabilir ve hem erkekler hem de kadınlar için daha kapsamlı bir değerlendirmeye yardımcı olur.[6]

Araştırma Terminolojisi ve Tanı Eşikleri

Section titled “Araştırma Terminolojisi ve Tanı Eşikleri”

Genetik araştırmalarda, kalça KMD ile genetik ilişkileri belirlemek ve sınıflandırmak için özel terminoloji ve tanı eşikleri kullanılır. Genom çapında ilişkilendirme çalışmalarında (GWAS) istatistiksel anlamlılık için temel bir kriter, tipik olarak 5,0 × 10−8’lik bir P-değeri olarak belirlenen genom çapında anlamlılık (GWS) eşiğidir.[2] Bu çalışmalar içinde, “bağımsız lokus”, en güçlü istatistiksel ilişkiyi gösteren bir varyantın her iki tarafına 500 kb uzanan bir genomik bölge olarak tanımlanır.[2] Ayrıca, “pleiotropik varyant”, iki değişkenli bir analizde GWS’ye ulaşmaya ve ayrıca araştırılan özelliklerin her iki tek değişkenli analizinde nominal anlamlılık (P < 0,05) göstermeye dayanarak tanımlanır.[2]Bir diğer önemli kavram, bir genin 100 kb yukarısında veya aşağısında bulunan ve o genin ekspresyon seviyeleriyle bir ilişki gösteren bir tek nükleotid polimorfizmini (SNP) tanımlayan bir “cis-ekspresyon kantitatif özellik lokusu”dur (cis-eQTL).[2]

Kalça Kemiği Mineral Yoğunluğu Varyasyonunun Nedenleri

Section titled “Kalça Kemiği Mineral Yoğunluğu Varyasyonunun Nedenleri”

Kalça kemiği mineral yoğunluğu (BMD), bir bireyin genetik planından yaşam boyunca maruz kaldığı çevresel etkilere kadar çok sayıda etkileşimli faktörden etkilenen karmaşık bir özelliktir. Bu çeşitli nedenleri anlamak, düşük kalça KMY ve osteoporoz gibi ilişkili durumlarda risk altında olan bireyleri belirlemek için çok önemlidir.

Genetik faktörler, kalça BMD belirlemede önemli bir rol oynar; ikiz ve aile çalışmalarına dayalı olarak kalıtılabilirlik tahminleri %46 ila %92 arasında değişmektedir.[4]Bu yüksek kalıtılabilirlik, kalça kemik yoğunluğundaki bireysel farklılıklara kalıtsal varyantların önemli katkısını vurgulamaktadır. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), BMD ile ilişkili yüzlerce genomik lokus tanımlamıştır ve bu da onun poligenik yapısını vurgulamaktadır; burada küçük etkilere sahip birçok gen, toplu olarak özelliği etkilemektedir. Bu faktörler, günlük alışkanlıkların ve seçimlerin yaşam boyunca kemik kütlesinin gelişimine ve korunmasına nasıl katkıda bulunduğunu vurgulamaktadır.

Genellikle farklı atalara sahip popülasyonlara yansıyan sosyoekonomik ve coğrafi etkiler de Avrupa, Doğu Asya, Afrika ve Karışık Amerikalı atalarına sahip kohortları içeren çalışmalarla kanıtlandığı gibi rol oynamaktadır. Kalça kemik mineral yoğunluğu (BMD), genel kemik gücünün önemli bir göstergesi ve bir bireyin osteoporozla ilişkili olanlar da dahil olmak üzere kırık riskinin temel belirleyicisidir.[1]Kalça KMY’si tipik olarak, toplam kalça ve femoral boyun dahil olmak üzere çeşitli iskelet bölgelerindeki mineral içeriğini ölçebilen çift enerjili X-ışını absorbsiyometri (DXA) kemik dansitometreleri kullanılarak değerlendirilir.[2] Toplam kalça bölgesi öncelikle yoğun ve güç sağlayan kortikal kemikten oluşurken, femoral boyun, metabolik aktivite ve yük dağılımı için önemli olan daha gözenekli bir yapı olan trabeküler kemiğin daha büyük bir oranını içerir.[9]

Kalça kemiği mineral yoğunluğu, genetik faktörlerin varyasyonunun yaklaşık %50 ila %85’ini oluşturduğu oldukça kalıtsal bir özelliktir.[1]Kapsamlı genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), genellikle pleiotropik etkiler gösteren, yani birden fazla ilgili özelliği etkileyen çok sayıda genetik lokus ve BMD ve kemik boyutunu etkileyen belirli genleri tanımlamıştır.[2] Örneğin, 17q21.31’deki genomik varyantlar hem kalça BMD’si hem de toplam vücut yağ kütlesi ile ilişkilendirilmiştir ve bu da ortak genetik etkileri düşündürmektedir.[2] Diğer tanımlanan lokuslar, örneğin 2q37.1 (rs7575512 öncü SNP’si ile) ve 6q26 (rs1040724 öncü SNP’si ile), hem kalça BMD’si hem de kalça kemiği boyutu ile ilişkilendirilmiştir ve bu da bu kemik parametrelerinin altında yatan ortak bir genetik mimariye işaret etmektedir.[1]BMD düzenlemesinde rol oynayan belirli genler arasında, kemik yoğunluğu ve kalça kemiği boyutu üzerinde pleiotropik etkiler gösterenPLCL1, UQCC, PTCH1, RBMS3, ZNF516, MEF2C, SOST, JAG1, WLS ve CCDC170/ESR1 lokusu bulunmaktadır.[1]Bu genler, kemik gelişiminden hücresel sinyallemeye kadar çeşitli biyolojik süreçlerde yer almaktadır ve düzenleyici elementleri ve ekspresyon paternleri kemik sağlığının korunması için kritik öneme sahiptir.[3]

Kalça kemiği mineral yoğunluğunun korunması, sürekli kemik yeniden şekillenmesini sağlayan karmaşık hücresel ve moleküler yollarla yönetilen dinamik bir süreçtir. Bu süreç, osteoblastlar tarafından kemik oluşumu ve osteoklastlar tarafından kemik rezorpsiyonu arasında bir denge içerir ve karmaşık bir sinyalizasyon yolları, metabolik süreçler ve düzenleyici moleküller ağı tarafından düzenlenir. Tanımlanan tüm genlerin kesin moleküler fonksiyonları tam olarak detaylandırılmamış olsa da,PTCH1 (Hedgehog sinyal yolunda bir reseptör) veya JAG1 (Notch reseptörleri için bir ligand) gibi genlerin katılımı, osteoblast ve osteoklast aktivitesini belirleyen kritik hücreler arası iletişimdeki rollerini düşündürmektedir.[3]Ayrıca, araştırmalar, kemik mineral yoğunluğunun genel düzenleyici yapısını anlamada protein-protein etkileşim ağlarının ve olası nedensel varyantların, hücre tiplerinin ve hedef genlerin tanımlanmasının önemini göstermektedir.[2]Bu moleküler etkileşimler ve metabolik süreçler, uygun kemik büyümesi ve genel iskelet sağlığı için çok önemlidir.

Kalça BMD, bir bireyin yaşamı boyunca genetik yatkınlıkların ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonu tarafından etkilenir ve sağlık sonuçları için önemli sonuçlar doğurur.[1]Doğum ağırlığı gibi erken büyüme parametrelerinin, yetişkin BMD ile önemli ölçüde ilişkili olduğu gösterilmiştir ve bu da kemik sağlığının gelişimsel kökenlerini vurgulamaktadır.[10]Benzer şekilde, vücut kitle indeksi (VKİ) ve ergenlik boyu, kalça dahil çeşitli iskelet bölgelerinde KMY ile pozitif ilişkilidir ve büyüme, vücut kompozisyonu ve kemik mineralizasyonu arasında sistemik bir etkileşim olduğunu düşündürmektedir.[10]Kemik homeostazındaki bozukluklar, genellikle düşük kalça KMY olarak kendini gösterir ve osteoporoz gibi ciddi patofizyolojik durumlara yol açabilir, bu da güçten düşüren kırık riskini önemli ölçüde artırır.[1]Bu gelişimsel yörüngeleri ve bunları etkileyen faktörleri anlamak, risk altındaki bireyleri belirlemek ve optimal kemik sağlığını korumak ve yaşa bağlı kemik hastalıklarını önlemek için stratejiler geliştirmek için çok önemlidir.

Kalça kemiği mineral yoğunluğu (BMD), kemik oluşumu ve rezorpsiyonu için çok önemli olan osteoblast ve osteoklast aktivitesini yöneten karmaşık hücresel sinyalizasyon yollarından derinden etkilenir. Örneğin, Kirpi (Hedgehog) ve Wnt sinyalizasyon yolları kemik gelişiminin merkezinde yer alır;PTCH1 ve RSPO3 gibi genlerdeki varyantlar sırasıyla bu yolları düzenler.[3]Bu yollar aracılığıyla reseptör aktivasyonu, kemik hücrelerinin farklılaşmasını ve işlevini düzenleyen, uygun kemik yeniden modellenmesini ve bakımını sağlayan hücre içi sinyalizasyon kaskadlarını başlatır. Ayrıca, NF-kappaB sinyalizasyon yolu önemli bir rol oynar ve ilişkili genlerindeki polimorfizmler BMD’deki varyasyonlar, kemik geometrisi ve döngüsü ile bağlantılıdır.[11]Bu iyi bilinen yolların ötesinde, spesifik moleküler etkileşimler kemik bütünlüğüne katkıda bulunur. Örneğin,ACVR1B(Activin A Receptor Type 1B) geni, fare modellerinde anormal kemik yapısı ile ilişkilidir ve iskelet gelişimi için kritik olan reseptör aracılı sinyalizasyondaki rolünü vurgular.[1] Benzer şekilde, ITGB1 (Integrin Subunit Beta 1) ve PTK2(Protein Tyrosine Kinase 2), protein-protein etkileşim ağları içinde birbirine bağlıdır ve kemik gelişimi ile bağlantılıdır; integrinler hücre-matris etkileşimlerine aracılık eder ve kinazlar, hücresel yanıtları ve genel kemik kütlesini etkileyen aşağı yönlü sinyalizasyon olaylarını başlatır.[1] Bu yollar toplu olarak karmaşık bir düzenleyici ağ oluşturur; burada kesin aktivasyonları ve geri bildirim döngüleri kalça KMY’sini korumak için gereklidir.

Gen ekspresyonunun ve protein aktivitesinin kesin düzenlenmesi, kalça BMD’ını korumak için temeldir ve genetik ve translasyon sonrası kontrol mekanizmalarının bir hiyerarşisini içerir. SOX6gibi önemli transkripsiyon faktörleri, hem obezite hem de osteoporoz fenotiplerini etkileyen pleiotropik düzenleyiciler olarak tanımlanmıştır.[4], [8]gen düzenlemesinin kemik sağlığıyla ilgili çoklu fizyolojik sistemleri nasıl etkileyebileceğini göstermektedir. Ayrıca,EN1gibi genler, kemik yoğunluğunun ve kırık riskinin belirleyicileridir ve belirli genetik lokusların iskelet sağlamlığındaki kritik rolünün altını çizmektedir.[12]Bu genetik etkiler, genellikle kemik hücresi farklılaşması, matriks sentezi ve mineralizasyonda yer alan aşağı akış hedef genlerinin düzenlenmesi yoluyla uygulanır.

Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) aracılığıyla tanımlanan diğer birçok gen de kemik homeostazının moleküler çerçevesine katkıda bulunur. Örneğin,PLCL1 (fosfolipaz c benzeri 1) ve UQCC(ubiquinol-sitokrom redüktaz kompleks şaperonu), hem kemik mineral yoğunluğu hem de kemik boyutu ile genetik etkileşim gösterir;PLCL1özellikle kalça kemik yoğunluğu ile bağlantılıdır.[1] Ek olarak, 17q21.31 lokusunda bulunan KIF18B, C1QL1, DCAKD ve EFTUD2gibi genler, kemik gelişiminde fonksiyonel öneme sahiptir ve iskelet kütlesini koruyan düzenleyici süreçlerdeki katılımlarını düşündürmektedir.[2]Bu genler, ekspresyonları ve protein modifikasyonları yoluyla, kemik gücünü ve yoğunluğunu belirleyen karmaşık düzenleyici mekanizmalara katkıda bulunur.

Kalça BMD sadece kemiğe özgü yollarla belirlenmez, aynı zamanda metabolik yollardan ve yağ dokusu ile karmaşık çapraz konuşmadan da önemli ölçüde etkilenir. Yağ hücreleri tarafından salgılanan sinyal molekülleri olan adipokinler, kemik-yağ etkileşimlerinde önemli bir rol oynar; artan adipozite genellikle daha yüksek adipokin seviyeleri ve yaşlı yetişkinlerde azalmış KMY ile ilişkilidir.[13], [14]Bu, metabolik durumun, özellikle lipid metabolizması ve depolanmasının kemik sağlığını doğrudan etkilediği sistem düzeyinde bir entegrasyonu vurgular. Lipid metabolizmasında yer alanPRPF19 (lipid damlacıklarının biyogenezinde yer alır) ve AGPAT4 (gliserolipid biyosentezinde yer alır) gibi belirli genler, KMY ile ilişkili genetik varyantlarla ilişkilendirilmiştir ve bu da metabolik bağlantıyı daha da vurgulamaktadır.[1], [2]Yağ kütlesi ve kemik mineral yoğunluğu arasındaki yakın ilişki,KIF18B’nin öngörülen fonksiyonel ortağı olan RACGAP1gibi genlerle daha da örneklendirilmektedir; bu gen, adipositlerde ve miyoblastlarda büyüme süreçlerini düzenleyerek obeziteye katkıda bulunabilir ve böylece dolaylı olarak kemik yükünü ve metabolizmasını etkileyebilir.[2]Bu metabolik düzenleme, enerji mevcudiyetini ve kemik ile yağ dokuları arasındaki besin dağılımını dengeleyen karmaşık akı kontrol mekanizmalarını içerir. Bu metabolik yollardaki düzensizlik, değişmiş adipokin profillerine veya sapmış lipid metabolizmasına yol açarak kemik gücünün azalmasına ve osteoporoz gibi durumlara karşı duyarlılığın artmasına katkıda bulunabilir.

Kalça KMD’sinin korunması, yolak etkileşiminin ve ağ etkileşimlerinin genel kemik sağlığını ve hastalık yatkınlığını belirleyen ortaya çıkan özelliklere yol açtığı, yüksek derecede entegre bir biyolojik sistemin sonucudur. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları, hem kalça KMD’sini hem de toplam vücut yağ kütlesini birlikte düzenleyen 17q21.31’deki gibi pleiotropik genomik varyantları tanımlamıştır ve bu da ortak bir genetik mimariyi ve sistemik bağımlılıkları göstermektedir.[2]Benzer şekilde, 2q37.1 ve 6q26 gibi diğer lokuslar, hem KMD’nin hem de kemik boyutunun altında yatan bivariant GWAS aracılığıyla tanımlanmıştır ve iskelet özelliklerini etkileyen karmaşık genetik yapıyı daha da göstermektedir.[1] Bu genetik varyantlar genellikle etkilerini, temel yolakların düzensizliği yoluyla veya STRING gibi araçlar tarafından ortaya çıkarıldığı gibi karmaşık protein-protein etkileşim ağları içindeki proteinlerin işlevini değiştirerek gösterir.[2] Örneğin, tanımlanan KIF18B, DBF4B, EFTUD2, RACGAP1 ve PRPF19genleri, bu tür ağların bir parçasıdır ve hem kemik hem de yağ gelişimini etkiler.[2]Bu ağlar içindeki hiyerarşik düzenleme, çeşitli fizyolojik işaretlere koordineli bir yanıtı garanti eder, ancak düzensizleştiğinde osteoporoz ve artmış kırık riski gibi durumlara yol açabilir. Potansiyel telafi edici yanıtlar da dahil olmak üzere, bu entegre hastalıkla ilgili mekanizmaları anlamak, kalça KMD’sini korumayı ve iskelet komplikasyonlarını önlemeyi amaçlayan terapötik hedefleri belirlemek için çok önemlidir.

Tanısal Yarar ve Kırık Risk Değerlendirmesi

Section titled “Tanısal Yarar ve Kırık Risk Değerlendirmesi”

Kalça kemiği mineral yoğunluğu (BMD), osteoporozu teşhis etmek ve bir bireyin kırık riskini değerlendirmek için kritik bir ölçüdür. Kalça BMD’nin çift enerjili X-ışını absorbsiyometrisi (DXA) ölçümleri, kalçayı ve diğer iskelet bölgelerini etkileyenler de dahil olmak üzere kırık riskini tahmin etmek için en güvenilir klinik gösterge olarak hizmet eder.[4]Düşük KMY, kemik dokusunun mikro mimari bozulmasıyla birleştiğinde, doğrudan kemik gücünün azalmasına ve osteoporotik kırıklar için artmış bir eğilime katkıda bulunur.[4]Kalça KMY’sinin prognostik önemi, uzun vadeli sonuçlara kadar uzanır; osteoporotik kırıklar, önemli morbidite ve artmış mortalite ile ilişkilidir ve kadınlarda kırık sonrası bir yılda %9 ve beş yılda %24’lük tahmini aşırı mortalite oranları vardır.[4] Kalça KMY değerlerini klinik risk faktörleriyle entegre etmek, hem erkeklerde hem de kadınlarda hem kalça hem de genel osteoporotik kırıkları tahmin etme doğruluğunu daha da artırır ve hedeflenen önleme stratejilerine rehberlik eder.[7]

Genetik Katkılar ve Kişiselleştirilmiş Tıp

Section titled “Genetik Katkılar ve Kişiselleştirilmiş Tıp”

Kemik mineral yoğunluğunun (BMD) kalıtılabilirliği, iskelet bölgesine bağlı olarak 0,46 ile 0,92 arasında değişen yüksek bir orana sahiptir ve bu da kemik sağlığına güçlü bir genetik yatkınlığın altını çizmektedir.[4] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), 2q37.1 (rs7575512 ) ve 6q26 (rs1040724 ) bölgelerindeki varyantlar gibi kalça BMD’i etkileyen belirli genetik lokusları tanımlayarak anlayışımızı geliştirmiştir ve bu varyantların kemik gelişimiyle işlevsel ilgisi gösterilmiştir.[1] İleri araştırmalar, 17q21.31 (SOST), 2q14.2 (EN1) bölgelerindeki ve WLS, CCDC170/ESR1, SPTB ve IZUMO3gibi genlerdeki ek pleiotropik genomik varyantları tanımlamıştır; bu varyantlar BMD ile önemli ölçüde ilişkilidir ve kemik gücü ve kırık duyarlılığının altında yatan karmaşık genetik mimariye dair bilgiler sunmaktadır.[3]Bu genetik bilgiler, gelecekteki kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımları için çok önemlidir ve genetik profillerine göre yüksek riskli bireylerin tanımlanmasını sağlayarak, hastalığın ilerlemesini önlemek ve uzun vadeli kemik sağlığı sonuçlarını iyileştirmek için potansiyel olarak erken, kişiye özel müdahalelere rehberlik eder.

Komorbiditeler ve Bütüncül Hasta Yönetimi

Section titled “Komorbiditeler ve Bütüncül Hasta Yönetimi”

Kalça kemiği mineral yoğunluğu (BMD) izole bir fizyolojik parametre değildir, ancak çeşitli komorbiditeler ve fizyolojik durumlarla karmaşık bir şekilde bağlantılıdır ve hasta bakımına bütüncül bir yaklaşım gerektirir. Temel olarak düşük KMY ve bozulmuş kemik gücü ile karakterize edilen osteoporoz, yaygın etkileri olan metabolik bir kemik bozukluğudur ve küresel olarak artan kırık riski, morbidite ve mortaliteye yol açar.[2] Kalça KMY’si ve toplam vücut yağ kütlesi (TBFM) arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır ve 17q21.31’deki pleiotropik genomik varyantlar her iki özellik ile de bağlantılıdır.[2]Bu bağlantı, kemik metabolizması ve adipozite arasındaki karmaşık etkileşimi vurgulamakta ve obezite gibi yüksek oranda kalıtsal bir özellik olan durumların kemik sağlığını etkileyebileceğini ve bunun tersinin de mümkün olduğunu düşündürmektedir.[2]Ayrıca, postmenopozal kadınların düşük KMY’ye karşı savunmasızlığı, öncelikle kemik yeniden şekillenmesini ve kalsiyum homeostazını etkileyen azalmış östrojen üretimi nedeniyle iyi bilinmektedir.[4]Klinisyenler ayrıca kemik büyümesini ve metabolizmasını etkileyen kronik hastalıkların ve durumların etkisini de göz önünde bulundurmalıdır, çünkü bunlar KMY değerlerini ve hasta sonuçlarını önemli ölçüde karıştırabilir ve tanı ve yönetim stratejilerinde dikkatli bir değerlendirme gerektirebilir.[8]

Kalça Kemiği Mineral Yoğunluğu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Section titled “Kalça Kemiği Mineral Yoğunluğu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”

Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak kalça kemiği mineral yoğunluğunun en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.


1. Bazı insanların neden doğal olarak güçlü kemikleri varmış gibi görünüyor?

Section titled “1. Bazı insanların neden doğal olarak güçlü kemikleri varmış gibi görünüyor?”

Kalça kemiği mineral yoğunluğunuz genlerinizden önemli ölçüde etkilenir. Bazı insanlar, SOST geni veya EN1yakınında bulunanlar gibi, onlara daha yüksek kemik yoğunluğu için bir yatkınlık sağlayan genetik varyasyonlar miras alırlar. Bununla birlikte, yaşam tarzı seçimleri, beslenme ve egzersiz de güçlü kemikler için genetik potansiyelinizi en üst düzeye çıkarmada çok önemli bir rol oynar.

2. Kız kardeşimin kemikleri zayıf; bu benim de olacağım anlamına mı geliyor?

Section titled “2. Kız kardeşimin kemikleri zayıf; bu benim de olacağım anlamına mı geliyor?”

Kalça kemiği yoğunluğunun güçlü bir genetik bileşeni vardır, bu nedenle kız kardeşinizin kemikleri zayıfsa, bu genetik yatkınlıklardan bazılarını paylaşıyor olabilirsiniz. WLS ve CCDC170/ESR1gibi genlerin total kalça BMD’i etkilediği bilinmektedir ve bunlar ailelerde görülebilir. Ancak, bireysel yaşam tarzınız ve aktivite düzeyleriniz de kemik sağlığınızı önemli ölçüde etkiler, bu nedenle bu bir garanti değildir.

3. Vücut yağım kalça kemiği gücümü gerçekten etkileyebilir mi?

Section titled “3. Vücut yağım kalça kemiği gücümü gerçekten etkileyebilir mi?”

Evet, şaşırtıcı bir şekilde, bir bağlantı var! Araştırmalar, bazı genetik faktörlerin, özellikle 17q21.31’deki varyantların, hem kemik mineral yoğunluğunuzu hem de toplam vücut yağ kütlenizi etkileyebileceğini gösteriyor. Bu, vücut kompozisyonunuzun dolaylı olarak kemik gücünüzde rol oynayabileceği ortak biyolojik yollar olduğunu düşündürmektedir.

Genetik profilinizi anlamak, kalça kemiği mineral yoğunluğu ve kırık riskine yatkınlıklarınız hakkında fikir verebilir. Genetik araştırmalar, kemik gelişimi ve kırık riskini etkileyenPTCH1 ve RSPO3 ile ilişkili olanlar gibi birçok spesifik lokus tanımlamıştır. Bu genetik bilgiyi klinik risk faktörleriniz ve DXA ölçümlerinizle birleştirmek daha kapsamlı bir değerlendirme sunabilir.

5. Erkekler ve Kadınlar Neden Farklı Kemik Yoğunluğu Risklerine Sahiptir?

Section titled “5. Erkekler ve Kadınlar Neden Farklı Kemik Yoğunluğu Risklerine Sahiptir?”

Cinsiyet, kemik mineral yoğunluğunu etkileyen bilinen bir faktördür ve kadınlar genellikle özellikle menopozdan sonra osteoporoz ve kırıklar açısından daha yüksek bir riske sahiptir. Bu, hormonal farklılıkların ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanmaktadır. Genetik çalışmalar genellikle cinsiyeti, kemik sağlığı üzerindeki önemli etkisini kabul ederek ayarlar ve bazı genetik etkiler belirli cinsiyetlerde daha belirgin olabilir.

6. Etnik kökenim kalça kemiği sağlığımı etkiler mi?

Section titled “6. Etnik kökenim kalça kemiği sağlığımı etkiler mi?”

Evet, etkileyebilir. Kalça kemiği mineral yoğunluğu üzerine yapılan genetik araştırmalar, Avrupa, Doğu Asya, Afrika ve Melez Amerikan kökenli bireyler de dahil olmak üzere çeşitli popülasyonlarda yürütülmektedir, çünkü genetik risk faktörleri gruplar arasında farklılık gösterebilir. Bazı genetik varyantlar veya bunların etkileri, atalara dayalı kökeninize bağlı olarak daha yaygın veya farklı şekilde ifade edilebilir ve bu da bireysel kemik sağlığı profilinizi etkileyebilir.

7. Daha yaşlı olsam bile kalça kemiklerimi önemli ölçüde iyileştirebilir miyim?

Section titled “7. Daha yaşlı olsam bile kalça kemiklerimi önemli ölçüde iyileştirebilir miyim?”

Yaş, kemik yoğunluğu azalmasında önemli bir faktör ve genetik yatkınlıklar rol oynasa da, yaşam tarzı seçimleri hala bir fark yaratabilir. Aktif bir yaşam tarzı sürdürmek, ağırlık taşıyan egzersizler yapmak ve yeterli beslenmeyi sağlamak, yaşam boyunca kemik sağlığını desteklemek için çok önemlidir. Yaşa bağlı düşüşü tamamen tersine çeviremeyebilirsiniz, ancak bu çabalar mevcut kemik yoğunluğunu korumaya ve daha fazla kaybı azaltmaya yardımcı olabilir.

8. Kalça kemiklerimin ruh sağlığımla bağlantılı olduğu doğru mu?

Section titled “8. Kalça kemiklerimin ruh sağlığımla bağlantılı olduğu doğru mu?”

İlginç bir şekilde, yeni araştırmalar kalça kemiği mineral yoğunluğu ile şizofreni gibi diğer karmaşık durumlar arasında genetik bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Bu, düşük kemik yoğunluğuna sahip olmanın şizofreniye neden olduğu veya tam tersi anlamına gelmez, ancak ortak altta yatan genetik yollara veya biyolojik mekanizmalara işaret eder. Kemik sağlığının sadece iskelet bütünlüğünün ötesinde daha geniş fizyolojik önemini vurgulamaktadır.

Genleriniz kemik mineral yoğunluğunuz için kesinlikle bir temel oluştursa da, egzersiz gibi yaşam tarzı faktörleri inanılmaz derecede güçlüdür. Belirli genlerdeki varyantlar nedeniyle daha düşük kemik yoğunluğu için genetik bir yatkınlığınız olsa bile, tutarlı ağırlık taşıma egzersizi kemik oluşumunu uyarabilir ve genetik yapınız için mümkün olan en iyi kemik yoğunluğuna ulaşmanıza yardımcı olabilir. Mesele potansiyelinizi en üst düzeye çıkarmaktır.

10. Kalça boyutlarım kemiklerimin ne kadar güçlü olduğunu etkiler mi?

Section titled “10. Kalça boyutlarım kemiklerimin ne kadar güçlü olduğunu etkiler mi?”

Evet, kalça kemiği boyutu ve kemik mineral yoğunluğu farklı ancak ilişkili özelliklerdir ve genetik araştırmalar, bunların ortak genetik faktörlerden etkilenebileceğini göstermektedir. Örneğin, bivariate çalışmalar, hem kalça KMY’sini hem de kalça kemiği boyutunu etkileyen 2q37.1 ve 6q26’daki lokuslar gibi belirli genetik lokusları tanımlamıştır. Yani, kemiğinizin boyutları genel gücüne ve dayanıklılığına gerçekten katkıda bulunabilir.


Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayalı olarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler geldikçe güncellenebilir.

Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.

[1] Zhang, H., et al. “Pleiotropic loci underlying bone mineral density and bone size identified by a bivariate genome-wide association analysis.”Osteoporos Int, vol. 32, no. 2, 2021, pp. 317–330.

[2] Wei XT, et al. Pleiotropic genomic variants at 17q21.31 associated with bone mineral density and body fat mass: a bivariate genome-wide association analysis. Eur J Hum Genet. 2020;28(12):1733-1745.

[3] Styrkarsdottir U, et al. Sequence variants in the PTCH1 gene associate with spine bone mineral density and osteoporotic fractures. Nat Commun. 2016;7:10129.

[4] Mullin, B. H. et al. “Genome-wide association study using family-based cohorts identifies the WLS and CCDC170/ESR1 loci as associated with bone mineral density.”BMC Genomics, vol. 17, no. 1, 2016, pp. 129.

[5] Havill, LM, et al. “Effects of genes, sex, age, and activity on BMC, bone size, and areal and volumetric BMD.”J Bone Miner Res, vol. 22, no. 5, 2007, pp. 737–746.

[6] Johnell, O., et al. “Predictive value of BMD for hip and other fractures.” J. Bone Miner. Res., vol. 20, 2005, pp. 1185–1194.

[7] Kanis, J., et al. “The use of clinical risk factors enhances the performance of BMD in the prediction of hip and osteoporotic fractures in men and women.” Osteoporos. Int., vol. 18, 2007, p. 1033.

[8] Liu, L. et al. “A trans-ethnic two-stage polygenetic scoring analysis detects genetic correlation between osteoporosis and schizophrenia.”Clin Transl Med, vol. 9, no. 1, 2020, pp. 11.

[9] Chesi, A. et al. “A Genomewide Association Study Identifies Two Sex-Specific Loci, at SPTB and IZUMO3, Influencing Pediatric Bone Mineral Density at Multiple Skeletal Sites.”J Bone Miner Res, vol. 32, no. 5, 2017, pp. 1018-1025.

[10] Liang, X. et al. “Assessing the genetic correlations between early growth parameters and bone mineral density: A polygenic risk score analysis.”Bone, vol. 116, 2018, pp. 248-255.

[11] Roshandel, D., et al. “Polymorphisms in genes involved in the NF-kappaB signalling pathway are associated with bone mineral density, geometry and turnover in men.”PLoS One, vol. 6, no. 11, 2011, p. e28031.

[12] Zheng, HF., et al. “Whole-genome sequencing identifies EN1as a determinant of bone density and fracture.”Nature, vol. 526, no. 7571, 2015, pp. 112–17.

[13] Aguirre, L., et al. “Increasing adiposity is associated with higher adipokine levels and lower bone mineral density in obese older adults.”J Clin Endocrinol Metab, vol. 99, no. 9, 2014, pp. 3290–97.

[14] Magni, P., et al. “Molecular aspects of adipokine-bone interactions.”Curr Mol Med, vol. 10, 2010.