İçeriğe geç

Fetal Genotip Etkisi

Giriş

Fetal genotip etkisi, fetüsün genetik yapısının gebeliğin çeşitli yönleri, doğum sonuçları ve hem gelişmekte olan çocuğun hem de annenin sağlığı üzerindeki etkisini ifade eder. Anne genleri (maternal genotip) uterin ortamı sağlamada önemli bir rol oynarken, her iki ebeveynden miras alınan fetüsün benzersiz gen kombinasyonu, kendi gelişimini doğrudan etkiler ve aynı zamanda maternal fizyolojik süreçler üzerinde de etkiler gösterebilir.

Biyolojik Temel

Biyolojik olarak, fetal genotip etkisi, fetal genlerin ekspresyonu yoluyla ortaya çıkar ve proteinlerin, hormonların ve diğer moleküllerin üretimine yol açar. Bu maddeler, fetüsün büyüme seyrini, organ gelişimini ve metabolik düzenlemesini etkileyebilir. Örneğin, spesifik fetal genotipler fetusu belirli büyüme paternlerine veya metabolik profillere yatkın hale getirebilir. Ayrıca, bu fetal kaynaklı moleküller plasental bariyeri geçebilir ve maternal sistemle etkileşime girebilir, potansiyel olarak maternal metabolizmayı, immün yanıtı ve kardiyovasküler fonksiyonu değiştirebilir. Bu karmaşık etkileşim, gebelik süresince fetüs ile anne arasındaki dinamik genetik iletişimi vurgulamaktadır.

Klinik Önemi

Fetal genotip etkisini anlamak, çeşitli nedenlerden dolayı klinik olarak önemlidir. Fetal gelişim ve doğum ağırlığı, gestasyonel yaş ve erken büyüme paternleri gibi doğum sonuçlarındaki varyasyonları açıklamaya yardımcı olur. Örneğin, araştırmalar genotipin gestasyonel yaş (preterm veya term) ve doğum BMI gibi değişkenlerle etkileşimini analiz etmiş, fetal genetiğin bu kritik parametrelere katkıda bulunabileceğini öne sürmüştür.[1] Bu bilgi, fetal büyüme kısıtlılığı veya makrozomi ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere, komplikasyon riski yüksek gebeliklerin belirlenmesine katkıda bulunabilir ve potansiyel olarak kişiselleştirilmiş prenatal bakım stratejilerine ışık tutabilir. Ayrıca, erken yaşamda ortaya çıkan durumların genetik temelini ve bunların fetal genetik yapısıyla potansiyel bağlantılarını çözmeye yardımcı olur.

Sosyal Önem

Toplumsal bir bakış açısıyla, fetal genotip etkisini tanımak, anne ve çocuk sağlığını iyileştirmeyi amaçlayan halk sağlığı girişimlerine katkıda bulunur. Fetüsten gebelik sonuçlarına genetik katkıları aydınlatarak, araştırmacılar ve klinisyenler risk altındaki popülasyonlar için daha hedefli müdahaleler geliştirebilir. Bu anlayış, üreme danışmanlığı için de çıkarımlar barındırır; gebelik ve çocuk sağlığı üzerindeki potansiyel genetik etkiler hakkında daha bilinçli tartışmalara olanak tanır. Nihayetinde, fetal genotip etkisini insan gelişimi anlayışımıza entegre etmek, sağlık ve hastalık için daha iyi öngörü modellerine yol açarak, aile sağlığına daha kapsamlı bir yaklaşımı teşvik edebilir.

Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar

Fetal genotip etkisini inceleyen çalışmalar, bulguların yorumlanmasını etkileyen önemli metodolojik ve istatistiksel zorluklarla sıklıkla karşılaşmaktadır. Nispeten küçük örneklem boyutları, yetersiz istatistiksel güce yol açarak, bir fenotip üzerinde küçük veya orta düzeyde etkilere sahip genetik varyantları tespit etmeyi zorlaştırabilir ve potansiyel olarak genetik katkının tamamını hafife alabilir.[2] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) ile ilgili çoklu test sorununu yönetmek için bazı araştırmalar, erkeklerde veya kadınlarda farklı şekilde ortaya çıkan cinsiyete özgü genetik ilişkileri farkında olmadan gözden kaçırabilecek cinsiyet-havuzlu analizler yapmaktadır.[2] Ayrıca, mevcut GWAS'larda HapMap gibi bilinen tek nükleotid polimorfizmlerinin (SNP'ler) bir alt kümesine güvenilmesi, eksik genomik kapsama yol açabilir ve genotiplenen belirteçlerle güçlü bağlantı dengesizliğinde olmayan nedensel genleri veya varyantları potansiyel olarak gözden kaçırabilir. Bu sınırlı kapsama alanı, farklı çalışmaların aynı gen bölgesinde doğrudan ilişkili olmayan ancak her ikisi de özellik ile ilişkili olan farklı SNP'ler tanımlayabilmesi nedeniyle, önceki bulguların tekrarlanmasını da zorlaştırmaktadır.[2] Genom çapında anlamlı bir sonucun tanımı her zaman açık değildir ve bazı orta derecede güçlü ilişkiler, biyolojik olarak makul olmalarına rağmen, yanlış pozitifleri temsil edebilir; bu nedenle, bulguları doğrulamak ve gerçek genetik sinyalleri tesadüfi ilişkilerden ayırmak için bağımsız kohortlarda harici replikasyon (tekrarlama) esastır.[3]

Popülasyon Özgüllüğü ve Fenotip Karakterizasyonu

Fetal genotip etkisine ilişkin bulguların genellenebilirliği, sıklıkla incelenen spesifik popülasyonlar tarafından kısıtlanmaktadır. Birçok genetik araştırma, öncelikli olarak Kafkas popülasyonları gibi belirli bir kökene sahip bireyleri içermektedir; bu durum, allel frekanslarındaki, bağlantı dengesizliği paternlerindeki ve çevresel maruziyetlerdeki farklılıklar nedeniyle sonuçların diğer ırksal veya etnik gruplara uygulanabilirliğini sınırlamaktadır.[2] Sonuç olarak, bir popülasyonda tanımlanan genetik ilişkilendirmeler başka bir popülasyonda tutarlı olmayabilir veya aynı etki büyüklüğüne sahip olmayabilir. Diğer kritik bir husus fenotiplerin karakterizasyonu ve ölçümüdür. Bazı çalışmalar, fenotipik değerlere bakılmaksızın denekleri dahil ederek belirleme yanlılığını önlemek üzere tasarlanmış olsa da, fenotip değerlendirmesinin hassasiyeti kritik önem taşımaktadır. Referans panellerine dayanarak genotiplenmemiş SNP'leri tahmin eden genotip imputasyonuna güvenilmesi, özellikle nadir varyantlar için veya bu referans panellerinde yeterince temsil edilmeyen popülasyonlarda yanlışlıklara yol açabilir.[4] Ek olarak, özelliklerin birden fazla incelemede ortalamasının alınması gibi fenotip ölçüm yöntemlerindeki farklılıklar, tespit edilen genetik ilişkilendirmeleri ve bunların sonraki yorumlarını etkileyebilir.[3]

Çevresel Karıştırıcılık ve Açıklanamayan Kalıtım

Fetal genotip etkisini anlamak, genetik varyantlar ile çevresel faktörler arasındaki karmaşık etkileşim nedeniyle zorlaşmaktadır. Genetik etkiler genellikle bağlama özgü bir şekilde işler ve etkileri yaşam tarzı, beslenme ve erken yaşam koşulları dahil olmak üzere çeşitli çevresel maruziyetler tarafından modüle edilir.[3] Bu gen-çevre etkileşimlerinin kapsamlı bir şekilde incelenmemesi, bir genotipin etkisi dış faktörlere bağlı olarak önemli ölçüde değişebileceğinden, genetik etkilerin eksik anlaşılmasına yol açabilir. Popülasyon stratifikasyonunu hesaba katmak için genomik kontrol gibi sofistike yöntemler kullanılsa da, çalışma örneklerindeki gizli akrabalık, test istatistiklerini hala ince bir şekilde etkileyebilir ve potansiyel olarak şişirilmiş sonuçlara yol açabilir.[5] Çeşitli özelliklerle ilişkili genetik lokusların belirlenmesindeki önemli ilerlemelere rağmen, birçok karmaşık fenotipin kalıtımının önemli bir kısmı açıklanamamış kalmaktadır. Genellikle "eksik kalıtım" olarak adlandırılan bu fenomen, çok küçük bireysel etkilere sahip çok sayıda varyant, mevcut genotipleme dizileri tarafından yakalanamayan daha nadir varyantlar veya modellenmesi ve tespit edilmesi zor olan karmaşık epistatik etkileşimler nedeniyle birçok genetik etkinin henüz keşfedilmediğini öne sürmektedir.[6]

Varyantlar

Genetik varyasyonlar, immün yanıtlardan ve metabolik düzenlemeden hücresel büyüme ve gelişmeye kadar geniş bir biyolojik süreç yelpazesini etkilemede çok önemli bir rol oynamakta olup, sıklıkla fetal genotip etkileri ve örtüşen özellikler için çıkarımlara sahiptir. Kemokin sinyalizasyonunda yer alan ve immün ve enflamatuar yanıtların kritik medyatörleri olan genlerle birkaç önemli varyant ilişkilidir. Örneğin, rs1003645, monositler ve nötrofiller gibi immün hücreleri enflamasyon bölgelerine çeken C-C motif kemokin ligand 23'ü kodlayan bir gen olan _CCL23_ yakınında yer almaktadır. Benzer şekilde, rs854625, immün sürveyans ve enflamatuar süreçlerde yer alan diğer iki kemokin geni olan _CCL15_ ve _CCL15-CCL14_'ün yakınında bulunmaktadır. Bu genlerdeki varyasyonlar, immün yanıtların yoğunluğunu ve süresini modüle edebilir, potansiyel olarak enfeksiyonlara, otoimmün durumlara yatkınlığı etkileyebilir ve hatta gebelik sırasında maternal-fetal immün arayüzü etkileyebilir; bu da gebelik yaşı ve doğum sonuçları dikkate alındığında kritik bir faktördür.[1] Bu tür genotip etkileri, özellikle erken yaşamı ve büyümeyi etkileyenler, popülasyon çalışmalarında önemli hususlardır.[1] Diğer varyantlar, adrenerjik ve metabolik sinyalizasyonun yanı sıra, fizyolojik düzenleme için temel olan hormonal yanıtların merkezinde yer alan genleri etkiler. Beta-1 adrenerjik reseptörü kodlayan _ADRB1_ genindeki rs1801253 varyantı, kalp atış hızını, kan basıncını ve metabolik hızı etkileyerek kardiyovasküler sağlığı ve strese yanıtları etkileyebilir. Benzer şekilde, adenilat siklaz 5'i kodlayan _ADCY5_'teki rs11708067, glukoz homeostazı, insülin salgılanması ve kardiyak fonksiyonda rol oynayarak metabolik özellikler ve fetal büyüme için potansiyel çıkarımlara sahiptir. Östrojen reseptör alfa geni olan _ESR1_'deki rs11756568 varyantı, üreme gelişimi, kemik yoğunluğu ve metabolik düzenleme için hayati öneme sahip olan östrojen sinyal yollarını etkileyebilir ve genetik analizlerde dikkate alınan cinsiyete özgü etkiler sergiler.[1] Başka bir varyant olan rs75885714, çeşitli uyaranlara hücresel yanıtları aracılık eden hücre içi sinyal kaskadlarında yer alan bir gen olan _PLCL2_ (Fosfolipaz C benzeri 2)'de yer almaktadır ve potansiyel olarak gelişim sırasında hücre büyümesini ve farklılaşmasını etkileyebilir. rs13337037 varyantı, _ARMC5_ ve _TGFB1I1_'i kapsayan bir bölgede yer almaktadır; burada _ARMC5_ hücre döngüsü düzenlemesiyle ilişkilidir ve _TGFB1I1_ ise doku gelişimi, immün düzenleme ve hücresel farklılaşma için kritik bir yol olan TGF-beta sinyalizasyonu ile etkileşime girer.

Son olarak, büyüme faktörü sinyalizasyonu, proteaz inhibisyonu ve kodlamayan RNA elementleri ile ilişkili genlerdeki varyasyonlar da çeşitli fizyolojik sonuçlara katkıda bulunur. rs4769612 varyantı, aynı zamanda VEGFR1 olarak da bilinen, vasküler endotelyal büyüme faktörleri için bir reseptör olan ve anjiyogenez ile plasental gelişim için kritik olan _FLT1_ (Fms benzeri tirozin kinaz 1) yakınında bulunur ve preeklampsi gibi durumlar için çıkarımlara sahiptir. Bu varyantın, bir ökaryotik translasyon başlatma faktörü 4A1 psödogeni olan _EIF4A1P7_'ye yakınlığı, gen ekspresyonunu etkileyen potansiyel düzenleyici rolleri düşündürmektedir. rs112635299 varyantı, alfa-1 antitripsin (_SERPINA1_) gibi serpin ailesi üyelerini kodlayan genleri içeren _SERPINA2 - SERPINA1_ lokusu içinde yer almaktadır; bu protein özellikle akciğerlerde enflamasyon ve doku korumasında rolleri olan proteazların önemli bir inhibitörüdür. Bu proteinlerdeki eksiklikler veya değişiklikler, artan enflamasyona ve doku hasarına yol açarak potansiyel olarak fetal akciğer gelişimini etkileyebilir. Ayrıca, rs6040436 ve rs2207099, uzun intergenik kodlamayan bir RNA olan _LINC02871_ ve bir ribozomal protein S11 psödogeni olan _RPS11P1_ bölgesinde yer almaktadır. Kodlamayan RNA'lar ve psödogenler, mRNA stabilitesini, translasyonu veya kromatin yapısını modüle ederek gen ekspresyonu üzerinde düzenleyici etkiler gösterebilir, karmaşık gelişimsel süreçleri ve hastalık yatkınlığını etkileyebilir.

Önemli Varyantlar

RS ID Gen İlişkili Özellikler
rs1003645 CCL23 fetal genotype effect measurement
Ck-beta-8-1 measurement
body height
rs13337037 ARMC5 - TGFB1I1 gestational blood glucose level, parental genotype effect measurement, Glycosuria
fetal genotype effect measurement
rs6040436
rs2207099
LINC02871 - RPS11P1 placenta mass, parental genotype effect measurement
fetal genotype effect measurement
rs854625 CCL15, CCL15-CCL14 cerebrospinal fluid composition attribute
blood protein amount
fetal genotype effect measurement
rs11756568 ESR1 fetal genotype effect measurement
bone tissue density
rs4769612 FLT1 - EIF4A1P7 fetal genotype effect measurement
rs75885714 PLCL2 fetal genotype effect measurement
rs1801253 ADRB1 diastolic blood pressure
diastolic blood pressure, alcohol consumption quality
systolic blood pressure
birth weight
smoking status measurement, systolic blood pressure
rs11708067 ADCY5 blood glucose amount
HOMA-B
type 2 diabetes mellitus
blood glucose amount, body mass index
HbA1c measurement
rs112635299 SERPINA2 - SERPINA1 forced expiratory volume, response to bronchodilator
FEV/FVC ratio, response to bronchodilator
coronary artery disease
BMI-adjusted waist circumference
C-reactive protein measurement

Fetal Genotip Etkisinin Kavramsallaştırılması ve Tanımı

Fetal genotip etkisi, bir bireyin döllenme anında oluşan genetik yapısının, prenatal gelişim, doğum veya erken yaşam dönemlerinde ifade edilen çeşitli özellikler ve karakterler üzerindeki doğrudan etkisini ifade eder. Bu kavram, özellikle fetüsün kendi genetik lokuslarının fenotipleri üzerindeki etkisine odaklanır ve bu etki genellikle çevresel veya maternal faktörlerle etkileşim halindedir. Çalışmalar, bir denek genotipinin gözlemlenebilir özellikleri şekillendirmek için çeşitli değişkenlerle nasıl etkileşime girdiğini inceleyerek bu etkiyi araştırmaktadır.[1] Bu çerçeve, gelişmekte olan organizmanın kendisinden gelen genetik katkıların, dışsal etkilerden bağımsız olarak veya onlarla birlikte, ayrıştırılmasına olanak tanır.

Fetal genotip etkilerinin araştırılması, sıklıkla fizyolojik durumlar ve erken gelişim belirteçleri de dahil olmak üzere bir dizi değişkenle etkileşimlerinin analizini içerir. Örneğin, araştırmalar bir bireyin genotipi ile cinsiyet, gestasyonel yaş, doğum BMI ve erken büyüme modelleri gibi faktörler arasındaki etkileşimleri incelemiştir.[1] Bu analizler, metabolik veya gelişimsel özellikler üzerindeki etkileri bu etkileşimli değişkenler tarafından modüle edilen spesifik genetik lokusları tanımlamayı amaçlayarak, yaşamın en erken evrelerinden itibaren içsel genetik yatkınlıklar ve dışsal etkiler arasındaki karmaşık etkileşimi aydınlatmaktadır.[1]

Operasyonel Tanımlar ve Ölçüm Metodolojileri

Fetal genotip etkilerini değerlendirmek için operasyonel tanımlar, genellikle gen-çevre etkileşimleri bağlamında, genetik varyasyonların gözlemlenebilir özellikler üzerindeki etkisini nicelleştirmeye yönelik özel yaklaşımlar içerir. Yaygın bir metodoloji, bir genetik varyant ile bir özellik arasındaki ilişki büyüklüğünü temsil eden, farklı gruplardaki "lokusların etki büyüklüğü"nü değerlendirmeyi içerir.[1] Bu karşılaştırma, cinsiyet (erkek veya kadın) veya gestasyonel yaş (preterm veya term) gibi ikili değişkenlerle olan etkileşimleri incelerken özellikle önemlidir; zira genetik etki büyüklüğü kategoriler arasında önemli ölçüde farklılık gösterebilir.[1] Ölçüm yaklaşımları, gen-çevre etkileşimlerini analiz etmek için genellikle PLINK 'gxe' prosedürü gibi istatistiksel prosedürleri içerir.[1] Bu tür analizlerde, genotipin spesifik etkileşim etkisini izole etmek amacıyla doğum BMI'sı ve erken büyüme gibi özellikler, cinsiyet, oral kontraseptif kullanımı ve gebelik durumu dahil olmak üzere karıştırıcı değişkenler için sıklıkla ayarlanır.[1] Bu ayarlamalar, gözlemlenen genetik ilişkilerin, diğer ilişkili değişkenler tarafından karıştırılmak yerine, doğrudan fetal genotipin incelenen çevresel veya erken yaşam faktörleriyle olan etkileşimine atfedilebilir olmasını sağlamak için kritik öneme sahiptir.[1]

Etkileşimli Değişkenlerin ve İlişkili Özelliklerin Sınıflandırılması

Fetal genotip etkilerini etkileyen veya onlarla etkileşimde bulunan değişkenler, bireyin erken yaşamının ve çevresinin çeşitli yönlerini yansıtacak şekilde genel olarak birkaç kategoriye ayrılabilir. Bunlar arasında epidemiyolojik kovaryatlar (örn., aşırı kilo durumu, oral kontraseptif kullanımı), popülasyon yapısı kovaryatları ve erken yaşam kovaryatları (örn., gebelik yaşı, doğum BMI'si, erken gelişim) yer alır.[1] Bu sınıflandırmalar, iç ve dış çevrenin farklı yönlerinin genetik yatkınlıkların ifadesini nasıl değiştirdiğini sistematik olarak keşfetmeye yardımcı olur.

Fetal genotip etkileri için incelenen özellikler genellikle metabolik özellikler, doğum BMI'si ve erken gelişim gibi fizyolojik veya gelişimseldir.[1] Bu özellikler sürekli değişkenler olarak ölçülebilir veya gebelik yaşı gibi belirli yönleri, belirli etkileşim analizleri için dikotomize edilebilir (örn., preterm veya term).[1] Kategorik ve boyutsal değişkenler arasındaki ayrım, farklı gruplar arasında genetik etki büyüklüklerini karşılaştırmak için uygun istatistiksel yöntemleri seçmek açısından kritik öneme sahiptir ve genetik varyantların doğumdan itibaren sağlık sonuçlarına nasıl katkıda bulunduğuna dair incelikli bir anlayış sağlar.[1]

Biyolojik Arka Plan

Her iki ebeveynden miras alınan fetal genotip, prenatal gelişimin karmaşık süreçlerini düzenleyerek, çok çeşitli fizyolojik özellikleri etkileyerek ve nihayetinde bir bireyin doğumdan yetişkinliğe kadar olan sağlık seyrini şekillendirerek kritik bir rol oynar. Bu genetik şablon, temel metabolik işlevlerden karmaşık organ sistemlerinin gelişimine kadar her şeyi etkileyerek moleküler ve hücresel yolları yönlendirir. Bu genotip içindeki varyasyonlar, farklı "metabotiplere" yol açabilir ve önemli patofizyolojik sonuçlara sahip olabilir; bu durum, bir bireyin genetik yapısının doğumdan önce bile derin ve kalıcı etkisini vurgular.

Fetal Gelişim ve Metabolizmasının Genetik Düzenlenmesi

Fetal genotip, büyüme ve metabolik fonksiyon için hayati önem taşıyan proteinlerin karmaşık zamanlamasını ve ifade kalıplarını belirleyen belirli genler ve bunların düzenleyici elementleri ile gelişim için temel talimatları sağlar. Örneğin, bir represör olarak işlev gören bir çinko parmak proteini kodlayan BCL11A geni, fetal hemoglobin üretiminin düzenlenmesinde kritik bir rol oynar.[7] BCL11A'daki genetik varyasyonlar, fetal hemoglobinin kalıcı varlığını doğrudan etkiler; bu da beta-talasemi gibi durumları iyileştirebilir.

Fetal Genotip ve Uzun Süreli Metabolik Sağlık

Bir bireyin fetal gelişim sırasındaki genetik yapısı, uzun süreli metabolik sağlığını ve kronik hastalıklara yatkınlığını şekillendirmede kritik bir rol oynar. Araştırmalar, genotip ile gestasyonel yaş, doğum vücut kitle indeksi (BMI) ve erken büyüme gibi erken yaşam faktörleri arasındaki etkileşimlerin, yetişkinlikteki metabolik özellikleri önemli ölçüde etkilediğini göstermektedir.[1] Bu durum, fetal büyüme paternleri ile daha sonraki hastalık başlangıcı arasında ilişkilerin kurulduğu kardiyovasküler hastalık (CVD) ve tip 2 diyabet (T2D) gibi durumlara yönelik yüksek risk altındaki bireylerin belirlenmesinin prognostik değerini de içermektedir.[8] Bu genetik yatkınlıkları anlamak, özellikle erken çevresel etkilere göre modüle edildiğinde, risk değerlendirmesine bilgi sağlayabilir ve erken yaştan itibaren kişiselleştirilmiş önleyici stratejilere rehberlik edebilir.[9]

Fetal Hemoglobin Üretimi Üzerindeki Genetik Etki

Spesifik genetik varyasyonlar, fetal gelişimi etkileyerek hematolojik durumların tanı ve yönetiminde doğrudan klinik uygulamalara sahiptir. Örneğin, fetal hemoglobin içeren hücreleri ifade eden F hücre üretimini etkileyen bir Kantitatif Özellik Lokusu (QTL), kromozom 2p15 üzerinde bir çinko parmak proteini kodlayan bir gene haritalanmıştır.[7] BCL11A olarak tanımlanan bu gen, fetal hemoglobin düzeylerinin anahtar bir düzenleyicisidir ve içindeki varyasyonlar, fetal hemoglobinin kalıcılığının altında yatan genetik faktörleri anlamak için önemlidir. Bu tür genetik bilgiler, fetal hemoglobini modüle etmenin hastalık şiddetini hafifletebileceği beta-Talasemi gibi hastalıklarda tanısal fayda ve terapötik değerlendirmeler için kritiktir.[7]

Erken Gelişimde Gen-Çevre Etkileşimleri

Fetal genotipin sağlık sonuçları üzerindeki etkisi, genellikle gebelik ve erken yaşam döneminde karşılaşılan çevresel faktörlerle olan karmaşık etkileşimler aracılığıyla gerçekleşir. Çalışmalar, genetik lokusların çeşitli özellikler üzerindeki etki büyüklüğünün, gestasyonel yaş (preterm'e karşı tam süreli), doğum BMI'si ve erken büyüme modelleri gibi değişkenler tarafından önemli ölçüde değiştirilebildiğini göstermiştir.[1] Bu gen-çevre etkileşimleri, risk sınıflandırması için değerli bilgiler sağlayarak, spesifik genetik profillerine ve erken gelişimsel yörüngelerine göre belirli koşullara karşı özellikle savunmasız veya dirençli olabilecek bireylerin belirlenmesine olanak tanır. Bu anlayış, olumsuz uzun vadeli sağlık sonuçlarını hafifletmek üzere tasarlanmış hedefe yönelik izleme stratejileri ve erken müdahaleler dahil olmak üzere, kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarının geliştirilmesi için temel oluşturur.[1]

References

[1] Sabatti C, et al. Genome-wide association analysis of metabolic traits in a birth cohort from a founder population. Nat Genet. 2009.

[2] Yang, Q. et al. "Genome-wide association and linkage analyses of hemostatic factors and hematological phenotypes in the Framingham Heart Study." BMC Med Genet, vol. 8, suppl. 1, 2007, S12.

[3] Vasan, R. S. et al. "Genome-wide association of echocardiographic dimensions, brachial artery endothelial function and treadmill exercise responses in the Framingham Heart Study." BMC Med Genet, vol. 8, suppl. 1, 2007, S2.

[4] Yuan, X. et al. "Population-based genome-wide association studies reveal six loci influencing plasma levels of liver enzymes." Am J Hum Genet, vol. 83, no. 5, 2008, pp. 569-584.

[5] Uda, M. et al. "Genome-wide association study shows BCL11A associated with persistent fetal hemoglobin and amelioration of the phenotype of beta-thalassemia." Proc Natl Acad Sci U S A, vol. 105, no. 5, 2008, pp. 1620-1625.

[6] Benjamin, E. J. et al. "Genome-wide association with select biomarker traits in the Framingham Heart Study." BMC Med Genet, vol. 8, suppl. 1, 2007, S10.

[7] Menzel, S., et al. "A QTL influencing F cell production maps to a gene encoding a zinc-finger protein on chromosome 2p15." Nat Genet, vol. 39, 2007, pp. 1197–1199.

[8] Barker, D.J., et al. "Trajectories of growth among children who have coronary events as adults." N. Engl. J. Med., vol. 353, 2005, pp. 1802–1809.

[9] Jarvelin, M.R., et al. "Early life factors and blood pressure at age 31 years in the 1966 northern Finland birth cohort." Hypertension, vol. 44, 2004, pp. 838–846.