Keşif Amaçlı Göz Hareketi
Arka Plan
Section titled “Arka Plan”Keşfedici göz hareketi (EEM), bir bireyin bir sahneyi veya karmaşık bir uyaranı görsel olarak tararken yaptığı karmaşık göz hareketleri örüntülerini ifade eder. Bu hareketler, insanların görsel çevrelerini nasıl algıladığı, işlediği ve etkileşim kurduğu konusunda temel öneme sahiptir ve dikkat, hafıza ve karar verme gibi altta yatan bilişsel süreçleri yansıtır. EGH’nin kesin ölçümü, katılımcılar belirli uyaranları, genellikle S şeklindeki figürleri izlerken göz hareketlerini takip etmeyi ve görsel keşiflerinin çeşitli yönlerini ölçmeyi içerir.[1] Bu teknik, araştırmacıların bireylerin karmaşık görsel bilgileri nasıl görsel olarak aradığını ve işlediğini ölçmelerini sağlar. Ölçülen temel parametreler arasında toplam göz tarama uzunluğu (TESL), ortalama göz tarama uzunluğu (MESL), göz sabitleme sayısı (NEF), yanıt veren arama skoru (RSS) ve bilişsel arama skoru (CSS) bulunur.[1] Bu parametreler toplu olarak, bir bireyin görsel arama stratejisi ve bilişsel işleme verimliliği hakkında fikir verir.
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Göz hareketleri, algı, dikkat ve motor kontrolünde yer alan sinir devrelerinin bütünlüğünü ve aktivitesini yansıtan belirli örüntülerle beyin fonksiyonuyla karmaşık bir şekilde bağlantılıdır. Genetik faktörlerin, göz hareketlerini etkileyenler de dahil olmak üzere karmaşık nörolojik ve psikiyatrik durumların patolojisinde önemli bir rol oynadığı yaygın olarak kabul edilmektedir.[1] Çalışmalar, COMT, ZDHHC8, ERBB4, RANBP1 ve NRG1 gibi genler ile başka bir göz hareketi anormalliği olan düzgün takip göz hareketleri (SPEM) arasında ilişkilere işaret etmiştir.[1] Araştırmalar, keşif amaçlı göz hareketleri için 5q21.3’te yeni bir yatkınlık lokusu tanımlamıştır; özellikle MAN2A1geni içindeki, EEM anormallikleriyle, özellikle azalmış CSS ile ilişkili beş tek nükleotid polimorfizmi (SNP) içermektedir.[1] Bu SNP’ler arasında rs17450784 (5’-UTR’in yakınında lokalize) ve intronik SNP’ler rs1438663 , rs17162094 , rs6877440 ve rs10067856 bulunmaktadır.[1] MAN2A1 geninin, bazı serebral korteks ve hipokampal katmanlarda potansiyel olarak düşük eksprese olmasına rağmen, beynin diğer bölgelerinde yüksek oranda eksprese olduğu bulunmuştur ve bu da ileri beyin fonksiyonlarında rolleri olduğunu düşündürmektedir.[1] Ek olarak, PACS2 gibi diğer genler CSS ile ilişkilendirilmiştir ve iyon kanalı trafiğini düzenleyen ve kalneksin hücre içi dağılımına aracılık eden fosfofurin asidik küme ayırma proteini 2’yi kodlar.[1] Bu sonuçlar, N-glikan olgunlaşma yolunun EEM disfonksiyonunda rol oynayabileceğini göstermektedir.[1]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Keşifsel göz hareket anormallikleri, şizofreni ile ilişkili en tekrarlanabilir fizyolojik işlev bozuklukları arasındadır ve artan kanıtlar, bozukluğa potansiyel bir özgüllük olduğunu düşündürmektedir.[1]Şizofreni hastaları tipik olarak, daha az göz fiksasyonu (NEF), daha kısa ortalama göz tarama uzunluğu (MESL) ve azalmış yanıt arama skorları (RSS) ve bilişsel arama skorları (CSS) dahil olmak üzere, sağlıklı kontrollere kıyasla EEM paternlerinde önemli farklılıklar sergiler.[1]EEM’nin şizofreni olan bireyleri olmayanlardan ayırma duyarlılığının %70’den fazla olduğu ve özgüllüğünün %80’i aştığı bildirilmiştir.[1] Bu anormalliklerin, beyin yapısal bozukluklarından ve fonksiyonel yetersizliklerden kaynaklandığı düşünülmektedir.[1] Özellikle, anormal EEM paternleri, şizofreninin klinik semptomları iyileştiğinde bile sıklıkla devam eder.[1]Ayrıca, azalmış NEF ve RSS gibi EEM bozuklukları, şizofreni hastalarının sağlıklı kardeşlerinde gözlemlenmiştir ve bu da birçok araştırmacının EEM işlev bozukluğunu şizofreni için bir biyolojik belirteç olarak önermesine yol açmıştır.[1]Özellikle bilişsel arama skoru (CSS), genetik ilişkilendirme çalışmalarında şizofreni için ara bir fenotip ve bir kırılganlık belirteci olarak kabul edilir.[1]
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”Şizofreni, küresel yaşam boyu prevalansı yaklaşık %0,7 olan ve tahmini kalıtılabilirliği yaklaşık %80 olan karmaşık bir merkezi sinir sistemi bozukluğudur.[1] Yaygınlığına rağmen, altta yatan patolojik mekanizmalar hala yetersiz anlaşılmaktadır. Şizofreniye genetik yatkınlıkla ilişkili olan EEM disfonksiyonu gibi güvenilir biyolojik belirteçlerin tanımlanması çok önemlidir.[1] Bu tür belirteçler, bağlantı analizlerini önemli ölçüde kolaylaştırabilir ve bozukluğa yönelik başlıca yatkınlık lokuslarının belirlenmesine yardımcı olabilir.[1] EEM disfonksiyonunun ve genetik temellerinin daha derinlemesine anlaşılması, şizofreninin etiyolojisine yönelik gelecekteki araştırmalara rehberlik edebilir ve potansiyel olarak erken teşhise, daha hedefe yönelik müdahalelere ve etkilenen bireyler ve aileleri için iyileştirilmiş sonuçlara yol açabilir.
Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar
Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar”Keşfedici göz hareketine (EEM) ilişkin bulguların yorumlanabilirliği, çalışma tasarımı ve istatistiksel değerlendirmelerle sınırlanabilir. 128 şizofreni hastası ve 143 sağlıklı kontrolün yer aldığı bir çalışma gibi bazı çalışmalarda kullanılan örneklem büyüklükleri, daha küçük etki büyüklükleriyle ilişkileri saptamak için yetersiz olabilir ve bu da bazı genetik varyantlar için yanlış negatif sonuçlara yol açabilir.[1] Bu sınırlama açıkça kabul edilmekte ve örneklemin COMT, ERBB4 veya NRG1 gibi genler için EEM bozukluklarıyla pozitif ilişkileri belirlemek için yeterince büyük olmayabileceği belirtilmektedir.[1] Sonuç olarak, gözlemlenen herhangi bir ilişki daha büyük etkileri temsil edebilir veya genetik katkıların gerçek görünümü olduğundan daha az tahmin edilebilir.
Ayrıca, şizofreni hastaları için toplumdan “basit yapılandırılmamış bir görüşme” yoluyla katılımcıların ilk alımı kohort önyargısı oluşturabilir.[1] Hasta ve kontrol grupları arasında demografik eşleştirme bildirilmiş olsa da, bu görüşmenin niteliği hasta kohortu içinde heterojenliğe veya seçim yanlılığına yol açabilir, bu da bulguların incelenen popülasyon içinde bile genellenebilirliğini etkileyebilir.[1]EEM anormallikleri ile hastalık başlangıç yaşı, süresi, şiddeti veya ilaç kullanımı gibi faktörler arasında güçlü bir korelasyonun olmaması, EEM’nin stabil bir belirteç olabileceğini düşündürmektedir, ancak bu faktörlerin genetik ilişkilere etki etme potansiyelini tamamen ortadan kaldırmaz.[1] İlk bulguları doğrulamak ve potansiyel etki büyüklüğü şişkinliğini gidermek, sağlam ve genellenebilir sonuçlar sağlamak için daha büyük örneklemlerde replikasyon çalışmalarına ihtiyaç duyulması kritik öneme sahiptir.[1]
Fenotipik Özgüllük ve Popülasyon Genellenebilirliği
Section titled “Fenotipik Özgüllük ve Popülasyon Genellenebilirliği”Araştırıcı göz hareketleri (exploratory eye movement) üzerine yapılan araştırmalar, ölçülen fenotipin özgüllüğü ve bulguların farklı popülasyonlar arasında genellenebilirliği ile ilgili zorluklarla karşı karşıyadır. Şizofreni için bir biyolojik belirteç olarak AHM’ye (Araştırıcı Göz Hareketi) odaklanılması, onu öncelikle düzgün takip göz hareketleri (SPEM) gibi diğer göz hareketi anormalliklerini araştıran çalışmalardan ayırır.[1] Fenotipik odaktaki bu farklılık, AHM çalışmalarından elde edilen bulguların, farklı genetik lokuslarla ilişkili olan diğer göz hareketi disfonksiyonları üzerine mevcut literatürle doğrudan karşılaştırılamayacağı veya kolayca entegre edilemeyeceği anlamına gelir.[1] Bu nedenle, çeşitli göz hareketi paradigmaları arasında sonuçları karşılaştırırken veya zıtlaştırırken dikkatli olunmalıdır.
Ayrıca, genetik ilişkilendirmelerin AHM ile genellenebilirliği, genellikle incelenen kohortların belirli ataları tarafından kısıtlanır. Örneğin, bir Han Çin popülasyonundan elde edilen bulgular, genetik yapılar ve allel frekansları popülasyonlar arasında önemli ölçüde değişebileceğinden, diğer etnik gruplara doğrudan aktarılamayabilir.[1] Özellikle COMT, ERBB4 veya NRG1’i içeren gen-göz hareketi ilişkileri üzerine yapılan önceki çalışmaların çoğu, Japon veya Kore popülasyonlarında yapılmıştır ve AHM üzerinde popülasyona özgü genetik etkiler potansiyelinin altını çizmektedir.[1] Bu, tanımlanan genetik belirteçlerin evrenselliğini belirlemek ve popülasyonlar arasında farklılık gösterebilecek potansiyel karakterize edilmemiş çevresel veya gen-çevre karıştırıcılarını hesaba katmak için popülasyonlar arası replikasyon için kritik bir ihtiyacı vurgulamaktadır.
Biyolojik Mekanizmaları ve Karmaşık Özellik Etiyolojisini Aydınlatmak
Section titled “Biyolojik Mekanizmaları ve Karmaşık Özellik Etiyolojisini Aydınlatmak”Keşifsel göz hareket disfonksiyonunun altında yatan biyolojik mekanizmaları ve şizofreni gibi karmaşık bozukluklarla olan karmaşık ilişkisini tam olarak aydınlatmada önemli bilgi boşlukları devam etmektedir. Genetik lokuslar tanımlandığında bile, KGH anormallikleri bağlamındaki kesin fonksiyonel rolleri genellikle belirsiz kalmaktadır. Örneğin,LOC646644 gibi bir gen bir psödogen olarak tanımlanabilirken, şizofrenideki KGH özelliğine özel katkısını anlamak için daha fazla fonksiyonel araştırma yapılması gerekmektedir.[1] Bu ayrıntılı fonksiyonel bilgi eksikliği, tanımlanan genetik varyantların göz hareketlerindeki gözlemlenebilir fenotipik farklılıklara nasıl dönüştüğünü tam olarak yorumlama yeteneğini sınırlamaktadır.
Şizofreni’nin kendisi, yaklaşık %80’lik yüksek bir tahmini kalıtılabilirliğe sahip, oldukça karmaşık bir merkezi sinir sistemi bozukluğudur, ancak büyük ölçüde net patolojik belirtilerden yoksundur ve hala yetersiz anlaşılmaktadır.[2] Bu doğal karmaşıklık, ara bir fenotip olarak KGH disfonksiyonunun, çok sayıda genetik faktörden (çoğu küçük etkilere sahip) ve mevcut araştırma tasarımları tarafından tam olarak yakalanamayan karmaşık gen-çevre etkileşimlerinden etkilenme olasılığının yüksek olduğunu ima etmektedir.[2] Karmaşık özelliklerdeki “kayıp kalıtılabilirlik” sorunu, KGH ile ilgili güçlü genetik ilişkilerin bile altta yatan genetik yapının yalnızca bir bölümünü temsil ettiğini göstermektedir; bu da etiyolojisinin kapsamlı bir şekilde anlaşılması için poligenik etkiler ve çevresel modülatörler hakkında daha geniş araştırmalar yapılmasını gerektirmektedir.
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Şizofrenideki keşfedici göz hareketi (EEM) disfonksiyonu gibi karmaşık özellikleri etkileyen genetik yapı, çeşitli hücresel fonksiyonlara sahip çeşitli genleri içerir. Bunlar arasında, MAN2A1 (Mannosidase Alpha Class 2A Member 1), beyinde uygun protein katlanması, taşınması ve hücre-hücre tanınması için hayati öneme sahip, önemli bir post-translasyonel modifikasyon olan N-glikan işlenmesi için çok önemli bir enzimdir. Bu yoldaki değişikliklerin nöronal gelişim ve fonksiyonu etkilediği ve nörolojik bozukluklara katkıda bulunduğu bilinmektedir.[1] MAN2A1 geninin 5’-çevrilmemiş bölgesine (UTR) yakınında bulunan rs17450784 varyantı, şizofreni hastalarında gözlemlenen KGH disfonksiyonunun önemli bir parametresi olan azalmış Bilişsel Arama Skoru (CSS) ile anlamlı derecede ilişkilendirilmiştir. Bu ilişki,MAN2A1’in gelişmiş beyin fonksiyonları ve bozukluğun karakteristik özelliği olan spesifik KGH anormalliklerinde doğrudan bir rolü olduğunu göstermektedir.[1] Protein, çeşitli beyin bölgelerinde belirgin şekilde ifade edilir ve bilişsel yeteneklerin ve göz hareketi kontrolünün temelini oluşturan karmaşık sinirsel süreçler üzerindeki potansiyel etkisini vurgular.
Sinirsel sinyalizasyon ve hücresel düzenlemede rol oynayan diğer genler de şizofrenideki KGH disfonksiyonunun karmaşık etiyolojisine katkıda bulunur. CACNA2D3, nöronal uyarılabilirliği, nörotransmitter salınımını ve sinaptik plastisiteyi düzenlemek için temel olan voltaja bağımlı kalsiyum kanallarının bir alt birimini kodlar. Kalsiyum sinyalinin düzensizliği, sinir ağı aktivitesini derinden etkileyebilir, potansiyel olarak şizofrenide görülen bilişsel eksikliklere ve değişmiş duyusal işlemeye katkıda bulunabilir ve böylece keşfedici göz hareketlerini etkileyebilir.[1] Benzer şekilde, CCND3 (Cyclin D3) ve CDKN2B-AS1 (CDKN2B Antisense RNA 1), uygun nörogelişim için kritik süreçler olan hücre döngüsü düzenlemesi ve hücresel çoğalma ile ilgilidir. CACNA2D3’teki rs9809064 , CCND3’teki rs12214723 ve CDKN2B-AS1’deki rs861189 gibi varyantlar, gen ekspresyonunu veya protein fonksiyonunu etkileyebilir, potansiyel olarak şizofreni ve onunla ilişkili KGH fenotipi gibi durumların temelini oluşturan nörogelişimsel yörüngeleri etkileyebilir.[1] Diğer genetik katkıda bulunanlar arasında, yüksek oranda aktif nöronal hücrelerde genomik bütünlüğü korumak için çok önemli bir süreç olan DNA onarımında rol oynayan TEX22 bulunur. rs6576086 gibi varyantlardan potansiyel olarak etkilenen DNA onarım mekanizmalarındaki bozulmalar, nöronal disfonksiyona yol açabilir ve nörogelişimsel ve psikiyatrik bozuklukların patolojisine katkıda bulunabilir.LRMDA(Leucine Rich Repeat And Mucin Domain Containing 1), sinir devresi oluşumu ve bakımı için gerekli olan protein-protein etkileşimlerinde ve hücre adezyonunda sıklıkla rol oynayan lösin açısından zengin tekrarlara sahip bir proteini kodlar.[1] Muhtemelen rs7899719 gibi varyantlardan etkilenen bu etkileşimlerdeki değişiklikler, sinaptik fonksiyonu veya nöronal bağlantıyı etkileyebilir ve böylece keşfedici göz hareketleri için gerekli olan karmaşık sinir ağlarını etkileyebilir. rs12622528 ile ilişkili bölge, bir yalancı gen olan PPP1R2P5’i ve uzun intergenik kodlayıcı olmayan bir RNA olan LINC01789’u kapsar; her ikisi de gen ekspresyonundaki düzenleyici rolleri ve şizofreni ile ilgili beyin fonksiyonu üzerindeki potansiyel etkileri ile tanınır.[1] Son olarak, rs10507017 gibi diğer varyantlar, temel hücresel taşıma ve yapısal organizasyonda yer alan genler olan EEA1 (Early Endosome Antigen 1) ve PLEKHG7 (Pleckstrin Homology And RhoGEF Domain Containing G7) ile ilişkilidir. EEA1, nöronlarda reseptör geri dönüşümü ve besin alımı için kritik olan endozomal trafik için anahtardır; PLEKHG7 ise nöronal morfoloji ve göç için hayati önem taşıyan hücre iskeleti organizasyonuna ve hücre sinyallemesine katkıda bulunur.[1] Bu mekanizmalardaki bozulmalar, sinaptik fonksiyonu ve genel nöronal sağlığı bozabilir, bilişsel yetenekleri ve KGH için gerekenler gibi ince motor kontrolünü etkileyebilir. İlişkili varyantı rs2111902 olan enzim DAO(D-Amino Acid Oxidase), öğrenme ve hafıza için kritik olan NMDA reseptörlerinin bir ko-agonisti olan D-serini metabolize eder; değişmişDAOaktivitesi şizofreni ile ilişkilendirilmiştir.[1] Son olarak, bir proteaz inhibitörü olan A2ML1(Alpha-2-Macroglobulin Like 1), psikiyatrik bozukluklarda nöroinflamasyona ve nörodejenerasyona katkıda bulunan süreçler olan bağışıklık yanıtlarında veya protein temizlenmesinde potansiyel olarak rol oynar.
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”Keşifsel Göz Hareketlerinin Tanımı ve İşlevselleştirilmesi
Section titled “Keşifsel Göz Hareketlerinin Tanımı ve İşlevselleştirilmesi”Keşifsel göz hareketleri (EEM), bir katılımcının sabit S şeklindeki figürlere bakarkenki göz takibinin örüntülerini ifade eder.[1] Bu yöntem, düzgün takip ve sakkadik göz hareketleri gibi diğer göz hareketi türlerinden farklı olarak, görsel arama ve bilişsel işlemeyi incelemek için objektif bir araç sağlar.[1]İşlevsel olarak, KGH, altta yatan nörolojik fonksiyonları anlamak için görsel görevler sırasında bu belirli göz hareketlerinin kaydedilmesini ve analiz edilmesini içerir. KGH disfonksiyonunun varlığı, özellikle şizofreni gibi durumlarla ilişkili fizyolojik bir anormallik olarak kabul edilir ve görsel tarama ve bilgi işlemede belirli bozukluklara işaret eder.[1]
Sınıflandırma ve Biyobelirteç Olarak Klinik Önemi
Section titled “Sınıflandırma ve Biyobelirteç Olarak Klinik Önemi”Araştırıcı göz hareketi disfonksiyonu öncelikle şizofreni ile bağlantılı, tekrarlanabilir bir fizyolojik anormallik olarak sınıflandırılır ve yaygın olarak bozukluk için biyolojik bir belirteç olarak önerilmektedir.[1]Ara fenotip ve bir yatkınlık belirteci olarak hizmet eder ve Bilişsel Arama Skoru (CSS), şizofreni için yatkınlık lokuslarını belirlemek amacıyla Genom Çapında İlişkilendirme Çalışmaları (GWAS) gibi genetik araştırmalarda özellikle kullanılır.[1]Klinik semptomların hafifletilmesiyle bile devam eden AOH anormalliklerinin tutarlı yapısı, bunun hastalık şiddetinin dalgalanan bir göstergesi yerine, kararlı bir özellik belirteci olarak sınıflandırılmasını destekler.[1]Ayrıca, AOH bozuklukları şizofreni hastalarının sağlıklı kardeşlerinde belgelenmiştir ve bu da şizofreni spektrumu içindeki fenotip tanımlarını iyileştirmek için kalıtsal bir özellik olarak potansiyelini vurgulamaktadır.[1]
Temel Parametreler ve Tanısal Yarar
Section titled “Temel Parametreler ve Tanısal Yarar”Keşfedici göz hareketlerinin değerlendirilmesi, Toplam Göz Tarama Uzunluğu (TESL), Ortalama Göz Tarama Uzunluğu (MESL), Göz Sabitleme Sayısı (NEF), Duyarlı Arama Puanı (RSS) ve Bilişsel Arama Puanı (CSS) dahil olmak üzere çeşitli hassas bir şekilde tanımlanmış parametrelere dayanır.[1]Bu metrikler, KGH performansını ölçmek için operasyonel tanımlar sağlar; şizofreni tanısı konan bireyler tipik olarak sağlıklı kontrol gruplarına kıyasla NEF, TESL, MESL, RSS ve BAS’de istatistiksel olarak anlamlı azalmalar gösterir.[1] Özellikle, BAS, sunulan şekildeki önemli alanlara yönlendirilen sabitleme noktalarının sıklığına göre hesaplanır ve böylece ince ayrım, görsel algı, hafıza ve yönetici işlevlerle ilgili yetenekleri yansıtır.[1]Bireysel parametreler için belirli eşik değerler açıkça belirtilmemiş olsa da, bu parametrelerdeki belgelenmiş farklılıklar, KGH’nin tanısal yararına katkıda bulunur ve şizofreni olan bireyleri olmayanlardan ayırmada %70’i aşan bir duyarlılık ve %80’den yüksek bir özgüllük gösterir.[1] KGH çalışmaları için hasta alımı tipik olarak, Nörolojik veya psikiyatrik komorbiditeleri dışlamak için katı dışlama kriterlerinin yanı sıra, Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı IV’te (DSM-IV) belirtilenler gibi yerleşik tanı kriterlerine uyar.[1]
Genetik Yatkınlık ve Belirlenmiş Lokuslar
Section titled “Genetik Yatkınlık ve Belirlenmiş Lokuslar”Şizofreni, yaşam boyu prevalansı yaklaşık %0,7 olan ve yaklaşık %80 olarak tahmin edilen yüksek derecede kalıtılabilirliğe sahip karmaşık bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır.[2]Genetik faktörlerin şizofreni patolojisinde önemli bir rol oynadığı yaygın olarak kabul edilmektedir.[2]Keşfedici göz hareketi (EEM) disfonksiyonu, şizofreni fenotipinin tanımını iyileştirmeye yardımcı olabilecek ve genetik yatkınlık için potansiyel bir biyolojik belirteç olarak hizmet edebilecek kalıtsal bir özellik olarak kabul edilir.[3] Son araştırmalar, şizofrenide EEM disfonksiyonu ile ilişkili 5q21.3 kromozomunda yeni bir yatkınlık lokusu tanımlamıştır.[1] 5q21.3’teki bu tanımlanmış lokus, MAN2A1 geni içinde, özellikle 5’-UTR’ye yakın olan rs17450784 ve intronları içinde bulunan rs1438663 , rs17162094 , rs6877440 ve rs10067856 olmak üzere çeşitli tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) içerir ve bunlar özellikle azalmış Bilişsel Arama Puanı (CSS) ile önemli ölçüde ilişkilidir.[1] MAN2A1’in ötesinde, RPL23AP28, PACS2 ve MTA1 gibi diğer genlerin de gen bazlı ilişkilendirme analizlerinde CSS ile önemli ölçüde ilişkili olduğu bulunmuştur.[1]Bu genetik bulgular, bu genlerdeki varyantların şizofreni ile ilişkili kantitatif EEM özelliklerini kontrol edebileceğini ve bozukluğun etiyolojisine yeni içgörüler sunabileceğini göstermektedir.[1]
Biyolojik Belirteç Olarak Keşfedici Göz Hareketleri
Section titled “Biyolojik Belirteç Olarak Keşfedici Göz Hareketleri”Keşfedici göz hareketleri (EEM), şizofreni hastalarında gözlemlenen en tekrarlanabilir fizyolojik disfonksiyonlar arasındadır.[4], [5] KGH, katılımcıların sabit S şeklindeki figürleri izlerken göz hareketlerinin takibini içerir ve bu süreçteki anormallikler giderek şizofreniye özgü olarak kabul edilmektedir.[5] KGH performansını ölçmek için kullanılan temel parametreler arasında toplam göz tarama uzunluğu (TESL), ortalama göz tarama uzunluğu (MESL), göz sabitleme sayısı (NEF), tepkisel arama skoru (RSS) ve bilişsel arama skoru (CSS) yer almaktadır.[1]Şizofreni hastaları, daha az NEF, daha kısa MESL ve azalmış RSS ve CSS dahil olmak üzere, sağlıklı kontrollere kıyasla bu KGH parametrelerinde sürekli olarak önemli farklılıklar göstermektedir.[1] KGH’nin şizofrenleri şizofren olmayanlardan ayırmadaki duyarlılığının %70’den yüksek, özgüllüğünün ise %80’den yüksek olduğu bildirilmiştir.[5]Ayrıca, KGH bozuklukları genellikle klinik semptomların hafifletilmesiyle düzelmez ve bu disfonksiyonlar şizofreni hastalarının sağlıklı kardeşlerinde de gözlemlenmiştir; bu da onun bozukluk için kararlı bir biyolojik belirteç olarak rolünü güçlendirmektedir.[1]
Moleküler ve Hücresel Temeller
Section titled “Moleküler ve Hücresel Temeller”EEM disfonksiyonu ile ilişkili olduğu tanımlanan MAN2A1 ve PACS2 gibi genler, ilgili olası moleküler ve hücresel yollara dair ipuçları sunmaktadır. MAN2A1(mannosidase alpha class 2A member 1), glikoprotein katlanması ve fonksiyonu için kritik bir süreç olan N-glikan olgunlaşma yolunda rol oynamaktadır.[1] Proteinlerin uygun glikosilasyonu, özellikle merkezi sinir sisteminin karmaşık ortamında, hücre içindeki doğru taşınmaları, stabiliteleri ve etkileşimleri için gereklidir.[1] MAN2A1 polimorfizmlerinin EEM anormallikleri ile ilişkisiyle önerildiği gibi, bu yoldaki bozulmalar, nöral süreçleri etkileyen yaygın hücresel disfonksiyona yol açabilir.[1] İlişkili başka bir gen olan PACS2 (phosphofurin acidic cluster sorting protein 2), iyon kanallarının taşınmasını düzenlediği bilinen bir proteini kodlar.[1] İyon kanalı düzenlemesi, nöronal uyarılabilirlik, sinaptik iletim ve genel beyin sinyallemesi için temeldir. PACS2 disfonksiyonu aracılığıyla potansiyel olarak aracılık edilen iyon kanalı taşınmasının disregülasyonu, değişmiş nöral devre fonksiyonuna katkıda bulunabilir ve böylece normal keşfedici göz hareketleri için gerekli olan ince motor kontrolünü ve bilişsel işlemeyi etkileyebilir.[1] Bu genlerin katılımı, protein modifikasyonu, taşınması ve iyon homeostazı gibi temel hücresel süreçlerin, şizofrenide gözlemlenen EEM disfonksiyonlarının altında yatabileceğini düşündürmektedir.[1]
Nörobilişsel Süreçler ve Patofizyolojik Önemi
Section titled “Nörobilişsel Süreçler ve Patofizyolojik Önemi”EEM parametreleri, özellikle bilişsel arama skoru (CSS), karmaşık nörobilişsel yetenekleri yansıtır. CSS, görüntülenen bir figürün kritik alanlarındaki fiksasyon noktalarının sıklığından türetilir ve böylece ince ayrım yeteneklerini gösterir.[1] Bu süreç, figürlerin görsel algılanması, karşılaştırma için hafıza ve hassas göz hareketlerinin yürütülmesi dahil olmak üzere bir dizi entegre bilişsel işlevi içerir.[1]Bu nedenle, şizofreni hastalarında azalan CSS, bozukluğun temel özellikleri olan bu temel bilişsel alanlardaki bozukluklara işaret etmektedir.
Şizofrenide gözlemlenen GHM anormalliklerinin, altta yatan beyin yapısı bozuklukları ve fonksiyonel yetersizlikle bağlantılı olduğu düşünülmektedir.[1]Merkezi sinir sistemi bozukluğu olarak şizofreni, görsel işleme, dikkat ve motor kontrolden sorumlu çeşitli beyin bölgelerini etkiler. Bu nedenle, GHM’deki işlev bozukluğu sadece davranışsal bir belirteç olarak değil, aynı zamanda entegre beyin ağlarını etkileyen daha geniş nörobiyolojik bozulmaların bir göstergesi olarak da hizmet eder. GHM disfonksiyonu ile ilişkili genetik lokusların tanımlanması, genetik yatkınlık ve karmaşık klinik belirtiler arasındaki boşluğu doldurarak, ara fenotip ve şizofreni için bir kırılganlık belirteci olarak kullanımını daha da desteklemektedir.[1]
Tanısal Kullanım ve Risk Sınıflandırması
Section titled “Tanısal Kullanım ve Risk Sınıflandırması”Araştırıcı göz hareketi (EEM), şizofreni tanısı ve risk değerlendirmesi için klinik bir araç olarak önemli bir potansiyele sahiptir. Araştırmalar, EEM disfonksiyonunun, şizofreni ile tutarlı bir şekilde ilişkili, oldukça tekrarlanabilir bir fizyolojik anormallik olduğunu ve çalışmaların bunun bozukluğa özgü olabileceğini öne sürdüğünü göstermektedir.[1]Şizofreni hastaları, sağlıklı kontrollere kıyasla daha az göz fiksasyonu (NEF), daha kısa ortalama göz tarama uzunluğu (MESL) ve azalmış tepkisel (RSS) ve bilişsel arama skorları (CSS) dahil olmak üzere belirgin EEM kalıpları sergilemektedir.[1]Bu ölçülebilir farklılıklar, EEM’nin yüksek tanısal kullanımına katkıda bulunarak, şizofreni olan bireyleri olmayanlardan ayırmada %70’in üzerinde duyarlılık ve %80’i aşan özgüllük elde etmektedir.[1]Ayrıca, şizofreni hastalarının sağlıklı kardeşlerinde azalmış NEF ve RSS gibi EEM bozukluklarının varlığı, bunun bir kırılganlık belirteci olarak değerini vurgulamakta ve yüksek riskli bireyleri tanımlamak ve risk altındaki popülasyonlarda erken müdahale stratejilerini kolaylaştırmak için potansiyel bir yol sunmaktadır.[1]
Hastalık Seyri ve İzlenmesi için Biyobelirteç
Section titled “Hastalık Seyri ve İzlenmesi için Biyobelirteç”Araştırıcı göz hareketlerindeki anormalliklerin tutarlı yapısı, şizofreninin seyrini anlamak ve izleme stratejilerini bilgilendirmek için onu değerli bir biyobelirteç olarak konumlandırır. Özellikle, çalışmalar NEF ve RSS’daki azalma dahil olmak üzere anormal AGH paternlerinin, şizofreni klinik semptomları hafiflediğinde bile iyileşmediğini göstermiştir.[1] Bu stabilite, AGH disfonksiyonunun, akut semptomatik dalgalanmalardan veya ilaç etkilerinden bağımsız olarak, bozukluğun kalıcı bir özelliği olduğunu ve uzun süreli izleme için sağlam, objektif bir ölçü olmasını sağladığını düşündürmektedir.[1]AGH parametreleri (MESL, NEF, RSS, CSS) ile demografik özellikler, başlangıç yaşı, hastalık süresi veya hastalık şiddeti arasındaki korelasyonun olmaması, onun potansiyelini kararlı, ara bir fenotip olarak daha da vurgulamaktadır.[1] Bu tür kararlı bir belirteç, hastalığın ilerlemesini izlemede, semptomatik rahatlamanın ötesinde yeni tedavilerin biyolojik etkinliğini değerlendirmede ve hastalığın uzun vadeli etkilerine ilişkin içgörüler sağlamada etkili olabilir.
Genetik İçgörüler ve Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar
Section titled “Genetik İçgörüler ve Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar”Araştırıcı göz hareketi disfonksiyonu, şizofreninin karmaşık genetik temellerini çözmek için değerli bir endofenotip görevi görerek, daha kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarının önünü açmaktadır. AHM, kalıtsal bir özellik olarak kabul edilmektedir, bu da onu şizofreni için yatkınlık lokuslarını belirlemeyi amaçlayan genetik bağlantı analizleri için uygun bir hedef haline getirmektedir.[3] Son genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), kromozom 5q21.3’teki gibi belirli genetik polimorfizmleri, özellikle azalmış bilişsel arama skoru (CSS) ile AHM anormalliklerine başarıyla bağlamıştır.[1] Spesifik olarak, 5q21.3’teki MAN2A1geni içindeki beş tek nükleotid polimorfizmi (SNP), AHM disfonksiyonu ile anlamlı derecede ilişkili bulunmuştur ve bu genin ileri beyin fonksiyonunda ve şizofreni etiyolojisinde bir rolü olduğunu düşündürmektedir.[1] AHM yoluyla bu tür genetik ilişkileri belirlemek, şizofreninin nöropatolojisine dair önemli içgörüler sağlamakta, araştırmacıların hedeflenmiş ilaç geliştirme için potansiyel yolları keşfetmelerini sağlamakta ve nihayetinde bir bireyin genetik yatkınlığına ve spesifik AHM profiline dayalı kişiselleştirilmiş önleme ve tedavi stratejilerinin geliştirilmesini desteklemektedir.
Kaşif Göz Hareketi Disfonksiyonunun Epidemiyolojik Kalıpları ve Klinik Korelasyonları
Section titled “Kaşif Göz Hareketi Disfonksiyonunun Epidemiyolojik Kalıpları ve Klinik Korelasyonları”Kaşif göz hareketi (EEM) disfonksiyonu, yaşam boyu prevalansı %0,7 ve tahmini kalıtılabilirliği yaklaşık %80 olan karmaşık bir merkezi sinir sistemi hastalığı olan şizofreni hastalarında sıklıkla gözlemlenen, yüksek oranda tekrarlanabilir bir fizyolojik anormalliktir.[1]Çalışmalar, şizofreni hastalarının, sağlıklı kontrollere kıyasla, göz sabitleme sayısında azalma (NEF), toplam göz tarama uzunluğunda kısalma (TESL), ortalama göz tarama uzunluğunda azalma (MESL) ve daha düşük yanıt arama skorları (RSS) ve bilişsel arama skorları (CSS) dahil olmak üzere, KGH parametrelerinde önemli değişiklikler sergilediğini tutarlı bir şekilde göstermiştir.[1]Bu KGH anormallikleri, şizofreni hastalarını bu duruma sahip olmayanlardan ayırt etmede %70’den fazla duyarlılık ve %80’den yüksek özgüllük gösteren bir biyolojik belirteç olarak potansiyelleri ile dikkat çekicidir.[1]Daha ileri epidemiyolojik araştırmalar, KGH disfonksiyonunun klinik bağımsızlığını ve kararlılığını vurgulayarak, şizofreni için sağlam bir kırılganlık belirteci olarak kullanışlılığını düşündürmektedir. Araştırmalar, bu KGH anormalliklerinin, özellikle azalmış CSS’nın, cinsiyet, yaş veya eğitim düzeyi gibi demografik özelliklerle önemli ölçüde ilişkili olmadığını göstermektedir.[1] Dahası, KGH disfonksiyonunun şiddeti, hastalığın başlangıç yaşı, süresi, klinik semptomların genel şiddeti veya mevcut ilaç rejimlerinden etkilenmiyor gibi görünmektedir.[1]Semptomların hafiflemesiyle bile bu kararlılık ve şizofreni hastalarının sağlıklı kardeşlerinde KGH bozukluklarının varlığı, hastalığın ilerlemesinin veya tedavinin bir sonucu olmaktan ziyade genetik bir yatkınlığı yansıtan bir endofenotip olarak potansiyelinin altını çizmektedir.[1]
Genetik Yatkınlık ve Popülasyonlar Arası Bulgular
Section titled “Genetik Yatkınlık ve Popülasyonlar Arası Bulgular”Gelişmiş genomik teknikler kullanan popülasyon çalışmaları, şizofrenideki EEM disfonksiyonunun genetik temellerini çözmeye başlamıştır. Bir Han Çin popülasyonunda yapılan bir genom çapında ilişkilendirme çalışması (GWAS) ve gen temelli ilişkilendirme analizi, 5q21.3’te yeni bir yatkınlık lokusu tanımlamış olup, MAN2A1geni içindeki beş tek nükleotid polimorfizmi (SNP), azalmış kognitif arama skorları (CSS) ile anlamlı olarak ilişkilendirilmiştir.[1] Ek olarak, 2q36.1 kromozomu üzerindeki başka bir SNP (rs1007119 ) ve RPL23AP28, PACS2 ve MTA1 gibi genler de EEM anormallikleri ile ilişkilendirilmiştir.[1] Bu bulgular, spesifik genetik varyasyonları, bozukluğun biyolojik bir belirteci olarak kabul edilen kantitatif bir fizyolojik özellikle ilişkilendirerek, şizofreninin yüksek derecede kalıtsal doğasının anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır.[1] Popülasyonlar arası karşılaştırmalar, göz hareketi disfonksiyonları ile ilgili genetik ilişkilerin genellenebilirliği için önemli hususları ortaya koymaktadır. Han Çin popülasyonlarındaki çalışmalar EEM için spesifik lokuslar tanımlamış olsa da, düzgün takip göz hareketleri (SPEM) gibi diğer göz hareketi anormallikleri ile genetik ilişkileri araştıran önceki araştırmalar ağırlıklı olarak Japon veya Kore popülasyonlarında yapılmıştır.[1] Çalışma popülasyonlarındaki bu coğrafi ve etnik çeşitlilik, COMT, ERBB4 veya NRG1 gibi genlerin EEM bozuklukları ile ilişkisi konusundaki farklı bulgulara katkıda bulunabilir ve spesifik göz hareketi fenotipleri üzerindeki genetik etkilerin popülasyona özgü olabileceğini veya tutarlı tespit için daha büyük, daha çeşitli kohortlar gerektirebileceğini düşündürmektedir.[1]
EEM Popülasyon Çalışmalarında Metodolojik Hususlar
Section titled “EEM Popülasyon Çalışmalarında Metodolojik Hususlar”EEM disfonksiyonu ile ilgili popülasyon düzeyindeki bulguların sağlamlığı, titiz bir çalışma tasarımına ve metodolojik faktörlerin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesine büyük ölçüde bağlıdır. Çalışmalar tipik olarak, dikkatlice teşhis edilmiş şizofreni hastaları ile temel demografik değişkenler için eşleştirilmiş sağlıklı kontrol denekleri arasındaki EEM parametrelerini karşılaştıran bir vaka-kontrol tasarımını içerir.[1]Örneğin, bir Han Çin popülasyonunda yapılan bir çalışma, DSM-IV kriterlerine göre teşhis edilmiş 128 şizofreni hastası ve 143 sağlıklı kontrol deneği alarak, hastalarda kafa karıştırıcı nörolojik durumların veya madde bağımlılığının ve kontrollerde psikiyatrik öykünün dışlanmasını sağlamıştır.[1] Standartlaştırılmış EEM görevlerinin ve Illumina HumanHap610-Quad BeadChips gibi kapsamlı genotipleme platformlarının kullanılması, EEM parametreleri ile genetik ilişkilerin tanımlanmasını kolaylaştırır.[1] Bununla birlikte, bu çalışmaların genellenebilirliği ve gücü genellikle örneklem büyüklüğü ve popülasyonun temsil edilebilirliğinden etkilenir. Yukarıda bahsedilen Han Çin çalışması, anlamlı lokusları tanımlarken, örneklem büyüklüğünün daha önce göz hareketi anormallikleri ile ilişkilendirilmiş olan COMT, ERBB4 veya NRG1 gibi diğer aday genlerle olan ilişkileri tespit etmek için yeterli olmayabileceğini kabul etmiştir.[1] Bu, ilk bulguları doğrulamak ve ek genetik yatkınlıkları ortaya çıkarmak için daha büyük ölçekli kohort çalışmalarına ve çeşitli popülasyonlarda replikasyon çabalarına duyulan kritik ihtiyacı vurgulamaktadır.[1]Şizofreni için biyolojik bir belirteç olarak EEM disfonksiyonunun küresel olarak kapsamlı bir şekilde anlaşılması için, belirli etnik grupların ötesinde, geniş popülasyonun temsil edilebilirliğinin sağlanması esastır.
Keşfedici Göz Hareketleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Keşfedici Göz Hareketleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayalı olarak keşfedici göz hareketinin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Yakınım şizofreni hastası; benim görsel işlemlemem de etkilenebilir mi?
Section titled “1. Yakınım şizofreni hastası; benim görsel işlemlemem de etkilenebilir mi?”Evet, çalışmalar, şizofreni hastası bireylerin sağlıklı kardeşlerinde, daha az göz sabitlemesi veya daha kısa tarama uzunlukları gibi keşif amaçlı göz hareketi bozukluklarının gözlemlenebileceğini göstermektedir. Bu, bu örüntülerin bir kırılganlık belirteci olabileceğini ve potansiyel olarakMAN2A1 ve PACS2 gibi genlerle bağlantılı olabileceğini düşündürmektedir.
2. Bazı insanlar neden detayları benden daha hızlı fark ediyor gibi görünüyor?
Section titled “2. Bazı insanlar neden detayları benden daha hızlı fark ediyor gibi görünüyor?”Bireylerin görsel olarak tarama ve bilgi işleme biçimlerindeki farklılıklar, keşif amaçlı göz hareketleri olarak bilinir ve altta yatan bilişsel işlemleme verimliliğinden kaynaklanabilir. Bu farklılıklar, genetik faktörlerden etkilenebilir ve sağlıklı bireyler arasında bile farklı toplam göz tarama uzunluklarına veya bilişsel arama skorlarına yol açabilir.
3. Özel bir göz muayenesi beyin sağlığım hakkında bir şeyler ortaya çıkarabilir mi?
Section titled “3. Özel bir göz muayenesi beyin sağlığım hakkında bir şeyler ortaya çıkarabilir mi?”Evet, keşfedici göz hareketlerini ölçmek, beyin fonksiyonunun hassas bir göstergesi olabilir. Anormal örüntüler, klinik semptomlar iyileştiğinde bile devam ederek şizofreni gibi karmaşık nörolojik durumlarla yüksek oranda ilişkilidir. Bu teknik, beyninizin bilişsel süreçlerine dair içgörüler sunar.
4. Beyin sisim düzelirse, gözlerim tekrar normal şekilde tarama yapacak mı?
Section titled “4. Beyin sisim düzelirse, gözlerim tekrar normal şekilde tarama yapacak mı?”Mutlaka değil. Şizofreni gibi durumların klinik semptomları iyileştiğinde bile, anormal keşifsel göz hareketi örüntüleri genellikle devam eder. Bu, bu örüntülerin kararlı biyolojik belirteçler olduğunu ve muhtemelen daha temel beyin yapısal veya fonksiyonel farklılıklarını yansıttığını gösterir.
5. Çocuklarımın dünyayı görsel olarak keşfetme biçimimi miras alma olasılığı var mı?
Section titled “5. Çocuklarımın dünyayı görsel olarak keşfetme biçimimi miras alma olasılığı var mı?”Evet, görsel olarak nasıl keşfettiğimizin genetik faktörlerden etkilendiğine dair güçlü kanıtlar bulunmaktadır. Şizofreni gibi, belirli göz hareketi örüntüleriyle ilişkili ve tahmini %80 oranında kalıtılabilirliğe sahip durumlar, bu özelliklerin ailelerde görülebileceğini ve potansiyel olarakMAN2A1 gibi genlerle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.
6. Aile geçmişim, gözlerimin görsel bilgiyi nasıl işlediğini etkiler mi?
Section titled “6. Aile geçmişim, gözlerimin görsel bilgiyi nasıl işlediğini etkiler mi?”Evet, araştırmalar belirli göz hareketi örüntüleriyle ilgili genetik ilişkilerin kökenden etkilenebileceğini göstermektedir. Bu, gözlerinizin görsel bilgiyi nasıl işlediğini etkileyen genetik faktörlerin farklı popülasyonlar arasında değişiklik gösterebileceği ve aile geçmişini önemli bir faktör haline getirebileceği anlamına gelir.
7. Göz hareketlerim neden beynimin genel fonksiyonuyla bağlantılı?
Section titled “7. Göz hareketlerim neden beynimin genel fonksiyonuyla bağlantılı?”Göz hareketleriniz, algı, dikkat ve motor kontrolünde rol oynayan sinir devrelerinin bütünlüğünü ve aktivitesini yansıttığı için beyin fonksiyonuyla karmaşık bir şekilde bağlantılıdır. Belirli kalıplar, bilişsel işleme verimliliğiniz ve beyninizin görsel bilgileri nasıl ele aldığı hakkında fikir verebilir.
8. Bir odayı tarama şeklim gerçekten beynimin nasıl düşündüğünü gösterir mi?
Section titled “8. Bir odayı tarama şeklim gerçekten beynimin nasıl düşündüğünü gösterir mi?”Kesinlikle. Sabitlendiğiniz yer ve ne kadar süre taradığınız gibi keşif amaçlı göz hareketlerinizin karmaşık örüntüleri, görsel çevrenizi nasıl algıladığınız ve işlediğiniz için temeldir. Bu örüntüler, dikkat, hafıza ve karar verme gibi altta yatan bilişsel süreçleri doğrudan yansıtır.
9. Risk altındaysam, görsel keşif düzenlerimi değiştirebilir miyim?
Section titled “9. Risk altındaysam, görsel keşif düzenlerimi değiştirebilir miyim?”Keşif amaçlı göz hareketleri düzenleri stabil biyolojik belirteçler olarak kabul edilse ve genetik faktörlerden güçlü bir şekilde etkileniyor olsa da, mevcut anlayışımız bu belirli düzenleri doğrudan nasıl “değiştirebileceğimiz” konusunda ayrıntılı bilgi sunmamaktadır. Bununla birlikte, genetik yatkınlıklarınızı anlamak, hedefe yönelik müdahalelerle ilgili gelecekteki araştırmalara rehberlik edebilir.
10. Görsel tarama problemim diğer göz hareketi sorunlarına benziyor mu?
Section titled “10. Görsel tarama problemim diğer göz hareketi sorunlarına benziyor mu?”Mutlaka değil. Araştırmalar, keşif amaçlı göz hareketleri (EEM) ve düzgün takip göz hareketleri (SPEM) gibi farklı göz hareketi anormallikleri türleri arasında ayrım yapmaktadır. Bu farklı türler, farklı genetik faktörler ve nörolojik yollarla ilişkili olabilir, bu da her zaman birbirlerinin yerine kullanılamayacakları anlamına gelir.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler geldikçe güncellenebilir.
Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Ma, Y. et al. “Association of chromosome 5q21.3 polymorphisms with the exploratory eye movement dysfunction in schizophrenia.”Sci Rep, 2015.
[2] Tandon, R. et al. “Schizophrenia, “just the facts” what we know in 2008. 2. Epidemiology and etiology.”Schizophr Res, vol. 102, 2008, pp. 1–18.
[3] Calkins, M. E. & Iacono, W. G. “Eye movement dysfunction in schizophrenia: a heritable characteristic for enhancing phenotype definition.”Am J. Med. Genet., vol. 97, 2000, pp. 72–76.
[4] Ivleva, E. I. et al. “Smooth pursuit eye movement, prepulse inhibition, and auditory paired stimuli processing endophenotypes across the schizophrenia-bipolar disorder psychosis dimension.”Schizophr Bull, vol. 40, 2014, pp. 642–652.
[5] Kojima, T. et al. “Exploratory eye movements and neuropsychological tests in schizophrenic patients.” Schizophr Bull, vol. 18, 1992, pp. 85–94.