Episodik Bellek
Arka Plan
Section titled “Arka Plan”Epizodik bellek, belirli kişisel deneyimleri ve olayları, zaman, yer ve ilgili duygular gibi ilişkili bağlamsal ayrıntılarıyla birlikte bilinçli olarak hatırlama yeteneğini ifade eder. Bu tür bellek, otobiyografik hatırlama için çok önemlidir ve bireylerin geçmiş anlara “zihinsel olarak zamanda yolculuk” yapmasına olanak tanır. Bilginin geçici olarak tutulmasını içeren kısa süreli bellek ve genel bilgi ve gerçeklerle ilgili olan semantik bellek gibi diğer bellek biçimlerinden farklıdır.[1]Araştırmalar, bilişsel olarak normal bireylerde ve Alzheimer hastalığı (AD) gibi durumlarda epizodik belleğin orta ila yüksek derecede kalıtılabilirliğe sahip olduğunu göstermektedir.[2] Normal bellek fonksiyonundaki varyasyonların genetik ve moleküler temellerini anlamak, önemli bir çalışma alanıdır.
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Epizodik belleğin biyolojik temeli, çeşitli beyin bölgelerinin ve moleküler yolların karmaşık bir etkileşimini içerir. İlişkili temel beyin yapıları arasında hipokampus, medial temporal lob, frontal korteks, amigdala ve nucleus accumbens bulunur.[3] Serebellum ve striatal çekirdekler de, sözel kısa süreli bellek ve paragraf hatırlama gibi sözel belleğin farklı yönlerindeki rolleri nedeniyle vurgulanmıştır.[3] Fonksiyonel MRG çalışmaları, kısa süreli kelime listesi hatırlamayı medial temporal lob, superior temporal girus ve medial ve inferior frontal giruslar dahil olmak üzere bir beyin bölgesi ağı ile ilişkilendirmiştir.[3] Moleküler düzeyde, mTOR sinyalleşmesi, akson rehberliği ve Ephrin reseptör sinyalleşmesi gibi yollar, bellek fonksiyonları ile ilişkilendirilmiştir ve hipokampustaki mTOR sinyalleşmesi, bellek oluşumu için gereklidir.[4] Genetik çalışmalar, epizodik bellek ile ilişkili çeşitli genleri ve genomik lokusları tanımlamıştır. Örneğin, APOE-TOMM40-APOC1lokusunu içeren 19q13.3 bölgesi, hem Alzheimer hastalığı (AD) hem de sözel uzun süreli bellek ile tutarlı bir şekilde ilişkilendirilmiştir.[3] rs4420638 gibi bu lokustaki varyasyonlar, hipokampus, amigdala ve nucleus accumbens’in daha küçük hacimleri ile ilişkilidir.[3]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Epizodik bellek çalışması, özellikle nörodejeneratif hastalıklar bağlamında önemli klinik öneme sahiptir. Bellek fonksiyonundaki bireysel farklılıkların genetik ve moleküler temelini anlamak, Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere demanslar için tarama yöntemlerinin hassasiyetini artırabilir. Bu kısıtlama, ilişkili birçok genetik belirteç için “kayıp kalıtılabilirliği” belirlemek ve genom çapında anlamlılığa ulaşmak için tipik olarak çok daha büyük bir katılımcı havuzunun gerekli olduğu anlamına gelir.[5]Ayrıca, tanımlanan tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) için bildirilen etki büyüklükleri, örnekleme hatası nedeniyle ilk çalışmalarda sıklıkla abartılmaktadır ve bu da sonraki replikasyon girişimlerinde tutarsızlıklara yol açmaktadır.[6] Replikasyon aşamalarına güvenmek çok önemlidir, ancak bazı görsel-uzaysal kısa süreli bellek (STM) belirteçlerinde görüldüğü gibi, bulgular bağımsız kohortlarda her zaman tutarlı bir şekilde replike edilmemektedir.[5] Yanlış pozitif bulgular olasılığı, Yanlış Keşif Oranı (FDR) gibi istatistiksel kontrollerle bile bir endişe kaynağı olmaya devam etmektedir ve bağımsız örneklerde sağlam replikasyon ihtiyacını vurgulamaktadır.[6]Bazı çalışmalar, demanssız yetişkinlerde epizodik bellek için yapılan genom çapında ilişkilendirme meta-analizlerinin (GWAMA’lar), Alzheimer hastalığı için yapılanlara kıyasla daha az tutarlı bulgular gösterdiğini belirtmiştir ve bu da normal bellek fonksiyonu için genetik lokusları belirlemedeki doğal zorluğu vurgulamaktadır.[3]
Fenotipik Heterojenite ve Genellenebilirlik
Section titled “Fenotipik Heterojenite ve Genellenebilirlik”Epizodik belleği tanımlamak ve ölçmek, araştırma bulgularının genellenebilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini sınırlayabilen doğal zorluklar sunar. Epizodik bellek geniş bir yapıdır ve farklı çalışmalar bunu sözel kısa süreli bellek (VSTM), sözel öğrenme (VL) veya görsel-uzaysal bellek için farklı testler kullanarak işlevselleştirebilir.[3] Örneğin, görsel-uzaysal kodlama, sözel kodlamaya kıyasla farklı beyin ağlarını içerir ve bu da bu bellek yönleri için potansiyel olarak farklı genomik yapılar olduğunu düşündürür.[3] Bellek testlerinin kendilerinin güvenilirliği de bir endişe kaynağı olabilir; bazı yaygın olarak kullanılan ölçümler için bildirilen düşük test-tekrar test güvenilirliği, sonuçların dikkatli bir şekilde yorumlanmasını gerektirmektedir.[3] Genetik çalışmalardaki katılımcı kohortları, genellikle bulguların daha geniş popülasyonlara genellenebilirliğini kısıtlayan belirli demografik önyargılar sergiler. Örneğin, bazı çalışmalar öncelikle genç, ağırlıklı olarak kadın ve etnik olarak homojen popülasyonları (örneğin Han Çinli öğrenciler) içermiştir.[5] diğerleri ise Avrupa kökenli yetişkinlere odaklanmıştır.[3] Bu sınırlı demografik profiller, sonuçları farklı yaş, cinsiyet veya atalara sahip bireylere genellemeyi zorlaştırmaktadır. Ek olarak, gözlemlenen ilişkiler, saf bellek kapasitesinden ziyade, pratik etkilerinden veya genel plasebo etkilerinden yararlanma yeteneklerini genetik olarak aracılık ettiğini yansıtabilir.[6] ve genel bilişsel yetenekle (GCA) güçlü bir genetik korelasyon, bazı bulguların epizodik bellek üzerindeki spesifik etkilerden ziyade biliş üzerindeki daha geniş genomik etkileri yansıtabileceğini düşündürmektedir.[3]
Karmaşık Genetik Yapı ve Çevresel Etkiler
Section titled “Karmaşık Genetik Yapı ve Çevresel Etkiler”Epizodik belleğin genetik yapısı karmaşıktır ve her biri çok küçük bir etki sağlayan birçok genetik varyantla karakterizedir, bu da bunların tanımlanmasını zorlaştırmaktadır. Kısa süreli bellek (STM) için orta düzeyde yaygın SNP kalıtılabilirliği, her birinin bireysel etkisi minimal olan çok sayıda SNP’nin bu özelliği toplu olarak etkilediğini ve “kayıp kalıtılabilirliği” tam olarak ortaya çıkarmak için çok büyük örneklemler gerektirdiğini göstermektedir.[5] Uzun süreli bellek (LTM) için, bazı çalışmalarda yaygın SNP’lerden elde edilen neredeyse sıfır kalıtılabilirlik tahmini, genetik katkının daha nadir varyantlar tarafından yönlendirilebileceğini veya mevcut yöntemlerin genetik temelini yakalamak için yeterince hassas olmadığını ve daha fazla araştırma gerektirdiğini düşündürmektedir.[5] Doğrudan genetik katkıların ötesinde, genler ve çevresel faktörler arasındaki etkileşim kritiktir, ancak genellikle tam olarak araştırılmaz. Çevredeki karıştırıcı faktörler veya gen-çevre etkileşimleri, bellek tahminlerini etkileyebilir ve saf genetik etkilerin izolasyonunu zorlaştırabilir.[7] Yeni tanımlanan genetik lokusların kesin biyolojik rolleri ve bellek oluşumu ve işlevindeki etki mekanizmaları, etkilerini tam olarak anlamak için genellikle daha ayrıntılı çalışma gerektirmektedir.[3] Bu karmaşıklıkların ele alınması, epizodik belleğin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlamak için çeşitli veri türlerini entegre etmeyi ve karmaşık analitik yaklaşımlar kullanmayı gerektirecektir.
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Genetik varyasyonlar, özellikle epizodik bellek olmak üzere, bilişsel yeteneklerdeki bireysel farklılıkların şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Birçok tek nükleotid polimorfizmi (SNP) ve gen, bellek oluşumu, depolanması ve geri çağrılmasının altında yatan karmaşık sinirsel süreçlerde rol oynamaktadır. Bu varyantlar genellikle gen ekspresyonunu, protein fonksiyonunu veya nöronal sağlık ve plastisite için kritik olan sinyalizasyon yollarını etkiler.
Sinaptik fonksiyon ve nöronal sinyalizasyonda rol oynayan temel genler arasında SYNGAP1 ve GRIN2A bulunur. SYNGAP1 geni, uyarıcı sinaps gelişimi ve plastisitesini düzenlemek için hayati öneme sahip olan ve öğrenme ve bellek için temel süreçler olan bir sinaptik Ras GTPazı aktive edici proteini kodlar. SYNGAP1 içinde veya yakınındaki rs191549504 gibi varyantlar, sinaptik gücü ve nöronal bağlantıyı potansiyel olarak değiştirebilir, böylece bir bireyin epizodik bellek kapasitesini etkileyebilir. Benzer şekilde, GRIN2A, beynin sinaptik plastisitesi ve uzun süreli potansiyasyon (LTP) için merkezi olan ve belleğin hücresel temellerini oluşturan önemli bir iyon kanalı olan N-metil-D-aspartat (NMDA) reseptörünün bir alt birimini kodlar.GRIN2A içindeki rs72774191 gibi bir varyant, reseptörün fonksiyonunu etkileyebilir ve hem kısa hem de uzun süreli bellek performansı için kritik olan bellek kodlama ve geri çağırma verimliliğini etkileyebilir.[5] Bellek oluşumu için gerekli olan mTOR sinyal yolu da nöronal fonksiyonu düzenleyen genetik faktörlerden etkilenir.[5] Diğer varyantlar kritik hücresel yolları ve düzenleyici mekanizmaları etkiler. MAPK3 (Mitojenle Aktive Edilen Protein Kinaz 3), aynı zamanda ERK1 olarak da bilinir, uzun süreli belleklerin pekiştirilmesi de dahil olmak üzere hücre büyümesi, farklılaşması ve nöronal plastisite için vazgeçilmez olan bir sinyal kaskadı olan MAPK/ERK yolunun merkezi bir bileşenidir. rs55732507 varyantı, bu yolun aktivitesini modüle edebilir, böylece beynin yeni epizodik bilgileri işleme ve depolama yeteneğini etkileyebilir. TPST2 (Tirosilprotein Sülfotransferaz 2), protein-protein etkileşimlerini ve sinyalizasyonunu değiştirebilen bir süreç olan sülfatlama yoluyla proteinlerin post-translasyonel modifikasyonunda rol oynar ve potansiyel olarak nöronların karmaşık moleküler mekanizmasını etkiler. rs1007876 gibi bir varyant, bu modifikasyonları etkileyebilir ve nöronal iletişim üzerinde aşağı yönlü etkilere sahip olabilir. Ek olarak, LINC01122 ve LINC02698 gibi uzun intergenik kodlayıcı olmayan RNA’lar (lncRNA’lar) gen ekspresyonunda önemli düzenleyici roller oynar. LINC01122 içindeki rs7582485 veya LINC02698 içindeki rs11215690 gibi varyantlar, komşu genlerin veya daha geniş düzenleyici ağların ekspresyonunu etkileyebilir, nöronal fonksiyonu ve belleği etkileyebilir.[5] Akson kılavuzluğu ve efrin reseptör sinyalizasyonu gibi yollar da bellek performansında rol oynar ve beynin gelişimi ve fonksiyonu üzerindeki geniş genetik etkiyi vurgular.[5] Diğer genetik varyasyonlar, kromatin yapısını, RNA işlemesini ve hücresel mimariyi etkileyebilir. Bir histon ailesi üyesi olan H2ACP1, uzun süreli bellek oluşumu için gerekli olan gen ekspresyonu değişiklikleri için gerekli olan kromatin yapısının dinamik düzenlenmesine katkıda bulunur. rs1927551 gibi bir varyant, kromatin erişilebilirliğini ve dolayısıyla bellek için gerekli olan transkripsiyonel ortamı etkileyebilir. ZNF619P1, HMGN1P19 ve POLR2DP2 gibi sözde genler, LINC01392 gibi lncRNA’lar ile birlikte, fonksiyonel genler üzerinde düzenleyici etkiler gösterebilen genomik bölgelerde bulunur. rs62452705 (ZNF619P1 - HMGN1P19 içinde) veya rs4476937 (LINC01392 - POLR2DP2 içinde) gibi varyasyonlar, gen düzenlemesini veya RNA işleme verimliliğini ince bir şekilde değiştirebilir, hücresel homeostazı ve nöronal fonksiyonu etkileyebilir. Dahası, EML6 (Ekinoderm Mikrotübül İlişkili Protein Benzeri 6), nöronal şekil, hücre içi taşıma ve sinaptik bütünlük için çok önemli olan mikrotübül sitoskeletonunun korunmasında rol oynar. rs2567975 varyantı, mikrotübül dinamiklerini etkileyebilir, potansiyel olarak sağlam epizodik bellek için temel olan nöronal yapıyı ve fonksiyonu tehlikeye atabilir. Bu süreçler topluca, sözel kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek dahil olmak üzere belleğin karmaşık genetik yapısına katkıda bulunur.[5]
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs7582485 | LINC01122 | episodic memory mathematical ability executive function |
| rs191549504 | SYNGAP1, SYNGAP1-AS1 | episodic memory executive function neuroticism , cognitive function |
| rs1007876 | TPST2 | episodic memory |
| rs72774191 | GRIN2A | episodic memory |
| rs55732507 | MAPK3 - CORO1A | episodic memory brain attribute, neuroimaging fat pad mass dental caries amygdala volume |
| rs1927551 | H2ACP1 - SERTM1 | episodic memory |
| rs62452705 | ZNF619P1 - HMGN1P19 | episodic memory |
| rs4476937 | LINC01392 - POLR2DP2 | episodic memory |
| rs2567975 | EML6 | episodic memory |
| rs11215690 | LINC02698 | episodic memory |
Epizodik Belleği Tanımlama ve Kavramsal Çerçevesi
Section titled “Epizodik Belleği Tanımlama ve Kavramsal Çerçevesi”Epizodik bellek, belirli kişisel deneyimlerin bilinçli olarak hatırlanmasını sağlayan temel bir bilişsel işlevi ifade eder; bu deneyimler, bir olayın “ne”, “nerede” ve “ne zaman” gibi bağlamsal ayrıntılarıyla tamamlanır. Bu sistem, bellek süresi ve kapasitesini tanımlayan daha geniş kategoriler olan genel kısa süreli bellek (STM) ve uzun süreli bellek (LTM) dahil olmak üzere diğer bellek türlerinden kavramsal olarak farklıdır.[5] Kapsamlı bilişsel değerlendirme çerçeveleri içinde, bellek, yürütücü işlevler, dil ve görsel-uzaysal işleme gibi diğer kritik işlevlerin yanı sıra değerlendirilen birincil bir alan olarak kabul edilir ve bilişteki benzersiz rolünün altını çizer.[8] Epizodik belleğin bütünlüğü günlük yaşam için çok önemlidir ve genellikle nörodejeneratif hastalıkların incelenmesinde odak noktasıdır.
Epizodik bellekteki eksiklikler, çeşitli klinik durumların bir belirtisidir ve özellikle Alzheimer hastalığının bilinen bir öncüsü olan amnestik Hafif Bilişsel Bozukluğun (MCI) tanı kriterlerinin merkezi bir bileşenini oluşturur.[9] Araştırmacılar genellikle dilsel bilgilerin hatırlanmasını içeren sözel epizodik bellek ile görsel ve mekansal ayrıntıların hatırlanmasıyla ilgili görsel-uzaysal bellek arasında ayrım yaparlar.[3] Bu ayrım, epizodik belleğin çok yönlü doğasını vurgulayarak, çeşitli nöral devreler ve işleme yöntemlerine bağımlılığı düşündürmektedir.
Epizodik Belleğin Sınıflandırılması ve Alt Tipleri
Section titled “Epizodik Belleğin Sınıflandırılması ve Alt Tipleri”Epizodik bellek, kodlanan ve geri çağrılan bilginin içeriğine ve sunum şekline göre sistematik olarak alt tiplere ayrılır. Birincil sınıflandırma, tipik olarak kelime listesi hatırlama veya paragraf anlama ve ardından hatırlama içeren görevler aracılığıyla değerlendirilen sözel epizodik belleği, görsel-uzamsal kapasite testleri kullanılarak değerlendirilen görsel-uzamsal bellekten ayırır.[3], [31] Sözel öğrenme görevlerindeki daha ayrıntılı sınıflandırma, kelimelerin sözlü veya görsel olarak sunulmasına bağlı olarak performansı farklılaştırabilir ve bu da bilişsel işlemede potansiyel farklılıklara işaret eder.[3] Bu ayrıntılı sınıflandırmalar, klinik popülasyonlarda belirli bellek bozukluklarını saptamak ve hedefe yönelik terapötik stratejilerin geliştirilmesine rehberlik etmek için gereklidir.
Bilişsel değerlendirme bataryaları, bireysel test öğelerini, belirli bellek bileşenlerinin kesin bir analizine olanak tanıyan, teori temelli bellek alt alanlarına ayırarak yapılandırılmış bir yaklaşım kullanır.[8] Standartlaştırılmış araçlara örnek olarak, hem sözel kısa süreli belleği (VSTM) hem de sözel öğrenmeyi (VL) ölçmek için yaygın olarak kullanılan California Sözel Öğrenme Testi (CVLT) ve Wechsler Bellek Ölçeği’ndeki (WMS) Paragraf/Hikaye hatırlama testi verilebilir.[3]Bu tür kategorik ayrımlar, hem klinik tanı hem de araştırma için vazgeçilmezdir; genelleştirilmiş bilişsel gerileme yerine ayrık bellek eksikliklerinin tanımlanmasını kolaylaştırır ve bellek bozuklukları için daha rafine nozolojik sistemlere katkıda bulunur.
ve Epizodik Bellek için Tanısal Yaklaşımlar
Section titled “ve Epizodik Bellek için Tanısal Yaklaşımlar”Epizodik belleğin değerlendirilmesi, tutarlılık ve güvenilirliği sağlamak için katı protokollere uyan eğitimli profesyoneller tarafından uygulanan standart nöropsikolojik test bataryaları kullanılarak gerçekleştirilir.[3] Bu bellek görevleri için operasyonel tanımlar, sunulan her uyaranı bir “öğe” olarak ele almayı ve yanıtları hatırlama veya tanıma doğruluğuna göre puanlamayı içerir.[8] Yaygın yaklaşımlar arasında, hem anında tutmayı hem de birden fazla denemede bilgi öğrenme yeteneğini değerlendiren kelime listesi hatırlama (örn., CVLT) ve paragraf hatırlama (örn., WMS) gibi sözel hatırlama testleri bulunur.[3] Görsel-uzaysal bellek tipik olarak görsel-uzaysal bellek kapasitesi testleri gibi belirli paradigmalar aracılığıyla değerlendirilir.[5] Sternberg Öğe Tanıma Paradigması (SIRP) gibi görevler ise, bellek yükünü ve tanıma süreçlerini ölçmek için nörogörüntüleme çalışmalarında kullanılır.[10]Klinik olarak, amnestik Hafif Bilişsel Bozukluk (MCI) gibi bellekle ilgili durumlar için tanı kriterleri, genellikle önemli bozukluğu belirlemek için bu standart testlerden elde edilen belirli eşikleri veya kesme değerlerini içerir.[9] Araştırmalarda, genomik çalışmalar epizodik bellek işleviyle ilişkili biyobelirteçleri ve genetik lokusları tanımlar; örneğin, APOE lokusundaki varyasyonlar ve 19q13.3 bölgesindeki (ki bu bölge APOE-TOMM40-APOC1genlerini içerir) belirli tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler), sözel epizodik bellek fenotipleriyle ilişkilendirilmiş ve hipokampus ve amigdala gibi kritik beyin yapılarındaki azalmış hacimlerle korele edilmiştir.[3]Hipokampal atrofi gibi yapısal beyin değişikliklerinin objektif ölçümleri, genetik çalışmalarda kantitatif özellikler olarak hizmet edebilir ve bellek işlevinin ve nörodejenerasyonun biyolojik temellerine dair değerli bilgiler sağlayabilir.[11]
Epizodik Belleğin Biyolojik Altyapısı
Section titled “Epizodik Belleğin Biyolojik Altyapısı”Epizodik bellek, insan bilişinin önemli bir yönü olup, bir kişinin geçmişinden belirli olayları hatırlama yeteneğini içerir ve bir deneyimin ne, nerede ve ne zaman olduğunu kapsar. Bu karmaşık bellek sistemi, genetik yatkınlıklar, moleküler sinyalleşme, hücresel işlevler ve belirli beyin bölgesi etkileşimlerini kapsayan karmaşık biyolojik süreçlere dayanır. Araştırmalar, epizodik belleğin, diğer bellek türlerinin yanı sıra, orta ila yüksek derecede kalıtsal olduğunu ve bellek kapasitesi ve işlevindeki bireysel farklılıkları etkileyen önemli bir genetik bileşeni olduğunu göstermektedir.[3]Biyolojik temellerini anlamak, bellek oluşumu, sürdürülmesi ve bilişsel geliştirme veya hastalık müdahalesi için potansiyel hedeflerin mekanizmalarını belirlemek için hayati öneme sahiptir.
Genetik Mimari ve Düzenleme
Section titled “Genetik Mimari ve Düzenleme”Epizodik belleğin genetik yapısı karmaşıktır ve kalıtılabilirliğine katkıda bulunan çok sayıda gen ve düzenleyici unsur içerir. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), belleğin farklı yönleriyle bağlantılı çeşitli genetik lokusları tanımlamıştır. Örneğin, EXD3 geninin bir intronu içinde bulunan rs80239319 gibi tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler), transkripsiyonu etkileyen ve böylece potansiyel olarak bellek işlevini düzenleyen arttırıcılar olarak hareket etmesi öngörülmektedir.[5] ZFAND5 geni yakınında bulunan başka bir SNP olan rs7011450 , kısa süreli bellek (STM) kapasitesi ile ilişkili bulunurken, BCAT2’deki bir polimorfizm uzun süreli bellekle (LTM) ilişkilendirilmiştir.[5] Bireysel varyantların ötesinde, AGXT2, CALN1, SYT9, NRXN1, GRIK2, ZC3H18 ve PRLHR gibi genler sözel öğrenme, sözel kısa süreli bellek ve paragraf hatırlama ile ilişkilendirilmiştir ve AGXT2, CALN1, NRXN ve GRIK2gibi bazıları potansiyel olarak nörogelişimsel sonuçları etkilemektedir.[3] APOE lokusu da epizodik belleğe potansiyel katılımı ile bilinmektedir, ancak bu bölgedeki spesifik gen katkılarını belirlemek için daha fazla fonksiyonel çalışmaya ihtiyaç vardır.[3]
Hafıza Oluşumunda Moleküler ve Hücresel Yollar
Section titled “Hafıza Oluşumunda Moleküler ve Hücresel Yollar”Hafıza oluşumu, nöronal büyüme, bağlanabilirlik ve plastisiteyi yöneten çeşitli temel moleküler ve hücresel yollarla karmaşık bir şekilde bağlantılıdır. Örneğin, mTOR sinyal yolu, hipokampus içinde hafıza oluşumu için kritik ve gereklidir.[5]Bu yol, protein sentezini, hücre büyümesini ve metabolizmayı düzenlemede merkezi bir rol oynar; bu süreçler, hafıza pekiştirmesinin altında yatan yapısal ve fonksiyonel değişiklikler için esastır. Akson rehberliği ve Ephrin reseptör sinyali gibi diğer yollar da hafıza performansı ile önemli ölçüde ilişkilidir.[5] Akson rehberliği mekanizmaları, nöral devrelerin kurulması ve iyileştirilmesi, nöronlar arasındaki uygun bağlantının sağlanması için çok önemlidir; Ephrin reseptörlerinin ise sinaptik plastisitede rol oynadığı ve korku hafızası oluşumunda görevleri olduğu bilinmektedir.[5] Ayrıca, otofaji ve mRNA uç işleme ve stabilitesinin düzenlenmesi, vizüospatyal kısa süreli hafıza ile ilişkili yollardır ve bunların hücresel homeostazı ve bilişsel fonksiyonlar için hayati önem taşıyan gen ekspresyon modellerini sürdürmedeki önemini vurgulamaktadır.[5] SYT9 ve NRXN1gibi sinaptik proteinler de Alzheimer hastalığı biyolojisinde rol oynamaktadır ve hafıza fonksiyonuna katkıda bulunmaktadır; bu da sinaptik bütünlüğün epizodik hatırlamadaki rolünün altını çizmektedir.[3]
Sinirsel Devreler ve Bölgesel Beyin Fonksiyonları
Section titled “Sinirsel Devreler ve Bölgesel Beyin Fonksiyonları”Epizodik bellek, çeşitli beyin bölgelerinin ve bunların özelleşmiş ağlarının karmaşık etkileşimine dayanır. Hipokampüs özellikle önemli bir organdır ve burada mTOR sinyalleşmesi bellek oluşumu için gereklidir.[5] Bu bölge aynı zamanda, sinaptik bağlantıların sürekli olarak güçlendirilmesini içeren temel bir bellek sinaptik modeli olan uzun süreli potansiyasyon (LTP) için de önemli bir bölgedir.[12] Farklı bellek türleri farklı beyin ağlarını devreye sokar; örneğin, sözel kısa süreli bellek serebellum ve frontal kortekste gen zenginleşmesi gösterirken, paragraf hatırlama serebellum ve striatal çekirdekleri içerir.[3] Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) çalışmaları, kısa süreli kelime listesi hatırlamayı medial temporal lob, superior temporal girus ve medial ve inferior frontal girusları içeren bir ağ ile ilişkilendirerek, bellek işlemenin dağıtılmış doğasını göstermiştir.[3] BIN1 gibi proteinleri etkileyen genetik faktörler, hipokampal hacmi ve fonksiyonel bağlantıyı etkileyebilir ve bu da çalışma belleğini ve genel bilişsel performansı doğrudan etkiler.[13]
Patofizyolojik Süreçler ve Bilişsel Sağlık
Section titled “Patofizyolojik Süreçler ve Bilişsel Sağlık”Epizodik belleğin altında yatan biyolojik mekanizmalardaki bozulmalar, nörodejeneratif hastalıklar ve bilişsel bozukluklar dahil olmak üzere çeşitli patofizyolojik durumlara yol açabilir. Demansın önemli bir nedeni olan Alzheimer hastalığı (AD), orta ila yüksek derecede kalıtılabilirliğe sahiptir veAbeta, tau proteinleri, bağışıklık ve lipid işlenmesini içeren süreçleri işaret eden 30’dan fazla genomik lokus tanımlanmıştır.[3] Bu moleküler özellikler, nöronal işlev bozukluğuna ve kaybına katkıda bulunur ve epizodik belleği ciddi şekilde etkiler. Sol frontal gliom gibi durumlar, çalışma belleğini ve yüz ifadelerinin tanımlanmasını doğrudan bozabilir ve belirli beyin bölgelerinin bilişsel işlevleri sürdürmedeki kritik rolünü vurgular.[14] Normal bellek fonksiyonundaki bireysel varyasyonların genetik ve moleküler temelini anlamak, demanslar için erken taramayı iyileştirmek ve bilişsel rezervi desteklemek için yeni ilaç hedeflerini belirlemek için önemlidir ve nihayetinde hafıza ile ilgili bozuklukları önlemeyi ve tedavi etmeyi amaçlar.[3]
Nöronal Plastisite ve Sinaptik Fonksiyon için Sinyalizasyon Yolları
Section titled “Nöronal Plastisite ve Sinaptik Fonksiyon için Sinyalizasyon Yolları”Epizodik bellek oluşumu ve geri getirilmesinin karmaşık süreci, belirli sinyalizasyon yolları aracılığıyla yönlendirilen nöronal bağlantıdaki dinamik değişikliklere büyük ölçüde dayanır. mTOR sinyalizasyon yolu, özellikle hipokampus içinde, bellek oluşumu için çok önemlidir.[4] Bu hücre içi kaskad, çeşitli hücre dışı sinyalleri entegre ederek, hücre büyümesi, çoğalması ve hayatta kalması gibi süreçleri düzenler; bu süreçler, belleğin altında yatan sinaptik plastisite için temeldir. Ayrıca, akson rehberliğinde rol oynayan Ephrin reseptör sinyalizasyonu gibi yollar, nöral bağlantıların kurulması ve iyileştirilmesi için esastır ve doğrudan bellek oluşumunu etkiler.[5], [15] Nöronal dokularda eksprese edilen ve bilişsel performansla ilişkili olan SKOR2 gibi genler tarafından desteklenen bu nöral devrelerin uygun şekilde gelişimi ve modifikasyonu, epizodik anıların hassas bir şekilde kodlanması ve geri getirilmesi için kritiktir.[5]
Hafızada Genetik Düzenleme ve Proteostaz
Section titled “Hafızada Genetik Düzenleme ve Proteostaz”Epizodik hafıza fonksiyonu, nöronlar içindeki gen ekspresyonunun ve protein homeostazının hassas bir şekilde düzenlenmesinden derinden etkilenir. Transkripsiyonel düzeyde, genetik varyantlar hafıza süreçlerini önemli ölçüde etkileyebilir; örneğin, exonuclease 3′-5′ domain containing 3’ün bir intronu içindeki bir polimorfizmin transkripsiyonu değiştirmesi ve potansiyel olarak hafıza kapasitesini etkilemesi beklenmektedir.[5] Benzer şekilde, bir kalmodulin bağlayıcı transkripsiyon aktivatörü olan CAMTA1’in allelleri, insan epizodik hafıza performansına yatkınlık oluşturur ve bu da hafızada belirli transkripsiyon faktörlerinin kritik rolünü vurgular.[16] Transkripsiyonun ötesinde, mRNA uç işlemesi ve stabilitesi gibi transkripsiyon sonrası mekanizmalar, protein sentezini kontrol etmek, hafıza ile ilişkili sinaptik değişiklikler için gerekli proteinlerin mevcudiyetini sağlamak için hayati öneme sahiptir.[5] Hücresel bileşenlerin parçalanmasını ve geri dönüşümünü içeren otofajinin düzenlenmesi gibi hücresel süreçler de nöronal sağlığın ve fonksiyonun korunması için gereklidir ve görsel-uzamsal kısa süreli hafıza ile ilişkilendirilmiştir.[5]
Metabolik Yollar ve Nörotransmitter Homeostazı
Section titled “Metabolik Yollar ve Nörotransmitter Homeostazı”Beynin yüksek metabolik ihtiyacı, hafızanın enerji yoğun süreçlerini desteklemek için verimli metabolik yolları gerektirir. Dallı zincirli amino asit transaminaz 2’yi kodlayanBCAT2geni, uzun süreli hafıza performansı ile önemli ölçüde ilişkilidir.[5] BCAT2, lösinle ilgili yollarda rol oynar ve beyindeki glutamat metabolizmasına katılır.[5] Glutamatın birincil eksitatör nörotransmitter olduğu göz önüne alındığında, düzenlenmiş metabolizması sinaptik iletim ve plastisite için kritiktir; bu süreçler epizodik hafıza için temeldir. Bu metabolik yollardaki bozulmalar, temel enerji substratlarının ve nörotransmitterlerin mevcudiyetini bozarak genel bilişsel işlevi ve hafızayı tehlikeye atabilir.
Sistem Düzeyi Entegrasyon ve Hastalık Mekanizmaları
Section titled “Sistem Düzeyi Entegrasyon ve Hastalık Mekanizmaları”Hafıza, çok sayıda moleküler yolak ve sinir ağı arasındaki karmaşık etkileşimlerin ortaya çıkardığı bir özelliktir. Yolaklar arasında önemli bir etkileşim ve hiyerarşik düzenleme vardır; örneğin, mTOR sinyal yolu, akson yönlendirmesi ve Ephrin reseptör sinyalleşmesi ile etkileşime girerek toplu olarak hafıza fonksiyonlarına katkıda bulunur.[5] APOE/APOC1/TOMM40 bölgesi gibi genetik lokuslar, sözel kısa süreli hafıza ve öğrenme ile ilişkilendirilmiştir ve bu da hafıza kapasitesi üzerinde geniş bir sistemik etkiye işaret etmektedir.[3] Bu entegre sistemlerdeki düzensizlik, gliom gibi durumlarda görüldüğü gibi bilişsel bozukluklara yol açabilir; gliom, sayı aralığı kısa süreli hafızası ile ilişkilendirilmiştir ve çalışma belleğini etkileyebilir.[14] Ayrıca, sözel kısa süreli hafıza için önemli olan SYT9 ve NRXN1gibi spesifik sinaptik proteinler de Alzheimer hastalığı biyolojisi ile ilişkilendirilmiştir ve bozulduğunda epizodik hafızayı etkileyen nörodejeneratif durumlara katkıda bulunan ortak mekanizmaları ortaya koymaktadır.[3]
Prognostik Bir Belirteç ve Risk Sınıflandırması için Epizodik Bellek
Section titled “Prognostik Bir Belirteç ve Risk Sınıflandırması için Epizodik Bellek”Epizodik bellek bozukluğu, özellikle Alzheimer hastalığı (AH) gibi nörodejeneratif hastalıklar bağlamında önemli bir prognostik gösterge olarak hizmet etmektedir. En az birAPOE ε4 allelinin varlığı, bellek bozukluğu ile güçlü bir şekilde ilişkilidir ve çalışmalar, izole edilmiş önemli bellek bozukluğu olan bireylerin önemli ölçüde daha yüksek bir oranının (genel olarak %50’ye kıyasla %65) bu alleli taşıdığını göstermektedir.[8] AH üzerindeki en büyük etkilerden bazılarına sahip olduğu bilinen bu genetik yatkınlık, yalnızca AH geliştirme olasılığını tahmin etmekle kalmaz, aynı zamanda bellek gerilemesinin ilerlemesini de etkiler ve bu da onu risk değerlendirmesi için kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarında önemli bir faktör haline getirir.[17] Bu genetik riskleri anlamak, yüksek riskli bireylerin belirlenmesine olanak tanır ve potansiyel olarak daha erken müdahalelere veya daha özel önleme stratejilerine imkan sağlar.
Ayrıca, son genom çapında ilişkilendirme meta-analizleri (GWAMA’lar), CDH18’in intronik alanındaki bölgeler ve 13q21 ve 3p21.1’deki bölgeler dahil olmak üzere, APOE bölgesinin ötesinde sözel epizodik bellek ile ilişkili yeni genetik lokusları tanımlamıştır.[3]Bu bulgular, bağımsız örneklerde tekrarlanması nedeniyle, sonuçları ve hastalık ilerlemesini tahmin etmek için yeni yollar sunarak prognostik değere sahiptir. Bilişsel olarak tanımlanmış alt gruplardan elde edilen ve belirli bellek bozukluğu örüntülerini içeren gen skorlarının, AH durumunun tahminini genel gen skorlarından daha etkili bir şekilde iyileştirdiği gösterilmiştir; bu da risk sınıflandırmasında ayrıntılı bilişsel profil oluşturmanın faydasını vurgulamaktadır.[8] AH riski taşıyan bireyleri belirlemedeki ve uzun vadeli bilişsel gidişatlarını tahmin etmedeki bu hassasiyet, klinik yönetim ve hasta bakım kararlarını bilgilendirmek için hayati öneme sahiptir.
Tanısal Uygulamalar ve Kognitif Gidişatların İzlenmesi
Section titled “Tanısal Uygulamalar ve Kognitif Gidişatların İzlenmesi”Epizodik belleğin değerlendirilmesi, tanısal fayda sağlamak ve kognitif profilleri ayırt etmek için klinik ortamlarda kullanılan kapsamlı nöropsikolojik test bataryalarının ayrılmaz bir bileşenidir. Standartlaştırılmış prosedürler, belleğin, yürütücü işlevlerin, dilin ve vizüospasyal yeteneklerin çeşitli yönlerini değerlendirmeyi içerir ve klinisyenlerin spesifik kognitif bozukluk örüntülerini tanımlamasına olanak tanır.[8] Örneğin, epizodik bellekte birincil bir açıkla karakterize edilen amnestik hafif kognitif bozukluğu (MCI) olan bireyler, diğer nörolojik veya psikiyatrik durumlardan ayırt edilmelerine yardımcı olan yerleşik kriterler kullanılarak tanımlanır.[9] Test öğelerinin uzman paneller tarafından teori odaklı alt alanlara dikkatli bir şekilde atanması, bellek performansının çeşitli çalışmalar ve hasta popülasyonları arasında doğru bir şekilde ölçülmesini ve yorumlanmasını sağlar.[8]İzleme stratejileri, hastalığın ilerlemesini izlemek ve tedavi yanıtını değerlendirmek için epizodik belleğin uzunlamasına değerlendirmelerine büyük ölçüde dayanır. MCI olan denekler için, Klinik Demans Derecelendirme Kutuları Toplamı (CDR-SB) skorları gibi uzunlamasına kognitif ölçümler, birkaç ay boyunca rutin olarak değerlendirilir ve kognitif değişim hızı hakkında kritik veriler sağlar.[9]Bu sürekli izleme çabaları, hızlandırılmış düşüşün veya stabilitenin erken tespit edilmesine olanak tanır ve bu da tedavi planlarında veya yaşam tarzı müdahalelerinde ayarlamalar yapılmasını sağlayabilir. Bazı vizüo-spasyal bellek testleri daha düşük test-tekrar test güvenilirliği gösterebilirken, kelime listelerinden anında hatırlama veya paragraf hatırlama testleri dahil olmak üzere sözel epizodik bellek ölçümleri, bir hastanın kognitif gidişatı hakkında sürekli olarak değerli bilgiler sağlar.[3]
Genetik Mimari ve Terapötik Etkileri
Section titled “Genetik Mimari ve Terapötik Etkileri”Epizodik bellek, hem kognitif olarak normal bireylerde hem de Alzheimer hastalığı olanlarda, orta ila yüksek kalıtım gösterebilir ve bu da bu kognitif fonksiyon üzerindeki önemli genetik etkiyi vurgular.[2] Genom çapında meta-analizler, sözel epizodik belleğin altında yatan spesifik genetik mimari hakkındaki anlayışımızı geliştirmiş ve 19q13.3’te ( APOE-APOC1-TOMM40 lokusu yakınında) rs4420638 gibi lokusları sözel uzun süreli bellek ve sözel öğrenme ile önemli ölçüde ilişkili olarak tanımlamıştır.[3] Daha ileri gen düzeyindeki analizler, sözel öğrenme için AGXT2 ve CALN1 gibi genleri ve sözel kısa süreli bellek için SYT9 ve NRXN1gibi sinaptik proteinleri ilişkilendirmiştir; bazı kanıtlar bunların nörogelişimsel sonuçlar üzerindeki etkisini düşündürmektedir.[3] Bu genetik ilişkiler ayrıca yapısal beyin değişiklikleriyle de bağlantılıdır; burada 19q13.3’teki SNP’ler, bellek işleme için kritik olan hipokampus, amigdala ve nucleus accumbens’in daha küçük hacimleriyle ilişkilidir.[3] Bellek fonksiyonundaki bireysel varyasyonun genetik ve moleküler temelinin kapsamlı bir şekilde anlaşılması, muazzam terapötik etkileri beraberinde getirmektedir. Araştırmacılar, ilgili genleri ve sinir ağlarını aydınlatarak, geniş tanı kategorilerinin ötesine geçip daha genetik olarak bilgilendirilmiş risk değerlendirmelerine geçerek, demanslar için taramada hassasiyeti artırabilirler.[3]En önemlisi, bu bilgi, kognitif rezervi destekleyebilecek, Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif bozuklukları önleyebilecek ve hatta tedavi edebilecek yeni ilaç hedeflerinin tanımlanmasını kolaylaştırır. Örneğin, sözel kısa süreli bellek için beyincik ve frontal korteks gibi beyin bölgelerinde veya paragraf hatırlama için striatal çekirdeklerde belirli genlerin ve bunların protein etkileşimlerinin rollerini anlamak, epizodik belleği korumak ve geliştirmek için hedeflenmiş müdahaleler geliştirme yollarını açar.[3]
Epizodik Bellek Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Epizodik Bellek Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, güncel genetik araştırmalara dayanarak epizodik belleğin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Kardeşlerim çocukluktan mükemmel bir şekilde hatırlarken ben neden bazı şeyleri unutuyorum?
Section titled “1. Kardeşlerim çocukluktan mükemmel bir şekilde hatırlarken ben neden bazı şeyleri unutuyorum?”Çocukluk anıları gibi belirli geçmiş olayları hatırlama yeteneğiniz, orta ila yüksek derecede kalıtılabilirliğe sahiptir. Bu, ailelerde aktarılan genetik faktörlerin, her bir kardeşin epizodik belleğinin ne kadar iyi çalıştığını etkileyebileceği ve aynı aile içinde bile bireysel farklılıklara yol açabileceği anlamına gelir. 19q13.3 bölgesindeki (APOE gibi) genlerdeki varyasyonlar, bu bellek farklılıklarına katkıda bulunabilir.
2. Uyku düzenim dün olanları ne kadar iyi hatırlamamı etkiler mi?
Section titled “2. Uyku düzenim dün olanları ne kadar iyi hatırlamamı etkiler mi?”Evet, uyku düzeniniz kesinlikle hafızanızı etkileyebilir. Hipokampustaki mTOR sinyalizasyonu gibi temel moleküler yollar, yeni anıların oluşumu için çok önemlidir. Açıkça detaylandırılmamış olsa da, sağlıklı bir uyku rutini, optimal beyin fonksiyonu için gereklidir ve bu da bu biyolojik süreçleri destekler ve bir önceki günkü deneyimlerinizi kalıcı anılara dönüştürmenize yardımcı olur.
3. Yaşlandıkça hafızamın kötüleşeceği doğru mu?
Section titled “3. Yaşlandıkça hafızamın kötüleşeceği doğru mu?”Kesinlikle değil. Episodik hafıza yaşlanmadan etkilenebilse ve bozulması Alzheimer hastalığı gibi durumların erken bir belirtisi olsa da, önemli bireysel farklılıklar vardır. Genetik yapınız bir rol oynar ve bazı varyantlar hafıza fonksiyonunu etkiler, ancak sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek ve bilişsel rezervinizi desteklemek yaşlandıkça hafızanızı korumanıza yardımcı olabilir.
4. Bir DNA testi, daha sonra kötü hafıza riskim olup olmadığını söyleyebilir mi?
Section titled “4. Bir DNA testi, daha sonra kötü hafıza riskim olup olmadığını söyleyebilir mi?”Bir DNA testi, genetik yatkınlıklarınız hakkında bazı bilgiler sağlayabilir. Örneğin, APOElokusunu içeren 19q13.3 bölgesindeki varyasyonlar, sürekli olarak sözel uzun süreli hafıza ve Alzheimer hastalığı ile ilişkilendirilmiştir. Ancak, hafıza karmaşıktır ve birçok gen katkıda bulunur, bu nedenle bir test yalnızca genel riskinizin kısmi bir resmini gösterecektir.
5. Ailemde kötü hafıza varsa, hafızamı iyileştirmek için bir şeyler yapabilir miyim?
Section titled “5. Ailemde kötü hafıza varsa, hafızamı iyileştirmek için bir şeyler yapabilir miyim?”Evet, kesinlikle. Genetik hafızayı etkilerken, yaşam tarzı ve çevresel faktörler de önemlidir. Zihninizi zorlayan aktiviteler yoluyla ve genel beyin sağlığınızı koruyarak “bilişsel rezerv”inizi -beyninizin hasarla başa çıkma yeteneği- oluşturmaya odaklanmak, ailede hafıza sorunları öyküsü olsa bile hafıza fonksiyonunuzu desteklemeye yardımcı olabilir.
6. Bazı insanlar neden her detayı hatırlarken, ben neden ayrıntılarla uğraşıyorum?
Section titled “6. Bazı insanlar neden her detayı hatırlarken, ben neden ayrıntılarla uğraşıyorum?”Epizodik bellekteki bireysel farklılıklar yaygındır ve genetik faktörlerin karmaşık bir etkileşimiyle etkilenir. Araştırmalar, 3p21 ve 13q21 gibi belirli genlerin ve genomik bölgelerin sözel epizodik bellek özellikleri ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu genetik varyasyonlar, hipokampus gibi beyin yapılarını etkileyebilir ve insanların geçmiş olayları ne kadar canlı ve kesin olarak hatırladıklarında farklılıklara yol açabilir.
7. Stres gerçekten önemli anları unutmamıza neden olur mu?
Section titled “7. Stres gerçekten önemli anları unutmamıza neden olur mu?”Evet, stres hafızanızı etkileyebilir. Epizodik hafıza, duyguları işleyen amigdala gibi beyin bölgelerini içerir. Yüksek stres seviyeleri, bu beyin bölgelerinin ve hafıza oluşumunda yer alan moleküler yolların optimal işleyişine müdahale ederek önemli anların belirli ayrıntılarını kodlamayı ve geri çağırmayı potansiyel olarak zorlaştırabilir.
8. Etnik kökenim hafıza sorunları riskimi etkiler mi?
Section titled “8. Etnik kökenim hafıza sorunları riskimi etkiler mi?”Genetik çalışmalar genellikle çeşitli popülasyonları içerir ve genetik risk faktörleri farklı soylarda değişiklik gösterebilir. Örneğin, hafıza veya Alzheimer hastalığı gibi durumlarla bağlantılı belirli genetik varyantlar, belirli etnik gruplarda daha yaygın olabilir veya farklı etkilere sahip olabilir, bu da soyu daha geniş genetik araştırmalarda önemli bir faktör haline getirmektedir.
9. Yediklerim, bir şeyleri ne kadar iyi hatırladığımı etkileyebilir mi?
Section titled “9. Yediklerim, bir şeyleri ne kadar iyi hatırladığımı etkileyebilir mi?”Bu makale, hafıza oluşumu için çok önemli olan mTOR sinyalizasyonu gibi belirli moleküler yollara odaklanırken, genel beyin sağlığı beslenme ile derinden bağlantılıdır. Sağlıklı bir beslenme, bu yolların ve hafızada rol oynayan hipokampus gibi beyin bölgelerinin optimal işleyişini destekler. Bu nedenle, yedikleriniz dolaylı olarak hafızanızın ne kadar iyi performans gösterdiğine katkıda bulunabilir.
10. Fiziksel aktivite gerçekten daha iyi hatırlamama yardımcı olur mu?
Section titled “10. Fiziksel aktivite gerçekten daha iyi hatırlamama yardımcı olur mu?”Evet, fiziksel aktivite gerçekten de hafızanıza yardımcı olabilir. Düzenli fiziksel aktiviteye katılmak, epizodik hafızada yer alan beyin bölgelerinin ve moleküler yolların karmaşık ağı için hayati önem taşıyan genel beyin sağlığını destekler. Bilişsel rezerv oluşturmaya katkıda bulunabilir, beyninizin hafıza işlevini korumasına yardımcı olabilir ve potansiyel olarak yaşa bağlı bazı gerilemeleri veya genetik yatkınlıkları etkisiz hale getirebilir.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.
Yasal Uyarı: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyelerin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Norris, D. “Short-term memory and long-term memory are still different.” Psychol Bull, vol. 143, 2017, pp. 992–1009.
[2] Gatz, M. et al. “Role of genes and environments for explaining Alzheimer disease.”Archives of General Psychiatry, vol. 63, 2006, pp. 168-174.
[3] Lahti, J. et al. “Genome-wide meta-analyses reveal novel loci for verbal short-term memory and learning.” Mol Psychiatry, 2022.
[4] Bekinschtein, P., et al. “mTOR signaling in the hippocampus is necessary for memory formation.” Neurobiol Learn Mem, vol. 87, 2007, pp. 303–7.
[5] Zhu, Z. “Multi-level genomic analyses suggest new genetic variants involved in human memory.” Eur J Hum Genet, vol. 26, no. 8, 2018, pp. 1232–1239.
[6] McClay, J. L., et al. “Genome-wide pharmacogenomic study of neurocognition as an indicator of antipsychotic treatment response in schizophrenia.”Neuropsychopharmacology, vol. 36, no. 1, 2011, pp. 192–202.
[7] Chung, S. J., et al. “Genomic determinants of motor and cognitive outcomes in Parkinson’s disease.”Parkinsonism Relat Disord, vol. 18, no. 8, 2012, pp. 915–20.
[8] Mukherjee, S. et al. “Genetic data and cognitively defined late-onset Alzheimer’s disease subgroups.”Mol Psychiatry, 2019.
[9] Hu, X. et al. “Genome-wide association study identifies multiple novel loci associated with disease progression in subjects with mild cognitive impairment.”Transl Psychiatry, 2012.
[10] Potkin, SG. et al. “A genome-wide association study of schizophrenia using brain activation as a quantitative phenotype.”Schizophr Bull, 2009.
[11] Stein, JL. et al. “Genome-wide analysis reveals novel genes influencing temporal lobe structure with relevance to neurodegeneration in Alzheimer’s disease.”Neuroimage, 2010.
[12] Bliss, T. V., & Collingridge, G. L. (1993). A synaptic model of memory: long-term potentiation in the hippocampus. Nature, 361(6408), 31–39.
[13] Zhang, X., Yu, J. T., Li, J., et al. (2015). Bridging Integrator 1 (BIN1) genotype effects on working memory, hippocampal volume, and functional connectivity in young healthy individuals. Neuropsychopharmacology, 40(7), 1794–1803.
[14] Mu, Y. G., et al. “Working memory and the identification of facial expression in patients with left frontal glioma.” Neuro Oncol, vol. 14, 2012, pp. 81–89.
[15] Dines, M., et al. “The roles of Eph receptors in contextual fear conditioning memory formation.” Neurobiol Learn Mem, vol. 124, 2015, pp. 62–70.
[16] Huentelman, M. J., et al. “Calmodulin-binding transcription activator 1 (CAMTA1) alleles predispose human episodic memory performance.”Hum Mol Genet, vol. 16, 2007, pp. 1469–77.
[17] El Haj, M. et al. “Apolipoprotein E (APOE) epsilon4 and episodic memory decline in Alzheimer’s disease: a review.”Ageing Research Reviews, vol. 27, 2016, pp. 15-22.