İçeriğe geç

Yumurta Alerjisi

Yumurta alerjisi, özellikle bebeklik döneminde yaygın olan en sık görülen besin alerjilerinden biridir ve önemli bir küresel halk sağlığı sorununu temsil etmektedir.[1] Yaygınlığı, Avrupa ve Avustralya dahil olmak üzere birçok bölgede son yirmi yılda sürekli bir artış göstermiştir.[1] Bu durum, tavuk yumurtalarında bulunan proteinlere karşı olumsuz bir bağışıklık tepkisini içerir. Hem genetik yatkınlıklar hem de çevresel faktörlerden etkilenen karmaşık bir hastalıktır.[1]İkiz çalışmaları, yumurta alerjisi de dahil olmak üzere besin alerjisinin kalıtılabilirliğinin yaklaşık %80 gibi önemli düzeyde olduğunu tahmin etmektedir.[1]

Yumurta alerjisinin biyolojik temeli, karmaşık genetik mekanizmaları içerir. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), bu durumun altında yatan genetik yapıyı çözmeye başlamıştır. Örneğin, yumurta alerjisi üzerinde düşündürücü maternal genetik etkiler gözlemlenmiştir; kromozom 17 üzerindekirs4572450 ve rs1343795 gibi belirli tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) ilişkiler göstermektedir.[2]Bu SNP’ler, daha önce atopik dermatit ile ilişkilendirilmiş olanZNF652 geninde bulunmaktadır.[2] ZNF652 genindeki maternal genetik varyasyonların, hamilelik sırasında maternal egzama ile ilişkili olabileceği ve bunun da yavruda yumurta alerjisinin gelişimini etkileyebileceği hipotezi öne sürülmektedir.[2]Bazı çalışmalar spesifik olarak sadece yumurta alerjisi için genom çapında anlamlı ilişkiler bulamamış olsa da, daha geniş kapsamlı gıda alerjisi GWAS’ları, tavuk yumurtası alerjisinin spesifik bir gıda alerjisi türü olduğu göz önüne alındığında,SERPINB gen kümesi gibi duyarlılık lokuslarını tanımlamıştır.[1]

Klinik olarak, yumurta alerjisi hafif reaksiyonlardan şiddetli, yaşamı tehdit eden anafilaksiye kadar çeşitli semptomlarla kendini gösterebilir.[1] Doğru teşhis çok önemlidir ve tipik olarak yumurta alımından sonra klinik alerjik reaksiyonun ikna edici bir öyküsüne ve duyarlılığın kanıtlarına dayanır. Bu kanıt, gıdaya özgü IgE’nin saptanabilir bir seviyesini (≥ 0,10 kU L−1) ve/veya belirtilen gıdaya karşı pozitif bir deri prick testini (ortalama kabarcık çapı ≥ 3 mm) içerebilir.[3] Şiddetli reaksiyon potansiyeli göz önüne alındığında, yumurta alerjisini anlamak ve yönetmek, etkilenen bireyler ve aileleri için çok önemlidir.

Yumurta alerjisinin dünya çapında artan prevalansı, sosyal önemini vurgulamaktadır. Bu durum, etkilenen çocukların ve ailelerinin günlük yaşamlarını etkileyerek dikkatli bir beslenme yönetimi ve acil durumlara hazırlıklı olmayı gerektirmektedir. Yumurta alerjisinin genetik temellerine yönelik araştırmalar, etiyolojisinin daha derinlemesine anlaşılmasını sağlamayı, potansiyel olarak gelişmiş tanı araçlarına, hedeflenmiş önleme stratejilerine ve daha etkili tedavilere yol açmayı amaçlamaktadır.

Örneklem Büyüklüğü ve İstatistiksel Güç

Section titled “Örneklem Büyüklüğü ve İstatistiksel Güç”

Yumurta alerjisi gibi karmaşık özelliklerin genetik çalışmaları, sıklıkla örneklem büyüklüğü ile sınırlıdır ve bu durum, ince genetik etkileri tespit etme yeteneğini önemli ölçüde etkiler. Bazı çalışmalar, gıda alerjisi üzerine yapılan en büyük genom çapında ilişkilendirme çalışmalarını (GWAS) temsil etse de, özellikle yumurta alerjisi gibi belirli alt tipler için birey sayısı nispeten küçük kalmaktadır. Bu küme içinde,SERPINB7 ve SERPINB2 yakınındaki bir intergenik polimorfizm olan rs1243064 varyantı, meta-analizlerde genom çapında anlamlılığa ulaşarak tavuk yumurtası alerjisi ile güçlü bir ilişki göstermiştir.[1] SERPINB7 (serpin peptidaz inhibitörü, clade B, üye 7), epidermisin üst katmanlarında yüksek oranda ifade edilir ve uygun işlevi, cilt bariyeri bütünlüğünü korumak için hayati öneme sahiptir; işlev kaybı mutasyonları, alerjen girişini önlemedeki rolünü düşündüren cilt bariyeri eksikliklerine yol açabilir.[1] rs1243064 için risk alleli, dokuya özgü bir ekspresyon kantitatif özellik lokusu (eQTL) olarak tanımlanır, yani tüm kanda SERPINB10 gibi genlerin ekspresyon seviyelerini etkileyebilir ve böylece alerjik durumların gelişimi ile ilgili immün yanıtları potansiyel olarak modüle edebilir.[1] Yumurta alerjisine ilişkin daha fazla genetik bilgi, ZNF652 ve GRIN2B gibi genlerdeki varyantları içerir. ZNF652 geni içindeki bir intronik SNP olan rs1343795 varyantının, yumurta alerjisi ile ilişkili olduğu öne sürülmüştür.[2] ZNF652, gen ekspresyonunu düzenleyen bir transkripsiyon faktörü olarak işlev gören bir çinko parmak proteinini kodlar ve bu gendeki varyasyonlar, hamilelik sırasında maternal ekzemayı etkileyebilir ve potansiyel olarak yavruların yumurta alerjisi riskini etkileyebilir.[2] Ayrı olarak, rs12227569 varyantı, nörotransmisyonunda önemli bir bileşen olan N-metil-D-aspartat (NMDA) reseptörünün bir alt birimini kodlayanGRIN2B geni ile bağlantılıdır.[2] GRIN2B öncelikle beyin fonksiyonundaki rolüyle tanınsa da, NMDA reseptör sinyalindeki değişiklikler, sinir ve bağışıklık sistemleri arasındaki karmaşık etkileşimi dolaylı olarak etkileyebilir; buna alerjik hastalıkların gelişimi ve tezahürü ile ilgili olan bağırsak-beyin ekseni boyunca etkileşimler de dahildir.[2]Yumurta alerjisi ve ilgili özelliklerdeki potansiyel rolleri için araştırılan diğer varyantlar arasındaBMPR1B’deki rs17023017 , SGCD’deki rs7717393 , ITIH6’daki rs5961136 , ABCB11’deki rs16823014 , COG7’deki rs250585 , TMF1P1 ve ERCC4 ile ilişkili rs6498482 ve TAF1B ile bağlantılı rs2303921 bulunmaktadır. BMPR1Bgeni, kemik ve kıkırdak gelişimi ve hücre farklılaşmasında rol oynayan bir reseptörü kodlar; bu süreçler, bağışıklık sistemi düzenlemesiyle kesişebilir.[1] SGCD, kas zarı bütünlüğü için önemlidir ve daha geniş hücresel işlevleri, alerjik yanıtlarla ilgili enflamatuar yolları etkileyebilir.[2] ITIH6, hücre dışı matriks organizasyonuna ve inflamasyona katkıda bulunur ve bu da alerjik reaksiyonlar sırasında doku yeniden şekillenmesini etkileyebilir.[1] ABCB11, safra asidi taşınması ve karaciğer fonksiyonu için çok önemlidir, bu da potansiyel olarak bağırsak mikrobiyomunu ve immün toleransı etkilerken, COG7, hücre yüzeyi reseptör fonksiyonu ve immün hücre sinyali için kritik olan glikosilasyon ve protein trafiğinde rol oynar.[2] Son olarak, TMF1P1, ERCC4 ve TAF1B, transkripsiyonel düzenleme ve DNA onarımı dahil olmak üzere çeşitli hücresel süreçlerde yer alır; bu da immün hücre gelişimini ve yanıtlarını dolaylı olarak etkileyebilir ve böylece bireyin alerjilere duyarlılığını modüle edebilir.[1]

Yumurta Alerjisinin Tanımı ve Fenotipik Spektrumu

Section titled “Yumurta Alerjisinin Tanımı ve Fenotipik Spektrumu”

Yumurta alerjisi, tavuk yumurtasında bulunan proteinlere karşı olumsuz bir immünolojik reaksiyon ile karakterize edilen spesifik bir gıda alerjisi (GA) türü olarak kesin olarak tanımlanır. Bu durum, diğer olumsuz gıda reaksiyonlarından, sıklıkla immünoglobulin E (IgE) antikorları aracılığıyla bağışıklık sisteminin dahil olmasıyla ayrılır.[3] Yumurta alerjisini teşhis etmeye yönelik kavramsal çerçeve tipik olarak iki yönlü bir yaklaşımı içerir: yumurta alımında klinik bir alerjik reaksiyonun ikna edici bir öyküsü, yumurta bileşenlerine duyarlılığın objektif kanıtı ile birleşir.[3] Bu titiz tanım çok önemlidir, çünkü çalışmalar, kendi bildirdiği gıda alerjileri ile objektif tanı yöntemleriyle doğrulananlar arasında önemli bir tutarsızlık olduğunu ve kendi bildirilen prevalansın genellikle meydan okuma ile kanıtlanmış prevalanstan önemli ölçüde yüksek olduğunu göstermektedir.[1] Yumurta alerjisinin sınıflandırılması, fıstık ve inek sütü alerjilerinin yanı sıra, daha geniş “herhangi bir GA” kategorisinde en yaygın ve belirgin fenotiplerden biri olarak yer almasını sağlar.[3] Bireyler, bu spesifik gıda için belirlenmiş tanı kriterlerini karşılamaları durumunda yumurta alerjisine sahip olarak kategorize edilir. Aksine, normal kontroller, yumurta dahil olmak üzere yaygın gıda alerjenlerinden herhangi birine karşı klinik alerjik reaksiyonların ve duyarlılık kanıtının yokluğu ile tanımlanır.[3] “Belirsiz GA fenotipleri” terimi, belirli bir gıda alımını takiben klinik alerjik reaksiyonun kesin bir öyküsü mevcut olmadığında kullanılır ve kesin sınıflandırma için kapsamlı klinik verilerin önemini vurgular.[3]

Yumurta alerjisi tanısı, hem reaksiyon öyküsünü hem de immünolojik duyarlılığı doğrulamak için klinik kriterlerin ve spesifik yaklaşımların bir kombinasyonuna dayanır. Temel tanı kriterleri, yumurta alımından sonra alerjik bir reaksiyonun ikna edici bir öyküsünü ve tipik olarak tespit edilebilir gıdaya özgü IgE (sIgE) seviyeleri ve/veya pozitif deri prick testi (SPT) ile ölçülen duyarlılık kanıtını içerir.[3] Duyarlılık için operasyonel tanımlar genellikle eşikleri belirtir; örneğin, tespit edilebilir bir sIgE yaygın olarak ≥ 0,10 kU L−1 olarak tanımlanırken, yumurtaya karşı pozitif SPT, ortalama kabarıklık çapı (MWD) ≥ 3 mm olarak tanımlanır.[3] SPT için, ek kriterler güvenilirliği sağlar; örneğin negatif kontrol MWD < 3 mm, pozitif kontrol MWD ≥ 3 mm ve pozitif ve negatif kontroller arasındaki fark ≥ 3 mm.[3]Yumurta alerjisi de dahil olmak üzere gıda alerjisini teşhis etmek için altın standart, Oral Gıda Yükleme Testi’dir (OFC), çift kör plasebo kontrollü OFC’ler (DBPCFC) en kesin yaklaşım olarak kabul edilir.[1]Pozitif bir OFC, herhangi bir plasebo etkisinden ayrı olarak, alerjene atfedilebilen objektif kutanöz, gastrointestinal, solunum veya kardiyovasküler reaksiyonlara göre puanlanır.[1] OFC’nin şiddetli alerjik reaksiyon riski nedeniyle kontrendike olduğu durumlarda, tanı, IgE seviyesi > 0,35 kU l−1 gibi spesifik duyarlılık ile birlikte acil, şiddetli bir alerjik reaksiyonun ikna edici bir öyküsüne dayanarak konulabilir.[1] Araştırma çalışmaları, sIgE için alternatif kesme değerleri (örneğin, ≥ 0,35 kU L−1) ve SPT (örneğin, MWD ≥ 5 mm veya %95 pozitif prediktif değer) kullanarak duyarlılık testleri yaparak bu tanımların sağlamlığını sıklıkla araştırır ve farklı eşiklerin tanısal sonuçlar üzerindeki etkisini değerlendirir.[3]

Yumurta Alerjisi Fenotiplerinde Genetik ve Çevresel Faktörler

Section titled “Yumurta Alerjisi Fenotiplerinde Genetik ve Çevresel Faktörler”

Yumurta alerjisinin temel tanımı klinik ve immünolojik yanıtlara dayanırken, araştırmalar fenotipini şekillendirmede genetik ve çevresel faktörlerin etkisini kabul etmektedir. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) gibi genetik çalışmalar, yumurta alerjisiyle ilişkili potansiyel yatkınlık lokuslarını araştırmaktadır. Yumurta alerjisi için bazı çalışmalarda spesifik genom çapında anlamlı veya düşündürücü tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) tutarlı bir şekilde tanımlanmamış olsa da, düşündürücü maternal genetik etkiler gözlemlenmiştir.[3] Örneğin, ZNF652 geninde veya yakınında bulunan rs4572450 ve rs16948048 gibi SNP’ler, yumurta alerjisi üzerinde marjinal maternal genetik etkiler göstermiştir ve bu durum hamilelik sırasında maternal egzamanın çocukta yumurta alerjisi riskine bağlanabileceğini düşündürmektedir.[2] Bu bulgular, yumurta alerjisinin tezahürü ve şiddetinin, bir çocuğun genotipi, maternal genetik katkılar ve çevresel maruziyetler arasındaki karmaşık etkileşimleri içerebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda “fenotip tanımı” terimi, yalnızca alerjinin varlığını veya yokluğunu değil, aynı zamanda yumurta alerjisinin gelecekteki sınıflandırmalarına veya alt tiplendirmesine bilgi sağlayabilecek potansiyel altta yatan genetik yatkınlıkları da kapsamaktadır. Bu ilgili kavramları ve bunların terminolojisini anlamak, gıda alerjilerinin etiyolojisi ve önlenmesine yönelik araştırmaların ilerletilmesi için çok önemlidir.

Klinik Değerlendirme ve Oral Besin Yükleme Testleri

Section titled “Klinik Değerlendirme ve Oral Besin Yükleme Testleri”

Tavuk yumurtası alerjisinin tanısı tipik olarak, yumurta içeren gıdaların tüketilmesini hemen takiben görülen bir alerjik reaksiyonun ikna edici bir öyküsünü vurgulayan kapsamlı bir klinik değerlendirme ile başlar. Bu ayrıntılı öykü, potansiyel alerjenleri belirlemek ve alerjik yanıtın sunumunu anlamak için çok önemlidir. Bu karmaşık durum, normal immün toleransı bozan ve aşırı duyarlılığa yol açan genetik yatkınlıklar, spesifik immünolojik yollar ve çevresel faktörlerin bir etkileşimini içerir. Yumurta alerjisi de dahil olmak üzere besin alerjisinin kalıtılabilirliğinin yaklaşık %80 olduğu tahmin edilmektedir ve bu da güçlü bir genetik bileşene işaret etmektedir.[1]Altta yatan biyolojik mekanizmaları anlamak, yumurta alerjisi için daha iyi tanı, yönetim ve potansiyel önleme stratejileri için çok önemlidir.

Yumurta alerjisi, vücudun yumurta proteinlerini hatalı bir şekilde zararlı olarak tanımladığı, hafiften yaşamı tehdit eden anafilaksiye kadar değişebilen alerjik reaksiyonlara yol açan düzensiz bir bağışıklık yanıtı yoluyla kendini gösterir.[1]Bu süreçteki önemli bir biyomolekül, bağışıklık hücrelerini duyarlılaştırmada merkezi bir rol oynayan bir antikor olan gıdaya özgü İmmünoglobulin E’dir (IgE). Yumurta alerjenlerine ilk maruz kalındığında, antijen sunan hücreler proteinleri işler ve bunları T yardımcı hücrelerine sunar, bu da daha sonra B hücresi farklılaşmasını alerjene özgü IgE üreten plazma hücrelerine teşvik eder. Bu IgE daha sonra mast hücreleri ve bazofiller üzerindeki yüksek afiniteli reseptörlere bağlanarak, sonraki alerjen maruziyetinde hızlı bir yanıt için onları hazırlar.[3]Tekrar maruz kalındığında, yumurta alerjenleri bu hazırlıklı hücrelerin yüzeyindeki IgE antikorlarını çapraz bağlayarak, degranülasyonlarını ve histamin gibi önceden oluşturulmuş mediyatörlerin yanı sıra lökotrienler ve prostaglandinler gibi yeni sentezlenmiş mediyatörlerin salınımını tetikler. Bu moleküler ve hücresel olaylar zinciri, cilt, gastrointestinal sistem, solunum sistemi ve kardiyovasküler sistem dahil olmak üzere çeşitli doku ve organları etkileyen ve potansiyel olarak anafilaksi gibi sistemik sonuçlara yol açan alerjik bir reaksiyonun karakteristik semptomlarına yol açar.[1] Ayrıca, Doğuştan Lenfoid Hücre Tip 2 (ILC2’ler), bağışıklık toleransını sürdürmek ve alerjik yanıtları baskılamak için çok önemli olan mukozal alerjene özgü düzenleyici T hücrelerinin oluşumunu engelleyerek gıda alerjisini teşvik etmede rol oynamıştır.[1]

Genetik mekanizmalar, bir bireyin yumurta alerjisine duyarlılığında önemli bir rol oynar ve çeşitli gen lokusları katkıda bulunan faktörler olarak tanımlanmıştır. 18q21.3 kromozomu üzerinde bulunan SERPINBgen kümesi, gıda alerjisi için önemli bir yatkınlık lokusu olarak tanımlanmıştır ve bu küme içindekirs12964116 ve rs1243064 gibi belirli varyantlar, tavuk yumurtası alerjisi ile ilişkiler göstermiştir.[1]Serin proteaz inhibitörleri (SERPIN’ler), inflamasyon, bağışıklık ve doku yeniden şekillenmesinde rol oynayan proteolitik kaskadları düzenleyen bir protein süper ailesidir ve bu genlerdeki genetik varyasyonların immün homeostazı bozabileceğini ve alerjik fenotipe katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir. Ek olarak, öncelikle fıstık alerjisi ile ilişkili olmasına rağmen, kromozom 6 üzerindeki Majör Histokompatibilite Kompleksi’nin (MHC) bir bileşeni olanHLA-DQB1 lokusu, antijenlerin T hücrelerine sunulması için kritiktir ve immün tanımada yaygın olarak rol oynar, bu da gıda alerjilerinin genetik yapısında genel önemini düşündürmektedir.[1] 1q21.3 (rs12123821 ) ve 5q31.1 (rs11949166 ) kromozomlarındaki bölgeler gibi diğer genetik bölgeler de genel gıda alerjisi ile genom çapında anlamlı ilişkiler ve tavuk yumurtası alerjisi ile ilişki olduğuna dair bazı kanıtlar göstermiştir.[1] Bu lokuslar, muhtemelen bağışıklık hücresi gelişimi, fonksiyonu ve inflamatuar yanıtların düzenlenmesinde rol oynayan çeşitli moleküler ve hücresel yolları etkileyen genler veya düzenleyici elementler içerir. Bu bölgelerdeki genetik varyasyonlar, gen ekspresyon düzenlerini veya protein fonksiyonlarını değiştirebilir, böylece bir bireyin yumurta proteinlerine alerjik reaksiyon geliştirme eğilimini düzenleyebilir.

Bariyer Fonksiyonu ve Çevresel Modülatörler

Section titled “Bariyer Fonksiyonu ve Çevresel Modülatörler”

Biyolojik bariyerlerin, özellikle cildin bütünlüğü, alerjen duyarlılığını önlemede kritik bir rol oynar ve belirli genetik mekanizmalardan etkilenir. Epidermal bariyer geni FLG’deki (filaggrin) işlev kaybı mutasyonlarının, cilt bariyerini tehlikeye atarak fıstık da dahil olmak üzere alerjen duyarlılığı riskini artırdığı gösterilmiştir.[1]Kusurlu bir cilt bariyeri, alerjenlerin daha kolay nüfuz etmesine izin vererek, bağışıklık sistemini alerjik bir fenotipe doğru kaydırabilen bağırsak yerine cilt yoluyla bir bağışıklık tepkisi başlatır. Bu patofizyolojik süreç, alerji gelişiminde farklı organ sistemlerinin birbirine bağlılığının altını çizmektedir.

Çevresel faktörler, genellikle genetik yatkınlıklarla etkileşime girerek, yumurta alerjisi riskini daha da modüle eder. Örneğin,rs2212434 SNP’sini içeren C11orf30/LRRC32bölgesi, egzama, astım ve diğer inflamatuar hastalıklar için bilinen bir risk lokusudur ve ayrıca gıda alerjisi için de replike edilmiştir.[1] Cilt bariyeri disfonksiyonu ile karakterize edilen egzama, alerjen maruziyeti için bir geçit görevi görerek duyarlılığa katkıda bulunabilir. Bu, cilt ve bağışıklık sistemi arasındaki etkileşimler gibi sistemik durumların ve doku etkileşimlerinin, gıda alerjilerinin gelişimi ve şiddetini nasıl önemli ölçüde etkileyebileceğini vurgulamaktadır.

Maternal genetik faktörlerin, yavruların yumurta alerjisi riski üzerinde düşündürücü etkiler gösterdiği gözlemlenmiştir. Özellikle,ZNF652 geni içinde bulunan, 17. kromozom üzerindeki rs4572450 ve rs1343795 ile ilişkili olanlar gibi maternal genetik etkiler, yumurta alerjisi ile ilişkilendirilmiştir.[2] ZNF652 geni, tipik olarak bir transkripsiyon faktörü olarak işlev gören bir çinko parmak proteinini kodlar ve bu da bağışıklık gelişimini veya inflamatuvar süreçleri etkileyebilecek gen ekspresyon modellerinin düzenlenmesinde rol oynadığını düşündürmektedir. ZNF652’deki genetik varyasyonlar, düzenleyici ağlarını değiştirebilir ve böylece alerji ile ilgili hücresel fonksiyonları etkileyebilir.

Araştırmalar, hamilelik sırasında maternal egzamanın, yavruda yumurta alerjisi riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.[2] Bu gözlem, ZNF652gibi genlerdeki maternal genetik varyasyonların, maternal egzama ile ilişkili olabileceği ve bunun da çocukta yumurta alerjisinin gelişimine katkıda bulunduğu hipotezini desteklemektedir. Bu bulgular, maternal genetik, maternal sağlık durumları ve ardından yavrunun bağışıklık sistemindeki gelişimsel süreçler ve homeostatik bozulmalar üzerindeki etkileşiminin karmaşıklığını vurgulayarak, yumurta alerjisi gibi belirli gıda alerjilerine yatkınlıklarını etkilemektedir.[2]

Epitel Bariyer Bütünlüğünün Genetik Modülatörleri

Section titled “Epitel Bariyer Bütünlüğünün Genetik Modülatörleri”

Genetik varyasyonlar, özellikle epitel bariyer fonksiyonunu yönetenler olmak üzere, temel biyolojik yolları etkileyerek bireyleri yumurta alerjisine yatkın hale getirmede önemli bir rol oynar. Gıda alerjisi için bir yatkınlık lokusu olarak tanımlananSERPINB gen kümesi, epidermisin üst katmanlarında ve diğer katmanlı epitellerde yüksek oranda ifade edilen SERPINB7 gibi genleri içerir.[1] SERPINB7’deki işlev kaybı mutasyonları, cilt bariyer eksikliği ile karakterize edilen durumlarla bağlantılıdır ve bu gen kümesindeki varyasyonların ciltteki ve potansiyel olarak sindirim sistemindeki epitel bariyerlerinin bütünlüğünü tehlikeye atabileceğini düşündürmektedir.[1] Bu tehlikeye girmiş bariyer fonksiyonu, artan alerjen penetrasyonunu kolaylaştırabilir ve bağışıklık sisteminin yumurta proteinlerine duyarlı hale getirilmesinde ilk adım olarak hizmet ederek yumurta alerjisinin gelişimine katkıda bulunabilir.[1] Bu küme içindeki rs12964116 ve rs1243064 gibi belirli tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) bu süreçte rol oynamaktadır.[1] rs1243064 , dokuya özgü bir ekspresyon kantitatif özellik lokusu (eQTL) görevi görür; burada risk alleli, gen ekspresyonu ile negatif korelasyon gösterir ve potansiyel olarak epitel bakımı için kritik olan proteinlerin seviyelerini değiştirir.[1]Bu tür genetik yatkınlıklar, alerjenlere karşı birincil savunma olan fiziksel bariyeri doğrudan etkiler ve gen düzenlemesinin hastalık yatkınlığını temel bir düzeyde nasıl etkileyebileceğini gösterir.

Yumurta alerjisinin gelişimi, özellikle T helper tip 2 (Th2) hücre yanıtlarının düzenlenmesi olmak üzere karmaşık immün sinyal yollarını içerir. SERPINB gen kümesi içinde yer alan rs12964116 genetik varyantı, CEBPB ve STAT3 dahil olmak üzere kritik transkripsiyon faktörleri için bağlanma bölgelerini değiştirir.[1] CEBPB’nin, alerjik inflamasyonun merkezinde yer alan interlökin-13 (IL-13), interlökin-4 (IL-4) ve interlökin-5 (IL-5) gibi Th2 efektör sitokinlerinin ekspresyonunu düzenlediği ve ayrıca mukozal bağışıklığın desteklenmesinde rol oynadığı bilinmektedir.[1] Aynı anda, bu lokustaki STAT3 bağlanması, alerjik inflamasyon modellerinde Th2 hücre gelişimi için esastır ve rs12964116 ’dan kaynaklanan değişmiş bağlanmanın düzensiz Th2 yanıtlarına yol açabileceğini gösterir.[1]Genetik varyasyonlar, transkripsiyon faktörü aktivitesi ve sitokin üretimi arasındaki bu karmaşık etkileşim, bağışıklık hücrelerinin sapkın bir şekilde aktive olduğu ve yumurta proteinlerine karşı alerjik reaksiyonu tetiklediği temel bir mekanizmayı vurgulamaktadır.

Anneye ait genetik faktörler ve intrauterin ortam, yavruların yumurta alerjisine yatkınlığını etkileyen önemli yolları temsil etmektedir. Yumurta alerjisi üzerinde düşündürücü anneye ait genetik etkiler gözlemlenmiştir;rs4572450 gibi SNP’ler ve ZNF652 geninde bulunan yakındaki varyantlar buna örnektir.[2] ZNF652’deki anneye ait genetik varyasyonların, hamilelik sırasında annedeki egzama ile ilişkili olabileceği ve bunun da yavruda yumurta alerjisi gelişme riskini artırabileceği hipotezi öne sürülmektedir.[2] Bu, potansiyel olarak genetik olarak aracılık edilen anne sağlığı durumlarının, çocuğun alerjik yatkınlığını doğrudan etkileyebileceği bir yolu göstermektedir. Ayrıca, hamilelik sırasında yaşanan anneye ait metabolik değişiklikler veya çevresel tetikleyiciler (stres veya kilo alımı gibi), intrauterin ortamı etkilemek veya doğum öncesi dönemden itibaren bebekte epigenetik varyasyonları indüklemek için anneye ait genetik varyantlarla etkileşime girebilir.[2]Bu epigenetik modifikasyonlar, gelişmekte olan fetüste gen ekspresyon modellerini değiştirebilir ve yumurta alerjisi gibi gıda alerjilerine karşı artan bir duyarlılık oluşturabilir.

Alerjik Hastalıklarda Entegre Ağ Düzensizliği

Section titled “Alerjik Hastalıklarda Entegre Ağ Düzensizliği”

Yumurta alerjisinin patogenezi, genetik, çevresel ve immünolojik yolların sistem düzeyinde bir entegrasyonunu temsil eder; burada çoklu noktalardaki düzensizlik, ortaya çıkan alerjik fenotipe katkıda bulunur. SERPINBgen kümesi ve egzama ve astım gibi inflamatuvar hastalıklarla da ilişkili olanC11orf30/LRRC32 bölgesi gibi genetik yatkınlık lokusları, alerjik durumlar arasında yol etkileşimini ve ortak genetik temelleri göstermektedir.[1] SERPINB7 tarafından sağlanan epitelyal bariyer fonksiyonundaki bozulmalar, alerjenler için bir giriş noktası oluşturur ve bunlar daha sonra genetik olarak yatkın bir bağışıklık sistemiyle etkileşime girer.[1] CEBPB ve STAT3gibi transkripsiyon faktörlerinin değişen düzenlenmesi, aşırı sitokin üretimi ile karakterize edilen alerjik birTh2 profiline doğru bağışıklık yanıtını kaydırarak bu düzensizliği daha da yayar.[1] Genetik varyantların bariyer bütünlüğünü etkilemesinden, değişen immün sinyalleşmeye ve maternal faktörlerin etkisine kadar bu hiyerarşik düzenleme, toplu olarak, yol düzensizliğinin yumurta alerjisinin karakteristik semptomlarına yol açtığı karmaşık bir ağ oluşturur.

Genetik Yatkınlık ve Risk Katmanlandırması

Section titled “Genetik Yatkınlık ve Risk Katmanlandırması”

Yumurta alerjisini etkileyen genetik faktörlere yönelik araştırmalar, bireyin duyarlılığına katkıda bulunan spesifik genetik varyantları ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), diğer besin alerjileri için anlamlı genetik lokusları tanımlamış olsa da, geniş ölçekli analizler, Avrupa kökenli popülasyonlarda yumurta alerjisiyle doğrudan ilişkili genom çapında anlamlı veya yüksek derecede düşündürücü tek nükleotid polimorfizmlerini (SNP’ler) henüz bulamamıştır.[3] Bu durum, yumurta alerjisinin genetik yapısının, daha küçük bireysel etkilere sahip çok sayıda varyantı içerebileceğini ve bunların sağlam bir şekilde tanımlanması için daha da büyük çalışma kohortlarına ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir, zira mevcut çalışma gücü, orta büyüklükteki etki boyutlarına sahip varyantları tespit etmek için yetersiz kalabilmektedir.[1] Bu tür genetik belirteçlerin nihai olarak tanımlanması, daha kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarının önünü açabilir, erken risk katmanlandırmasını sağlayabilir ve potansiyel olarak yüksek riskli bireyler için hedefe yönelik önleyici stratejilere rehberlik edebilir.

Tanısal Değerlendirmeler ve Fenotip Karakterizasyonu

Section titled “Tanısal Değerlendirmeler ve Fenotip Karakterizasyonu”

Yumurta alerjisinin doğru teşhisi, etkili klinik yönetim için temeldir ve yumurta alımında klinik alerjik reaksiyonun ikna edici bir öyküsünü ve duyarlılığın objektif kanıtlarını içeren yerleşik kriterlere dayanır. Bu kanıt tipik olarak, tespit edilebilir bir gıdaya özgü IgE seviyesi (≥ 0,10 kU/L) ve/veya ortalama kabarıklık çapı 3 mm veya daha büyük olan pozitif bir deri prick testi (SPT) içerir.[3] Oral gıda yükleme testlerinin (OGYT’ler) şiddetli reaksiyon riski nedeniyle kontrendike olduğu durumlarda, güçlü bir öykü ile birlikte 0,35 kU/L’den büyük spesifik bir IgE seviyesi, tanı için yeterli olabilir.[1] Bu nedenle, genetik bilgiler gelişmeye devam ederken, mevcut klinik uygulama, yerleşik immünolojik ve tarihsel tanı yöntemlerine odaklanmaya devam etmektedir.

Maternal Faktörler ve İlişkili Durumlar

Section titled “Maternal Faktörler ve İlişkili Durumlar”

Gelişen araştırmalar, yavruların yumurta alerjisi geliştirmesinde maternal genetik etkilerin rolüne işaret etmektedir. Çalışmalar,ZNF652 geni içinde bulunan rs4572450 ve rs1343795 gibi spesifik SNP’lerin yumurta alerjisi ile ilişkiler gösterdiği, maternal genetik etkileri düşündüren gözlemlerde bulunmuştur.[2] Özellikle, ZNF652’deki genetik varyantlar, alerjisi olan bireylerde sıklıkla birlikte görülen bir durum olan atopik dermatit ile de ilişkilendirilmiştir ve hamilelik sırasında maternal egzama, yavruların yumurta alerjisi riskinin artmasıyla bağlantılı bulunmuştur.[2]Bu bulgular, maternal genetik varyasyonların, muhtemelen maternal atopik durumları etkileyerek, yavruların yumurta alerjisi riski için önemli bir prognostik gösterge olarak hizmet edebileceğini ve maternal sağlık ve aile öyküsüne dayalı olarak erken yaşam müdahaleleri veya gelişmiş izleme stratejileri için potansiyel yollar sunabileceğini göstermektedir.[2] Bu karmaşık maternal-fetal genetik etkileşimleri ve bunların kapsamlı klinik etkilerini tam olarak açıklığa kavuşturmak için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs1243064 SERPINB7 - SERPINB2egg allergy
rs17023017 BMPR1Begg allergy
rs7717393 SGCDegg allergy
rs5961136 ITIH6egg allergy
rs16823014 ABCB11egg allergy
rs250585 COG7egg allergy
rs6498482 TMF1P1 - ERCC4egg allergy
heart rate
rs1343795 ZNF652cancer
egg allergy
rs12227569 GRIN2Begg allergy
rs2303921 TAF1Begg allergy

Yumurta Alerjisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Section titled “Yumurta Alerjisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”

Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak yumurta alerjisinin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.


1. Yumurta alerjim varsa, çocuklarım da yumurta alerjisine sahip olacak mı?

Section titled “1. Yumurta alerjim varsa, çocuklarım da yumurta alerjisine sahip olacak mı?”

Evet, güçlü bir genetik bağlantı bulunmaktadır. İkiz çalışmaları, yumurta alerjisi kalıtılabilirliğinin yaklaşık %80 civarında önemli olduğunu göstermektedir. Bu, sizin yumurta alerjiniz varsa çocuklarınızın da yumurta alerjisi geliştirme olasılığının daha yüksek olduğu anlamına gelir, ancak çevresel faktörler de rol oynadığından bu bir garanti değildir.

2. Kardeşimde Yumurta Alerjisi Varken, Bende Neden Yok?

Section titled “2. Kardeşimde Yumurta Alerjisi Varken, Bende Neden Yok?”

Yumurta alerjisi karmaşıktır. Güçlü bir genetik bileşeni olsa bile,SERPINB kümesindeki veya henüz tanımlanmamış diğer genlerdeki gibi belirli gen varyasyonları, kardeşler arasında farklılık gösterebilir. Ayrıca, çevresel faktörler genlerinizle etkileşime girerek aynı aile içinde bile farklı sonuçlara yol açabilir.

3. Hamilelik sırasında sağlığım bebeğimin yumurta alerjisi riskini etkileyebilir mi?

Section titled “3. Hamilelik sırasında sağlığım bebeğimin yumurta alerjisi riskini etkileyebilir mi?”

Evet, hamilelik sırasında sağlığınız rol oynayabilir. Araştırmalar, özellikle ZNF652 genindeki maternal genetik varyasyonların, hamilelik sırasında maternal egzamayla bağlantılı olabileceğini göstermektedir. Bu durumun da, yavrularınızda yumurta alerjisinin gelişimini etkileyebileceği hipotezi öne sürülmektedir.

4. Yumurtaya alerjim olup olmadığını anlamak için kan testi yeterli mi?

Section titled “4. Yumurtaya alerjim olup olmadığını anlamak için kan testi yeterli mi?”

Duruma bağlı, ancak genellikle gıdaya özgü IgE seviyeleri için bir kan testi (≥ 0,10 kU L−1’de tespit edilebilir) bunun bir parçasıdır. Bununla birlikte, kesin bir teşhis aynı zamanda yumurta yedikten sonra ikna edici bir klinik alerjik reaksiyon öyküsü ve genellikle pozitif bir deri prick testi (kabarcık çapı ≥ 3 mm) gerektirir.

5. Doktorların yumurta alerjisini kesin olarak teşhis etmesi neden zordur?

Section titled “5. Doktorların yumurta alerjisini kesin olarak teşhis etmesi neden zordur?”

Yumurta alerjisini kesin olarak teşhis etmek zordur, çünkü kesin kriterler gerektirir; bunlar genellikle yaygın olarak yapılması zor olan oral besin yükleme testlerini içerir. Ayrıca, farklı doktorlar IgE seviyeleri veya deri prick testi sonuçları için biraz farklı eşik değerleri kullanabilir; bu da, tam klinik öykünüz mevcut değilse, bir miktar tutarsızlığa veya yanlış sınıflandırmaya yol açabilir.

6. Ailemin etnik kökeni yumurta alerjisi riskimi etkiler mi?

Section titled “6. Ailemin etnik kökeni yumurta alerjisi riskimi etkiler mi?”

Evet, etnik kökeniniz önemli olabilir. Yumurta alerjisi üzerine yapılan birçok genetik çalışma, öncelikle Avrupa kökenli kişilere odaklanmıştır. Bu gruplardan elde edilen bulgular önemli olsa da, diğer atalara sahip popülasyonlar için bunların alaka düzeyi ve spesifik genetik risk faktörleri genellikle hala araştırılmaktadır ve farklılık gösterebilir.

7. Ailede yumurta alerjisi öyküsü olsa bile çocuğumun yumurta alerjisini önleyebilir miyim?

Section titled “7. Ailede yumurta alerjisi öyküsü olsa bile çocuğumun yumurta alerjisini önleyebilir miyim?”

Genetik yaklaşık %80 kalıtılabilirlik ile önemli bir rol oynarken, çevresel faktörler de çok önemlidir. Mevcut araştırmalar, bu gen-çevre etkileşimlerini daha iyi anlamayı amaçlamaktadır. Bu anlayış, nihayetinde hedefe yönelik önleme stratejilerine yol açabilir, ancak spesifik uygulanabilir tavsiyeler sağlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

8. Bazı insanlarda neden gerçekten şiddetli yumurta alerjisi reaksiyonları görülür?

Section titled “8. Bazı insanlarda neden gerçekten şiddetli yumurta alerjisi reaksiyonları görülür?”

Yumurta alerjisi, hafif reaksiyonlardan şiddetli, yaşamı tehdit eden anafilaksiye kadar çok farklı şekillerde kendini gösterebilir. Bu geniş semptom yelpazesi, çeşitli genetik yatkınlıkların ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle etkilenen durumun karmaşık biyolojik temelinin bir parçasıdır.

9. Bir DNA testi bebeğimin yumurta alerjisi olup olmayacağını söyleyebilir mi?

Section titled “9. Bir DNA testi bebeğimin yumurta alerjisi olup olmayacağını söyleyebilir mi?”

Bir DNA testi, SERPINB gen kümesinde veya maternal ZNF652varyasyonlarındaki gibi bazı genetik yatkınlık lokuslarını belirleyebilir. Ancak, mevcut genetik varyantlar toplam kalıtılabilirliğin yalnızca mütevazı bir kısmını açıklamaktadır; bu da bir DNA testinin bebeğinizin yumurta alerjisi geliştirip geliştirmeyeceğini tam olarak tahmin edemeyeceği anlamına gelir, çünkü genetik resmin çoğu hala bilinmemektedir.

10. Kendi egzamanız çocuğunuzun yumurta alerjisiyle bağlantılı mı?

Section titled “10. Kendi egzamanız çocuğunuzun yumurta alerjisiyle bağlantılı mı?”

Evet, hipoteze dayalı bir bağlantı bulunmaktadır. Atopik dermatit (egzama) ile ilişkilendirilenZNF652genindeki spesifik maternal genetik varyasyonların, hamilelik sırasında maternal egzama ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bunun da çocuğunuzda yumurta alerjisi gelişimini etkilediği öne sürülmektedir.


Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler geldikçe güncellenebilir.

Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.

[1] Marenholz I et al. “Genome-wide association study identifies the SERPINB gene cluster as a susceptibility locus for food allergy.”Nat Commun, vol. 8, no. 1, 2017, p. 1056.

[2] Liu X et al. “Genome-wide association study of maternal genetic effects and parent-of-origin effects on food allergy.” Medicine (Baltimore). 2018 Feb;97(7):e9655. PMID: 29489655.

[3] Hong X et al. “Genome-wide association study identifies peanut allergy-specific loci and evidence of epigenetic mediation in US children.”Nat Commun, vol. 6, 2015, p. 6304.