Dodekenoil karnitin
Dodesenoilkarnitin, yağ asitleri karnitine bağlandığında oluşan bir molekül sınıfı olan belirli bir asilkarnitin türüdür. Bu bağlanma, yağ asidi metabolizmasında kritik bir adımdır ve yağ asitlerinin mitokondriye taşınmasını sağlayarak, burada enerji üretmek için beta-oksidasyona uğramalarını mümkün kılar.[1] Orta zincirli bir asilkarnitin olarak dodesenoilkarnitin, metabolik bir ara ürün olarak rol oynar ve vücuttaki seviyeleri yağ asidi işlenmesinin verimliliğini yansıtabilir. Metabolomik olarak bilinen bu tür metabolitlerin incelenmesi, endojen metabolitleri ölçerek bir bireyin fizyolojik durumunu kapsamlı bir şekilde anlamayı amaçlar.[1]
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Dodecenoilkarnitin metabolizması, yağ asidi beta-oksidasyonunda rol alan enzimlerle, özellikle orta zincirli açil-Koenzim A dehidrogenaz (_MCAD_) ile yakından ilişkilidir. _MCAD_, orta zincirli yağ asitlerinin yıkımını başlatan bir enzimdir.[1] _MCAD_geni içindeki intronik tek nükleotid polimorfizmi (SNP)rs11161510 gibi genetik varyantlar, orta zincirli açilkarnitin seviyeleriyle güçlü bir şekilde ilişkili olduğu tanımlanmıştır.[1] Araştırmalar, rs11161510 için minör allel homozigot olan bireylerin azalmış _MCAD_ enzimatik aktivitesine sahip olabileceğini düşündürmektedir. Bu durum, daha uzun zincirli yağ asidi substratlarının daha kısa zincirli ürünlerine kıyasla birikimine yol açabilir, böylece vücuttaki orta zincirli açilkarnitin dengesini değiştirerek etki eder.[1]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Dodecenoilkarnitin seviyelerindeki, genellikle genetik faktörlerden etkilenen varyasyonlar, önemli klinik çıkarımlar taşır. Temsilci bir orta zincirli açilkarnitin olarak, konsantrasyonları _MCAD_ fonksiyonunun göstergesi olarak hizmet edebilir. Bozulmuş _MCAD_ aktivitesi, ciddi sağlık sonuçları olabilen bir bozukluk olan orta zincirli açil-KoA dehidrogenaz eksikliği (MCADD) dahil olmak üzere metabolik durumların bir göstergesi olabilir. Genetik varyantların açilkarnitin profillerini nasıl etkilediğini anlamak, çeşitli yaygın multifaktöriyel hastalıklara yatkınlık sağlayabilen farklı metabolik fenotipleri (metabotipleri) tanımlamaya yardımcı olur.[1]Bu tür genetik olarak belirlenmiş metatipler, hastalık etiyolojisinde önemli katkıda bulunan faktörler olarak kabul edilir.[1]
Sosyal Önem
Section titled “Sosyal Önem”İleri metabolomik ve genom çapında ilişkilendirme çalışmaları aracılığıyla dodesenoilkarnitinin araştırılması, kişiselleştirilmiş tıp ve halk sağlığı alanlarına önemli katkılar sağlamaktadır. Metabolit seviyelerini etkileyen genetik temelleri ortaya çıkararak, araştırmacılar bir bireyin genetik yapısı, metabolik süreçleri ve genel sağlığı arasındaki karmaşık etkileşimler hakkında daha incelikli bir anlayış geliştirebilirler.[1]Bu bilgi, erken hastalık teşhisi için stratejiler geliştirmek, hedefe yönelik önleyici tedbirleri uygulamak ve diyet veya yaşam tarzı müdahalelerini kişiselleştirmek için hayati öneme sahiptir. Nihayetinde, bu bilgiler bireyleri ve sağlık hizmeti sağlayıcılarını, genetik ve çevresel faktörlerin çeşitli sağlık durumlarına yatkınlığı toplu olarak nasıl etkilediğini göz önünde bulundurarak sağlık sonuçlarını daha iyi yönetmeleri için güçlendirebilir.[1]
Popülasyon Özgüllüğü ve Genellenebilirlik
Section titled “Popülasyon Özgüllüğü ve Genellenebilirlik”dodecenoylcarnitine seviyeleri üzerine mevcut araştırmaların önemli bir sınırlaması, çalışma popülasyonlarının demografik homojenliğinden kaynaklanmaktadır. Birincil keşif ve replikasyon kohortları ağırlıklı olarak kendini Avrupalı soyundan bildiren bireylerden oluşmaktaydı.[2] Çinli, Malay ve Asyalı Hintlileri içeren Singapur gibi çok etnikli örneklere bulguları genişletme girişimleri olsa da,[2] Avrupa popülasyonlarına genel bağımlılık, genetik ilişkilendirmelerin diğer soy gruplarına doğrudan genellenebilirliğini sınırlamaktadır. Bu dar demografik odaklanma, belirlenen genetik varyantların ve dodecenoylcarnitine üzerindeki etki büyüklüklerinin, farklı küresel popülasyonlarda doğrudan aktarılabilir veya tam olarak temsil edilebilir olmayabileceği anlamına gelmektedir.
Ayrıca, bazı kohortlar büyük ölçüde orta yaşlıdan yaşlıya kadar bireylerden oluşmaktaydı ve DNA toplama işlemleri sonraki muayenelerde gerçekleşmekteydi.[3] Bu yaş demografisi, yalnızca bu sonraki değerlendirmelere katılacak kadar uzun yaşayan bireylerin dahil edilmesi nedeniyle potansiyel bir sağkalım yanlılığı ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak, bulgular genç popülasyonlardaki veya farklı sağlık seyirleri olan bireylerdeki dodecenoylcarnitine üzerindeki genetik etkileri doğru bir şekilde yansıtmayabilir, bu da araştırmanın daha geniş uygulanabilirliğini daha da kısıtlamaktadır.
Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar
Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar”dodecenoylcarnitine ile genetik ilişkilendirmeleri tespit etme ve doğrulama yeteneği, çeşitli metodolojik ve istatistiksel sınırlamalara tabidir. Birçok çalışma, orta düzeydeki kohort büyüklükleri nedeniyle zorluklarla karşılaşmıştır; bu durum, mütevazı genetik etkileri tespit etme güçlerini sınırlamış ve özellikle genom çapında ilişkilendirme çalışmalarında içkin olan kapsamlı çoklu testler göz önüne alındığında, yanlış negatif bulgulara karşı duyarlılığı artırmıştır.[3] Genetik araştırmalarda altın standart olarak kabul edilen bağımsız kohortlar arasında bulguların replikasyonu[1] genellikle zorlayıcı olmuştur; bazı meta-analizler, ilişkilendirmelerin yalnızca bir kısmının tutarlı bir şekilde replike edildiğini göstermiştir.[3] Bu durum, bildirilen bazı ilişkilendirmelerin yanlış pozitifleri veya bağlama özgü etkileri temsil edebileceğini ve dolayısıyla daha fazla doğrulama gerektirdiğini düşündürmektedir.
Genotipleme platformlarındaki farklılıklar ve çalışmalar arası tiplenmemiş tek nükleotid polimorfizmlerinin (SNP’ler) sonraki imputasyonu da potansiyel yanlışlıklar ortaya çıkarmıştır; tahmini hata oranları allel başına %1,46 ila %2,14 arasında değişmektedir.[4] Meta-analizler bulguları sentezlemek için kullanılmış olsa da, kovaryat ayarlamasındaki varyasyonlar (örneğin, age2’nin dahil edilmesi veya aykırı değerlerin dışlanması) ve farklı istatistiksel yazılımların kullanılması gibi analitik yaklaşımlardaki tutarsızlıklar[2] birleştirilmiş tahminlerin karşılaştırılabilirliğini ve sağlamlığını etkileyebilir. Çalışmalar arasındaki heterojenite değerlendirilmiş olsa da, bazı durumlarda sabit etkili meta-analiz modellerine güvenilmesi, kohortlar arasındaki gerçek biyolojik veya metodolojik farklılıkları tam olarak açıklayamayabilir.[5]
Fenotipik Değerlendirme ve Karıştırıcı Değişkenler
Section titled “Fenotipik Değerlendirme ve Karıştırıcı Değişkenler”dodecenoylcarnitine düzeylerinin ve ilgili fenotiplerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi, kendine özgü bir dizi sınırlamayı beraberinde getirmektedir. Fenotipik veriler sıklıkla, trigliseritler için logaritmik dönüşüm gibi transformasyonlara ve yaş, cinsiyet ve diyabet durumu gibi kovaryatlar için çok değişkenli ayarlamalara tabi tutulmuştur.[2] Bazı durumlarda, tedavi edilmemiş lipid değerleri impute edilmiştir; bu durum, genotip-fenotip ilişkilerinin hassasiyetini etkileyebilecek ek bir tahmin katmanı eklemektedir.[2] Kritik bir endişe, lipid düşürücü tedaviye ilişkin verilerin tutarsız mevcudiyetidir; bazı kohortlar için bu bilgi mevcut değildi ve bu nedenle analizlerde dikkate alınmamıştır, bu da dodecenoylcarnitine düzeyleri ile genetik ilişkileri potansiyel olarak karıştırabilmektedir.[2] Ayrıca, araştırmalar büyük ölçüde, genetik varyantların çeşitli fenotipler üzerindeki etkilerini modüle ettiği bilinen gen-çevre etkileşimlerinin karmaşık etkileşimini incelememiştir.[6]Diyet alımı veya yaşam tarzı gibi çevresel faktörler,dodecenoylcarnitine düzeylerini önemli ölçüde etkileyebilir ve bu tür analizlerin yokluğu, önemli bir bilgi boşluğunu temsil etmektedir. Bu etkileşimler incelenmeden, dodecenoylcarnitine varyasyonuna yönelik genetik yatkınlıkların tam biyolojik bağlamı eksik anlaşılmış kalmakta, bu da gözlemlenen genetik etkilerin kapsamlı bir yorumunu sınırlamaktadır.
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”ABCC1 (ATP Binding Cassette Subfamily C Member 1) geni, ATP-bağlayıcı kaset (ABC) taşıyıcı ailesinin bir üyesi olan Çoklu İlaç Direnciyle İlişkili Protein 1 (MRP1) olarak bilinen bir proteini kodlar. Bu proteinler, ilaçlar, ksenobiyotikler ve endojen metabolitler dahil olmak üzere çok çeşitli substratların hücre dışına pompalanmasında kritik öneme sahiptir ve detoksifikasyonda ve hücresel homeostazın sürdürülmesinde önemli bir rol oynar.[1] ABCC1 çeşitli dokularda yaygın olarak ifade edilir ve aktivitesi birçok bileşiğin biyoyararlanımını ve eliminasyonunu etkileyebilir, böylece ilaç yanıtını ve belirli hastalıklara yatkınlığı etkiler.[1] ABCC1 geni içindeki rs924138 , rs924136 ve rs35587 gibi varyasyonlar, genin ekspresyon seviyelerini veya MRP1 proteininin işlevini potansiyel olarak değiştirebilir. Bu tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) düzenleyici bölgelerde veya intronlarda bulunabilir,ABCC1 geninin nasıl transkribe edildiğini veya eklenmesini etkileyerek, bu da MRP1 taşıyıcı proteininin miktarında veya aktivitesinde varyasyonlara yol açabilir.[1] Taşıyıcı işlevindeki bu tür değişiklikler, çeşitli substratlarının hücresel atılımını etkileyebilir, potansiyel olarak çeşitli moleküllerin hücre içi konsantrasyonlarının değişmesine yol açabilir.[1] ABCC1 doğrudan açilkarnitinler için birincil bir taşıyıcı olarak tanınmasa da, geniş substrat özgüllüğü ve hücresel atılım yollarındaki rolü, dodesenoilkarnitin gibi metabolitler için potansiyel dolaylı etkiler önermektedir. Dodesenoilkarnitin, yağ asidi beta-oksidasyonunda bir ara ürün olan orta zincirli bir açilkarnitindir (C12:0) ve enerji üretimi için gereklidir.[1] rs924138 , rs924136 veya rs35587 gibi varyantlara bağlı ABCC1 aktivitesindeki değişiklikler, yağ asidi metabolizmasını veya mitokondriyal işlevi etkileyen diğer moleküllerin taşınmasını etkileyerek hücresel lipitlerin veya ilgili metabolik ara ürünlerin dengesini dolaylı olarak etkileyebilir.[1] Bu ABCC1 varyantlarının dodesenoilkarnitin seviyeleri üzerindeki etkisi, doğrudan taşımadan ziyade daha geniş metabolik yollar üzerindeki etkilerinden kaynaklanacaktır. Açilkarnitinlerin yağ asidi taşınmasında ve mitokondriyal beta-oksidasyondaki rolü göz önüne alındığında, hücresel enerji metabolizmasını veya lipitlerle ilişkili bileşiklerin işlenmesini bozan herhangi bir genetik varyasyon, bu kritik metabolitlerin konsantrasyonları üzerinde aşağı yönlü etkilere sahip olabilir.[1] Bu nedenle, ABCC1’deki varyasyonlar, metabolik profillerde ince değişikliklere katkıda bulunabilir, potansiyel olarak lipit metabolizması veya enerji homeostazı ile ilişkili durumları etkileyebilir.[1]
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs924138 rs924136 rs35587 | ABCC1 | metabolite measurement laurylcarnitine measurement succinylcarnitine measurement X-13431 measurement Cis-4-decenoyl carnitine measurement |
Genetik Yatkınlık ve Yağ Asidi Metabolizması
Section titled “Genetik Yatkınlık ve Yağ Asidi Metabolizması”Dodesenoilkarnitin’in, spesifik bir orta zincirli açilkarnitinin konsantrasyonu, genetik varyasyonlardan önemli ölçüde etkilenir ve metabolik profillerdeki bireysel farklılıklara katkıda bulunur.[1] Araştırmalar, sık görülen genetik olarak belirlenmiş metabotiplerin, yaygın multifaktöriyel hastalıkların etiyolojisinde ayırt edici kofaktörler olarak rol oynadığını ve spesifik genetik lokusların anahtar lipidlerin ve metabolitlerin homeostazını etkilediğini göstermektedir.[1] Bunun önemli bir örneği, kromozom 1’deki MCAD (orta zincirli açil-Koenzim A dehidrogenaz) geni içindeki intronik SNP rs11161510 ile dodesenoilkarnitin dahil olmak üzere çeşitli orta zincirli açilkarnitinlerin oranı arasında gözlemlenen güçlü ilişkidir.[1] MCAD geni, mitokondriler içinde enerji üretimi için temel bir süreç olan yağ asitlerinin beta-oksidasyonunu başlatan kritik bir enzimi kodlar.[1] Bu gendeki varyasyonlar, enzim fonksiyonunu doğrudan bozabilir; örneğin, rs11161510 minör allel homozigotları bu reaksiyonlarda azalmış enzimatik dönüşüm sergiler.[1] Bu azalmış MCAD aktivitesi, daha uzun zincirli yağ asitleri ve dodesenoilkarnitin gibi açilkarnitin formları dahil olmak üzere substratlarının birikimine yol açar, böylece metabolik dengeyi değiştirir ve lipid işlenmesi üzerindeki temel bir genetik etkiyi yansıtır.[1]
Yaşam Tarzı ve Beslenme Faktörleriyle Etkileşim
Section titled “Yaşam Tarzı ve Beslenme Faktörleriyle Etkileşim”Dodesenoilkarnitin düzeylerini doğrudan etkileyen spesifik çevresel faktörler ayrıntılı olarak açıklanmamış olsa da, araştırmalar, yağ asidi metabolizmasını etkileyenler gibi genetik olarak belirlenmiş metabotiplerin çevresel faktörlerle etkileşime girebileceğini göstermektedir.[1]Yaşam tarzı seçimleri ve beslenme alımı, bir bireyin çeşitli fenotiplere yatkınlığını modüle edebilen önemli çevresel etkiler olarak kabul edilmektedir.[1]Bu durum, diyet kompozisyonunun, özellikle farklı yağ asidi türlerinin alımının veya diğer yaşam tarzı unsurlarının,MCAD genetik varyantlarının dodesenoilkarnitin düzeyleri üzerindeki etkisini potansiyel olarak değiştirebileceğini düşündürmektedir, ancak kesin mekanizmaların daha fazla aydınlatılması gerekmektedir.[1]
Yağ Asidi Metabolizması ve Karnitin Mekiği
Section titled “Yağ Asidi Metabolizması ve Karnitin Mekiği”Dodesenoilkarnitin, yağ asitlerinin hücresel metabolizması için kritik öneme sahip bir molekül sınıfı olan orta zincirli bir açilkarnitindir. Yağ asitleri, özellikle açlık veya yüksek enerji talebi dönemlerinde birincil enerji kaynağı olarak hizmet eder. Enerji için kullanılmak üzere, yağ asitleri mitokondri içinde beta-oksidasyona uğramalıdır; bu süreç onları asetil-CoA birimlerine ayırır. Ancak, yağ asitleri iç mitokondriyal membranı serbestçe geçemez; bunun yerine, açilkarnitinleri oluşturmak üzere serbest karnitine bağlanırlar ve bu açilkarnitinler daha sonra karnitin mekik sistemi aracılığıyla mitokondri içine taşınır.[1] Bu karmaşık taşıma mekanizması, beta-oksidasyonun başladığı mitokondriyal matrikse yağ asitlerinin verimli bir şekilde iletilmesini sağlayarak hücresel enerji homeostazında hayati bir rol oynar.
Beta-Oksidasyonda Açil-CoA Dehidrojenazların Rolü
Section titled “Beta-Oksidasyonda Açil-CoA Dehidrojenazların Rolü”Mitokondri içine girdikten sonra, açilkarnitinler tekrar açil-CoA’lara dönüştürülür ve bu açil-CoA’lar, açil-Koenzim A dehidrojenazlar ailesi tarafından başlatılan beta-oksidasyon yoluna girer. Bu enzimler, yağ asidi zincir uzunluğuna özgüdür ve orta zincirli açil-Koenzim A dehidrojenaz (MCAD), dodesenoilkarnitin için özellikle önemlidir. MCAD, orta zincirli yağ asitleri için beta-oksidasyonun ilk adımını katalize ederek onları enoil-CoA’lara dönüştürür.[1] MCAD’ın etkinliği, orta zincirli açilkarnitinlerin dengesini doğrudan etkiler; bu enzimin azalmış aktivitesi, dodesenoilkarnitin gibi substratlarının birikimine yol açarken, daha kısa zincirli ürünlerin üretimini azaltabilir.[1]
Lipit Metabolizması Üzerindeki Genetik Etkiler
Section titled “Lipit Metabolizması Üzerindeki Genetik Etkiler”Genetik varyasyonlar, metabolik enzimlerin etkinliğini ve dolayısıyla dolaşımdaki metabolit profillerini önemli ölçüde etkiler. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), MCADgibi açil-KoA dehidrogenazları kodlayan genlerde, farklı açilkarnitin konsantrasyonlarıyla ilişkili tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) tanımlamıştır.[1] Örneğin, MCAD genindeki intronik SNP rs11161510 , orta zincirli açilkarnitin oranlarıyla ilişkilendirilmiştir; bu da minör allel homozigotlarının bu reaksiyonlar için daha düşük enzimatik dönüşüme sahip olabileceğini düşündürmektedir.[1] “Metabotip” olarak adlandırılan bu tür genetik yatkınlıklar, bir bireyin metabolik manzarasını değiştirebilir ve yaygın çok faktörlü hastalıklara yatkınlıklarını etkileyebilir.[1]
Dodesenoilkarnitin Metabolik Bir Biyobelirteç ve Patofizyolojik İlişkisi Olarak
Section titled “Dodesenoilkarnitin Metabolik Bir Biyobelirteç ve Patofizyolojik İlişkisi Olarak”Yağ asidi beta-oksidasyonunun verimliliğini yansıtan dodesenoilkarnitin seviyelerindeki varyasyonlar, metabolik biyobelirteçler olarak kullanılabilir. Yağ asidi metabolizmasındaki bozukluklar, genetik faktörlerden veya çevresel etkilerden kaynaklansın, sistemik sonuçlarla birlikte homeostatik dengesizliklere yol açabilir. Değişmiş açilkarnitin profilleri, genellikle lipid disregülasyonu ile ilişkili durumlarda gözlenir ve koroner arter hastalığı (CAD) gibi hastalıkların patofizyolojisinde ilişkilendirilmiştir.[4]Bu genetik olarak belirlenmiş metabotipler, lipid konsantrasyonlarını ve metabolik yolları etkileyerek, kardiyovasküler sağlık sonuçları dahil olmak üzere çeşitli fenotipler için bir bireyin riskini modüle etmek üzere yaşam tarzı ve beslenme faktörleriyle etkileşime girebilirler.[1]
Mitokondriyal Yağ Asidi Beta-Oksidasyonu ve Karnitin Mekiği
Section titled “Mitokondriyal Yağ Asidi Beta-Oksidasyonu ve Karnitin Mekiği”Dodecenoylcarnitine, orta zincirli bir açilkarnitin olarak, hücresel enerji üretimi için temel olan mitokondriyal beta-oksidasyon yolunda çok önemli bir rol oynar. Yağ asitleri, mitokondrilere taşınmak üzere serbest karnitine bağlanarak, iç zarı geçebilen açilkarnitinler oluşturur.[1]Bu karnitin mekik sistemi, dodesenoik asit de dahil olmak üzere yağ asitlerinin katabolizma yoluyla ATP üretmek üzere sonraki parçalanmasını kolaylaştırır.[1]Böylece, dodecenoylcarnitine, hücre içinde orta zincirli yağ asitlerinin hayati bir enerji kaynağı olarak verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayan kritik bir ara ürün görevi görür.
Asilkarnitin Seviyelerinin Genetik Modülatörleri
Section titled “Asilkarnitin Seviyelerinin Genetik Modülatörleri”Dodesenoilkarnitin ve diğer orta zincirli asilkarnitinlerin konsantrasyonları, yağ asidi beta-oksidasyonunda rol alan enzimlerin aktivitesini etkileyen genetik varyasyonlardan önemli ölçüde etkilenir. MCAD (orta zincirli açil-Koenzim A dehidrogenaz) geni içindeki, rs11161510 gibi polimorfizmler, orta zincirli asilkarnitinlerin oranıyla güçlü bir şekilde ilişkilidir ve enzimatik dönüşümü doğrudan etkiler.[1] Benzer şekilde, rs2014355 ile örneklendirilen SCAD (kısa zincirli açil-Koenzim A dehidrogenaz) genindeki genetik varyantlar, kısa zincirli asilkarnitin oranlarını etkileyerek, genetik faktörlerin bu kritik katabolik yollar aracılığıyla metabolik akışı nasıl düzenlediğini topluca göstermektedir.[1] Bu genlerdeki minör alleller için homozigot olan bireyler, genellikle azalmış dehidrogenaz aktivitesi gösterir; bu durum, daha uzun zincirli yağ asidi substratlarının daha yüksek konsantrasyonlarına yol açarak, sonuç olarak metabolik profillerini değiştirir.[1]
Metabolik Düzenleme ve Sistemik Lipid Homeostazı
Section titled “Metabolik Düzenleme ve Sistemik Lipid Homeostazı”Dodecenoilkarnitin içeren yollar, karmaşık düzenleyici mekanizmalar tarafından kontrol edilen daha geniş sistemik lipid homeostazına karmaşık bir şekilde entegre olmuştur. ANGPTL3 ve ANGPTL4gibi genlerin, genel lipid metabolizmasını düzenlediği, dolaşımdaki trigliserit ve yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) düzeylerini etkilediği, bunun da sırayla yağ asitlerinin karnitin aracılı taşıma ve oksidasyon için kullanılabilirliğini etkilediği bilinmektedir.[7] Ayrıca, SREBP-2 gibi transkripsiyon faktörleri, mevalonat yolunu düzenleyerek izoprenoid ve adenosilkobalamin metabolizması arasında bir bağlantı kurar ve çeşitli lipid ve enerji metabolik yollarının birbirine bağlılığını vurgular.[8] Bu hiyerarşik düzenleme, besin bulunabilirliğine ve enerji taleplerine koordineli bir hücresel yanıtı garanti eder; burada açilkarnitin düzeyleri, metabolik durumun dinamik göstergeleri olarak hizmet eder.
Kardiyometabolik Sağlık İçin Çıkarımlar
Section titled “Kardiyometabolik Sağlık İçin Çıkarımlar”Dodecenoilkarnitin içeren metabolik yollardaki düzensizlik, kardiyometabolik sağlık için önemli sonuçlar doğurabilir ve yaygın multifaktöriyel hastalıkların etiyolojisine katkıda bulunabilir. MCAD gibi genlerdeki varyantlardan etkilenen spesifik açilkarnitin profilleri ile karakterize edilen, genetik olarak belirlenmiş “metabotipler”in, bir bireyin belirli fenotiplere karşı duyarlılığını modüle eden ayırıcı kofaktörler olarak işlev gördüğü düşünülmektedir.[1]Bu değişmiş metabolik durumlar, özellikle lipid konsantrasyonlarını ve enerji metabolizmasını etkileyenler, koroner arter hastalığı ve poligenik dislipidemi riski ile doğrudan ilişkilidir.[4]Bu yolak düzensizliklerini ve tetikledikleri olası kompansatuvar mekanizmaları anlamak, metabolik dengeyi yeniden sağlamayı ve hastalık riskini azaltmayı amaçlayan terapötik müdahaleler için potansiyel yollar sunmaktadır.
References
Section titled “References”[1] Gieger C, et al. “Genetics meets metabolomics: a genome-wide association study of metabolite profiles in human serum.”PLoS Genet, vol. 4, no. 11, 2008.
[2] Kathiresan, S., et al. “Common variants at 30 loci contribute to polygenic dyslipidemia.” Nat Genet, vol. 40, no. 12, 2008, pp. 1417-24.
[3] Benjamin, E. J., et al. “Genome-wide association with select biomarker traits in the Framingham Heart Study.” BMC Med Genet, vol. 8, 2007, p. 64.
[4] Willer, C. J., et al. “Newly identified loci that influence lipid concentrations and risk of coronary artery disease.”Nat Genet, vol. 40, no. 2, 2008, pp. 161-9.
[5] Yuan, X., et al. “Population-based genome-wide association studies reveal six loci influencing plasma levels of liver enzymes.” Am J Hum Genet, vol. 83, no. 5, 2008, pp. 520-8.
[6] Vasan, R. S., et al. “Genome-wide association of echocardiographic dimensions, brachial artery endothelial function and treadmill exercise responses in the Framingham Heart Study.”BMC Med Genet, vol. 8, 2007, p. 66.
[7] Koishi, Ryo, et al. “Angptl3 regulates lipid metabolism in mice.” Nat Genet, vol. 30, no. 2, 2002, pp. 151–157.
[8] Murphy, Clare, et al. “Regulation by SREBP-2 defines a potential link between isoprenoid and adenosylcobalamin metabolism.” Biochem Biophys Res Commun, vol. 355, no. 2, 2007, pp. 359–364.