İçeriğe geç

Dokosapentaenoik Asit

Dokosapentaenoik asit (DPA), insan metabolizmasında ve sağlığında rol oynayan çoklu doymamış bir yağ asididir (PUFA). Hem omega-3 (n-3) hem de omega-6 (n-6) formlarında bulunur ve n-3 formu genellikle eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) arasındaki metabolik yolda bir ara madde olarak kabul edilir.[1] DPA seviyeleri, plazma fosfolipitleri ve kırmızı kan hücreleri gibi çeşitli biyolojik örneklerde ölçülebilir.[1], [2], [3]

DPA metabolizması, özellikle n-3 DPA, çeşitli genlerden etkilenir. PUFA’ların sentezinde yer alan temel enzimler, desaturaz genleri olan FADS1 ve FADS2 ve uzatıcı gen olan ELOVL2 tarafından kodlanır.[1], [4], [5]Bu genlerin içinde veya yakınında bulunan genetik varyantlar veya tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler), DPA seviyeleriyle önemli ölçüde ilişkilidir. Örneğin,ELOVL2 bölgesindeki rs12662634 gibi SNP’ler, DPA seviyeleriyle yüksek oranda ilişkili olarak tanımlanmıştır.[1], [3] Fosfolipid metabolizmasında yer alan 21. kromozom üzerindeki GCKR (en çok ilişkili SNP: rs780094 ) ve AGPAT3 gibi diğer genler de DPA seviyeleriyle ilişkiler göstermektedir.[1] Metabolizma ötesinde, DPA (n-6)‘nın, 7. kromozom üzerindeki CHCHD3 geni yakınındaki SNP’lerle etkileşime girdiği ve ICAM gibi inflamatuvar biyobelirteçleri etkilediği gözlemlenmiştir.[6]Bu gen, mitokondriyal fonksiyon ve krista bütünlüğü için gerekli olan ve kardiyovasküler ve nörodejeneratif hastalıklarla ilgili olan bir iç mitokondriyal membran iskele proteinini kodlar.[6]

DPA, özellikle n-3 formu, çeşitli önemli sağlık sonuçlarıyla ilişkilendirilmiştir. Çalışmalar, sağlıklı yetişkinlerde kırmızı kan hücresi DPA (n-3) ile trigliseritler ve C-reaktif protein (CRP) arasında ters bir ilişki olduğunu göstermiştir.[2]CRP, bilinen bir inflamatuvar biyobelirteç ve kardiyovasküler hastalık (CVD) için bir risk faktörüdür.[6] Daha yüksek n-3 DPA seviyeleri ayrıca akut koroner olay riskinin azalmasıyla da ilişkilendirilmiştir.[7] DPA(N6) ve CHCHD3 yakınındaki SNP’leri içeren genetik etkileşimler, KVD üzerinde potansiyel bir etki olduğunu düşündürmektedir.[6]Ayrıca, DPA dahil olmak üzere omega-3 PUFA’lar genel olarak, bilişsel fonksiyon ve beyin gelişimi ile ilişkilidir ve seviyeleri balık tüketimi gibi diyet alımıyla etkilenebilir.[6], [8], [9]

DPA seviyelerini etkileyen genetik ve çevresel faktörleri anlamak, önemli bir sosyal öneme sahiptir. Araştırmacılar, DPA ile ilişkili genetik varyantları belirleyerek, optimal yağ asidi alımı için kişiselleştirilmiş beslenme önerilerine doğru ilerleyebilir ve çeşitli hastalıklar için genetik riski potansiyel olarak modüle edebilirler.[6]Kardiyovasküler sağlık, inflamasyon ve bilişsel fonksiyon ile olan bağlantıları göz önüne alındığında, DPA halk sağlığı girişimleri için değerli bir biyobelirteçtir. CHARGE Konsorsiyumu ve Framingham Kalp Çalışması tarafından yürütülenler gibi büyük ölçekli genomik çalışmalar, yağ asidi seviyeleriyle genetik ilişkileri ve bunların sağlık sonuçları üzerindeki etkisini inceleyerek bu anlayışa katkıda bulunmaktadır.[1], [6], [10], [11], [12] Bu araştırma, hastalıkların önlenmesi ve sağlığın geliştirilmesini amaçlayan hassas beslenme stratejilerinin geliştirilmesini desteklemektedir.

Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar

Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar”

Dokosapentaenoik asit seviyeleri ile ilgili bulguların yorumlanabilirliği, çeşitli metodolojik ve istatistiksel sınırlamalara tabidir. Birçok çalışma, özellikle Framingham gibi aile temelli kohortları içerenler, paylaşılan genetik altyapılar nedeniyle azaltılmış etkin örneklem büyüklükleriyle karşılaştı ve bu da ilişkili genetik varyantları belirleme konusundaki istatistiksel gücü sınırladı.[3] Yanlış pozitiflere karşı korunmak için konservatif önem düzeyleri kullanılmasına rağmen, bu yaklaşım doğası gereği özellikle daha küçük etki büyüklüklerine sahip varyantlar için gerçek ilişkileri tespit etme yeteneğini azaltmıştır.[3] Ek olarak, gen-yağ asidi etkileşimleri üzerine yapılan bazı araştırmalar, daha katı genom çapında ilişkilendirme çalışması (GWAS) önem düzeyi yerine, ön önem eşiklerini kullanmış ve bu da bu spesifik bulguların sağlamlığını ve tekrarlanabilirliğini potansiyel olarak etkilemiştir.[8]Ayrıca, incelenen genetik varyasyonun kapsamı büyük ölçüde yaygın varyantlarla sınırlı kalmış ve nadir genetik varyasyonların dokosapentaenoik asit seviyelerine potansiyel katkıları büyük ölçüde keşfedilmemiştir.[3] Çeşitli kırmızı kan hücresi yağ asitleri arasındaki yüksek karşılıklı korelasyonun doğal biyolojik gerçekliği de analizi karmaşıklaştırmakta ve tek tek yağ asitlerini izole olarak analiz etmek yerine, bu karmaşık korelasyon yapısını açıkça hesaba katan daha karmaşık modellere ihtiyaç olduğunu düşündürmektedir.[3] Bazı çalışmaların kesitsel niteliği, sonuçların genellenebilirliğini ve öngörü gücünü daha da sınırlamaktadır, çünkü bunlar uzunlamasına değişiklikler veya nedensel ilişkiler yerine bir anlık görüntüyü yakalamaktadır.[8]

Genellenebilirlik ve Fenotip Heterojenitesi

Section titled “Genellenebilirlik ve Fenotip Heterojenitesi”

Dokosapentaenoik asit seviyeleriyle ilgili genetik ilişkilendirmelerin genellenebilirliği, popülasyon köken farklılıkları ile sınırlıdır.FADS1/2’yi içerenler gibi bazı gen ilişkilendirmeleri, Avrupa, Afrika, Çin ve Hispanik popülasyonları dahil olmak üzere çeşitli kökenlerde tutarlılık gösterirken, ELOVL2 ile olanlar gibi diğer önemli ilişkilendirmeler daha az tutarlıydı.[1] Bu tutarsızlık, kökenler arasında allel frekanslarındaki önemli varyasyona ve ayrıca daha küçük örneklem boyutları nedeniyle Avrupa kökenli olmayan kohortlarda yetersiz istatistiksel güce bağlanabilir; bu da bulguların küresel bir popülasyona doğrudan uygulanabilirliğini kısıtlar.[1]Birden fazla çalışmada kritik bir sınırlama, kapsamlı diyet alım verilerinin sık sık eksik olmasıdır. Dokosapentaenoik asit seviyeleri diyetten önemli ölçüde etkilenir ve özellikle esansiyel yağ asitleri ile ilgili ayrıntılı diyet bilgilerinin olmaması, yağ asidi metabolizmasını önemli ölçüde etkileyen çevresel faktörlerin tam olarak hesaba katılmadığı anlamına gelir.[3]Bu eksiklik, genetik etkileri doğru bir şekilde tespit etme ve ölçme yeteneğini azaltabilir ve diyet katkıları dikkate alınmadığında kalıtılabilirliğin aşırı tahmin edilmesine yol açabilir.[3]Dahası, farklı çalışmalar dokosapentaenoik asidi, her biri yağ asidi metabolizmasının ve son diyet alımının farklı yönlerini yansıtan toplam plazma, plazma fosfolipitleri veya kırmızı kan hücreleri gibi çeşitli biyolojik matrislerde ölçmüştür; bu da çalışmalar arasında heterojeniteye ve sonuçları karşılaştırmada ve yorumlamada zorluklara neden olabilir.[1]

Genetik Mimari ve Çevresel Etkileşimlerin Tam Olarak Anlaşılamaması

Section titled “Genetik Mimari ve Çevresel Etkileşimlerin Tam Olarak Anlaşılamaması”

Önemli keşiflere rağmen, dokosapentaenoik asit seviyelerindeki genetik varyansın önemli bir kısmı hala açıklanamamaktadır ve bu da “kayıp kalıtım” sorununu vurgulamaktadır. Belirlenen yaygın varyantlar, tipik olarak farklı yağ asitleri için %0,4 ila %8,6 arasında değişen, yağ asidi seviyelerindeki gözlemlenen varyansın yalnızca küçük bir yüzdesini açıklar.[1] Bu, genetik etkinin çoğunun, mevcut genom çapında ilişkilendirme çalışmaları tarafından tam olarak yakalanamayan nadir varyantlardan, karmaşık gen-gen etkileşimlerinden, epigenetik modifikasyonlardan veya gen-çevre etkileşimlerinden kaynaklanabileceğini düşündürmektedir.

Genetik yatkınlıklar ve çevresel faktörler, özellikle diyet alımı arasındaki karmaşık etkileşim, henüz tam olarak aydınlatılamamış karmaşık bir alanı temsil etmektedir. Bazı çalışmalar gen-diyet etkileşimlerini keşfetmeye başlamış olsa da, bir bireyin genetik altyapısının optimal diyet yağ asidi alımını nasıl düzenlediğine dair kapsamlı bir anlayış önemli bir bilgi boşluğu olmaya devam etmektedir.[6]Bu eksik anlayış, dokosapentaenoik asit seviyelerini ve ilgili sağlık sonuçlarını yönetmek için kesin, kişiselleştirilmiş beslenme önerilerinin geliştirilmesini sınırlamaktadır. Ayrıca, dokosapentaenoik asit ile ilişkili olduğu belirlenen bazı genetik lokuslar, yağ asidi metabolizması veya kardiyovasküler sağlıkta daha önce karakterize edilmemiş rollere sahip genlerde (örneğin,PDXDC1, GCKR, AGPAT3, CHCHD3) bulunmaktadır ve bu da biyolojik mekanizmalarını ve klinik önemini tam olarak anlamak için devam eden fonksiyonel çalışma ihtiyacının altını çizmektedir.[1], [6]

Genetik varyasyonlar, öncelikle yağ asidi metabolizma yollarının verimliliğini etkileyerek, bireyin dokosapentaenoik asit (DPA) seviyelerini belirlemede önemli bir rol oynar. Uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerinin (PUFA’lar) sentezinde yer alan temel genler arasında yağ asidi desatüraz (FADS) gen kümesi ve elongaz (ELOVL) genleri bulunur. Kromozom 11 üzerinde bulunan FADS1, FADS2 ve FADS3 genleri, temel yağ asitlerini DPA gibi daha uzun, daha doymamış formlara dönüştürmede kritik bir adım olan yağ asidi zincirlerine çift bağlar ekleyen enzimleri kodlar. Örneğin, FADS1 delta-5 desatürasyonundan sorumluyken, FADS2 delta-6 desatürasyonunu gerçekleştirir ve her ikisi de n-3 ve n-6 PUFA sentezi için hayati öneme sahiptir.[3] Bu küme içindeki rs174547 gibi varyantlar, DPA seviyeleriyle önemli ölçüde ilişkilendirilmiştir; rs174547 ’nin C/T alleli, büyük meta-analizlerde DPA ile bir ilişki göstermiştir.[1] rs174548 ’in (genellikle rs174547 ile bağlantı dengesizliğinde olan FADS1’deki bir varyant) G alleli, DPA dahil olmak üzere daha düşük uzun zincirli n-3 PUFA seviyeleriyle ilişkilidir.[1] Ek olarak, FADS2 varyantı rs1535 ’in, eikosapentaenoik asit (EPA) seviyelerini etkilemede plazma alfa-linolenik asit (ALA) seviyeleriyle etkileşime girdiği gösterilmiştir ve bu da genetik ve diyet yağ asitleri arasındaki karmaşık etkileşimi göstermektedir.[1] Bu bölgedeki rs174567 , rs4246215 (FADS2 ve FEN1’i içeren) ve rs174448 (FADS2 ve FADS3 arasında) dahil olmak üzere diğer varyantlar, kümenin yağ asidi profilleri üzerindeki geniş etkisinin altını çizmektedir.

DPA ve diğer uzun zincirli n-3 PUFA’lar için bir diğer kritik gen, DPA’nın dokosaheksaenoik aside (DHA) dönüşümü de dahil olmak üzere yağ asitlerini uzatmaktan sorumlu bir enzimi kodlayan ELOVL2’dir (Çok Uzun Zincirli Yağ Asitlerinin Uzaması 2). ELOVL2’deki genetik varyasyonlar, DPA, EPA ve DHA’nın plazma fosfolipid seviyeleriyle güçlü bir şekilde ilişkilidir.[1] Örneğin, ELOVL2’deki rs3734398 varyantı özellikle etkilidir; C alleli, Hispanik kökenli bireylerde daha yüksek DPA seviyeleri ve daha düşük DHA seviyeleri ile ilişkilidir, Avrupa ve Afrika kökenli bireylerde ise EPA, DPA ve DHA ile ilişkilidir.[1] Bu bölgedeki ELOVL2’deki rs8523 ve ELOVL2-AS1’deki rs1321535 (ELOVL2 ekspresyonunu düzenleyen bir antisens RNA) gibi diğer varyantlar, yağ asidi uzamasının genetik düzenlenmesine ve dolayısıyla DPA konsantrasyonlarına katkıda bulunur. Bu ilişkiler, uzama kapasitesindeki genetik farklılıkların çeşitli n-3 PUFA’ların kullanılabilirliğini nasıl etkileyebileceğini ve genel metabolik sağlığı nasıl etkileyebileceğini vurgulamaktadır.

Temel FADS ve ELOVL yollarının ötesinde, diğer genetik lokuslar da DPA seviyelerine katkıda bulunur. TMEM258 ve MYRF gibi genlerdeki varyantlar, yağ asidi metabolizmasında rol oynamıştır. Spesifik olarak, TMEM258 ve MYRF içinde veya yakınında bulunan rs174535 varyantı, DPA seviyeleriyle ilişkilidir.[1] TMEM258’in (bir transmembran protein) veya MYRF’nin (Miyelin Düzenleyici Faktör) DPA’yı hangi kesin mekanizmalarla etkilediği hala araştırılırken, TMEM258’deki rs102275 ve rs102274 dahil olmak üzere genetik varyasyonları, lipid homeostazında daha geniş düzenleyici rollere işaret etmektedir. Ayrıca, SYCP2L’deki (Sinaptonemal Kompleks Protein 2 Benzeri) rs4713103 ve FADS3 - RAB3IL1 bölgesindeki (RAB3B Etkileşim Proteini 1 Benzeri) rs174468 gibi varyantlar da ilgi alanlarını temsil etmektedir ve sadece desatürasyon ve uzamada doğrudan yer alan genler değil, karmaşık bir gen ağının dolaşımdaki DPA seviyelerini etkilediğini göstermektedir. Bu çeşitli genetik etkiler, toplu olarak, bir bireyin çeşitli sağlık sonuçlarıyla bağlantılı önemli bir ara n-3 yağ asidi olan DPA’nın optimal seviyelerini işleme ve koruma kapasitesini şekillendirir.

Dokosapentaenoik Asit: Tanım ve Adlandırma

Section titled “Dokosapentaenoik Asit: Tanım ve Adlandırma”

Dokosapentaenoik asit (DPA), uzun zincirli bir çoklu doymamış yağ asididir (PUFA).[1] Esas olarak iki formda bulunur: omega-3 DPA (DPA n-3) ve omega-6 DPA (DPA n-6).[3]“n-3” ve “n-6” tanımlamaları, yağ asidi zincirinin metil ucundan itibaren ilk çift bağın konumunu ifade eder ve bu durum metabolik yollarını ve biyolojik fonksiyonlarını kritik şekilde etkiler. DPA n-3, alfa-linolenik asit (ALA), eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) ile birlikte ana omega-3 PUFA türlerinden biri olarak kabul edilir.[8]Bu ayrımlar, diyet kaynaklarını, metabolik dönüşümlerini ve insan sağlığındaki çeşitli rollerini anlamak için çok önemlidir.

DPA’nın kesin terminolojisi, moleküler yapısını ve yağ asitlerinin daha geniş ailesi içindeki sınıflandırmasını yansıtır. Genellikle balık yağından elde edilen DPA n-3, kardiyovasküler sağlıkla ilişkisi açısından incelenmiştir.[7] Genetik çalışmalarda, DPA seviyeleri genellikle plazma fosfolipitlerindeki toplam yağ asitlerinin yüzdesi olarak ifade edilir ve gözlemlenen ortalama seviyeler, örneğin %0,83’ten %0,98’e kadar kohortlar arasında değişiklik gösterir.[1] Bu operasyonel tanımlar, DPA seviyelerinin araştırma ve klinik ortamlarda standartlaştırılmış şekilde ölçülmesine ve karşılaştırılmasına olanak tanır ve ölçülebileceği farklı biyolojik matrisleri kabul eder.

Dokosapentaenoik asit, omega ailesine göre sınıflandırılır; bu da metabolik kökenini ve potansiyel fizyolojik rollerini belirler. DPA n-3, ALA’yı EPA ve DHA’e dönüştüren metabolik yolda ara bir üründür ve delta-6 desaturaz gibi enzimler sentezinde önemli bir rol oynar.[5] FADS1/FADS2 gibi gen kümelerindeki genetik varyasyonların, biyolojik dokularda DPA dahil olmak üzere n-3 PUFA’ların kompozisyonunu etkilediği bilinmektedir.[1]Bu genetik etki, bir bireyin DPA durumunu belirlemede diyet alımı ve endojen yağ asidi metabolizması arasındaki etkileşimi vurgulamaktadır.

Farklı DPA formları, farklı biyolojik aktiviteler ve klinik ilişkiler sergiler. Örneğin, DPA n-3’ün sağlıklı yetişkinlerde C-reaktif protein (CRP) gibi inflamatuar biyobelirteçler ve trigliserit seviyeleri ile ters orantılı olduğu bulunmuştur ve bu da kardiyovasküler sağlıkta faydalı bir rolü olduğunu düşündürmektedir.[2] Buna karşılık, DPA n-6 mevcut olmakla birlikte, CHCHD3 geni yakınındaki rs17424324 ve rs17424227 gibi belirli genetik varyantlarla etkileşimleri açısından da incelenmektedir ve bu etkileşimler kardiyovasküler hastalık riskini etkileyebilir.[6] Bu sınıflandırmalar, sağlık sonuçları üzerindeki etkilerini değerlendirirken DPA n-3 ve DPA n-6 arasında ayrım yapmanın önemini vurgulamaktadır.

Dokosapentaenoik asit seviyelerinin değerlendirilmesi, hem klinik tanı hem de araştırma için kritik olan hassas yaklaşımlara dayanır. Yağ asidi kompozisyonu yaygın olarak kırmızı kan hücreleri (RBC’ler) veya plazma fosfolipitleri gibi biyolojik örneklerde analiz edilir.[13] Standart bir yöntem, gaz kromatografisini içerir; burada yağ asitleri tipik olarak ekstrakte edilir ve analizden önce yağ asidi metil esterlerine (FAME’ler) transesterifiye edilir.[3] Bu teknik, RBC’lerdeki gliserofosfolipitlerden elde edilen yağ asitlerini baskın olarak ölçerek, uzun vadeli yağ asidi durumunun güvenilir bir yansımasını sağlar.[3] Genetik ilişkilendirme çalışmalarında, DPA seviyeleri kantitatif özellikler olarak hizmet eder ve istatistiksel analizlerde genellikle genetik varyantlar ve yağ asidi konsantrasyonları arasındaki ilişkileri değerlendirmek için doğrusal regresyon modelleri kullanılır.[1] Bu analizler tipik olarak, sağlam bulgular sağlamak için yaş, cinsiyet ve popülasyon genetik alt yapısı gibi karıştırıcı faktörlere göre ayarlanır.[1]DPA için spesifik tanısal eşik değerleri, hastalık sınıflandırması için evrensel olarak belirlenmemiş olsa da, seviyeleri diyet alımını gösterebilen ve akut koroner olaylar gibi durumlar için riski etkileyebilen biyobelirteçler olarak kabul edilir.[13] DPA seviyelerinin yorumlanması genellikle EPA ve DHA gibi diğer n-3 PUFA’lar ile olan korelasyonunu ve ELOVL2, GCKR ve AGPAT3 gibi genetik lokusların plazma konsantrasyonları üzerindeki etkisini dikkate alır.[1]

Dokosapentaenoik asit (DPA), insan fizyolojisinde çeşitli roller oynayan hem n-3 (omega-3) hem de n-6 (omega-6) formlarında bulunan çoklu doymamış bir yağ asididir (PUFA). Vücuttaki seviyeleri, genellikle kırmızı kan hücresi gliserofosfolipidlerinde veya plazma fosfolipidlerinde değerlendirilir ve diyet alımı, genetik yatkınlık ve metabolik süreçlerin karmaşık bir etkileşimi ile etkilenir.[1], [3], [14]DPA’nın önemi, hücresel membran yapısına, sinyal yollarına katılımından ve kardiyovasküler ve bilişsel sağlık dahil olmak üzere çeşitli sağlık sonuçlarıyla olan ilişkilerinden kaynaklanmaktadır.

Dokosapentaenoik Asit: Kaynakları ve Metabolizması

Section titled “Dokosapentaenoik Asit: Kaynakları ve Metabolizması”

Dokosapentaenoik asit, özellikle n-3 varyantı, diyetten doğrudan elde edilebilen veya öncüsü olan alfa-linolenik asitten (ALA), esansiyel bir diyet yağ asidinden endojen olarak sentezlenebilen uzun zincirli çoklu doymamış bir yağ asididir.[3]ALA’yı DPA ve nihayetinde dokosaheksaenoik asit (DHA) dahil olmak üzere daha uzun zincirli omega-3 yağ asitlerine dönüştürme metabolik yolu, bir dizi desaturasyon ve uzama adımını içerir.[15] Bu metabolik basamakta yer alan temel enzimler, yağ asidi zincirlerine çift bağlar ekleyen FADS1-FADS2 gen kümesi içindeki genler tarafından kodlanan delta-5 ve delta-6 desaturazlardır.[4], [5], [16] Desaturasyonu takiben, yağ asidi zincirleri, DPA’yı DHA’ya uzatmak için kritik olan ELOVL2 geni tarafından kodlananlar gibi enzimler tarafından uzatılır.[1] Bu dönüşümlerin, özellikle DPA-n3’ün ELOVL2 yoluyla tetrakosaheksaenoik aside (TPA) dönüşümünün verimliliği, hücresel zarlardaki genel DPA-n3 içeriğini belirlemede hız sınırlayıcı bir faktör olabilir.[3]

Dokosapentaenoik Asit Seviyelerinin Genetik Düzenlenmesi

Section titled “Dokosapentaenoik Asit Seviyelerinin Genetik Düzenlenmesi”

Bireysel dokosapentaenoik asit (DPA) seviyeleri, genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) ile ortaya konduğu üzere, genetik varyasyonlardan önemli ölçüde etkilenir.[1], [3] 11. kromozom üzerindeki FADS1-FADS2gen kümesi, DPA konsantrasyonları ile ilişkili birincil genetik lokustur ve bu bölgedeki spesifik tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler), çoklu doymamış yağ asidi sentezi için çok önemli olan delta-5 ve delta-6 desaturazların aktivitesini etkiler.[1] Bu genetik varyantlar, DPA seviyelerindeki değişkenliğin önemli bir bölümünü açıklayabilir ve vücudun bu yağ asitlerini sentezleme kapasitesini doğrudan etkiler.

Bir diğer önemli genetik belirleyici, ELOVL2 gen bölgesidir; burada rs12662634 ve rs8523 gibi SNP’ler DPA-n3 seviyeleri ile güçlü bir şekilde ilişkilidir.[1], [3] ELOVL2 geni, yağ asidi zincirlerini uzatmada hayati bir rol oynayan bir elongaz enzimi kodlar ve böylece DPA üretimini ve bunun diğer uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerine sonraki dönüşümünü doğrudan etkiler.[1], [3] Bu genetik içgörüler, bir bireyin kalıtsal genetik yapısının, DPA’nın metabolizmasını ve dolaşımdaki seviyelerini nasıl modüle edebileceğini vurgulamaktadır.

Ayrıca, 2. kromozom üzerindeki GCKR(glukokinaz düzenleyici protein) ve 21. kromozom üzerindekiAGPAT3(1-asilgliserol-3-fosfat O-asiltransferaz 3) gibi diğer genler de DPA seviyeleri ile ilişkilendirilmiştir.[1] Bu ilişkiler, DPA konsantrasyonlarının lipid ve fosfolipid metabolizmasında yer alan daha geniş bir gen ağı tarafından etkilendiğini ve yağ asidi homeostazının altında yatan karmaşık genetik yapıyı vurguladığını göstermektedir. DPA(N6) ile 7. kromozom üzerindeki CHCHD3 geni yakınındaki rs17424324 ve rs17424227 gibi SNP’ler arasındaki etkileşim de inflamatuar biyobelirteçler için bir öngörücü olarak tanımlanmıştır ve bu da sağlığı etkileyen karmaşık gen-yağ asidi etkileşimlerini daha da göstermektedir.[6]

Dokosapentaenoik Asidin Hücresel ve Moleküler Fonksiyonları

Section titled “Dokosapentaenoik Asidin Hücresel ve Moleküler Fonksiyonları”

Dokosapentaenoik asit, özellikle omega-3 formu, hücre zarlarının kritik bir bileşenidir ve öncelikle kırmızı kan hücrelerinde bulunanlar gibi gliserofosfolipidlere dahil edilir.[3] Varlığı, sinyal iletimi, reseptör bağlanması ve iyon kanalı aktivitesi gibi hücresel süreçler için gerekli olan bu zarların akışkanlığına, bütünlüğüne ve genel işlevine katkıda bulunur. Yapısal rolünün ötesinde, DPA ve diğer omega-3 yağ asitleri, inflamasyonu, bağışıklığı ve hücre büyümesini düzenleyen çeşitli hücresel yolları etkileyen çeşitli sinyal moleküllerinin sentezi için öncüler olarak hizmet eder.

DPA’nın etkisi, mitokondri dahil olmak üzere kritik hücresel organellere kadar uzanır. 7. kromozom üzerindeki CHCHD3genine yakın DPA(N6) ve tek nükleotid polimorfizmlerini (SNP’ler) içeren genetik etkileşimler gözlemlenmiştir ve bunların hücresel sağlık için etkileri vardır.[6] CHCHD3 geni, oksidatif fosforilasyon yoluyla verimli enerji üretimi için gerekli olan mitokondriyal kristaların yapısal bütünlüğünü korumak için hayati önem taşıyan bir iç mitokondriyal membran iskele proteinini kodlar.[6]Krista yapısındaki bozulmalar çeşitli kardiyovasküler ve nörodejeneratif hastalıklarda rol oynamaktadır ve bu da DPA’nınCHCHD3 gibi proteinlerle etkileşimi yoluyla mitokondriyal fonksiyonu ve hücresel dayanıklılığı düzenlemede rol oynayabileceğini düşündürmektedir.[6] Beyinde, DPA ve ilgili omega-3 yağ asitleri nöroplastisiteye katkıda bulunur ve optimal bilişsel fonksiyon için temel olan membran homeostazını korur.[17] Bu yağ asitleri nörotransmisyonu düzenler ve beyin gelişimi ve yaşam boyunca bilişsel yeteneklerin korunması için çok önemlidir.[18], [19] DPA’nın sinir hücresi zarlarına entegrasyonu, karmaşık beyin fonksiyonlarını desteklemedeki ve nörolojik hasarlara karşı korumadaki önemini vurgulamaktadır.[20], [21]

Dokosapentaenoik Asit ve Sistemik Sağlık: Patofizyolojik Etkileri

Section titled “Dokosapentaenoik Asit ve Sistemik Sağlık: Patofizyolojik Etkileri”

Dokosapentaenoik asit, özellikle n-3 varyantı, sistemik sağlığa olan önemli katkıları ve çeşitli hastalıkların önlenmesi ve ilerlemesiyle olan ilişkisi nedeniyle giderek daha fazla tanınmaktadır. DPA-n3’ün trigliserit ve C-reaktif protein (CRP) seviyeleri ile ters orantılı olduğu gösterilmiştir; her ikisi de yerleşik inflamatuvar biyobelirteçlerdir ve kardiyovasküler hastalık için bağımsız risk faktörleridir.[2], [6]Bu, DPA’nın inflamatuvar yanıtları modüle etmede ve kardiyovasküler sağlığın korunmasına katkıda bulunmada, potansiyel olarak lipid metabolizmasını etkileyerek ve sistemik inflamasyonu azaltarak çok önemli bir rolü olduğunu düşündürmektedir.

Kardiyovasküler sağlığın ötesinde, DPA ve diğer omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA’lar), gelişmiş nörolojik fonksiyon ve bilişsel gerilemeye karşı koruma ile bağlantılıdır.[6]Çalışmalar, omega-3 takviyesinin bilişi artırabileceğini, beyin aktivasyonunu modüle edebileceğini ve nörodejeneratif hastalık modellerinde öğrenme bozukluğuna karşı koruma sağlayabileceğini göstermektedir.[17], [20], [21] DPA(N6) ile mitokondriyal krista bütünlüğü için gerekli bir proteini kodlayan CHCHD3geninin yakınındaki genetik varyantlar arasındaki etkileşim, mitokondriyal fonksiyonu etkileyerek DPA’yı kardiyovasküler ve nörodejeneratif hastalıkların patofizyolojisine daha da dahil etmektedir.[6]Ayrıca, balık yağından elde edilen dokosaheksaenoik asit (DHA) ile birlikte DPA, akut koroner olay riskinin azalmasıyla ilişkilidir ve genel mortalite, serum lipid seviyeleri ve beyin büyüklüğü dahil olmak üzere çeşitli diğer hastalık fenotiplerini etkiler.[6], [7], [22]Bu geniş sistemik etkiler, DPA’nın homeostazı korumadaki ve hastalık riskini değerlendirme ve yönetmedeki potansiyelini vurgulamaktadır.

Dokosapentaenoik Asit Sentezinin Metabolik Düzenlenmesi ve Genetik Etkileri

Section titled “Dokosapentaenoik Asit Sentezinin Metabolik Düzenlenmesi ve Genetik Etkileri”

Dokosapentaenoik asit (DPA) sentezi ve metabolizması, bir enzim ağı tarafından karmaşık bir şekilde düzenlenir ve genetik varyasyonlar seviyelerini önemli ölçüde etkiler. Bunlar arasında en önemlileri, çoklu doymamış yağ asidi (PUFA) biyosentezindeki desaturasyon adımları için gerekli olan delta-5 ve delta-6 desatürazları kodlayanFADS (Yağ Asidi Desatüraz) kümesindeki genler, özellikle FADS1 ve FADS2’dir. Bu kümedeki tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler), bu desatürazların aktivitesiyle ilişkilidir ve böylece serumdaki çeşitli yağ asitlerinin oranlarını etkiler. CRP bilinen bir inflamatuvar biyobelirteç ve kardiyovasküler hastalık için bir risk faktörü olduğundan (CVD), bu bulgular DPA n-3’ün kardiyovasküler riski ve inflamasyonu değerlendirmek ve izlemek için değerli bir gösterge olarak hizmet edebileceğini düşündürmektedir.[6] Ayrıca, DPA n-3 seviyelerinin, n-3 yağ asidi takviyesini takiben doza bağımlı bir şekilde arttığı gösterilmiştir ve bu da diyetle müdahale potansiyelini vurgulamaktadır.[2]Enflamatuvar belirteçlerle ilişkisinin ötesinde, DPA (n-3) kardiyovasküler sonuçlar için prognostik değer göstermiştir. Araştırmalar, DPA dahil olmak üzere balık yağı kaynaklı yağ asitlerinin, akut koroner olay riskinin azalmasıyla bağlantılı olduğunu ve miyokard enfarktüsü için negatif bir risk faktörü olarak hareket edebileceğini göstermektedir.[7]Bu kanıt, DPA’yı hastalık progresyonunu ve kardiyovasküler sağlıkta uzun vadeli etkileri tahmin etmek için ilgili bir biyobelirteç olarak konumlandırmaktadır. Ek olarak, mitokondriyal fonksiyon için gerekli olan ve bozulması kardiyovasküler hastalıklarda rol oynayanCHCHD3’ün CVD üzerindeki potansiyel etkileri göz önüne alındığında, dokosapentaenoik asit (n-6) veCHCHD3geni yakınındaki tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) arasındaki etkileşimler gibi genetik etkileşimler araştırılmıştır.[6]

Dokosapentaenoik Asit ve Bilişsel Fonksiyon

Section titled “Dokosapentaenoik Asit ve Bilişsel Fonksiyon”

Dokosapentaenoik asit (DPA), temel omega-3 çoklu doymamış yağ asidi (PUFA) türlerinden biri olarak, nörolojik ve bilişsel fonksiyon için önem taşır. Araştırmalar, genel omega-3 yağ asidi seviyelerini bilişsel fonksiyon ve beyin büyüklüğü ile ilişkilendirerek DPA’nin beyin sağlığındaki daha geniş katılımını düşündürmektedir.[6], [8]Dokosaheksaenoik asit (DHA) gibi ilgili omega-3’ler Alzheimer modellerinde öğrenme bozukluğuna karşı koruyucu etkileri açısından daha kapsamlı bir şekilde incelenmiş olsa da, biliş, nöroplastisite ve nörotransmisyon üzerinde yararlı etkileri vardır.[23], [24] DPA’nın bu sonuçlara özel katkıları aktif bir araştırma alanıdır.

Devam eden prospektif kohort çalışmaları, DPA dahil olmak üzere kandaki omega-3 yağ asitleri ile insidental demans veya bilişsel gerileme arasındaki ilişkiyi incelemektedir.[8] Bu araştırmalar, DPA seviyelerinin bilişsel bozukluklar için bir tanısal yarar veya risk değerlendirme aracı olarak hizmet edip edemeyeceğini belirlemeyi amaçlamaktadır ve bu durum, omega-3 PUFA’ların etkinliği gösterdiği depresyon gibi durumlarla potansiyel olarak örtüşmektedir. Bu çalışmalarda Trail Making Test gibi standartlaştırılmış bilişsel değerlendirmelerin kullanılması, omega-3 PUFA’lar ile bilişsel performansın çeşitli yönleri arasındaki ilişkinin karakterize edilmesine yardımcı olarak, potansiyel izleme stratejileri ve beyin sağlığı için uzun vadeli etkiler hakkında fikir vermektedir.[8]

Dokosapentaenoik Asit Seviyeleri Üzerindeki Genetik Etkiler ve Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar

Section titled “Dokosapentaenoik Asit Seviyeleri Üzerindeki Genetik Etkiler ve Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar”

Dokosapentaenoik asidin (DPA) önemi, seviyeleri ve biyolojik etkileri üzerindeki önemli genetik etkiler nedeniyle özellikle kişiselleştirilmiş tıp bağlamında belirgindir. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), dolaşımdaki DPA konsantrasyonları ile güçlü bir şekilde ilişkili çeşitli genetik lokusları tanımlamıştır. Bunlar arasında kromozom 6 üzerindeki belirli SNP’ler, kromozom 2 üzerindeki GCKR geni içindeki varyantlar ve fosfolipid metabolizmasında rol oynayan kromozom 21 üzerindeki AGPAT3 ile olası bir ilişki bulunmaktadır.[1] En önemlisi, kromozom 11 üzerindeki ELOVL2 bölgesi, DPA-n3 seviyeleri ile olan güçlü ilişkisi nedeniyle genom çapında anlamlılığa ulaşmıştır ve önemli bir genetik belirleyiciye işaret etmektedir.[1], [3]Bu genetik faktörleri anlamak, risk sınıflandırması ve kişiselleştirilmiş önleme ve tedavi stratejileri geliştirmek için çok önemlidir. Bireyin benzersiz genetik altyapısı, diyet veya takviye omega-3 müdahalelerine verdikleri yanıtı önemli ölçüde etkileyebilir ve bu da optimal diyet yağ asidi alımının bireye göre değişebileceğini düşündürmektedir.[6], [8]Bu genetik içgörü, belirli durumlar için daha yüksek risk taşıyan veya diyet veya takviye yoluyla DPA alımını artırmak gibi belirli müdahalelerden en çok fayda sağlama olasılığı olan bireyleri belirlemeye yardımcı olabilir. Bu tür kişiselleştirilmiş yaklaşımlar, tedavi seçimi ve izleme stratejilerini iyileştirerek, kardiyovasküler ve bilişsel sağlık dahil olmak üzere DPA seviyelerinden etkilenen durumlar için daha hedefli ve etkili hasta bakımına yol açabilir.[8]

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs174547
rs174567
FADS1, FADS2metabolite
high density lipoprotein cholesterol
triglyceride
comprehensive strength index, muscle
heart rate
rs102275
rs102274
TMEM258coronary artery calcification
Crohn’s disease
fatty acid amount
high density lipoprotein cholesterol , metabolic syndrome
phospholipid amount
rs1535 FADS2inflammatory bowel disease
high density lipoprotein cholesterol , metabolic syndrome
response to statin
level of phosphatidylcholine
level of phosphatidylethanolamine
rs174535 TMEM258, MYRFankylosing spondylitis, psoriasis, ulcerative colitis, Crohn’s disease, sclerosing cholangitis
fatty acid amount, oleic acid
triacylglycerol 56:7
cholesteryl ester 18:3
docosapentaenoic acid
rs4246215 FEN1, FADS2fatty acid amount, linoleic acid
inflammatory bowel disease
alpha-linolenic acid
eicosapentaenoic acid
docosapentaenoic acid
rs174448 FADS2 - FADS3alpha-linolenic acid
docosapentaenoic acid
eicosapentaenoic acid
cis/trans-18:2 fatty acid , trans fatty acid
serum metabolite level
rs3734398
rs8523
ELOVL2docosapentaenoic acid
level of phosphatidylcholine
docosapentaenoate n3 DPA; 22:5n3
rs1321535 ELOVL2-AS1eicosapentaenoic acid
docosapentaenoic acid
rs4713103 SYCP2Ldocosahexaenoic acid
docosapentaenoic acid
rs174468 FADS3 - RAB3IL1eicosapentaenoic acid
alpha-linolenic acid
docosapentaenoic acid

Dokosapentaenoik Asit Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Section titled “Dokosapentaenoik Asit Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”

Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak dokosapentaenoik asidin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.


1. Neden DPA seviyelerim, benzer şekilde beslensek bile arkadaşımınkinden farklı?

Section titled “1. Neden DPA seviyelerim, benzer şekilde beslensek bile arkadaşımınkinden farklı?”

DPA seviyeleriniz, diyetleriniz benzer olsa bile oldukça kişisel olabilir. Bu durum, büyük ölçüde benzersiz genetik yapınızdan kaynaklanmaktadır. Yağ asitlerinin işlenmesi için kritik öneme sahip olan FADS1, FADS2 ve ELOVL2 gibi genlerdeki varyasyonlar, vücudunuzun DPA seviyelerini nasıl sentezlediğini ve koruduğunu önemli ölçüde etkiler. Dolayısıyla, bir kişi için optimal olan, bir başkası için olmayabilir.

2. Daha fazla balık yemek DPA seviyelerimi gerçekten iyileştirebilir mi?

Section titled “2. Daha fazla balık yemek DPA seviyelerimi gerçekten iyileştirebilir mi?”

Evet, kesinlikle! Diyet alımınız, özellikle düzenli balık tüketimi, DPA dahil olmak üzere omega-3 yağ asidi seviyelerinizi etkilediği bilinmektedir. Genleriniz bu yağları ne kadar verimli işlediğinizde rol oynasa da, omega-3 açısından zengin gıdaların alımını artırmak DPA seviyelerinizi yükseltmenize yardımcı olabilir.

3. DPA seviyelerimi bilmek kalp sağlığıma yardımcı olabilir mi?

Section titled “3. DPA seviyelerimi bilmek kalp sağlığıma yardımcı olabilir mi?”

Evet, DPA seviyelerinizi ölçmek kardiyovasküler sağlığınız hakkında değerli bilgiler sağlayabilir. Daha yüksek n-3 DPA seviyeleri, akut koroner olay riskinin azalmasıyla ilişkilidir ve kalp hastalığı için bilinen risk faktörleri olan C-reaktif protein (CRP) ve trigliseritler gibi inflamatuar belirteçlerle ters orantılıdır.

4. Bazı insanların doğal olarak daha iyi DPA seviyelerine sahip olması doğru mu?

Section titled “4. Bazı insanların doğal olarak daha iyi DPA seviyelerine sahip olması doğru mu?”

Evet, bu doğru. Genetiğiniz, temel DPA seviyelerinizi belirlemede önemli bir rol oynar. ELOVL2 geni (örneğin rs12662634 ) yakınındaki gibi belirli genetik varyantlar, vücudunuzun doğal olarak ne kadar DPA ürettiği veya koruduğu ile yakından ilişkilidir ve bu da bireysel farklılıklara yol açar.

5. DPA seviyelerim beyin fonksiyonumu etkiler mi?

Section titled “5. DPA seviyelerim beyin fonksiyonumu etkiler mi?”

Evet, etkiler. DPA, omega-3 çoklu doymamış yağ asidi ailesinin bir parçası olarak, bilişsel fonksiyon ve beyin gelişimi ile ilişkilidir. Bu yağ asitlerinin sağlıklı seviyelerini korumak, genel beyin sağlığı için önemlidir, ancak daha fazla araştırma her zaman devam etmektedir.

6. DPA seviyelerim inflamasyon için neden önemli?

Section titled “6. DPA seviyelerim inflamasyon için neden önemli?”

DPA seviyeleri, vücudunuzun inflamatuvar yanıtlarıyla yakından bağlantılıdır. Özellikle, daha yüksek n-3 DPA, önemli bir inflamatuvar biyobelirteç olan C-reaktif protein (CRP) ile ters orantılıdır. Ek olarak, n-6 DPA’nın, CHCHD3 geni yakınındaki genetik varyantlarla etkileşime girdiği ve ICAM gibi diğer inflamatuvar belirteçleri etkilediği gözlemlenmiştir.

Çok faydalı olabilir. DPA’nın kardiyovasküler sağlık ve inflamasyonla güçlü bağlantıları göz önüne alındığında, DPA seviyelerinizi anlamak, sizin ve doktorunuzun kişiselleştirilmiş beslenme ve yaşam tarzı seçimleri yapmasına yardımcı olabilir. Hassas beslenme olarak bilinen bu yaklaşım, kalp hastalığı gibi durumlar için genetik riskleri düzenlemeyi amaçlar.

8. Bir DNA testi, DPA için en iyi diyeti seçmeme yardımcı olabilir mi?

Section titled “8. Bir DNA testi, DPA için en iyi diyeti seçmeme yardımcı olabilir mi?”

Potansiyel olarak evet. Bir DNA testi, DPA metabolizmanızla ilişkili genetik varyantları belirleyerek, vücudunuzun yağları nasıl işlediğine dair bilgiler sağlayabilir. Bu bilgi daha sonra kişiselleştirilmiş diyet önerilerine rehberlik ederek, daha iyi DPA seviyeleri ve genel sağlık için alımınızı optimize etmenize yardımcı olabilir.

9. DPA seviyelerim neden kardeşiminkinden farklı olabilir?

Section titled “9. DPA seviyelerim neden kardeşiminkinden farklı olabilir?”

Kardeşinizle birçok geni paylaşıyor olsanız bile, ebeveynlerinizden benzersiz bir genetik varyant kombinasyonu miras alırsınız. FADS1, FADS2 veya ELOVL2 gibi genlerdeki küçük farklılıklar, vücudunuzun DPA’yı nasıl sentezlediği ve düzenlediği konusunda belirgin değişikliklere yol açarak farklı seviyelere neden olabilir.

10. Bazı genler vücudumun DPA’yı daha iyi kullanmasını sağlayabilir mi?

Section titled “10. Bazı genler vücudumun DPA’yı daha iyi kullanmasını sağlayabilir mi?”

Evet, kesinlikle. FADS1, FADS2 ve ELOVL2 gibi genler, DPA gibi çoklu doymamış yağ asitlerinin sentezi için gerekli olan enzimleri kodlar. Bu genlerdeki varyasyonlar, bazı bireylerin öncül yağ asitlerini DPA’ya dönüştürmede doğal olarak daha verimli olmasını sağlayarak vücutlarındaki seviyelerin yükselmesine katkıda bulunabilir.


Bu SSS, güncel genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.

Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.

[1] Lemaitre, R. N., et al. “Genetic loci associated with plasma phospholipid n-3 fatty acids: a meta-analysis of genome-wide association studies from the CHARGE Consortium.” PLoS Genet, vol. 7, no. 7, 2011, p. e1002193.

[2] Skulas-Ray, A.C., et al. “Red blood cell docosapentaenoic acid (DPA n-3) is inversely associated with triglycerides and c-reactive protein (CRP) in healthy adults and dose-dependently increases following n-3 fatty acid supplementation.”Nutrients, 2015. PMID: 26247926.

[3] Tintle, N. L., et al. “A genome-wide association study of saturated, mono- and polyunsaturated red blood cell fatty acids in the Framingham Heart Offspring Study.” Prostaglandins Leukot Essent Fatty Acids, vol. 92, 2015, pp. 15-21.

[4] Bokor, S., et al. “Single nucleotide polymorphisms in the FADS gene cluster are associated with delta-5 and delta-6 desaturase activities estimated by serum fatty acid ratios.”J Lipid Res, 2010.

[5] Tang, C., et al. “Regulation of human delta-6 desaturase gene transcription: identification of a functional direct repeat-1 element.” J Lipid Res, vol. 44, 2003, pp. 686–693.

[6] Veenstra, J, et al. “Genome-Wide Interaction Study of Omega-3 PUFAs and Other Fatty Acids on Inflammatory Biomarkers of Cardiovascular Health in the Framingham Heart Study.”Nutrients, 2017. PMID: 28820441.

[7] Rissanen, T. H., et al. “Fish oil-derived fatty acids, docosahexaenoic acid and docosapentaenoic acid, and the risk of acute coronary events: the Kuopio ischaemic heart disease risk factor study.”Circulation, vol. 102, no. 22, 2000, pp. 2677–2679.

[8] Annevelink, C. E., et al. “A Genome-Wide Interaction Study of Erythrocyte ω3 Polyunsaturated Fatty Acid Species and Memory in The Framingham Heart Study Offspring Cohort.”J Nutr, vol. 154, no. 1, 2024, pp. 1640-1651.

[9] Chung, H., et al. “Frequency and type of seafood consumed influence plasma (n-3) fatty acid concentrations.” J Nutr, vol. 138, 2008, pp. 2422–2427.

[10] Cupples, L.A., et al. “The Framingham Heart Study 100K SNP genome-wide association study resource: Overview of 17 phenotype working group reports.” BMC Med. Genet., vol. 8, 2007.

[11] Govindaraju, D.R., et al. “Genetics of the Framingham Heart Study Population.” Adv. Genet., vol. 62, 2008, pp. 33–65.

[12] Harris, T.B., et al. “Cohorts for Heart and Aging Research in Genomic Epidemiology (CHARGE) Consortium: Design of prospective meta-analyses of genome-wide association studies from 5 cohorts.”Circ. Cardiovasc. Genet., vol. 2, 2009, pp. 73–80.

[13] Sun, Q., et al. “Comparison between plasma and erythrocyte fatty acid content as biomarkers of fatty acid intake in US women.” Am J Clin Nutr, vol. 86, no. 1, 2007, pp. 74–81.

[14] Hodson, Leanne, et al. “Fatty acid composition of adipose tissue and blood in humans and its use as a biomarker of dietary intake.” Prog Lipid Res, vol. 47, no. 5, 2008, pp. 348–380.

[15] Burdge, Graham C., and Sally A. Wootton. “Conversion of alpha-linolenic acid to palmitic, palmitoleic, stearic and oleic acids in men and women.”Prostaglandins Leukot Essent Fatty Acids, vol. 69, no. 4, 2003, pp. 283–290.

[16] Molto-Puigmarti, C., et al. “FADS1 FADS2 gene variants modify the association between fish intake and the docosahexaenoic acid proportions in human milk.”Am J Clin Nutr, vol. 91, 2010, pp. 1368–1376.

[17] Wu, A., et al. “The salutary effects of DHA dietary supplementation on cognition, neuroplasticity, and membrane homeostasis after brain trauma.” J Neurotrauma, vol. 28, no. 10, 2011, pp. 2113–2122.

[18] Tanaka, K., et al. “Effects of docosahexaenoic acid on neurotransmission.”Biomol Ther (Seoul), vol. 20, no. 2, 2012, pp. 152–157.

[19] Liao, Y., et al. “Efficacy of omega-3 PUFAs in depression: a meta-analysis.” Transl. Psychiatry, 2019. PMID: 31332152.

[20] Hashimoto, M., et al. “Docosahexaenoic acid provides protection from impairment of learning ability in Alzheimer’s disease model rats.”J Neurochem, vol. 81, no. 5, 2002, pp. 1084–1091.

[21] Bauer, Inga, et al. “Omega-3 supplementation improves cognition and modifies brain activation in young adults.” Hum Psychopharmacol, vol. 29, no. 2, 2014, pp. 133–144.

[22] Oda, E., et al. “A case-control pilot study on n-3 polyunsaturated fatty acid as a negative risk factor for myocardial infarction.”Int Heart J, 2005. PMID: 16189288.

[23] Dyall, S.C. “Long-chain omega-3 fatty acids and the brain: a review of the independent and shared effects of EPA, DPA and DHA.” Front Aging Neurosci, vol. 7, 2015, p. 52.

[24] Li, C., et al. “Protective effect and mechanism of docosahexaenoic acid on the cognitive function in female APP/PS1 mice.”Food Funct, vol. 12, no. 22, 2021, pp. 11435–11448.