Dokosaheksaenoik Asit Değişimi
Dokosaheksaenoik asit (DHA), insan sağlığı için hayati öneme sahip, önemli bir omega-3 çoklu doymamış yağ asididir (PUFA). Beyin, serebral korteks, cilt ve retinanın başlıca yapısal bileşeni olup, beyin gelişimi, görsel fonksiyon ve inflamasyonu azaltmada önemli roller oynar. DHA’nin vücuttaki seviyelerinde veya metabolizmasında, sıklıkla genetik faktörlerden etkilenen varyasyonlar, “dokosaheksaenoik asit değişimi” olarak adlandırılır ve sağlık ile hastalık üzerinde geniş kapsamlı etkileri olabilir. Bu değişimleri anlamak, bireysel beslenme ihtiyaçları ve çeşitli durumlara yatkınlık konusunda içgörüler sağlar.
DHA Metabolizmasının Biyolojik Temeli
Section titled “DHA Metabolizmasının Biyolojik Temeli”Vücudun dokozahekzaenoik asit seviyeleri hem diyet alımı hem de endojen sentez tarafından etkilenir. Uzun zincirli çoklu doymamış omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin metabolik yolundaki anahtar bir enzim,FADS1 geni tarafından kodlanan yağ asidi delta-5 desatürazdır.[1] Bu enzim, eikosatrienoil-CoA (C20:3) gibi daha az doymamış yağ asitlerinin, DHA sentezinin bir öncüsü olan arakidonil-CoA (C20:4) gibi daha doymamış formlara dönüşümünü kolaylaştırır.[1] FADS1genini içeren bir bağlantı dengesizliği bloğunda yer alan, tek nükleotid polimorfizmi (SNP)rs174548 gibi genetik varyasyonlar, bu desatüraz reaksiyonunun verimliliğini önemli ölçüde etkileyebilir.[1] rs174548 ’in minör allel varyantı, yağ asidi delta-5 desatürazının azalmış verimliliği ile ilişkilidir.[1]Bu azalmış enzimatik aktivite, serum metabolit profillerinde gözlemlenebilir değişikliklere yol açar. Özellikle, minör alleli taşıyan bireyler, çoklu doymamış yağ asidi yan zincirlerinde dört veya daha fazla çift bağ içeren gliserofosfolipitlerin (örn. PC aa C34:4, PC aa C36:4, PC aa C36:5, PC aa C38:4, PC aa C38:5, PC aa C38:6, PC aa C40:4, PC aa C40:5, PC ae C36:4, PC ae C38:4, PC ae C38:5, PC ae C38:6, PC ae C40:5 ve PI aa C38:4) daha düşük konsantrasyonlarına sahip olma eğilimindedir.[1] Tersine, üç veya daha az çift bağ içeren gliserofosfolipitlerin (örn. PC aa C34:2, PC aa C36:2, PC ae C34:2, PC ae C36:2, PE aa C34:2, PE aa C36:2 ve PI aa C36:2) konsantrasyonları, azalmış desatüraz aktivitesiyle bağlantılı FADS1 genotipi ile pozitif bir ilişki göstermektedir.[1] Yağ asidi metabolizması üzerindeki bu genetik etkiler, popülasyondaki belirli gliserofosfolipit konsantrasyonlarındaki gözlemlenen varyansın %10’una kadarını açıklayabilir.[1]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Yağ asidi desatüraz aktivitesinin genetik modülasyonu, özellikle FADS1’deki varyantlar aracılığıyla, önemli klinik çıkarımlara sahiptir. DHA öncüllerindeki ve ilgili gliserofosfolipidlerdeki değişiklikler de dahil olmak üzere, değişmiş yağ asidi profilleri çeşitli sağlık sonuçlarıyla ilişkilidir. Örneğin, çalışmalar yağ asidi metabolizmasındaki genetik varyasyonun emzirmenin IQ üzerindeki etkilerini modüle edebileceğini göstermiştir.[1]Bu durum, bireylerin beslenme müdahalelerine nasıl yanıt verdiğini etkilemede genetik arka planın önemini ve nörogelişimsel sonuçlar üzerindeki potansiyel etkiyi vurgulamaktadır. Bu genetik yatkınlıkları anlamak, kişiselleştirilmiş beslenme stratejilerine ve PUFA dengesizlikleriyle bağlantılı durumlar için risk değerlendirmelerine yol gösterebilir.
Sosyal Önem
Section titled “Sosyal Önem”DHA’nın sağlıkta, özellikle beyin ve görme gelişimindeki yaygın rolü, dokozaheksaenoik asit değişimini anlamayı büyük bir sosyal önem taşıyan bir konu haline getirmektedir. Halk sağlığı önerileri, genellikle omega-3 yağ asitlerinin diyetle alımını vurgular. Endojen DHA sentezinin verimliliğine dair genetik bilgiler, bu önerileri kişiselleştirmeye yardımcı olarak hassas beslenmeye doğru ilerlemeyi sağlayabilir. Örneğin, FADS1 aktivitesini bozan genetik varyantlara sahip bireyler, önceden oluşturulmuş DHA’nın veya doğrudan öncüllerinin daha yüksek diyetle alımından fayda sağlayabilir. Yağ asidi metabolizmasındaki genetik varyasyonlar ile bebeklerdeki bilişsel gelişim arasındaki belgelenmiş bağlantı, küçük yaşlardan itibaren beslenme durumunu optimize etmeyi amaçlayan erken müdahaleler ve halk sağlığı stratejileri potansiyelinin altını çizmektedir.[1]
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”_FADS_ gen kümesi, özellikle _FADS1_, vücudun uzun zincirli çoklu doymamış omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin metabolizmasında merkezi bir role sahiptir; bu yağ asitleri dokozahekzaenoik asidin (DHA) öncüllerini içerir. _FADS1_ geni içindeki SNP rs174548 , çeşitli gliserofosfolipidlerin ve diğer metabolitlerin değişmiş seviyeleriyle güçlü bir şekilde ilişkilidir.[1] rs174548 ’in minör alleli, yağ asidi delta-5 desatüraz reaksiyonunun verimliliğini azaltarak, arakidonik asit gibi dört veya daha fazla çift bağ içeren çoklu doymamış yağ asitlerinin daha düşük konsantrasyonlarına yol açar.[1]Bu varyasyon, serum gliserofosfolipid homeostazını etkiler ve kolesterol seviyeleriyle ilişkilidir; bu da lipid profilleri üzerindeki geniş etkisini vurgular.[1] _FAT3_ (FAT atipik kadherin 3) ve varyantı rs143754716 , hücre adezyonu ve nöronal gelişimdeki rolleriyle bilinirken, bu temel hücresel süreçler, yağ asitlerinin hücre zarlarına taşınması ve entegrasyonu da dahil olmak üzere metabolik yolların düzgün işleyişi için elzemdir.
Desatüraz enzimlerinin ötesinde, diğer genler genel yağ asidi metabolizmasını önemli ölçüde etkiler. Örneğin, _SCAD_ (kısa zincirli açil-Koenzim A dehidrogenaz) ve _MCAD_ (orta zincirli açil-Koenzim A dehidrogenaz), enerji üretimi için hayati bir süreç olan yağ asitlerinin beta-oksidasyonunu başlatmak için kritik öneme sahiptir. Bu genlerdeki polimorfizmler yağ asitlerinin yıkımını etkiler: _SCAD_ içindeki intronik SNP rs2014355 , kısa zincirli açilkarnitinler C3 ve C4 oranlarıyla güçlü bir şekilde ilişkilidir.[1] Benzer şekilde, _MCAD_ içindeki intronik SNP rs11161510 , orta zincirli açilkarnitinlerin oranıyla bağlantılıdır ve orta zincirli yağ asidi yıkımı üzerindeki etkisini yansıtır.[1] Bu genetik varyasyonlar, DHA’nın sentezi veya kullanımında rol oynayanlar da dahil olmak üzere çeşitli yağ asitlerinin bulunabilirliğini ve işlenmesini dolaylı olarak etkileyebilen daha geniş yağ asidi homeostazı ortamına katkıda bulunur.
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs143754716 | FAT3 | docosahexaenoic acid change measurement |
Dokosaheksaenoik Asit Yolundaki Değişiklikleri Tanımlama
Section titled “Dokosaheksaenoik Asit Yolundaki Değişiklikleri Tanımlama”“Dokosaheksaenoik asit değişimi”, biyosentetik yolları içindeki değişmiş enzimatik verimliliğin bir sonucu olarak, dokosaheksaenoik asit (DHA) dahil olmak üzere, uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerinin (PUFA’lar) metabolik durumunda bir değişikliği ifade eder. Bu değişim, bu yağ asitlerini bünyesine katan belirli gliserofosfolipidlerin denge ve konsantrasyonlarındaki bir kayma olarak öncelikli olarak kavramsallaştırılır ve anahtar desatüraz enzimlerinin işlevsel durumunu yansıtır ([1] ). Merkezi kavramsal çerçeve, hem omega-3 hem de omega-6 uzun zincirli PUFA’ların metabolizmasında kilit bir rol oynayan yağ asidi delta-5 desatüraz (FADS1) enzimini içerir ([1] ). Sıklıkla rs174548 gibi genetik polimorfizmlerle bağlantılı olan FADS1 reaksiyonunun azalmış verimliliği, değişmiş substrat ve ürün kullanılabilirliğine yol açar, böylece genel PUFA metabolik profilinde bir “değişim” olarak kendini gösterir ([1] ).
İlişkili Lipid Metabolitlerinin Sınıflandırması ve Nomenklatürü
Section titled “İlişkili Lipid Metabolitlerinin Sınıflandırması ve Nomenklatürü”Dokosaheksaenoik asit yolundaki değişikliklerle ilişkili lipidlerin sınıflandırması, yapısal bileşimlerine, özellikle de gliserol kısmındaki bağların yapısına ve yağ asidi yan zincirlerinin özelliklerine dayanmaktadır. Gliserofosfolipidler, ester (‘a’) veya eter (‘e’) bağlarının varlığına göre ayırt edilir; örneğin, ‘aa’ iki ester bağına sahip bir diasil lipidi, ‘ae’ bir ester ve bir eter bağına sahip bir açil-alkil lipidi ve ‘ee’ gliserol omurgasında iki eter bağına sahip bir dialkil lipidi gösterir (.[1] ). Lipid yan zincir bileşimi, Cx:y olarak kesin bir şekilde kısaltılır; burada ‘x’, yağ asidi yan zincirlerindeki toplam karbon atomu sayısını, ‘y’ ise mevcut çift bağ sayısını gösterir (.[1] ). Temel terminolojiler arasında fosfatidilkolinler (PC), plazmalojen/plazmenojen fosfatidilkolinler (PC ae), fosfatidiletanolaminler (PE) ve fosfatidilinozitol (PI) yer alır; bunlar, konsantrasyonları FADS1aktivitesinden etkilenen ve dolayısıyla metabolik değişimin göstergeleri olarak hizmet eden spesifik gliserofosfolipid sınıflarıdır (.[1] ).
Metabolik Değişimler için Ölçüm ve Tanı Kriterleri
Section titled “Metabolik Değişimler için Ölçüm ve Tanı Kriterleri”“Dokozaheksaenoik asit değişimi”nin operasyonel tanımı, çeşitli gliserofosfolipitlerin ve ilgili metabolitlerin serum konsantrasyonlarının kantitatif ölçümünü içerir. Bu ölçümler, standart koşulları sağlamak amacıyla genellikle bir gecelik açlık sonrası toplanan kan örneklerinde gerçekleştirilir (.[6] ). Konsantrasyonları önemli ölçüde değişen metabolitlerin belirli örnekleri arasında PC aa C34:4, PC aa C36:4, PC aa C38:6 gibi fosfatidilkolinler ve PC ae C38:6 gibi plazmalojen/plazmenojen fosfatidilkolinler yer almakta olup, rs174548 ’ın minör allelini taşıyan bireylerde daha düşük seviyeler gözlenmiştir (.[1] ). Son derece hassas bir tanı kriteri, FADS1 reaksiyon verimliliğinin sağlam bir göstergesini sunan [PC aa C36:4]/[PC aa C36:3] gibi metabolik ürün-substrat çiftlerinin konsantrasyonları arasındaki oranları analiz etmeyi içerir (.[1] ). Bu yaklaşım, belirli gliserofosfolipitler için popülasyondaki toplam varyansın %28,6’sına kadar önemli bir kısmını açıklayabilmekte, genetik olarak etkilenen metabolik değişimleri değerlendirmedeki faydasını vurgulamaktadır (.[1] ).
Yönetim, Tedavi ve Önleme
Section titled “Yönetim, Tedavi ve Önleme”Sunulan araştırma, ‘dokozaheksaenoik asit değişimi’ ile doğrudan ilişkili yönetim, tedavi veya önleme stratejileri hakkında spesifik bilgi içermemektedir. Çalışmalar, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol, yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol ve trigliseritler gibi genel lipid konsantrasyonları ile poligenik dislipidemi ve kardiyovasküler hastalık riskiyle ilişkili genetik lokusları tanımlamaya odaklanmaktadır. Bu konular lipid metabolizmasıyla geniş ölçüde ilişkili olsa da, dokozaheksaenoik asit seviyelerini yönetmeye yönelik spesifik müdahaleler veya protokoller sunulan bağlamda ayrıntılı değildir.
Yağ Asidi Desatürasyonu ve Gliserofosfolipid Sentezi
Section titled “Yağ Asidi Desatürasyonu ve Gliserofosfolipid Sentezi”Esansiyel omega-3 ve omega-6 yağ asitleri olan dokozaheksaenoik asit (DHA) dahil olmak üzere uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerinin (PUFA’lar) metabolizması, bir dizi desatüraz enzimine kritik düzeyde bağlıdır. Bu SNP’nin minör allel varyantı, uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerinin (LCPUFA’lar) biyosentezinde kritik bir adım olan yağ asidi delta-5 desatüraz reaksiyonunun verimliliğinde azalmaya yol açar.[1] Böylesi genetik düzenleme, FADS1 enziminin katalitik aktivitesini doğrudan etkileyerek, bu esansiyel yolak boyunca metabolik akışı kontrol eder.
Çoklu Doymamış Yağ Asidi ve Gliserofosfolipid Metabolizması
Section titled “Çoklu Doymamış Yağ Asidi ve Gliserofosfolipid Metabolizması”FADS1 enzimi, yağ asidi delta-5 desatüraz, uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerinin (LCPUFA’lar) ardışık desatürasyon ve uzama yolunda merkezi bir rol oynar. Özellikle, eikosatrienoil-CoA (C20:3)‘nın araşidonil-CoA (C20:4)‘ya dönüşümünü katalize eder[1], bunlar linoleik asitten (C18:2) kaynaklanan omega-6 yağ asidi sentez yolunun ve benzer şekilde alfa-linolenik asitten (C18:3) kaynaklanan omega-3 yağ asitlerinin önemli ara ürünleridir[1]. Bu yeni sentezlenen çoklu doymamış yağ asitleri, daha sonra Kennedy yolu aracılığıyla gliserofosfatidilkolinler gibi kompleks lipidlere dahil edilir. Bu süreç, yağ asidi kısımlarının gliserol 3-fosfata esterifikasyonunu, ardından defosforilasyonu ve bir fosfokolin kısmının eklenmesini içerir; buna PC aa C36:3 ve PC aa C36:4 oluşumu örnek olarak verilebilir[1].
Metabolik Çapraz Konuşma ve Lipid Homeostazı
Section titled “Metabolik Çapraz Konuşma ve Lipid Homeostazı”Genetik bir polimorfizm nedeniyle FADS1 etkinliğindeki bir azalma, lipidom genelinde bir değişiklikler silsilesine yol açarak karmaşık metabolik çapraz konuşmayı göstermektedir. FADS1 aktivitesi azaldığında, substratı (eikosatrienoil-CoA) ve ürünü (arahidonil-CoA) için değişmiş bir bulunabilirlik ortaya çıkar; bu da daha sonra geniş bir gliserofosfolipit yelpazesinin sentezini etkiler.[1] Bu dengesizlik, daha az çift bağ içeren fosfolipitlerin konsantrasyonlarında artış (örn., PC aa C36:3) ve daha fazla çift bağ içerenlerin konsantrasyonlarında azalma (örn., PC aa C36:4) şeklinde yansır.[1] Ayrıca, fosfatidilkolinlerin bu değişmiş homeostazı, fosfatidilkolinden üretilebilen sfingomiyelinler ve lizo-fosfatidiletanolaminler gibi diğer lipid sınıflarını etkileyebilir; bu da tek bir enzimatik adımdaki değişikliklere karşı geniş bir sistem düzeyinde yanıtı işaret eder.[1]
Lipit Profilleri Üzerindeki Sistem Düzeyi Etki
Section titled “Lipit Profilleri Üzerindeki Sistem Düzeyi Etki”FADS1 etkinliği üzerindeki genetik etki, bireyin metabolik profilini derinden şekillendirerek “genetik olarak belirlenmiş bir metabotip” yaratır.[1] Bu, tek bir genetik varyantın, çeşitli dolaşımdaki gliserofosfolipitlerin konsantrasyonlarında gözlemlenen varyansın önemli bir kısmını anlamlı şekilde açıklayabileceği anlamına gelir. Metabolit konsantrasyonlarının oranlarını, özellikle [PC aa C36:4]/[PC aa C36:3] gibi ürün-substrat çiftlerini analiz etmek, FADS1 reaksiyon etkinliğinin oldukça hassas bir göstergesini sunarak genetik ilişkilendirmeleri tespit etme gücünü büyük ölçüde artırır.[1] Genetik ve metabolomik verilerin bu tür sistem düzeyi entegrasyonu, yağ asidi desatürasyonunu etkileyenler gibi spesifik yolak düzensizliklerinin, lipit profillerinde yaygın değişiklikler olarak nasıl ortaya çıkabileceğini ve yağ asidi desatüraz genleriyle ilişkilendirilmiş dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu gibi durumlar için potansiyel çıkarımları olduğunu ortaya koymaktadır.[7]
Çoklu Doymamış Yağ Asidi Metabolizmasının Genetik Değiştiricileri
Section titled “Çoklu Doymamış Yağ Asidi Metabolizmasının Genetik Değiştiricileri”Dokosaheksaenoik asit (DHA) seviyelerindeki değişiklikler, çoklu doymamış yağ asidi (PUFA) biyosentez yollarının karmaşık genetik düzenlemesi nedeniyle klinik olarak önemlidir. Genetik polimorfizmler, özellikleFADS1 ve FADS2genlerinde, öncü yağ asitlerini araşidonik asit (C20:4) gibi daha uzun zincirli PUFA’lara ve ardından DHA’ya dönüştürmek için kritik olan desatüraz enzimlerinin verimliliğini önemli ölçüde etkiler. Örneğin,FADS1 geni, eikosatrienoil-CoA (C20:3)‘nın araşidonil-CoA (C20:4)‘ya dönüşümünden sorumlu olan delta-5 desatüraz enzimini kodlar; bu gendeki varyasyonlar, örneğin rs174548 ’ın minör alleli gibi, katalitik aktivitesini azaltabilir ve belirli gliserofosfolipidlerin konsantrasyonlarında değişikliklere yol açabilir.[1] Bu durum doğrudan, C20:3 türevi fosfolipidlerin (örn. PC aa C36:3) seviyelerinde artışa ve C20:4 türevi fosfolipidlerin (örn. PC aa C36:4) seviyelerinde azalmaya yol açar; bu ürün-substrat çiftlerinin oranı, FADS1 verimliliğinin güçlü bir göstergesi olarak hizmet eder.[1]Doğrudan ürünlerin ötesinde, bu genetik varyantların etkisi daha geniş bir gliserofosfolipid yelpazesine uzanır;rs174548 ’ın minör alleli, dört veya daha fazla çift bağ içeren fosfolipidlerin (örn. PC aa C36:4, PC aa C38:4, PC ae C36:4, PC aa C38:6, PC aa C40:5) daha düşük konsantrasyonları ve üç veya daha az çift bağ içerenlerin (örn. PC aa C34:2, PC aa C36:2) daha yüksek konsantrasyonları ile özellikle ilişkilidir.[1] Bu durum, DHA sentezi için gerekli öncüleri de içeren PUFA metabolizmasının genel dengesinde sistemik bir kaymayı göstermektedir. Kromozom 11 üzerindeki FADS1-FADS2 lokusu, bu kritik desatüraz genlerini kapsayan bir bölge olup, serum fosfolipitlerinde bulunan çeşitli yağ asitlerindeki varyasyonlarla sürekli olarak ilişkilendirilmiş ve bir bireyin PUFA profilini belirlemedeki temel rolünün altını çizmiştir.[6] Bu genetik etki, anahtar fosfolipid oranlarındaki popülasyon varyansının önemli bir kısmını açıklayabilir ve bu genetik değiştiricilerin bir bireyin yağ asidi bileşimi üzerindeki derin etkisini vurgulamaktadır.[1]
Kardiyovasküler ve Metabolik Riskin Stratifikasyonu
Section titled “Kardiyovasküler ve Metabolik Riskin Stratifikasyonu”Dokosaheksaenoik asit varyasyonlarının altında yatan genetik ve metabolik değişiklikler, kardiyovasküler ve metabolik riskin stratifikasyonunda önemli bir fayda sunmaktadır.FADS1 ve FADS2 gibi genlerdeki genetik varyantlar tarafından belirlenen değişmiş PUFA profilleri, bir bireyin metabolik yatkınlığını yansıtan kritik biyobelirteçler olarak hizmet edebilir. Örneğin, FADS1-FADS2lokusunun düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) kolesterol seviyeleri ile ilişkisi, bu PUFA metabolik yollarını doğrudan dislipidemiye ve artmış kardiyovasküler hastalık riskine bağlamaktadır.[6] Desatüraz aktivitesinden etkilenen çeşitli fosfolipitlerin oranları gibi belirli metabolik kaymaları nicelendirerek, klinisyenler, olumsuz metabolik sonuçlar veya lipidle ilişkili bozuklukların ilerlemesi açısından daha yüksek risk taşıyan bireyleri belirleyebilir, böylece tanısal ve prognostik yetenekleri artırabilirler.
Bu genetik olarak etkilenen metabolik değişikliklerin prediktif gücü, anahtar metabolik özelliklerdeki varyansın önemli bir kısmını açıklama yetenekleriyle daha da vurgulanmaktadır.[1]Bu durum, kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımları için sağlam bir temel sunmaktadır; burada bir bireyin genetik yapısı ve buna karşılık gelen PUFA profili, kişiye özel önleme stratejilerine rehberlik edebilir. Örneğin, bir bireyin uzun zincirli PUFA’ları sentezleme kapasitesini anlamak, onların belirli metabolik risklerini hafifletmek için tasarlanmış diyet önerilerine veya yaşam tarzı müdahalelerine yol gösterebilir. Böyle bir yaklaşım, genel popülasyon kılavuzlarının ötesine geçerek, risk altındaki bireyler için benzersiz metabolik parmak izlerine dayalı daha hassas risk değerlendirmesi ve hedefe yönelik müdahaleler sağlar.
Komorbiditeler ve Terapötik Yönetim için Klinik Çıkarımlar
Section titled “Komorbiditeler ve Terapötik Yönetim için Klinik Çıkarımlar”Dokozahekzaenoik asit ve ilgili PUFA profillerindeki değişiklikler, komorbiditelerin yönetimi ve terapötik stratejilerin optimizasyonu için geniş klinik çıkarımlara sahiptir. FADS1 aktivitesini etkileyen genetik varyasyonlar tarafından yönlendirilen çeşitli gliserofosfolipitler, sfingomiyelinler ve diğer yağ asitlerinin dengesindeki gözlemlenen kaymalar, lipid homeostazında sistemik bir değişikliğe işaret etmektedir.[1]Bu değişmiş lipid ortamı, tek bir metabolik yolla sınırlı kalmayıp, dislipidemi dahil olmak üzere bir dizi ilgili durumun gelişimine veya alevlenmesine katkıda bulunabilir ve potansiyel olarak enflamatuar veya diğer metabolik komorbiditeleri etkileyebilir. Araştırmalar, LDL kolesterol, HDL kolesterol ve trigliseritler gibi, PUFA metabolizması ve genel kardiyovasküler sağlıkla yakından ilişkili olan çeşitli lipid özelliklerini etkileyen genetik lokusları tutarlı bir şekilde tanımlamıştır.[8]Bu genetik olarak etkilenen metabolik değişikliklerin derinlemesine anlaşılması, tedavi seçimi ve izleme stratejilerini iyileştirmek için hayati öneme sahiptir. Değişmiş PUFA profillerine yol açan belirli genetik yatkınlıklara sahip hastalar, geleneksel lipid düşürücü tedavilere veya lipid sağlığını iyileştirmeyi amaçlayan diyet müdahalelerine farklı yanıtlar gösterebilir. Örneğin, bazı çalışmalar lipid düşürücü tedaviler alan bireyleri açıkça dışlamakta, bu müdahalelerin lipid profillerini değiştirmedeki klinik önemini vurgulamaktadır.[8]Bu nedenle, bireyin PUFA sentezi için genetik kapasitesine ve bunun sonucunda ortaya çıkan metabolik fenotipine dayalı terapötik yaklaşımların uyarlanması, lipid bozuklukları ve ilişkili komorbiditelerin daha etkili yönetimine yol açabilir; bu da tedavi etkinliğini değerlendirmek ve hastalık ilerlemesini doğru bir şekilde takip etmek için kişiselleştirilmiş izlemeyi gerektirir.
References
Section titled “References”[1] Gieger C, et al. “Genetics meets metabolomics: a genome-wide association study of metabolite profiles in human serum.”PLoS Genet, vol. 4, no. 11, 2008, p. e1000282.
[2] Benjamin EJ, et al. “Genome-wide association with select biomarker traits in the Framingham Heart Study.” BMC Med Genet, vol. 8, Oct. 2007, p. S11.
[3] Willer CJ, et al. “Newly identified loci that influence lipid concentrations and risk of coronary artery disease.”Nat Genet, vol. 40, no. 2, Feb. 2008, pp. 161-69.
[4] Kathiresan S, et al. “Six new loci associated with blood low-density lipoprotein cholesterol, high-density lipoprotein cholesterol or triglycerides in humans.”Nat Genet, vol. 40, no. 2, Feb. 2008, pp. 189-97.
[5] Benyamin, B. et al. “Variants in TF and HFEexplain approximately 40% of genetic variation in serum-transferrin levels.”Am J Hum Genet, vol. 84, no. 1, 2008, pp. 60-5.
[6] Sabatti, C. et al. “Genome-wide association analysis of metabolic traits in a birth cohort from a founder population.”Nat Genet, vol. 40, no. 12, 2008, pp. 1424-30.
[7] Brookes KJ, et al. “Association of fatty acid desaturase genes with attention-deficit/hyperactivity disorder.” Biol Psychiatry, vol. 60, no. 10, 2006, pp. 1053-61.
[8] Kathiresan S, et al. “Common variants at 30 loci contribute to polygenic dyslipidemia.” Nat Genet, vol. 41, no. 1, Jan. 2009, pp. 56-65.