Diyabetik Makülopati
Diabetik makülopati, diyabetin ciddi bir mikrovasküler komplikasyonudur ve özellikle keskin, detaylı görmeden sorumlu olan retinanın merkezi kısmı olan makulayı etkileyen bir diyabetik retinopati şeklidir.[1]Bu durum, diyabetli bireyler arasında görme bozukluğu ve körlüğün önde gelen nedenlerinden biridir.
Biyolojik Temel
Section titled “Biyolojik Temel”Diyabetik makülopatinin gelişimi, öncelikle kronik hiperglisemi ve diyabetle ilişkili diğer metabolik bozuklukların tetiklediği retinal mikrovaskülatürdeki karmaşık moleküler ve hücresel patolojiden kaynaklanmaktadır.[2] Genetik yatkınlık da bireyin diyabetik makülopatiye duyarlılığında önemli bir rol oynamaktadır. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), bu durumun gelişme riskine katkıda bulunan belirli genetik varyantları belirlemek için sıklıkla kullanılmaktadır.[1] Örneğin, TTC39Cgeni, özellikle görme keskinliğinin azaldığı vakalarda diyabetik makülopati ile ilişkilendirilmiştir.[1] Belirli genlerin ötesinde, inflamasyon, siliyopati, serbest demir radikalleri ve lipid metabolizmasını içeren daha geniş biyolojik yolakların, makülopatiyi de içeren diyabetik retinopatinin genel patogenezinde kritik öneme sahip olduğu anlaşılmaktadır.[3] Diyabet süresi ve HbA1c seviyeleri ile ölçülen yetersiz glisemik kontrol gibi yerleşik epidemiyolojik risk faktörleri de hastalığın başlangıcı ve ilerlemesinde önemli belirleyicilerdir.[3]
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Diabetik makulopatinin (diabetik makula ödemi (DME) dahil) tanısı, kapsamlı oftalmolojik muayenelere dayanır. Durumun şiddeti genellikle Erken Tedavi Diabetik Retinopati Çalışması (ETDRS) kriterlerinden türetilenler gibi tanınmış ölçekler kullanılarak sınıflandırılır.[4] Tanımlayıcı bir klinik özellik ve önemli bir endişe, hastaların önemli bir bölümünü etkileyen görme keskinliğindeki azalmadır.[1] Diabetik makulopati için mevcut yönetim stratejileri genellikle DME ve proliferatif diabetik retinopatiyi tedavi etmede etkili olan anti-vasküler endotelyal büyüme faktörü (anti-VEGF) tedavilerini içerir.[4]
Sosyal Önemi
Section titled “Sosyal Önemi”Diabetik makülopati, görme üzerindeki derin etkisi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Dünya çapında ciddi görme bozukluğu ve körlüğün önemli bir nedenidir.[4] Bu durum, etkilenen bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürerek bağımsızlıklarını ve günlük aktivitelerini kısıtlar ve diyabetle ilişkili komplikasyonlarla ilişkili küresel sağlık hizmeti yüküne önemli ölçüde katkıda bulunur.[4] Bu nedenle, diabetik makülopatinin genetik katkıda bulunanları ve altta yatan biyolojik yollarını araştırmak, daha etkili önleyici stratejiler geliştirmek ve tedavi sonuçlarını iyileştirmek, nihayetinde diyabetten kaynaklanan körlüğü önlemek için kritik öneme sahiptir.[4]
Çalışma Tasarımı ve İstatistiksel Kısıtlamalar
Section titled “Çalışma Tasarımı ve İstatistiksel Kısıtlamalar”Diabetik makülopati üzerine yapılan birçok genetik ilişkilendirme çalışması, örneklem büyüklüğü ve istatistiksel güç ile ilgili sınırlamalarla karşı karşıyadır. Özellikle belirli alt fenotipler veya etnik gruplar için daha küçük kohortlar, mütevazı etki büyüklüklerine sahip genetik varyantları tespit etme yeteneğini azaltabilir ve bu da başlangıç bulgularında yanlış negatife veya şişirilmiş etki tahminlerine yol açabilir.[5] Vaka ve kontroller arasındaki örneklem büyüklüklerindeki dengesizlik, ayrıca diğer diyabetik komplikasyonları olan kontrollerin dahil edilmesi, istatistiksel gücü daha da azaltabilir ve ilişkilendirme analizlerine önyargı getirebilir.[6] Bu, gerçekten paylaşılan genetik lokusların tanımlanmasını engelleyebilir ve sonuçların yorumlanmasını zorlaştırabilir.
Sağlam genetik ilişkilerin belirlenmesindeki önemli bir zorluk, bulguların bağımsız kohortlar arasında tekrarlanmasındaki güçlüktür. Tekrarlanamama, replikasyon kohortlarındaki yetersiz güç, çalışma popülasyonlarındaki heterojenlik veya diyabetik retinopati (DR) fenotiplerinin tanımı ve tespiti farklılıkları dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir.[5] Ayrıca, oftalmologlar arasındaki tanı farklılıklarından veya DR’nin tespitindeki sınırlamalardan kaynaklanan potansiyel yanlış sınıflandırma yanlılığı ortaya çıkabilir; örneğin, sınırlı alan fotoğrafçılığına güvenmek, gerçek ilişkileri sulandırabilir ve sonuçları sıfıra doğru yönlendirebilir.[6]
Fenotipik Heterojenite ve Genellenebilirlik
Section titled “Fenotipik Heterojenite ve Genellenebilirlik”Diyabetik makülopati ve ilgili diyabetik retinopati (DR) fenotiplerinin kesin tanımı ve tutarlı bir şekilde belirlenmesi, çalışmalar arasında önemli bir sınırlama oluşturmaktadır. Vakaların nasıl tanımlandığında farklılıklar bulunmaktadır; bu farklılıklar herhangi bir DR’den proliferatif diyabetik retinopati (PDR) veya diyabetik maküler ödem (DME) gibi spesifik ileri evrelere kadar uzanmakta ve bazen bu farklı fenotipler “şiddetli DR” olarak gruplandırılmaktadır.[3] Bu standart fenotipleme eksikliği, farklı kohortlar arasında tanı kriterlerini ve görüntüleme yöntemlerini uyumlaştırmadaki zorluklarla birleştiğinde, genetik sinyalleri maskeleyen ve meta-analizleri zorlaştıran heterojeniteye neden olabilir.[5] Dahası, birçok hastada PDR ve DME’nin bir arada bulunması, bu fenotiplerin tamamen bağımsız olmayabileceğini ve ayrı genetik analizlerini karmaşık hale getirdiğini ve daha net bir ayrım için daha büyük kohortlar gerektirdiğini göstermektedir.[4]Diyabetik makülopati için genetik bulgular genellikle belirli ancestral popülasyonlara özgüllük göstermekte ve bu da bunların farklı etnik gruplar arasında genellenebilirliğini sınırlamaktadır. Popülasyonlar arasındaki minör allel frekanslarındaki ve allelik etkilerdeki farklılıklar, ayrıca değişen genetik yapılar, bir popülasyonda (örneğin, Çin) tanımlanan bulguların başka bir popülasyonda (örneğin, Hispanik veya Avrupa) test edildiğinde tekrarlanamamasına neden olabilir.[5] Analizleri popülasyon tabakalaşmasını kontrol ederken tek bir ancestral kökenle sınırlamak, diğer gruplarda farklı etkilere sahip önemli pleiotropik lokusları veya varyantları kaçırabilir ve bu da genetik yatkınlığın tüm spektrumunu yakalamak için çok etnikli çalışmalara duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.[7]
Karıştırıcı Faktörler ve Kalan Bilgi Boşlukları
Section titled “Karıştırıcı Faktörler ve Kalan Bilgi Boşlukları”Genetik yatkınlık ve çevresel faktörler, özellikle diyabet süresi ve glisemik kontrol arasındaki karmaşık etkileşim, genetik etkileri izole etmede önemli bir zorluk oluşturmaktadır. Çalışmalar bu temel karıştırıcı faktörleri hesaba katmaya çalışsa da, uzunlamasına veriler yerine tek HbA1c ölçümlerine güvenmek, uzun dönemli glisemik maruziyeti doğru bir şekilde yansıtmayabilir ve bu da kontrol gruplarında yanlış sınıflandırma yanlılığına yol açabilir.[5]Diyabetik makülopati için genetik risk, genetik olmayan risk faktörlerinin güçlü etkisine kıyasla nispeten küçük olabilir ve bu da sağlam genetik varyantları belirleme zorluğuna katkıda bulunur ve yaygın varyantlarla henüz açıklanamayan bir “kayıp kalıtım” bileşenine işaret eder.[5]Gelişmelere rağmen, önemli bilgi boşlukları devam etmektedir ve daha kapsamlı araştırma stratejilerine duyulan ihtiyacın altını çizmektedir. Gelecekteki çalışmalar, kontroller için minimum diyabet süresi dahil olmak üzere daha katı vaka-kontrol tanımlarına olanak tanıyan ve diyabetik maküler ödem gibi spesifik durumlar için optik koherens tomografi (OCT) gibi gelişmiş görüntüleme teknikleri kullanılarak daha rafine fenotipleme sağlayan daha büyük uluslararası işbirliklerinden yararlanacaktır.[5] Ayrıca, tüm genom sekanslama yoluyla çok nadir varyantların rolünü araştırmak ve laboratuvar tabanlı fonksiyonel testler yapmak, diyabetik makülopatinin altında yatan karmaşık biyolojik yolları çözmek ve yakından ilişkili fenotiplerin genetik temellerini ayırt etmek için çok önemli adımlardır.[5]
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Genetik varyantlar, bireyin diyabetik makülopatiye yatkınlığında önemli bir rol oynar. Diyabetik makülopati, retinanın merkezi bölgesinde sıvı sızıntısı ve şişlik ile karakterize edilen, diyabetin görmeyi tehdit eden bir komplikasyonudur. Çeşitli genlerdeki çok sayıda tek nükleotid polimorfizmi (SNP), genellikle inflamasyon, hücresel stres ve retinal bütünlük ile ilgili yolları etkileyerek bu durumun riskine ve ilerlemesine katkıda bulunan faktörler olarak tanımlanmıştır. Bu genetik ilişkileri anlamak, hastalığın temel mekanizmalarına ve potansiyel terapötik hedeflere dair içgörüler sağlayabilir.
İnflamasyonu ve hücre sinyalizasyon yollarını etkileyen varyantlar, diyabetik makülopati için merkezi öneme sahiptir.TTC39C genindeki rs9966620 varyantı, özellikle diyabetik makülopati ve azalmış görme keskinliği ile ilişkilendirilmiştir.[1] TTC39C (Tetratricopeptide Repeat Domain 39C), protein-protein etkileşimlerinde ve potansiyel olarak lipid metabolizmasında rol oynadığı düşünülmektedir; bu süreçler retinal sağlığın korunması için kritiktir. Benzer şekilde, TNFAIP6 (TNF Alpha Induced Protein 6) genindeki rs34954281 varyantı da önemlidir, çünkü TNFAIP6, inflamatuar yanıtları ve doku yeniden şekillenmesini düzenleyen önemli bir hyaluronan bağlayıcı proteindir. rs34954281 gibi varyantlar yoluyla bu genin düzensizleşmesi, diyabetik retinadaki inflamatuar ortamı şiddetlendirebilir.[8] Ayrıca, RGS13 (Regulator of G-protein Signaling 13) genindeki rs3818329 varyantı, göz içindeki inflamatuar yollarda ve vasküler fonksiyonda yoğun olarak yer alan G-protein eşli reseptör sinyalini etkileyebilir ve böylece hastalığın ilerlemesine katkıda bulunabilir.
Diğer varyantlar, retinal hücre sağlığı, gelişimi ve stres yanıtının kritik yönlerini etkiler. ZIC1 (Zinc Finger Protein 1) genindeki rs12629668 varyantı, ZIC1’in nörogenez ve serebellar gelişim için çok önemli olan transkripsiyonel bir düzenleyici rolü nedeniyle ilgi çekicidir. Bu varyanttan kaynaklanan değişiklikler, diyabetik retinopatinin bir bileşeni olan retinal nörodejenerasyonu veya retinanın diyabetik stres altında kendini onarma yeteneğini ince bir şekilde etkileyebilir.[5] Bir reseptör tirozin kinazı olan ALK (Anaplastic Lymphoma Kinase) genindeki rs1406230 varyantı, özellikle nöronal gelişimde hücre büyümesi, farklılaşması ve hayatta kalması ile ilişkilidir. rs1406230 nedeniyle meydana gelen değişiklikler, diyabetik makülopatide gözlemlenen patolojik anjiyogeneze veya inflamasyona katkıda bulunan anormal hücre sinyaline yol açabilir.[9] Ek olarak, bir mitokondriyal protein olan CHCHD6 (Coiled-Coil-Helix-Coiled-Coil-Helix Domain Containing 6) içindeki rs11706588 varyantı, retinal hücrelerdeki mitokondriyal fonksiyonu ve enerji metabolizmasını etkileyebilir. Mitokondriyal disfonksiyon ve oksidatif stresin diyabetik retinopatinin temel etkenleri olduğu göz önüne alındığında, bu varyant etkilenen bireylerde görülen hücresel hasara katkıda bulunabilir.
Son olarak, gen regülasyonunu ve hücresel homeostaz yollarını etkileyen varyantlar da yatkınlığa katkıda bulunur. Uzun kodlayıcı olmayan bir RNA (lncRNA) olan DLEU1 (Deleted in Lymphocytic Leukemia 1) genindeki rs1149833 varyantı, retinada hücre proliferasyonunu ve apoptozu etkileyebilecek gen regülasyonunda bir rol olduğunu düşündürmektedir. Bu tür lncRNA’ların düzensizleşmesi, diyabetin metabolik stresi de dahil olmak üzere hücresel strese karşı yanıtlarda geniş etkilere sahip olabilir.[5] USP7 (Ubiquitin Specific Peptidase 7) ve HAPSTR1’in yakınında bulunan rs35498131 varyantı, USP7’nin protein stabilitesi ve yıkım yolları için hayati öneme sahip, hücre döngüsünü ve DNA onarımını etkileyen bir deübikitinasyon enzimi olması nedeniyle önemlidir. rs35498131 nedeniyle USP7 aktivitesinde veya HAPSTR1 regülasyonunda meydana gelen herhangi bir değişiklik, hücresel homeostazı bozarak diyabetik makülopatiye karşı artan duyarlılığa yol açabilir.[8] C6orf118 (Chromosome 6 Open Reading Frame 118) genindeki rs117482282 varyantı ve psödojenleri ve küçük nükleer RNA psödojenlerini içeren BSNDP4 - RNU6-417P bölgesindeki rs140306040 de, karmaşık hastalık yatkınlığında daha az karakterize edilmiş genomik bölgelerin ve kodlayıcı olmayan RNA’ların rolünü vurgulamaktadır. Bu varyantlar, gen ekspresyonunu veya RNA işlemesini etkileyerek, diyabetik makülopati için genel genetik riske ince bir şekilde katkıda bulunabilir.
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”Diyabetik Makülopatinin Tanımı ve Kavramsal Çerçevesi
Section titled “Diyabetik Makülopatinin Tanımı ve Kavramsal Çerçevesi”Diyabetik makülopati (DM), diyabetin bir mikrovasküler komplikasyonu olan ve retinayı etkileyen diyabetik retinopatinin (DR) bir formu olarak kesin olarak tanımlanır (Meng ve ark., 2019). Spesifik olarak, keskin ve detaylı görmeden sorumlu olan retinanın merkezi kısmı olan makuladaki hasarı içerir. Bu durum klinik olarak önemlidir çünkü doğrudan görme fonksiyonunu etkiler ve çalışmalar, hastaların yaklaşık üçte birinin diyabetik makülopati nedeniyle görme keskinliğinde azalma yaşadığını göstermektedir (Meng ve ark., 2019). Sıklıkla hasarlı kan damarlarından sıvı sızıntısı nedeniyle makulanın şişmesi anlamına gelen diyabetik makula ödemi (DME) ile birlikte tartışılsa da, diyabetik makülopati, diyabetin neden olduğu makula içindeki daha geniş patolojik değişiklikleri kapsar.
Sınıflandırma Sistemleri ve Şiddet Derecelendirmesi
Section titled “Sınıflandırma Sistemleri ve Şiddet Derecelendirmesi”Diabetik makülopatinin sınıflandırılması, hastalığın lokalize bir tezahürü olmasından kaynaklı olarak, diyabetik retinopati için daha geniş evreleme sistemleriyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Uluslararası Klinik Diyabetik Retinopati Hastalığı Şiddet Ölçekleri gibi standartlaştırılmış çerçeveler, DR’nin ilerlemesini sınıflandırmak için yaygın olarak kullanılmaktadır ve bu da makülopatinin anlaşılmasına ve yönetimine katkıda bulunur.[10]Bu ölçekler, retinopatiyi non-proliferatif diyabetik retinopati (NPDR) ve proliferatif diyabetik retinopati (PDR) gibi aşamalara ayırır ve artan şiddeti gösteren spesifik seviyeler (örneğin, retinopati yok için R0, hafif arka plan retinopatisi için R1, şiddetli arka plan retinopatisi için R3 ve PDR için R4) belirtir (Meng ve ark., 2018). Erken Tedavi Diyabetik Retinopati Çalışması (ETDRS) kriterleri ayrıca stereoskopik renkli fundus fotoğraflarından ayrıntılı derecelendirme sağlar ve hem klinik hem de araştırma amaçları için sıklıkla uyarlanan, şiddeti ve vaka durumunu tanımlayan eşikler oluşturur.[11]
Tanı ve Araştırma Kriterleri
Section titled “Tanı ve Araştırma Kriterleri”Klinik uygulamada diyabetik makülopati tanısı, genellikle kapsamlı bir oftalmolojik muayeneye dayanır ve sıklıkla diyabete bağlı oftalmik komplikasyonlar için Uluslararası Hastalık Sınıflandırması’nda (ICD-10) E11.3 gibi klinik tanı kodlarıyla desteklenir (Ustinova ve ark., 2020). Araştırma bağlamları için, operasyonel tanımlar genellikle daha kesindir ve vakaları ve kontrolleri ayırmak için belirli eşikler ve belgelenmiş olaylar kullanılır. Örneğin, bazı çalışmalar vakaları en az bir gözde kaydedilmiş makülopatisi ve belgelenmiş görme keskinliği azalması olan tip 2 diyabetli hastalar olarak tanımlarken, kontroller makülopati veya retinopati öyküsü olmayan tip 2 diyabetli bireylerdir (Meng ve ark., 2019). Ayrıca, ETDRS skoru eşikleri, araştırma kriterleri oluşturmak için sıklıkla kullanılır ve “herhangi bir DR”yi ≥14 ETDRS skoru veya PDR gibi daha şiddetli formları ≥60 olarak tanımlayarak, hasta tabakalaşmasına standart bir yaklaşım sağlar (Pollack ve ark., 2018). Lazer fotokoagülasyon tedavisi öyküsü de araştırma kohortlarında makülopati dahil olmak üzere şiddetli diyabetik retinopati için önemli bir gösterge olabilir (Meng ve ark., 2018).
Görsel Semptomlar ve Makula Bulguları
Section titled “Görsel Semptomlar ve Makula Bulguları”Diabetik makulopati, keskin ve detaylı görmeden sorumlu olan retinanın merkezi kısmı olan makulayı öncelikle etkileyen, diabetik retinopatinin spesifik bir şeklidir.[1] Yaygın ve klinik olarak önemli bir semptom, durum teşhisi konan bireylerin yaklaşık üçte birini etkileyen azalmış görme keskinliğidir.[1] Muayene sırasında gözlemlenen objektif belirtiler arasında, sıklıkla sıvı birikiminin makulanın kalınlaşmasına neden olduğu diabetik makula ödemi (DME) olarak kendini gösteren gözlemlenebilir veya sevk edilebilir makulopati bulunur.[1], [9]DME varlığı, non-proliferatif diabetik retinopati (NPDR) ile eş zamanlı olarak ortaya çıkabilir.[9]
Klinik Muayene ve Tanısal Derecelendirme
Section titled “Klinik Muayene ve Tanısal Derecelendirme”Diyabetik makülopatinin tanısı, retinanın doğrudan gözlemlenmesini içeren kapsamlı oftalmolojik muayenelere dayanır.[9] Temel bir tanı aracı, retinal değişikliklerin ayrıntılı olarak değerlendirilmesini sağlayan yedi standart alanlı renkli fundus fotoğrafıdır.[3]Makülopati ve diyabetik retinopatinin şiddeti, Erken Tedavi Diyabetik Retinopati Çalışması (ETDRS) şiddet ölçeği ve modifiye edilmiş Airlie House sınıflandırma şeması gibi yerleşik ölçekler kullanılarak sistematik olarak sınıflandırılır.[3], [5]Ek olarak, Önerilen Uluslararası Klinik Diyabetik Retinopati ve Diyabetik Maküler Ödem Hastalık Şiddeti Ölçekleri, durumu derecelendirmek için standart bir çerçeve sağlar.[10]Genellikle e-sağlık kayıtlarında uzunlamasına kaydedilen objektif görme keskinliği ölçümleri, hastalığın ilerlemesini izlemek ve görme bozukluğunu doğrulamak için kritiktir.[1]
Sunum Heterojenliği ve Prognostik Faktörler
Section titled “Sunum Heterojenliği ve Prognostik Faktörler”Diabetik makülopatinin klinik sunumu heterojen olabilir; vakalar, en az bir gözde makülopati varlığına eşlik eden kaydedilmiş görme keskinliğinde azalma ile tanımlanır.[1]Hastalar, en çok etkilenen gözlerinde diyabetik makula ödemi ile birlikte, bazen hafif, orta veya şiddetli non-proliferatif diyabetik retinopati ile başvurabilirler.[9] Tanıdaki değişkenlik, klinik değerlendirmede göz doktorları arasındaki farklılıklardan kaynaklanabilir ve bu da potansiyel olarak yanlış sınıflandırma yanlılığına yol açabilir.[6] Diyabet süresi ve glisemik kontrol (HbA1c ile ölçülen) gibi klinik faktörler, hastalığın varlığı ve şiddeti ile korele olan önemli fenotipik özelliklerdir ve diyabetik makülopatinin gelişimi ve ilerlemesi için prognostik göstergeler olarak hizmet eder.[8], [12]
Nedenler
Section titled “Nedenler”Diabetik makülopati, diyabetin önemli bir mikrovasküler komplikasyonu ve görme bozukluğunun önde gelen bir nedeni olup, genetik yatkınlıklar, metabolik disregülasyon ve çeşitli çevresel ve sistemik faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklanır. Hiperglisemi ve diyabet süresi temel epidemiyolojik risk faktörleri olsa da, bireysel duyarlılığı tam olarak açıklamamaktadır ve bu da güçlü bir multifaktöriyel etiyolojiye işaret etmektedir.[3]
Genetik Yatkınlık ve Kalıtsal Risk
Section titled “Genetik Yatkınlık ve Kalıtsal Risk”Genetik faktörler, bir bireyin diyabetik makülopatiye yatkınlığının belirlenmesinde önemli bir rol oynar ve kalıtılabilirlik tahminleri %27 ila %52 arasında değişmektedir.[3] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), çeşitli popülasyonlarda bu durumla ilişkili çok sayıda genetik varyant tanımlamış ve poligenik bir risk mimarisini vurgulamıştır. Örneğin, TTC39Cgibi belirli genlerin, İskoç diyabetik popülasyonu gibi kohortlarda azalan görme keskinliği ile diyabetik makülopati ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.[1] Diğer çalışmalar, GRB2 geni yakınındaki varyantları ve PCSK2 ve MALRD1gibi genlerdeki varyantları, makülopati formları da dahil olmak üzere görmeyi tehdit eden diyabetik retinopati ile ilişkilendirmiştir.[13] Diyabetik makülopatinin genetik yapısı ayrıca etnik farklılıklar göstermekte, farklı popülasyonlarda değişen prevalans oranları ve farklı yatkınlık lokusları tanımlanmaktadır.[3] Örneğin, tip 2 diyabetli Japon hastalarda yapılan GWAS çalışmaları, diyabetik retinopatiye yatkınlık kazandıran yeni lokusları ortaya çıkarmıştır.[6] Çin popülasyonlarında yapılan çalışmalar ise ZNRF1, COLEC12, SCYL1BP1 ve API5 gibi genlerde veya yakınında bulunan yaygın varyantlarla ilişkiler tespit etmiştir.[14]Diyabetik retinopati aile öyküsü de artan riskin önemli bir göstergesidir ve hastalığın kalıtsal bileşenini güçlendirmektedir.[3]
Metabolik Düzensizlik ve Hastalık Progresyonu
Section titled “Metabolik Düzensizlik ve Hastalık Progresyonu”Diyabet süresi ve glisemik kontrol seviyesi, diyabetik makülopatinin gelişimini ve ilerlemesini yönlendirmek için genetik yatkınlıklarla etkileşime giren en önemli çevresel faktörlerdir.[3]Yüksek glike hemoglobin (HbA1c) seviyeleri ile belirtilen kronik hiperglisemi, retinadaki mikrovasküler hasarın önemli bir katkıda bulunanıdır. Bununla birlikte, bu faktörler tek başına retinopati riskindeki varyasyonun yalnızca bir kısmını (örneğin, DCCT’de %11 ve WESDR’de %9-10) açıklamaktadır ve bu da diğer güçlü etkilerin varlığını düşündürmektedir.[3] Sürekli hiperglisemi ve genetik yatkınlık arasındaki etkileşim kritiktir; genetik yatkınlığı olan bireyler, orta düzeyde glisemik kontrolle bile makülopatiyi daha hızlı veya şiddetli bir şekilde geliştirebilirler veya tersine, genetik faktörler bir miktar koruma sağlayabilir. Bu, kalıtsal varyantların bir bireyin metabolik strese tepkisini değiştirdiği gen-çevre etkileşimlerinin önemini vurgulamaktadır. Çalışmalar genellikle bağımsız genetik etkileri izole etmek için genetik analizlerde diyabet süresi ve HbA1c gibi kovariatları ayarlar.[1]
Daha Geniş Çevresel ve Sistemik Etkiler
Section titled “Daha Geniş Çevresel ve Sistemik Etkiler”Glikemik kontrolün ötesinde, diğer sistemik ve çevresel faktörler de diyabetik makülopatinin patogenezine katkıda bulunur. Yaş, önemli bir katkıda bulunan faktördür ve yaşlı bireylerde genellikle durumun prevalansı ve şiddeti daha yüksektir.[1]Hipertansiyon, dislipidemi ve böbrek fonksiyon bozukluğu gibi diyabetle yaygın olarak ilişkili komorbiditeler, retina hasarını ve makülopatiye ilerlemeyi daha da kötüleştirebilir.[4] İlaçların etkileri de hem diyabetin hem de komplikasyonlarının yönetiminde rol oynar. Anti-VEGF tedavileri ve fenofibrat gibi tedaviler diyabetik makülopatinin etkilerini azaltmak için kullanılırken, uzun süreli kullanımları veya potansiyel yan etkileri de hastalığın seyrini etkileyebilir.[4]Yaşam tarzı faktörleri, diyabet yönetimi ve genel sistemik sağlık üzerindeki etkileri yoluyla dolaylı olarak bağlantılıdır ve hastalığın prevalansındaki gözlemlenen etnik farklılıklara katkıda bulunabilir.[3]
Hücresel Yollar ve Epigenetik Mekanizmalar
Section titled “Hücresel Yollar ve Epigenetik Mekanizmalar”Diyabetik makülopatinin patogenezi, hem genetik hem de epigenetik faktörlerden etkilenen karmaşık hücresel yolları içerir. Hastalıkla ilişkili genler genellikle retinadaki inflamasyon, lipid metabolizması ve oksidatif stres gibi temel biyolojik süreçlerle ilgilidir.[3] Örneğin, oksidatif stresle ilişkili olan NOX4(NADPH Oksidaz 4) gibi genlerdeki belirli genetik varyantlar, şiddetli diyabetik retinopati ile ilişkilendirilmiştir.[1] COMMD6, BBS5 ve SH3BP4 gibi diğer genler, inflamasyon, siliyopati veya serbest demir radikalleri yoluyla retinal hücre hasarını aracılık etmede rol oynarken, LRP2 ve ARL4C lipid metabolizması yollarıyla bağlantılıdır.[3]DNA metilasyonu ve histon modifikasyonları dahil olmak üzere epigenetik modifikasyonlar, altta yatan DNA dizisini değiştirmeden gen ekspresyonunu etkileyebilen başka bir düzenleyici kontrol katmanını temsil eder. Bu modifikasyonlar, erken yaşam deneyimlerinden ve çevresel maruziyetlerden etkilenebilir ve potansiyel olarak diyabetik makülopatiye uzun vadeli duyarlılığa katkıda bulunabilir. Hastalığın multifaktöriyel yapısı ve çeşitli hücresel yolların katılımı, epigenetik mekanizmaların genetik risk faktörlerinin ekspresyonunu ve metabolik zorluklara yanıtı modüle etmesinin muhtemel olduğunu göstermektedir.[7]
Biyolojik Arka Plan
Section titled “Biyolojik Arka Plan”Diabetik makülopati, diyabetin önemli bir mikrovasküler komplikasyonudur ve dünya çapında yetişkinlerde görme için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.[8] Diabetik retinopatinin bir şeklidir ve özellikle keskin ve detaylı görmeden sorumlu olan retinanın merkezi kısmı olan makulayı etkiler.[1] Diabetik makülopatinin gelişimi karmaşık ve multifaktöriyeldir ve sistemik metabolik bozuklukların ve genetik yatkınlıkların bir kombinasyonunu içerir ve bu da toplu olarak göz içinde ilerleyici hasara yol açar.[8]
Sistemik Metabolik Bozukluklar ve Retina Homeostazı
Section titled “Sistemik Metabolik Bozukluklar ve Retina Homeostazı”Diyabetin bir özelliği olan kronik hiperglisemi, diyabetik makülopatinin temel nedenidir. Yüksek glikoz seviyelerine uzun süre maruz kalmak, retina içindeki normal hücresel fonksiyonları ve homeostatik mekanizmaları bozar.[6]Kan şekeri kontrolünün ötesinde, diyabet süresi, hipertansiyon ve dislipidemi gibi diğer sistemik faktörler de bu durumun riskine ve ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunur.[8] Bu sistemik dengesizlikler, retinal kan damarlarının ve nöronal hücrelerin bütünlüğünü tehlikeye atan ve makülopati için zemin hazırlayan bir olaylar zincirini başlatır.[2] Bu metabolik bozukluklar, diyabetik retinopatide kritik bir patofizyolojik süreç olan oksidatif stresin artmasına yol açar.[6] Başlıca NADPH oksidaz 4 (NOX4) gibi enzimlerden türetilen hidrojen peroksit (H2O2) dahil olmak üzere reaktif oksijen türlerinin (ROS) yükselmiş seviyeleri, retina içindeki hücresel hasara katkıda bulunur.[15] Bu oksidatif ortam ayrıca, reseptörleri (AGER veya RAGE) ile etkileşime giren ve kan-retina bariyerinin yıkımı dahil olmak üzere retinal hasarı şiddetlendiren ileri glikasyon son ürünlerinin (AGE’ler) oluşumunu daha da teşvik eder.[8]
Retinada Moleküler ve Hücresel Düzensizlik
Section titled “Retinada Moleküler ve Hücresel Düzensizlik”Moleküler düzeyde, diyabetik makülopati, çeşitli önemli sinyalizasyon yollarının ve biyomoleküllerin düzensizliğini içerir. Vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF), yüksek glikoz koşulları altında önemli ölçüde yukarı regüle olan ve retinada patolojik anjiyogenez ve artmış vasküler geçirgenlikte merkezi bir rol oynayan kritik bir proteindir.[15] Bu yukarı regülasyon, diyabetik komplikasyonlarda rol oynayan JAK/STAT sinyalizasyon yolu gibi yollarla aracılık edilebilir.[16] Wnt yolu gibi diğer yollar da oksidatif stresten etkilenir ve hastalığın ilerlemesine katkıda bulunur; fenofibrat gibi müdahaleler bu aktivasyonu inhibe ederek faydalı bir etki gösterir.[4] Hücresel fonksiyonlar derinden etkilenir, buna normalde moleküllerin retinaya giriş ve çıkışını düzenleyen kan-retina bariyerinin bozulması da dahildir.[15] NADPH oksidaz 4 (NOX4)-türevi H2O2 üretimi, özellikle ileri diyabetik retinopatinin önemli bir özelliği olan aberan retinal neovaskülarizasyonu teşvik eder.[17] Ayrıca, proliferatif diyabetik retinopatili hastaların vitreus sıvısında, özellikle Th2 ve Th17 hücreleriyle ilişkili olan inflamatuar sitokinlerin yüksek seviyeleri gözlemlenmiştir ve bu da hastalığın önemli bir inflamatuar bileşenine işaret etmektedir.[18]Aldoz redüktaz (AKR1B1) gibi enzimler de rol oynar ve hiperglisemik koşullar altında aktive olan ve hücresel strese katkıda bulunan poliol yolunda bir rol oynar.[8]
Genetik Yatkınlık ve Düzenleyici Mekanizmalar
Section titled “Genetik Yatkınlık ve Düzenleyici Mekanizmalar”Diabetik makülopati, diabetik retinopatinin bir parçası olarak, kalıtsal bir özelliktir ve genetik faktörler, diyabet süresi, hiperglisemi, hipertansiyon ve dislipidemi ile birlikte patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır.[8] İkiz ve aile çalışmaları, %27 ile %52 arasında değişen kalıtılabilirlik tahminleriyle genetik bir bileşeni doğrulamıştır.[3] Genetik katkı, özellikle hastalığın daha şiddetli formlarında belirgindir.[12]Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), diyabetik makülopati ve retinopatiye yatkınlıkla ilişkili çeşitli genleri ve düzenleyici unsurları tanımlamıştır. Örneğin,TTC39Cgeni, azalmış görme keskinliği ile birlikte diyabetik makülopatide rol oynamaktadır.[1] VEGFA (örn., rs2010963 ), AKR1B1 ve AGER gibi aday genlerdeki polimorfizmler kapsamlı bir şekilde incelenmiştir.[8] NADPH Oxidase 4 (NOX4), RAGE (özellikle -374 T/A polimorfizmi), PCKS2, MALRD1, CFH, CFB, transforming growth factor beta ve interferon gammadahil olmak üzere diğer genler de diyabetik retinopati ile ilişkilendirilmiş olup, oksidatif stres, inflamasyon ve vasküler bütünlük gibi önemli biyolojik yolları etkilemektedir.[4]Ek olarak, uzun intergenik kodlayıcı olmayan RNA’lar (lncRNA’lar), diyabetik retinopati ile potansiyel ilişkileri açısından araştırılmakta ve hastalığın düzenlenmesinde kodlayıcı olmayan genetik unsurların rolünü önermektedir.[8]
Retina Bulguları ve Hastalık Progresyonu
Section titled “Retina Bulguları ve Hastalık Progresyonu”Metabolik bozuklukların, moleküler disregülasyonun ve genetik yatkınlıkların kümülatif etkisi, retinada belirgin patolojik değişiklikler olarak kendini gösterir ve diyabetik makülopatiye yol açar. Bu değişiklikler arasında, makulada sıvı birikimi ile karakterize edilen diyabetik makula ödemi (DME) ve retinal yüzeyde yeni, kırılgan kan damarlarının büyümesini içeren proliferatif diyabetik retinopati (PDR) bulunur.[4] Her iki durum da görme keskinliğini ciddi şekilde bozabilir.[1] Kan-retina bariyerinin bozulması ve ardından sıvı ve plazma bileşenlerinin retina dokusuna sızması, DME için merkezi öneme sahiptir.[15] PDR’de, VEGF ve NOX4’ten gelen H2O2 gibi faktörler tarafından tetiklenen anormal retinal neovaskülarizasyon, hemorajilere veya traksiyonel retina dekolmanına neden olabilen ve görmeyi daha da tehlikeye atan kırılgan damarlara yol açar.[17] Anti-VEGF tedavileri ve fenofibrat gibi terapötik müdahaleler, hastalığın ilerlemesini hafifletmek ve görsel fonksiyonu korumak için bu kritik patofizyolojik süreçleri hedef alır.[4]
Metabolik Düzensizlik ve Oksidatif Stres
Section titled “Metabolik Düzensizlik ve Oksidatif Stres”Diyabetin bir belirtisi olan yüksek glikoz seviyeleri, retinada bir dizi metabolik bozukluğu başlatarak diyabetik makülopatinin patogenezini tetikler. Bu metabolik dengesizlikler, enerji metabolizmasındaki değişiklikleri ve belirli yollarda artan akışı içerir ve bu da zararlı yan ürünlerin oluşmasına yol açar. Örneğin, yüksek homosistein seviyeleri, tip 2 diyabette hem nefropati hem de retinopati için bir risk faktörü olarak kabul edilir ve amino asit metabolizmasındaki bir düzensizliğe işaret eder.[19] Mitokondriyal biogenez ve enerji metabolizmasında önemli bir rol oynayan PPARGC1A gibi genlerdeki genetik varyantlar da diyabetik retinopatinin farklı fenotipleriyle potansiyel olarak ilişkilidir.[20] Metabolik düzensizliğin temel bir sonucu, reaktif oksijen türlerinin (ROS) üretilmesi ve bunun sonucunda retinal hücreler içinde önemli oksidatif stresin oluşmasıdır. Örneğin, NADPH oksidaz 4 (NOX4) geni, tip 2 diyabette şiddetli diyabetik retinopati ile ilişkilendirilmiştir ve yüksek glikoz koşulları altında yukarı regülasyonu, anormal retinal neovaskülarizasyon ile bağlantılıdır.[21] Bu enzim aracılı oksidatif stres, lovastatinin ROS’i inhibe etme, VEGFekspresyonunu aşağı regüle etme ve kan-retina bariyeri yıkımını iyileştirme yeteneği ile gösterildiği gibi, hastalık ilerlemesinin kritik bir itici gücü olabilir.[15] Ayrıca, fenofibratın oksidatif stres aracılı Wntyolu aktivasyonunu inhibe ederek diyabetik retinopati üzerinde olumlu bir etki gösterdiği ve metabolik yollar ile hücresel sinyalleşme arasındaki karmaşık etkileşimi vurguladığı gösterilmiştir.[22]
Enflamatuvar ve Pro-Anjiyogenik Sinyalizasyon Kaskadları
Section titled “Enflamatuvar ve Pro-Anjiyogenik Sinyalizasyon Kaskadları”Diabetik makulopati, inflamasyonu ve patolojik anjiyogenezi teşvik eden sinyal yollarının kapsamlı bir şekilde düzensizleşmesini içerir. Yüksek glukoz koşulları altında, JAK/STAT sinyal yolu gibi çeşitli yolların reseptör aktivasyonu anormal şekilde aktif hale gelir.[16] Bu aktivasyon, güçlü bir pro-anjiyogenik ve pro-permeabilite mediyatörü olan vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) gibi kritik faktörlerin transkripsiyonel düzenlenmesine yol açar.[15] VEGF’nin ötesinde, karmaşık bir sitokin ve büyüme faktörü ağı, inflamatuvar ortama ve neovaskülarizasyona katkıda bulunur. Proliferatif diyabetik retinopatisi olan hastaların vitreus sıvısında Th2 ve Th17 hücreleri ile ilişkili sitokinlerin yüksek seviyeleri bulunur ve bu da immün yanıtında bir kaymaya işaret eder.[18] VEGF, transforming growth factor-beta (TGF-beta) ve interferon-gamma (IFN-gamma) kodlayan genlerdeki genetik polimorfizmler, proliferatif diyabetik retinopatiye yatkınlıkla da ilişkilidir ve bu sinyal yollarındaki bireysel varyasyonları düşündürmektedir.[23] Ayrıca, sistemik çözünür tümör nekroz faktör reseptörleri 1 ve 2, diyabetik retinopatinin şiddeti ile ilişkilidir ve daha geniş inflamatuvar ortamın altını çizmektedir.[24] IL12B’deki genetik varyantlar, çoklu otoimmün hastalıklarına ve tip 2 diyabete yatkınlıkla ilişkilendirilmiştir ve inflamatuvar yatkınlıklar için bir rol olduğunu düşündürmektedir.[25]
Vasküler Geçirgenlik ve Nörovasküler Ünite Disfonksiyonu
Section titled “Vasküler Geçirgenlik ve Nörovasküler Ünite Disfonksiyonu”Kan-retina bariyerinin (BRB) yıkımı ve nörovasküler ünitenin disfonksiyonu, diyabetik makülopatide makula ödeminin gelişiminde merkezi öneme sahiptir. Endotel hücreleri arasındaki sıkı bağlantılardan oluşan bu kritik bariyer, metabolik stres ve inflamatuvar sinyalleşmenin kümülatif etkileri nedeniyle bozulur. Genellikle oksidatif stres ve inflamatuvar kaskadların bir sonucu olan artmış VEGFekspresyonu, doğrudan vasküler geçirgenliği teşvik eder ve sıvının ve plazma bileşenlerinin retina dokusuna ekstravazasyonuna yol açarak ödem oluşturabilir.[15] Kompleman sisteminin bileşenlerini içeren düzenleyici mekanizmalar da vasküler patolojiye katkıda bulunur. Kompleman faktör H (CFH) ve kompleman faktör B (CFB) genlerindeki genetik polimorfizmler, tip 2 diyabetik hastalarda retinopati ile ilişkilendirilmiştir ve bu da hastalık progresyonunda ve vasküler hasarda kompleman aktivasyonunun rolünü düşündürmektedir.[26] Ek olarak, lenfositler üzerindeki L-selektin gibi adezyon moleküllerinin değişen ekspresyonu, diyabetik retinopatide endotelyuma artan adezyona yol açar ve bu da inflamasyona ve vasküler bütünlüğün bozulmasına daha fazla katkıda bulunur.[27] Nitrik oksidin varlığı ve işlevi de retinopatinin patofizyolojisinde rol oynar, vasküler tonusu ve geçirgenliği etkiler.[28]
Genetik ve Sistemik Düzenleyici Etkiler
Section titled “Genetik ve Sistemik Düzenleyici Etkiler”Genetik yatkınlıklar ve daha geniş sistemik faktörler, bir bireyin diyabetik makülopatiye duyarlılığını ve ilerlemesini önemli ölçüde etkiler. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), diyabetik retinopati ve makülopati ile ilişkili çok sayıda genetik lokus tanımlamış ve hastalığın poligenik doğasını vurgulamıştır.[5] Örneğin, ZNRF1, COLEC12, SCYL1BP1, API5, TTC39C ve GRB2gibi genlerdeki veya bu genlere yakın varyantlar, übikitilasyondan siliyer vezikül oluşumuna kadar çeşitli hücresel süreçlerdeki rolleri gösteren, azalmış görme keskinliği ile diyabetik retinopati veya makülopati ile ilişkilendirilmiştir.[14]Spesifik gen varyantlarının ötesinde, metabolik ve vasküler sağlığın sistem düzeyinde entegrasyonu hastalık sonucunu etkiler. Diyabetik retinopatinin ilerlemesi ve remisyonu, glisemik maruziyet ve kan basıncından etkilenir ve temel sistemik fizyolojik parametreler tarafından hiyerarşik düzenlemeyi gösterir.[29] Ayrıca, retinopatinin varlığı, diğer diyabetik komplikasyonlar için bir belirteç görevi görebilir ve mikrovasküler disfonksiyonun ortaya çıkan bir özelliğini gösterir.[30] RAGEgenindeki genetik varyantlar da diyabetik nefropati ve retinopati ile ilişkilidir ve mikrovasküler komplikasyonlar için ortak genetik yatkınlığı vurgulamaktadır.[31] Genetik faktörler, çevresel etkiler ve terapötik müdahalelerin etkileşimi, diyabetik makülopatinin karmaşık düzenleyici yapısını tanımlar.
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Diyabetin önemli bir mikrovasküler komplikasyonu olan diyabetik makülopati, çalışan yaştaki yetişkinlerde görme bozukluğu ve körlüğün önde gelen nedenlerinden biridir. Klinik önemi, hasta yaşam kalitesi üzerindeki derin etkisi ve getirdiği önemli sağlık hizmeti yükünde yatmaktadır. Diyabetik makülopatinin genetik temellerinden klinik belirtilerine ve diğer durumlarla olan ilişkilerine kadar çeşitli yönlerini anlamak, hasta sonuçlarını iyileştirmek için çok önemlidir.
Risk Stratifikasyonu ve Erken Tanı
Section titled “Risk Stratifikasyonu ve Erken Tanı”Etkili risk stratifikasyonu, diyabetik makülopatinin erken tanısı ve zamanında müdahalesi için çok önemlidir; bu durum, diyabetik hastaların önemli bir bölümünün görme keskinliğini etkiler.[1]Diyabet süresi, hipertansiyon varlığı, diyabetik nefropati ve yüksek HbA1c seviyeleri dahil olmak üzere klinik risk faktörleri, bu durumun gelişimi ve ilerlemesi için iyi bilinen göstergelerdir.[9]Klinisyenler, bu faktörleri sistematik olarak değerlendirerek, makülopati geliştirme riski yüksek olan bireyleri belirleyebilir, böylece hedeflenmiş tarama protokollerini ve daha sık oftalmolojik değerlendirmeleri kolaylaştırabilir. Uluslararası Klinik Diyabetik Retinopati Hastalık Şiddeti ölçekleri gibi tanınmış şiddet ölçekleri tarafından yönlendirilen bu proaktif yaklaşım, geri dönüşü olmayan görme kaybı meydana gelmeden önce müdahalelere olanak tanır.[3], [9]
Prognostik Göstergeler ve Hastalık Progresyonu
Section titled “Prognostik Göstergeler ve Hastalık Progresyonu”Sağlam prognostik göstergelerin belirlenmesi, diyabetik makülopatinin seyrini tahmin etmek ve yönetim planlarını kişiselleştirmek için çok önemlidir. TTC39Cgeninin diyabetik makülopati ve azalmış görme keskinliği ile ilişkisi gibi genetik ilişkilendirmeler, bireysel hastalık progresyonunu ve uzun vadeli görsel prognozu anlamak için umut verici yollar sunmaktadır.[1] Ayrıca, NOX4geni şiddetli diyabetik retinopati ile ilişkilendirilmiştir ve retinal hasarın daha ileri aşamalarındaki potansiyel rolünü düşündürmektedir.[12] Bu genetik bilgilerin hasta yaşı, cinsiyeti ve glisemik kontrol gibi geleneksel klinik parametrelerle birleştirilmesi, hangi hastaların şiddetli makülopati formlarına ilerleme olasılığının yüksek olduğunu tahmin etme yeteneğini geliştirebilir, böylece gerekli izleme ve tedavi stratejilerinin yoğunluğu ve türü hakkında bilgi sağlayabilir.
Genetik İçgörüler ve Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar
Section titled “Genetik İçgörüler ve Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar”TTC39C ve NOX4dahil olmak üzere diyabetik makulopati ve şiddetli retinopati ile ilişkili genetik lokusların keşfi, kişiselleştirilmiş tıbbın ilerletilmesi için önemli bir umut vaat etmektedir.[1], [12] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), İskoç, Kafkas, Çin, Japon, Afro-Amerikan, Avrupalı ve Letonyalı kohortlar dahil olmak üzere çeşitli popülasyonlarda bu genetik bağlantıları araştırmış ve geniş uygulanabilirliği ve çeşitli etnik gruplarda daha fazla validasyon ihtiyacını vurgulamıştır.[1], [3], [5], [8], [12], [32] Sonuç olarak, genetik risk skorlarından yararlanmak, risk değerlendirmesinin doğruluğunu artırabilir, optimal tedavilerin seçimini yönlendirebilir ve genelleştirilmiş klinik kılavuzların ötesine geçerek hastaya özgü önleme stratejilerinin geliştirilmesini kolaylaştırabilir.
Komorbiditeler ve Kapsamlı Hasta Bakımı
Section titled “Komorbiditeler ve Kapsamlı Hasta Bakımı”Diabetik makülopati sıklıkla diğer diyabetik komplikasyonlarla birlikte görülür ve hasta yönetiminde bütüncül ve entegre bir yaklaşımın gerekliliğini vurgular. Hipertansiyon ve diyabetik nefropati gibi komorbiditeler, ileri diyabetik retinopati ve makülopatisi olan hastalarda yaygın olarak gözlemlenir ve diyabetin sistemik doğasının altını çizer.[9]Diyabetik maküler ödem (DME) ve proliferatif diyabetik retinopati (PDR) arasındaki önemli örtüşme, birçok hastanın her iki durumu da sergilemesi, bu fenotipler tamamen bağımsız olmasa bile, altta yatan patojenik mekanizmaların karmaşık bir etkileşimini düşündürmektedir.[9] Bu nedenle, diyabetik makülopatinin etkili yönetimi, sistemik komorbiditelerin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesini ve eş zamanlı olarak yönetilmesini gerektirir; bu da diyabetin ve yaygın komplikasyonlarının sunduğu çok yönlü zorlukları ele alan koordineli bir bakım stratejisi sağlar.
Diyabetik Makülopati Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Diyabetik Makülopati Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak diyabetik makülopatinin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Kardeşimin diyabetik makülopatisi var, bende de olacak mı?
Section titled “1. Kardeşimin diyabetik makülopatisi var, bende de olacak mı?”Kesinlikle değil, ancak riskiniz daha yüksek. Genetik yatkınlık, diyabetik makülopatinin gelişmesinde önemli bir rol oynar ve paylaşılan aile genleri duyarlılığınızı artırabilir. Bununla birlikte, glisemik kontrol ve diyabet süresi gibi çevresel faktörler de kimin bu durumu geliştireceğini büyük ölçüde etkiler. Aile geçmişinizi doktorunuzla konuşmanız önemlidir.
2. Diyabetimi iyi yönetiyorum, yine de neden makülopati oldum?
Section titled “2. Diyabetimi iyi yönetiyorum, yine de neden makülopati oldum?”Diyabetinizi mükemmel bir şekilde yönetiyor olsanız bile, genetik faktörler yatkınlığınızı artırabilir. Bazı bireyler, kan şekeri iyi kontrol altında olsa bile, onları mikrovasküler hasara daha yatkın hale getiren belirli genetik varyantlara sahiptir. İyi glisemik kontrol çok önemli olmakla birlikte, güçlü bir genetik yatkınlığınız varsa riski tamamen ortadan kaldırmaz.
3. Ailemde varsa diyetim makulopatiyi önleyebilir mi?
Section titled “3. Ailemde varsa diyetim makulopatiyi önleyebilir mi?”Sağlıklı bir diyet, ailede öykü olsa bile, diyabetinizi önemli ölçüde yönetmenize ve genel riski azaltmanıza yardımcı olabilir. Genetik yatkınlığınızı etkilerken, diyet ve glisemik kontrol gibi yaşam tarzı faktörleri önemli belirleyicilerdir. İyi bir metabolik sağlık sürdürerek, genetik riskin bir kısmını azaltabilirsiniz, ancak tamamen ortadan kaldıramazsınız.
4. Neden bazı diyabet hastaları görme kaybı yaşarken, diğerleri yaşamıyor?
Section titled “4. Neden bazı diyabet hastaları görme kaybı yaşarken, diğerleri yaşamıyor?”Bu farklılık genellikle genetik ve diyabetin zaman içinde ne kadar iyi yönetildiğinin bir kombinasyonundan kaynaklanmaktadır. Bazı bireyler, makülopati geliştirme ve görme kaybı yaşama konusunda onları daha savunmasız hale getiren genetik varyantlar taşırlar. Ek olarak, diyabetin süresi ve tutarlı glisemik kontrol gibi faktörler, hastalığın ilerlemesinde büyük rol oynar.
5. Makülopati için kişisel riskimi görmemi sağlayacak bir test var mı?
Section titled “5. Makülopati için kişisel riskimi görmemi sağlayacak bir test var mı?”Şu anda, makülopati için bireysel riskinizi kesin olarak tahmin eden rutin bir genetik test bulunmamaktadır. Araştırmalar, TTC39C gibi riske katkıda bulunan belirli genleri tanımlasa da, bu bulgular karmaşıktır ve henüz yaygın klinik tahmin için kullanılmamaktadır. Düzenli göz muayeneleri ve diyabetinizi yönetmek, riskinizi değerlendirmenin ve azaltmanın en iyi yolları olmaya devam etmektedir.
6. Etnik kökenim makülopati riskimi değiştirir mi?
Section titled “6. Etnik kökenim makülopati riskimi değiştirir mi?”Evet, etnik kökeniniz genetik yatkınlıklardaki farklılıklar nedeniyle makülopati riskinizi etkileyebilir. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları, bazı genetik varyantların ve bunların sıklıklarının popülasyonlar arasında farklılık gösterebileceğini göstermektedir. Bu, durumun genetik yapısını tam olarak anlamak için araştırmaların farklı etnik grupları dikkate alması gerektiğini vurgulamaktadır.
7. Makülopatim varsa, çocuklarım kesinlikle bu hastalığa yakalanacak mı?
Section titled “7. Makülopatim varsa, çocuklarım kesinlikle bu hastalığa yakalanacak mı?”Hayır, çocuklarınız kesinlikle bu hastalığa yakalanmayacak. Genetik yatkınlıkları aktarabilirsiniz, ancak diyabetik makülopati sadece tek bir gen tarafından değil, birçok faktörden etkilenen karmaşık bir durumdur. Çocuklarınızın önce diyabet geliştirmesi ve ardından potansiyel olarak genetik ve çevresel risk faktörlerinin bir kombinasyonunu miras alması gerekecektir.
8. Düzenli egzersiz makülopati olasılığımı azaltabilir mi?
Section titled “8. Düzenli egzersiz makülopati olasılığımı azaltabilir mi?”Evet, düzenli egzersiz diyabeti yönetmenin kritik bir parçasıdır ve makülopati geliştirme olasılığınızı azaltmaya yardımcı olabilir. Egzersiz, genel metabolik kontrolü iyileştirir ve bu da durumun altında yatan patolojiyi doğrudan etkiler. Genetik faktörler rol oynasa da, sağlıklı bir yaşam tarzı bu riskleri önemli ölçüde azaltabilir ve retina sağlığını destekleyebilir.
9. Genlerim riskimi artırırsa, yine de makülopatiyi önleyebilir miyim?
Section titled “9. Genlerim riskimi artırırsa, yine de makülopatiyi önleyebilir miyim?”Kesinlikle, genetik yatkınlığınız olsa bile, makülopati geliştirme riskinizi önemli ölçüde azaltabilirsiniz. Genleriniz sizi daha duyarlı hale getirebilirken, mükemmel glisemik kontrol, sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek ve düzenli göz taramaları gibi faktörler güçlü önleyici tedbirlerdir. Genetik, bir riski vurgular, ancak kaderinizi belirlemez.
10. Makülopati neden başkalarına göre benim görme yetimi çok daha fazla etkiliyor?
Section titled “10. Makülopati neden başkalarına göre benim görme yetimi çok daha fazla etkiliyor?”Görme kaybının şiddeti, kısmen bireysel genetik farklılıklar nedeniyle büyük ölçüde değişebilir. Bazı genetik varyantlar, retinanızın diyabetik hasara nasıl yanıt verdiğini veya vücudunuzun onarımda ne kadar etkili olduğunu etkileyerek daha belirgin görme değişikliklerine yol açabilir. Genel diyabet yönetimi ve tanı zamanlaması da önemli bir rol oynar.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler geldikçe güncellenebilir.
Yasal Uyarı: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Meng, W et al. “A genome-wide association study implicates that the TTC39C gene is associated with diabetic maculopathy with decreased visual acuity.”Ophthalmic Genet, 2019.
[2] Antonetti, D. A., et al. “Current understanding of the molecular and cellular pathology of diabetic retinopathy.”Nature Reviews Endocrinology, vol. 17, no. 4, 2021, pp. 195–206.
[3] Sheu, W. H. et al. “Genome-wide association study in a Chinese population with diabetic retinopathy.”Hum Mol Genet, vol. 22, no. 10, 2013, pp. 2056-2066.
[4] Graham, P. S., et al. “Genome-wide association studies for diabetic macular edema and proliferative diabetic retinopathy.”BMC Medical Genetics, vol. 19, no. 1, 2018, p. 74.
[5] Pollack, S et al. “Multiethnic Genome-wide Association Study of Diabetic Retinopathy Using Liability Threshold Modeling of Duration of Diabetes and Glycemic Control.”Diabetes, vol. 68, no. 2, 2019, pp. 446-458.
[6] Imamura, M et al. “Genome-Wide Association Studies Identify Two Novel Loci Conferring Susceptibility to Diabetic Retinopathy in Japanese Patients with Type 2 Diabetes.”Human Molecular Genetics, vol. 30, no. 11, 2021, pp. 981-992.
[7] Xue, Z et al. “Genome-wide association meta-analysis of 88,250 individuals highlights pleiotropic mechanisms of five ocular diseases in UK Biobank.” EBioMedicine, vol. 82, 2022, p. 104169.
[8] Awata, T et al. “A genome-wide association study for diabetic retinopathy in a Japanese population: potential association with a long intergenic non-coding RNA.”PLoS One, 2014.
[9] Graham, P. S. et al. “Genome-wide association studies for diabetic macular edema and proliferative diabetic retinopathy.”BMC Med Genet, vol. 20, no. 1, 2019, p. 70.
[10] Wilkinson, C. P. et al. “Proposed international clinical diabetic retinopathy and diabetic macular edema disease severity scales.”Ophthalmology, vol. 110, no. 9, 2003, pp. 1677–1682.
[11] Graham, P. S., et al. “Genome-wide association studies for diabetic macular edema and proliferative diabetic retinopathy.”BMC Med Genet, vol. 18, no. 1, 2017, p. 50.
[12] Meng, W et al. “A genome-wide association study suggests new evidence for an association of the NADPH Oxidase 4 (NOX4) gene with severe diabetic retinopathy in type 2 diabetes.”Acta Ophthalmologica, vol. 96, no. 8, 2018, pp. e933-e940.
[13] Burdon, K. P. et al. “Genome-wide association study for sight-threatening diabetic retinopathy reveals association with genetic variation near the GRB2 gene.”Diabetologia, 2015.
[14] Peng, D. et al. “Common variants in or near ZNRF1, COLEC12, SCYL1BP1 and API5 are associated with diabetic retinopathy in Chinese patients with type 2 diabetes.”Diabetologia, 2015.
[15] Li, J. et al. “Inhibition of reactive oxygen species by Lovastatin downregulates vascular endothelial growth factor expression and ameliorates blood-retinal barrier breakdown in db/db mice: role of NADPH oxidase 4.” Diabetes, 2010.
[16] Marrero, M. B. et al. “Role of the JAK/STAT signaling pathway in diabetic nephropathy.” Am J Physiol Renal Physiol, 2006.
[17] Li, J. et al. “NADPH Oxidase4-derived H2O2 promotes aberrant retinal neovascularization via activation of retinopathy.”Ophthalmol Vis Sci, 2014.
[18] Takeuchi, M. et al. “Elevated levels of cytokines associated with Th2 and Th17 cells in vitreous fluid of proliferative diabetic retinopathy patients.”PLoS One, 2015.
[19] Brazionis, L. et al. “Homocysteine and diabetic retinopathy.”Diabetes Care, 2008.
[20] Simões, M. J. et al. “Genetic variants in ICAM1, PPARGC1A and MTHFR are potentially associated with different phenotypes of diabetic retinopathy.”Ophthalmologica, 2014.
[21] Meng, W. et al. “A genome-wide association study suggests new evidence for an association of the NADPH Oxidase 4 (NOX4) gene with severe diabetic retinopathy in type 2 diabetes.”Acta Ophthalmol, 2017.
[22] Liu, Q. et al. “Salutary effect of fenofibrate on diabetic retinopathy via inhibiting oxidative stress-mediated Wnt pathway activation.”Invest Ophthalmol Vis Sci, 2014.
[23] Paine, S. K. et al. “Association of vascular endothelial growth factor, transforming growth factor beta, and interferon gamma gene polymorphisms with proliferative diabetic retinopathy in patients with type 2 diabetes.”Mol Vis, 2012.
[24] Chen, Y. D. et al. “Systemic soluble tumor necrosis factor receptors 1 and 2 are associated with severity of diabetic retinopathy in Hispanics.”Ophthalmology, 2012.
[25] Li, J. et al. “Relationship between the IL12B (rs3212227 ) gene polymorphism and susceptibility to multiple autoimmune diseases: a meta-analysis.” Mod Rheumatol, 2016.
[26] Wang, J. et al. “Association of CFH and CFB gene polymorphisms with retinopathy in type 2 diabetic patients.”Mediators Inflamm, 2013.
[27] MacKinnon, J. R. et al. “Altered L-selectin expression in lymphocytes and increased adhesion to endothelium in patients with diabetic retinopathy.”Br J Ophthalmol, 2004.
[28] Opatrilova, R. et al. “Nitric oxide in the pathophysiology of retinopathy: evidences from preclinical and clinical researches.”Acta Ophthalmol, 2017.
[29] Liu, Y. et al. “Glycemic exposure and blood pressure influencing progression and remission of diabetic retinopathy: a longitudinal cohort study in GoDARTS.”Diabetes Care, 2013.
[30] El-Asrar, A. M. A. et al. “Retinopathy as a predictor of other diabetic complications.”Int Ophthalmol, 2001.
[31] Lindholm, E. et al. “The -374 T/A polymorphism in the gene encoding RAGE is associated with diabetic nephropathy and retinopathy in type 1 diabetic patients.”Diabetologia, 2006.
[32] Ustinova, M. et al. “Novel susceptibility loci identified in a genome-wide association study of type 2 diabetes complications in population of Latvia.” BMC Med Genomics, 2021.