İçeriğe geç

Yürüyüş Bozukluğu

Yürüyüş, günlük yaşam, bağımsızlık ve genel sağlık için çok önemli olan temel bir insan aktivitesidir. Yürüme yeteneği ve özellikle bir bireyin olağan yürüme hızı, fiziksel fonksiyonun ve genel iyilik halinin önemli bir göstergesi olarak hizmet eder. Azalmış bir yürüme yeteneği veya daha yavaş bildirilen yürüme hızı, genellikle çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilidir ve bir bireyin yaşam kalitesini etkileyebilir.

Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) dahil olmak üzere yapılan araştırmalar, yürüme hızının önemli bir genetik bileşene sahip olduğunu göstermiştir. Kendi bildirdiği yürüme hızının SNP-kalıtılabilirliğinin, yatkınlık ölçeğinde %13,2 olduğu tahmin edilmektedir ve bu da orta düzeyde bir genetik etkiye işaret etmektedir.[1]Bu kalıtılabilirlik, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) hesaba katıldığında %8,9’a düşmektedir ve bu da VKİ’nin yürüme hızı üzerindeki genetik etkilerin bir kısmına aracılık ettiğini, ancak önemli bir kısmının bağımsız kaldığını düşündürmektedir.[1] GWAS, kendi bildirdiği yürüme hızıyla ilişkili 70 bağımsız genetik lokus tanımlamıştır.[1] Başlıca ilişkili genler arasında, metabolik özelliklerle bağlantıları olan SLC39A8; yağ kütlesi ve obezite ile güçlü bir şekilde ilişkili olanFTO; ve nörokognitif özellikler ve psikiyatrik durumlarla ilgili olan TCF4 bulunmaktadır.[1] Bu genetik sinyaller için serebellar hemisfer ve serebellum gibi beyin bölgelerinde dokuya özgü zenginleşmeler gözlenmiştir ve bu da yürüme yeteneğinin nörolojik temellerini vurgulamaktadır.[1]Genetik analiz ayrıca yürüme hızı ile diğer kompleks özellikler arasında önemli örtüşmeler olduğunu ortaya koymaktadır. Bunlar arasında antropometrik özellikler (örneğin VKİ), kardiyometabolik özellikler, bilişsel yetenekler (örneğin, eğitim yılları, zeka), uzun ömürlülük, akciğer fonksiyonu, kas gücü (örneğin, el kavrama gücü) ve psikiyatrik özellikler (örneğin, uykusuzluk, depresif semptomlar) ile güçlü genetik korelasyonlar bulunmaktadır.[1] Bu genetik korelasyonların çoğu, VKİ için ayarlama yapıldıktan sonra bile devam etmektedir ve bu da ağırlığın ötesinde ortak biyolojik mekanizmalar olduğunu düşündürmektedir.[1]

Yürüme hızı, sağlık sonuçları ve sağkalım için güçlü bir belirteçtir. Çalışmalar, hızlı yürüme ile sağlık ve sağkalım üzerindeki faydalı etkiler arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir.[1]Aksine, azalmış yürüme yeteneği veya yavaş yürüme hızı, altta yatan sağlık sorunlarının, yaşa bağlı gerilemenin veya belirli durumların erken bir klinik belirtisi veya semptomu olabilir. Örneğin, yürüme güçlükleri, Charcot-Marie-Tooth Hastalığı Tip 1A gibi hastalıklarda tanınan bir alt fenotiptir ve hastalık şiddeti genellikle yaşla birlikte artar.[2] Yürüme yeteneğindeki değişiklikleri izlemek, bu nedenle, kardiyometabolik durumlar da dahil olmak üzere çeşitli hastalıklar açısından risk altındaki bireyleri belirlemek ve genel sağlık durumunu izlemek için klinik değerlendirmelerde değerli bir araç olabilir.

Etkili bir şekilde yürüyebilme yeteneği, bağımsızlığı sürdürmek, sosyal aktivitelere katılmak ve yaşam boyu iyi bir yaşam kalitesi sağlamak için çok önemlidir. Yürüme yeteneğindeki bir azalma, fiziksel aktivitede azalmaya, sosyal izolasyona ve düşme riskinin artmasına yol açarak, bir bireyin özerkliğini önemli ölçüde etkileyebilir. Halk sağlığı açısından, yürüme hızını etkileyen genetik ve çevresel faktörleri anlamak, fiziksel aktiviteyi ve sağlıklı yaşlanmayı teşvik etme stratejileri geliştirmek için çok önemlidir. Genetik olarak daha yavaş bir yürüme hızına yatkın bireylerin belirlenmesi, hareketliliği ve genel sağlığı iyileştirmeyi amaçlayan hedefe yönelik müdahalelere olanak sağlayabilir.

Birincil fenotip olan, kişinin kendi bildirdiği yürüme hızı, sıralı bir kategorik değişkendir (yavaş, istikrarlı/ortalama, hızlı).[1] Bu, ölçüm kolaylığı ve geniş kohortlarda kullanışlılık sağlarken, kontrollü koşullar altında elde edilen objektif yürüme hızı ölçümleriyle tezat oluşturan subjektif bir ölçüdür ve bu da fenotipin değerlendirmesinin kesinliğini ve doğruluğunu potansiyel olarak sınırlar.[1] Bu sıralı kategorileri doğrusal bir ölçekte analiz etmek, yapıldığı gibi, kategoriler arasındaki tek tip mesafeler hakkında güçlü varsayımlar ortaya koyar; bu da SNP etki büyüklüklerinin, SNP-kalıtılabilirliğinin ve nedensel etki tahminlerinin yorumlanmasını zorlaştırabilir.[1]Ayrıca, yürüme davranışının belirli bağlamına (örneğin, egzersiz, seyahat veya eğlence için) ilişkin ayrıntılı anket verilerinin olmaması, bildirilen genetik ilişkilerin daha spesifik yürüyüş ölçümleri için geçerli olmayabileceği anlamına gelir ve bu bulguların objektif olarak değerlendirilen yürüme hızını artırmayı amaçlayan müdahalelere genellenebilirliğinin daha fazla araştırılması gerekir.[1]

Metodolojik Kısıtlamalar ve Tekrarlama Zorlukları

Section titled “Metodolojik Kısıtlamalar ve Tekrarlama Zorlukları”

İleri ordinal lojistik regresyon yöntemlerinin yoğun şekilde impute edilmiş GWAS veri kümelerine UK Biobank ölçeğinde uygulanmasının hesaplama gereksinimleri, doğrusal bir karma modelin kullanımı gibi alternatif analitik yaklaşımları zorunlu kılmıştır; bu da özelliğin ordinal doğasıyla ilgili doğal varsayımları beraberinde getirir.[1] Önemli bir sınırlama, ilişkili lokusların geçici niteliğidir ve bunların bağımsız kohortlarda doğrulanması gerekir; araştırma dönemi boyunca diğer prospektif çalışmalardan ilgili verilerin elde edilememesi bu kritik tekrarlama adımını engellemiştir.[1] Ayrıca, Mendelian Randomizasyon (MR) analizleri, güçlü olmalarına rağmen, nedenselliği çıkarmak için bir dizi varsayıma dayanır ve kendi kendine bildirilen yürüme hızının altında yatan spesifik biyolojik ve psikolojik mekanizmalar belirsizliğini korur; bu da MR sonuçlarının geçerliliğini potansiyel olarak etkileyebilir.[1] Analizler ayrıca, özellikle hem doğrudan hem de dolaylı nedensel etkileri doğru bir şekilde tespit etmede, belirli çok değişkenli MR ortamlarında sınırlı istatistiksel güçle karşı karşıya kalmıştır; bu da karmaşık genetik yolların hafife alınmasına veya yanlış pozitif riskinin artmasına yol açabilir.[1]

Genellenebilirlik, Karıştırıcı Faktörler ve Açıklanamayan Varyans

Section titled “Genellenebilirlik, Karıştırıcı Faktörler ve Açıklanamayan Varyans”

Çalışma popülasyonu, ağırlıklı olarak Birleşik Krallık Biobank’ından Avrupa kökenli bireylerden oluştuğu için, bulguların diğer kökenli popülasyonlara genellenebilirliğini kısıtlamaktadır, çünkü genetik yapılar ve çevresel maruziyetler farklı etnik gruplar arasında önemli ölçüde değişebilir.[1], [3], [4] Bu demografik homojenlik, farklı popülasyonlardaki yakalanmamış heterojenlik nedeniyle “gizli kalıtılabilirliğe” katkıda bulunabilir. Bildirilen yürüme hızının tahmin edilen SNP-kalıtılabilirliği, yatkınlık ölçeğinde %13,2 ile mütevazıydı ve bu da varyansın önemli bir bölümünün muhtemelen çevresel faktörlerden veya karmaşık gen-çevre etkileşimlerinden etkilendiğini ve özelliğin büyük ölçüde değiştirilebilir olduğunu düşündürmektedir.[1] Ayrıca, diğer özelliklerle, özellikle BMI ile güçlü genetik korelasyon ve gözlemlenen pleiotropik etkiler, karıştırıcı bir zorluk sunmaktadır; başlangıçtaki genetik lokusların önemli bir kısmı, BMI için ayarlama yapıldıktan sonra genom çapında anlamlılığını kaybetmiştir, bu da birçok ilişkinin adipozite ile ilgili yollar aracılığıyla aracılık edilebileceğini veya bu yollar tarafından karıştırılabileceğini düşündürmektedir.[1]

LITAF (Lipopolysaccharide-Induced TNF-alpha Factor) geni, özellikle inflamasyonu ve programlanmış hücre ölümünü düzenlemede olmak üzere, bağışıklık yanıtlarında önemli bir rol oynar. LITAF, stres ve enfeksiyona karşı hücresel yanıtta yer alır ve TNF-alfa gibi inflamatuvar sitokinlerin üretimini etkiler. LITAF geni içinde veya yakınında bulunan yaygın bir genetik varyasyon olan rs8046213 , genin ifadesini veya kodladığı proteinin işlevini hafifçe değiştirebilir. Bu tür değişiklikler, nörolojik bütünlüğü ve kas fonksiyonunu korumak için hayati öneme sahip olan vücudun inflamatuvar yollarını ve hücresel sağlığını etkileyebilir. Gerçekten de, bu alanlardaki işlev bozukluğu, kas güçsüzlüğüne ve atrofisine yol açan ve hareketliliği doğrudan etkileyen kalıtsal bir nöropati olan Charcot-Marie-Tooth hastalığı tip 1A (CMT1A) gibi yürüme yeteneğini bozan durumlara katkıda bulunabilir.[2]Yürüme yeteneğini etkileyen daha geniş genetik yapı, nörolojik gelişimden kas fonksiyonuna ve inflamatuvar yanıtlara kadar çeşitli biyolojik süreçleri düzenleyen genleri içerir. Örneğin,LITAF inflamasyonu etkilerken, LINC00243 yakınındaki genler gibi diğer genetik varyantlar, yaygın nörolojik etkiyi gösteren yeme güçlükleri ve işitme kaybı gibi semptomları etkileyen CMT1A’de düşündürücü değiştiriciler olarak tanımlanmıştır.[2] Benzer şekilde, iskelet kası ve kalpte yüksek oranda eksprese edilen MYO18Bgibi genler, matematiksel yetenekler ve beyin yapısal varyasyonları gibi bilişsel işlevlerde rol oynar ve beyin sağlığı, kas fonksiyonu ve genel motor kontrolü arasındaki karmaşık bağlantıları vurgular.[5] Akson kılavuz reseptörlerindeki ROBO2 varyantları (örn., rs7642482 ) da erken ifade edici kelime dağarcığı ile bağlantılıdır ve nörolojik gelişimdeki genetik faktörlerin motor ve bilişsel becerileri nasıl geniş bir şekilde etkileyebileceğinin altını çizer.[6] Kendi bildirdiği yürüme hızı, yüksek oranda kalıtsal bir özelliktir ve genetik faktörler, yükümlülük ölçeğinde varyasyonunun yaklaşık %13,2’sini oluşturur ve bu da fiziksel fonksiyonun bu yönünün altında yatan önemli bir genetik bileşeni gösterir.[1] Genetik çalışmalar, yürüme hızı ile vücut kitle indeksi (BMI), eğitim düzeyi, zeka ve uzun ömür dahil olmak üzere diğer önemli sağlık göstergeleri arasında güçlü korelasyonlar ortaya koymuştur ve bu da genel sağlığı ve fiziksel performansı etkileyen ortak biyolojik mekanizmalar olduğunu ima etmektedir.[1] rs34898535 ve rs11881338 gibi spesifik intergenik varyantlar, kendi bildirdiği yürüme hızı ile ilişkilendirilmiştir ve bu da çok sayıda genetik lokusun bu karmaşık özelliğe katkıda bulunduğunu göstermektedir.[1] Ayrıca, motor koordinasyonu ve denge için kritik öneme sahip olan serebellar hemisfer ve serebellum başta olmak üzere belirli beyin bölgeleri, bu temel insan yeteneğinin nörolojik temelini güçlendirerek, yürüme hızı ile ilişkili zenginleştirilmiş gen ekspresyon modelleri gösterir.[1]

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs8046213 LITAFdecreased walking ability

Yürüme Yeteneğinin Tanımlanması ve Ölçümü

Section titled “Yürüme Yeteneğinin Tanımlanması ve Ölçümü”

Yürüme yeteneği, özellikle “bireyin bildirdiği yürüme hızı” olarak, algılanan hıza göre kesin olarak tanımlanır ve işlevsel hale getirilir. Bireyler, olağan yürüme hızlarını farklı seviyelere ayırır: “yavaş”, “istikrarlı/ortalama” veya “hızlı”.[1] Bu kategorilere belirli hız eşikleriyle operasyonel tanımlar verilir: yavaş bir hız saatte 3 milden az, istikrarlı/ortalama bir hız saatte 3 ila 4 mil arasında ve hızlı bir hız saatte 4 mili aşar.[1] Bu özellik tipik olarak, bireylerden olağan yürüme hızlarını tanımlamalarını isteyen bir dokunmatik ekran anketi gibi, bireysel bildirim yoluyla belirlenir.[1] Kavramsal olarak, bireyin bildirdiği yürüme hızı, bu öz algıyı etkileyen altta yatan genetik ve çevresel faktörleri yansıtan, bireyin algılanan sağlığının genel bir göstergesi olarak görülür.[1] Objektif olarak ölçülen yürüme hızından farklı olmakla birlikte, kolayca erişilebilir ve yorumlanabilir bir ölçü sağlar.

Kategorizasyon, Sınıflandırma ve Altta Yatan Modeller

Section titled “Kategorizasyon, Sınıflandırma ve Altta Yatan Modeller”

Yürüme yeteneğinin sınıflandırılması, öncelikle bireylerin üç sıralı kategoriden birine atandığı kategorik bir sistem kullanır: yavaş, istikrarlı/ortalama veya hızlı.[1] Kantitatif analiz için, bu kategoriler tipik olarak sayısal olarak kodlanır; örneğin, yavaş için 0, istikrarlı/ortalama için 1 ve hızlı yürüme hızı için 2.[1] Başlangıçta gözlemlenen kategorik bir değişken olmasına rağmen, genetik analizler genellikle bu fenotipi, öz bildirimli yürüme hızını sürekli bir özellik olarak modelleyen altta yatan bir “yatkınlık ölçeğine” dönüştürür.[1] Bu boyutsal yaklaşım, kalıtılabilirliğin daha yorumlanabilir tahminlerine olanak tanır ve bir bireyin bu algılanan kategoriler içindeki yerleşimini etkileyen genetik ve çevresel faktörleri hesaba katar. Metodoloji, sıralı kategorik değişkenlerin doğrusal bir ölçekte analiz edilmesinin zorluklarını kabul eder ve bunu daha karmaşık sıralı lojistik regresyon yöntemleriyle karşılaştırır.[1]

İlişkili Özellikler, Genetik Belirteçler ve Klinik Önemi

Section titled “İlişkili Özellikler, Genetik Belirteçler ve Klinik Önemi”

Yürüme yeteneği ile ilgili terminoloji, çok sayıda sağlık korelasyonuna kadar uzanır ve geniş klinik önemini vurgular. “Bireyin bildirdiği yürüme hızı”, çok çeşitli antropometrik, kardiyometabolik, solunum, psikiyatrik ve bilişsel özelliklerle genetik olarak ilişkilidir.[1]Temel terimler arasında daha düşük Vücut Kitle İndeksi (VKİ), azalmış koroner arter hastalığı riski, daha yüksek HDL kolesterol seviyeleri, gelişmiş akciğer fonksiyonu (örn. FEV1), artan eğitim yılları, daha yüksek zeka ve daha az depresif belirti ile ilişkiler yer almaktadır.[1] Potansiyel biyobelirteçler olarak tanımlanan spesifik genetik lokuslar arasında SLC39A8, FTO ve TCF4 içindeki bölgeler bulunmaktadır.[1] Yürüme hızı ile bazı genetik ilişkiler VKİ aracılığıyla gerçekleşse de, genetik yapısının önemli bir bileşeni VKİ’den bağımsızdır ve bu da çok yönlü biyolojik ve psikolojik temellerini vurgulamaktadır.[1]

Azalmış yürüme yeteneği, genetik yatkınlıkların, çevresel faktörlerin, bunlar arasındaki etkileşimin ve yaşlanma ile sağlık durumlarının kümülatif etkilerinin bir kombinasyonu tarafından etkilenen karmaşık bir özelliktir. Bu çeşitli nedensel yolları anlamak, bir bireyin yürüme kapasitesinin nasıl azalabileceğine dair kapsamlı bir bakış açısı sunar.

Yürüme yeteneği, poligenik yapısıyla karakterize edilen önemli bir genetik bileşene sahiptir; burada birçok genetik varyant, bireyin yürüme hızına toplu olarak katkıda bulunur. Kendi bildirdiği yürüme hızına ilişkin çalışmalar, SNP kalıtılabilirliğini yatkınlık ölçeğinde yaklaşık %13,2 olarak tahmin etmektedir ve bu da kalıtsal genetik varyasyonların, bir bireyin belirli bir yürüme hızına yatkınlığını belirlemede rol oynadığını göstermektedir.[1]Bu özellik, her biri küçük bir etkiye sahip çok sayıda gen tarafından etkilenir. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları, yürüme hızıyla ilişkili 70 genomik lokusta 144 bağımsız anlamlı tek nükleotid polimorfizmi (SNP) tanımlamıştır.[1] İleri analizler, bu lokusları pozisyonel ve ekspresyon kantitatif özellik lokusu (eQTL) haritalaması yoluyla 535 gene bağlamış ve serebellar hemisfer ve serebellumda dokuya özgü zenginleşmeler gözlemlenmiş, bu da yürüyüş düzenlemesi için nörolojik bir temeli düşündürmektedir.[1] Yürüme yeteneğinin genetik yapısı, paylaşılan biyolojik mekanizmaları veya nedensel yolları yansıtan çok sayıda başka karmaşık özellik ile kapsamlı bir örtüşme göstermektedir.[1]Vücut Kitle İndeksi (BMI), eğitim düzeyi (okulda geçirilen yıl), zeka ve uzun ömürlülük (ebeveynlerin ölüm yaşı) gibi antropometrik özelliklerle önemli genetik korelasyonlar gözlemlenmiş ve çok yönlü bir genetik etki olduğunu göstermektedir.[1] Örneğin, yürüme hızıyla ilişkili 28 lokus aynı zamanda BMI ile de bağlantılıyken, 20’si eğitim düzeyi ve 13’ü el kavrama gücü ile örtüşmektedir.[1] Bu poligenik etkinin ötesinde, kromozom 17p’deki bir duplikasyonun neden olduğu Charcot-Marie-Tooth Hastalığı Tip 1A (CMT1A) gibi spesifik Mendelian genetik bozukluklar, nörolojik bozukluk yoluyla doğrudan yürüme yeteneğinin azalmasına neden olarak şiddetli, tek genli veya kromozomal etkileri vurgulamaktadır.[2]

Çevresel ve yaşam tarzı faktörleri, genellikle genetik yatkınlıklarla etkileşime girerek yürüme yeteneğini önemli ölçüde etkiler. Yürüme hızının kalıtsal bir bileşeni olmasına rağmen, “büyük ölçüde değiştirilebilir” yapısı, diyet, fiziksel aktivite düzeyleri ve çeşitli çevresel etkilere maruz kalma dahil olmak üzere yaşam tarzı seçimlerinin derin etkisini vurgulamaktadır.[1] Gen-çevre etkileşiminin önemli bir örneği, VKİ ile olan ilişkidir; yürüme hızıyla ilgili genetik ilişkiler, VKİ bir kovaryat olarak dahil edildiğinde genellikle zayıflar, bu da VKİ’nin genotip ve yürüme hızı arasındaki nedensel yolu düzenleyebileceğini düşündürmektedir.[1] Bu, bir birey genetik olarak daha yavaş bir hıza yatkın olsa da, daha yüksek VKİ’ye katkıda bulunan çevresel faktörlerin bu eğilimi daha da kötüleştirebileceği veya tersine, sağlıklı bir yaşam tarzının bunu hafifletebileceği anlamına gelir.

Azalmış yürüme yeteneği, sıklıkla altta yatan sağlık durumlarının ve komorbiditelerin bir sonucu veya yansımasıdır. Genetik korelasyon analizleri, yürüme hızı ile koroner kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve değişmiş lipid düzeyleri dahil olmak üzere çeşitli kardiyometabolik özellikler ve hastalıklar arasında önemli örtüşmeler olduğunu ortaya koymaktadır.[1]Akciğer fonksiyon ölçümleri (örn., zorlu vital kapasite ve 1 saniyedeki zorlu ekspiratuar hacim) gibi solunum özellikleri ve depresif belirtiler ve uykusuzluk gibi psikiyatrik durumlar da, VKİ hesaba katıldıktan sonra bile yürüme hızıyla güçlü genetik korelasyonlar göstermektedir.[1]Bu komorbiditeler, genetik olarak bağlantılı olsun ya da çevresel etkilerden kaynaklansın, kardiyorespiratuar zindeliği, kas gücünü ve genel fiziksel ve zihinsel sağlığı etkileyerek hareketliliğin azalmasına doğrudan katkıda bulunur.[1]

Gelişimsel Yörüngeler ve Yaşa Bağlı Değişiklikler

Section titled “Gelişimsel Yörüngeler ve Yaşa Bağlı Değişiklikler”

Erken yaşam etkileri ve gelişimsel yörüngeler, bir bireyin temel yürüme yeteneğinin ve düşüşe duyarlılığının belirlenmesinde rol oynar. DNA metilasyonu veya histon modifikasyonları gibi spesifik epigenetik mekanizmalar mevcut araştırmalarda detaylandırılmamış olsa da, yürüme hızının genetik yapısı, doğum ağırlığı ve eğitim düzeyi gibi özelliklerle iç içe geçmiş olması, erken gelişimi etkileyen faktörlerin yaşamın ilerleyen dönemlerindeki hareketlilik ve bilişsel işlev için bir temel oluşturabileceğini göstermektedir.[1] Bu erken yaşam faktörleri, kritik gelişimsel dönemlerde gen-çevre etkileşimleri aracılığıyla nöromüsküler gelişimi ve genel fiziksel kapasiteyi şekillendirebilir ve yaşam boyunca yürüme yeteneğini etkileyebilir.

Yaşlanma, genellikle fizyolojik değişikliklerin ve birikmiş sağlık sorunlarının bir kombinasyonu yoluyla yürüme yeteneğinin azalmasına katkıda bulunan önemli bir faktördür. Yürüme hızı, el kavrama gücü gibi genel kas gücü vekilleriyle birlikte, yaşla birlikte azalmaktadır.[1]Yürüme hızı ile ebeveynlerin ölüm yaşının genetik korelasyonu (uzun ömürlülük ölçüsü), yaşlanma süreçlerini etkileyen genetik faktörler ile sürekli hareketlilik arasındaki bağlantının altını çizmektedir.[1]Bu yaşa bağlı düşüş yalnızca kronolojik yaştan kaynaklanmamaktadır, aynı zamanda komorbiditelerin birikmesi, fiziksel aktivitenin azalması ve yürüyüşü ve dengeyi bozan ilerleyici nörolojik ve kas-iskelet sistemi değişikliklerinden de etkilenmektedir.[1]

Yürüme yeteneğinin azalması veya daha yavaş yürüme hızı, genetik yatkınlıklardan moleküler ve hücresel işlevlere ve doku ve organların entegre fizyolojisine kadar uzanan, birbiriyle bağlantılı çok sayıda biyolojik sistemden etkilenen karmaşık bir özelliktir. Yürüme hızı büyük ölçüde değiştirilebilir olsa da, genetik faktörler değişkenliğine katkıda bulunur ve yatkınlık ölçeğinde tahmini SNP-kalıtılabilirliği %13,2’dir.[1]Altta yatan biyolojik mekanizmaları anlamak, genel sağlık ve hastalık üzerindeki etkilerini kavramak için çok önemlidir.

Lokomosyonun Genetik Temelleri ve Moleküler Yolları

Section titled “Lokomosyonun Genetik Temelleri ve Moleküler Yolları”

Yürüme yeteneğinin genetik yapısı, çeşitli biyolojik süreçleri etkileyen çok sayıda lokus ve gen içerir. Bir genom çapında ilişkilendirme çalışması, kendi bildirdiği yürüme hızı ile ilişkili 70 bağımsız genomik lokus tanımlamış ve pozisyonel ve ifade kantitatif özellik lokusu (eQTL) haritalaması yoluyla 535 genin ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bu, motor korteks aktivitesini, bazal ganglia fonksiyonunu ve serebellar koordinasyonu düzenleyen nöronal ağlar içindeki karmaşık sinyal kaskadlarını içerir ve sonuç olarak yürüyüşün verimliliğini ve hızını etkiler. Yürüme hızı, artan eğitim yılları ve daha yüksek zeka arasındaki gözlemlenen genetik örtüşme, yaşam boyunca optimal fiziksel aktivite seviyelerini korumada motivasyon ve öz yönetim gibi daha yüksek bilişsel fonksiyonların rolünü daha da vurgulamaktadır.[1]Ayrıca, özellikle el kavrama gücü olmak üzere kas gücü ile genetik korelasyonlar, kas-iskelet sisteminin temel katkısını vurgulamaktadır; burada gen regülasyonu, kas lifi tipini, kasılabilir protein ekspresyonunu ve nöromüsküler kavşak bütünlüğünü etkileyerek lokomosyon için gerekli kuvvet üretimini doğrudan etkiler.[1]

Metabolik yollar, enerji üretimi ve substrat kullanımını düzenleyerek yürüme yeteneğinin sürdürülmesinde önemli bir rol oynar. Kromozom 4 üzerindeki SLC39A8ile ilgili genetik ilişkiler, daha önce metabolik özelliklerle bağlantılı bir gen, temel besin maddelerinin taşınması ve metabolizmasının hücresel fonksiyon için, özellikle kas ve beyin gibi enerji yoğun dokularda kritik olduğunu göstermektedir.[1]Benzer şekilde, kromozom 16 üzerindeki, yağ kütlesi ve obezite ile güçlü bir şekilde ilişkili olanFTO geni, enerji depolama ve harcamasının yürüme hızı üzerindeki etkisini vurgulamaktadır; burada değişen metabolik düzenleme, artmış vücut kütlesine ve azalmış fiziksel verimliliğe yol açabilir.[1]Bu genetik yatkınlıklar, glikoz alımı, lipid oksidasyonu ve mitokondriyal solunum dahil olmak üzere çeşitli metabolik süreçleri etkiler ve bunlar, kas kasılmasını ve sinirsel aktiviteyi beslemek için ATP üretimi için çok önemlidir. Tip 2 diyabet ve dislipidemi gibi kardiyometabolik durumlarda yer alanlar gibi bu metabolik yollardaki düzensizlik, kas dayanıklılığını ve genel fiziksel kapasiteyi bozabilir ve doğrudan yürüme yeteneğinin azalmasına katkıda bulunabilir.[1]

Yürüme yeteneği, entegre fizyolojik ağların ortaya çıkan bir özelliğidir ve genetik etkiler, pleyotropik etkiler ve yolak etkileşimi yoluyla birden fazla vücut sistemine yayılır. Bildirilen yürüme hızı ile solunum fonksiyonu (örneğin, zorlu vital kapasite ve 1 saniyedeki zorlu ekspirasyon hacmi), psikiyatrik durumlar (örneğin, depresif belirtiler ve uykusuzluk) ve çeşitli kardiyometabolik parametreler dahil olmak üzere çok çeşitli özellikler arasında genetik korelasyonlar mevcuttur.[1]Bu, bazı genetik varyantların veya düzenleyici mekanizmaların, görünüşte farklı biyolojik yolları aynı anda etkileyebileceğini ve organlar arasında koordineli veya basamaklı etkilere yol açabileceğini düşündürmektedir. Örneğin, sistemik inflamasyonu veya vasküler sağlığı etkileyen genetik bir yatkınlık, dolaylı olarak hem akciğer kapasitesini hem de kas perfüzyonunu etkileyebilir ve böylece yürüme performansını etkileyebilir. Bu ağ etkileşimleri, genetik sinyallerin karmaşık biyolojik sistemler yoluyla yayıldığı, genel fizyolojik dayanıklılığı ve fiziksel aktivite kapasitesini etkilediği hiyerarşik bir düzenlemeyi temsil eder.[1]

Lokomosyonun Genetik ve Çevresel Modifikatörleri

Section titled “Lokomosyonun Genetik ve Çevresel Modifikatörleri”

Yürüme yeteneğinin genetik yapısı karmaşık düzenleyici mekanizmalar içerir, ancak fenotip büyük ölçüde değiştirilebilir kalır, bu da önemli çevresel ve yaşam tarzı etkilerine işaret eder. Pozisyonel haritalama ve ekspresyon kantitatif özellik lokusu (eQTL) haritalaması,SLC39A8, FTO ve TCF4 dahil olmak üzere, ekspresyon seviyeleri genetik varyantlardan etkilenen ve böylece yürümeyle ilgili hücresel ve sistemik fonksiyonları etkileyen çok sayıda gen tanımlamıştır.[1]Transkripsiyon faktörü bağlanması ve translasyon sonrası modifikasyonlar dahil olmak üzere bu düzenleyici mekanizmalar, hem genetik talimatlara hem de çevresel ipuçlarına yanıt olarak gen ekspresyonunu ve protein aktivitesini ince ayarlar. Mütevazı bir genetik bileşene rağmen, kendi bildirdiği yürüme hızı büyük ölçüde değiştirilebilir olup, yaşam tarzı müdahalelerinin, egzersizin ve davranışsal düzenlemelerin, genetik yatkınlıkların varlığında bile, bir bireyin yürüyüş hızını önemli ölçüde etkileyebileceğini düşündürmektedir.[1] Bu, bir bireyin genetik planı ile çevresi arasındaki dinamik etkileşimi vurgular; burada adaptif yanıtlar, belirli genetik zayıflıkları telafi edebilir veya doğuştan gelen kapasiteleri geliştirebilir.

Sıklıkla yavaş bildirilen yürüme hızı ile yansıyan, azalmış yürüme yeteneği, genel sağlık ve uzun dönem sağkalım için önemli bir prognostik gösterge olarak hizmet etmektedir.[1]Geniş ölçekli genom çapında ilişkilendirme çalışmaları da dahil olmak üzere yapılan araştırmalar, bildirilen yürüme hızı ile tüm nedenlere bağlı mortalite riski arasında, vücut kitle indeksi gibi faktörler hesaba katıldıktan sonra bile, güçlü bir ters ilişki olduğunu göstermiştir.[1] Bu, yürüme hızının sadece kötü sağlığın bir sonucu olmadığını, aynı zamanda ölüm riskinin artması da dahil olmak üzere olumsuz sonuçları tahmin edebilen bağımsız bir belirteç olduğunu düşündürmektedir.[1]Daha yavaş bir yürüme hızına genetik yatkınlık, azalmış yürüme yeteneği ile ilişkili bir genetik profile sahip bireylerin doğası gereği daha yüksek bir mortalite riskiyle karşı karşıya kalabileceğini göstererek, prognostik değerinin altını çizmektedir.[1]Bu içsel bağlantı, yürüme hızını çeşitli sağlık komplikasyonları için daha yüksek risk altında olan bireyleri belirlemek ve hastalık progresyonunu tahmin etmek için değerli, kolayca ölçülebilir bir klinik belirteç haline getirir ve potansiyel olarak uzun vadeli hasta sonuçlarını iyileştirmek için daha erken, daha hedefe yönelik müdahalelere rehberlik edebilir.[1]

Sistemik Sağlık ve Komorbiditeler ile İlişkiler

Section titled “Sistemik Sağlık ve Komorbiditeler ile İlişkiler”

Azalmış yürüme yeteneği, geniş bir sistemik sağlık koşulları ve komorbidite yelpazesiyle genetik olarak ilişkilidir ve bu durum, genel fizyolojik fonksiyonla olan karmaşık bağlantısını vurgulamaktadır.[1]Çalışmalar, vücut kitle indeksi, koroner kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve dislipidemi gibi kardiyometabolik özelliklerle önemli genetik örtüşmeler olduğunu ortaya koymaktadır.[1]Ayrıca, genetik korelasyonlar, zorlu vital kapasite (FVC) ve 1 saniyedeki zorlu ekspirasyon hacmi (FEV1) gibi ölçümler dahil olmak üzere solunum fonksiyonuna ve uykusuzluk ve depresif belirtiler gibi psikiyatrik durumlara kadar uzanmaktadır.[1]Yürüme hızı ile genel kas gücünün tanınmış bir vekili olan el kavrama gücü arasında da güçlü bir genetik korelasyon gözlemlenmiştir ve bu durum, fiziksel fonksiyondaki yaşa bağlı düşüşler için ortak bir genetik temel olduğunu düşündürmektedir.[1] Bu yaygın ilişkiler, bazıları BMI için ayarlama yapıldıktan sonra bile devam etmektedir ve azalmış yürüme yeteneğinin daha geniş bir sendromik sunumun parçası olabileceğini veya birden fazla organ sistemini etkileyen ortak biyolojik yolları yansıtabileceğini ima etmektedir.[1] Bu genetik ve fenotipik bağlantıları anlamak, kapsamlı risk değerlendirmesine yardımcı olabilir ve birlikte görülen durumları ele almak için multidisipliner bakımdan fayda görebilecek hastaları belirleyebilir.[1]

Modifiye Edilebilir Bir Müdahale Hedefi Olarak Potansiyel

Section titled “Modifiye Edilebilir Bir Müdahale Hedefi Olarak Potansiyel”

Bireylerin kendi bildirdiği yürüme hızının mütevazı bir genetik bileşene sahip olduğu (yatkınlık ölçeğinde %13,2 kalıtılabilirliğe sahip olduğu tahmin edilmektedir) göz önüne alındığında, büyük ölçüde değiştirilebilir olması, klinik müdahale için önemli bir fırsat sunmaktadır.[1] Mendelian randomizasyon analizleri, artan yürüme hızının daha düşük bir kardiyometabolik risk profili ile ilişkili olduğu potansiyel bir nedensel bağlantı olduğunu gösteren kanıtlar sunmaktadır ve bu da yürüme yeteneğini geliştirmeyi amaçlayan müdahalelerin bir dizi sağlık sonucu üzerinde faydalı etkiler sağlayabileceğini ima etmektedir.[1]Bu, yürüme hızını genel yetişkin popülasyonunda sağlık promosyonu ve hastalık önleme stratejileri için pratik ve erişilebilir bir hedef olarak konumlandırmaktadır.[1] Bireylerin kendi bildirdiği ölçüm kolaylığı, yürüme hızını pragmatik, kişiselleştirilmiş müdahaleler geliştirmek ve hasta bakımında etkinliklerini izlemek için oldukça uygun bir metrik haline getirmektedir.[1]Klinisyenler, yürüme hızını risk sınıflandırması için basit bir tanısal araç olarak kullanabilir ve uyarlanmış egzersiz temelli programlardan veya yaşam tarzı değişikliklerinden en çok fayda sağlayabilecek yüksek riskli bireyleri belirleyebilir.[1] Kendi bildirilen hızdan objektif olarak değerlendirilen yürüme hızına ilişkin bulguları genellemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, sağlık sonuçlarıyla güçlü ilişkisi, sağlık tavsiyelerine rehberlik etme ve aktif yaşam tarzlarını teşvik etme konusundaki faydasını desteklemektedir.[1]

Azalmış Yürüme Yeteneği Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Section titled “Azalmış Yürüme Yeteneği Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”

Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak azalmış yürüme yeteneğinin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.


1. Neden arkadaşımdan daha yavaş yürüyorum, görünüşte oldukça benzer olsak bile?

Section titled “1. Neden arkadaşımdan daha yavaş yürüyorum, görünüşte oldukça benzer olsak bile?”

Genetik, insanlar arasındaki yürüme hızındaki farklılıkların yaklaşık %13’ünü oluşturarak rol oynar. Kilo gibi faktörler dikkate alındıktan sonra bile, önemli bir genetik etki devam etmektedir. Bu, bazı bireylerin benzersiz genetik yapıları ve kas gücü veya metabolizma gibi diğer özelliklerle paylaşılan biyolojik mekanizmalar nedeniyle daha yavaş bir hıza yatkın olduğu anlamına gelir.

2. Aile geçmişim yaşlandıkça kesinlikle daha yavaş yürüyeceğim anlamına mı geliyor?

Section titled “2. Aile geçmişim yaşlandıkça kesinlikle daha yavaş yürüyeceğim anlamına mı geliyor?”

Genetik faktörler yürüme hızını etkilese ve varyasyonun mütevazı bir kısmını (%13 civarında) oluştursa da, bu kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez. Birçok çevresel faktör ve yaşam tarzı seçimi de önemli bir rol oynar. Genetik yatkınlığınız sizi daha duyarlı hale getirebilir, ancak büyük ölçüde yaşamınız boyunca aktivite ve sağlıklı alışkanlıklarla değiştirilebilir.

3. Düşünme Şeklim Yürüme Hızımı Etkiler mi?

Section titled “3. Düşünme Şeklim Yürüme Hızımı Etkiler mi?”

Evet, yürüme hızı ile zeka ve eğitim yılı gibi bilişsel yetenekler arasında güçlü bir genetik örtüşme bulunmaktadır. Nörobilişsel özelliklerle ilişkili TCF4 gibi genler ve beyincik gibi beyin bölgelerinde yoğunlaşan genler yürümeyle bağlantılıdır. Bu, beyninizin işleyiş şeklinin, işleme ve koordinasyon dahil olmak üzere, yürüme yeteneğinizi gerçekten etkileyebileceğini göstermektedir.

4. Diyetim veya kilo sorunlarım, kendimi iyi hissetsem bile, yürümemi daha da kötüleştirebilir mi?

Section titled “4. Diyetim veya kilo sorunlarım, kendimi iyi hissetsem bile, yürümemi daha da kötüleştirebilir mi?”

Kesinlikle. FTOgibi yağ kütlesi ve obezite ile güçlü bir şekilde bağlantılı olan genler, yürüme hızıyla da ilişkilidir. Vücut Kitle İndeksiniz (VKİ), bu genetik etkilerin bazılarına aracılık eder; bu da, genetik bir yatkınlık olsa bile, kilo yönetiminin yürüme yeteneğinizi önemli ölçüde etkileyebileceği anlamına gelir.

5. Doktorum yavaş yürüdüğümü söylüyor; bu endişelenmem gereken başka sağlık sorunlarının bir işareti mi?

Section titled “5. Doktorum yavaş yürüdüğümü söylüyor; bu endişelenmem gereken başka sağlık sorunlarının bir işareti mi?”

Evet, daha yavaş bir yürüme hızı önemli bir erken gösterge olabilir. Kardiyometabolik durumlar da dahil olmak üzere çeşitli sağlık sonuçlarıyla güçlü bir şekilde ilişkilidir ve genel sağlık durumunu ve hatta hayatta kalmayı öngörebilir. Yürüme yeteneğinizdeki değişiklikleri izlemek bu nedenle potansiyel altta yatan sağlık sorunlarını belirlemeye yardımcı olabilir.

6. Kendimi keyifsiz veya stresli hissetmem, etkili bir şekilde yürüme yeteneğimi etkiler mi?

Section titled “6. Kendimi keyifsiz veya stresli hissetmem, etkili bir şekilde yürüme yeteneğimi etkiler mi?”

Yürüme hızı ile depresif belirtiler ve uykusuzluk dahil olmak üzere psikiyatrik özellikler arasında genetik bir bağlantı bulunmaktadır. Bu, ruh haliniz ve zihinsel sağlığınız ile yürüme konusundaki fiziksel yeteneğiniz arasında ortak biyolojik yolların olabileceğini ve genellikle algılanandan daha bütünsel bir ilişkiyi vurguladığını göstermektedir.

7. Yavaş yürüme ailemde yaygın gibi görünüyorsa, daha fazla egzersiz yapmak gerçekten yardımcı olacak mı?

Section titled “7. Yavaş yürüme ailemde yaygın gibi görünüyorsa, daha fazla egzersiz yapmak gerçekten yardımcı olacak mı?”

Kesinlikle. Genetik, yürüme hızına yaklaşık %13 katkıda bulunsa da, önemli bir kısmı çevresel faktörlerden etkilenir ve bu da onu oldukça değiştirilebilir kılar. Düzenli fiziksel aktivite, bazı genetik yatkınlıkların üstesinden gelmeye, kas gücünü artırmaya ve yaşa bağlı düşüşü hafifletmeye yardımcı olarak, aile geçmişinden bağımsız olarak daha iyi hareketliliği teşvik edebilir.

8. Eğer şimdi daha yavaşsam, bu kesinlikle bağımsızlığımı daha erken kaybedeceğim anlamına mı geliyor?

Section titled “8. Eğer şimdi daha yavaşsam, bu kesinlikle bağımsızlığımı daha erken kaybedeceğim anlamına mı geliyor?”

Yürüme yeteneğindeki bir azalma, fiziksel aktivitede azalma, sosyal izolasyon ve düşme riskini artırabilir ve bu da bağımsızlığınızı ve yaşam kalitenizi etkileyebilir. Bu riskleri anlamak, yaşlandıkça hareketliliği ve gücü korumak için fiziksel aktiviteyi sürdürmek gibi proaktif önlemlerin önemini vurgulamaktadır.

9. Etnik kökenim daha yavaş yürüme riskimi değiştirir mi?

Section titled “9. Etnik kökenim daha yavaş yürüme riskimi değiştirir mi?”

Evet, değiştirebilir. Bu alandaki araştırmaların çoğu Avrupa kökenli bireylere odaklanmıştır. Bu, tanımlanan genetik risk faktörlerinin aynı olmayabileceği veya diğer etnik gruplarda aynı etkiye sahip olmayabileceği anlamına gelir. Farklı popülasyonlarda yürüme hızı riskini ataların nasıl etkilediğini tam olarak anlamak için daha çeşitli çalışmalara ihtiyaç vardır.

10. Akciğer sağlığım ne kadar hızlı yürüyebileceğimle bağlantılı mı?

Section titled “10. Akciğer sağlığım ne kadar hızlı yürüyebileceğimle bağlantılı mı?”

Yürüme hızı ve akciğer fonksiyonu arasında önemli bir genetik korelasyon bulunmaktadır. Bu, hem solunum kapasitenizi hem de etkili bir şekilde yürüme yeteneğinizi etkileyen ortak biyolojik mekanizmaların olduğunu göstermektedir. Bu nedenle iyi bir akciğer sağlığını korumak, dolaylı olarak yürüme yeteneğinizi destekleyebilir.


Bu SSS, güncel genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.

Yasal Uyarı: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyelerin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık uzmanına danışın.

[1] Timmins IR. et al. “Genome-wide association study of self-reported walking pace suggests beneficial effects of brisk walking on health and survival.” Commun Biol. 2020.

[2] Tao F. et al. “Modifier Gene Candidates in Charcot-Marie-Tooth Disease Type 1A: A Case-Only Genome-Wide Association Study.” J Neuromuscul Dis. 2019.

[3] Davies, G., et al. “Study of 300,486 individuals identifies 148 independent genetic loci influencing general cognitive function.”Nature Communications, vol. 9, no. 1, 2018, p. 2048.

[4] Tropf, F. C., et al. “Hidden heritability due to heterogeneity across seven populations.” Nature Human Behaviour, vol. 18.

[5] Ludwig KU. et al. “A common variant in myosin-18B contributes to mathematical abilities in children with dyslexia and intraparietal sulcus variability in adults.” Transl Psychiatry. 2013.

[6] St Pourcain B. et al. “Common variation near ROBO2 is associated with expressive vocabulary in infancy.” Nat Commun. 2014.