Servikal Karsinom
Giriş
Serviks karsinomu, yaygın olarak serviks kanseri olarak bilinen, uterusun vajinaya bağlanan alt kısmı olan serviks hücrelerinde ortaya çıkan bir kanser türüdür. Başta dünya genelindeki kadınları etkileyen önemli bir küresel sağlık sorununu temsil etmekte olup, büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır.
Biyolojik Temel
Serviks karsinomunun gelişiminin temel biyolojik temeli, yüksek riskli insan papillomavirüsü (HPV) tipleriyle kalıcı enfeksiyondur. HPV, çok yaygın bir cinsel yolla bulaşan enfeksiyondur ve çoğu enfeksiyon bağışıklık sistemi tarafından temizlenirken, belirli HPV suşları ile kronik enfeksiyon hücresel anormalliklere yol açabilir. Zamanla, bu prekanseröz lezyonlar, tespit edilmez ve tedavi edilmezse, invaziv serviks kanserine ilerleyebilir. Yüksek riskli HPV tipleri tarafından üretilen viral onkoproteinler, normal hücresel düzenleyici mekanizmalara müdahale ederek, kontrolsüz hücre proliferasyonunu teşvik eder ve programlanmış hücre ölümünü engelleyerek kanserli dönüşümü tetikler. Bireyin genomundaki genetik varyasyonlar, HPV enfeksiyonuna duyarlılığı, enfeksiyonun kalıcılığını veya prekanseröz lezyonların invaziv kansere ilerleme hızını modüle etmede de rol oynayabilir.
Klinik Önemi
Klinik açıdan, serviks karsinomu hem önleme hem de erken teşhis için son derece etkili araçların bulunması nedeniyle ayırt edicidir. Başlıca Papanicolaou (Pap) testi ve HPV testini içeren rutin tarama programları, tedavinin en etkili olduğu dönemde prekanseröz değişiklikleri veya erken evre kanseri belirlemek için hayati öneme sahiptir. Erken tanı, daha az invaziv tedavi seçenekleri ve daha iyi prognozlar sağlar. Yerleşmiş serviks kanseri için tedavi modaliteleri genellikle cerrahi, radyoterapi, kemoterapi veya kanserin evresine ve yayılımına göre uyarlanmış bunların bir kombinasyonunu içerir. Ayrıca, HPV aşıları geliştirilmiş olup en yaygın yüksek riskli HPV tiplerinin neden olduğu enfeksiyonu önlemede son derece etkilidir ve böylece serviks kanseri vakalarının çoğuna karşı birincil önleme stratejisi sunmaktadır.
Sosyal Önem
Serviks karsinomunun sosyal önemi derindir ve küresel halk sağlığını etkilemektedir. Düşük ve orta gelirli ülkelerde kadınları orantısız bir şekilde etkilemektedir; buralarda kapsamlı tarama programlarına, tanı hizmetlerine ve tedavi tesislerine erişim genellikle sınırlıdır. Bu eşitsizlik, önemli küresel sağlık eşitsizliklerini vurgulamaktadır. Doğrudan fiziksel sağlık sonuçlarının ötesinde, serviks kanseri kadınların üreme sağlığı, doğurganlığı ve genel yaşam kalitesi üzerinde ciddi etkileri olabilir. Bu nedenle, uluslararası halk sağlığı girişimleri, bu büyük ölçüde önlenebilir hastalıkla ilişkili insidans ve mortaliteyi önemli ölçüde azaltmak amacıyla HPV aşısına erişimin genişletilmesine, serviks kanseri tarama programlarının güçlendirilmesine ve zamanında ve etkili tedavinin sağlanmasına yoğun bir şekilde odaklanmıştır.
Varyantlar
Genetik varyasyonlar, servikal karsinom da dahil olmak üzere çeşitli hastalıklara karşı bireyin yatkınlığında kritik bir rol oynamaktadır. Human Lökosit Antijeni (HLA) bölgesindeki varyantlar, örneğin _HLA-DQA1_ içindeki varyantlar (rs9272050, rs36214159, rs9272143), ve _HLA-DQA1_ ile _HLA-DQB1_ arasındaki interjenik bölgelerdeki varyantlar (rs55986091), ve _HLA-DRB1_ ile _HLA-DQA1_ arasındaki varyantlar (rs73730372, rs36022506), bağışıklık sistemindeki rolleri nedeniyle özellikle önemlidir. HLA kompleks genleri, antijenleri T hücrelerine sunmak için gerekli proteinleri kodlar; bu, servikal kanserin birincil nedeni olan İnsan Papillomavirüsü (HPV) gibi patojenlere karşı bir bağışıklık tepkisi başlatmada kritik bir adımdır. Spesifik _HLA_ bölgesi varyantları, değişmiş bağışıklık tepkileriyle ilişkilendirilmiş olup, vücudun HPV enfeksiyonlarını temizleme yeteneğini etkileyerek kalıcı enfeksiyon riskini ve servikal karsinoma ilerlemesini etkilemektedir.[1] Benzer şekilde, MHC sınıf I polipeptit ile ilişkili dizi A proteinini kodlayan bir gen olan _MICA_ içindeki varyantlar (rs2523496, rs6938453), doğal öldürücü (NK) hücrelerini ve T hücrelerini aktive ederek bağışıklık gözetimine katkıda bulunur. _MICA_'daki polimorfizmler, stresli veya enfekte hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından tanınmasını azaltabilir, potansiyel olarak HPV ile enfekte hücrelerin yok edilmekten kaçmasına izin vererek kanser gelişimine katkıda bulunabilir.
Diğer önemli varyantlar arasında hücre büyümesi, farklılaşması ve transkripsiyonel regülasyonda rol oynayan genleri etkileyenler bulunmaktadır. Örneğin, _FGFR2_ içindeki varyantlar (rs1219651, rs2981584), hücre çoğalması, hayatta kalması ve farklılaşmasında anahtar rol oynayan bir reseptör tirozin kinaz olan Fibroblast Büyüme Faktörü Reseptörü 2 geninde yer almaktadır. _FGFR2_ sinyalizasyonunun düzensizliği, kontrolsüz hücre büyümesini ve tümör ilerlemesini teşvik edebilir ve bu varyantlar, meme kanseri de dahil olmak üzere artan kanser riskiyle ilişkilendirilmiştir.[2] Bu tür yollar, anormal hücre büyümesinin bir özelliği olduğu servikal karsinom da dahil olmak üzere birçok kanser türü için temeldir. Benzer şekilde, _TOX3_ (rs112149573), nöronal farklılaşmada rol alan ve hücre döngüsü regülasyonu ile apoptozda etkili olduğu gösterilen bir transkripsiyon faktörünü kodlar. _TOX3_ içindeki varyantlar, meme kanseri riskiyle ilişkilendirilmiştir,[3] bu da, hücre sağkalım ve çoğalma yollarını etkileyerek servikal kansere uzanabilecek onkojenik süreçlerde daha geniş bir rol oynadığını düşündürmektedir.
Dahası, _CASC8_, _POU5F1B_ ve _PCAT1_ (rs12682374) gibi genlerdeki varyantlar, kodlayıcı olmayan bölgelerin ve psödogenlerin kanser yatkınlığındaki rolünü vurgulamaktadır. _CASC8_ (Kanser Yatkınlık Adayı 8), prostat kanseri riskiyle sıklıkla ilişkilendirilen bir bölgede bulunan uzun kodlayıcı olmayan bir RNA (lncRNA)'dır.[4] _CASC8_ ve _PCAT1_ (Prostat Kanseri İlişkili Transkript 1) gibi lncRNA'lar, kromatin yeniden modellenmesi ve mRNA stabilitesi dahil olmak üzere çeşitli mekanizmalar aracılığıyla gen ifadesini düzenleyebilir, böylece hücre büyümesini ve farklılaşmasını etkileyebilir. _POU5F1B_, kök hücre benzeri özellikleri ve tedaviye direnci teşvik etmek için kanser hücrelerinde sıklıkla yeniden aktive edilen pluripotensi faktörü _POU5F1_ (_OCT4_) ile ilişkili bir psödogendir. Bu bölgelerdeki varyantlar, gen regülasyonunu değiştirebilir, servikal hücrelerin malign dönüşümüne katkıda bulunabilir. Ek olarak, _COL11A2P1_ (rs4282438), bir kollajen geni olan _COL11A2_'nin bir psödogenidir. Psödogenler, rekabetçi endojen RNA'lar (ceRNA'lar) veya ebeveyn genlerinin regülatörleri olarak hareket edebilir ve bunların düzensizliği, kanser ilerlemesi için kritik olan hücresel mimariyi ve sinyalizasyonu etkileyebilir.
Son olarak, _HNF1B_ (rs10908278, rs11651755, rs11263763) ve _PBX2_ (rs2856437) gibi transkripsiyon faktörlerindeki varyantlar da önemlidir. _HNF1B_ (Hepatocyte Nükleer Faktör 1 Beta), böbrek ve pankreas dahil olmak üzere çeşitli organların gelişimi için kritik olan bir transkripsiyon faktörüdür ve düzensizliği, yumurtalık ve prostat kanseri dahil olmak üzere birçok kanser türüyle ilişkilidir. _HNF1B_ içindeki varyantlar, hücre farklılaşması ve çoğalma yollarını etkileyerek tümör başlangıcını ve ilerlemesini etkileyebilir. _PBX2_ (Pre-B-hücre Lösemi Transkripsiyon Faktörü 2), gelişimsel süreçlerde ve hücre kaderi kararlarında rol alan bir homeobox genidir. Homeobox gen ifadesindeki değişiklikler, kanserlerde sıklıkla gözlenir; burada hücre kimliğini, çoğalmasını ve invazyonunu etkileyerek onkojenik yolları teşvik edebilirler. Bu varyantlar, kritik hücresel fonksiyonları ve bağışıklık tepkilerini modüle ederek bir bireyin servikal karsinom riskini toplu olarak etkileyen karmaşık bir genetik tabloya katkıda bulunur.
Önemli Varyantlar
| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs9272050 rs36214159 rs9272143 |
HLA-DQA1 | cervical carcinoma susceptibility to plantar warts measurement secretogranin-3 measurement |
| rs12682374 | CASC8, POU5F1B, PCAT1 | colorectal cancer cervical carcinoma prostate cancer |
| rs1219651 rs2981584 |
FGFR2 | cervical carcinoma breast cancer breast carcinoma |
| rs2523496 rs6938453 |
MICA | cervical carcinoma |
| rs4282438 | COL11A2P1 | Sjogren syndrome cervical carcinoma |
| rs10908278 rs11651755 rs11263763 |
HNF1B | type 2 diabetes mellitus prostate carcinoma cervical carcinoma hemoglobin A1 measurement HbA1c measurement |
| rs55986091 | HLA-DQA1 - HLA-DQB1 | cervical carcinoma |
| rs112149573 | TOX3 | cervical carcinoma family history of breast cancer |
| rs73730372 rs36022506 |
HLA-DRB1 - HLA-DQA1 | cervical carcinoma leukocyte quantity childhood onset asthma staphylococcus seropositivity protein measurement |
| rs2856437 | PBX2 | cervical carcinoma |
Genetik Yatkınlık ve Poligenik Risk
Genetik faktörler, bir bireyin çeşitli kanserlere karşı yatkınlığında, servikal karsinom potansiyeli de dahil olmak üzere, rol oynamaktadır. Meme ve nazofarenks karsinomu gibi diğer kanser tipleri üzerine yapılan araştırmalar, riske katkıda bulunan çok sayıda kalıtsal genetik varyantı genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) aracılığıyla tanımlamıştır. Bu çalışmalar, her biri küçük bir etkiye sahip olan birden fazla yaygın yatkınlık allelinin, bir bireyin kanser geliştirme genel yatkınlığını topluca etkilediği poligenik bir mimari olduğunu düşündürmektedir. Bu tür lokusların belirlenmesi, örneğin nazofarenks karsinomu için HLA bölgesi içinde, kanser riskini belirlemede genetik varyasyonların karmaşık etkileşimini vurgulamaktadır.[1]
Çevresel Etkiler ve Yaşam Tarzı Faktörleri
Çevresel faktörler ve yaşam tarzı seçimleri, birçok kanserin gelişiminde kritik belirleyicilerdir ve serviks karsinomu riskine katkıda bulunmaları muhtemeldir. Araştırmalar, kanser duyarlılığını doğru bir şekilde değerlendirmek için ayrıntılı bireysel çevresel maruziyet verisi toplamanın önemini vurgulamaktadır. Bu faktörler, hastalığın riskini modüle edebilen çeşitli dış maruziyetleri, beslenme alışkanlıklarını ve sosyoekonomik koşulları içerebilir. Örneğin, nazofarenks karsinomunda, EBV antikor titreleri gibi spesifik çevresel risk faktörleri, hastalık duyarlılığını anlamak için kritik kabul edilmektedir; bu durum, çevresel unsurların bir bireyin kanser risk profilini önemli ölçüde şekillendirdiği daha geniş prensibi desteklemektedir.[1]
Gen-Çevre Etkileşimleri ve Epigenetik Mekanizmalar
Servikal karsinomun gelişimi, diğer karmaşık hastalıklar gibi, karmaşık gen-çevre etkileşimlerinden muhtemelen etkilenmektedir. Genetik yatkınlıklar, belirli yaşam tarzı faktörleri veya dış etkenlerin genetik olarak yatkın bireylerde hastalığın ilerlemesini tetikleyebileceği veya hızlandırabileceği çevresel maruziyetlerle artırılabilir veya azaltılabilir. Bu etkileşimleri anlamak, kapsamlı risk değerlendirmesi için çok önemlidir, çünkü ayrıntılı çevresel verilerin yokluğu, diğer kanser çalışmalarında belirtildiği gibi, bu karmaşık ilişkileri tam olarak karakterize etme yeteneğini engelleyebilir.[1] Kanser için sunulan bu bağlamda belirli epigenetik mekanizmalar detaylandırılmamış olsa da, protein fonksiyonu ve hücresel yolları içerenler gibi karsinogenezin altında yatan genel moleküler mekanizmalar, hastalık gelişiminin temelini oluşturur.[5]
Servikal Karsinomda Patofizyolojik Süreçler ve Hücresel Bozulmalar
Servikal karsinom, servikal dokular içindeki normal hücresel homeostazinin ve düzenleyici ağların bozulmasını içeren bir dizi patofizyolojik süreçten kaynaklanır. Kanserin gelişimi, sıklıkla kontrolsüz hücre proliferasyonunu ve programlanmış hücre ölümüne veya apoptoza karşı direnci içerir. Bu hücresel işlev bozuklukları, sıklıkla anahtar moleküler yollardaki alterasyonlar ve hücrenin genetik materyalinin bütünlüğü tarafından tetiklenir. Belirli kromozomal bölgelerin amplifikasyonları gibi spesifik genomik alterasyonların varlığı, bu sapkın hücresel davranışları teşvik etmede önemli bir rol oynayarak servikal karsinomun başlangıcına ve ilerlemesine katkıda bulunur.[6]
Servikal Karsinomada Genetik Mekanizmalar ve Anahtar Biyomoleküller
Genetik mekanizmalar, servikal karsinom gelişiminde merkezi bir rol oynamakta olup, belirli gen fonksiyonlarını ve bunların ekspresyon paternlerini içermektedir. Servikal karsinom dahil çeşitli kanserlerde rol oynayan kritik bir bölge, TERT-CLPTM1L lokusudur.[6] Bu genomik bölge, servikal kanserde sıklıkla amplifiye olmakta ve bu genlerin artan kopya sayılarının hastalık mekanizmalarına katkıda bulunduğunu göstermektedir.[6] Bu tür amplifikasyonlar, değişmiş gen ekspresyon paternlerine yol açarak, hücre büyümesini ve bölünmesini yöneten düzenleyici ağları etkileyebilir ve böylece serviks içinde onkogenezi teşvik edebilir.
Serviks Karsinomunda Telomer İdamesinin Rolü
TERT (insan telomeraz revers transkriptaz) geni, TERT-CLPTM1L lokusu içinde yer alır ve genomik stabiliteyi sürdürmede anahtar bir biyomolekül olan telomeraz ribonükleoprotein kompleksinin katalitik alt birimini kodlar.[6] Telomeraz, telomerik tekrar dizilerinin kromozom uçlarına de novo eklenmesini katalize ederek, telomere bağımlı replikatif yaşlanmayı dengeler.[6] Serviks kanserinde TERT geninin sık amplifikasyonu, telomer idamesinin düzensizliğinin, potansiyel olarak uzamış hücresel ömre ve artan proliferatif kapasiteye yol açarak, hastalığın ilerlemesinde kritik bir moleküler ve hücresel yol olduğunu düşündürmektedir.[6]
CLPTM1L'nin Hücresel Fonksiyonları ve Hastalık İlişkisi
Sıkça amplifiye edilen TERT-CLPTM1L lokusundaki bir diğer önemli gen, tahmini bir transmembran proteini kodlayan CLPTM1L'dir.[6] Bu protein, serviks de dahil olmak üzere bir dizi normal ve malign dokuda eksprese edilmekte olup, temel hücresel fonksiyonlarda rol oynadığını düşündürmektedir.[6] Araştırmalar, CLPTM1L ekspresyonunun over kanseri hücrelerini sisplatin kaynaklı apoptoza duyarlı hale getirebildiğini göstermiş, böylece stres ve kemoterapiye karşı hücresel yanıtlardaki potansiyel rolünü vurgulamıştır.[6] Serviks karsinomundaki amplifikasyonu, CLPTM1L'nin değişmiş ekspresyonu veya fonksiyonunun hastalığın patofizyolojisine katkıda bulunabileceğini düşündürmektedir; muhtemelen hücre sağkalımını veya ilaç direncini etkileyerek, ancak serviks dokusundaki kesin mekanizması daha fazla araştırma gerektirmektedir.[6]
Genomik Değişiklikler ve Hücresel Ölümsüzlük
Serviks karsinomu, normal hücresel düzenlemeyi bozan, özellikle hücre ölümsüzlüğü ve sağkalımı ile ilişkili lokusları etkileyen belirli genomik değişiklikleri içerir. Dikkate değer bir örnek, serviks kanserinde gözlemlenen TERT-CLPTM1L lokusunun sık amplifikasyonudur.[6] Bu genomik bölge, telomeraz ribonükleoprotein kompleksinin katalitik alt birimini kodlayan TERT (insan telomeraz revers transkriptaz) genini kapsar. TERT'in temel işlevi, kromozom uçlarına de novo telomerik tekrar dizilerinin eklenmesini katalize ederek, telomer bağımlı replikatif yaşlanmayı engellemek ve düzensizleştiğinde kontrolsüz hücresel çoğalmaya katkıda bulunmaktır.[6] Bu tür bir amplifikasyon, kanserde ele geçirilmiş kritik bir düzenleyici mekanizmayı temsil ederek, hücrelerin normal senesens kontrol noktalarını atlamasını sağlar.
Aynı amplifiye lokusta, serviks de dahil olmak üzere bir dizi normal ve malign dokuda eksprese edilen, tahmini bir transmembran proteini kodlayan CLPTM1L geni yer alır.[6] Amplifikasyon yoluyla serviks karsinomu progresyonundaki kesin mekanistik rolü daha fazla aydınlatma gerektirse de, çalışmalar, CLPTM1L ekspresyonunun over kanseri hücrelerini sisplatin kaynaklı apoptoza duyarlı hale getirebildiğini göstermiştir.[6] Bu durum, CLPTM1L'nin tedaviye hücresel yanıtları etkileyebileceği, muhtemelen terapötik bir hedef olarak hareket edebileceği veya kemoterapi ajanlarının etkinliğini modüle edebileceği potansiyel bir hastalıkla ilişkili mekanizma önermektedir; bu da onun post-translasyonel düzenleme ve hücresel kader kararlarındaki rolünü vurgulamaktadır.
Serviks Karsinomu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Bu sorular, güncel genetik araştırmalara dayalı olarak serviks karsinomunun en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Neden arkadaşım HPV'ı temizledi de benim enfeksiyonum kalıcı hale geldi?
Genleriniz, bağışıklık sisteminizin HPV ile savaşma yeteneğinde büyük rol oynar. HLA-DQA1 veya MICA gibi genlerdeki varyasyonlar, vücudunuzun virüsü ne kadar iyi tanıdığını ve temizlediğini etkileyebilir, bu da bazı insanları kalıcı enfeksiyonlara daha yatkın hale getirir.
2. Annemde rahim ağzı kanseri vardı; ben de daha yüksek risk altında mıyım?
Evet, aile öyküsü sizin için daha yüksek bir riske işaret edebilir. Bağışıklık yanıtınızı veya hücre büyüme yollarınızı etkileyen, örneğin HLA bölgesi veya FGFR2'deki gibi genetik varyantlar, kalıtsal olarak aktarılabilir ve rahim ağzı kanserine yatkınlığı artırabilir.
3. Sağlıklı yaşıyorum; bu, rahim ağzı kanserinden güvende olduğum anlamına mı geliyor?
Sağlıklı bir yaşam tarzı bağışıklık sisteminizi desteklese de, genetik yine de önemli bir rol oynamaktadır. MICA gibi genlerdeki varyasyonlar, genel sağlık alışkanlıklarından bağımsız olarak, bağışıklık hücrelerinizin enfekte hücreleri tespit etme ve yok etme yeteneğini etkileyerek genel riskinizi etkileyebilir.
4. Bir DNA testi bana kişisel rahim ağzı kanseri riskimi söyleyebilir mi?
Evet, genetik testler değişmiş bir riskle ilişkili belirli varyasyonları tanımlayabilir. Örneğin, HLA-DQA1 veya FGFR2 gibi genlerdeki varyantlar, HPV kalıcılığına yatkınlık veya kanser ilerlemesiyle ilişkilidir ve size daha kişiselleştirilmiş bir risk profili sağlar.
5. HPV aşısı oldum; şimdi tamamen korunuyor muyum?
HPV aşısı, serviks kanserlerinin çoğunu önlemede son derece etkilidir, ancak %100 değildir. Genetik faktörler kalan riskinizi hala etkileyebilir ve aşı tüm yüksek riskli HPV tiplerini kapsamaz, bu nedenle kalan riski yakalamak için devam eden tarama önemlidir.
6. Etnik kökenim rahim ağzı kanseri riskimi etkiler mi?
Evet, etkileyebilir. Farklı etnik gruplar, özellikle immün yanıtlar için kritik öneme sahip olan HLA bölgesi içinde, değişen sıklıklarda genetik varyasyonlara sahip olabilir. Bu farklılıklar, HPV enfeksiyonuna yatkınlığı ve kansere ilerlemeyi etkileyebilir.
7. Neden bazı kadınlar agresif kanser geliştirirken, diğerleri sadece prekanseröz hücrelere sahip olur?
Serviks kanserinin agresifliği, belirli genetik varyasyonlardan etkilenebilir. Hücre büyümesi ve farklılaşmasında rol alan FGFR2 ve HNF1B gibi genler, daha hızlı tümör ilerlemesini ve daha agresif hastalığı teşvik eden varyantlara sahip olabilirler.
8. Prekanseröz hücrelerim olduysa, kızımın riski daha yüksek midir?
Prekanseröz hücrelere sahip olmanız, doğrudan kızınızın da sahip olacağı anlamına gelmese de, ortak genetik yatkınlıklar onun yatkınlığını artırabilir. Vücudun HPV'yi nasıl ele aldığını veya hücre büyümesini nasıl düzenlediğini etkileyen varyantlar, örneğin TOX3 veya CASC8 bölgelerindekiler gibi, aktarılabilir ve onun riskini etkileyebilir.
9. Stres veya sağlıksız alışkanlıklar rahim ağzı kanseri riskimi gerçekten artırabilir mi?
Doğrudan genetik bağlantılar birincil olsa da, kronik stres ve sağlıksız alışkanlıklar bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir. Zayıflamış bir bağışıklık sistemi, özellikle MICA gibi bağışıklık yanıtı genlerini etkileyen genetik varyasyonlarınız varsa, HPV'ı temizlemekte daha fazla zorlanabilir ve potansiyel olarak riski artırabilir.
10. Yıllardır HPV taşıyorsam, neden henüz kansere dönüşmedi?
Bunun nedeni, özel genetik yapınız da dahil olmak üzere birçok faktörün ilerlemeyi belirlemesidir. Hücre büyümesini ve farklılaşmasını düzenleyen TOX3 veya HNF1B gibi genlerdeki varyasyonlar, kalıcı HPV enfeksiyonunun kanserli değişikliklere yol açıp açmadığını ve hangi hızda olduğunu etkileyebilir.
Bu SSS, güncel genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.
Yasal Uyarı: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için her zaman bir sağlık uzmanına danışın.
References
[1] Tse, K. P. et al. "Genome-wide association study reveals multiple nasopharyngeal carcinoma-associated loci within the HLA region at chromosome 6p21.3." American Journal of Human Genetics, vol. 85, no. 2, 2009, pp. 194-203.
[2] Hunter, D. J., et al. "A genome-wide association study identifies alleles in FGFR2 associated with risk of sporadic postmenopausal breast cancer." Nat Genet. PMID: 17529973.
[3] Easton, Douglas F. et al. "Genome-wide association study identifies novel breast cancer susceptibility loci." Nature, vol. 447, no. 7148, 2007, pp. 1087-1093.
[4] Yeager, Meredith et al. "Genome-wide association study of prostate cancer identifies a second risk locus at 8q24." Nature Genetics, vol. 39, no. 5, 2007, pp. 657-661.
[5] Gold, B., et al. "Genome-wide association study provides evidence for a breast cancer risk locus at 6q22.33." Proc Natl Acad Sci U S A. PMID: 18326623.
[6] Rafnar, T., et al. "Sequence variants at the TERT-CLPTM1L locus associate with many cancer types." Nat Genet, vol. 41, no. 2, Feb. 2009, pp. 221-27. PubMed, PMID: 19151717.