İçeriğe geç

Doğumda Vücut Boyu

Doğum boyu olarak da adlandırılan doğumdaki vücut yüksekliği, fetal büyüme ve gelişimin önemli bir göstergesi olarak hizmet eden temel bir antropometrik ölçüdür. Doğum ağırlığı ve bebek baş çevresi gibi diğer doğum parametreleriyle yakından ilişkilidir ve bu özellikler epidemiyolojide güçlü bağlantılara sahiptir.[1] Fetal cinsiyet, anne sağlığı ve gebelik yaşı gibi yaygın faktörlerin doğum boyunu etkilediği bilinmektedir.[1] Erken dönemdeki boy uzunluğu büyümesindeki normal varyasyonların, bireyin yetişkinlikteki boyuyla da ilişkili olduğu gözlemlenmiştir.[2]

Doğum boyu, hem genetik hem de çevresel faktörlerden etkilenen karmaşık bir özelliktir. Çalışmalar, fetal yaşam ve erken çocukluk döneminde vücut büyüklüğü için kalıtılabilirlik tahminleri sunmuştur.[3] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), doğum boyu ile ilişkili yaygın genetik varyantların belirlenmesinde etkili olmuştur. Örneğin, 1q22’deki DCST2 geninde bulunan rs905938 ’i içeren yeni bir lokus, genom çapında doğum boyu ile anlamlı derecede ilişkili olarak tanımlanmıştır.[2] LCORL, PTCH1, GPR126 ve HMGA2gibi genlerde veya yakınında bulunan diğer tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) de doğum boyu ile bağlantılıdır.[2] Bu genetik varyantlar büyüme üzerinde devam eden bir etkiye sahip olabilir ve bebek boyu ve yetişkin boyu ile ilişkiler gösterebilir, ancak bu ilişkilerin büyüklüğü bir birey yaşlandıkça azalabilir.[2]Ayrıca, doğum boyunu etkileyen bazı genetik varyantlar, doğum ağırlığı ile de bağlantılar göstermekte ve rahim içi büyüme ile metabolizma arasındaki genetik bağlantıları vurgulamaktadır.[4]

Doğum boyu, yenidoğanın sağlık durumu ve gelişimsel gidişatının kritik bir klinik göstergesidir. Beklenen doğum boyu aralıklarından sapmalar, potansiyel sağlık sorunlarına veya gelişimsel problemlere işaret ederek daha ileri tıbbi değerlendirmeyi gerektirebilir. Erişkin boyu ve belirli metabolik durumların riski dahil olmak üzere, daha sonraki sağlık sonuçları için erken bir belirteç görevi görebilir. Örneğin, doğum boyuyla bağlantılı olan HMGA2 ve ADCY5 gibi genler, tip 2 diyabet gibi yetişkin başlangıçlı durumlarla da ilişkilendirilmiştir.[2] Bu nedenle, doğum boyunun izlenmesi, sağlıklarını ve gelişimlerini optimize etmek için daha yakın takipten veya erken müdahalelerden fayda sağlayabilecek bebekleri belirlemek için klinisyenler için önemlidir.

Daha geniş bir halk sağlığı perspektifinden bakıldığında, doğumdaki boy uzunluğu, toplum sağlığı gözetiminde kullanılan önemli bir ölçüttür. Bir toplumdaki genel anne ve çocuk sağlığını yansıtır ve sosyoekonomik koşulları, beslenme yeterliliğini ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişimi gösterebilir. Doğum uzunluğunu belirleyen genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimini anlamak, anne beslenmesini iyileştirmeyi, olumsuz gebelik sonuçlarını azaltmayı ve sağlıklı çocuk gelişimini teşvik etmeyi amaçlayan halk sağlığı stratejilerine katkıda bulunabilir. Doğum uzunluğunun genetiği üzerine yapılan araştırmalar, insan büyümesinin daha derinlemesine anlaşılmasına katkıda bulunur ve potansiyel olarak hedefe yönelik önleyici tedbirler ve kişiselleştirilmiş sağlık müdahalelerinin önünü açar.

Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar

Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar”

Doğum boyu üzerine yapılan araştırmalar kapsamlı olmasına rağmen, bulguların yorumlanmasını ve genellenebilirliğini etkileyen çeşitli metodolojik ve istatistiksel sınırlamalarla karşı karşıyadır. Doğum boyu çalışmaları için örneklem büyüklükleri önemli olmasına rağmen (örneğin, 28.459 katılımcı), genellikle yetişkin boyu için olanlardan daha küçüktür; bu da katkıda bulunan tüm genetik varyantları, özellikle de hafif etkileri olanları tespit etme istatistiksel gücünü sınırlayabilir. DCST2geni veya DC-STAMP domain içeren 2, kemik homeostazında osteoklast hücre füzyonu için çok önemli olan proteinleri içeren DC-STAMP benzeri protein ailesinin bir üyesidir ve iskelet gelişimi ve büyümesindeki rolünü düşündürmektedir.[2] Ayrıca, rs905938 , doğum ağırlığı ile daha zayıf ancak dikkat çekici bir ilişki göstermektedir ve erken büyüme parametreleri üzerindeki geniş etkisini vurgulamaktadır.

HMGA2, LCORL ve PTCH1 dahil olmak üzere diğer bazı genetik lokuslar, hem yetişkin boyu hem de erken yaşam büyümesi üzerindeki etkileriyle tanınmaktadır. HMGA2 genindeki rs1042725 ve rs1351394 gibi varyantlar, hücre çoğalması, farklılaşması ve büyümesinde rol oynayan bir transkripsiyon faktörü olarak işlevi ile ilişkilidir ve doğum ağırlığı, doğum boyu, bebek boyu ve yetişkin boyu gibi özellikleri etkiler.[2] HMGA2 aynı zamanda insülin benzeri büyüme faktörü reseptörü sinyal yolunda yer alır ve baş çevresini ve beyin yapısını etkiler.[1] LCORL geni, ilişkili varyantı rs724577 ile birlikte, doğum ağırlığı, doğum boyu, bebek boyu ve yetişkin boyu ile geniş çapta ilişkilidir ve farklı gelişim aşamalarında tutarlı bir rolü olduğunu göstermektedir.[2] Benzer şekilde, bilinen bir Mendel insan boy geni olan PTCH1’deki rs16909902 gibi varyantlar, embriyonik gelişim ve iskelet oluşumu için temel olan Hedgehog sinyal yolunu düzenlemek için çok önemlidir, bu nedenle bebek boyunu ve genel büyümeyi etkiler.[2] ADCY5 ve ADRB1 genleri de erken yaşam büyümesine ve metabolik özelliklere önemli katkıda bulunur. Adenil siklaz 5’i kodlayan ADCY5’teki rs11708067 varyantı, doğum ağırlığı ve tip 2 diyabet ile ilişkilidir ve fetal büyüme ile metabolik düzenleme arasında genetik bir bağlantıyı vurgulamaktadır.[2] Aynı şekilde, ADRB1 (beta-1 adrenerjik reseptör) ile ilişkili rs740746 varyantı, doğum ağırlığı ve yetişkin kan basıncı ile ilişkilidir ve fetal gelişim ile yaşamın ilerleyen dönemlerindeki sağlık sonuçları arasındaki bu karmaşık bağlantıları daha da göstermektedir.[2]Bu bulgular, büyümeyi etkileyen genetik faktörlerin doğumdan itibaren metabolizma ve kardiyovasküler sağlıkla ilgili yollarla nasıl örtüşebileceğini vurgulamaktadır.

LINC00880’deki rs13322435 , RPL36AP14’teki rs17034876 , CDKAL1’deki rs7756992 ve ESR1’deki rs851977 gibi diğer varyantlar da, çeşitli biyolojik mekanizmalar yoluyla doğumda vücut boyunu etkilemede rol oynamaktadır. LINC00880, uzun bir intergenik kodlayıcı olmayan RNA’dır ve rs13322435 gibi varyantları, gelişimsel süreçler ve büyüme için kritik olan gen ekspresyon ağlarında düzenleyici roller oynayabilir.[2] RPL36AP14 bir ribozomal protein genidir ve rs17034876 varyantı, genel somatik gelişim için temel olan protein sentezini ve hücresel büyümeyi etkilemesi muhtemeldir.[2] CDKAL1 geni, rs7756992 varyantı ile birlikte, pankreatik beta hücre fonksiyonu ve metabolizmasındaki rolü ile bilinir; bu yollar fetal ve postnatal büyümeyi dolaylı ancak önemli ölçüde etkileyebilir. Son olarak, östrojen reseptörü alfayı kodlayanESR1’deki rs851977 gibi varyantlar, östrojenin kemik gelişimi ve büyüme plağı füzyonu üzerindeki etkilerini aracılık etmek için önemlidir, böylece iskelet olgunlaşmasını ve nihai boyu potansiyel olarak etkiler.[2]

Doğum boyu (DB), bir bebeğin doğum anındaki vücut yüksekliği olarak kesin bir şekilde tanımlanır ve fetal büyüme ve gelişmenin temel bir ölçüsü olarak hizmet eder. Bu, doğum ağırlığı (DA) ve baş çevresi (BÇ) gibi diğer doğum ölçümleriyle birlikte sıklıkla incelenen kritik bir antropometrik parametredir, çünkü bu özellikler güçlü bağlantılar ve ortak etkiler sergiler.[1] Doğum boyu için operasyonel tanımlar tipik olarak, doğruluğu sağlamak için kendi kendine bildirilen ölçümleri açıkça hariç tutan standartlaştırılmış prosedürleri içerir.[2] Bu ölçümler daha sonra, çeşitli çalışmalar arasında tutarlı karşılaştırma sağlamak için, büyüme analizörü yazılımı ve Kuzey Avrupa 1991 referans paneli gibi özel araçlar kullanılarak cinsiyet ve yaşa göre ayarlanmış Standart Sapma Skorlarına (SDS) dönüştürülür.[2] Ayrıca, araştırma protokolleri genellikle karıştırıcı faktörleri en aza indirmek ve odağın bireysel büyüme yörüngelerinde kalmasını sağlamak için çoklu doğumlar ve ikizlerden elde edilen verileri hariç tutar.[2]

İlişkili Terminoloji ve Kavramsal Çerçeveler

Section titled “İlişkili Terminoloji ve Kavramsal Çerçeveler”

‘Doğumdaki boy uzunluğu’ etrafındaki terminoloji, öncelikle intrauterin büyümenin önemli bir göstergesi olarak kabul edilen “doğum uzunluğu (DÜ)” etrafında döner. Yakından ilişkili kavramlar arasında, doğum sonrası erken çocukluk döneminde alınan ölçümleri ifade eden “bebek uzunluğu” ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde ulaşılan nihai boyu yansıtan “yetişkin boyu” bulunur.[2] Bu özelliklerin fenotipik olarak yüksek oranda ilişkili olduğu ve fetal cinsiyet, anne sağlığı ve gebelik yaşı gibi ortak faktörlerden etkilenen ortak genetik mimariyi paylaştığı kabul edilmektedir.[1]Kavramsal çerçeveler genellikle bu üç özelliği - doğum uzunluğu, doğum ağırlığı ve baş çevresi - bir çocuğun genel sağlık durumunun ve gelişimsel yörüngesinin kapsamlı bir yansımasını sağlamak için “kavramsal büyüme parametreleri” içinde bütünleştirir.[1] Doğum uzunluğu, bebek uzunluğu ve yetişkin boyu arasında gözlemlenen genetik örtüşme, yaşam boyu ortak ve farklı genetik varyantlardan etkilenen sürekli bir büyüme spektrumunun altını çizmektedir.[2]

Genetik İlişkilerin Sınıflandırılması ve Kriterleri

Section titled “Genetik İlişkilerin Sınıflandırılması ve Kriterleri”

Doğum boyu ile ilgili genetik bulguların sınıflandırılması, öncelikle geniş ölçekli genetik çalışmalardan elde edilen istatistiksel anlamlılık eşiklerine dayanmaktadır. Örneğin, doğum boyu ile “güçlü olasılıklı ilişki kanıtı”, tipik olarak bir Tek Nükleotid Polimorfizmi’nin (SNP) veya genomik lokusun 1 x 10^-6’dan daha düşük bir P-değerine ulaşması durumunda ilan edilir.[2] “Sağlam ilişki kanıtı” veya “genom çapında anlamlılık” oluşturmak için, tüm kombine çalışmalarda yaygın olarak P <= 5 x 10^-8 olan daha katı bir P-değeri eşiği uygulanır.[2] Bu tanı kriterleri, doğum boyu ile ilişkili olan ve yetişkin boyunu veya diğer ilgili özellikleri etkilediği zaten bilinenlerden ayıran, 1q22’deki DCST2’de bulunan rs905938 gibi yeni genetik varyantları ve lokusları tanımlamak için çok önemlidir.[2] Bu tür sınıflandırmalar, erken yaşam büyümesinin genetik yapısını ve ADCY5 ve ADRB1 gibi genleri içeren ortak genetik yollar aracılığıyla tip 2 diyabet ve yetişkin kan basıncı gibi durumlarla bağlantılar da dahil olmak üzere, sonraki yaşam sağlığı sonuçları için etkilerini aydınlatmaya yardımcı olur.[4], [5]

Doğumda vücut boyu, sıklıkla doğum uzunluğu olarak adlandırılır, çok sayıda genetik ve çevresel faktörden etkilenen karmaşık bir özelliktir. Fetal yaşam ve bebeklik dönemindeki iskelet büyümesi, %26 ila %72 arasında değişen kalıtılabilirlik tahminleriyle karakterize edilir.[3] Bu durum, önemli bir genetik bileşenin yanı sıra önemli çevresel modülasyonu da gösterir. Bu nedensel faktörleri anlamak, erken gelişim ve potansiyel uzun vadeli sağlık sonuçlarına dair içgörü sağlar.

Genetik faktörler, hem yaygın kalıtsal varyantları hem de nadir Mendelian formları kapsayan doğum boyunun belirlenmesinde temel bir rol oynar. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), doğum boyu ile ilişkili belirli lokusları tanımlamıştır; örneğin, 1q22’de bulunan DCST2 genindeki yeni bir yaygın varyant olan rs905938 , genom çapında anlamlı bir ilişki göstermektedir.[2] Bu özel varyant ayrıca bebek boyunu ve yetişkin boyunu da etkiler, ancak etki büyüklüğü yaşla birlikte azalır.[2] Birkaç nadir genetik kusurun erken yaşam boyu üzerinde önemli etkileri olduğu bilinmektedir.[2] Araştırmalar, normal varyasyona katkıda bulunan yaygın genetik varyantları ortaya çıkarmaya devam etmektedir.

Tek nükleotid polimorfizmlerinin (SNP’ler) ötesinde, doğum boyunun poligenik yapısı, bazıları diğer antropometrik özelliklerle paylaşılan birçok genin kümülatif etkisini içerir. Örneğin, doğum boyu ile ilişkili dört SNP,LCORL, HMGA2, ADCY5 ve ADRB1 dahil olmak üzere doğum ağırlığını etkilediği bilinen lokuslarda veya yakınında bulunur.[2] Özellikle LCORLgeni, doğum ağırlığı, doğum boyu, bebek boyu ve yetişkin boyunu etkileyen pleiotropi gösterir.[2] Bir miktar örtüşme olsa da, bilinen 180 yetişkin boyu lokusundan 17’si de doğum boyu ile ilişkilidir, ancak doğum boyunun genel genetik mimarisi yetişkin boyununkinden farklı görünmektedir, çünkü bu yetişkin boyu lokuslarından elde edilen genetik risk-allel skorları, doğum boyu varyansının yalnızca küçük bir bölümünü (%0,13) açıklamaktadır.[2]

Maternal faktörler tarafından önemli ölçüde şekillendirilen intrauterin ortam, fetal büyümenin ve dolayısıyla doğum uzunluğunun kritik bir belirleyicisidir. Gebelik sırasında maternal sağlık durumu, beslenme ve yaşam tarzı seçimleri, fetal gelişim için mevcut kaynakları doğrudan etkiler. Fetal cinsiyet, gestasyonel yaş ve çeşitli maternal özellikler gibi faktörler, doğum ağırlığı ve baş çevresi gibi diğer fetal büyüme ölçütleriyle birlikte yaygın olarak doğum uzunluğuyla ilişkilidir.[1] Bu birbirine bağlı özellikler genellikle yüksek fenotipik korelasyon gösterir ve ortak altta yatan biyolojik etkileri düşündürür.[1]Anne ve fetus arasındaki karmaşık etkileşim, optimal iskelet gelişimi için hayati öneme sahip olan besin dağıtımını ve atık uzaklaştırmasını sağlar. Spesifik diyet bileşenleri veya çevresel maruziyetler bazı çalışmalarda doğum uzunluğu varyasyonunun doğrudan nedenleri olarak ayrıntılı bir şekilde belirtilmemiş olsa da, maternal faktörlerin daha geniş kavramı, besin alımından zararlı maruziyetlerin yokluğuna kadar çok çeşitli etkileri kapsar. Bu çevresel modülatörler, bir fetusun genetik yatkınlığı ile etkileşime girebilir ve gebelik sırasında büyüme için genetik potansiyelin nasıl ifade edildiğini etkileyebilir.

Gelişimsel Yörüngeler ve Metabolik Bağlantılar

Section titled “Gelişimsel Yörüngeler ve Metabolik Bağlantılar”

Erken yaşam gelişimi, sağlık için kalıcı etkileri olabilecek bir yörünge oluşturur ve doğum boyu önemli bir göstergedir. Fetal ve bebek büyümesi, yetişkinlikte kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diyabet dahil olmak üzere çeşitli karmaşık hastalıkların daha yüksek riskleriyle bağımsız olarak ilişkilidir.[2] Bu, intrauterin büyüme ve yetişkin metabolik sağlığı arasındaki genetik bağlantıları vurgulamaktadır.[4], [5] Örneğin, doğum boyu ile ilişkili olan HMGA2 geni, aynı zamanda tip 2 diyabet, aort kökü boyutu, kafa çevresi ve beyin yapısıyla da ilişkilidir.[2] Benzer şekilde, ADCY5 tip 2 diyabet ile ve ADRB1 yetişkin kan basıncı ile bağlantılıdır.[2] Bu, erken büyümeyi etkileyen genlerin daha sonraki yaşamdaki komorbiditelere nasıl katkıda bulunabileceğini göstermektedir.

Büyümenin dinamik doğası, genetik etkilerin farklı gelişim aşamalarında büyüklük olarak değişebileceği anlamına gelir. Örneğin, DCST2 içindeki rs905938 varyantı, doğum boyu ile en güçlü ilişkisine sahiptir ve bebek boyu ve yetişkin boyu üzerindeki etkisi giderek zayıflamaktadır.[2] Bu, bazı genetik faktörlerin yaşam boyunca bir etki sürdürmesine rağmen, diğerlerinin belirli gelişimsel pencereler sırasında daha kritik olabileceğini düşündürmektedir. İskelet büyümesinin genel gelişimsel yörüngesi, hem içsel genetik programlardan hem de gebelik ve erken bebeklik döneminde karşılaşılan dışsal çevresel sinyallerden etkilenen karmaşık bir süreçtir.

Erken İskelet Gelişiminin Genetik Temelleri

Section titled “Erken İskelet Gelişiminin Genetik Temelleri”

Fetal yaşam ve bebeklik dönemindeki iskelet gelişimi, kalıtılabilirliği %26 ila %72 arasında değişen karmaşık bir özelliktir.[3] Yetişkin boyu için birçok yaygın genetik varyant tanımlanmış olmasına rağmen, erken dönem iskelet gelişimini etkileyen genetik faktörler daha az anlaşılmıştır.[2] Araştırmalar, yetişkin boyunun genetik yapısının, yetişkin boyu ile 17 lokusu paylaşan doğum boyuna kıyasla, 58 ortak lokus ile bebek uzunluğuna daha fazla benzerlik gösterdiğini ortaya koymuştur.[2] Önemli bir keşif, 1q22 kromozomunda bulunan DCST2 genindeki rs905938 yaygın varyantıdır ve bu varyant doğum uzunluğu ile önemli ölçüde ilişkilidir.[2] Bu varyant ayrıca bebek uzunluğu ve yetişkin boyu ile de ilişkiler göstermektedir, ancak zamanla etki büyüklükleri azalmaktadır.[2] Bu yeni bulgunun ötesinde, LCORL, HMGA2, ADCY5 ve ADRB1dahil olmak üzere diğer çeşitli genler doğum uzunluğu ve doğum ağırlığı ile ilişkilendirilmiştir ve bu da bu erken büyüme parametreleri üzerinde ortak genetik etkileri olduğunu göstermektedir.[2]

Kemik ve Kıkırdak Oluşumunun Moleküler ve Hücresel Mekanizmaları

Section titled “Kemik ve Kıkırdak Oluşumunun Moleküler ve Hücresel Mekanizmaları”

Doğumda iskelet uzunluğunun gelişimi, kritik proteinlerin ve düzenleyici ağların işlevleri de dahil olmak üzere karmaşık moleküler ve hücresel yolları içerir. Örneğin, rs905938 ’in bulunduğu DCST2geni, osteoklastlarda ifade edilir ve kemik yeniden şekillenmesi süreçlerinde potansiyel bir rolü olduğunu düşündürmektedir, ancak spesifik fonksiyonu daha fazla araştırmayı gerektirmektedir.[2] ADAM15 gibi diğer genler hem osteoblastlarda hem de osteoklastlarda belirgin şekilde ifade edilir ve normal iskelet homeostazının korunmasında hayati bir rol oynar.[2] ADAM15’in yokluğu, osteoblastlarda beta-kateninin nükleer translokasyonunun artmasına neden olabilir, bu da daha sonra osteoblast proliferasyonunu ve fonksiyonunu artırarak daha yüksek trabeküler ve kortikal kemik kütlesiyle sonuçlanır.[2] Dahası, bebek uzunluğu için yapılan yol analizleri, ACAN, GDF5 ve PTCH1 dahil olmak üzere insan boyuyla ilişkili olduğu bilinen çeşitli genleri vurgulamıştır.[2] ACAN (aggrecan) kıkırdağın temel bir yapısal bileşenidir, GDF5(Büyüme Farklılaşma Faktörü 5) kemik ve kıkırdak gelişimi için çok önemlidir vePTCH1, embriyonik örüntüleme ve iskelet oluşumu için gerekli olan Hedgehog sinyal yolunda bir reseptördür. Bu genler, erken yaşam uzunluğunu belirlemede kıkırdak ve kemik gelişimi yollarının önemini vurgulamaktadır.

Fetal Metabolizma ve Genel Gelişim ile İlişkiler

Section titled “Fetal Metabolizma ve Genel Gelişim ile İlişkiler”

Doğum boyu, doğum ağırlığı ve baş çevresi gibi diğer fetal büyüme ölçümleriyle yakından ilişkilidir ve fetal cinsiyet, anne sağlığı ve gebelik yaşı gibi ortak etkileyen faktörleri paylaşır.[1] Bu yüksek fenotipik korelasyon, bu özellikleri etkileyen ortak bir genetik mimari olduğunu düşündürmektedir.[1] Fetal büyüme ve metabolizma arasındaki genetik bağlantılar, belirli genlerin çeşitli metabolik ve gelişimsel sonuçlarla ilişkileri ile daha da vurgulanmaktadır.[2], [4], [5] Örneğin, bir transkripsiyon faktörü olan HMGA2, sadece doğum boyu ile değil, aynı zamanda aort kökü boyutu, tip 2 diyabet, diş gelişimi, baş çevresi ve beyin yapısı gibi çeşitli özelliklerle de bağlantılıdır.[2] Benzer şekilde, sinyalizasyon ve metabolik süreçlerde yer alan ADCY5 ve ADRB1 sırasıyla tip 2 diyabet ve yetişkin kan basıncı ile ilişkilidir.[2], [4], [5] Bu bulgular, erken büyümeyi yöneten moleküler yolların, daha geniş metabolik düzenleme ve çoklu organ sistemlerinin gelişimi ile karmaşık bir şekilde nasıl bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır.

Uzun Dönemli Sağlık Etkileri ve Karmaşık Özellik Etkileşimleri

Section titled “Uzun Dönemli Sağlık Etkileri ve Karmaşık Özellik Etkileşimleri”

Erken yaşam büyümesi, özellikle doğum boyu, gelişimsel yörüngelerin bir göstergesi olarak hizmet eder ve önemli uzun dönemli sağlık etkilerine sahip olabilir. Fetal ve bebek büyüme örüntüleri, yetişkinlikte kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diyabet dahil olmak üzere çeşitli karmaşık hastalıklar için artmış bir risk ile bağımsız olarak ilişkilidir.[2] Doğum boyunu etkileyen genetik varyantlar, genellikle doğum ağırlığını etkileyenlerle örtüşerek, intrauterin büyümenin sonraki yaşam sağlığı sonuçlarıyla bağlantısını sağlayan altta yatan biyolojik mekanizmalara dair içgörüler sunar.[2], [5] Prenatal gelişim sırasında genetik faktörler ve çevresel etkiler arasındaki karmaşık etkileşim, bir bireyin doğumdan yetişkinliğe kadar büyüme yörüngesini şekillendirir. Doğum boyu ve yetişkin boyu arasında bazı genetik örtüşmeler olmasına rağmen, genetik etkiler özellikle bebeklikten sonra önemli ölçüde farklılaşmaktadır.[2], [6] Bu farklı ve ortak genetik katkıları anlamak, insan büyümesinin biyolojik sürekliliğini ve bunun yaşam boyunca sağlık üzerindeki derin etkisini çözmek için çok önemlidir.

Doğumda vücut yüksekliği, genellikle doğum uzunluğu olarak adlandırılır, doğum ağırlığı ve baş çevresi gibi diğer önemli erken yaşam büyüme parametreleriyle yakından ilişkili temel bir antropometrik ölçüdür. Bu özellikler, fetal cinsiyet, anne sağlığı ve gestasyonel yaş dahil olmak üzere ortak faktörlerden etkilenen güçlü epidemiyolojik bağlantıları paylaşır.[1] Araştırmalar, bu özellikler arasında ortak bir genetik yapı olduğunu ve erken gelişim için ortak genetik temeller olduğunu göstermektedir.[1] Örneğin, fetal yaşam ve bebeklik döneminde iskelet büyümesi, kalıtım tahminleri %26 ila %72 arasında değişen karmaşık bir özelliktir.[2] Genetik araştırmalardaki ilerlemeler, doğum uzunluğundaki normal varyasyonu etkileyen yaygın genetik varyantları tanımlamıştır; bunun dikkate değer bir örneği, 1q22’deki DCST2 genindeki rs905938 varyantıdır ve doğum uzunluğu ile genom çapında anlamlı bir ilişki göstermektedir.[2] Bu varyant aynı zamanda bebek uzunluğu ve yetişkin boyu ile de ilişki göstermektedir, ancak bireyler yaşlandıkça etki büyüklüğü azalmaktadır.[2] Ayrıca, çalışmalar yetişkin boyunu etkilediği bilinen çok sayıda genetik lokusun doğum uzunluğu ile de ilişkili olduğunu ortaya koymuştur, ancak doğum ve bebek uzunluğu farklı genetik varyantlardan etkilenir.[2]

Prognostik Değer ve Uzun Dönemli Sağlık Etkileri

Section titled “Prognostik Değer ve Uzun Dönemli Sağlık Etkileri”

Doğum boyu, bebeklik döneminin ötesine geçerek yetişkinliğe kadar uzanan uzun dönemli sağlık sonuçları için önemli bir prognostik gösterge olarak hizmet eder. Fetal ve bebek büyüme örüntüleri, kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diyabet dahil olmak üzere çeşitli kompleks hastalıkların gelişme riskinin artmasıyla bağımsız olarak ilişkilendirilmiştir.[2]Fetal büyüme ve metabolizma arasındaki genetik bağlantılar özellikle dikkat çekicidir, çünkü doğum boyu ile ilişkili çeşitli genetik varyantlar, doğum ağırlığı ve yetişkin başlangıçlı durumlarla da ilişkili lokuslarda veya yakınında bulunur.[2] Örneğin, doğum boyu ile ilişkili olan HMGA2 geni, aort kökü boyutu, tip 2 diyabet, diş gelişimi, baş çevresi ve beyin yapısı gibi durumlarla da ilişkilendirilmiştir.[2] Benzer şekilde, ADCY5 tip 2 diyabet ile ilişkilidir ve ADRB1 yetişkin kan basıncı ile bağlantılıdır.[2]Bu genetik örtüşmeler, doğum boyu ile yansıtıldığı gibi, erken yaşam büyümesinin, bir bireyin yaşamın ilerleyen dönemlerinde metabolik ve kardiyovasküler hastalıklara yatkınlığını etkilemede kritik rolünün altını çizmekte ve gelecekteki sağlık gidişatlarını tahmin etmede erken büyüme değerlendirmesinin önemini vurgulamaktadır.

Klinik Uygulamalar ve Risk Stratifikasyonu

Section titled “Klinik Uygulamalar ve Risk Stratifikasyonu”

Doğumdaki vücut yüksekliğinin tutarlı ve standardize edilmiş ölçümü, tanısal amaçlar, risk değerlendirmesi ve kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarının geliştirilmesi için önemli klinik faydalar sunmaktadır. Klinisyenler, bir çocuğun sağlık durumunu kapsamlı bir şekilde değerlendirmek ve tipik büyüme modellerinden sapmaları belirlemek için doğum uzunluğunu, genellikle cinsiyet ve yaşa göre ayarlanmış standart sapma skorları (SDS) olarak, yerleşik referans panellerine karşı kullanabilirler.[2] Bu standardize edilmiş yaklaşım, doğru risk stratifikasyonu için çok önemli olan farklı hasta popülasyonları ve çalışmalar arasında tutarlı karşılaştırmalara olanak tanır.[2]Doğum uzunluğunu diğer büyüme parametreleri ve genetik bilgilerle entegre ederek, sağlık hizmeti sağlayıcıları, kardiyovasküler hastalık veya tip 2 diyabet gibi potansiyel komorbiditeler için hedeflenmiş önleme stratejilerinden veya erken izlemeden yararlanabilecek yüksek riskli bireyleri belirleyebilir. Doğum uzunluğunu etkileyen spesifik genetik varyantların tanımlanması, hem erken büyümeye hem de uzun vadeli sağlık sonuçlarına katkıda bulunan genetik yatkınlıkları anlayarak, hasta bakımına daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sağlayarak bu risk değerlendirmesini daha da hassaslaştırır.

Geniş Ölçekli Kohort Çalışmaları ve Genetik Keşif

Section titled “Geniş Ölçekli Kohort Çalışmaları ve Genetik Keşif”

Doğumdaki boy üzerine yapılan popülasyon çalışmaları, ilişkili varyantları belirlemek ve bunların uzunlamasına etkilerini anlamak için sıklıkla geniş ölçekli kohort tasarımlarını ve gelişmiş genetik metodolojileri içerir. Örneğin, 28.459 bireyi kapsayan 22 bağımsız keşif çalışmasının meta-analizi, doğum uzunluğu ile ilişki için doğrudan genotiplenmiş ve impute edilmiş 2.201.971 tek nükleotid polimorfizmini (SNP) incelemiştir.[2] Hem genom çapında ilişkilendirme (GWA) hem de Metabochip verilerini kullanan bu kapsamlı yaklaşım, DCST2’deki rs905938 gibi yeni genetik lokusları doğum uzunluğu ile güçlü bir şekilde ilişkili olarak tanımlamıştır.[2] Bu analizler içindeki önemli bir kohort olan Generation R Çalışması (doğum uzunluğu için N=2.085), tanımlanan genetik belirteçler tarafından açıklanan varyansı hesaplamaya katkıda bulunmuştur.[2] Bu kohortlardan elde edilen uzunlamasına bulgular, genetik ilişkilerin büyüklüğünde zamansal bir örüntüye işaret etmektedir; rs905938 ’in uzunluk üzerindeki etkisi doğumdan (0,046 standart sapma puanı, SDS) bebek uzunluğuna (0,035 SDS) ve daha da yetişkin boyuna (0,024 SDS) azalmaktadır.[2] 180 bilinen yetişkin boyu lokusundan oluşan bir skor, Generation R Çalışması’nda doğum uzunluğundaki varyansın yalnızca %0,13’ünü açıklarken, bebek uzunluğundaki varyansın %2,95’ini açıklamıştır.[2] Bu, farklı gelişim aşamalarında erken büyümeyi farklı genetik varyantların etkileyebileceğini ve bebek uzunluğu için doğum uzunluğuna kıyasla daha belirgin bir genetik mimari olduğunu düşündürmektedir.[2]

Erken Yaşam Özellikleri ve Genetik Yapının Etkileşimi

Section titled “Erken Yaşam Özellikleri ve Genetik Yapının Etkileşimi”

Epidemiyolojik çalışmalar, doğum uzunluğu, doğum ağırlığı ve baş çevresi arasında, genellikle fetal cinsiyet, anne sağlığı ve gebelik yaşı gibi ortak faktörlerden etkilenen güçlü bağlantılar olduğunu sürekli olarak göstermektedir.[1]Bu yüksek fenotipik korelasyon, paylaşılan bir genetik yapıya işaret etmekte ve araştırmacıları entegre analitik yaklaşımları keşfetmeye yöneltmektedir. Örneğin, genom çapında ilişkilendirme (MTAG) çoklu özellik analizi, bireysel özellikler için genetik sinyallerin tespitini artırmak amacıyla doğum uzunluğu ve doğum ağırlığı gibi ilişkili özelliklerden elde edilen bilgileri kullanmak için uygulanmıştır.[1] Genetik analizler, doğum uzunluğunu etkileyen varyantlar ile diğer antropometrik ölçümler arasında bir örtüşme olduğunu ortaya koymaktadır. Doğum uzunluğu ile ilişkili dört SNP (P < 1 × 10−5’te), LCORL, HMGA2, ADCY5 ve ADRB1dahil olmak üzere, doğum ağırlığı ile ilişkili olduğu zaten bilinen lokuslarda veya yakınında bulunmaktadır.[2] Özellikle, LCORL’nin doğum ağırlığı, doğum uzunluğu, bebek uzunluğu ve yetişkin boyu ile bağlantılı olduğu ve büyüme yörüngeleri üzerindeki geniş etkisinin altını çizdiği belirtilmektedir.[2] Ayrıca, öncelikle doğum uzunluğu ile ilişkili olan DCST2’deki rs905938 varyantı, doğum ağırlığı ile de bir ilişki göstermiştir, ancak daha zayıf bir etkiyle (doğum uzunluğu için 0,046 SDS’ye kıyasla doğum ağırlığı için 0,035 SDS).[2] Bu bulgular, fetal büyüme ile metabolik yollar arasındaki genetik bağlantıları vurgulamakta ve erken yaşam gelişiminin altında yatan karmaşık biyolojik mekanizmalara dair içgörüler sağlamaktadır.[4]

Metodolojik Değerlendirmeler ve Popülasyon Düzeyinde Bulgular

Section titled “Metodolojik Değerlendirmeler ve Popülasyon Düzeyinde Bulgular”

Doğum boyu üzerine yapılan popülasyon çalışmaları, sağlam bulgular ve genellenebilirlik sağlamak için titiz metodolojiler kullanır. Çalışma tasarımları tipik olarak geniş örneklem boyutlarını içerir; genetik ilişkilendirmeler için keşif aşamaları genellikle 28.000’i aşan bireyi kapsar ve bunu binlerce kişiyle yapılan replikasyon çalışmaları izler.[2] Doğum boyu ölçümleri, ham verileri cinsiyet ve yaşa göre ayarlanmış standart sapma skorlarına dönüştüren büyüme analiz cihazları kullanılarak standartlaştırılır ve çalışmalar arası karşılaştırmaları kolaylaştırmak için genellikle Kuzey Avrupa 1991 referansı gibi panellere başvurulur.[2] Veri kalitesini ve temsiliyetini korumak için, çalışmalar genellikle Avrupa kökenli olmayan bireyleri, aile üyelerini ve kendi bildirdiği ölçümleri olanları dışlar ve bunun yerine objektif olarak ölçülen verilere güvenir.[2] Temel bir metodolojik değerlendirme, doğum boyunda, yeni genetik varyantları saptama gücünü azaltabilecek hata potansiyelidir.[2] Bununla birlikte, risk-allel skorları kullanan analizler bu tür hatalardan daha az etkilenir ve doğum ve bebek boyunun farklı genetik faktörler tarafından şekillendirildiği bulgularını güçlendirir.[2] İlişkili bölgelerdeki aday genleri önceliklendirmek, zenginleştirilmiş gen setlerini belirlemek ve bu genlerin yüksek oranda ifade edildiği belirli doku veya hücre tiplerini saptamak için DEPICT gibi gelişmiş biyoinformatik araçlar kullanılır.[2] Bu yaklaşım, bebek boyu için ACAN, GDF5 ve PTCH1 gibi genlerin önceliklendirildiğini ortaya çıkarmıştır; bu genler, erken büyümeyi yöneten biyolojik yollara dair önemli bilgiler sunan, bilinen Mendelian insan boyu genleridir.[2]

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs1042725
rs1351394
HMGA2body height
head circumference
birth weight
corneal resistance factor
sex hormone-binding globulin
rs13322435 LINC00880calcium
birth weight
aspartate aminotransferase
serum alanine aminotransferase amount
platelet count
rs17034876 RPL36AP14birth weight
birth weight, parental genotype effect
body height at birth
head circumference
rs11708067 ADCY5blood glucose amount
HOMA-B
type 2 diabetes mellitus
blood glucose amount, body mass index
HbA1c
rs7756992 CDKAL1type 2 diabetes mellitus
HbA1c
psoriasis, type 2 diabetes mellitus
insulin secretion trait
birth weight
rs740746 NHLRC2 - ADRB1diastolic blood pressure
systolic blood pressure
mean arterial pressure, alcohol drinking
diastolic blood pressure, alcohol drinking
waist-hip ratio, high density lipoprotein cholesterol
rs724577 LCORLbody height
birth weight
body height at birth
sex hormone-binding globulin
rs16909902 PTCH1sunburn
birth weight
body height at birth
rs851977 ESR1blood protein amount
body height at birth
total blood protein
bone tissue density
rs905938 DCST2BMI-adjusted waist-hip ratio
waist-hip ratio
body height at birth
FHIT/PMVK protein level ratio in blood
AKT1S1/PMVK protein level ratio in blood

Doğumdaki Boy Uzunluğu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Section titled “Doğumdaki Boy Uzunluğu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”

Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak doğumdaki boy uzunluğunun en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.


1. Bebeğimin doğum boyu benimkiyle benzer olacak mı?

Section titled “1. Bebeğimin doğum boyu benimkiyle benzer olacak mı?”

Evet, genetik faktörler doğum boyunda önemli bir rol oynar. Çalışmalar, bunun kalıtsal bir özellik olduğunu, yani her iki ebeveynden de aktarılan genlerin bunu etkilediğini göstermektedir. DCST2 ve HMGA2 genlerini içerenler gibi spesifik genetik varyantların doğum boyunu etkilediği ve yetişkinliğe kadar boyu etkilemeye devam edebileceği bilinmektedir.

2. Hamilelik sırasında yediklerim bebeğimin boyunu etkiler mi?

Section titled “2. Hamilelik sırasında yediklerim bebeğimin boyunu etkiler mi?”

Kesinlikle, anne beslenmesi çok önemli bir çevresel faktördür. Hamilelik sırasında yeterli beslenme, sağlıklı fetal büyüme ve gelişme için gereklidir. Halk sağlığı stratejileri genellikle sağlıklı çocuk gelişimini ve optimal doğum uzunluğunu teşvik etmek için anne beslenmesini iyileştirmeye odaklanır.

3. Bebeğimin doğumdaki boyu, yetişkinlikteki boyu hakkında bana bir şeyler söyleyebilir mi?

Section titled “3. Bebeğimin doğumdaki boyu, yetişkinlikteki boyu hakkında bana bir şeyler söyleyebilir mi?”

Evet, bir bağlantı var. Doğumdaki boydaki normal varyasyonların, bir bireyin yetişkinlikteki boyu ile ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Bu ilişkinin büyüklüğü bir birey yaşlandıkça azalabilirken, doğumdaki boy daha sonraki boy sonuçları için erken bir belirteç olarak hizmet edebilir.

4. Bebeğimin doğum boyunun gelecekteki sağlık sorunlarıyla bağlantılı olabileceği doğru mu?

Section titled “4. Bebeğimin doğum boyunun gelecekteki sağlık sorunlarıyla bağlantılı olabileceği doğru mu?”

Evet, olabilir. Beklenen doğum boyu aralıklarından sapmalar, potansiyel sağlık sorunlarına işaret edebilir. HMGA2 ve ADCY5 gibi doğum boyu ile ilişkili bazı genetik varyantlar, yetişkinlikte başlayan tip 2 diyabet gibi durumlarla da ilişkilendirilmiştir.

5. Bazı bebekler neden doğumda diğerlerinden çok daha uzun veya kısa görünür?

Section titled “5. Bazı bebekler neden doğumda diğerlerinden çok daha uzun veya kısa görünür?”

Doğum uzunluğu, birçok faktörden etkilenen karmaşık bir özelliktir. Bu doğal varyasyonlara yol açan, hem ebeveynlerden kalıtılan genetik yatkınlıkların hem de hamilelik sırasında maternal sağlık ve gestasyonel yaş gibi çeşitli çevresel faktörlerin birleşimidir.

6. Atalarımın kökeni bebeğimin beklenen doğum uzunluğunu etkiler mi?

Section titled “6. Atalarımın kökeni bebeğimin beklenen doğum uzunluğunu etkiler mi?”

Evet, atalarınızın kökeni rol oynayabilir. Genetik etkiler ve çevresel faktörler farklı kökenler arasında önemli ölçüde değişiklik gösterebilir, bu da tipik doğum uzunluğu aralıklarının ve belirli genetik ilişkilendirmelerin öneminin popülasyonlar arasında farklılık gösterebileceği anlamına gelir.

7. Hamilelik sırasındaki sağlığım, bebeğimin doğumdaki boyunu etkileyebilir mi?

Section titled “7. Hamilelik sırasındaki sağlığım, bebeğimin doğumdaki boyunu etkileyebilir mi?”

Kesinlikle. Hamilelik sırasındaki genel sağlık durumunuz, doğum boyunu etkileyen bilinen bir faktördür. Anne sağlığı yakından izlenir çünkü doğum boyu gibi parametreler de dahil olmak üzere fetal büyüme ve gelişimi doğrudan etkiler.

8. Bebeğim biraz kısa doğdu; bu yetişkinliğinde de kısa olacağı anlamına mı gelir?

Section titled “8. Bebeğim biraz kısa doğdu; bu yetişkinliğinde de kısa olacağı anlamına mı gelir?”

Şart değil. Doğum uzunluğu yetişkin boyu ile ilişkili olsa da, kesin bir belirleyici değildir. Doğumdan sonraki büyümeye birçok faktör katkıda bulunur ve başlangıçtaki ilişkinin büyüklüğü çocuğunuz yaşlandıkça azalabilir, bu nedenle bu daha büyük bir resmin bir parçasıdır.

9. Bebeğimin doğum boyu, doğum ağırlığıyla bağlantılı olabilir mi?

Section titled “9. Bebeğimin doğum boyu, doğum ağırlığıyla bağlantılı olabilir mi?”

Evet, yakından bağlantılıdırlar. Doğum boyu, doğum ağırlığı ile ilişkilidir ve çalışmalar ortak faktörleri ve hatta genetik bağlantıları paylaştıklarını göstermektedir. Doğum boyunu etkileyen bazı genetik varyantlar, doğum ağırlığıyla da bağlantılar göstermekte ve rahim içi büyüme ve metabolizma üzerindeki ortak etkileri vurgulamaktadır.

10. Bebeğimin “ideal” bir doğum uzunluğuna sahip olmasını sağlamak için yapabileceğim bir şey var mı?

Section titled “10. Bebeğimin “ideal” bir doğum uzunluğuna sahip olmasını sağlamak için yapabileceğim bir şey var mı?”

Hamilelik sırasında optimal anne sağlığına ve beslenmesine odaklanmak en iyi yaklaşımdır. Bu çevresel faktörler, gestasyonel yaş ve fetal cinsiyetle birlikte doğum uzunluğunu etkilediği bilinen faktörlerdir ve sağlıklı fetal gelişimi teşvik etmeye yardımcı olabilir.


Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler geldikçe güncellenebilir.

Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık hizmeti sağlayıcısına danışın.

[1] Yang, X. L., et al. “Three Novel Loci for Infant Head Circumference Identified by a Joint Association Analysis.” Front Genet, vol. 10, 2019, p. 1078.

[2] van der Valk, R. J., et al. “A novel common variant in DCST2 is associated with length in early life and height in adulthood.” Hum Mol Genet, vol. 24, no. 5, 2015, pp. 1412-1422.

[3] Mook-Kanamori, D. O., et al. “Heritability estimates of body size in fetal life and early childhood.”PLoS One, vol. 7, 2012, p. e39901.

[4] Freathy, R. M., et al. “Variants in ADCY5 and near CCNL1 are associated with fetal growth and birth weight.”Nature Genetics, vol. 42, 2010, pp. 430–435.

[5] Horikoshi, M., et al. “New loci associated with birth weight identify genetic links between intrauterine growth and adult height and metabolism.”Nat. Genet., vol. 45, 2013, pp. 76–82.

[6] Lango Allen, H., Estrada, K., Lettre, G., Berndt, S.I., Weedon, M.N., Rivadeneira, F., Willer, C.J., Jackson, A.U., Vedantam, S., Raychaudhuri, S. et al. “Hundreds of variants clustered in genomic loci and biological pathways affect human height.” Nature, vol. 467, 2010, pp. 832–838.