Kan Kobalt Miktarı
Giriş
Kobalt, insan sağlığı için esansiyel bir eser elementtir ve başlıca vitamin B12 (kobalamin) merkezi bir bileşeni olarak kritik bir rol oynamaktadır. İnsan vücudu kobaltı veya B12 vitaminini sentezleyemediğinden, yeterli seviyeleri sürdürmek için diyet alımı elzemdir. Biyolojik fonksiyonlar için hayati olsa da, hem yetersiz hem de aşırı kobalt miktarları olumsuz sağlık sonuçlarına yol açabilir.
Biyolojik Temel
Vücutta, kobaltın en iyi bilinen işlevi B12 vitamininin bir bileşeni olmasıdır. B12 vitamini, DNA sentezi, kırmızı kan hücrelerinin oluşumu ve sinir sisteminin düzgün çalışması dahil olmak üzere çeşitli metabolik yollar için vazgeçilmezdir. Diyetle alınan kobaltın, esas olarak B12 vitamini formundaki emilimi ince bağırsakta gerçekleşir ve vücut bu mikrobesinin sıkı bir şekilde düzenlenmiş dengesini sürdürür.
Klinik Önemi
Kan kobalt seviyelerinin izlenmesi çeşitli klinik bağlamlarda önemlidir. Yüksek kan kobalt seviyeleri, belirli endüstriyel ortamlarda bulunanlar veya tıbbi implantlardan, özellikle de metal-metal kalça protezlerinden kaynaklanan kobalt içeren materyallere maruziyeti işaret edebilir. Yüksek kobalt seviyeleri toksik olabilir, potansiyel olarak kardiyomiyopati, polisitemi (aşırı kırmızı kan hücresi üretimi), hipotiroidizm ve nörolojik disfonksiyon dahil olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Öte yandan, çok düşük kobalt seviyeleri genellikle B12 vitamini eksikliği ile ilişkilidir, bu da megaloblastik anemiye ve geri dönüşümsüz nörolojik hasara neden olabilir.
Sosyal Önem
Kan kobalt seviyelerinin değerlendirilmesi, önemli halk sağlığı çıkarımları taşımaktadır. Kobalt maruziyetinin risk olduğu endüstrilerde iş sağlığı takibi için ve kobalt içeren tıbbi cihazların uzun vadeli güvenliğini ve etkinliğini sağlamak için hayati öneme sahiptir. Kobalt metabolizmasındaki bireysel farklılıkların ve etkilerine karşı duyarlılığın, potansiyel olarak genetik faktörlerden etkilenerek anlaşılması, kişiselleştirilmiş tanısal ve terapötik stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunabilir ve güvenli kobalt maruziyet sınırları için halk sağlığı kılavuzlarına bilgi sağlayabilir.
Metodolojik ve İstatistiksel Zorluklar
Kan kobalt miktarını araştıran çalışmalar, genom çapında ilişkilendirme çalışmalarına (GWAS) özgü metodolojik ve istatistiksel sınırlamalara tabidir. Küçük örneklem boyutları istatistiksel gücü sınırlayabilir ve kan kobalt miktarı ile gerçek, mütevazı ilişkilerin gözden kaçırıldığı yanlış negatif bulgulara yol açabilir.[1] Tersine, GWAS'ta gerçekleştirilen çok sayıda istatistiksel test, çoklu karşılaştırmalar için sıkı bir düzeltme uygulanmadığı takdirde yanlış pozitif ilişkilerin belirlenmesi riskini artırır.[1] Bu sorunlar, kohortlar içindeki popülasyon tabakalaşması veya kriptik akrabalık ile daha da karmaşık hale gelebilir; bu durum ilişkilendirme sinyallerini şişirebilir ve bulguların geçerliliğini sağlamak için genomik kontrol gibi dikkatli ayarlamalar gerektirebilir.[2] Kan kobalt miktarını etkileyen daha az sıklıkta görülen genetik varyantları tespit etme yeteneği de tehlikeye girebilir, çünkü mevcut metodolojiler belirli ağırlıklandırma stratejileri kullanılmadıkça genellikle yaygın varyantlara öncelik verir.[3] Dahası, meta-analizler gücü artırmak için birden fazla kohorttan gelen verileri birleştirirken, konsorsiyum verileri arasındaki heterojenite genel istatistiksel gücü azaltabilir veya sağlam sonuçlar için genetik arka planda katı homojenite gerektirebilir.[3] Bağımsız kohortlar arasında tutarlı replikasyonun olmaması, başlangıçtaki bulgulara olan güveni daha da zorlayabilir ve kan kobalt miktarı ile olan ilişkileri doğrulamak için sağlam doğrulama çalışmalarına duyulan ihtiyacı vurgular.
Fenotipik Ölçüm ve Genellenebilirlik
Farklı çalışmalar veya laboratuvarlar arasında kan kobalt miktarını ölçmek için kullanılan metodolojilerdeki varyasyonlar, araştırmalar için önemli bir sınırlama oluşturmaktadır. Test yöntemleri, ekipman ve laboratuvar protokollerindeki farklılıklar, bildirilen konsantrasyonlarda ve varyasyon katsayılarında önemli tutarsızlıklara yol açarak, doğrudan karşılaştırmaları ve havuzlanmış analizleri zorlaştırabilir.[4] Bu tür teknik değişkenlik, gerçek biyolojik sinyalleri gizleyebilir veya yapay heterojeniteye neden olabilir, bu da kan kobalt miktarı ile genetik ilişkilendirmelerin doğru yorumlanmasını karmaşıklaştırır.
Ayrıca, kan kobalt miktarına ilişkin bulguların genellenebilirliği, çalışma popülasyonlarının demografik özellikleriyle sınırlı olabilir. Birçok büyük ölçekli genetik çalışma, ağırlıklı olarak Avrupa kökenli bireyleri içermekte olup, bu durum tanımlanan genetik ilişkilendirmelerin diğer atalara ait gruplara uygulanabilirliğini kısıtlayabilir.[5] Fenotip kesilmesi veya normal dağılım elde etmek için veri dönüşümü gerekliliği gibi sorunlar da çalışmalar arası sonuçların kesinliğini ve karşılaştırılabilirliğini etkileyebilir.[6]
Karıştırıcı Faktörler ve Kalan Bilgi Eksiklikleri
Kan kobalt miktarı düzeyleri, genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin karmaşık bir etkileşiminden muhtemelen etkilenmektedir ve bunların birçoğu çalışmalarda tam olarak yakalanamayabilir veya kontrol edilemeyebilir. Çevresel maruziyetler, diyet alımı, coğrafi konum ve mevsimsel varyasyonlar, genetik ilişkilendirme sinyallerini önemli ölçüde karıştırabilir.[4] Bazı çalışmalar yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi ve kan alma mevsimi gibi bilinen kovaryatları ayarlarken, tüm potansiyel çevresel veya gen-çevre etkileşimlerinin kapsamlı değerlendirmesi bir zorluk olmaya devam etmektedir.[4] Klinik durumlar ve ilaç kullanımı, kan kobalt miktarını etkileyebilecek ek önemli karıştırıcı faktörleri temsil etmektedir. Altta yatan hematolojik hastalıkları, maligniteleri, karaciğer rahatsızlıkları olan hastalar veya belirli ilaç tedavileri (örn. kemoterapi) görenler, değişmiş kobalt düzeyleri sergileyebilir; bu da analizlerde dikkatli bir şekilde dışlanmalarını veya ayarlanmalarını gerektirmektedir.[7] Ek olarak, mevcut genotipleme platformları, SNP dışı varyantlar veya yapısal değişiklikler gibi tüm genetik varyasyon türlerini tam olarak yakalayamayabilir; bu da kan kobalt miktarının "kayıp kalıtılabilirliğine" katkıda bulunabilir ve genetik mimarisinin tam olarak anlaşılmasını sınırlayabilir.[1]
Varyantlar
Genetik varyasyonlar, vücudun temel eser elementleri işleme biçimini ve çevresel maruziyetlere, kan kobalt miktarlarındaki dalgalanmalar da dahil olmak üzere, nasıl tepki verdiğini etkileyerek çok çeşitli biyolojik süreçleri etkileyebilir. Kobalt, vitamin B12'ın bir bileşeni olarak hayati olsa da, aşırı miktarda toksik olabilir ve çeşitli hücresel işlevlere ve metal homeostazına müdahale edebilir. Hücresel gelişim, enzimatik aktivite ve nöronal sağlıkta rol oynayan genlerdeki varyantları anlamak, bireylerin değişmiş kobalt seviyelerine veya hassasiyetine yönelik yatkınlıklarına ışık tutabilir.
Hücresel gelişim ve sinyalizasyon için kritik olan genlerde çeşitli varyantlar bulunur. Örneğin, rs2875391, ROBO2 (Roundabout Guidance Receptor 2) ile ilişkilidir; bu gen, ligandı SLIT2 (Slit Guidance Ligand 2) ile birlikte, gelişim sırasında hücre göçünü ve akson yönlendirmesini sağlar, ki bu süreçler ağır metal bozukluklarına duyarlıdır.[8] Benzer şekilde, rs991173, SLIT2 ve bir psödojen olan PACRGL yakınında bulunur ve SLIT2 aktivitesi üzerinde potansiyel bir düzenleyici etki önermektedir. Bu genler, uygun doku mimarisinin oluşturulması için temeldir; bu nedenle, varyasyonlar, metal detoksifikasyonunda veya depolanmasında rol oynayan dokuların bütünlüğünü etkileyebilir ve dolaylı olarak kan kobalt miktarlarını etkileyebilir. Başka bir varyant olan rs17385861, primer silyaların oluşumu ve işlevi için gerekli olan CC2D2A (Coiled-Coil And C2 Domain Containing 2A) geninde bulunur. Silyer disfonksiyon, hücresel algılama ve taşıma mekanizmalarını bozabilir, bu da hücrelerin dahili kobalt seviyelerine nasıl tepki verdiğini ve bunları nasıl düzenlediğini değiştirebilir.
Enzimatik aktivite ve hücre dışı matris bütünlüğü de genetik varyantlardan etkilenir. rs4596555 varyantı, lipid metabolizmasında ve bakteriyel endotoksinleri deasilasyon yoluyla immün yanıtta rol oynayan bir enzim olan AOAH (Acyl-CoA Hydrolase) geninde yer alır. Bu varyanttan kaynaklanan AOAH aktivitesindeki değişiklikler, vücudun enflamatuar durumunu etkileyebilir; bu, kobalt dahil olmak üzere metal toksisitesi ile etkileşime girdiği bilinen bir faktördür.[1] Ayrıca, rs2587475, hücre dışı matrisin yeniden modellenmesinde rol oynayan bir metaloproteaz olan ADAMTS14 (ADAM Metallopeptidase With Thrombospondin Type 1 Motif 14) geninde bulunur. Metaloproteazlar işlevleri için doğal olarak metal iyonlarına bağımlı olduğundan, ADAMTS14'ü etkileyen bir varyant, doku yapısını veya çeşitli metal iyonları için bağlama kapasitesini değiştirebilir, potansiyel olarak kobalt dağılımını ve temizlenmesini etkileyebilir. rs142627754 varyantını barındıran HS6ST3 (Heparan Sulfate 6-O-Sulfotransferase 3) geni, hücresel sinyalizasyon ve metal iyonları da dahil olmak üzere çeşitli moleküllerin bağlanması için kritik olan heparan sülfat proteoglikanlarını modifiye etmede rol oynar ve böylece biyoyararlanımlarını etkiler.[9] Kodlama yapmayan RNA'lar ve nöronal işlevi etkileyen genler de ilgili varyantları barındırır. rs2727867 varyantı, sinaps oluşumu ve nöronal gelişim için kritik olan NRXN1 geniyle ilişkili bir antisens RNA olan NRXN1-DT (Neurexin 1-AS1) içinde yer almaktadır. Nörolojik sistemlerin kobalt dahil ağır metallere karşı oldukça duyarlı olduğu göz önüne alındığında, bu düzenleyici RNA'yı etkileyen bir varyant, nöronların kobalt kaynaklı nörotoksisiteye karşı direncini etkileyebilir.[10] Diğer varyantlar, örneğin RNU6-380P psödojeni ve ABHD17C (Alpha/Beta Hydrolase Domain Containing 17C) yakınındaki rs112316377 ile RN7SL292P - SGO1P2 bölgesindeki rs10255372, gen ekspresyonunu veya lipid metabolizmasındaki veya diğer hücresel süreçlerdeki enzim işlevini etkileyebilir. Son olarak, rs56135139, TEX29 (Testis Expressed 29) ve LINC02337 (uzun bir intergenik kodlama yapmayan RNA) yakınında bulunur. LincRNA'lar, çeşitli dokularda gen ekspresyonunu düzenleyebilir ve bu bölgelerdeki varyasyonlar, oksidatif strese veya metal maruziyetine karşı hücresel yanıtları etkileyebilir, nihayetinde vücudun kan kobalt miktarlarını nasıl yönettiğini etkileyebilir.[7]
Önemli Varyantlar
| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs142627754 | HS6ST3 | blood cobalt amount |
| rs10255372 | RN7SL292P - SGO1P2 | blood cobalt amount |
| rs2875391 | ROBO2 | blood cobalt amount |
| rs991173 | SLIT2 - PACRGL | blood cobalt amount |
| rs56135139 | TEX29 - LINC02337 | blood cobalt amount |
| rs17385861 | CC2D2A | blood cobalt amount |
| rs2727867 | NRXN1-DT | blood cobalt amount |
| rs4596555 | AOAH | blood cobalt amount |
| rs112316377 | RNU6-380P - ABHD17C | blood cobalt amount |
| rs2587475 | ADAMTS14 | blood cobalt amount |
Kan Özelliği Regülasyonunun Genetik Mimarisi
Kandaki çeşitli bileşenlerin seviyeleri, bir bireyin genetik yapısından önemli ölçüde etkilenir; genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), hematolojik fenotiplerle ilişkili çok sayıda genetik lokus tanımlamıştır.[7] Bu genetik mekanizmalar genellikle hücresel işlevleri ve metabolik süreçleri düzenleyen genlerin içinde veya yakınında bulunan tek nükleotid polimorfizmlerini (SNP'ler) içerir. Örneğin, HBA1, HBA2, HBB, HBD, HBE1, HBG1, HBG2 ve HBM gibi genlerdeki varyantların hemoglobin bileşimini etkilediği bilinirken, KLF1 de kırmızı kan hücresi gelişiminde rol oynar.[9] Ayrıca, HNF1A'nın C-terminal transaktivasyon alanı gibi düzenleyici elementler, nükleer faktörlerin transkripsiyonel aktivitesini geniş ölçüde etkileyebilir, böylece çeşitli fizyolojik süreçlerde yer alan genlerin ekspresyonunu etkiler.[11] ABO geni, rs8176719 gibi spesifik SNP'ler aracılığıyla kan grubunu belirler ve çeşitli dolaşımdaki protein ve enzim seviyeleriyle ilişkilendirilmiştir, bu da karmaşık bir genetik etkileşimi vurgular.[8]
Hematopoez ve Metabolizmada Hücresel Yollar ve Anahtar Biyomoleküller
Kan bileşeni düzeyleri, proteinler, enzimler ve yapısal bileşenler gibi kritik biyomoleküllerin dahil olduğu karmaşık moleküler ve hücresel yollar aracılığıyla sürdürülür. Hemoglobin (Hgb), hematokrit (HCT), eritrosit sayısı (RBCC), ortalama korpüsküler hacim (MCV) ve ortalama korpüsküler hemoglobin (MCH) gibi temel hematolojik fenotipler, eritrositlerin sağlığını ve işlevini yansıtır.[9] Heme bağlayıcı protein 2 (HEBP2) gibi spesifik proteinler, oksijen taşınması için hayati bir süreç olan hem metabolizmasında rol alır.[9] Alkalen fosfataz (ALP) gibi enzimler, plazma düzeyleri genetik varyasyonlardan ve potansiyel olarak farklı kan gruplarındaki izoenzimlerin oranından, özellikle diyet alımından sonra etkilenen kritik biyobelirteçlerdir.[11] Vitamin D gibi temel besin maddeleri ve minerallerin taşınması ve kullanımı, aynı zamanda spesifik hücresel mekanizmalarla sıkı bir şekilde düzenlenir; dolaşımdaki düzeyleri rekabetçi kemilüminesans immünoassay ve radyoimmünoassay gibi yöntemlerle ölçülür.[4]
Kan Bileşimi Üzerindeki Sistemik Fizyolojik Etkiler
Kanın genel bileşimi, çeşitli doku ve organlar arasındaki karmaşık etkileşimlerin bir sonucudur ve kan bileşeni düzeylerini etkileyen sistemik sonuçlara yol açar. Organa özgü etkiler, özellikle karaciğer ve böbreklerden kaynaklananlar, sistemik homeostazın sürdürülmesinde kritik bir rol oynar.[12] Örneğin, ABO kan grubu sistemi sadece kan uyumluluğunun bir belirleyicisi olmakla kalmaz, aynı zamanda çözünür E-selektin ve TNF-alfa dahil olmak üzere çeşitli biyobelirteçlerin plazma düzeylerini de etkileyerek sistemik inflamatuar ve vasküler süreçlerdeki daha geniş rolünü düşündürmektedir.[8] Bu homeostatik mekanizmalardaki bozulmalar, örneğin C-reaktif protein (CRP) düzeylerini etkileyenler gibi, sistemik inflamasyonu gösterebilir ve rs7953249 gibi spesifik genetik varyantlarla ilişkilendirilmiştir.[11] Bu sistemik etkileşimlerin karmaşık dengesi, dolaşımdaki tüm kan bileşenlerinin düzgün işleyişini ve düzenlenmesini sağlar.
Patofizyolojik Bağlam ve Çevresel Modülatörler
Kan bileşeni düzeyleri, çeşitli hastalıklar ve gelişimsel bozukluklar dahil olmak üzere patofizyolojik süreçlerin yanı sıra dış çevresel faktörler ve ilaçlar tarafından önemli ölçüde değiştirilebilir. Hematolojik ve solid organ maligniteleri, siroz, kalıtsal anemiler ve malabsorpsiyon bozuklukları gibi durumların kırmızı kan hücresi özelliklerini ve diğer kan parametrelerini etkilediği bilinmektedir.[7] TMPRSS6 genindeki demire dirençli demir eksikliği anemisine neden olanlar gibi genetik mutasyonlar, homeostatik mekanizmalarda spesifik bozulmaları temsil eder.[7] Ayrıca, kemoterapötik, immünosüpresif ilaçlar, aspirin veya varfarin dahil olmak üzere terapötik müdahaleler, kan bileşeni düzeylerini ve pıhtılaşma faktörlerini doğrudan modüle edebilir, bu da kan özelliklerinin incelenmesinde dikkatli bir şekilde değerlendirilmelerini gerektirir.[5] Bu çeşitli faktörler, kan bileşiminin dinamik doğasını ve düzenlemenin ve potansiyel bozulmanın çoklu katmanlarını vurgulamaktadır.
Kan Kobalt Miktarı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak kan kobalt miktarının en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Metal kalça protezim var. Kobalt seviyelerim hakkında endişelenmeli miyim?
Evet, bu geçerli bir endişe. Yüksek kan kobaltı, tıbbi implantlardan, özellikle metal-metal kalça protezlerinden kaynaklanan maruziyeti işaret edebilir. Yüksek seviyeler toksik olabilir ve kardiyomiyopati veya nörolojik sorunlar gibi ciddi sağlık problemlerine yol açabilir, bu nedenle doktorunuz tarafından düzenli izleme önerilebilir.
2. İşim metallerle ilgili. Bu, kobalt seviyelerimi etkileyebilir mi?
Kesinlikle. Kobalt maruziyetinin risk teşkil ettiği endüstrilerde mesleki sağlık izlemi çok önemlidir. Eğer işiniz kobalt içeren materyallerle ilgiliyse, daha yüksek seviyelere maruz kalabilirsiniz, bu da güvenliğinizi sağlamak için düzenli kan testleri gerektirebilir.
3. B12 takviyeleri alıyorum. Bu, kobalt seviyelerimin iyi olduğu anlamına mı geliyor?
Mutlaka değil. Kobalt, vitamin B12'in merkezi bir bileşeni olsa da, sadece B12 almak optimal kobalt seviyelerini garanti etmez veya diğer maruziyet kaynaklarına karşı koruma sağlamaz. Vücudunuz B12 için diyet kobaltına ihtiyaç duyar, ancak diğer faktörler genel kan kobalt miktarınızı hala etkileyebilir.
4. Yorgunluk ve unutkanlık yaşıyorum. Kobaltım olabilir mi?
Olasıdır, çünkü hem çok düşük hem de çok yüksek kobalt seviyeleri sağlığınızı etkileyebilir. Çok düşük seviyeler, nörolojik hasara yol açabilen B12 vitamini eksikliği ile ilişkilidir; yüksek seviyeler ise nörolojik disfonksiyona da yol açabilir. Bu belirtiler, potansiyel nedenleri araştırmak için doktorunuzla konuşmanızı gerektirir.
5. Ailemin sağlık sorunları var. Kobalt seviyelerim farklı olabilir mi?
Evet, kobalt metabolizmasındaki bireysel varyasyonlar ve etkilerine ne kadar duyarlı olduğunuz genetik faktörlerden etkilenebilir. Yaşam tarzı ve çevrenin bir rolü olsa da, genetik arka planınız sizi diğerlerine kıyasla belirli kobalt seviyelerine sahip olmaya daha fazla veya daha az yatkın hale getirebilir.
6. Kan kobalt seviyemi kontrol ettirmek gerçekten faydalı mı?
Evet, kan kobalt seviyelerini izlemek çeşitli klinik durumlarda önemlidir. Maruziyet risklerini belirlemeye, tıbbi cihazların güvenliğini kontrol etmeye ve hatta potansiyel B12 vitamini eksikliklerine işaret etmeye yardımcı olarak, sağlığınız için kritik bilgiler sağlar.
7. Kobalt seviyemi sağlıklı tutmak için hangi yiyecekleri tüketmeliyim?
İnsan vücudu kobalt veya vitamin B12'ı sentezleyemediği için, besin alımı hayati önem taşır. Kobalt, esas olarak B12 vitamini formunda emilir; bu nedenle et, balık, yumurta ve süt ürünleri gibi B12 kaynakları açısından zengin dengeli bir diyete odaklanmak, yeterli seviyelerin korunmasına yardımcı olabilir.
8. Başka ilaçlar kullanıyorum. Bunlar kobalt seviyelerimi etkileyebilir mi?
Evet, ilaç kullanımı kan kobalt miktarlarını etkileyen önemli bir faktör olabilir. Kemoterapi gibi bazı ilaç tedavileri kobalt seviyelerini değiştirebilir. Kobalt seviyeleriniz hakkında endişeleriniz varsa, kullandığınız tüm ilaçları doktorunuzla görüşmeniz önemlidir.
9. Fabrikaların yakınında yaşamak kobalt seviyelerimi etkiler mi?
Etkileyebilir. Kobalt içeren materyallerin bulunduğu endüstriyel tesislerin yakınında yaşamak da dahil olmak üzere çevresel maruziyetler, kan kobalt seviyenizi önemli ölçüde etkileyebilir. Bu faktörler, çalışmalarda potansiyel karıştırıcı faktörler olarak kabul edilir ve gerçek dünya etkilerinin önemini vurgular.
10. Yaşım veya cinsiyetim kobalt ihtiyacımı değiştirir mi?
Makale farklı "ihtiyaçlar" belirtmese de, yaş ve cinsiyet kan kobalt seviyelerini etkileyebilen bilinen kovaryatlardır. Çalışmalar genellikle bu faktörler için düzeltme yapar çünkü sonuçların hassasiyetini ve karşılaştırılabilirliğini etkileyebilirler, bu da bireysel varyasyonlarda rol oynadıklarını düşündürmektedir.
Bu SSS, güncel genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler ortaya çıktıkça güncellenebilir.
Feragatname: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için her zaman bir sağlık uzmanına danışın.
References
[1] Benjamin, E. J., et al. "Genome-wide association with select biomarker traits in the Framingham Heart Study." BMC Medical Genetics, vol. 8, 2007, p. 55. PMID: 17903293.
[2] Lowe, J. K., et al. "Genome-wide association studies in an isolated founder population from the Pacific Island of Kosrae." PLoS Genetics, vol. 5, no. 2, 2009, e1000365. PMID: 19197348.
[3] Xing, C., et al. "A weighted false discovery rate control procedure reveals alleles at FOXA2 that influence fasting glucose levels." American Journal of Human Genetics, vol. 86, no. 3, 2010, pp. 316-322. PMID: 20152958.
[4] Ahn, J., et al. "Genome-wide association study of circulating vitamin D levels." Human Molecular Genetics, vol. 19, no. 14, 2010, pp. 2734-2742. PMID: 20418485.
[5] Houlihan, L. M., et al. "Common variants of large effect in F12, KNG1, and HRG are associated with activated partial thromboplastin time." American Journal of Human Genetics, vol. 86, no. 4, 2010, pp. 504-511. PMID: 20303064.
[6] Cui, J., et al. "Genome-wide association study of determinants of anti-cyclic citrullinated peptide antibody titer in adults with rheumatoid arthritis." Molecular Medicine, vol. 15, no. 3-4, 2009, pp. 119-124. PMID: 19287509.
[7] Kullo, I. J., et al. "A genome-wide association study of red blood cell traits using the electronic medical record." PLoS One, vol. 5, no. 10, 2010, e13322. PMID: 20927387.
[8] Melzer, D., et al. "A genome-wide association study identifies protein quantitative trait loci (pQTLs)." PLoS Genetics, vol. 4, no. 5, 2008, p. e1000072.
[9] Yang, Q., et al. "Genome-wide association and linkage analyses of hemostatic factors and hematological phenotypes in the Framingham Heart Study." BMC Medical Genetics, vol. 8, Suppl 1, 2007, p. S12.
[10] Levy, Daniel et al. "Genome-wide association study of blood pressure and hypertension." Nat Genet, vol. 41, no. 6, 2009, pp. 677-87.
[11] Yuan, X., et al. "Population-based genome-wide association studies reveal six loci influencing plasma levels of liver enzymes." American Journal of Human Genetics, vol. 83, no. 5, 2008, pp. 548-61.
[12] Chambers, J. C., et al. "Genetic loci influencing kidney function and chronic kidney disease." Nature Genetics, vol. 42, no. 4, 2010, pp. 373-5.