Astigmatizm
Giriş
Arka Plan
Astigmatizm, yakın veya uzak, her mesafede bulanık görme ile karakterize yaygın bir görme bozukluğudur.[1] Bu durum, göze giren ışık ışınlarının tek bir noktada odaklanmasının engellenmesi nedeniyle meydana gelir.[1] Bozukluk tipik olarak, korneanın ön yüzeyindeki iki ana meridyenin eşit olmayan eğriliğinden kaynaklanır ve bu durum korneal astigmatizm olarak bilinir.[1] Korneal şekil birincil faktör olmakla birlikte, göz içindeki korneal olmayan unsurlar da astigmatizme katkıda bulunabilir. Astigmatizm derecesi diyoptri (D) cinsinden ölçülür.[2]
Biyolojik Temel
Astigmatizm, ikiz çalışmalarında 0,3 ila 0,6 arasında tahmin edilen, orta ila yüksek kalıtsallık gösteren, önemli bir genetik bileşene sahip karmaşık bir özelliktir.[2] Yüksek derecede astigmatizm görülen ailelerde yapılan genetik ayrışma çalışmaları, majör otozomal dominant kalıtımın kanıtlarını da göstermiştir.[3] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), astigmatizmaya yatkınlıkla ilişkili genetik lokusların tanımlanmasında önemli rol oynamıştır. Örneğin, Asyalı kohortların bir meta-analizi, PDGFRA'yı özellikle korneal astigmatizm için bir yatkınlık lokusu olarak tanımlamıştır.[1] Başka bir çalışma, 2p13.3 kromozomundaki VAX2 geninin ilk intronunda bulunan, rs3771395 adlı bir öncü SNP'nin astigmatizm ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu tanımlamıştır.[3] NRXN1 genindeki rs1401327 belirteci, refraktif astigmatizm için yapılan önceki GWAS'larda da genom çapında anlamlılığa ulaşmıştır.[2] Araştırmalar ayrıca, refraktif astigmatizm ile sferik eşdeğer refraktif kusur arasında ortak bir genetik eş-belirleme ve astigmatizmde bazı miyopi yatkınlık lokuslarının bir rolü olduğunu öne sürmektedir.[2], [4]
Klinik Önemi
Astigmatizmin klinik önemi, yalnızca basit bulanık görme ile sınırlı değildir. Erken çocukluk gelişimi sırasında yüksek dereceli astigmatizm, azalmış en iyi düzeltilmiş görme keskinliğinin dış düzeltici lenslerle tam olarak çözülemediği bir durum olan refraktif ambliyopi ile ilişkilidir.[1] Düzeltilmemiş astigmatizmden kaynaklanan erken anormal görsel girdi, yaşamın ilerleyen dönemlerinde optik düzeltmeden sonra bile devam edebilen oryantasyon bağımlı görsel eksikliklere yol açabilir.[1] Ayrıca, astigmatizmin neden olduğu optik bulanıklık, miyopi veya uzağı görememenin gelişimi için potansiyel bir yatkınlaştırıcı faktör olarak öne sürülmüştür.[1] Bu durum dinamiktir; astigmatizmin hem büyüklüğü hem de oryantasyonu (aksı) bir bireyin yaşam süresi boyunca değişir. Örneğin, astigmatizm çocuklukta genellikle "kurallı" (WTR) olarak görülürken, yaşlı yetişkinlerde "kural dışı" (ATR) şekline kayma eğilimindedir.[2]
Sosyal Önem
Astigmatizm, küresel çapta çeşitli popülasyonlarda oldukça yaygın bir durum olup, önemli bir halk sağlığı sorununu temsil etmektedir.[1] Tahminlere göre, 30 yaş üzerindeki her üç yetişkinden en az biri 0,5 diyoptri veya daha fazla astigmatizme sahiptir.[1] Prevalans oranları coğrafi ve etnik olarak farklılık göstermektedir; örneğin, Çinli yetişkinler arasında %37,8, kırsal kesimdeki Asyalı Hintlilerde %54,8, Avustralya'daki Kafkasyalılarda %37 (≥0,75D) ve Amerika Birleşik Devletleri'nde %36,2 olarak bildirilmiştir.[1] Okul çağındaki çocuklarda, prevalans (≥0,75D) Avustralya'da %13,6'dan Kuzey İrlanda'da %20'ye ve Singapur'daki Çinli okul çocukları arasında %28,4'e kadar değişebilmektedir.[1] Düzeltilmemiş astigmatizm, özellikle çocuklarda, günlük aktiviteleri ve akademik performansı etkileyebilir; bu da erken teşhis ve yönetimin önemini vurgulamaktadır.[3]
Fenotipik Heterojenite ve Ölçüm Zorlukları
Genetik çalışmalarda astigmatizmanın tanımı ve ölçümü, sonuçların tutarlılığını ve yorumlanmasını potansiyel olarak etkileyebilecek önemli sınırlamalar sunmaktadır. Çalışmalar, vaka/kontrol durumunu atamak için keyfi eşikler ([2] ) veya astigmatizmayı sürekli bir özellik olarak modelleme gibi çeşitli yaklaşımlar kullanmıştır. Bazı analizler farklı vaka tanımlama eşiklerini araştırmış olsa da, korneal astigmatizma için gözlemlenen SNP-kalıtılabilirliği, çeşitli eşikler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermedi; bu da tanım seçiminin lokus tespitini önemli ölçüde iyileştirmeyebileceğini göstermektedir ([2] ). Dahası, astigmatizmanın yaşam boyunca hem büyüklük hem de yön açısından değiştiği bilinmektedir ve bazı çalışmalar bunu yaşı bir kovaryat olarak dahil ederek veya yalnızca büyüklüğe odaklanarak azaltmaya çalışsa da, yaşa bağlı kalıntı etkiler genetik varyantları tespit etme yeteneğini hala etkileyebilir ([2] ).
Popülasyon Özgüllüğü ve Genellenebilirlik Kısıtlamaları
Astigmatizm için genetik bulguların kapsamı, genellikle çalışma popülasyonlarının kökeni ile sınırlıdır ve bu durum, sonuçların farklı gruplar arasında genellenebilirliğini kısıtlar. UK Biobank'taki gibi birçok birincil analiz, Beyaz Britanya kökenli bireylerle sınırlıydı (.[2] ). Meta-analizler hem Avrupa hem de Asya kökenli bireyleri içermiş olsa da, Asya örneklerinin nispeten küçük boyutu nedeniyle etnik gruplar arası meta-analiz her zaman mümkün olmamıştır, bu da kapsamlı bir popülasyonlar arası analizi engellemiştir (.[2] ). Kalıtımsallık tahminleri, etnisite dahil olmak üzere popülasyon demografisine duyarlıdır; bu da bir soy grubundan elde edilen bulguların diğerlerine doğrudan aktarılamayabileceğini düşündürmektedir (.[2] ). Bu popülasyon yanlılığı, yetersiz temsil edilen popülasyonlarda daha yaygın olan veya farklı etki büyüklüklerine sahip genetik ilişkilendirmeleri gizleyebilir.
Genetik Mimari ve İstatistiksel Tespit Limitleri
Astigmatizm için yapılan genetik çalışmalar, genom çapında anlamlı sayıda belirteç tespit etmede zorluklarla karşılaşmış, bu durum onun genetik mimarisindeki altta yatan karmaşıklıkları ve mevcut istatistiksel gücün sınırlılıklarını düşündürmektedir. Gözlemlenen genom çapında anlamlı ilişki azlığı, özellikle sferik eşdeğer gibi yüksek oranda kalıtsal özelliklerle karşılaştırıldığında, son derece küçük etki büyüklüklerine sahip varyantları tespit etmek için yetersiz örneklem büyüklükleri de dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir (.[2] ). Nadir genetik varyantların, genellikle %1'in altındaki minör allel frekansları (MAF) nedeniyle GWAS analizlerinden hariç tutulmaları, "eksik kalıtım"a ve tanımlanan sınırlı sayıdaki yaygın varyanta da katkıda bulunabilir (.[2] ). Ek olarak, etki büyüklüklerinin tek bir Gauss dağılımına uyduğu gibi kalıtım tahmininde yapılan varsayımlar, SNP-kalıtımının hafife alınmasına yol açarak astigmatizmin genetik temelinin anlaşılmasını daha da karmaşık hale getirebilir (.[2] ). Farklı belirteçler için meta-analiz özet istatistiklerine katkıda bulunan denek sayısının monomorfizm veya eksik veri nedeniyle değişmesi, aynı zamanda istatistiksel heterojeniteyi ve yanlılık potansiyelini de beraberinde getirmektedir (.[4] ).
Varyantlar
Birçok gendeki varyantlar, astigmatizmin karmaşık genetik yapısına katkıda bulunur ve sıklıkla miyopi gibi diğer refraktif kusurlara yönelik genetik yatkınlıklarla çakışır. LINC00340 olarak da bilinen CASC15 geni, 6. kromozomda yer alan uzun kodlamayan bir RNA (lncRNA) olup, sıklıkla epigenetik mekanizmalar aracılığıyla gen ekspresyonunun düzenlenmesinde rol oynar. Bu gen içindeki rs12196123 dahil spesifik varyantlar, hem refraktif hem de korneal astigmatizm ile genom çapında anlamlı bir ilişki göstermiştir; bu ilişkiler ağırlıklı olarak Avrupa kökenli kohortlarda gözlemlenmiştir.[2] Kesin moleküler yollar hala aydınlatılmakta olsa da, CASC15 gibi lncRNA'lar diğer genlerin ekspresyonunu modüle edebilir, böylece oküler gelişimi veya korneanın yapısal bütünlüğünü etkileyebilir.[4] Benzer şekilde, 15. kromozomda bulunan protein kodlayan bir gen olan HERC2 geni, protein yıkımı için kritik olan bir E3 ubikuitin ligazı olarak işlev görür ve göz pigmentasyonunun önemli bir belirleyicisidir. HERC2'deki rs1129038 varyantı, hem refraktif hem de korneal astigmatizm için genom çapında anlamlılık düzeyine ulaşmıştır ve göz rengini etkileyen genetik faktörler ile astigmatizme yatkınlık arasında bir bağlantı olduğunu düşündürmektedir.[2] HERC2 lokusundaki genetik sinyal karmaşıktır; pigmentasyonu da etkileyen bitişik OCA2 geni içinde ek bir bağımsız ilişki gözlemlenmiştir.
- kromozomda yer alan NPLOC4 geni, hem refraktif hem de korneal astigmatizm için genom çapında anlamlılık düzeyine ulaşmış olan rs34635363 varyantıyla ilişkilidir.[2] NPLOC4, nükleer gözenek kompleksi ile ilişkili, tipik olarak nükleer taşınım ve hücresel organizasyonda görev alan bir protein kodlar; bunlar göz içindeki uygun hücre fonksiyonu ve doku gelişimi için hayati süreçlerdir. Oculospanin olarak da bilinen yakındaki TSPAN10 geni, iris ve retina gibi oküler dokularda eksprese edilir ve Notch sinyal yolunda yer alır; bu durum, bu bölgedeki genetik faktörlerin oküler özellikler üzerindeki potansiyel etkisini daha da vurgulamaktadır.[2] Refraktif astigmatizm için bir diğer önemli lokus, 2. kromozomdaki NRXN1 geninin yakınında yer alan rs1401327 ile işaretlenmiştir. Bu varyant, Avrupa popülasyonlarında yapılan çalışmalarda genom çapında anlamlılık göstermiştir; burada A allelinin astigmatizm olasılığını artırdığı bulunmuştur.[4] rs1401327 RNU6-439P ve RPL7P13 psödogenleriyle ilişkili intergenik bir bölgede bulunsa da, sinaps oluşumu ve hücre adezyonu için kritik bir gen olan NRXN1'e yakınlığı, oküler gelişim ve kornea şekli üzerinde potansiyel bir düzenleyici etki önermektedir.
Sferik refraktif kusurla güçlü bir şekilde ilişkili olsa da, GJD2 ve LAMA2 genlerindeki sırasıyla rs634990 ve rs12193446 gibi varyantlar, korneal veya refraktif astigmatizmin birincil genetik itici güçleri olarak tutarlı bir şekilde tanımlanamamıştır.[2] GJD2, retinadaki hücreler arası iletişim için gerekli bir gap junction proteini olan Connexin 36'yı kodlarken, LAMA2 ise oküler dokulara yapısal destek sağlayan bazal membranların hayati bir bileşeni olan Laminin alfa-2'yi kodlar. Sinyal iletiminde rol oynayan bir G proteini beta-3 alt birimini kodlayan bir gen olan GNB3'teki rs5442 varyantı, hücresel yanıtları ve oküler yapıyla ilgili gelişimsel yolları etkileyebilir. Benzer şekilde, bir potasyum-klorür kotransporterini kodlayan SLC12A4'teki rs3785098 varyantı, göz içindeki iyon homeostazını ve hücre hacmi regülasyonunu etkileyebilir, böylece kornea eğriliğini etkileyebilir.[3] Voltaj kapılı bir potasyum kanalı geni olan KCNQ5'teki rs4374796 varyantı, gözdeki nöral sinyalizasyonu veya düz kas fonksiyonunu etkileyebilir. Ayrıca, LINC02252 yakınındaki ve DPH5-DT - S1PR1-DT lokusu içindeki rs7534824 gibi varyantlar, gen ekspresyonu üzerinde düzenleyici kontrol uygulayabilen kodlamayan RNA'ları veya diverjan transkriptleri temsil eder ve potansiyel olarak astigmatizmin karmaşık genetik mimarisini etkileyebilir.
Önemli Varyantlar
| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs634990 | LINC02252 - GJD2 | Abnormality of refraction refractive error aging Hypermetropia Myopia |
| rs5442 | CDCA3, GNB3 | macula attribute Myopia retinal layer thickness ganglion thickness eye disease |
| rs12193446 | LAMA2 | refractive error, self reported educational attainment axial length measurement Hypermetropia Myopia Hypermetropia, Myopia |
| rs12196123 rs10946507 rs12212674 |
CASC15 | central corneal thickness astigmatism |
| rs1129038 | HERC2 | Vitiligo hair color corneal resistance factor central corneal thickness eye color |
| rs7534824 | DPH5-DT - S1PR1-DT | astigmatism |
| rs1401327 | RNU6-439P - RPL7P13 | astigmatism |
| rs3785098 | SLC12A4 | astigmatism |
| rs34635363 | NPLOC4 | astigmatism |
| rs4374796 | KCNQ5 | Hypermetropia astigmatism |
Astigmatizmayı ve Oküler Bileşenlerini Tanımlama
Astigmatizma, ışık ışınlarının göz içinde tek bir noktada odaklanamamasıyla karakterize olan, çeşitli mesafelerde bulanık görmeye yol açan bir oküler durumdur.[1] Bu refraktif kusur tipik olarak korneanın ön yüzeyindeki iki ana meridyenin eşit olmayan eğriliğinden kaynaklanır; bu durum spesifik olarak korneal astigmatizma olarak adlandırılır.[1] Korneanın ötesinde, mercek gibi diğer iç göz bileşenleri de bu refraktif anomaliye katkıda bulunabilir; bu durum korneal olmayan veya iç astigmatizma olarak adlandırılır.[4] Korneal ve korneal olmayan bileşenlerin birleşik etkisi, gözün genel refraktif astigmatizmasını belirler.[4] Genellikle, bu iki astigmatizma kaynağı birbirini dengeleme eğilimindedir ve çoğu bireyde genellikle düşük bir toplam refraktif astigmatizma büyüklüğüyle sonuçlanır.[4] Ancak, yüksek seviyelerdeki refraktif astigmatizma, iç faktörlerden ziyade genellikle önemli korneal astigmatizmaya atfedilir.[4]
Astigmatizmi Sınıflandırma: Tipleri ve Şiddeti
Astigmatizm öncelikle kurucu tiplerine göre sınıflandırılır: korneadan kaynaklanan korneal astigmatizm ve gözün toplam astigmatizmini temsil eden refraktif astigmatizm.[4] Araştırmalarda, özellikle genetik çalışmalarda, astigmatizm ya bir şiddet spektrumunu yansıtan sürekli bir özellik olarak ya da bireyleri önceden tanımlanmış eşiklere göre 'vakalar' ve 'kontroller' olarak kategorize eden dikotom bir özellik olarak analiz edilebilir.[2] Astigmatizmin şiddeti yaygın olarak diyoptri (D) cinsinden ölçülür; daha yüksek diyoptri değerleri durumun daha büyük bir derecesini gösterir.[1] Erken gelişim döneminde yüksek derecede astigmatizm, refraktif ambliyopi ile ilişkili olduğu için klinik olarak önemlidir.[5] Refraktif ambliyopi, en iyi düzeltilmiş görme keskinliğinin tek başına optik düzeltme ile tamamen giderilemediği bir durumdur.[1] Erken yaşamda düzeltilmemiş astigmatizm, yönelim bağımlı görme eksikliklerine de yol açabilir[6] ve hatta bireyleri miyopi gelişimine yatkın hale getirebilir.[1]
Ölçüm Yaklaşımları ve Tanı Eşikleri
Astigmatizmanın fenotipik değerlendirmesi, sübjeksiyon refraksiyonu, sikloplejik otorefraksiyon ve sikloplejik olmayan otorefraksiyon dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerle yapılır.[4] Araştırma ve klinik amaçlar için, astigmatizmi tanımlamak veya bireyleri 'vaka' olarak sınıflandırmak için belirli diyoptri (D) eşikleri kullanılır. Örneğin, 0,50 D, 0,75 D, 1,00 D, 1,25 D ve 1,50 D gibi astigmatizma eşikleri genetik çalışmalarda vaka/kontrol durumunu tanımlamak için kullanılmıştır.[2] 1,00 D ise klinik literatürde yaygın olarak benimsenen bir eşik olmuştur.[2] Bazı çalışmalarda, korneal astigmatizma vakaları, özellikle 0,75 D'den büyük değerlere sahip olanlar olarak tanımlanır.[2] Genetik çalışmalar, SNP-kalıtımını hesaplayarak optimal özellik tanımlarını da araştırmış; korneal astigmatizma için 0,50 D eşiğinin en yüksek kalıtım derecesini sağladığını, ancak test edilen eşik aralığı boyunca istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmaksızın bulmuştur.[2] Araştırmalardaki dışlama kriterleri sıklıkla katarakt cerrahisi, lazer refraktif prosedürler, keratokonus gibi refraksiyonu değiştiren durumları veya yanlış tanı ya da ölçüm hatalarını önlemek için 5,00 D'ye eşit veya daha yüksek silindirik gücü içerir.[4]
Görsel Rahatsızlıklar ve Klinik Sunum
Astigmatizm, ışık ışınlarının göz içinde tek bir noktada odaklanamaması nedeniyle başlıca bulanık veya bozuk görme olarak kendini gösterir ve hem yakın hem de uzak mesafeleri etkiler.[1] Bu görsel bulanıklığın şiddeti değişebilir ve genellikle diyoptri (D) cinsinden ölçülür; 0,50 D, 0,75 D veya 1,00 D gibi daha yüksek değerler, artan astigmatizm derecelerini temsil eder.[2] Erken çocukluk gelişiminde, önemli derecede astigmatizm, harici düzeltici lenslerle tam olarak giderilemeyen, en iyi düzeltilmiş görme keskinliğinde azalma ile karakterize bir durum olan refraktif ambliyopi riski taşır.[1] Kritik gelişim dönemlerindeki düzeltilmemiş astigmatizm, optik düzeltme yaşamın ilerleyen dönemlerinde uygulansa bile, kalıcı oryantasyona bağlı görsel eksikliklere yol açabilir.[1] Ek olarak, astigmatizmin neden olduğu optik bulanıklık, yaygın olarak yakını görememe olarak bilinen miyopi gelişiminde potansiyel bir yatkınlık faktörü olarak öne sürülmüştür.[1]
Tanısal Değerlendirme ve Ölçüm Yaklaşımları
Astigmatizmanın tanısı ve miktarının belirlenmesi, objektif ve sübjektif değerlendirme yöntemlerinin birleşimine dayanır. Objektif ölçümler arasında, ön kornea yüzeyinin eğrilik yarıçaplarını milimetre cinsinden belirleyen ve daha sonra 1,3375'lik standart bir kırma indisi kullanılarak diyoptri cinsinden kırma gücüne dönüştürülen keratometri yer alır.[1] Canon RK-5, Canon RK-F1 veya VX-120 oküler tanı cihazı gibi otomatik refraktometreler, gözün kırma kusurunun ölçümlerini sağlayarak non-sikloplejik ve sikloplejik otorefraksiyon için yaygın olarak kullanılır.[1] Çeşitli lens kombinasyonları hakkında hasta geri bildirimlerini içeren sübjektif refraksiyon, kesin optik düzeltmeyi hassaslaştırmak için bu objektif bulguları tamamlar.[4] Klinik ve araştırma ortamlarında astigmatizma, sürekli bir değişken olarak tanımlanabilir veya dikotom olarak kategorize edilebilir; örneğin, vakalar 0,75 D'yi aşan korneal astigmatizması olan bireyler olarak tanımlanır.[2] Doğru değerlendirme, katarakt cerrahisi öyküsü, lazer refraktif prosedürler, retina dekolmanı cerrahisi, keratokonus veya diğer oküler veya sistemik sendromlar gibi refraksiyonu değiştirebilecek durumların dışlanmasını da içerir.[4] Ayrıca, her iki gözde 5,00 D veya daha fazla silindir gücü veya silindir gücünde önemli bir interoküler fark, tanı konmamış keratokonus veya potansiyel ölçüm hatalarını dışlamak için daha fazla araştırma yapılmasını gerektirebilir.[4]
Değişkenlik, Fenotipik Çeşitlilik ve Klinik Önem
Astigmatizma, Avrupa'daki yetişkinler arasında %20 ila %29,3 ve Amerika Birleşik Devletleri'nde 20 yaş ve üzeri bireylerde %36,2 oranında bildirilen, oldukça yaygın bir durumdur.[3] Astigmatizmanın sunumu heterojendir; hem korneal hem de korneal olmayan bileşenleri içerir ve bunlar birlikte toplam refraktif astigmatizmaya katkıda bulunur.[1] Değişkenliğinin kayda değer bir yönü, hem büyüklük hem de yönelimdeki yaşa bağlı değişikliklerdir; astigmatizma çocukluk çağında sıklıkla "kurala uygun" (WTR) olarak ortaya çıkarken, yaşlı yetişkinlerde tipik olarak "kurala karşı" (ATR) şekline kayar ve refraktif astigmatizma genellikle yaşla birlikte artar.[2] Astigmatizmanın tanısal önemi, görsel gelişim üzerindeki potansiyel etkisi, özellikle de erken yaşlarda düzeltilmediği takdirde refraktif ambliyopi riski taşımasıdır.[1] Bu nedenle, uzun vadeli görme bozukluklarını azaltmak için erken teşhis ve uygun yönetim çok önemlidir.
Astigmatizmin Nedenleri
Astigmatizm, bulanık görmeye neden olan yaygın bir kırma kusuru olup, genetik, gelişimsel ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklanır. Etiyolojisi, gözün optik yüzeylerindeki, başta kornea olmak üzere, eğrilik düzensizliklerini içerir; bu durum ışık ışınlarının retina üzerinde tek bir noktada odaklanamamasına yol açar.
Genetik Yatkınlık
Astigmatizma, aile ve ikiz çalışmalarından elde edilen birden fazla kanıtla desteklenen güçlü bir genetik bileşene sahiptir. Araştırmalar, kalıtım derecesinin 0,3 ila 0,6 arasında değiştiğini ve gelişimine önemli bir genetik katkı olduğunu vurgulamaktadır.[2] Astigmatizma geliştirme riskinin, etkilenen bireylerin birinci derece akrabalarında iki katına çıktığı gözlemlenmektedir.[3] Ayrıca, yüksek dereceli astigmatizmalı ailelerin çalışmaları, Mendel kalıtım kalıplarına dair kanıtlar bulmuştur; bu da bazı durumlarda belirli genetik varyantların bireyleri bu duruma güçlü bir şekilde yatkınlaştırabileceğini düşündürmektedir.[2] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), astigmatizma ile ilişkili birkaç genetik lokus tanımlamış ve hastalığın poligenik doğasını vurgulamıştır. Korneal astigmatizma için, 4q12 kromozomundaki PDGFRA geninin promoter bölgesinde önemli bir lokus tanımlanmıştır.[1] Refraktif astigmatizma, NRXN1 (2p16.3) yakınındaki bir belirteçle, özellikle rs1401327 ile ilişkilendirilmiş; ayrıca VAX2 (2p13.3 kromozomunda, baş SNP rs3771395 ile), TOX ve LINC00340 yakınında olası ilişkilendirmeler bulunmuştur.[4] Bu bulgular, küresel eşdeğer refraktif hata ile ortak bir genetik eş-belirleyicilik göstermekte ve miyopi yatkınlık lokuslarının astigmatizmada rol oynadığını düşündürmektedir.[4] Astigmatizma genetiğinin karmaşıklığı, nadir genetik varyantlardan ve toplamsal olmayan etkilerden kaynaklanan potansiyel katkıları da ima etmektedir; bu durum, bazı yaygın genetik varyantların tanımlanmasının neden zor olduğunu açıklayabilir.[2]
Gelişimsel ve Yaşa Bağlı Dinamikler
Gelişimsel faktörler, özellikle erken yaşam döneminde astigmatizmanın ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamaktadır. Gözün doğal emetropizasyon sistemi, oküler büyümeyi ve kırma gücünü düzenleyerek net görüş sağlamaya çalışır, ancak bu sistem aşırı yüklendiğinde veya düzgün çalışmadığında astigmatizma ortaya çıkabilir.[2] Bu durum, astigmatizma derecesi emetropizasyon sisteminin telafi edemeyeceği kadar yüksekse, astigmatizma normal çalışma aralığının dışına çıkarsa veya sistemin düzeltici yanıtının kendisi bozulursa meydana gelebilir.[2] Görsel gelişimin kritik dönemlerinde düzeltilmemiş astigmatizma, kırma ambliyopisi ve yönelim bağımlı görsel eksiklikler dahil önemli sonuçlara yol açabilir; bu eksiklikler, yaşamın ilerleyen dönemlerinde optik düzeltme sağlansa bile devam edebilir.[1] Astigmatizma statik bir durum değildir; özellikleri bir bireyin yaşam süresi boyunca önemli ölçüde değişebilir. Astigmatizmanın hem büyüklüğü hem de yönelimi (aksı) yaşla birlikte değiştiği bilinmektedir.[2] Örneğin, çocukluk çağındaki astigmatizma genellikle korneanın dikey meridyeninin daha dik olduğu "with-the-rule" (kuralına uygun) olarak ortaya çıkarken, yaşlı yetişkinlerde ise tipik olarak yatay meridyenin daha dik olmasıyla karakterize edilen "against-the-rule" (kuralına karşı) tipine kayar.[2] Çalışmalar ayrıca, kırma astigmatizmasının genel düzeyinin ilerleyen yaşla birlikte artma eğiliminde olduğunu da göstermiştir.[2]
Çevresel ve Yaşam Tarzı Faktörleri
Genetik etkiler önemli olmakla birlikte, belirli faktörler hakkında kapsamlı belgeleme daha az olsa da, çevresel ve yaşam tarzı faktörleri de astigmatizme katkıda bulunan unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Singapur'da yapılan bir çalışma, 7 ila 9 yaş arasındaki okul çocuklarında video oyunları oynayarak geçirilen saat sayısı ile daha yüksek astigmatizma şiddeti arasında bir ilişki belirlemiştir.[7] Bu bulgu, oküler gelişimin kritik dönemlerinde belirli görsel aktivitelerin veya uzun süreli yakın çalışma gereksinimlerinin astigmatizmanın ilerlemesini veya ortaya çıkmasını potansiyel olarak etkileyebileceğini düşündürmektedir.[3] Astigmatizma prevalansı, çeşitli etnik ve coğrafi popülasyonlarda önemli farklılıklar göstermekte olup, genetik yatkınlıklar ile çevresel maruziyetler arasında karmaşık bir etkileşime işaret etmektedir. Örneğin, çalışmalar 0-8 yaş arası yerli Amerikan Tohono O’odham çocuklarının %78'inde en az 1 diyoptri korneal astigmatizma bulunduğunu bildirmiştir.[2] Benzer şekilde, 12 yaşındaki Avustralyalı çocuklar arasında, Avrupalı bireylerin %19'unda, Doğu Asyalı bireylerin ise %50'sinde en az 1 diyoptri korneal astigmatizma bulunmuştur.[2] Bu farklılıklar, genetik faktörlerin yanı sıra, belirli popülasyonlardaki benzersiz çevresel faktörlerin, yaşam tarzı modellerinin veya sosyoekonomik koşulların astigmatizma oranlarındaki gözlemlenen varyasyonlara nasıl katkıda bulunabileceğini vurgulamaktadır.
İlişkili Oküler Durumlar
Astigmatizm, diğer oküler durumlar ve refraktif kusurlarla birlikte sıklıkla gözlenir ve görsel sistem içinde daha geniş bir karşılıklı bağlantı olduğunu düşündürmektedir. Hem miyopi (uzağı görememe) hem de hipermetropi (yakını görememe) ile yaygın olarak ilişkilidir.[8] Bizzat bir refraktif kusur olmasının ötesinde, astigmatizm aynı zamanda ambliyopi (genellikle "tembel göz" olarak adlandırılır) ve anizometropi (iki gözün farklı refraktif güçlere sahip olduğu bir durum) gelişiminde önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.[3] Ayrıca, astigmatizmin altta yatan nedenleri ve mekanizmalarına yönelik araştırmalar, bazı bölgelerde kornea nakli için önde gelen bir endikasyon olan keratokonus gibi diğer kornea hastalıklarına değerli bilgiler sunabilir.[3]
Genetik Temel ve Kalıtılabilirlik
Düzensiz bir eğrilik nedeniyle gözün ışığı tek bir noktada odaklama yeteneğinin bozulmasıyla karakterize bir durum olan astigmatizm, önemli bir genetik bileşene sahiptir. Epidemiyolojik çalışmalar, farklı etnik gruplar arasında prevalansında dikkat çekici farklılıklar olduğunu ortaya koyarak genetik bir etkiyi desteklemektedir.[1] İkiz ve aile çalışmaları bunu daha da doğrulamakta, hem korneal hem de refraktif astigmatizm için %30 ila %65 arasında değişen tahminlerle orta ila yüksek bir kalıtılabilirlik bildirmektedir.[1] Örneğin, Birleşik Krallık ikizleri üzerinde yapılan araştırmalar, genetik faktörlerin korneal astigmatizmdeki varyasyonun %42 ila %61'ini oluşturduğunu göstermektedir; bu bulgu, Çinli ikizlerde korneal astigmatizm için %46'lık bir kalıtılabilirlik bildirilen Asya popülasyonlarında da yankı bulmuştur.[1] Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), astigmatizm ile ilişkili spesifik genetik loküsleri belirlemeye başlamıştır. Korneal astigmatizm için önemli bir duyarlılık loküsü, 4q12 kromozomundaki PDGFRA geni (Platelet-Derived Growth Factor Receptor Alpha) promotor bölgesinde tanımlanmıştır.[1] Refraktif astigmatizm için, 2p16.3 kromozomunda NRXN1 (Neurexin 1) yakınında bir loküs tanımlanmıştır.[3] Bu bulgular, astigmatizmin altında yatan karmaşık genetik mimariyi vurgulamakta olup, miyopi gibi diğer refraktif kusurlarla sıklıkla genetik duyarlılığı paylaşmaktadır.[1]
Kornea Gelişimi ve Patofizyolojisi
Astigmatizm öncelikli olarak korneanın ön yüzeyindeki iki ana meridyenin eşit olmayan eğriliğinden kaynaklanır ve kornea astigmatizmi olarak bilinen duruma yol açar.[1] Bu düzensiz kornea şekli, ışık ışınlarının retinada tekdüze bir şekilde birleşmesini engeller ve bu da her mesafede bulanık görmeye neden olur.[1] Erken gelişim sırasında, yüksek derecede astigmatizm, düzeltilmediği takdirde, refraktif ambliyopiye yol açabilir; bu, azalmış görme keskinliğinin yaşamın ilerleyen dönemlerinde düzeltici lenslerle tamamen geri kazanılamadığı bir durumdur.[1] Bu erken anormal görsel girdi, yönelim bağımlı görme açıklarına neden olabilir ve doğru kornea gelişiminin kritik rolünü vurgular.[1] Göz, net görmeyi sağlamak için göz büyümesini tipik olarak yönlendiren homeostatik bir mekanizma olan bir emetropizasyon sistemine sahiptir. Ancak astigmatizm, derecesi bu sistemin telafi edemeyeceği kadar yüksekse, sistemin "çalışma aralığının" dışına çıkarsa veya emetropizasyon yanıtının kendisi başarısız olursa yine de ortaya çıkabilir.[1] Dahası, astigmatizmin büyüklüğü ve yönelimi statik değildir; bir bireyin yaşamı boyunca önemli ölçüde değişebilir. Örneğin, astigmatizm çocuklukta genellikle daha dik bir dikey meridyen ile karakterize olan "kuralına uygun" olarak ortaya çıkarken, yaşlı yetişkinlerde daha dik bir yatay meridyen ile "kuralına aykırı" hale gelebilir.[1]
Oküler Formun Moleküler Düzenleyicileri
Korneanın kesin eğriliği ve gözün genel şekli, gelişim sırasında karmaşık moleküler ve hücresel yollarla titizlikle düzenlenir. Korneal astigmatizma için bir duyarlılık lokusu olarak PDGFRA'nın tanımlanması, Trombosit Kaynaklı Büyüme Faktörü (PDGF) ve reseptörünü içeren sinyal yollarının, kornea morfolojisini belirleyen hücresel işlevlerde ve düzenleyici ağlarda kritik bir rol oynadığını düşündürmektedir.[1] Bu yollar tipik olarak hücre büyümesi, farklılaşması ve doku yeniden modellenmesinde rol oynar; bunların hepsi oküler yapıların hassas şekillenmesi için gereklidir.
İlgi çekici bir diğer anahtar gen, bir homeobox proteini kodlayan ve retinoik asit (RA) metabolizmasının kontrolünde rol oynayan VAX2 (ventral anterior homeobox 2)'dir.[3] Retinoik asit, göz büyümesini etkilediği bilinen ve hem retinanın hem de korneanın olgunlaşması için hayati öneme sahip kritik bir biyomoleküldür.[3] Başlıca koroid tarafından üretilen RA sentezi, görsel girdiye duyarlıdır ve retinadan skleraya uzanan, nihayetinde oküler uzamayı ve kırılma kusurunu etkileyen bir sinyal kaskadının bir parçasını oluşturur.[3] İlgili olan SHH (sonic hedgehog) geni, gözün karmaşık yapıları da dahil olmak üzere çeşitli vertebrat dokularının doğru gelişimi ve desenlenmesi için temeldir ve göz küresinin temel mimarisini oluşturmadaki rolünü göstermektedir.[3]
Oküler Bileşen Etkileşimleri ve Görsel Sonuçlar
Gözün genel refraktif astigmatizması, başta kornea ve kristalin lens olmak üzere birden fazla oküler bileşenin katkılarının bir bileşimidir.[1] Birçok bireyde, korneadan kaynaklanan astigmatizma ile lens gibi iç göz bileşenlerinden kaynaklanan astigmatizma birbirini telafi etme eğilimindedir ve bu da düşük bir genel refraktif astigmatizma büyüklüğüyle sonuçlanır.[1] Ancak, bu telafi mekanizması yetersiz kaldığında veya özellikle yüksek kornea astigmatizması tarafından aşıldığında, önemli refraktif astigmatizma ortaya çıkar.[1] Düzeltilmemiş astigmatizmanın sadece bulanık görmenin ötesinde önemli sistemik sonuçları vardır. Bebeklik döneminde, beynin bir gözden gelen görüntüleri düzgün bir şekilde işleyemediği ve görme azalmasına yol açan bir durum olan ambliyopi gelişimi için önemli bir risk faktörüdür.[4] Dahası, astigmatizmanın neden olduğu optik bulanıklığın, halk arasında miyopluk olarak bilinen miyopi gelişimine bireyleri yatkınlaştırdığı öne sürülmüştür.[1] Bu karşılıklı bağlantılar, oküler dokuların hassas gelişimi ve etkileşimi ile bunların moleküler düzenleyici ağlarının, görsel homeostazı sürdürmek ve astigmatizma ile ilişkili görsel bozukluklar zincirini önlemek için kritik olduğunu vurgulamaktadır.
Kornea Morfogenezinde Gelişimsel Sinyal Ağları
Net görüş için kritik olan korneanın hassas eğriliği, karmaşık gelişimsel sinyal yolları tarafından düzenlenir. Trombosit Kökenli Büyüme Faktörü Reseptörü Alfa (PDGFRA) lokusu, korneal astigmatizm için önemli bir yatkınlık faktörü olarak tanımlanmıştır; bu da PDGFRA aracılı sinyallemenin kornea şeklini belirlemede rol oynadığını düşündürmektedir.[1] Diğer önemli yollar arasında Fibroblast Büyüme Faktörleri tarafından düzenlenenler, FGF10 ve FRS2 gibi genlerin dahil olduğu ve SMAD2, SMAD5, SMAD6, BMP7 ve NODAL gibi bileşenleri içeren Dönüştürücü Büyüme Faktörü-beta (TGF-β) süperailesi sinyallemesi yer almaktadır. Klinik önemi, basit bulanık görüşün ötesine uzanarak, özellikle erken yaşamda görsel gelişimi önemli ölçüde etkiler. Çocukluk dönemindeki yüksek dereceli astigmatizm, azalmış en iyi düzeltilmiş görme keskinliğinin yalnızca optik düzeltme ile tamamen giderilemediği bir durum olan refraktif ambliyopi ile güçlü bir şekilde ilişkilidir.[1] Bu erken anormal görsel girdi, daha sonraki optik düzeltmeden sonra bile devam eden yönelim bağımlı görsel eksikliklere yol açabilir; bu da uzun süreli görme bozukluğunu önlemek için erken teşhis ve müdahalenin prognostik değerini vurgular.[1] Dahası, kurala karşı (ATR) astigmatizm gibi astigmatizmin yönelimi, ambliyopi tedavisinin sonucu için prediktif bir faktör olarak tanımlanmış, terapötik stratejilere rehberlik etmiştir.[9] Ambliyopinin ötesinde, astigmatizmin diğer yaygın refraktif durumlarla, özellikle miyopi ile bilinen ilişkileri vardır. Astigmatizmin neden olduğu optik bulanıklığın, bireyleri miyopi gelişimine yatkın hale getirdiği öne sürülmüştür; bu da örtüşen bir fenotip ve potansiyel olarak paylaşılan temel mekanizmaları işaret etmektedir.[1] Çalışmalar ayrıca, artan astigmatizm büyüklükleri arasında ve artan sferik refraktif kusur büyüklükleri arasında bir korelasyon göstermiştir; bu da genel refraktif durumu etkileyen bir eş-belirlenimi düşündürmektedir.[2] Klinik olarak, bu durum refraktif kusur yönetimine bütüncül bir yaklaşım gerektirir; burada astigmatizm izole olarak değil, daha geniş bir oküler sağlık değerlendirmesinin bir parçası olarak görülür, özellikle de refraksiyonu önemli ölçüde değiştirebilen keratokonus veya oküler sendromlar gibi belirli durumların genel astigmatizm çalışmalarından tipik olarak dışlandığı göz önüne alındığında.[4]
Tanısal Kullanım ve İzleme Stratejileri
Astigmatizm değerlendirmesinin klinik uygulaması, kapsamlı tanısal fayda ve sürekli izleme stratejilerini içerir. Fenotipik değerlendirme, astigmatizmanın derecesini ve aksını doğru bir şekilde belirlemek için genellikle subjektif refraksiyon, siklopejik otorefraksiyon veya non-siklopejik otorefraksiyonu içerir.[4] Ancak, astigmatizmanın tanımının kendisi, genetik çalışmaların bireyleri astigmatizmli olarak sınıflandırmak için çeşitli eşikleri (örneğin, 0.50 D, 0.75 D, 1.00 D) araştırması nedeniyle klinik ve araştırma sonuçlarını etkileyebilir; bu durum genetik belirteçlerin tanımlanması açısından çıkarımlara sahiptir.[2] Doğru tanı, gözlük veya kontakt lens düzeltmesinden torik göz içi lensleri veya refraktif cerrahi gibi cerrahi müdahalelere kadar değişebilen uygun tedavi seçimi için hayati önem taşır.
İzleme stratejileri, astigmatizmanın yaşam boyunca dinamik doğası nedeniyle özellikle önemlidir. Astigmatizmanın büyüklüğü ve yönü durağan değildir; örneğin, çocukluk astigmatizması genellikle "with-the-rule" (WTR) olarak ortaya çıkar ve bu durum yaşlı yetişkinlerde tipik olarak "against-the-rule" (ATR) şekline dönüşür.[2] Kornea astigmatizması yaş ilerledikçe nispeten stabil kalma eğilimindeyken, refraktif astigmatizma genellikle kademeli bir artış gösterir.[2] Kornea eğriliği ölçümleri için keratometri dahil düzenli oftalmolojik muayeneler, bu değişiklikleri takip etmek, gerektiğinde düzeltici lensleri ayarlamak ve astigmatizmanın ilerlemesini değerlendirmek için bu nedenle hayati önem taşır; böylece optimal görme işlevi sağlanır ve düzeltilmemiş veya eksik düzeltilmiş refraktif kusurlarla ilgili potansiyel komplikasyonlar önlenir.[2]
Genetik Temel ve Risk Tabakalandırması
Astigmatizmanın genetik temelini anlamak, risk tabakalandırması ve kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarını ilerletmek için hayati öneme sahiptir. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), astigmatizmanın kalıtsal bir özellik olduğunu göstermiştir; hem korneal hem de refraktif astigmatizma için SNP-kalıtım tahminleri, önemli bir genetik bileşenin varlığına işaret etmektedir.[2] Bu çalışmalar, NRXN1 gibi astigmatizma ile ilişkili spesifik genetik lokusları tanımlamayı amaçlamaktadır.[4] ve miyopi duyarlılık lokusları ile paylaşılan genetik bir rolü ortaya koyarak, ortak biyolojik yollara işaret etmektedir.[2] Bu genetik belirteçlerin tanımlanması, astigmatizma geliştirme veya ilerletme riski daha yüksek olan bireylerin ya da ambliyopi ve miyopi gibi ilişkili durumların erken tespitine potansiyel olarak olanak sağlayarak prognostik değer taşımaktadır.
Kaydedilen ilerlemeye rağmen, astigmatizma için genom çapında anlamlı belirteçlerin tanımlanması zorluklarla karşılaşmıştır; bu zorluklar genellikle önceki çalışmalarda astigmatizmayı tanımlamak için kullanılan keyfi eşikler, yaşa bağlı değişikliklerin yetersiz hesaba katılması, nadir genetik varyantların önemli bir rol oynama potansiyeli veya nedensel belirteçlerin son derece küçük etki boyutları gibi faktörlere atfedilmektedir.[2] Çalışma tasarımındaki bu sınırlamaların giderilmesi, örneğin yaşı nicel bir kovaryat olarak dahil etmek ve karıştırıcı etkileri ortadan kaldırmak için sferik eşdeğeri dikkate almak, genetik ilişkileri saptama gücünü artırmak ve risk tabakalandırmasını iyileştirmek için hayati öneme sahiptir.[2] Genetik araştırmalar ilerledikçe, astigmatizmanın genetik mimarisinin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılması, kişiselleştirilmiş önleme stratejilerine ve bir bireyin genetik yatkınlığına dayalı daha hedefe yönelik müdahalelere yol açabilir.
Astigmatizm Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Bu sorular, güncel genetik araştırmalara dayalı olarak astigmatizmin en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Benim astigmatım varsa çocuklarımda da olur mu?
Evet, yüksek bir ihtimal var. Astigmatizm, orta ila yüksek kalıtsallık gösteren önemli bir genetik bileşene sahiptir, yani sıklıkla ailelerde görülür. Bazı durumlarda, özellikle daha yüksek dereceli astigmatizmde, otozomal dominant bir paternle bile kalıtılabilir.
2. Görüşüm neden hep bulanıkken, arkadaşlarım net görüyor?
Astigmatınızın, arkadaşlarınızda bulunmayan önemli bir genetik temeli olması muhtemeldir. Çalışmalar, genetiğin astigmatizmdaki varyasyonun önemli bir kısmını oluşturduğunu göstermektedir. PDGFRA, VAX2 ve NRXN1 genlerinin yakınındakiler gibi farklı genetik lokuslar, gözünüzün korneasının şeklini etkileyerek duyarlılıkla ilişkilendirilmiştir.
3. Yaşlandıkça astigmatizmamın değişmesi normal mi?
Evet, astigmatizmanın değişmesi oldukça normaldir. Bu durum dinamiktir; astigmatizmanın hem büyüklüğü (derecesi) hem de yönü (aksı) bir bireyin yaşamı boyunca değişir. Örneğin, astigmatizma çocuklukta genellikle "kuralla birlikte" olarak ortaya çıkarken, yaşlı yetişkinlerde "kurala karşı" bir değişime eğilimindedir.
4. Çocuğumun astigmatizmi okul performansını etkileyebilir mi?
Kesinlikle. Düzeltilmemiş astigmatizm, özellikle erken çocukluk döneminde, günlük aktiviteleri ve akademik performansı etkileyen bulanık görmeye yol açabilir. Küçük çocuklarda yüksek dereceli astigmatizm, görmenin lenslerle bile tam olarak düzeltilemediği refraktif ambliyopi ile de ilişkilidir.
5. Astigmatizma hayatın ilerleyen dönemlerinde beni miyop yapabilir mi?
Mümkündür. Araştırmalar, astigmatizmanın neden olduğu kalıcı optik bulanıklığın, miyopi veya uzağı görememe gelişiminde yatkınlaştırıcı bir faktör olabileceğini göstermektedir. Dahası, çalışmalar refraktif astigmatizma ile miyopiyi de içeren sferik eşdeğer refraktif kusur arasında paylaşılan bir ortak genetik belirleyicilik olduğunu göstermektedir.
6. Etnik kökenim astigmatizm riskimi etkiler mi?
Evet, etkileyebilir. Astigmatizmin prevalans oranları, dünya genelindeki farklı popülasyonlar arasında önemli ölçüde değişiklik göstermektedir. Örneğin, çalışmalar Çinli yetişkinler, kırsal Asyalı Hintliler, Avustralya'daki Kafkasyalılar ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bireyler arasında farklı oranlar bildirmiştir; bu da soyunuzun belirli genetik riskinizi etkileyebileceğini düşündürmektedir.
7. Bazı insanlar, yaygın olsa bile, neden astigmatizma olmaz?
Astigmatizma oldukça yaygın olsa da, gelişimi genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşimiyle etkilenir. Bazı bireyler, başkalarını bu duruma yatkın hale getiren, PDGFRA veya VAX2 gibi genlerde tanımlananlar gibi belirli genetik varyantları basitçe kalıtım yoluyla almayabilir ya da koruyucu genetik faktörlere sahip olabilirler.
8. Ebeveynlerimin şiddetli astigmatizmi varsa, benimki de kötü olur mu?
Artmış bir riskiniz var, ancak bu bir kesinlik değildir. Astigmatizm oldukça kalıtsaldır, bu nedenle güçlü bir aile öyküsü, onu geliştirme olasılığınızın daha yüksek olduğunu ve potansiyel olarak benzer bir derecede olabileceğini düşündürür. Ancak, birçok gen ve çevresel faktörden etkilenen karmaşık bir özelliktir, bu nedenle şiddet aileler içinde bile farklılık gösterebilir.
9. Çocuğumun astigmatizmi için erken teşhis gerçekten bu kadar önemli mi?
Evet, kritik derecede önemlidir. Çocukluk döneminde düzeltilmemiş astigmatizmden kaynaklanan erken anormal görsel girdi, oryantasyona bağlı görme kusurlarına ve hatta hayatın ilerleyen dönemlerinde optik düzeltme yapıldıktan sonra bile devam edebilen refraktif ambliyopiye yol açabilir. Bu uzun vadeli görme sorunlarını önlemek için erken teşhis ve yönetim esastır.
10. DNA testi astigmatımın kötüleşip kötüleşmeyeceğini söyler mi?
Şu anda, bir DNA testi astigmatınızın kötüleşip kötüleşmeyeceğini size kesin olarak söyleyemez. Genetik çalışmalar astigmat yatkınlığı ile ilişkili belirli lokusları (PDGFRA, VAX2 ve NRXN1 gibi) tanımlamış olsa da, bu bulgular genetik riskin yalnızca bir kısmını açıklar. Astigmatizm karmaşık bir özelliktir ve mevcut genetik testler, bireysel ilerlemeyi veya gelecekteki şiddeti tahmin etmek için yeterince hassas değildir.
Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler ortaya çıktıkça güncellenebilir.
Sorumluluk Reddi: Bu bilgi yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için her zaman bir sağlık uzmanına danışın.
References
[1] Fan, Q et al. "Genome-wide meta-analysis of five Asian cohorts identifies PDGFRA as a susceptibility locus for corneal astigmatism." PLoS Genet, vol. 7, 2011, e1002402. PMID: 22144915.
[2] Shah, R. L et al. "A genome-wide association study of corneal astigmatism: The CREAM Consortium." Mol Vis, vol. 24, 2018, pp. 127-142.
[3] Lopes, M. C et al. "Identification of a candidate gene for astigmatism." Invest Ophthalmol Vis Sci, vol. 54, no. 2, 2013, pp. 1037-1044.
[4] Li, Q et al. "Genome-wide association study for refractive astigmatism reveals genetic co-determination with spherical equivalent refractive error: the CREAM consortium." Hum Genet, vol. 134, 2015, pp. 1021–1031.
[5] Dobson, V., et al. "Amblyopia in astigmatic infants and toddlers." Optometry and Vision Science, 2010, 87:330–336.
[6] Harvey, E. M. "Development and treatment of astigmatism-related amblyopia." Optometry and Vision Science, 2009, 86:634–639.
[7] Tong, L et al. "Prevalence rates and epidemiological risk factors for astigmatism in Singapore school children." Optom Vis Sci, vol. 79, 2002, pp. 606–613.
[8] Farbrother, J. E., et al. "Astigmatic axis is related to the level of spherical ametropia." Optometry and Vision Science, 2004, 81:18–26.
[9] Somer, D et al. "Against-the-rule (ATR) astigmatism as a predicting factor for the outcome of amblyopia treatment." Am J Ophthalmol, vol. 133, no. 6, 2002, pp. 741-745.