Fosfor Metabolizması Hastalığı
Fosfor, insan vücudundaki sayısız biyolojik süreç için hayati öneme sahip temel bir mineraldir. Kemiklerin ve dişlerin temel bir bileşenidir ve kritik bir yapısal rol oynar. İskelet sağlığının ötesinde, fosfor, vücudun birincil enerji birimi olan adenozin trifosfat (ATP) yapısının bir parçası olarak enerji üretimi için çok önemlidir. Aynı zamanda genetik materyal olan DNA ve RNA’nın önemli bir parçasını oluşturur ve hücre zarları, sinir sinyalizasyonu ve kas fonksiyonu için ayrılmaz bir bileşendir. Vücut, fosfor seviyelerini, başta paratiroid hormonu (PTH), fibroblast büyüme faktörü 23 (FGF23) ve aktif D vitamini (kalsitriol) olmak üzere hormonların karmaşık bir etkileşimi yoluyla sıkı bir şekilde düzenler; bu hormonlar, fosforun diyetten emilimini, böbrekler tarafından atılımını ve kemiklerde salınımını veya depolanmasını kontrol eder.
Fosfor metabolizması bozuklukları, bu karmaşık dengenin bozulmasıyla ortaya çıkar ve kanda anormal derecede düşük (hipofosfatemi) veya yüksek (hiperfosfatemi) fosfor seviyelerine yol açar. Bu dengesizlikler, taşıyıcı proteinleri veya düzenleyici hormonları etkileyen genetik mutasyonlar, diyet eksiklikleri veya fazlalıkları, böbrek disfonksiyonu veya diğer endokrin bozuklukları dahil olmak üzere çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Klinik olarak, kronik fosfor metabolizması hastalıkları, kemik ağrısı, kas güçsüzlüğü ve yorgunluktan şiddetli iskelet deformitelerine, böbrek taşlarına ve kardiyovasküler komplikasyonlara kadar geniş bir semptom yelpazesiyle ortaya çıkabilir. X’e bağlı hipofosfatemi, çeşitli raşitizm ve osteomalazi formları ve kronik böbrek hastalığı-mineral ve kemik bozukluğu (CKD-MBD) gibi durumlar, her biri kendine özgü altta yatan mekanizmalara sahip bu tür bozuklukların önde gelen örnekleridir.
Fosfor metabolizması hastalıklarının etkisi, bireylerin yaşam kalitesine ve halk sağlığına önemli ölçüde yansımaktadır. Kronik durumlar genellikle diyet değişiklikleri, ilaç tedavisi ve bazen cerrahi müdahaleler dahil olmak üzere yaşam boyu yönetim gerektirir ve hastalar ile sağlık sistemleri üzerinde önemli bir yük oluşturur. Erken teşhis ve etkili yönetim, ciddi komplikasyonları önlemek ve uzun vadeli sonuçları iyileştirmek için çok önemlidir. Fosfor düzenlemesini etkileyen spesifik genetik varyantlar da dahil olmak üzere bu hastalıkların genetik temellerini anlamak, kişiselleştirilmiş tanı yaklaşımları ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesi için giderek daha önemli hale gelmektedir.
Sınırlamalar
Section titled “Sınırlamalar”Genetik Araştırmalarda Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar
Section titled “Genetik Araştırmalarda Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar”Genetik çalışmalar, özellikle genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), fosfor metabolizması hastalığı gibi karmaşık durumları incelerken doğasında bulunan metodolojik ve istatistiksel sınırlamalarla karşı karşıyadır. Genom çapında anlamlılık için gereken katı istatistiksel eşikler, tipik olarak çok düşük P-değerleri, yeterli gücü elde etmek için büyük örneklem boyutlarını gerektirir; bu da daha küçük kohortların gerçek ilişkilendirmeleri tespit edememesine veya gözlemlenen etki büyüklüklerini şişirmesine neden olabilir[1]. Dahası, ilişkili lokusların ilk tespiti, bulguları doğrulamak ve gerçek sinyalleri sahte ilişkilendirmelerden ayırmak için sonraki replikasyon çalışmalarına kritik düzeyde bağlıdır; bu da ön sonuçların yaygın yorumlamadan önce bağımsız doğrulamaya ihtiyaç duyduğunun altını çizer [1]. Bu çerçeve, sağlam olmasına rağmen, aynı zamanda yaygın genetik varyantlara odaklanmaya yol açabilir ve hastalık yatkınlığı üzerinde önemli ancak daha az sıklıkta etkilere sahip olabilecek daha nadir allelleri potansiyel olarak gözden kaçırabilir.
Fenotipik Heterojenite ve Popülasyonlar Arasında Genellenebilirlik
Section titled “Fenotipik Heterojenite ve Popülasyonlar Arasında Genellenebilirlik”Fosfor metabolizması hastalığına yönelik genetik bulguların yorumlanması, hastalığın farklı klinik tablolar veya biyokimyasal profillerle ortaya çıkabileceği önemli fenotipik heterojenite potansiyeli nedeniyle karmaşıklaşmaktadır. Hastalık fenotipinin çalışmalar arasında nasıl hassas bir şekilde tanımlandığı ve ölçüldüğündeki farklılıklar değişkenliğe yol açabilir, bu da sonuçları sentezlemeyi ve belirli hastalık alt tipleri üzerindeki genetik etkileri belirlemeyi zorlaştırmaktadır. Dahası, belirli çalışma popülasyonlarında saptanan genetik ilişkiler, genetik arka planlardaki, gen-çevre etkileşimlerindeki ve popülasyona özgü allel frekanslarındaki farklılıklar nedeniyle diğer atasal gruplara evrensel olarak uygulanamayabilir. Bu sınırlama, tanımlanan genetik risk faktörlerinin geniş genellenebilirliğini ve klinik faydasını sağlamak için çeşitli kohort temsilinin gerekliliğini vurgulamakta, böylece ağırlıklı olarak homojen popülasyonlara odaklanan çalışmalardan kaynaklanabilecek yanlılıkları önlemektedir.
Hesaba Katılmayan Çevresel Faktörler ve Kalan Kalıtım Açıkları
Section titled “Hesaba Katılmayan Çevresel Faktörler ve Kalan Kalıtım Açıkları”Fosfor metabolizması hastalığının kapsamlı bir şekilde anlaşılması, çevresel faktörleri ve bunların genetik yatkınlıklarla karmaşık etkileşimini tam olarak hesaba katma zorluğuyla sınırlıdır. Yaşam tarzı, beslenme ve diğer maruziyetler, genetik etkilerin karıştırıcıları veya değiştiricileri olarak işlev görerek hastalık riskini önemli ölçüde modüle edebilir; ancak bu gen-çevre etkileşimleri genetik ilişkilendirme çalışmalarında genellikle tam olarak yakalanamamaktadır. Bu göz ardı etme durumu, karmaşık özellikler için genetik varyansın önemli bir kısmının tanımlanan varyantlar tarafından açıklanamadığı “eksik kalıtım” fenomenine katkıda bulunur. Ayrıca, nadir ve yapısal varyantlar dahil olmak üzere genetik varyasyonun tam spektrumu ile tanımlanan lokusların fosfor metabolizmasını etkilediği kesin fonksiyonel mekanizmalar konusunda bilgi boşlukları devam etmekte olup, ilgili tüm biyolojik yolları açıklığa kavuşturmak için devam eden araştırmaları gerekli kılmaktadır[1].
Varyantlar
Section titled “Varyantlar”Fosfor metabolizmasını etkileyen genetik görünüm karmaşıktır ve mineral homeostazını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilen çeşitli fonksiyonlara sahip genleri içerir.APOL1, LINC01899 ve CBLN2gibi genlerdeki varyasyonlar, potansiyel rolleri açısından, genellikle böbrek hastalığı veya genel metabolik düzenleme gibi ilişkili durumlar üzerindeki etkileri aracılığıyla incelenmektedir.
APOL1 geni veya Apolipoprotein L1, doğuştan gelen bağışıklık için kritik bir proteini kodlar ve özellikle parazitik enfeksiyonlara karşı korumadaki rolüyle tanınır. APOL1 içindeki rs60910145 , rs9622362 ve rs9622363 gibi spesifik genetik varyantlar, özellikle Afrika kökenli bireylerde çeşitli böbrek hastalığı formlarının artan riskiyle kapsamlı bir şekilde ilişkilendirilmiştir[2]. Bu varyantlar, APOL1 proteininin yapısını veya işlevini değiştirerek podosit adı verilen böbrek hücrelerinde hasara yol açabilir. APOL1doğrudan fosforu düzenlemese de, bozulmuş böbrek fonksiyonu, kronik böbrek hastalığının önemli komplikasyonları olan hiperfosfatemi ve sekonder hiperparatiroidizm gibi durumlara yol açan, bozuk fosfor metabolizmasının birincil nedenidir. Bu tür genetik ilişkilendirmelerin belirlenmesi, hastalık yatkınlığını araştıran genom çapında ilişkilendirme çalışmalarının önemli bir sonucudur[3].
LINC01899, uzun intergenik kodlamayan RNA (lncRNA) olarak sınıflandırılır. Bunlar, protein kodlamayan ancak gen ekspresyonunda kritik düzenleyici roller oynayan 200 nükleotitten uzun RNA molekülleridir. Bu lncRNA’lar, kromatin modifikasyonu, transkripsiyon ve transkripsiyon sonrası düzenleme dahil olmak üzere çeşitli hücresel süreçleri etkileyebilir, böylece yakın veya uzak genlerin aktivitesini etkiler. LINC01899’in fosfor metabolizmasındaki doğrudan rolü henüz tam olarak aydınlatılmamış olsa da, lncRNA’lar böbrek sağlığı ve kemik homeostazı dahil olmak üzere karmaşık metabolik yollarda ve organ fonksiyonunda artan bir şekilde tanınmaktadır. Bu tür düzenleyici elementler, çeşitli özelliklerin genetik temelini ortaya çıkarmayı amaçlayan kapsamlı genom çapında ilişkilendirme çalışmalarında sıklıkla tanımlanır[4]. Mineral taşınımı veya renal fosfat işlenmesinde yer alan genler üzerindeki etkileri, onları dolaylı olarak fosfor metabolizması hastalıklarına bağlayabilir[5].
CBLN2 geni veya Cerebellin 2, öncelikli olarak beyindeki, özellikle de beyincikteki sinapsların oluşumu ve korunmasında önemli bir rol oynayan salgılanan bir glikoproteini kodlar. Serebellinler, sinaptik stabilite ve nörotransmisyon için kritik öneme sahiptir ve uygun nörolojik fonksiyona katkıda bulunur. CBLN2 geni içinde yer alan rs113657392 varyantı, sinaptik aktivite veya daha geniş fizyolojik süreçler üzerindeki spesifik etkisi daha fazla araştırma gerektirse de, genin ekspresyonunu veya ortaya çıkan proteinin işlevini potansiyel olarak etkileyebilir. CBLN2’in birincil işlevi nöronal iletişimde yer alsa da, genetik çalışmalar sıklıkla metabolizma veya organ fonksiyonu ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere farklı biyolojik sistemlerde beklenmedik veya pleiotropik etkilere sahip genleri ortaya çıkarır [1]. Bu nedenle, genetik ilişkilendirmeler karmaşık ve çok faktörlü olabileceğinden, CBLN2gibi genlerdeki varyasyonlar, fosfor düzenlemesi gibi metabolik süreçleri ikincil olarak etkileyebilecek olanlar da dahil olmak üzere daha geniş sağlık koşullarına dolaylı olarak katkıda bulunabilir[2].
Sağlanan bağlamda fosfor metabolizması hastalığı hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Önemli Varyantlar
Section titled “Önemli Varyantlar”| RS ID | Gen | İlişkili Özellikler |
|---|---|---|
| rs60910145 rs9622362 rs9622363 | APOL1 | drug use measurement Böbrek Hastalığı Böbrek Hastalığı Fosfor Metabolizması Hastalığı Böbrek Yetmezliği Hipertansif Kalp Hastalığı Böbrek Hastalığı |
| rs113657392 | LINC01899 - CBLN2 | Fosfor Metabolizması Hastalığı |
Genetik Yatkınlık ve Kalıtım
Section titled “Genetik Yatkınlık ve Kalıtım”Genetik faktörler, karmaşık metabolik yolları bozabilecek olanlar da dahil olmak üzere, geniş bir hastalık yelpazesine bir bireyin yatkınlığını belirlemede temeldir. Bu yatkınlık genellikle, DNA dizilerindeki belirli değişikliklerin nesiller boyu aktarılmasıyla ortaya çıkan kalıtsal varyantlardan veya her biri hastalık olasılığında küçük ama önemli bir artışa katkıda bulunan çok sayıda yaygın genetik varyantın kümülatif etkisini içeren poligenik riskten kaynaklanır. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), inflamatuar barsak hastalığı, koroner arter hastalığı ve ailesel Parkinson hastalığı gibi çeşitli karmaşık özellikler için çok sayıda yatkınlık lokusunu belirlemede çok önemli olmuştur ve böylece genetik mimarinin hastalık riski üzerindeki derin etkisini göstermektedir[6]. Bu çalışmalar, genellikle tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) olan belirli genetik varyasyonların biyolojik süreçleri ve hücresel işlevleri nasıl modüle edebileceğini ve böylece bir hastalığın gelişme riskini nasıl artırdığını vurgulamaktadır.
Bireysel varyantların ötesinde, gen-gen etkileşimleri olarak adlandırılan farklı genler arasındaki karmaşık etkileşim, hastalık riskini ve ilerlemesini önemli ölçüde değiştirebilir. Mendelyen formlar olarak bilinen bazı durumlar, açık kalıtım paternlerine sahip tek bir gendeki bir kusurdan kaynaklanırken, fosfor metabolizmasını potansiyel olarak etkileyenler de dahil olmak üzere birçok karmaşık hastalık, çok sayıda gen ve ürünleri arasındaki daha incelikli bir etkileşim ağını içerir. Gelişmiş genetik haritalama ve ilişkilendirme tekniklerini kullanan araştırma çabaları, bu karmaşık genetik ilişkileri ortaya çıkarmaya devam etmekte, hastalık gelişiminin altında yatan moleküler mekanizmalara dair kritik bilgiler sağlamaktadır[7]. Çölyak hastalığı, Alzheimer hastalığı veya koroner arter hastalığı gibi hastalıklarda bu tür lokusların belirlenmesi, genetik faktörlerin çeşitli fizyolojik sistemler üzerindeki yaygın etkisini vurgulamakta ve kalıtsal yatkınlıkları anlamak için bir çerçeve sunmaktadır[8].
Klinik Önemi
Section titled “Klinik Önemi”Genetik Risk Stratifikasyonu ve Prognoz
Section titled “Genetik Risk Stratifikasyonu ve Prognoz”Kompleks hastalıklar üzerine yapılan araştırmalar, genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) kullanarak genetik yatkınlık lokusları ve risk varyantlarının tanımlanmasının faydasını ortaya koymuştur [3], [9], [6], [7]. Fosfor metabolizması hastalığı için, benzer genetik analizler, daha yüksek risk altındaki bireylerin belirlenmesini sağlayarak, erken müdahale veya hedefe yönelik tarama programlarına olanak tanıyabilir. Fosfor metabolizmasıyla ilişkili spesifik genetik belirteçlerin keşfi, hastalığın ilerlemesini, komplikasyon olasılığını veya terapötik stratejilere bireysel yanıtları tahmin ederek aynı zamanda prognostik değer sunabilir; böylece uzun vadeli hasta yönetimini yönlendirerek ve sonuçları iyileştirerek[1]. Bu yaklaşım, genetik yatkınlıklara dayalı hastalık ve sonuçları tahmin etme çabalarıyla uyumlu olup, kişiselleştirilmiş tıbba doğru ilerlemektedir.
Tanısal Fayda ve İzleme Stratejileri
Section titled “Tanısal Fayda ve İzleme Stratejileri”Böbrek fonksiyonunu ve kronik böbrek hastalığını etkileyenler de dahil olmak üzere çeşitli kompleks durumlarla ilişkili genetik lokusların tanımlanması [10], genetik içgörülerin tanısal ve izleme stratejilerindeki potansiyelini vurgulamaktadır. Fosfor metabolizması hastalığı için genetik belirteçler, özellikle belirsiz vakalarda veya hastalığın alt tiplerini ayırt etmek amacıyla tanısal yardımcılar olarak işlev görebilir. Ayrıca, bu genetik yatkınlıkların varlığının veya değişikliklerinin, muhtemelen biyokimyasal belirteçlerle birlikte izlenmesi, hastalık aktivitesinin veya tedavilerin etkinliğinin değerlendirilmesini geliştirebilir. Bu tür genetik bilgiler, tedavi seçimine rehberlik ederek ve izleme protokollerini bireysel risk profillerine göre uyarlayarak daha kişiselleştirilmiş ve hassas hasta bakımına katkıda bulunabilir.
Komorbiditeler ve Örtüşen Fenotiplerle İlişkiler
Section titled “Komorbiditeler ve Örtüşen Fenotiplerle İlişkiler”Genetik çalışmalar, spesifik loküsler ile kardiyovasküler sonuçlar[8], [4]ve subklinik ateroskleroz[11]gibi bir dizi yaygın hastalık arasında önemli ilişkiler ortaya koymuştur. Fosfor metabolizması hastalığı bağlamında bu genetik bağlantıları anlamak, kronik böbrek hastalığı[10]veya metabolik dengesizliklerle sıklıkla birlikte gözlemlenen kardiyovasküler komplikasyonlar gibi ilişkili durumlarla olan bağlantılarını açıklığa kavuşturabilir. Bu tür analizler aracılığıyla paylaşılan genetik yolların veya örtüşen fenotiplerin belirlenmesi, hastalık patogenezinin daha bütünsel bir şekilde anlaşılmasına yol açabilir. Bu entegre bakış açısı, bir hastanın sağlık sorunlarının tüm yelpazesini ele alan, izole semptom tedavisinin ötesine geçen kapsamlı yönetim stratejilerine rehberlik edebilir.
Fosfor Metabolizması Hastalığı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Section titled “Fosfor Metabolizması Hastalığı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”Bu sorular, güncel genetik araştırmalara dayanarak fosfor metabolizması hastalığının en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.
1. Kemik sorunlarım varsa, çocuklarımda da görülür mü?
Section titled “1. Kemik sorunlarım varsa, çocuklarımda da görülür mü?”Mümkündür, çünkü birçok fosfor metabolizması hastalığının genetik bir bileşeni vardır. X’e bağlı hipofosfatemi gibi durumlar doğrudan kalıtsaldır. Aile öykünüzü ve spesifik genetik varyantları anlamak, çocuklarınız için riski değerlendirmeye ve erken teşhis konusunda bilgi sağlamaya yardımcı olabilir.
2. İyi bir uykudan sonra bile neden her zaman bu kadar yorgunum?
Section titled “2. İyi bir uykudan sonra bile neden her zaman bu kadar yorgunum?”Kronik yorgunluk, fosfor metabolizması bozukluklarının yaygın bir belirtisidir. Fosfor seviyeleri çok düşük veya çok yüksek olduğunda, enerji üretimini (ATP) ve kas fonksiyonunu bozarak sizi sürekli yorgun hissettirebilir. Bu durum, günlük yaşamınızı ve yaşam kalitenizi önemli ölçüde etkileyebilir.
3. Diyetim fosfor seviyelerimi gerçekten altüst edebilir mi?
Section titled “3. Diyetim fosfor seviyelerimi gerçekten altüst edebilir mi?”Evet, kesinlikle. Beslenmeniz birincil bir fosfor kaynağıdır ve hem eksiklikleri hem de fazlalıkları vücudunuzdaki hassas dengesini bozabilir. Beslenme düzenlemeleri, diğer tedavilerin yanı sıra bu durumların yönetiminde genellikle önemli bir parçadır.
4. Bazı insanlar neden güçlü kemiklere sahipken ben değilim?
Section titled “4. Bazı insanlar neden güçlü kemiklere sahipken ben değilim?”Kemik gücü; genetik, beslenme ve genel sağlık dahil olmak üzere karmaşık bir faktör karışımından etkilenir. Genetik varyasyonlar, vücudunuzun fosforu nasıl emdiğini, kullandığını ve attığını etkileyebilir, bu da kemik sağlığında farklılıklara yol açar. Örneğin, bazı kişiler kemik mineralizasyonunu etkileyen genetik yatkınlıklara sahip olabilir.
5. Kemik Sorunlarım İçin Özel Bir DNA Testi Değerli mi?
Section titled “5. Kemik Sorunlarım İçin Özel Bir DNA Testi Değerli mi?”Fosforla ilişkili belirli kemik sorunları için bir DNA testi çok faydalı olabilir. Bu test, X’e bağlı hipofosfatemi veya raşitizm/osteomalazinin diğer formları gibi durumlara bağlı genetik mutasyonları tanımlayabilir. Bu, kesin bir tanı konulmasına ve kişiselleştirilmiş tedavi planlarının yönlendirilmesine yardımcı olur.
6. Böbrek sağlığım fosfor seviyelerimi etkileyebilir mi?
Section titled “6. Böbrek sağlığım fosfor seviyelerimi etkileyebilir mi?”Kesinlikle. Böbrekleriniz, ne kadar fosforun atıldığını kontrol ederek fosforu düzenlemede önemli bir rol oynar. Böbrek fonksiyonu bozulursa, APOL1gibi genlerdeki varyantlarla görüldüğü gibi, bu durum yüksek fosfor seviyelerine (hiperfosfatemi) ve diğer komplikasyonlara yol açabilir.
7. Aile geçmişim fosfor riskimi etkiler mi?
Section titled “7. Aile geçmişim fosfor riskimi etkiler mi?”Evet, genetik arka plan riskinizi etkileyebilir. Afrika kökenli bireylerde daha sık bulunan APOL1’daki gibi belirli genetik varyantlar, böbrek hastalığı ile ilişkilidir ve bu durum fosfor metabolizmasını önemli ölçüde etkileyebilir. Bu durum, çeşitli genetik araştırmaların önemini vurgulamaktadır.
8. Bu fosfor meselesini sonsuza kadar yönetmek zorunda mıyım?
Section titled “8. Bu fosfor meselesini sonsuza kadar yönetmek zorunda mıyım?”Birçok kronik fosfor metabolizması hastalığı için yaşam boyu yönetim genellikle gereklidir. Bu, fosfor dengesini korumak ve kemik hasarı veya böbrek sorunları gibi ciddi komplikasyonları önlemek için devam eden diyet değişikliklerini, ilaçları ve düzenli izlemeyi içerebilir.
9. Egzersiz yapsam bile kaslarım neden zayıf hissediyor?
Section titled “9. Egzersiz yapsam bile kaslarım neden zayıf hissediyor?”Kas zayıflığı, fosfor dengesizliklerinin yaygın bir semptomudur. Fosfor, enerji üretimi (ATP) ve uygun kas fonksiyonu için hayati öneme sahiptir. Seviyeleriniz çok düşük veya çok yüksekse, kaslarınız verimli bir şekilde çalışmayabilir ve egzersize rağmen sürekli zayıflığa yol açabilir.
10. Hafif fosfor sorunlarının kötüleşmesini önleyebilir miyim?
Section titled “10. Hafif fosfor sorunlarının kötüleşmesini önleyebilir miyim?”Erken teşhis ve etkili yönetim, hafif sorunların ciddi komplikasyonlara ilerlemesini önlemek için hayati öneme sahiptir. Bu genellikle, beslenme değişiklikleri uygulamak, ilaçlar kullanmak ve fosfor seviyelerinizi düzenli olarak izlemek için doktorlarla yakın çalışmayı gerektirir. Herhangi bir genetik yatkınlığı anlamak da önleme stratejilerini kişiselleştirmeye yardımcı olabilir.
Bu SSS, güncel genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler ortaya çıktıkça güncellenebilir.
Yasal Uyarı: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için her zaman bir sağlık uzmanına danışın.
References
Section titled “References”[1] Wellcome Trust Case Control Consortium. “Genome-wide association study of 14,000 cases of seven common diseases and 3,000 shared controls.” Nature, 2007.
[2] Latourelle JC, et al. “Genomewide association study for onset age in Parkinson disease.”BMC Med Genet, 2009.
[3] Burgner D et al. “A genome-wide association study identifies novel and functionally related susceptibility Loci for Kawasaki disease.”PLoS Genet, vol. 5, no. 1, Jan. 2009, e1000319.
[4] Larson MG et al. “Framingham Heart Study 100K project: genome-wide associations for cardiovascular disease outcomes.”BMC Med Genet, vol. 8, suppl. 1, 2007, S5.
[5] Pankratz N et al. “Genomewide association study for susceptibility genes contributing to familial Parkinson disease.”Hum Genet, vol. 124, no. 6, Dec. 2008, pp. 593-605.
[6] Barrett, J. C., et al. “Genome-wide association defines more than 30 distinct susceptibility loci for Crohn’s disease.”Nat Genet, vol. 40, no. 7, 2008, pp. 955-62.
[7] Hunt KA et al. “Newly identified genetic risk variants for celiac disease related to the immune response.”Nat Genet, vol. 40, no. 3, Apr. 2008, pp. 395-402.
[8] Samani NJ et al. “Genomewide association analysis of coronary artery disease.”N Engl J Med, vol. 357, no. 5, Aug. 2007, pp. 443-53.
[9] Rioux JD et al. “Genome-wide association study identifies new susceptibility loci for Crohn disease and implicates autophagy in disease pathogenesis.”Nat Genet, vol. 39, no. 5, May 2007, pp. 596-604.
[10] Kottgen, A., et al. “Multiple loci associated with indices of renal function and chronic kidney disease.”Nat Genet, vol. 41, no. 6, 2009, pp. 712-7.
[11] O’Donnell, C. J., et al. “Genome-wide association study for subclinical atherosclerosis in major arterial territories in the NHLBI’s Framingham Heart Study.”BMC Med Genet, vol. 8 Suppl 1, 2007, p. S4.