İçeriğe geç

Kolorektal Sağlık

Kolorektal sağlık, sindirim sisteminin ayrılmaz parçaları olan kolon ve rektumun genel sağlığı ve düzgün işleyişini ifade eder. Bu organların sağlığını korumak, besin emilimi, atık eliminasyonu ve özellikle kolorektal kanser (CRC) gibi hastalıkların önlenmesi için çok önemlidir. Bu karmaşık durum, kalıtsal genetik faktörler ve çevresel maruziyetlerin bir kombinasyonundan etkilenir.[1]

Kolorektal kanser, dünya çapında en sık görülen kanserlerden biri olması nedeniyle önemli bir küresel sağlık sorunudur. Gelişimi, hem genetik yatkınlıkları hem de yaşam tarzı faktörlerini içeren çok yönlü bir süreçtir. Kolorektal sağlığa ve hastalığa katkıda bulunan çeşitli unsurları anlamak, etkili önleme, erken teşhis ve kişiselleştirilmiş tedavi stratejileri için çok önemlidir.

Kolorektal kanser gelişimi tipik olarak, zamanla kötü huylu tümörlere ilerleyebilen iyi huylu adenomatöz poliplerin oluşumuyla başlayan aşamalı, çok adımlı bir yolu izler.[1] Tüm CRC vakalarının küçük bir kısmı, yaklaşık %5-10’u, kalıtsal sendromlardan sorumlu nadir, yüksek penetrasyonlu germ hattı mutasyonlarıyla bağlantılıyken, daha büyük bir oran (yaklaşık %30) sendromik olmayan ailesel vakalar olarak sınıflandırılır; bu da açıkça tanımlanmış yatkınlık mutasyonları olmaksızın artmış bir ailesel riske işaret eder.[2]Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), CRC riskiyle ilişkili yüzlerce tek nükleotid polimorfizminin (SNP) tanımlanmasında etkili olmuştur. Bununla birlikte, bu yaygın genetik varyantlar toplu olarak hastalığın kalıtılabilirliğinin yalnızca mütevazı bir oranını açıklamaktadır ve bu da “kayıp kalıtılabilirlik” olgusuna işaret etmektedir.[1], [3]Tanımlanan spesifik genetik varyantlar arasında, kolorektal kanser riskini etkilediği bilinenSMAD7’nin yaygın allelleri bulunmaktadır.[4] 8q24.21 kromozomu üzerindeki CASC8 yakınındaki rs10505477 , yine 8q24.21 üzerindeki MYC yakınındaki rs6983267 ve 11q23.1 üzerindeki COLCA1 ve COLCA2 yakınındaki rs3802842 gibi diğer SNP’ler de CRC riski ile önemli ilişkiler göstermiştir.[1] Ayrıca, FAT3 geni içindeki rs7944251 varyantı, ileri adenom riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir.[1] Genetik varyasyonların ötesinde, epigenetik değişiklikler de kolorektal karsinogenezde önemli bir rol oynamaktadır.[1]

Erken teşhis ve etkili önleme, kolorektal kanser yönetiminin temel taşlarıdır. Kolonoskopi yoluyla ileri adenomların çıkarılmasının, KRK’den kaynaklanan mortaliteyi önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir.[5] Genetik risk varyantları, kişiselleştirilmiş risk profilini kolaylaştırabilecek invaziv olmayan ve uygun maliyetli biyobelirteç testleri geliştirmek için potansiyel sunmaktadır.[1] Genetik, epigenetik ve çevresel risk faktörlerinin kapsamlı çoklu belirteç panellerine entegrasyonu, örneğin pozitif bir fekal gizli kan testinden sonra ancak invaziv bir kolonoskopiden önce daha ileri tanıları yönlendirerek mevcut tarama stratejilerini geliştirebilir.[1]

Kolorektal kanser, küresel olarak halk sağlığı sistemleri üzerinde önemli bir yük oluşturmaktadır. Kolorektal sağlık üzerindeki genetik ve çevresel etkilerin anlaşılmasının geliştirilmesi, etkili halk sağlığı kampanyaları geliştirmek ve kişiselleştirilmiş tıbbi müdahaleleri ilerletmek için kritik öneme sahiptir. KRK yönetiminin geleceği giderek bireyselleştirilmiş tarama ve tedavi yaklaşımlarına yönelmekte, daha erken hastalık tespiti ve daha etkili önleme hedeflenmektedir.[1] Bu gelişmeler, genomik bilgilerin sağlık hizmetleri uygulamalarına dahil edilmesinin hasta sonuçlarını iyileştirmek ve KRK’nin genel yükünü hafifletmek için artan toplumsal öneminin altını çizmektedir.

Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar

Section titled “Metodolojik ve İstatistiksel Kısıtlamalar”

Kolorektal sağlık üzerine yapılan araştırmalar, genellikle bulguların kapsamlılığını ve yorumlanabilirliğini etkileyebilecek metodolojik ve istatistiksel sınırlamalarla kısıtlanmaktadır. Yaygın bir zorluk, özellikle ileri adenomlar gibi belirli alt grupları incelerken, istatistiksel gücü azaltabilen ve gerçek genetik ilişkileri tespit etme yeteneğinin azalmasına yol açabilen sınırlı örneklem büyüklüğüdür. Örneğin, daha küçük kohortlarda yetersiz güç, sıfır modelin seçilmesine neden olabilir, yani anlamlı genetik varyant tanımlanmaz.[1] Ayrıca, birçok genom çapında ilişkilendirme çalışmasında (GWAS) tek belirteç analizine güvenilmesi, genetik belirteçlerin bağımsızlığını varsayar; bu da genetik riske katkıda bulunan birden fazla SNP’nin karmaşık etkileşimini doğru bir şekilde yansıtmayabilir.[6] Bu yaklaşım, sıkı genom çapında anlamlılık eşikleriyle birlikte, daha küçük etki büyüklüklerine sahip gerçekte ilişkili SNP’lerin önemli bir bölümünü istemeden gözden kaçırabilir ve böylece kalıtılabilirliğin açıklanamayan kısmına katkıda bulunabilir.[7] Meta-analizler, istatistiksel gücü artırmak ve zayıf genetik ilişkileri tanımlamak için güçlü bir strateji sunarken, çalışmalar arası heterojenlik nedeniyle karmaşıklıklar getirir. Çalışma tasarımlarındaki farklılıklar, farklı bağlantı dengesizliği yapıları, ilişkili fenotiplerin çeşitli örüntüleri veya popülasyonlar arasındaki farklı gen-çevre etkileşimleri, veri kümelerini birleştirirken yanlış kesinliğe yol açabilir.[8] Bu faktörler, birleştirilmiş sonuçların yorumlanmasını ve genellenebilirliğini zorlaştırabilir ve popülasyona özgü genetik mimarilerin ve çevresel bağlamların dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurgular.

Popülasyon Özgüllüğü ve Fenotipik Çözünürlük

Section titled “Popülasyon Özgüllüğü ve Fenotipik Çözünürlük”

Kolorektal sağlık araştırmalarındaki bulguların genellenebilirliği, incelenen belirli popülasyonlarla sınırlı olabilir. Örneğin, yalnızca bir Avusturya kohortu içinde yürütülen bir GWAS, popülasyona özgü genetik imzaları belirlemek için değerli olsa da, farklı popülasyonlarda bağımsız replikasyon yapılmadan diğer etnik veya coğrafi gruplara doğrudan uygulanabilirliği olmayabilir. Alman KORA kontrolleri ile Avusturyalı vakalar gibi farklı bir popülasyondan kontrol verilerini entegre ederek istatistiksel gücü artırma uygulaması, titizlikle hesaba katılmadığı takdirde potansiyel popülasyon tabakalaşması oluşturabilir.[1]Bu tabakalaşma, gözlemlenen genetik ilişkileri etkileyebilir ve kolorektal kanser riskinin popülasyona özgü SNP imzalarını belirlemek için daha fazla analiz gerektirebilir.

Ayrıca, fenotipik karakterizasyonun çözünürlüğü sınırlamalar getirebilir. Kolorektal sağlığı geniş bir şekilde kategorize eden veya ileri adenomlar gibi belirli hastalık evreleri için sınırlı örneklem boyutlarına sahip çalışmalar, bu öncü lezyonlarla ilgili farklı genetik profilleri ortaya çıkarmak için istatistiksel güçten yoksun olabilir. Kolorektal karsinojenezin çok aşamalı sürecinin altında yatan genetik yapının daha ayrıntılı bir şekilde anlaşılması, hastalığın çeşitli evrelerini ve alt tiplerini ayırt edebilen daha büyük, titizlikle fenotiplendirilmiş kohortlar gerektirir.[1]

Hesaplanamayan Etiyolojik Faktörler ve Kalan Bilgi Boşlukları

Section titled “Hesaplanamayan Etiyolojik Faktörler ve Kalan Bilgi Boşlukları”

GWAS’tan elde edilen önemli ilerlemelere rağmen, kolorektal kanser için kalıtılabilirliğin önemli bir kısmı hala açıklanamamaktadır, bu da kolorektal sağlığı anlama konusunda önemli bilgi boşlukları olduğunu göstermektedir. Belirlenen genetik risk varyantları genellikle genel kalıtılabilirliğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturur ve belirlenen Avrupa SNP’leri ailesel kolorektal kanser riskinin yalnızca %8’ini açıklar.[3] Bu “kayıp kalıtılabilirlik”, nadir varyantlar veya hafif etkilere sahip olanlar da dahil olmak üzere çok sayıda başka risk varyantının henüz keşfedilmediğini göstermektedir.

Ayrıca, kolorektal kanserin karmaşık etiyolojisi, yalnızca genetik faktörlerden daha fazlasını içerir; çevresel ve epigenetik etkiler de kritik roller oynar. Kolorektal kanser vakaları için ayrıntılı çevresel verilerin sınırlı olması, çevresel risk faktörlerinin ve özellikle gen-çevre etkileşimlerinin kapsamlı analizlerini engelleyebilir.[1]Bu bilgi olmadan, genetik yatkınlıkların yaşam tarzı ve çevresel maruziyetlerle nasıl etkileşime girdiğinin tam etkisi tam olarak değerlendirilemez. Ek olarak, epigenetik değişiklikler kolorektal karsinojenez için önemli katkıda bulunanlar olarak kabul edilmektedir, ancak bu mekanizmalar genellikle standart GWAS’ın birincil odak noktası değildir.[1]Bu nedenle, tamamen genetik bir bakış açısı, kolorektal sağlık koşullarının genel riski ve ilerlemesinin eksik bir resmini sunar.

Genetik varyasyonlar, bireyin kolorektal kanser (CRC) dahil olmak üzere karmaşık hastalıklara yatkınlığını etkilemede önemli bir rol oynar. Tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler), gen ekspresyonunu, protein fonksiyonunu veya düzenleyici yolları değiştirebilir, böylece kolorektal sağlığın korunması için hayati olan hücresel süreçleri etkileyebilir. Bu genetik faktörlerin etkileşimi, kolorektal adenom ve kanser geliştirme risk profiline katkıda bulunur.[1] Bu varyantları anlamak, kolorektal karsinojenezin altında yatan genetik yapıyı aydınlatmaya yardımcı olur.

Birkaç kodlamayan ve protein kodlayan gen varyantı, kolorektal sağlığı dolaylı veya doğrudan etkileyebilecek çeşitli biyolojik süreçlerde rol oynamaktadır. Örneğin, rs12198456 , bir mikroRNA olan MIR3144 ve küçük bir nükleer RNA olan RNU6-214P ile ilişkilidir. MIR3144 gibi mikroRNA’ların, gen ekspresyonunu transkripsiyon sonrası düzenlediği bilinmektedir ve bunların dizilerindeki veya hedef bölgelerindeki varyasyonlar, kolon hücrelerinde hücre proliferasyonu ve apoptozu etkileyen onkogenlerin veya tümör baskılayıcı genlerin değişmiş ekspresyonuna yol açabilir.[9] Benzer şekilde, rs29234 , bir psödogen olan SUMO2P1 ve Miyelin Oligodendrosit Glikoproteinini kodlayan MOG’un yakınında bulunur. MOG öncelikle sinir sistemi ile ilişkiliyken, SUMO2P1 gibi psödogenler, mikroRNA’ların mevcudiyetini modüle ederek ve böylece kolorektal astar içindeki hücre döngüsü düzenlemesi ve doku homeostazında yer alan protein kodlayan genlerin ekspresyonunu dolaylı olarak etkileyerek rekabetçi endojen RNA’lar (ceRNA’lar) olarak işlev görebilir. rs2323183 varyantı, heparan sülfat biyosentezinde yer alan bir enzim olan HS3ST3B1 ve başka bir psödogen olan RPS18P12’nin yakınında bulunur. Heparan sülfatlar, hücre büyümesini, farklılaşmasını ve adezyonunu kontrol eden hücre sinyal yollarına katılan, hücre dışı matrisin ve hücre yüzeyinin kritik bileşenleridir ve bunların tümü kolorektal tümörlerin başlaması ve ilerlemesiyle alakalıdır.

JAKMIP2 ve SPINK1gibi genlerdeki varyantlar da kolorektal sağlık için sonuçlar doğurabilir.rs34856929 , JAKMIP2 ve SPINK1’in yakınında bulunur. SPINK1(Serin Peptidaz İnhibitörü Kazal Tip 1), güçlü bir tripsin inhibitörüdür ve anormal ekspresyonu, hücre sağkalımını ve proliferasyonunu teşvik edebildiği pankreas ve prostat kanseri dahil olmak üzere çeşitli kanserlerde gözlenmiştir. Kolon bağlamında, bu varyanttan kaynaklanan değişmişSPINK1 aktivitesi, inflamatuar bir mikro ortama katkıda bulunabilir veya hücrelerin strese karşı yanıtlarını etkileyerek potansiyel olarak tümör gelişimine elverişli koşulları destekleyebilir.[1] C1orf21, büyük ölçüde karakterize edilmemiş bir gendir ve rs12136737 , ekspresyonunu veya henüz keşfedilmemiş bir proteinin veya düzenleyici RNA’nın işlevini etkileyebilir ve potansiyel olarak kolorektal kanserde düzensizleşen hücresel süreçlere katkıda bulunabilir.

Hücre adezyon molekülleri veya iskele proteinleri ile ilişkili olanlar gibi diğer varyantlar da kolorektal karsinojenezini etkileyebilir. rs11129766 , hücre-hücre etkileşimleri ve nöronal gelişim için çok önemli olan bir hücre adezyon molekülü olan CHL1 (Cell Adhesion Molecule L1 Like) ile bağlantılıdır. Kanserde, değişmiş CHL1 ekspresyonu, tümör hücresi göçünü, invazyonunu ve metastazını etkileyebilir; bu süreçler kolorektal kanserin ilerlemesiyle son derece alakalıdır. Benzer şekilde, rs11028546 , LUZP2(Lösin Fermuar Proteini 2) veRPL36AP40 (Ribozomal Protein L36a Psödogen 40)‘ın yakınında bulunur. LUZP2, protein-protein etkileşimlerinde rol oynayabilir ve varyantlar, kolonda hücre büyümesini ve farklılaşmasını düzenleyen hücresel sinyal kaskadlarını bozabilir.[10] rs2821158 varyantı, her ikisi de psödogen olan AKAP8P1 ve JKAMPP1 ile ilişkilidir. Psödogenler, düzenleyici rolleri nedeniyle giderek daha fazla tanınmaktadır ve içlerindeki varyasyonlar, ceRNA mekanizmaları yoluyla fonksiyonel karşılıklarının veya diğer genlerin ekspresyonunu etkileyebilir, böylece kolorektal sağlıkla ilgili hücresel süreçleri etkileyebilir.

Son olarak, transkripsiyonel düzenlemeden yapısal bütünlüğe kadar çeşitli hücresel işlevlerde yer alan genleri etkileyen varyantlar da CRC riskini modüle edebilir. rs9836145 varyantı, bir uzun kodlamayan RNA (lncRNA) olan MDFIC2 (MyoD Ailesi İnhibitörü C2) ve SAMMSON (SAMM50 antisens RNA 1) ile ilişkilidir. MDFIC2, hücre farklılaşma yollarında yer alabilirken, SAMMSON, bazı kanserlerde onkojenik bir lncRNA olarak tanımlanmış ve hücre sağkalımını ve proliferasyonunu teşvik etmiştir. rs9836145 ’ten kaynaklanan değişiklikler bu düzenleyici ağları bozabilir ve kolonda kontrolsüz hücre büyümesine katkıda bulunabilir.[1] rs9451766 varyantı, öncelikle retinal gelişimdeki rolüyle bilinen bir gen olan EYS (Eyes Shut Homolog) ile bağlantılıdır. Bununla birlikte, birçok genin pleiotropik etkileri vardır ve EYS, varyantların hücre yapısını, sinyalleşmeyi veya stres yanıtlarını etkileyebileceği kolon içindeki hücresel süreçlerde potansiyel olarak karakterize edilmemiş bir role sahip olabilir ve bireyin kolorektal hastalıklara yatkınlığını ince bir şekilde değiştirebilir.

RS IDGenİlişkili Özellikler
rs12198456 MIR3144 - RNU6-214Pcolorectal health
rs29234 SUMO2P1 - MOGBCAN/MOG protein level ratio in blood
MOG/PTPRN2 protein level ratio in blood
MOG/RTBDN protein level ratio in blood
MOG/SEZ6L protein level ratio in blood
KLK6/MOG protein level ratio in blood
rs2323183 HS3ST3B1 - RPS18P12colorectal health
rs34856929 JAKMIP2 - SPINK1colorectal health
rs12136737 C1orf21colorectal health
rs11129766 CHL1colorectal health
rs11028546 LUZP2 - RPL36AP40colorectal health
rs2821158 AKAP8P1 - JKAMPP1colorectal health
rs9836145 MDFIC2, SAMMSONcolorectal health
rs9451766 EYScolorectal health

Kolorektal sağlık, hastalıksız bir durumdan ileri evre malignitelere kadar bir spektrumu kapsar ve her aşamayı tanımlayan özel bir terminolojiye sahiptir. Kolorektal kanser (CRC), histolojik olarak doğrulanmış, sporadik bir malignite olarak kesin olarak tanımlanır; inflamatuvar bağırsak hastalığı (IBD) gösteren vakalar, homojenliği sağlamak için genellikle belirli araştırma kohortlarından çıkarılır.[1] Bu operasyonel tanım, hastalığın tutarlı bir şekilde tanımlanmasını sağlayarak klinik tanı ve araştırma kriterleri için çok önemlidir. CRC için kavramsal çerçeve genellikle, çoğu sporadik KKR’nin premalign lezyonlardan kaynaklandığı çok adımlı bir süreç olan adenom-karsinom sekansını içerir.[1] İleri adenomlar (İA), bu sekansta kritik bir aşamayı temsil eder ve KKR için önemli öncüller olarak hizmet eder. Bunlar, tanısal olarak adenomatöz villöz, adenomatöz tübülovillöz veya 1 cm çapı aşan tübüler polipler olarak karakterize edilir.[1] Adenom boyutu ve histolojik sınıflandırması için ölçüm yaklaşımı hayati öneme sahiptir, çünkü bu ileri lezyonların kolonoskopik polipektomi yoluyla çıkarılmasının KKR’den kaynaklanan mortaliteyi azalttığı gösterilmiştir ve bu da bunların önlemede klinik önemini vurgulamaktadır.[5]

Kolorektal Risk ve Genetik için Sınıflandırma Sistemleri

Section titled “Kolorektal Risk ve Genetik için Sınıflandırma Sistemleri”

Kolorektal sağlık çalışmalarında bireylerin sınıflandırılması, hastalık varlığının ötesine geçerek risk faktörlerini ve kontrol gruplarını da içerir ve çeşitli nosolojik sistemler kullanır. Genetik ilişkilendirme çalışmalarında, olgu grupları tipik olarak CRC olguları ve ileri adenomlar olarak kategorize edilir ve bu da hastalık ilerleme sürekliliğindeki farklı noktaları yansıtır.[1] Kontrol grupları da hassas bir şekilde tanımlanır; örneğin, CORSA gibi çalışmalardan elde edilen “kolonoskopi-negatif kontroller”, tam bir kolonoskopi sonrasında kolorektal polip ve CRC’den arınmış olduğu doğrulanan bireylerdir ve bazen “süper-kontroller” olarak adlandırılır.[1] KORA platformundan olanlar gibi ek popülasyon tabanlı kontrollerin dahil edilmesi, herhangi bir malign hastalığı olan bireyleri aktif olarak dışlayarak kontrol sınıflandırmasını daha da hassaslaştırır ve istatistiksel gücü artırır.[1] Klinik fenotiplerin ötesinde, kolorektal sağlığındaki sınıflandırma sistemleri hastalığın genetik yapısını da kapsar. CRC olgularının küçük bir yüzdesi (%5-10) nadir, yüksek penetranslı germ hattı mutasyonlarına sahip kalıtsal sendromlara atfedilirken, daha büyük bir kısmı (yaklaşık %30) artmış ailesel riske sahip ancak tanımlanmış yatkınlaştırıcı mutasyonları olmayan sendromik olmayan ailesel olgulardır.[1] Kalan olgular sporadik olarak kabul edilir; genellikle genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) aracılığıyla tanımlanan yaygın genetik varyantları içeren genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşimi tarafından etkilenir.[1]

Kolorektal Genetik Alanında Terminoloji ve Tanısal Belirteçler

Section titled “Kolorektal Genetik Alanında Terminoloji ve Tanısal Belirteçler”

Kolorektal sağlığın genetik incelemesindeki terminoloji kesindir ve genom çapında ilişkilendirme çalışmalarındaki (GWAS) temel kavramlara odaklanır. Tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) merkezi öneme sahiptir ve benzersizrsID’leri (örneğin, rs17659990 , rs10505477 ) ile tanımlanan tek bir DNA baz çiftindeki varyasyonları temsil eder.[1] Bu SNP’ler, DOCK3, CASC8, MYC, COLCA1,2, SMAD7, FAT3, BTBD9, CRTC3 ve RNF4gibi belirli genlerin duyarlılık lokusları olarak tanımlanmasıyla, kolorektal kanser veya ileri adenom riski ile ilişkileri açısından değerlendirilir.[1] Bu tür ilişkiler tipik olarak Cochran Armitage trend testi (CAT) veya tek değişkenli lojistik regresyon gibi istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirilir ve genellikle popülasyon yapısını hesaba katmak için kovaryatlar içerir.[1] GWAS’ta tanısal ve ölçüm kriterleri, anlamlılık için katı eşikleri içerir. “Genom çapında anlamlı ilişki” temel bir terimdir ve tipik olarak çok düşük bir P-değeri (örneğin, rs17659990 için P=5,43×10-9) ile tanımlanır; bu, yüz binlerce SNP arasında yapılan çoklu testleri hesaba katar.[1]Modifiye edilmiş Bayesian bilgi kriterine (mBIC2) dayalı olanlar gibi model seçim prosedürleri, ilişkili SNP’leri tanımlamak için alternatif bir yaklaşımı temsil eder ve kolorektal kanser ve ileri adenomlar gibi karmaşık özellikler için genetik risk varyantlarını saptamak için sağlam bir çerçeve sağlar.[1]

Kolorektal sağlık için temel göstergeler olan kolorektal kanser ve ileri evre adenomlar, genetik, çevresel ve gelişimsel faktörlerin çok yönlü etkileşiminden kaynaklanan karmaşık durumlardır. Kolorektal karsinogenezin gelişimi, bireyin duyarlılığına ve hastalığın ilerlemesine katkıda bulunan çeşitli unsurlarla çok aşamalı bir süreç olarak anlaşılmaktadır.[1]

Kolorektal Sağlık İçin Genetik Yatkınlık

Section titled “Kolorektal Sağlık İçin Genetik Yatkınlık”

Genetik faktörler, bir bireyin kolorektal kanser ve ileri adenomlar için riskini belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Tüm kolorektal kanser vakalarının yalnızca küçük bir yüzdesi (%5-10) nadir, yüksek penetranslı germ hattı mutasyonlarının neden olduğu kalıtsal sendromlara atfedilebilirken, diğer %30’u sendromik olmayan ailesel vakalar olarak sınıflandırılır ve bu da tanımlanmış yatkınlaştırıcı mutasyonlar olmasa bile artmış bir ailesel riske işaret eder.[1]Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), kolorektal kanser gibi yaygın kompleks hastalıklar için yüzlerce genetik risk faktörünü, özellikle tek nükleotid polimorfizmlerini (SNP’ler) ortaya çıkarmada etkili olmuştur. Bununla birlikte, bu bireysel genetik varyantlar genellikle genel kalıtılabilirliğin yalnızca mütevazı bir kısmını oluşturur ve bu da çok sayıda varyantın (muhtemelen genom çapında anlamlılığa ulaşmayanlar dahil) toplu olarak riske katkıda bulunduğu poligenik bir mimariyi düşündürmektedir.[1] Kapsamlı araştırmalar yoluyla spesifik yatkınlık lokusları ve varyantları tanımlanmıştır. Örneğin, 3p21.2 kromozomu üzerindeki DOCK3 genindeki rs17659990 gibi SNP’ler, 8q24.21 üzerindeki CASC8 ve MYC bölgelerindeki rs10505477 ve rs6983267 ve 11q23.1 üzerindeki COLCA1 ve COLCA2 yakınındaki rs3802842 , kolorektal kanser riski ile anlamlı ilişkiler göstermiştir.[1] Diğer önemli lokuslar arasında 8q24, 11q23, 18q21, 10p14, 8q23.3, 1q41, 3q26.2, 12q13.13, 20q13.33, 16q22.1, 19q13.11, 9p24, 14q23.1 ve 4q32.2 bulunur ve SMAD7’deki rs12953717 gibi varyantlar da kolorektal kanser duyarlılığı ile bağlantılıdır.[11]Bu bulgular, çok sayıda yaygın ve nadir varyantın yanı sıra potansiyel gen-gen etkileşimlerinin hastalık riskini modüle ettiği kolorektal sağlığın altında yatan karmaşık genetik yapıyı vurgulamaktadır.[2]

Genetik yatkınlıkların ötesinde, çevresel ve yaşam tarzı faktörleri kolorektal kanser oluşumuna önemli katkıda bulunan faktörler olarak kabul edilmektedir.[1]Araştırmalar genel olarak çevresel risk faktörlerinin etkisini kabul etmekle birlikte, diyet, belirli maddelere maruz kalma, sosyoekonomik faktörler veya coğrafi etkilerle ilgili spesifik ayrıntılar kapsamlı bir şekilde açıklanmamıştır. Bununla birlikte, Alman “Augsburg Bölgesi’nde Kooperatif Sağlık Araştırması” (KORA) platformu gibi çeşitli coğrafi bölgelerden kontrol popülasyonlarının dahil edilmesi, popülasyon düzeyindeki çevresel farklılıkların kolorektal sağlıkla ilgili epidemiyolojik çalışmalarda ilgili olduğunu ima etmektedir.[1]Bireyin genetik yapısı ile çeşitli çevresel unsurlara maruz kalması arasındaki etkileşim, hastalık etiyolojisinin temel bir yönüdür.

Epigenetik Mekanizmalar ve Gen-Çevre Etkileşimleri

Section titled “Epigenetik Mekanizmalar ve Gen-Çevre Etkileşimleri”

Kolorektal kanser gelişimi, altta yatan DNA dizisini değiştirmeden gen ekspresyonundaki değişiklikleri içeren epigenetik değişikliklerden önemli ölçüde etkilenir.[1]DNA metilasyonu ve histon modifikasyonları gibi bu modifikasyonlar, hücresel süreçleri düzenlemede çok önemli bir rol oynar ve hem genetik yatkınlıktan hem de çevresel tetikleyicilerden etkilenebilir. Genler ve çevre arasındaki etkileşim, kolorektal hastalık etiyolojisinin önemli bir yönüdür ve 8q24 ve 9p24 gibi belirli risk lokusları için gen-çevre araştırmalarını karakterize eden çalışmalar mevcuttur.[12]Genetik ve epigenetik biyobelirteçlerin, çevresel risk faktörü değerlendirmesiyle entegre edilmesi, kolorektal kanser için daha kapsamlı ve kişiselleştirilmiş tarama stratejileri geliştirmek için umut verici bir yol olarak kabul edilmektedir.[1]

Yaş, kolorektal kanser ve ileri adenomların gelişme riskine katkıda bulunan iyi tanımlanmış ve önemli bir faktördür. Bireyler yaşlandıkça, çevresel faktörlere kümülatif maruz kalma, somatik mutasyonların birikimi ve ilerleyici epigenetik değişiklikler duyarlılığı artırabilir. Araştırmalar, yaşı risk değerlendirmesinde çok önemli bir kovaryat olarak sürekli hesaba katmaktadır.[1]Örneğin, bir Avusturya kohort çalışmasında, kolorektal kanser vakalarının ortalama yaşı yaklaşık 63,5 yıl ve ileri adenom vakalarının ortalama yaşı yaklaşık 64,5 yıl idi ve bu da ileri yaşın bu durumların daha yüksek insidansı ile ilişkili olduğunu vurgulamaktadır.[1]

Kolorektal sağlık, hem yaygın hem de nadir genetik varyantların bireyin kolorektal kanser (CRC) ve ileri adenomlar gibi durumlara yatkınlığına katkıda bulunduğu karmaşık bir genetik mimariden derinden etkilenir. KRK vakalarının küçük bir yüzdesi, kalıtsal sendromlardaki yüksek penetrasyonlu germ hattı mutasyonlarıyla bağlantılıyken, önemli bir kısmı, genellikle yaygın allellerin ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonuna atfedilen, artmış risk içeren sendromik olmayan ailesel vakaları içerir.[1]Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), kolorektal kanser riskiyle ilişkili olan genom boyunca çok sayıda tek nükleotid polimorfizmi (SNP) tanımlamıştır veSMAD7, CDKN1A, POLD3, SHROOM2, EIF3H, MYC, COLCA1, COLCA2, CASC8 ve FAT3 gibi genleri vurgulamaktadır.[4] Bu genetik varyasyonlar, gen fonksiyonlarını ve ekspresyon modellerini etkileyebilir, böylece kritik hücresel süreçleri modüle edebilir.

Doğrudan genetik dizi varyasyonlarının ötesinde, epigenetik modifikasyonlar gen ekspresyonunu düzenlemede önemli bir rol oynar ve kolorektal karsinojenezin önemli katkıda bulunanları olarak giderek daha fazla kabul görmektedir.[1]DNA metilasyonu ve histon değişikliklerini içeren bu modifikasyonlar, altta yatan DNA dizisini değiştirmez, ancak genlerin nasıl açılıp kapandığını önemli ölçüde etkileyebilir. Örneğin, mikroRNA’lar (miRNA’lar) dahil olmak üzere düzenleyici elementler, kanserle ilişkili genleri farklı şekilde eksprese ederek kolorektal karsinomda hücresel proliferasyonu, farklılaşmayı ve apoptozu etkileyebilir.[13] Ayrıca, MNS16Atandem tekrarları minisitelliti gibi insan telomeraz geninin bileşenlerindeki genetik varyantlar, kolorektal kanser ve polipler için potansiyel risk faktörleri olarak tanımlanmıştır ve kolorektal sağlığın korunmasında genetik ve düzenleyici mekanizmalar arasındaki karmaşık etkileşimin altını çizmektedir.[1]

Hücresel Yollar ve Moleküler Sinyalleşme

Section titled “Hücresel Yollar ve Moleküler Sinyalleşme”

Kolorektal sağlığın korunması, bağırsak astarındaki hücre büyümesini, bölünmesini ve ölümünü kontrol eden sıkı bir şekilde düzenlenmiş moleküler ve hücresel yollara dayanır. Genellikle genetik mutasyonlar veya epigenetik değişiklikler tarafından başlatılan bu sinyal yollarındaki bozulmalar, kolorektal kanserin karakteristik özelliği olan kontrolsüz proliferasyona yol açabilir. Kritik proteinler, enzimler ve reseptörler gibi temel biyomoleküller, hücresel işlevleri ve düzenleyici ağları belirleyen sinyallere aracılık ederek bu süreçlerin merkezinde yer alır.[1] Örneğin, GREM1, BMP4 ve BMP2gibi lokusları içeren BMP (Kemik Morfogenetik Protein) sinyal yolu, bağırsak homeostazı için çok önemlidir ve bu genlerin yakınındaki yaygın yatkınlık varyantları kolorektal kanser riskine katkıda bulunur.[14] GWAS’ta tanımlanan SMAD7 gibi spesifik genler, birçok bağlamda tümör baskılayıcı görevi gören hücre büyümesini, farklılaşmasını ve apoptozu düzenleyen Transforming Growth Factor-beta (TGFB) sinyal yolunda yer alır.[4] CDKN1A (p21), POLD3 ve SHROOM2 gibi genlerdeki varyantlar da CRC riskini etkileyerek, hastalığı önlemede hücre döngüsü kontrolünün, DNA replikasyonunun ve hücresel morfolojinin önemini vurgular.[15] Dahası, kolorektal hücreler içindeki metabolik süreçler sağlıklarıyla yakından bağlantılıdır ve düzensizlik potansiyel olarak kanserli büyümeyi körükleyebilir. Gen ekspresyonunu düzenleyen transkripsiyon faktörleri ve doku bütünlüğünü koruyan yapısal bileşenler de dahil olmak üzere bu moleküler oyuncuların karmaşık ağı, sağlıklı kolorektal fonksiyon için gereken hassas dengenin temelini oluşturur.

Kolorektal karsinojenez, tipik olarak adenom-karsinom sekansı yoluyla ilerleyen karmaşık, çok adımlı bir patofizyolojik süreç olarak anlaşılmaktadır. Bu sekans, sonunda invaziv kolorektal kansere dönüşebilen adenomlar olarak bilinen premalign lezyonların oluşumuyla başlar.[1] Genellikle genetik yatkınlıklar ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonuyla tetiklenen kolon ve rektum içindeki homeostatik bozukluklar, bu patolojik kaskadı başlatır. İleri adenomların gelişimi, sonraki CRC riskini önemli ölçüde etkileyen kritik bir öncü aşamadır ve kolonoskopik polipektomi gibi işlemlerle zamanında çıkarılmaları, CRC’den kaynaklanan mortaliteyi azalttığı gösterilmiştir.[1] Bu progresyonu yönlendiren mekanizmalar, normal hücresel kontrolü ortadan kaldıran bir dizi birikmiş genetik ve epigenetik değişikliği içerir. Örneğin, FAT3 genindeki rs7944251 gibi belirli genetik varyantlar, ileri adenom riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir ve bu tümör baskılayıcı homologun erken hastalık gelişimindeki rolünü düşündürmektedir.[1] EIF3H, MYC, COLCA2 ve SMAD7 gibi genlerin yakınındaki diğer SNP’ler, CRC riski ve ileri adenomlarla ilişkilendirilmiştir ve bu gelişimsel sürecin genetik temelini vurgulamaktadır.[1]Bu hastalık mekanizmalarını ve adenom progresyonunun doğal seyrini anlamak, malign transformasyon meydana gelmeden önce bu sekansı kesintiye uğratmayı amaçlayan etkili tarama ve önleme stratejileri geliştirmek için çok önemlidir.

Doku Düzeyi Etkileşimleri ve Sistemik Etki

Section titled “Doku Düzeyi Etkileşimleri ve Sistemik Etki”

Kolon ve rektum sağlığı, özelleşmiş hücreleri, bunların etkileşimlerini ve tüm organizma için sistemik sonuçları içeren karmaşık doku ve organ düzeyindeki biyolojinin bir fonksiyonudur. Epitel hücrelerinden oluşan kolorektal astar, sürekli yenilenen ve çevresel etkilere ve genetik değişikliklere karşı oldukça duyarlı bir bariyer oluşturur. Kolorektal kanserde görüldüğü gibi, genetik ve hücresel yollar bozulduğunda, etkiler bireysel hücrelerle sınırlı kalmaz, polip ve tümör oluşumu gibi doku içinde makroskobik değişiklikler olarak kendini gösterir.[1] Bu lezyonlar, çevredeki dokuları istila edebilen ve kontrol edilmezse uzak organlara metastaz yaparak sistemik sonuçlara yol açabilen kontrolsüz bir büyümeyi temsil eder.

Kolorektal duvar içindeki farklı doku türleri (epitel, stroma, immün ve vasküler hücreler) arasındaki etkileşim, hem normal fonksiyon hem de hastalığın ilerlemesi için çok önemlidir. Bu etkileşimlerdeki değişiklikler, tümör büyümesi ve yayılması için elverişli bir mikro ortam yaratabilir. Örneğin, CRC’ın önemli öncülleri olan ileri adenomların varlığı, normal doku mimarisinde ve hücresel büyüme kontrolünde bir bozulmaya işaret eder.[1] Kolonoskopi gibi etkili tarama stratejileri, bu premalign lezyonları tespit edip çıkarmak, böylece kansere yerel ilerlemeyi önlemek ve ileri hastalığın daha geniş sistemik etkisini azaltmak için tasarlanmıştır.[5]

Genetik Mimari ve Düzenleyici Mekanizmalar

Section titled “Genetik Mimari ve Düzenleyici Mekanizmalar”

Kolorektal sağlık, temel olarak genetik mimarisinden etkilenir ve genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS) aracılığıyla çok sayıda yatkınlık lokusu tanımlanmıştır.[1]Genellikle tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler) olan bu genetik varyantlar, yalnızca kolorektal kanserle değil, aynı zamanda ileri adenomlarla da ilişkilidir ve erken hastalık progresyonundaki rollerini vurgulamaktadır.[1] İlişkili olduğu belirlenen temel genetik bölgeler arasında diğerlerinin yanı sıra 8q24, 18q21, 11q23, 10p14, 8q23.3, 1q41, 3q26.2, 12q13.13, 20q13.33, 9p24, 16q22.1, 19q13.11, 4q32.2 ve 14q23.1 bulunmaktadır.[9], [16], [17], [18], [19], [20]Genetik dizi varyasyonlarının ötesinde, gen metilasyonu veya histon modifikasyonlarındaki değişiklikler gibi epigenetik değişiklikler de, altta yatan DNA dizisini değiştirmeden gen ekspresyonunu düzenleyerek kolorektal karsinogenezde önemli bir rol oynar.[1] Bu düzenleyici katman, transkripsiyon sonrası gen ekspresyonunu düzenleyen küçük kodlanmayan RNA molekülleri olan mikroRNA’lara (miRNA’lar) kadar uzanır ve kolorektal karsinomda kanserle ilişkili genlerin ve bunların düzenleyici miRNA’larının farklı ekspresyonu gözlenir.[13]Kolorektal kanser riskini etkilediği belirlenen spesifik genler arasındaEIF3H, MYC, COLCA2 ve CASC8 bulunmaktadır; rs16892766 (EIF3H), rs6983267 (MYC ve CASC8) ve rs3802842 (COLCA2) gibi varyantlar çeşitli çalışma popülasyonlarında önem göstermektedir.[1] SMAD7geni bir diğer kritik bileşendir ve yaygın alleller kolorektal kanser riskini etkileyerek daha geniş bir düzenleyici ağdaki katılımını vurgulamaktadır.[1], [4] Ayrıca, DOCK3’te rs17659990 ile bir ilişki gözlemlenmiştir ve bu da hastalığa yatkınlıktaki potansiyel rolünü göstermektedir.[1] Bu genetik ve epigenetik modifikasyonlar toplu olarak, gen fonksiyonunu ve ekspresyon modellerini değiştirerek kolorektal durumların karmaşık etiyolojisine katkıda bulunur.

Hücresel Büyüme ve Sinyalizasyon Yolları

Section titled “Hücresel Büyüme ve Sinyalizasyon Yolları”

Hücre büyümesini ve farklılaşmasını düzenleyen temel sinyalizasyon yolları ve bileşenleri, kolorektal kanser gelişiminde sıklıkla rol oynamaktadır.CDKN1A, POLD3 ve SHROOM2yakınındaki yaygın varyasyonların kolorektal kanser riskini etkilediği gösterilmiştir.[15] CDKN1A, hücre döngüsü duraklamasında önemli bir rol oynayan iyi bilinen bir siklin bağımlı kinaz inhibitörüdür, POLD3 ise DNA replikasyonu ve onarım doğruluğu için gereklidir ve SHROOM2 hücresel mimari ve sinyalizasyona katkıda bulunur. BMP(Kemik Morfogenetik Protein) yolu,GREM1, BMP4 ve BMP2 dahil olmak üzere lokuslarının yakınındaki çoklu yaygın yatkınlık varyantları ile kolorektal kanserin kalıtılabilirliğine katkıda bulunan bir diğer önemli oyuncudur.[21] BMP yolu, hücre proliferasyonu, farklılaşması ve apoptozda çeşitli rolleriyle bilinir ve disregülasyonu onkogenezi teşvik edebilir.

Yaygın allelleri kolorektal kanser riskini etkileyenSMAD7 geni, hücresel süreçleri kontrol etmek için genellikle BMP sinyalizasyonu ile çapraz etkileşimde bulunan TGF-β sinyalizasyon yolunun negatif bir düzenleyicisi olarak işlev görür.[1], [4] SMAD7’nin disregülasyonu, kanserin karakteristik özellikleri olan kontrolsüz hücre proliferasyonuna ve azalmış apoptoza yol açabilir. Ek olarak, onkogen MYC, hücre büyümesini, bölünmesini ve metabolizmasını yönlendirmedeki yerleşik rolleriyle tutarlı olarak kolorektal kanser riskinde rol oynamaktadır.[1] Aksine, FAT tümör baskılayıcı homolog 3 (FAT3) içindeki daha önce rapor edilmemiş bir varyant olan rs7944251 , ileri adenom riskinin azalmasıyla ilişkiliydi ve bu genin anormal hücresel büyümeyi baskılamada koruyucu bir rolü olduğunu düşündürmektedir.[1] Bu karmaşık sinyalizasyon basamakları ve bunların düzenleyici geri bildirim döngüleri, kolorektal doku homeostazını korumak için kritiktir ve bunların bozulması hastalığı başlatabilir veya teşvik edebilir.

Genomun bütünlüğünü korumak, kolorektal kanseri önlemek için çok önemlidir ve DNA onarımı ve replikasyonunda yer alan mekanizmalar doğrudan ilişkilidir. FEN1(Flap Endonükleaz 1)‘deki fonksiyonel genetik varyantların kolorektal kanser riskine katkıda bulunduğu bilinmektedir.[22] FEN1, DNA replikasyonu ve onarım yollarında, özellikle geciken iplik DNA sentezi ve uzun parça baz eksizyon onarımı sırasında flep yapılarının işlenmesinde yer alan önemli bir enzimdir. Bozulmuş FEN1 fonksiyonu, genomik kararsızlığa, artan mutasyon oranlarına ve sonuç olarak hücresel transformasyona yol açabilir. Genom genelinde çok sayıda yatkınlık lokusunun tanımlanması, genomik kararlılığı korumanın önemini daha da vurgulamaktadır, çünkü genetik değişiklikler zamanla birikerek kolorektal karsinojenezin çok adımlı sürecini yönlendirir.[1] Bu yollar, doğru DNA replikasyonunu ve onarımını sağlayarak, kontrolsüz hücre büyümesine ve tümör oluşumuna yol açabilecek mutasyonların birikmesine karşı koruma sağlar.

Kolorektal karsinojenez, premalign lezyonlardan (adenomlar) invaziv kansere doğru bir ilerleme olarak kendini gösteren genetik ve epigenetik değişikliklerin ardışık birikimini içeren karmaşık, çok adımlı bir süreci temsil eder.[1]Bu ilerleme, başlangıçtaki genetik yatkınlıkların çevresel faktörlerle etkileşime girdiği çeşitli yolların sistem düzeyinde entegrasyonunu vurgulamaktadır. Gen-çevre etkileşimleri, 9p24’teki lokuslar gibi belirli kolorektal kanser yatkınlık lokusları için özellikle belirtilmiştir ve bu da dış etkilerin genetik yatkınlıkları ve hastalık riskini modüle edebileceğini göstermektedir.[23], [24]Bu tür etkileşimler, genetik varyantların etkilerinin izole olmadığı, hücresel mikro çevre ve yaşam tarzı faktörlerinden etkilendiği dinamik bir etkileşim olduğunu düşündürmektedir.

Hem ileri adenomları hem de kolorektal kanseri etkileyen yaygın yatkınlık varyantlarının tanımlanması, hastalık süresince genetik etkinin bir sürekliliğini göstermektedir; burada bir yoldaki disregülasyon, telafi edici mekanizmaları başlatabilir veya diğer ağlarla çapraz konuşma yapabilir.[1] Örneğin, 15q13.3 kromozomu üzerindeki CRAC1 (HMPS) lokusu, genetik faktörlerin karmaşık ağına katkıda bulunarak kolorektal kanser riski üzerindeki etkisiyle de tanınmaktadır.[25] Bu ağ etkileşimlerini ve hiyerarşik düzenlemeyi anlamak, hastalığın terapiye direnç veya metastatik potansiyel gibi ortaya çıkan özelliklerini belirlemek ve bu birbirine bağlı yollar içindeki birden fazla noktaya müdahale eden hedefe yönelik terapötik stratejiler geliştirmek için çok önemlidir.

Risk Stratifikasyonu ve Kişiselleştirilmiş Önleme

Section titled “Risk Stratifikasyonu ve Kişiselleştirilmiş Önleme”

Kolorektal kanserin (CRC) ve ileri adenomların genetik temellerini anlamak, risk stratifikasyonunu geliştirmek ve kişiselleştirilmiş önleme stratejileri geliştirmek için çok önemlidir. Araştırmalar, kalıtsal sendromların KRK vakalarının küçük bir yüzdesini oluşturmasına rağmen, önemli bir kısmının sendromik olmayan ailesel riski içerdiğini ve genetik faktörlerin rolünü vurguladığını göstermektedir.[26] Genetik risk varyantları, bireysel risk profillerini bilgilendirebilecek, böylece kişiye özel tarama ve erken teşhis çabalarını sağlayabilecek invaziv olmayan ve uygun maliyetli biyobelirteç testleri geliştirmek için umut verici bir yol sunmaktadır.[26] Genetik ve epigenetik biyobelirteçlerin çevresel risk faktörleriyle entegrasyonu, pozitif bir fekal gizli kan testinden sonra ancak invaziv bir kolonoskopiden önce daha ileri müdahaleye rehberlik etmek gibi mevcut tarama paradigmalarını tamamlayabilir.[26] Daha yüksek risk altındaki bireylerin belirlenmesi, özellikle sporadik KRK’nin adenom-karsinom dizisinde iyi tanımlanmış öncüler olan ileri adenomlarla ilgili olarak hedeflenmiş önlemeye olanak tanır.[26]Bu yüksek riskli adenomların kolonoskopik polipektomi yoluyla çıkarılmasının, KRK mortalitesini önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir ve bu da onların hastalık önleme için birincil hedefler olarak önemini vurgulamaktadır.[5]Bu nedenle, genetik bilgiler tarama protokollerini iyileştirebilir ve yoğun gözetimden veya önleyici tedbirlerden yararlanma olasılığı en yüksek olanların uygun bakımı almasını sağlayarak, kolorektal sağlık yönetimine daha bireyselleştirilmiş bir yaklaşıma doğru ilerlenmesini sağlar.

Genetik Biyobelirteçlerin Tanısal Kullanımı

Section titled “Genetik Biyobelirteçlerin Tanısal Kullanımı”

Genetik biyobelirteçler, bireyin kolorektal kanser ve ileri adenomlara yatkınlığının değerlendirilmesinde önemli tanısal fayda sağlar. Genom çapında ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), çok sayıda genetik risk faktörünü ortaya çıkarmada etkili olmuş ve bu durumların karmaşık genetik yapısı hakkında değerli bilgiler sağlamıştır.[26] Örneğin, rs17659990 (DOCK3) ile kolorektal kanser riski arasında önemli bir ilişki tespit edilmiş ve belirli analizlerde genom çapında anlamlılığa ulaşılmıştır.[26] Ayrıca, daha önce CRC duyarlılığı üzerindeki etkileriyle tanınan rs12953717 (SMAD7) gibi çeşitli tek nükleotid polimorfizmleri (SNP’ler), farklı kohortlarda doğrulanmış ve tanısal belirteçler olarak potansiyellerini güçlendirmiştir.[26] CRC’nin ötesinde, bazı genetik varyantlar, erken müdahale için kritik olan ileri adenom riskiyle ilişkilidir. Örneğin, rs7944251 (FAT3), ileri adenom riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir ve daha düşük risk profillerine sahip bireylerin belirlenmesinde potansiyel rolünü düşündürmektedir.[26] Hastalıkla ilgili varyantların devam eden keşfi, ilk analizlerde genom çapında anlamlılığa ulaşmayanlar bile, karmaşık hastalıkların ‘kayıp kalıtılabilirliğinin’ çözülmesi ve eyleme geçirilebilir genetik belirteçler panelinin genişletilmesi için çok önemlidir. Bu bulgular, daha kapsamlı bir risk değerlendirmesine katkıda bulunarak, tanısal test ve sürveyans stratejileri için klinik kararlara rehberlik etmektedir.

Genetik belirteçler, kolorektal sağlıkta hastalık progresyonunu ve uzun dönem sonuçlarını öngörerek değerli prognostik öngörüler sağlar. Spordik KRK’ların ileri adenomlar gibi premalign lezyonlardan geliştiği yerleşik adenom-karsinom sekansı, bu öncüllerin erken teşhis ve yönetiminin önemini vurgulamaktadır.[26]Genetik varyantlar, adenom gelişme olasılığını ve bunların daha sonra invaziv kansere ilerlemesini etkileyebilir, böylece bir bireyin hastalık seyrini tahmin etmek için bir araç sunar. Bu sekansı etkileyen genetik faktörleri belirleme yeteneği, klinisyenlerin hastalık seyrini daha iyi tahmin etmelerini ve zamanında müdahaleler uygulamalarını sağlar.

Spesifik tedavi yanıtı verileri kapsamlı bir şekilde detaylandırılmamış olsa da, kişiselleştirilmiş tarama ve önlemenin temel amacı, erken teşhis yoluyla uzun dönem sonuçları iyileştirmeyi doğrudan ima etmektedir. rs7944251 (FAT3) gibi ileri adenom riski veya rs17659990 (DOCK3) gibi KRK riski ile ilişkili SNP’lerin tanımlanması, hangi bireylerin adenom-karsinom yoluyla gelişme veya ilerleme açısından daha yüksek risk altında olduğunu tahmin etmek için bir temel sunar.[26] Bu prognostik bilgi, daha agresif izleme stratejilerine veya önleyici tedbirlere rehberlik edebilir ve sonuç olarak KRK insidansını ve mortalitesini azaltmayı amaçlar.

Kolorektal Sağlık Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Section titled “Kolorektal Sağlık Hakkında Sıkça Sorulan Sorular”

Bu sorular, mevcut genetik araştırmalara dayanarak kolorektal sağlığın en önemli ve spesifik yönlerini ele almaktadır.


1. Ailemde çok sayıda kolon sorunu var; mahkum muyum?

Section titled “1. Ailemde çok sayıda kolon sorunu var; mahkum muyum?”

Hayır, mahkum değilsiniz, ancak riskiniz muhtemelen daha yüksek. Kolorektal kanser vakalarının yaklaşık %30’u aileseldir, yani tek bir tanımlanmış gen mutasyonu olmasa bile aile üyeleri arasında artmış bir risk söz konusudur. Tarama programınızı yönlendirmek için aile geçmişinizi doktorunuzla görüşmeniz çok önemlidir.

2. Sağlıklı besleniyorum ve egzersiz yapıyorum; yine de kolon kanseri olabilir miyim?

Section titled “2. Sağlıklı besleniyorum ve egzersiz yapıyorum; yine de kolon kanseri olabilir miyim?”

Evet, maalesef yine de olabilirsiniz. Kolorektal kanser hem yaşam tarzından hem de kalıtsal genetik faktörlerden etkilenir. Sağlıklı bir yaşam tarzı riskinizi önemli ölçüde azaltırken, genetik yatkınlıklar hala rol oynar; bu durum, riski etkileyenSMAD7 gibi genlerdeki yaygın varyantlarda görülebilir.

3. Kardeşimde erken yaşta polipler çıktı; kendim için daha çok endişelenmeli miyim?

Section titled “3. Kardeşimde erken yaşta polipler çıktı; kendim için daha çok endişelenmeli miyim?”

Evet, daha dikkatli olmak akıllıca olur. Bir kardeş gibi yakın bir aile üyesi polip veya kolorektal kanser geliştirirse, belirli yatkınlaştırıcı mutasyonlar bulunmasa bile, kendi ailesel riskinizi artırır. Aile öykünüze dayalı erken ve düzenli tarama önemlidir.

4. Kolon kanseri riskimi öğrenmek için genetik test yaptırmaya değer mi?

Section titled “4. Kolon kanseri riskimi öğrenmek için genetik test yaptırmaya değer mi?”

Durumunuza bağlıdır, ancak genetik testlerin değeri giderek artmaktadır. Genetik risk varyantları, kişiselleştirilmiş risk profili oluşturma potansiyeli sunar. Mevcut testler tüm riski açıklamamasına rağmen, tarama stratejilerine rehberlik etmeye yardımcı olabilirler ve gelecekte non-invaziv biyobelirteç testlerini kolaylaştırabilirler.

5. Basit bir kan testi kolonoskopiden önce riskimi söyleyebilir mi?

Section titled “5. Basit bir kan testi kolonoskopiden önce riskimi söyleyebilir mi?”

Kapsamlı risk için henüz değil, ancak araştırmalar ilerliyor. Bilim insanları, genetik ve epigenetik faktörleri çevresel risklerle birleştiren çoklu belirteç panellerini araştırıyorlar. Bunlar, başlangıç taramasından sonra daha ileri tanı yöntemlerine rehberlik ederek, potansiyel olarak acil invaziv prosedürlere olan ihtiyacı azaltabilir.

6. Bazı insanlar neden güçlü bir aile öyküsü olmasa bile kolon kanseri olur?

Section titled “6. Bazı insanlar neden güçlü bir aile öyküsü olmasa bile kolon kanseri olur?”

Kolorektal kanser karmaşık bir durumdur.CASC8, MYC ve COLCA1/COLCA2 yakınındaki yaygın genetik varyantlar gibi birçok varyant, belirgin bir aile öyküsü olmasa bile riske küçük bir katkıda bulunur. Çevresel maruziyetler ve zamanla kendiliğinden meydana gelen genetik değişiklikler de önemli roller oynar.

7. Ailemde kolon kanseri varsa diyetimin gerçekten bir önemi var mı?

Section titled “7. Ailemde kolon kanseri varsa diyetimin gerçekten bir önemi var mı?”

Evet, diyetiniz önemli ölçüde önemlidir. Genetik yatkınlıkları miras alsanız da, diyet gibi yaşam tarzı faktörleri, genlerinizin epigenetik değişiklikler yoluyla nasıl ifade edildiğini etkileyebilir. Bu değişiklikler riskinizi etkileyebilir ve sağlıklı beslenmeyi düzenli tarama ile birlikte önlemenin önemli bir parçası haline getirebilir.

8. Bazı genler beni kolon poliplerinden gerçekten koruyabilir mi?

Section titled “8. Bazı genler beni kolon poliplerinden gerçekten koruyabilir mi?”

Evet, bazı genetik varyasyonlar gerçekten koruyucu bir etki sunabilir. Örneğin, FAT3 genindeki belirli bir varyant, kolorektal kanserin öncüsü olan ileri adenom riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bu, genetik faktörlerin karmaşık etkileşimini vurgulamaktadır.

9. Stres veya çevre, kolon genlerimin çalışma şeklini değiştirir mi?

Section titled “9. Stres veya çevre, kolon genlerimin çalışma şeklini değiştirir mi?”

Evet, kesinlikle. Yaşam tarzı ve potansiyel olarak stres dahil olmak üzere çevresel faktörler, epigenetik değişikliklere neden olabilir. Bu değişiklikler DNA dizinizi değiştirmez, ancak genleri açıp kapatabilir ve kolorektal kanser gelişiminde önemli bir rol oynar.

10. Doktorlar ailemde neden bazen belirgin bir genetik nedeni gözden kaçırır?

Section titled “10. Doktorlar ailemde neden bazen belirgin bir genetik nedeni gözden kaçırır?”

Bu, genellikle “kayıp kalıtılabilirlik” olarak adlandırılan yaygın bir sorundur. Bazı ailelerde belirgin, nadir, yüksek penetranslı mutasyonlar bulunurken (vakaların %5-10’u), ailesel vakaların yaklaşık %30’u, açıkça tanımlanmış yatkınlaştırıcı mutasyonlar olmaksızın artmış risk gösterir. Birçok yaygın genetik varyantın her biri küçük, tespiti zor bir etkiye katkıda bulunur.


Bu SSS, mevcut genetik araştırmalara dayanarak otomatik olarak oluşturulmuştur ve yeni bilgiler elde edildikçe güncellenebilir.

Sorumluluk Reddi: Bu bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine kullanılmamalıdır. Kişiselleştirilmiş tıbbi rehberlik için daima bir sağlık hizmeti sağlayıcısına danışın.

[1] Hofer P, Hagmann M, Brezina S, Dolejsi E, Mach K, Leeb G, Baierl A, Buch S, Sutterlüty-Fall H, Karner-Hanusch J, Bergmann MM, Bachleitner-Hofmann T, Stift A, Gerger A, Rötzer K, Karner J, Stättner S, Waldenberger M, Meitinger T, Strauch K, Linseisen J, Gieger C, Frommlet F, Gsur A. “Bayesian and frequentist analysis of an Austrian genome-wide association study of colorectal cancer and advanced adenomas.”Oncotarget, 2017.

[2] Hahn MM, de Voer RM, Hoogerbrugge N, et al. “The genetic heterogeneity of colorectal cancer predisposition - guidelines for gene discovery.”Cell Oncol, vol. 39, 2016, pp. 491-510.

[3] Chakravarti, A., et al. “Finding the missing heritability of complex diseases.” Nature, vol. 461, 2009, pp. 747-753.

[4] Broderick P, Carvajal-Carmona L, Pittman AM, et al. “A genome-wide association study shows that common alleles of SMAD7 influence colorectal cancer risk.”Nat Genet, vol. 39, 2007, pp. 1315-1317.

[5] Winawer SJ, Zauber AG, Ho MN, et al. “Prevention of colorectal cancer by colonoscopic polypectomy.”N Engl J Med, vol. 329, 1993, pp. 1977-1981.

[6] Zuber V, Duarte Silva AP, Strimmer K. “A novel algorithm for simultaneous SNP selection in high-dimensional genome-wide association studies.” BMC Bioinformatics, vol. 13, 2012, p. 284.

[7] Gibson G. “Rare and common variants: twenty arguments.” Nat Rev Genet, vol. 13, 2012, pp. 135-145.

[8] Ioannidis JP, Patsopoulos NA, Evangelou E. “Heterogeneity in meta-analyses of genome-wide association investigations.” PLoS One, vol. 2, 2007, p. e841.

[9] Tomlinson IP, Webb E, Carvajal-Carmona L, Broderick P, Howarth K, Pittman AM, Spain S, Lubbe S, Walther A, Sullivan K, Jaeger E, Fielding S, Rowan A, et al. “A genome-wide association study identifies colorectal cancer susceptibility loci on chromosomes 10p14 and 8q23.3.”Nat Genet, 2008; 40:623-630.

[10] Peters U, Hutter CM, Hsu L, et al. “Meta-analysis of new genome-wide association studies of colorectal cancer risk.”Hum Genet, vol. 131, 2012, pp. 217-234.

[11] Berndt SI, Potter JD, Hazra A, et al. “Pooled analysis of genetic variation at chromosome 8q24 and colorectal neoplasia risk.” Hum Mol Genet, vol. 17, 2008, pp. 2665-2672.

[12] Hutter CM, Slattery ML, Duggan DJ, et al. “Characterization of the association between 8q24 and colon cancer: gene-environment exploration and meta-analysis.”BMC Cancer, vol. 10, 2010, pp. 1-15.

[13] Kara M, Yumrutas O, Ozcan O, Celik OI, Bozgeyik E, Bozgeyik I, Tasdemir S. “Differential expressions of cancer-associated genes and their regulatory miRNAs in colorectal carcinoma.”Gene, 2015; 567:81-86.

[14] Tomlinson I, Webb E, Carvajal-Carmona L, et al. “A genome-wide association scan of tag SNPs identifies a susceptibility variant for colorectal cancer at 8q24.21.”Nat Genet, vol. 39, 2007, pp. 984-988.

[15] Dunlop MG, Dobbins SE, Farrington SM, et al. “Common variation near CDKN1A, POLD3 and SHROOM2 influences colorectal cancer risk.”Nat Genet, vol. 44, 2012, pp. 770-776.

[16] Carvajal-Carmona LG, Cazier JB, Jones AM, et al. “Fine-mapping of colorectal cancer susceptibility loci at 8q23.3, 16q22.1 and 19q13.11: refinement of association signals and use of in silico analysis to suggest functional variation and unexpected candidate target genes.”Hum Mol Genet, vol. 20, 2011, pp. 2879-2888.

[17] Houlston RS, Cheadle J, Dobbins SE, et al. “Meta-analysis of three genome-wide association studies identifies susceptibility loci for colorectal cancer at 1q41, 3q26.2, 12q13.13 and 20q13.33.”Nat Genet, vol. 42, 2010, pp. 973-977.

[18] Schmit SL, Schumacher FR, Edlund CK, Conti DV, Raskin L, Lejbkowicz F, Pinchev M, Rennert HS, Jenkins MA, Hopper JL, Buchanan DD, Lindor NM, Le Marchand L, et al. “A novel colorectal cancer risk locus at 4q32.2 identified from an international genome-wide association study.”Carcinogenesis, 2014; 35:2512-2519.

[19] Tenesa A, Farrington SM, Prendergast JG, et al. “Genome-wide association scan identifies a colorectal cancer susceptibility locus on 11q23 and replicates risk loci at 8q24 and 18q21.”Nat Genet, vol. 40, 2008, pp. 631-637.

[20] Lemire M, Qu C, Loo LW, et al. “A genome-wide association study for colorectal cancer identifies a risk locus in 14q23.1.”Hum Genet, vol. 134, 2015, pp. 1249-1262.

[21] Tomlinson IPM, Carvajal-Carmona LG, Dobbins SE, et al. “Multiple common susceptibility variants near BMP pathway loci GREM1, BMP4, and BMP2 explain part of the missing heritability of colorectal cancer.”PLoS Genet, vol. 7, 2011, p. e1002105.

[22] Liu L, Zhou C, Zhou L, et al. “Functional FEN1 genetic variants contribute to risk of hepatocellular carcinoma, esophageal cancer, gastric cancer and colorectal cancer.”Carcinogenesis, vol. 33, 2012, pp. 119-123.

[23] Kocarnik JD, Hutter CM, Slattery ML, Berndt SI, Hsu L, Duggan DJ, Muehling J, Caan BJ, Beresford SA, Rajkovic A, Sarto GE, Marshall JR, Hammad N, et al. “Characterization of 9p24 risk locus and colorectal adenoma and cancer: gene-environment interaction and meta-analysis.”Cancer Epidemiol Biomarkers Prev, 2010; 19:3131-3139.

[24] Kantor ED, Hutter CM, Minnier J, Berndt SI, Brenner H, Caan BJ, Campbell PT, Carlson CS, Casey G, Chan AT, Chang-Claude J, Chanock SJ, Cotterchio M, et al. “Gene-environment interaction involving recently identified colorectal cancer susceptibility loci.”Cancer Epidemiol Biomarkers Prev, 2014; 23:1824-1833.

[25] Jaeger E, Webb E, Howarth K, Carvajal-Carmona L, Rowan A, Broderick P, Walther A, Spain S, Pittman A, Kemp Z, Sullivan K, Heinimann K, Lubbe S, et al. “variants at the CRAC1 (HMPS) locus on chromosome 15q13.3 influence colorectal cancer risk.”Nat Genet, 2008; 40:638-643.

[26] Hofer P, Hagmann M, Brezina S, et al. “Bayesian and frequentist analysis of an Austrian genome-wide association study of colorectal cancer and advanced adenomas.”Oncotarget, vol. 7, 2016, pp. 4344-4355.